Kitap Künyesi
Yazar: Fatma Barbarosoğlu
Yayın Evi: İz Yayıncılık
İSBN: 9789753554480
Sayfa Sayısı: 144
--reklam--
Senin Hikayen Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Türk öykücülüğünün son dönem en parlak isimlerinden biri olan Fatma Barbarosoğlu'nun, her biri nakış gibi işlenmiş birbirinden güzel öyküleri bu kitapta.
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Senin Hikayen Alıntıları - Sözleri
- Hiç kimse bir sürgün ile arkadaş olmanın “tehlikesini” göze alacak kadar cesur değildir ha.
- Her insan beraberinde taşıdığı hikaye kadar mıdır?
- "Aynı vaktin içine doğmadıysan hiç kimse ile, nasıl aynı vaktin içinde yaşar giderdin?"
- Ah bir sabah olsaydı. Olmazdı sabah. Erken gelen sabahlar gençlik günlerinde asılı kalmıştı. Gelmezdi bir daha. İhtiyarlığın sabahları Kaf Dağı’nın ardında. Bin geceye bir sabah düşe düşe yaşamak demek ihtiyarlık.
- "Her insan beraberinde taşıdığı hikâye kadar mıdır?"
- Vakte sohbet edebildiğimiz sürece egemen olacakmışız gibi durmadan konuşuyoruz. Ama hep dünü. Dünü konuşmak güzel. Bugünü konuşmak yavan. Ne zaman bugünü konuşmaya kalksak evler, arabalar, yazlıklar, tatil köyleri devremülkler giriyor odaya. Bize hiç bir yer kalmıyor.
- “İzah etmeye başladığınız zaman masal biter. Masallar izah gerektirmediği için masaldır.”
- "Hatıraları da ayırmalı mıdır? Altından olanlar. Gümüşten olanlar. Bakırdan olanlar."
- "Kullanmayacağı halıyı alıp duvara dayamış, kullanmayacağı halıyı alıp duvara dayamış.Mezarına halı mı sereceksin.Mezarına halı mı sereceksin? Mezarların halısı yok.Mezarların halısı yok."
- "Bana yaralarını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim. Yüreğim kabuk bağlamayan yaralar antolojisi."
- "Doyasıya ağlasaydım unuturdum. Ağlayamadığım için, içime içime birikti bütün yaşayamadıklarım."
- "Son tanık da gittikten sonra çocukluğumun coğrafyası karlar altında ve bembeyaz."
- Hakikatte insanın evi neresidir? Hafızası? Gönlü... "Aşk' a her yer gurbettir."
- İçimde cam kırıkları. Dönüp saklanacak hiç bir yer yok. Çocukluğum ıslak bir yorgandır şimdi. Üşürüm..
- Denize bakıyorum.Hangimizin dalgaları daha deli ey deniz? Ve hangimiz derinlere daldıkça yalnızlaşandır? Sen taşıdıklarında zengin.Ben taşıyamadıklarımdan arta kalanım..
--reklam--
Senin Hikayen İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Öncelikle etkinlik vesilesiyle beni bu güzel kitabı okumaya teşvik eden caykitap Hocama teşekkür ederim. "Senin Hikayen" Fatma Barbarosoğlu'ndan okuduğum ikinci kitap. Fatma Hanım okuma yolculuğuma yeni dahil olmuş bir yazar. Kendisiyle, bu yıl Şubat ayında düzenlenen Üsküdar Kitap Fuarı'nda görüşme fırsatım olmuştu. Her bir okuruyla ayrı ayrı ilgilenen, samimi, sıcak tavrı o gün eşimi de beni de etkilemişti. Bu kitabı benden önce okuyup kitabın tam da benim okuma zevkime hitap ettiğini söyleyince eşim ben de etkinliğe "Senin Hikayen" ile katılmaya karar verdim. İyi bir öykü okuru olmadığım için bir öykü kitabından ne beklenir, bir öykü kitabı nasıl olmalıdır gibi sorulara açıkçası kendimi muhatap kabul etmiyorum.:) Yazarımız 14 farklı öyküyü bir araya getirdiği kitabında; çocukluk-çocuksuluk, öğrencilik-evlilik-iş hayatı içerisinde yaşanılanlar, yerel-geleneksel motiflerin hayattan çekilişi, başörtüsü sebebiyle mağdur edilenler, kapitalistleşen ekonominin hayattan aldıkları, emeğin sömürülüşü, siyasetin insanları değiştirmesi, erken evlilikler,duyarsızlıklar, hastalıklar,ölümler… gibi