Kitap Künyesi
Yazar: Edward Said
Çevirmen: Berna Ülner
Orijinal Adı: Orientalism, Western Conceptions Of The Orient
Yayın Evi: Metis Yayınları
İSBN: 9789753422369
Sayfa Sayısı: 416
--reklam--
Şarkiyatçılık Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Yirminci yüzyılın en sarsıcı, en etkili kitaplarından biri olan Şarkiyatçılık'ta, "Batı"nın "Doğu"ya bakış tarzını büyük bir zihinsel güçle sorgulamıştır Edward Said:"Şark'ın kurulmuş bir şey olduğunu ileri sürüyorum kitabımda; coğrafi uzamların, bu uzamlara özgü din, kültür ya da ırksal özlere dayanılarak tanımlanabilecek yerli ve kökten 'farklı' sakinleri olduğu düşüncesinin tartışma götürür bir düşünce olduğunu iddia ediyorum. Ama kuşkusuz, 'bizi en iyi biz biliriz' şeklindeki sınırlayıcı düşünceye katılmam da mümkün değil."Şarkiyatçılığın kusurunun, hem düşünsel hem de insani bir kusur olduğu kanısındayım; çünkü Şarkiyatçılık, önce dünyanın bir bölgesini kendine yabancı saymış, sonra ona dair değişmez bir yargı kurmuş, böylece insan deneyimiyle özdeşleşememe, dahası bunun insan deneyimi olduğunu görememe kusurunu işlemiştir. Eğer yirminci yüzyılda yeryüzündeki halkların pek çoğunun yaşadığı genel siyasi ve tarihi bilinç yükselişinden gereğince yararlanabilirsek, Şarkiyatçılığın dünya çapındaki hakimiyeti ve temsil ettiği her şey karşı çıkılabilir hale gelecektir... 'Şark' bir yana bırakılmalıdır. Şarkiyatçılığın bize sunduğu bütün o ırksal, ideolojik, emperyalist klişelerle birlikte. Böylece insan topluluğunu ilerletmeye yönelik genel girişimi, ırksal, etnik ya da ulusal farklılaşmalardan daha önemli sayan araştırmacılar, eleştirmenler, aydınlar ve insanlar çıkacaktır ortaya."Şarkiyat bilgisinin bugün bir anlamı varsa eğer, o da Şarkiyatçılığın, herhangi bir bilgide, herhangi bir yerde, her an ortaya çıkması mümkün bir zaaf konusunda uyarıcı bir örnek oluşturmasıdır. Okuruma Şarkiyatçılığa verilecek yanıtın Garbiyatçılık olmadığını göstermiş olduğumu umuyorum.
--reklam--
Şarkiyatçılık Alıntıları - Sözleri
- Şimdiki neslin gençlerine filolojinin düşüncesi bile fena halde eski ve demode geliyor, ama aslında en temel, en yaratıcı yorum sanatıdır filoloji.
- Şarkiyatçı temsilin didaktik niteliği, Şark'ı sahneleme işinin bütününden ayrı tutulamaz. Şark kitaplığı gibi sistemli bir çalışma ve araştırma ürünü olan bilgisel yapıtlarda yazar, üzerinde çalıştığı malzemeyi sıkı bir düzene sokar; ayrıca basılı sayfanın verdiği şeyin, malzemeye ilişkin düzenli, disiplinli bir akıl yürütme olduğunu okur iyice anlasın ister. Şark Kitaplığı'nın bu yolla aktardığı şey, Şarkiyatçılığın gücüne, etkinliğine ilişkin bir kanıdır; bu kanı okura, bundan böyle her an, Şark'a ulaşmak için Şarkiyatçılığın sağladığı bilgi ağlarından ve şifremelerinden geçmek zorunda olduğunu hatırlatır. Batı Hıristiyanlığının ahlaki gereklerine uydurulmakla kalmaz Şark; aynı zamanda, düzeltmeler, kanıtlamalar için Batı zihnini öncelikle Şark'a ait kaynaklara değil, başka Şarkiyatçı yapıtlara gönderen bir dizi tutum ve yargı tarafından kuşatılır.
- Şarklı demeyi seçtiğiniz insanlar karşısında böyle üstünlük taslamaya hakkınız var mı?
- Şarkiyatçılık, Batı'dan güçsüz olduğu için Şark'a kararlı bir biçimde dayatılmış olan bir siyasal öğretidir temelde; Batı, bu dayatmada, Şark'ın güçsüzlüğüyle birlikte farklılığını da görmezden gelir.
