Kitap Künyesi
Yazar: Abdullah Harmancı
Yayın Evi: Profil Yayıncılık
İSBN: 9789759963484
Sayfa Sayısı: 160
--reklam--
Seni Ne İhtiyarlattı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Seni Ne ihtiyarlattı?, ilk öyküsünü 1995'te, ilk öykü kitabını 2002'de yayınlayan Abdullah Harmancı'nın öykü yolculuğundaki dördüncü durağı. Kitabın birinci bölümünde yazarın önceki kitaplarında yer alan izlekler devam etmekle birlikte, dış dünyaya, toplumsala daha çok açılmış bir tavır dikkat çekiyor. İkinci bölümde ise, öykü üslubunda yazılmış denemeler var. Öyküyü deneyen, öykü dilinden yararlanmayı deneyen düşünceden çok yaşantılara yaslanan, belki deneme bile denmemesi gereken denemeler...
--reklam--
Seni Ne İhtiyarlattı Alıntıları - Sözleri
- Kimseyi kırmak istemedim. Kimseyi incitmek istemedim. Olurladım. Onayladım. Gülümsedim. Sevdim. Mutlu olsunlar istedim. Ama daima yitirdim onları.
- Kitaplarımızı insanları aşağılamak için kullanıyoruz. Belki de vazgeçmeliyiz kitaplardan , belki de Hz. Ömer’in yamalı elbise giymesi gibi, gururumuzu kıracak işler yapmalıyız.
- Acaba peşinde olduğumuz şey, sadece bilgi mi, hikmet mi, düşünce mi; yoksa işin içinde kitabın nesnesine yönelmiş bir “koleksiyonculuk” hastalığı da mı var? Hatta bu koleksiyonculuk hastalığı, bilme iştiyakının da mı önüne geçmiş?
- Şiir kaburgalarımı saran demir bir külçe gibi. Şiir sabahları uyandığımda dişlerimin arasından akan kan. Şiir dişlerimi sıktığım zaman duyduğum gıcırtı. Şiirin bedelini ödemekten yoruldum. Şiirin acısını çekmekten yoruldum.
- Yaşlanmak nedir bilir misiniz? Beklememektir yaşlanmak. Suların çekilmesidir bedeninizden. Teniniz solar. Umudunuz söner.
- Okuduklarımız gelecektir arkamızdan, kazandıysak onları kazandık. Gerisi önemli değil, önemli olan o sayfaları okurken kazandığımız güzellikler..
- Hiçlik olur mu, yokluk olur mu, bizim bütün okuma faaliyetlerimiz hakikatın aşkına değil midir, kazandığımız güzellikler için değil midir, güzellikler kazanmak için değil midir?
- "Yaşlanmak nedir bilir misiniz? Beklememektir yaşlanmak. Suların çekilmesidir bedeninizden. Teniniz solar. Umudunuz söner."
- Hiçbir zaman, hayatında hiçbir şeyin, kırılmayan, yavaş yavaş ama sağlamca ilerleyen bir çizgisi olmamıştı. Ne okumanın, ne yazmanın, ne evliliğin, ne doğrudan doğruya sevginin, sevmek denilen o eylemin, arkadaşlığın, bir hobinin, hiçbir şeyin ama hiçbir şeyin, istikrarlı, kopmayan, kırılmayan, kaybolmayan bir çizgisi olmamıştı.
- Kitaplar bizi kirletiyor, demişti. Bizler gururlu, kibirli, kendimizde bir “renk” gören kişileriz. Kendimizi çevremizdeki insanlardan üstün görüyoruz.
- "Artık eskisi kadar içimi yakmıyordu ama buna alışmak çok zor olmuştu."
- Bir kır kahvesinde ceketini unuturmuş gibi, bütün bir heyecanını, bütün bir neşesini, bütün bir umudunu, bütün kaygılarını, bütün beklentilerini, bütün kırıklıklarını unutacaktı.
- Ötekilere benzemekten nefret ediyorum , neden? Tatmin olmuş insanlardan nefret ediyorum , neden? Kibir mi bu? Benzemeye mi çalışmalıyım ?
- Evlenirsem, kitaplarımın arasında şiir müsveddelerinin çıkma ihtimali azalabilir.
- Günahkâr yanımı susturacak kadar derin bir dindar, dindar yanımı yok edecek kadar hesapsız bir günahkâr olamadım mı ben?
