Kitap Künyesi
Yazar: Ziya Şakir
Yayın Evi: Akıl Fikir Yayınları
İSBN: 9786056195495
Sayfa Sayısı: 504
--reklam--
Şeyh Şamil Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Şeyh Şamil ismi bir efsane olarak sadece Müslümanların değil, bütün insanların hafızasına kazınmıştır. Bir kahramanlık ve özgürlük timsali olan Şeyh Şamil kimdir? Ne yapmıştır?
Nerede, ne zaman, Niçin savaşmıştır? Bu sorulara pek azımız hakkıyla cevap verebiliyor.
Bu kitap, Kafkaslarda doğan hürriyet güneşi Şeyh Şamil'in kırılmaz, çelik gibi iradesiyle, inancı uğruna yaptığı amansız özgürlük savaşını, teşkilatçılığını ve bu savaşlardaki cesaret ve kahramanlığını belgelere istinaden yazılmıştır.
--reklam--
Şeyh Şamil Alıntıları - Sözleri
- "Çeçenlerin mağlup eden kılıç değil, baltadır." sözleri, bu ormanların ehemmiyetini gösteren bir hakikattir.
- Gördünüz ya? Gidiniz, efendinize söyleyiniz, Kafkas dağlarının temiz havasını taneffüs edenlerin içinde, milletine ihanet edecek adam yoktur.
- Şimdi, bataklıkta düşman kurşunları arasında sıkışıp olan Nogaylar, hatırası ebediyen unutulmayacak olan son fedakarlıklarını da yapmışlardı. Evvela, arabalarını ve eşyalarını tutuşturmuşlardı. Bunlar, cayır cayır yanarken, hayvanlarını parçalamışlardı. Sonra, kadınlarıyla çocuklarını üzerine atmışlar, onları, düşman ayakları altında süründürmemek için birer birer kesmişler, kanlı cesetlerini bataklığa atmışlardı. Ve en nihayet göğüslerini asker kıtalarının süngülerine karşı açarak: -Gelin...Parçalayın, diye bağırmışlardı.
- Her dilden konuşan ve her dine salik (bağlı) olan insanlara, şu koca dünya üzerindeki yerler kâfi gelmiyor mu? Birbirlerini boğazlayan bu insanlar, yeryüzüne sığamıyorlar mı?
- Hemen her fert, anadan doğma bir süvari idi.
- Kaynarca Muahedesi'nin (antlaşmasının) akdedildiği (yapıldığı) tarihten itibaren yedi sene, nispeten sükut içinde geçmişti. Fakat bu müddet zarfında Osmanlı Hükümeti erkanının idaresizlikleri yüzünden Kırım Hanlığı eriyip gitmiş. Çarlığın dev ağzı, bu nefis lokmayı da yutuvermişti.
- Şimdi, bataklıkta düşman kurşunları arasında sıkışıp olan Nogaylar, hatırası ebediyen unutulmayacak olan son fedakarlıklarını da yapmışlardı. Evvela, arabalarını ve eşyalarını tutuşturmuşlardı. Bunlar, cayır cayır yanarken, hayvanlarını parçalamışlardı. Sonra, kadınlarıyla çocuklarını üzerine atmışlar, onları, düşman ayakları altında süründürmemek için birer birer kesmişler, kanlı cesetlerini bataklığa atmışlardı. Ve en nihayet göğüslerini asker kıtalarının süngülerine karşı açarak: -Gelin...Parçalayın, diye bağırmışlardı.
- Çar kuvvetleri, asırlarca evvel Gürcistan'a tabi olan Gence kalesini bir ay muhasara ettikten sonra cebri hücumla kaleye girmişler, kalenin sahibi Cevat Han'ı katletmişlerdi. Bu sırada kalede bulunan beş yüz tatar, hayatını kurtarmak için bir cemiyete sığınmışlardı. İlk karşıtlık geçtikten sonra, ister istemez onlar da Çar kuvvetlerine teslim olacaklardı. Lakin o sırada bir Ermeni, oradan geçen bir Rus müfrezesinin önüne atılmış: - Camiye kapananlar içinde, Dağıstanlılar da var, diye bağırmıştı. "Dağıstanlı" sözü, Çar'ın askeri kıtasının derhal durmasına ve o anda camiye saldırmasına kafi gelmişti. En küçük bir müdafaa vasıtasından bile mahrum olan o beş yüz tatar kamilen (tamamen) süngüden geçirilmiş, - Rus tarihçilerinin de ititraf ettikleri veçhile (şekilde) - Kafkasya'nın kanlı tarihinde bile emsaline az tesadüf edilen bir zulüm ve vahşet numunesi gösterilmişti.