- İslam'ın olağanüstü "içtihat" geleneğinin yavaş yavaş kaybolması, zamanımızın en büyük kültürel felaketlerden biri oldu; bunun sonucunda, eleştirel düşünce ve bireyin modern dünyanın sorunlarıyla cebelleşmesi de son buldu. Bunların yerine bağnazlık ve dogma hüküm sürüyor artık.
- Şarkiyatçılık söz konusu olduğunda, akademik araştırmaya dayalı ihtisası bir coğrafi "alan" terimiyle dile getirmek, yapılanın ne olduğunu yeterince açığa vuruyor; zira Şarkiyatçılıkla simetrik Garbiyatçılık denen bir alan tasarlamak olası değil.
- Arapların ancak çatışma durumunda bir işe yaradıkları; saygınlığın yalnız başkalarına egemen olma becerisine dayalı olduğu utanç kültüründe öç almak bir erdem sayılıyor.
- İslam’ın Roma’ya üstün gelmesi, Roma‘yı gölgede bırakması, geçmişte ya da günümüzde hiçbir Avrupalı zihinden silinmiş olamaz.
- Şark'ın, İngilizler ile Fransızların çıkarlarının gerçek anlamda örtüştüğü tek kısmında, artık can çekişen Osmanlı İmparatorluğunun topraklarında, bu iki düşman çatışmalarını kendilerine özgü ve neredeyse kusursuz bir uyumla sürdürmeyi becerdi.
- Her çağ, her toplum kendi "Ötekiler"ini yeniden yaratır. Dolayısıyla, dural bir şey olmayan kendinin ya da "öteki'nin kimliği, tekrar tekrar elden geçirilen tarihsel, toplumsal, düşünsel, siyasal bir süreçtir; tüm toplumlarda bu süreç, bireyler ile kurumların katıldıkları bir çekişme olarak ortaya çıkar.
--reklam--
Şarkiyatçılık İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Dünyayı doğu ve batı olarak ayırmanın altında oryantalist zihniyet yer alır: batılılara göre doğu'nun bir "benlik yapısı" dahi yoktur, çünkü onlar (ötekiler) toplumsal bir varlığın bütünüdür. hepsi birbirinin aynısıdır ve toplu olarak batı'dan radikal bir biçimde farklılardır. edward said’e göre batılılar, doğululara atfedilen tüm bu özelliklere karşı koyarak ancak kendi benliklerini oluşturabilmiş ve karakterize etmişlerdir. bu düşünceyi şuna benzetebiliriz: batı, doğu’yu kendi uzantısı gibi görmektedir. yani kendi içinde bulunan “ilkellik” duygusunu bastırmış ve bu “aşağılık” hissinden kurtulmak adına doğu’dan kendini tamamen soyutlamak asıl amacı haline gelmiştir. böylece “biz” ve “ötekiler” olarak dünyayı ikiye bölmüşlerdir (Furkan)
Edward w. Said şarkiyatçılık kitabinda Batı'nın Doğu'u nasıl ele aldığını, Batı'nın Doğu'ya bakış açısını, sömürge çalışmalarını ele almış. Yazar da Doğu-Batı arasında kalmış ve bu Doğu-Batı arasında kalması elbette kitaba da yansımış kitap, şarkiyatı hiç bilmeyenler için ağır bir kitap. Ama bu konu ile ilgili daha önce okuma yapmış olanların kesinlikle okuması gereken bir kitap. (biblioman)
Podcast: Şarkiyatçıclık, Edward Said: Podcasti dinlemek için YouTube linki: https://youtu.be/ddNst2rRVM0 Selam kitapçokseverler. Bu bölümde karşılaştırmalı edebiyat profesörü ve aktivist, teorisyen Edward W. Said'in Şarkiyatçılık eserini konuşuyoruz. Şarkiyatçılık nedir? Şarkiyatçılığın etkinlik alanı, Şarkiyatçı yapılar ve yeniden yapılandırmaları ve bugünkü Şarkiyatçılık başlıkları üzerinden Said'in fikirlerini tartışıyoruz. Fransa Kralı IV. Philippe(Yakışıklı Philippe)'in Doğu'ya akınlar düzenleyen Haçlı Ordusu, Tapınak Şövalyeleri'nin kazandığı güç ve büyük serveti, Papalık Meclisi'ni Roma'dan Fransa'ya Avignon'a getirmesiyle başlayan Şarkiyatçılığın, Napolyon Bonapart'ın Mısır Seferi'yle yükselişe geçişini, Silvestre de Sacy ve Ernest Renan'ın kurduğu antropoloji ve filoloji laboratuvarıyla bilimselleşmesini konuşuyoruz. Keyifli dinlemeleriniz olması dileğiyle. Sevgiler. (Okur Sohbetleri)
--reklam--
Şarkiyatçılık PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Edward Said - Şarkiyatçılık kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Şarkiyatçılık PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Edward Said Kimdir?