--reklam--
Seni Ne İhtiyarlattı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Gerçekten seni ne ihtiyarlattı?: Okuma sürecinde kitabı elimde taşırken gördüğüm kişilere hep sordum: Seni ne ihtiyarlattı?? Kitabı çok ama çok beğendim. İçindeki öykülerde muhakkak kendinizi,çevrenizi,hikayesini dinlediklerinizi ve daha birçok kişiyi bulacaksınız... Derinden etkilendiklerim de oldu. Ah be! dedirten de oldu. Hele o başörtüsü probleminin anlatıldığı öykü. İmam hatiplinin ödül kazanıp değersizce ödüllendirilmesi, hiç yabancı gelen hikayeler değildi maalesef :( Her insanı illaki ihtiyarlatan mevzular vardır. En güzeli ve gerçekten ihtiyarlamamiz gereken mevzu Hud suresinde gizliydi... Kısacası şiddetle tavsiyemdir. Keyifli okumalar... (M.Korkmaz)
Kitap insanın yaşadığı çelişki, buhran ve sıkıntıları kelimelerin ince işleyişiyle bize sunuyor, Bir dedenin, bir doçentin, bir öğretmenin yaşadıklarına şahit oluyoruz, penceresi kapatılan eve, kitaplarına o gittikten sonra ne olacağına dair üzüntü yaşayan babaya,şiiri bırakmaya karar verip bırakamayan şaire, bir şeyma ya seslenişe, ali şiirine eşlik eden intihar hikayesine,bir günlü bir sürü cümleye,öğretmene bir sürü öğretmene, yaşama dair çok fazla sorunun yer ettiği cinayet süsü öyküsüne, bizi ihtiyarlatan nedir, yazı nedir , yaşama başka yerden bakmalıyız düş kurmalı, yarı yolda bırakmamalıyız, yok olmaya karar verme hikayesine, öğrencilerine, dostlarına yer verdiği insanı düşündüren soruların ve hikayelerin olduğu bir yerlere götürüyor bizleri (Eda Çoban)
Peki sizi ne ihtiyarlartı?: Şu ana kadar yaptığım en uzun ve en değerli inceleme olacak galiba :) Çünkü bu kitap benim hocamın kitabı.. Çünkü bu kitap bana okumayı sevdiren hocamın kitabı.. Bana yol gösteren, yön veren güzel bir öykü yazarının kitabı.. Hatta ve hatta ben inceleme nedir bilmezken, okuduğum mutlu prens, motorlu kuş, şeker portakalı gibi kitapları tam olarak idrak edemeyen bir üniversite öğrencisi iken kitaba farklı açılardan bakmayı bana öğreten gönlümün en birinci üniversite hocasının kitabı.. Aklımdan silinmeyen “eğer öğrenirken zorlanmıyorsanız, beyninizi zorlamıyorsanız bir şey öğrenmiş sayılmazsınız.” sözlerinin sahibinin kitabı. Değerli insan üniversitede olduğu gibi bugün de hayatıma bir şeyler katmayı başardı. ‘silinmek’ ve en çokta ‘yaşam başka yerde’ hikayeleri ile kalbime dokundu ve gözlerimi doldurdu.. Çok güzel tevafuklar yaşadım.. Bugün üniversitedeki öğretmenimin kitabını okuduğum, inceleme yazdığım bir öğretmenler günü ve bende bir öğretmen adayıyım.. Bu inceleme ile de buradan tüm öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutlar atama bekleyenlere hayırlı atamalar dilerim :) Kitap incelemesinden çok hoca incelemesi oldu ama şunu belirteyim bende böylesine güzel anılara, izlere yol açmış bir insanın kitabı da sıradan bir kitap kesinlikle değil. Sözlerimi ‘yaşam başka yerde’ başlığı altındaki şu alıntı ile bitiyorum: “Çocuklarımız okul bahçesinden çıkıyorlar. Çocuklarımız çocuk olmaktan çıkıyorlar. Çocuklarımız gülümsemekten, çocuklarımız onları kimsenin umursamadığını anladıkları andan itibaren, büyük ve anlamlı hayaller kurmaktan, çocuklarımız günahsız bahar sabahlarından çıkıyor, aradıkları hayatın bu ülkede olmadığını anlamış olarak çemberimizden çıkıyor, çocuklarımız düşlerinden çıkıyor ve şehrin gürültüsü içerisinde iyi bir maaş, güzel bir araba, kaloriferli bir daire sahibi olmak üzere sinemalardan, kitapçılardan, spor salonlarından çıkıyor, uzaklara gidiyor, orada yaşıyorlar.” Güzel bir öğretmen olup, güzel izler bırakmak, çocuklarımızı yaşama döndürmek ve hayatlarına dokunmak, yeniden baharlar getirmek duası ve aşkı ile iyi geceler.. (Süm.)
--reklam--
Seni Ne İhtiyarlattı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Abdullah Harmancı - Seni Ne İhtiyarlattı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Seni Ne İhtiyarlattı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Abdullah Harmancı Kimdir?
1974 Konya doğumlu. Eğitimine 1980'de Kıbrıs'ta başladı. 1996'da Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi. Halen Karamanoğlu Mehmet Bey Üniversitesi'nde öğretim üyesi. İlk öyküsü 1995'te Dergahta çıktı. Öyküleri başta Dergah, Kırklar, Hece Öykü ve İtibar olmak üzere çeşitli edebiyat dergilerinde yayınlandı. 2007 yılında Yerlere Göklere adlı eseriyle Türkiye Yazarlar Birliği tarafından yılın hikayecisi seçildi.