- Kabileler arasında ittihat (birlik), lüzumsuz sebeplerle oluşan dargınlığın refi (yok edilmesi), faydası olmıyan adetlerin terki, milli hakimiyetin her şeyden üstün addedilmesi (sayılması).
- -Git, onlara söyle, Başkumandan namına söz veriyorum. Eğer teslim olurlarsa, hayatlarını bağışladıktan başka, Gazi Muhammet ile Şamil'in elinde bulunan Rus esirleriyle kendilerini mübadele ederim. Tekrar çoluk çocuklarına kavuşabilirler, dedi. -Biz sizden canımızı bağışlamanızı istemiyoruz. Sizden istedğimiz bir şey varsa, ailelerimize birini gönderiniz. Düşman boyunduruğu altına girmektense, burada kahramanca can verdiğimizi söyletiniz, diye, bağırmışlardı.
- ...yerden bir avuç toprak almıştı. O toprağı, ciğerine kadar çekmek istiyormuş gibi, derin derin koklamıştı ve sonra yavaşcacık başını, uğrunda can verdiği toprağına dayamıştı.
- Bunlardan başka, bu üç evin içinden, hiç kimse sağ kurtulamamıştı. Ateşler söndükten sonra, yangın enkazı aranmış, tam yetmiş iki yanmış ceset çıkarılmıştı.
- Her dilden konuşan ve her dine salik (bağlı) olan insanlara, şu koca dünya üzerindeki yerler kafi gelmiyor mu? Birbirini boğazlıyan bu insanlar, yeryüzüne sığamıyorlar mı?
--reklam--
Şeyh Şamil İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Nerede başlasam bilemiyorum. Aslında yazacağım kitap için ekstra bir kaynak diye okuduğum bu eser, beni beklediğimden çok daha fazla etkiledi. Kafkasya hakkında açıkçası pek bir bilgim yoktu. Belki de bundan bu kadar etkilenmişimdir, bilmiyorum fakat tarihe ilgisi olanlara kesinlikle tavsiye ediyorum. Öncelikle düzenlenmesi hakkında bir eleştirim olacak. Övgüleri sonraya saklayalım. :) Kitapta çok fazla eski sözcük var ve bunların günümüzdeki karşılıkları parantez içinde verilmiş, keşke direk kelimenin yerine yazılsaymış. Çünkü okurken birazcık bu durum rahatsız ediyor ve dikkat dağıtıyor. Umarım bir sonraki baskılarında bu durum düzeltilir. Dediğim gibi kitap gerçekten beklediğimden fazlasını verdi bana. Bunun dışında Şeyh Şamil'in yaşadıklarını, mücaadelelerini mükemmel karakterini bu kadar geç öğrendiğim için cidden üzüldüm. Bu yüzden Kafkasya'da neler yaşanmış merak ediyorsanız geç olmadan siz de okuyun. Kitap tek düze bir tarih kitabından ziyade roman gibi düzenlenmiş ve bu yüzden okurken içine girmekte zorlanmıyorsunuz. Ziya Şakir'in diğer kitaplarına da göz atabilirsiniz. Ben anlatımından memnun kaldım. İncelemeyi bu kitabı okuyana kadar Polat Alemdar'ın sözü olduğuna inandığım Şeyh Şamil'e ait bir sözle sonlandırmak isterim. Sonucu düşünmeyin, kitabı alın ve okuyun. Çünkü... "Sonunu düşünen kahraman olamaz!" Şeyh Şamil (Ali Kerem)
"Türklüğümüzü unutmayın. Türk milletinden ayrılmayın. Türk toprağından başka yerde oturmayın." dedikten sonra sükut etmişti. İşte bunlar büyük önder Şamil'in son sözleri ve milletine emanetiydi. Böyle bir lider hakkında milletimiz çok daha fazla malumat edinmeli. (Çağrı)
--reklam--
Şeyh Şamil PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Ziya Şakir - Şeyh Şamil kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Şeyh Şamil PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Ziya Şakir Kimdir?