konular üzerinde duruyor. Zaman ilerledikçe,hayat modernleştikçe arkamıza bakmadan koştuğumuz yolun sonundaki uçurumu bize göstermeye çalışıyor yazarımız. Değişen,başkalaşan,kabalaşan,kendine yabancılaşan insana kendini fısıldıyor. Bu sen değilsini kah çocukluğuna götürerek;kah işe başlamadan,siyasete atılmadan önceki halini hatırlatarak söylüyor. Hayalci değil yazarımız. Gerçek hayattan kopuk karakterler yok öykülerinde. Öyle bir kurguyla sunulmuş ki i yer;bizim mahalle, bizim ülke, zaman;hepimizin içine düşüp sıkışıp kaldığı modern zaman, karakterler;bizim hasta, bizim çocukluğumuz,bizim esnaf,siyasetçi… Zaman geçirmelik, vakit doldurmalık bir eser vermemiş bize. Bir dert ile dertlenmiş. Bir hasreti var. Bizi derdine davet ediyor. Hepimizin derdine...Bu toprakların hikayesini yeniden okumaya davet ediyor. Fatma Hanım'ın kalemini ben beğendim. Hemen hemen her öyküde metin okurunu hemen içine alıyor. Kelimeler,cümleler arasındaki ahenk, içeriği de yansıyor. Bir cümlede takılıp düşünceler içerisinde buluveriyorsunuz kendinizi. Sessizliği tasvir edişinden ne kadar iyi bir dinleyici, tabiatı tasvir edişinden ne kadar iyi bir gözlemci olduğunu görüyorsunuz. Duyduklarını gönlüne, gönlündekini kalemine taşıyabilmiş vesselam. Başlangıçta "Senin Hikayen" olup sonunda "Bizim Hikayemiz" e dönüşen bu eseri herkese tavsiye ederim. İyi okumalar... (Süha Murat Kahraman)
Fatma Barbarosoğlu'nun 90 sonrası çözülme ve ayrışmaları, dünyada ve ülkemizde yaşanan hızlı gelişmeleri, değişim ve dönüşümleri, bu süreçteki pozitif sonuçları ve kalıcı hasarları bir sosyolog olarak gözlemleyen tavrıyla her birini nakış gibi işlediği birbirinden çarpıcı öykülerinden oluşuyor Senin Hikâyen... (Selma Kavurmacıoğlu)
Fatma Barbarosoğlu'nun okuduğum ilk kitabı, diğer hikayelerini daha bir merak ettirdi bana. Kitaba gelecek olursak her bir hikaye bizden, hüznü, sevinci, mizahı hayat kadar sahici. Okurken fazlasıyla içine çekiyor kitap sizi bu yüzden. Öğretmen hanımın çaresizliğini hissediyor, Huriye Kadın'a üzülüyor, Nebile'nin hazin hikayesine ağlıyorsunuz... Hayatla hayalleri arasına sıkışıp kalan kim varsa yada ölenle ölemeyen ama yaşayamayan da... Konuşsa sesini duyuramamaktan korkan, sussa olduğu yere sığamayan yada... İşte bu onun hikayesi, yani benim, yani senin hikayen... (rahlemdekiler)
--reklam--
Senin Hikayen PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Fatma Barbarosoğlu - Senin Hikayen kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Senin Hikayen PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Fatma Barbarosoğlu Kimdir?
Fatma Karabıyık Barbarosoğlu (d. 1962, Afyon) Sosyoloji doktoru, hikâyeci, roman yazarı. Yeni Şafak Gazetesi'nde köşe yazıları yazmaktadır.
Ortaöğrenimine, son yıla kadar, İstanbul'da devam etti, daha sonra 1980 yılında Afyon Lisesi'nden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nden 1984 yılında mezun oldu. Yüksek lisans eğitimini, aynı bölümde "Türk-İslam Felsefesinde Tasavvufî Eğitimin Değerlendirilmesi" başlıklı bir tez hazırlayarak 1987 yılında tamamladı. İ.Ü. İktisat Fakültesi Sosyal Yapı-Sosyal Değişme Anabilim Dalı'nda "Modernleşme Sürecinde Moda-Zihniyet İlişkisi" başlıklı teziyle sosyoloji doktoru oldu. Söz konusu tezi, "Moda ve Zihniyet" adı ile İz Yayıncılık tarafından 1995yılında yayınlanmıştır.
Akademik çalışmalarının yanı sıra edebiyat ile de meşgul olmuştur, roman, hikaye ve deneme türünde birçok kitap kaleme almıştır.