--reklam--
Abdullah Harmancı Kitapları - Eserleri
- Seni Ne İhtiyarlattı
- Behçet Bey Neden Gülümsedi?
- Melek Kayıtları
- Yerlere Göklere
- Ertesi Dünya
- Aynalı Baba ile Râci
- Baltan Taşa Değecek
- Muhteris
- Hışırtı Avcısı
- Ötücü Kuşlar Festivali
- Bilgenin Gölgesi
- Yirmi Sekiz
- Küçük Prens Hakem Olsun
- Seni Ne İhtiyarlattı
- Kışın Şarkısını Kim Söyleyecek
- Kurmacanın Büyülü Sureti
- Evliya'nın Sırları
- Hışırtı Avcıları
- Baltan Taşa Değecek
- Yazının Yükü
- Yirmi Sekiz
--reklam--
Abdullah Harmancı Alıntıları - Sözleri
- Size kendinizi gösteren bir şeye rastladınız mı? (Behçet Bey Neden Gülümsedi?)
- Güzel olanı fark etmek. Güzel olanı görmek ve buna hayret etmek yani şaşırmak. İşte bu hayretin insana verdiği bir değer varmış. İnsan bu basamağa yükselmeden tamamlanamazmış! (Aynalı Baba ile Râci)
- "Yahu biraz susun da uyuyalım...Değil mi ama? Toplum bunu gerektirir." (Ötücü Kuşlar Festivali)
- Hep ikilik birlik için, Bak iki göz bir görüyor... (Aynalı Baba ile Râci)
- “Aynaya baktığında kendini gördü. Kendine baktığında yokluğunu. Yokluğundan bir boşluk doğdu. Boşluğa baktığında O’nu gördü. O’na baktığında yoksulluğunu.” (Melek Kayıtları)
- Kula itaat için Allah’a isyan olmaz. (Yirmi Sekiz)
- Kimseyi kırmak istemedim. Kimseyi incitmek istemedim. Olurladım. Onayladım. Gülümsedim. Sevdim. Mutlu olsunlar istedim. Ama daima yitirdim onları. (Seni Ne İhtiyarlattı)
- Kibrin incecik kanatlarının kalbine dokunup geçtiği demlerde kalbinde bir ürperiş bulurdu. Allah korusun, derdi. Allah korurdu. (Melek Kayıtları)
- Kendimden veya başkalarından veya içimden veya dışımdan kaçmak istediğimde bilmediğim sokaklarda yürürüm, yürürüm, yürürüm. (Baltan Taşa Değecek)
- "Marifet incitmemekte değil , incinmemekte!" (Bilgenin Gölgesi)
- Ruhum mu? Onunla baş başa kalmak mı? (Ertesi Dünya)
- "bazı insanlar bazı insanlara bazı insanları hatırlatır hatırlayanlar üzgündür, hatırlatanlar habersiz hatırlananlar mı onlar uzak bir şehirde büyük ihtimalle hiçbir şey hatırlamamaktadırlar" (Muhteris)
- Ben yağmurlu bir havada bilmediğim şehirlere doğru yolculuklara çıkayım. (Melek Kayıtları)
- Öykücüyü besleyen kaynakların başında edebiyat dışı metinler gelmektedir. Tarih okumak, anı okumak, sosyoloji okumak, günceli takip etmek, felsefe okumak ve bu gündemleri edebiyata taşımak gerekir. Öykücü öykü okuya okuya belli bir anlatım ustalığına ulaşabilir. Ulaşmalıdır da. Peki ne anlatacaksın? Derdin ne? Problem olarak neyi gündeme getireceksin? (Kurmacanın Büyülü Sureti)
- “ Hayatımda bir yıkılış, Bir doğruluşlarla. Bir ritm oluşturmuştum.” (Melek Kayıtları)
- Babasının kokusu koltuğa sinmişti. Uzun uzun kokladı. "Baba" dedikleri şey, ne kadar güzel, ne kadar kudretli, ne kadar tatlı bir şeydi. (Kışın Şarkısını Kim Söyleyecek)
- Bu kırgın duruş bir dua yerine geçsin diliyorum. (Yirmi Sekiz)
- Anladım ki bu karanlık, sonunda şafak olan bir karanlık değil… (Ertesi Dünya)
- “Kalbimizin mutluluğa tahammülü bir yere kadardır.” (Yerlere Göklere)
- Yüzümü geri alabilsem, kızarıklığı ve karasıyla, saklanmış çizgileri, kapatılmış rengiyle sadece benim olan yüzümü... (Yirmi Sekiz)
Yorumlar
0 yorum