Ziya Şakir Soku, ( d. 1883 İstanbul- ö. 1959 ) son dönem Osmanlı gazete, roman ve senaryo yazarıdır.
Soku soyadını Soyadı Kanunu devriminden sonra almıştır. Ziya Şakir'in babası Sivas ili Divriği ilçesine bağlı Bahtiyar köyünden, annesi ise Konyalı Hayriye hanımdır. İstanbul Ayasofya yakınlarında bir evde dünyaya gelmiştir. Babasını I. Dünya Savaşında kaybetti.
İlk eseri Köylü Kızı'nı 16 yaşına girdiği 1899 yılında yayımlandı. Genç yaşta yayımladığı eserinin ardından yazılarına mahlas kullanarak devam etti. Yahya Kemal Beyatlı ve Mithat Cemal Kuntay yakın arkadaşlarıydı. Gazete başyazarlığı yaptığı yıllarda hukuk okumaya devam etti. Ayrıca Hanımlara Mahsus Gazete'de ve Çocuklara Mahsus Gazete'de başyazarlık yapmıştır.
Eğitim, savaş ve sürgün gibi nedenlerden dolayı Balkanlar, Halep ve Mısır'da bulundu. Bir ara tarihe olan ilgili nedeniyle Cemiyet-i İnkılabiye derneğine üye oldu. II. Meşrutiyet'in ilanından sonra vatani piyesler yazdı. 1910 yılında Suphi Nuri İleri ile birlikte Genç Türk Gazetesi'ni çıkartmaya başladı. Gazete 11'nci sayısında kapatıldı. Mehmed Talat Paşa tarafından Mısır'a, ardından Kastamonu ve Sinop'a sürgüne gönderildi.
Yeni harfler ile yazdığı yazılardan oluşan Meçhul Asker tefrikası kalıcı olmuştur Ziya Şakir yaşamı boyunca yaklaşık olarak 300 civarında eser oluşturmuştur.
--reklam--
Ziya Şakir Kitapları - Eserleri
- Şeyh Şamil
- Battal Gazi - Akıncı
- Talat-Enver-Cemal Paşalar
- Kerbela Vakası ve Kerbela'nın İntikamı
- Selçuklu Saraylarında Ömer Hayyam
- Sultan Abdülhamid ve İmparator Mikado
- Yusuf İle Züleyha
- Paşalar - Talat, Enver, Cemal
- Türkler Karşısında Napolyon
- Nuri Demirağ Kimdir?
- Timurlenk ve Üç Boz Atlı
- Battal Gazi Hayatı Ve Maceraları
- Sultan İbrahim'in Celladı Kara Ali
- Kan Dalgası
- İttihat ve Terakki
- Hazreti Ali
- Sultan Hamid'in Son Günleri
- Eyüp Sultan ve Haliç
- Gavur Memet - Aynaroz Manastırı
- Selçuklu Saraylarında Ömer Hayyam'ın Hayat ve Maceraları
- Osmanlı'da İlk Türk Şeyhülislam Molla Fenari
- Gavur Memet
- Hazreti Fatıma
- Hazreti Hamza
- Fatih Sultan Mehmet Han
- 1897 Türk-Yunan Muharebesi ve Sultan Hamid'in Gizli Siyaseti
- Meçhul Asker 1912 Edirne Muhasarası
- Türkiye Yahudileri
- Osmanlıda Harem Ağaları ve Bir Harem Masalı
- Sultan Abdülhamid
- Hazreti Hatice
- Dervişler Saltanatı
- Gavur Memet
- Beşinci Murad
- Bir Harem Bestekarı Sadullah Ağa
- Efelerin Tarihi
- Hz. Muhammet
- Mezhepler Tarihi ve Şah İsmail
- Sultan Abdülhamid'in Son Günleri
- Püskülsüz İsmail
- Sultan Abdülhamid'in Yunan Zaferi ve Gizli Siyaseti
- II. Abdülhamid'in Gizli Siyaseti ve Yunan Zaferi
- Hürriyet ve İtilaf
- 151 Nolu Şehit Ertuğrul Faciasında Bir Aşk Hikâyesi
- Sultan Hamid'in Hafiyesi Gavur Memet
- Aygır İmam
- Katırcıoğlu
- Fatih İstanbul'u Nasıl Aldı
- Mahmut Şevket Paşa
- Kösem Sultanın Cinci Hocası
- Nasreddin Hoca
- Sevmek ve Sevdirmek Sanatı
- Esmer Gül Lale Devrine Son Veren İhtilalin Romanı
- Şehzade Yusuf İzzeddin - Öldürüldü mü? İntihar mı Etti?