Edward Wadie Said, 1935 yılında Kudüs’te doğmuştur. Anne ve babası Filistinli olan Said’in önadının (Edward) bir İngiliz ismi olmasında annesinin 1935’lerde Galler Prensi’ne olan hayranlığı etkili olmuştur. Babasının I. Dünya Savaşı sırasında askerliğini Fransa’da, Amerikan Keşif Kuvvetlerinde yaparken ABD vatandaşlığını kazanması, ABD’ye gitmesi ve orada birkaç yıl okuması onun daha sonraki hayatı üzerinde etkili olacaktır.
Kahire Victoria Koleji’nde lise öğrenimine devam ederken sorun çıkardığı gerekçesiyle bu okuldan uzaklaştırılan Said, babası tarafından ABD’deki Massachuttes Mount Hermon School’a gönderildi. Victoria Koleji’inde iyi bir eğitim aldığı için bu okulda dereceye girmeyi başarmıştır. Üniversite öğrenimini Princeton ve Colombia Üniversitesi’nde İngiliz edebiyatı üzerine yaptı. 1963’te Colombia Üniversitesi’nde ders vermek üzere New York’a geldiğinde egzotik ama özel bir dikkat gösterilmesi gerekmeyen Arap kökenli biri olarak görülen Said, 1967 Arap-İsrail Savaşı’ından sonra bir Filistinli olması nedeniyle büyük değişim geçirdi ve az da olsa siyasal olayların içinde yer almaya başladı. 1970’li yıllara geldiğinde hem Batı hem de Araplar adına konuşmak zorunda kalan biri konumuna geldi. Böylesi zor bir durumdan çok sesli bir biçimde düşünmeye ve yazmaya başlayarak kurtulmayı kısmen başardı. Bununla birlikte Arap dünyasında Filistin yüzünden bir çok hakarete maruz kaldı. Yahudi Savunma Konseyi kendisini Nazi ilan etti. Üniversitedeki odası kundaklandı, kendisi ve ailesi sayısız ölüm tehditleri aldı. Bütün bunlara rağmen ünü kötü olan Filistin davasına bağlı olduğunu ilan etmekten çekinmedi. 1977’de Filistin Kurtuluş Örgütü’nün parlamentosu görevini gören Filistin Ulusal Konseyi üyesi seçildi. 1991’de başlayan Oslo, yani İsrail ile masa başında anlaşabilmek için Filistin halkının meşru haklarından taviz verme sürecine şiddetle karşı çıktığından, Konsey’den istifa etti. Filistin halkına desteğini son günlerine kadar devam ettirdi.
Akademik hayatına gelince Said, 1974’te Harvard’da arşılaştırmalı Edebiyat Bölümü’nde konuk öğretim üyesi olarak, 1975’te Stanford Davranış Bilimleri İleri Araştırmalar Merkezi’nde burslu araştırmacı olarak, 1979’da John Hopkins Üniversitesi Beşeri Bilimler Bölümü’nde misafir öğretim üyesi olarak bulundu. Arab Studies Quarterly’de editörlük yaptı. New York’taki Dış İlişkiler Konseyi, Amerikan Sanatlar Akademisi ve PEN yönetim kurulu üyeliklerini yürüttü. 1976’da Harvard Üniversitesi Bowdoin Ödülü’nü, 1994’de ise Lionel Trilling Ödülü’nü aldı.
Lisans ve lisans üstü eğitiminde edebiyat, felsefe ve müzik dersleri alan Said müzikolog, verimli bir denemeci, düşüncesi ve tavır alışları coşkunluk doğuran bir düşünür olarak tarihteki yerini almıştır.
Said, 24 Eylül 2003 tarihinde uzun süreden beri çekmekte olduğu lösemi hastalığına yenik düşerek 68 yaşında vefat etmiştir.
