Kitap Künyesi

Yazar: Jeffrey Burton Russell

Çevirmen: Nuri Plümer

Orijinal Adı: The Devil

Yayın Evi: Kabalcı Yayınevi

İSBN: 9789757942375

Sayfa Sayısı: 330

--reklam--

Şeytan Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Russell, bu sefer Hıristiyanlığın ilk beş yüzyılı boyunca kahramanın yerine alçağın peşine düşerek bir geleneğin nasıl doğduğunu ve geliştiğini anlatıyor. İblis, Batı’nın “şeytan” geleneğinin kökenlerine değerli bir giriş yapmamızı sağlıyor. “Müthiş bir dizi... Felsefe ve dinler tarihi ile ilgilenenler kadar sanat tarihçilerinin ve edebiyatçıların da okuması gerek.” Jaroslav Pelikan

--reklam--

Şeytan Alıntıları - Sözleri

  • Eğer kötülüğe anlam kazandırmak istiyorsak, her zaman eğretileme ve metafizikten bireye geri dönmemiz gerekir. Sayılar gerçekliği gizlemekten öteye gidemez. Naziler tarafından katledilen altı milyon Yahudi ancak bir soyutlamadır. Anlamamız gereken şey, tek bir yahudinin çektiği acıdır ve bunun ötesinde çıkarsama yapma gücümüz sınırlıdır. lşte bundan dolayıdır ki, Milton'un İblis'i böylesine kibirli görünür; şahsında kişileştirdiği kötülük, soyutlamanın örtüsü altında gizlenmektedir.
  • Düşünüyorum da eğer Şeytan gerçekte yoksa ve sadece insanın tasarladığı bir şeyse, insan onu mutlaka kendine benzer biçimde, kendini örnek alarak yaratmıştır.
  • Musevi-Hıristiyan etiği insanı ve Tan­rı'yı doğadan kopardı; modern materyalizm ise bugün Tanrı'yı dışlayıp insanı tamamen tek başına bırakarak sorunu keskinleştirdi.
  • "İnsan­lığa yönelik en büyük tehlikelerden biri, içimizdeki kötülüğü başkala­rına yansıtma eğilimimizdir."
  • Şeytanlık yapmayı biliyorsan , taşlanınca da şikayet etmeyeceksin
  • Bir kimse kendisinin kötü olduğunu nadiren dile getirir; hatta kötü olduğunu nadiren kabul eder. İnsanlığa yönelik en büyük tehlikelerinden biri, kendi içimizdeki kötülüğü başkalarına yansıtma eğilimimizdir.
  • Soyutlamalar, onları insan yapımı olmanın ötesinde şeylermiş gibi görmeye, kendi- mizi kandırarak onların gerçek olaylar olduklarını sanmaya başladığımızda öldürücü olurlar. Anne Frank'ın uğruna kurban edildiği Nasyonal Sosyalizm ve Vietnamlı çocuğun feda edildiği Demokrasi gerçek değildir. Gerçek olan, çocukların çektiği acıdır. Bu sizin için gerçektir, zira, kendi acınızdan çıkarsadığınız dolaysız bir kesinlik içinde onların duydukları acının ne olduğunu bilirsiniz.
  • Acı, korkunç bir şeydir, ama sınanmamız, öğrenmemiz ve olgunlaşmamız için gereklidir. Acı olmasaydı şımarık çocuklar gibi bencil, duyarsız ve sorumsuz olurduk. Acı çekme sayesinde, "talihli düşüşümüz" sayesinde, bilgeliğe ve olgunluğa ulaşırız.
  • "Anne Frank'ın uğruna kurban edildiği Nas­yonal Sosyalizm ve Vietnamlı çocuğun feda edildiği Demokrasi ger­çek değildir. Gerçek olan, çocukların çektiği acıdır. Bu sizin için ger­çektir, zira, kendi acınızdan çıkarsadığınız dolaysız bir kesinlik için­de onların duydukları acının ne olduğunu bilirsiniz."
  • Nasıl hiçbirimizin tüm yaşam boyunca tek bir kötülüğe uğramamış olması olanaksızsa, yaşamımız boyunca tek bir kötülük yapmamış olmamız da aynı ölçü­ de olanaksızdır.

--reklam--

Şeytan İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Kötülük neden var? Bunca iyi şey yapmak varken kötü şeyler yapmayı neden ister insanlar? Şeytan dediğimiz şeyin yeryüzünde insan oşarak vücut bulmuş olduğunu söylesek doğru olmaz mı acaba? En eski mitolojilerden tarihi anlatılara kötülüğün tasviri nedir ve bunun için insanlar neler yapmıştır? Hala neler yapmaktayız? Tüm şeytanlar burada aslında. Diğer taraf boş. (Sîdar Ronahî)