- Yarım Asır Evvel Bizi İdare Edenler
- Yalım Efe
- Osmanlı Döneminde İstanbul Ramazanları
- Barbaros'un Reisi Poyraz Ali Tulon'da
- Miss Eston
- Davut ile Bat Şeva
- Hz. Muhammed ve Devri Saadet'in Müslüman Kadınları
--reklam--
Ziya Şakir Alıntıları - Sözleri
- İttihatçıların caka ve tahakkümlerinden bıktık usandık. İktidar mevkiine, tarafsız bir kabine gelsin, diye feryat etmeye başlamışlardı. (Talat-Enver-Cemal Paşalar)
- Demek ki bu memlekette, meşrutiyet yoktur. Tahakküm vardır. (Talat-Enver-Cemal Paşalar)
- Ne gariptir ki insan, gayet çoktur. Lakin bunların içinden, insanlığı tanıyan pek azdır. Hz. Ali (K.V.) (Hazreti Ali)
- Biz Mustafa Kemal’in çalışmasına kat’iyyen müdahale etmemeliyiz. Bilâkis, elimizden geldiği kadar onun muvaffakiyetlerini temine gayret göstermeliyiz. Hele Anadolu’ya geçmeyi, aklımızdan bile geçirmemeliyiz, diye haberler gönderiyordu. (Talat-Enver-Cemal Paşalar)
- Sabah olur olmaz, Hazret–i Hâlid ile refikası ve çocukları derhal Resûlullah Efendimiz’in ikamet buyurdukları odanın kapısı ile evin önüne temizlerlerdi. Nebi–i Zişan Efendimiz’in ziyaretine gelecek olanlara, oraları kirli göstermek istemezlerdi. (Eyüp Sultan ve Haliç)
- Açık kalp ile konuşan düşman, içten pazarlıklı dosttan çok iyidir.. Hz. Ali (k.v.) (Hazreti Ali)
- - Söyle bana Hasan! Benden, eski bir arkadaşından saklama. İnsanların kalbini bu kadar büyüleyen kuvveti nereden aldın? Hasan Sabbah güldü. Hem de pek müstehziyane güldü. O da Hayyam'ın kulağına eğilerek cevap verdi: - İnsanların zaafından... (Selçuklu Saraylarında Ömer Hayyam'ın Hayat ve Maceraları)
- "Nihayetsiz olan bu dünya üzerinde, bahtiyar olan iki zümre halk vardır. Bunlardan bir kısmı, bütün iyilik ve kötülüğü bilenler, diğer kısmı da ne kendini ve ne de hiçbir şeyi bilmeyenler. " (Ömer Hayyam-Rubailer) (Selçuklu Saraylarında Ömer Hayyam)
- Osmanlı topraklarında ilk matbaa, ticaret sahasinda etkin olan Yahudiler tarafindan kurulmustur. (Türkiye Yahudileri)
- Hazret–i Hâlid’in zevcesi, Resûlullah’ın yemeğini pişirirdi. Oğlu Eyyüp, kırba ile kuyulardan su getirirdi. Ve Resûlullah Efendimiz soğuk suyu sevdikleri için uzakta bulunan kuyuları gezer, dolaşır, onların hangisinin suyu soğuk ise ondan getirirdi. (Eyüp Sultan ve Haliç)
- Evvela Manastırda ve sonra Selanik’te gürleyen Hürriyet Topları, Yıldız Sarayı’nın azamet ve istibdadını devirmişti. (Talat-Enver-Cemal Paşalar)
- “Elimizden gelen her şeyi yaptık. Fakat üç seneden beri, faydalı addedilecek hiçbir şey kazanamadık. Artık beyhude yere didişmekte ne mana var. İmkanı bulsak da, memleketi istiladan kurtaracak bir sulh yapsak. Zararın neresinden dönülse, kardır” (Talat-Enver-Cemal Paşalar)