--reklam--
Edward Said Kitapları - Eserleri
- Entelektüel
- Şarkiyatçılık
- Oryantalizm (Doğubilim)
- Yersiz Yurtsuz
- Kültür ve Direniş
- Medyada İslam
- Kış Ruhu
- Freud ve Avrupalı Olmayan
- Kültür ve Emperyalizm
- Hümanizm ve Demokratik Eleştiri
- Müzikal Nakışlar
- Filistin'in Sorunu
- Geç Dönem Üslubu
- Başlangıçlar - Niyet ve Yöntem
- Joseph Conrad ve Otobiyografide Kurmaca
- Oslo''dan Irak''a ve Yol Haritası
- Müzik Üzerine Görüşler
- Oryantalizm Eleştirileri
- Sürgün Üzerine Düşünceler
- Paralellikler ve Paradokslar
- Haberlerin Ağında İslam
- Yeni Binyılda Filistin Sorunu
- İktidar, Siyaset ve Kültür
- Yazınsal Eleştiri Söyleşiler
--reklam--
Edward Said Alıntıları - Sözleri
- Bernard Lewis'in taktiği kötü niyetli gözlemleri ile etimolojiyi, kökenbilimi hileli kullanımıyla kültürleri karalayarak kitleleri sınıflandırmaktır. (Haberlerin Ağında İslam)
- Her hakikat, yaşamak için bir maskeye ihtiyaç duyar. Joseph Conrad (Joseph Conrad ve Otobiyografide Kurmaca)
- - "Tüm kültürler birbirinin içine karışmıştır; hiçbiri ferdî ve katıksız değildir..." (Kültür ve Emperyalizm)
- - "Chinua Achebe: “Batılı yazarların eserleri, eşyanın tabiatı icabı otomatik olarak evrensellikten etkileniyordur! Evrenselliğe ulaşmak için çaba göstermesi gerekenler ise, yalnızca ötekilerdir. Sanki evrensellik, Avrupa yahut Amerika yönünde..." (Kültür ve Emperyalizm)
- - "Hiçbir içtimâî sistem, hiçbir tarihî vizyon, hiçbir teorik bütüncülleştirme ne denli güçlü olursa olsun, kendi alanı içinde var olan bütün alternatifleri veya uygulamaları kapsama gücüne sahip olamaz! Onların aşılması ihtimali daima baki kalır..." (Müzik Üzerine Görüşler)
- İslamiyet'in genel portresi üzerinde çarpıtmalar ve saptırmalar kanıtlıyor ki; bu insanlar İslamiyeti gerçekten anlamak arzusu içinde değiller. İslamiyet gerçeği hakkında ne görülebilecekleri görmek ne de duyabilecekleri duymak istiyorlar. (Haberlerin Ağında İslam)
- Fransız medeniyetinin Asyalılara, ve Doğu Akdeniz ahalisine neden cazip geldiği açık: Esasen Fransız medeniyeti Alman ve ingiliz medeniyetinden daha caziptir ve taklidi de kolaydır. Bir kere gösterişsiz, utangaç İngilizi düşününüz. Yalnızlığını, alışkanlıklarını... Bir de şenşakrak kozmopolit Fransızı düşünün. Hicap nedir bilmez. On dakika önce tanıdığı kimse ile sarmaş dolaştır. Eğitimi yarım olan Doğu'lu: bunlardan birincisinin, samimi, ötekinin ise şamatacının biri olduğunu anlayamaz. İngilizden nefret eder, Fransıza kucak açar.” (Oryantalizm (Doğubilim))
- Gördüğüm şeylere karşı,elimden bir şey gelmediği için kendimden nefret ettim, duyulmayan sesimden,delirmeyen aklımdan nefret ettim.' (Joseph Conrad ve Otobiyografide Kurmaca)
- Said bu akşam bizlere şunu anlattı: Freud’un kendi Yahudiliğiyle olan kısmi, parçalı, sıkıntılı ve kimi zaman kendi kendini yadsıyan ilişkisi, modern dünyada kimlik için bir model sağlayabilir. (Freud ve Avrupalı Olmayan)
- Kendimi bütünlüğü olan, tek bir kişi olarak düşünmüyorum. Ben birçok farklı şeyim. Onlar arasında bir denge tutturma kaygım da yok. Kendimi bütün farklılıkları silmeye çalışan biri olarak görmüyorum. Benim gayretim, farklılıklarımla birlikte yaşamak doğrultusunda. (Kültür ve Direniş)