--reklam--
Fatma Barbarosoğlu Kitapları - Eserleri
- İmaj Ve Takva
- İçimdeki Sazlar Başka Söz Başka
- Şov ve Mahrem
- Hakikat İncinmesin
- Gün Akşamsızdır
- Ahir Zaman Gülüşleri
- Son On Beş Dakika
- Senin Hikayen
- Sözün ve Sükûtun Renkleri
- Moda ve Zihniyet
- Hayat Teselli Olmaktır
- İki Kişilik Rüyalar
- Mutluluk Onay Belgesi
- Hiçbiryer
- Fatma Aliye: Uzak Ülke
- Cumhuriyet'in Dindar Kadınları
- Uzak Ülke
- Acı Deniz
- Yaşadığımız Şehir - Otobüsname
- Rüzgar Avı
- Hatıra Kadar Narin, Hafıza Kadar Zalim
- Okuyucu Velinimetimizdir
- Ramazanname
- Medya Senfoni
- Kamusal Alanda Başörtülüler
- Bahçeler Sokaklar
- Sözüm Söz
- Medya Senfoni
--reklam--
Fatma Barbarosoğlu Alıntıları - Sözleri
- Sosyal medya cumhuriyetinin sanal vatandaşı olarak kendimizi, dert anlatmaya yeten ya da yetmeyen, 140 karakter ile; ne kadar iyi bir tüketici olduğumuzu ispat etmek niyetiyle mutluluk efekti verilmiş fotoğraf paylaşımları üzerinden ifade ediyoruz. Bu "paylaşımlar" yüzünden, "beriki" bile giderek "öteki" haline geliyor. (Mutluluk Onay Belgesi)
- Vakte sohbet edebildiğimiz sürece egemen olacakmışız gibi durmadan konuşuyoruz. Ama hep dünü. Dünü konuşmak güzel. Bugünü konuşmak yavan. Ne zaman bugünü konuşmaya kalksak evler, arabalar, yazlıklar, tatil köyleri devremülkler giriyor odaya. Bize hiç bir yer kalmıyor. (Senin Hikayen)
- Ölülerimiz bile bize ölümü hatırlatamıyor. (İmaj Ve Takva)
- Yalnız olmak mesele değil. Ama kalabalıkların içinde yalnızlık sürekli izah bekleyen bir problem gibi duruyor. (Ahir Zaman Gülüşleri)
- ...Dinlemeseydin soylemeyecekti... (Ahir Zaman Gülüşleri)
- Modanın zevklere ve tercihlere bağlı olan değişim lokomotifi, tesettürün dini ilkelere bağlı olan değişmezlik anlayışı ile uyum içinde olabilir mi?... (Şov ve Mahrem)
- “Dostluk, ortak tarihi olanların yazdığı bir kitaptır.” (İki Kişilik Rüyalar)
- Kime söyledim? Hiç kimseye. İçime içime. Baktım içim doldu. Dolmasın dedim. Neticede atalarım istiridye değildi, içime attıklarımdan inçi çıkarabilecek kapasitem yok (Mutluluk Onay Belgesi)
- Modern toplumlarda, modanın daha hızlı bir şekilde yayılması tüketim toplumunun özellikleriyle ilgili olduğu kadar aynı zamanda modern insanın cemiyet içindeki yalnızlığıyla da alakalıdır. Bu noktada farklı olma ve faklı olmama isteğinin çatışması daha belirgin olarak ortaya çıkmaktadır. Modayı takip ederken fert, kendinden üstün gördüğü modayı takip edenler grubundan ayrı olmamak için onlarla arasındaki bütün farkları gidermeye çalışmakta; diğer yandan kendi içinde bulunduğu küçük grubun insnaları arasından seçilerek göze çarpmak istemektedir. (Moda ve Zihniyet)
- Modanın toplumsal, ahlaki ve dini bir değeri yoktur. (Moda ve Zihniyet)
- Biz çok ilimden ziyâde, az edebe muhtacız.. (Okuyucu Velinimetimizdir)
- “Kendin için okursan her öğrendiğini onlara satmak zorunda kalmazsın.” (İki Kişilik Rüyalar)
- "Sanki çok yakındasın. Aynı ağacı görüyoruz, aynı kuşların sesini işitiyoruz gibi bir his var içimde.." (Hiçbiryer)
- Annem daima ağaçtı. Gölge eden, koruyan, kollayan, meyve veren bir ağaç. (Hayat Teselli Olmaktır)
- Siyahlar siyahlığını beyaza,beyazlar beyazlığını siyaha borçlu ha. (Medya Senfoni)
- Sekülerleşmenin ikinci safhasında ise din önemsizleştirilerek dini ifadelerin kullanılması tamamen terk edilir. Mesela "Allah'a emanet olunuz" yerini "kendine iyi bak"a bırakır, "Allah'a ısmarladık" yerine "hoşça kal", "Selamün Aleyküm" yerine "iyi günler" ifadesinin kullanılmaya başlanması dinin kamusal hayattan çıkarılmasıyla doğrudan alakalıdır. (İmaj Ve Takva)
- Oysa kadınlar en çok birbirilerini eziyor. En çok birbirlerinin üzerinden politika üretmeye kalkıyor ve en çok birbirlerini yok sayıyor. (İmaj Ve Takva)
- "Kendini tanı.Kendini, yani eriyeni, dağılanı, dumanlaşanı. Sen acılarında ve zilletlerinde aynısın. Rüyaların, hayallerin ve dileklerinle bir başkası." (Şov ve Mahrem)
- İnsanın kaderi pek değişmiyor. Daha doğrusu herkesin kaderinin bir teması var, hayat itinayla o temaya dair hikayelerle dolduruyor o defteri. Ama çoğumuz kaderimizin ana temasının ne olduğunu hiç bilmiyoruz… (Hatıra Kadar Narin, Hafıza Kadar Zalim)
- "Aslolan kendi sesini duymaksa, gönül sesi neylesin kulağı." (Gün Akşamsızdır)
Yorumlar
0 yorum