- Bunlardan başka, bu üç evin içinden, hiç kimse sağ kurtulamamıştı. Ateşler söndükten sonra, yangın enkazı aranmış, tam yetmiş iki yanmış ceset çıkarılmıştı. (Şeyh Şamil)
- ... Esasen her havacı da arı gibi dostuna bal yapar, düşmanının canını yakar, 'dedim. (Nuri Demirağ Kimdir?)
- İslâmiyet’in zuhurundan evvel, cahiliyet devrinde Araplar, esir ettikleri düşmanlarını, boyunlarından bir iple bir ağaca bağlarlar, onların üzerine ok atarlar, bu suretle nişancılıklarını arttırmaya çalışırlardı. Aynı zamanda, bir kılıç darbesiyle bu esirlerin kellerini uçurmaktan büyük bir zevk alırlardı. (Eyüp Sultan ve Haliç)
- ... Eğitimde uzmanlık ortaokuldan sonra başlayacak ve lise kısmına ilişkin gerekli bilgiler meslek dersleriyle birlikte okutulacaktır. Meslek okulları açılacaktır. Öğretmen kitlesine hak ettikleri en yüksek yer sağlanacak, aynı zamanda öğretmen kitlesi maddi refah bakımından geçim derdi düşüncelerinden kurtarılacaktır... Devlet örgütü taklitler üzerine kurulmayıp gerçek gereksinimlere göre kurulacak, adama göre iş değil, işe göre adam ilkesi izlenerek devlet genel kadrosu ıslah edilecektir. Bürokrasi kaldırılarak halkın İşi çabuk görülecek, işleri geciktiren ve karıştıranlar yetkin değilse sınıf ve rütbesi indirilecek ya da işine son verilecektir... (Nuri Demirağ Kimdir?)
- Insanlar, ancak şahsi faziletleriyle süslenmelidir. Elmas, Zümrüt, Yakut gibi, toprak altından çıkan taş parçaları ile, deniz mahlukların salyalarından meydana gelen incilerle süslenenler, sadece kendilerini aldatmış olurlar. (Kerbela Vakası ve Kerbela'nın İntikamı)
- O tarihte, bugün Eyüp Sultan dediğimiz yere Kozmidyon derlerdi. Burada, Ayamama adını verdikleri bir küçük saray ile bir manastır tesis etmişlerdi. (Eyüp Sultan ve Haliç)
- Sağ elini üç kez havaya kaldırıldı... Refîk-i a'la'ya!! ( yüce dost ) (Hazreti Ali)
- Şimdi, bataklıkta düşman kurşunları arasında sıkışıp olan Nogaylar, hatırası ebediyen unutulmayacak olan son fedakarlıklarını da yapmışlardı. Evvela, arabalarını ve eşyalarını tutuşturmuşlardı. Bunlar, cayır cayır yanarken, hayvanlarını parçalamışlardı. Sonra, kadınlarıyla çocuklarını üzerine atmışlar, onları, düşman ayakları altında süründürmemek için birer birer kesmişler, kanlı cesetlerini bataklığa atmışlardı. Ve en nihayet göğüslerini asker kıtalarının süngülerine karşı açarak: -Gelin...Parçalayın, diye bağırmışlardı. (Şeyh Şamil)
Yorumlar
0 yorum