- Batı'ya giden Doğulular oraya hayran hayran bakmak ve ileri bir kültürden nasip almak .için gidiyorlardı. Doğu'ya giden Batılıların derdi, görmüş olduğumuz gibi, hayli sakaydı. Kitapların sayışma gelince: 1800 ile 1950 arasında Batı'da Yakın Doğu ile ilgili 60.000 kitap yazılmış. Doğu'nun Batı hakkındaki kitapları ise bir elin parmakları kadar az (Oryantalizm (Doğubilim))
- "Batı"nın Araplara ve İslama karşı duyduğu husumet yüzünden Müslüman dünyanın hayıflanarak kendi haklılıklarının öfkesi içinde oturup geriye yaslanmasının pek bahanesi kalmamıştır. Bu husumetin nedenleri ve "Batı"nın buna destek veren yönleri korkusuzca analiz edildiğinde, bunu değiştirmek için çok önemli bir adım atılmış olacaktır. Ama kesinlikle iş burada bitmez: Bunun İslam karşıtı yeni bir propaganda silsilesine yol açmaması için, husumetin yerine başka bir şey konmalıdır. (Medyada İslam)
- İnsan yalnız kalır, doğru; ama her zaman sürüye uyup mevcut duruma hoşgörü göstermekten iyidir yalnızlık. (Entelektüel)
- sevgilin geçmişini sormuyorsa;merak etmediğinden değil,sıranın kendi geçmişine geleceğinden korkmasındandır (Başlangıçlar - Niyet ve Yöntem)
- Mevcut Amerikan toplumunun mantıksal oyununda yerli Amerikan Kızılderileri için nasıl çok az yer varsa, İsrail'de de Filistinliler için aynı durum söz konusudur: Onlar oraya âit değil. (İktidar, Siyaset ve Kültür)
- “Filistin,” diyordu Said, “nankör bir davadır.... Onun uğruna kendimizden verdikleriniz yetmiyormuş gibi, bir de gördüğünüz aşağılanma, suistimal ve toplum dışına sürülmeyle kalakalıverirsiniz. ... Kaç dostunuz bu konuya uzak durmayı yeğlemiştir? Kaç meslektaşınız Filistin tartışmasına asla girmemekten yana tavır almıştır? Bırakın Filistin’i ve Filistinlileri, kaç iyi niyetli liberal Bosna’ya, Çeçenistan’a, Somali’ye, Ruanda’ya, Güney Afrika’ya, Nikaragua’ya, Vietnam’a, yeryüzünün başka köşelerindeki ülkelerde yaşanan insan haklan ve sivil haklar meselelerine vakit ayırmaya gönül indirmiştir?" (Kültür ve Direniş)
- Aslında görülüyor ki bugünün islami gruplaşmalarının çoğu Amerika Birleşik devletleri'nin yörüngesinde odaklanıyor.... Açıkça destekleniyor... (Haberlerin Ağında İslam)
- - "Sigara kutuları, posta kartları… bir sürü yönlendirici düzenek, emperyal gücü yüceltip, İngiltere’nin stratejik, ahlâkî ve iktisadî iyiliği için imparatorluğun ne denli gerekli olduğunu vurgulamış, aynı zamanda da koyu renkli yahut aşağı ırklara, ıslah olmaz ve yok edilmeyi, sert bir biçimde yönetilmeyi, sonsuza değin boyunduruk altında tutulmayı gerektiren nitelikler yüklemiştir..." (Kültür ve Emperyalizm)
- İnsani bilimler eskiden antik Yunan ve Roma ile İbrani kültürlerinin üstün klasik metinlerinin incelenmesi şeklinde anlaşılırken; şimdilerde gerçekten çokkültürlü kökene sahip çok daha rengarenk bir izleyici kitlesinin, evvelden ihmal edilen ya da hiç adı sanı duyulmamış halklar ve kültürlerin, yine eskiden Avrupa kültürlerinin işgal ettikleri 'temizlenmiş alan'a girmeye başlamalarını hareketle destekledikleri evrensel düzeyde kabul gören bir olgudur. Antik Yunan ya da İsrail gibi alanlara tanınan ayrıcalıklar bile, genelde, onların özgünlüğünü büyük ölçüde azaltan uygun gözden geçirmelere maruz bırakılmıştır. (Hümanizm ve Demokratik Eleştiri)
- Başlangıç yalnızca bir eylem türü değil, aynı zamanda bir ruh hali, bir çalışma şekli, bir tavır, bir bilinçtir. (Başlangıçlar - Niyet ve Yöntem)
Yorumlar
0 yorum