Tanrı daha ne kadar seyirci kalmaya devam edecek? Aslında zihinlerimizi kurcalayan, nedenini ve sonucunu görmek istediğimiz bir soru bu. Ve sanki bu soruyu sorunca cehennemlik olmuşuz gibi bir algı vardır toplumda. Özellikle muhafazakarlıkla yobazlığın birbirine karıştığı, kutsallığın dua etmekde değil de Arapçada olduğunu zanneden kafa yapısına sahip insanlarla bir arada yaşadığınız ortamlarda, bunu daha çok hissedersiniz. Önce bu soruyu ve bu soruları sormalıyız ki Allah’ın bizden istediklerini daha iyi anlayabilelim, uygulamaya geçirebilelim. Allah zaten kendisi demiyor mu “oku” diye. Allah’ın herhangi bir çekincesi mi var da sorgulamayı, araştırmayı yasak etmiş. Çekincesi olan bu tip insanlar. Çünkü biz okuyup, öğrendikçe onların, safderun insanlardan kazandıklarını ellerinden alacağız. Peki ama bu insanlar neden böyle davranıyorlar? Ne çıkarları var da kötülüğün yolundan gidiyorlar? Tam da bu düşünceler içerisindeyken J.B.Russell’ın Şeytan adlı yapıtına başlıyorum… Öğrendiklerimi kendi yorumlarımla beraber sizlerle de paylaşmak istiyorum. Hadi başlayalım… Kötülük algısı özellikle muhafazakar toplumlarda genellikle Şeytana atfedilir. Affedersiniz o meşhur hikayeyi yinelemek istiyorum; “Şeytan da bir gün çıkıp demiş ya meşum kimseye, yapıp yapıp da ne üstüme atıyorsun” diye, işte o misal. Dünyada yapılan kötülüklerin sebebi Şeytan mı yoksa biz miyiz? İşlediğimiz günahları hangi hakla Şeytana yüklüyoruz. Evet, Şeytana inanıyorum, varlığını kabul ediyorum, ama kusura bakmayın Şeytan zaten şeytanlığını yapacak, onun doğasında var bu. Şeytan, karanlık ruhlu olmasaydı Allah’a asi gelir miydi hiç. Allah’a karşı gelerek isyana kalkışan ve yarattığı insanları yoldan çıkaracağına dair sözler veren bir yaratıktan size iyi davranmasını bekleyemezsiniz. Siz kendinizi bilecek, Şeytanın da neyi amaçladığının farkında olarak ona göre hareket edeceksiniz. Ama önce Şeytanı tanımak lazım; lazım ki ona göre silahlar kuşanabilelim dimi(değil mi). Şimdi; kötülük dediğimiz şey hissedilir bir şeydir. Asur kralı II.Asurbanipal’in askerlerine yaptırdığı katliamı yaşayan insanlar bilirler kötülüğün acısını. Demokrasi uğruna feda edilen Vietnamlı ve Iraklı çocuklar bilirler kötülüğün acısını. Sırp askerlerce katledilen Srebrenitsa halkı bilir kötülüğün acısını. Bu örnekler çoğaltılabilirler. Kötülüğü hep bize dışarıdan dayatılan bir şey olarak düşündük. Bu eylemlerde bulunulmasına sebep olan bir yabancı güç söz konusudur hep. Bu nasıl yapılabilir, böyle bir şey nasıl mümkün olabilir? Richard Taylor, “İnsanın akıl sahibi tek varlık olduğu belki de doğrudur, ancak acıyı hisseden tek varlık olmadığı kesindir” diyor. Bir kedinin acı çekmesinden zevk alan bir kalp, bir insanın da acı çekmesinden gayet tabii zevk alabilir. Peki kötülük kalıtsal mı -bize, çevreye karşı sürekli savaş halinde olan ilk insanlardan mı miras kaldı- yoksa içinde doğup büyüdüğümüz kültürel çevre mi -istemsiz değişimlerle yerinden edilmiş değerlerin ve manevi belirsizliklerin ele geçirdiği bir toplumda kötülük üreten bir yabancılaşma mı ortaya çıkıyor- belki de Freud, Jung, Frankle gibi ruh bilimcilerin hem bilinçli hem de bilinçdışı olarak ruhun gerçek kabul edilmesi gerektiğini savunan hümanist psikolojiden. Efendim, Jung diyor ki, “eğer kötülük ilkesini bir gerçeklik olarak kabul ediyorsanız, ona rahatlıkla şeytan adını verebilirsiniz.” Burada önemli bir husus var; Şeytan kavramı. Şimdi bu kavramı açalım biraz. Şeytan denilince hemen hepimizin aklına üç aşağı beş yukarı aynı şeyler gelir; kanatları ve boynuzları olan biraz keçiye benzeyen kan kırmızısı rengi olan çirkin bir yaratık. Bak, aramızda kalsın aman Şeytan duymasın. Neyse, Şeytanı sadece Yahudi-Hıristiyan geleneğinde yer alan İblis ile özdeşleştirmek gibi bir tehlike söz konusudur. Çünkü İblis kavramsal olarak Şeytan’ın tezahürlerinden biridir. Şeytanın kendisi değildir. Benzer şekilde Yahudi-Hıristiyan geleneğindeki Yehova da Tanrı’nın tezahürlerinden birisi olarak yorumlanmalıdır. Toplumların kötülüğü nasıl tanımladığına bakarsanız Şeytanın portresini de resmedebilirsiniz. Şeytan kavramının tarihine ve dinlerdeki yerine dair daha birçok bilgiyi kitapda bulabilirsiniz. Asıl konu şu, dünyadaki kötülükleri tek bir varlığa yani Şeytana mal etmeyin. İyi insanlar vardır ama kötü insanlar da vardır. Ve sorulması gereken soru şu: “Bir insanın kötü olmasını nasıl engelleyebiliriz?” Günah işlediyseniz de evet günah işlediniz. O günahı tekrar etmemeyi ve iyi bir insan olmayı hedefleyin. Biliyorum zor, çok zor. Ama eğer en azından günahlarınızı kendinize itiraf edip, kabullenirseniz karanlık yolun sonunda bir ışık huzmesi göreceksiniz. Bu da hayata dair bakış açınızın değişmesi için ilk ve önemli bir adım olacaktır. Son olarak Al Pacino ve Keanu Reeves’in oynadığı Şeytan filminde şöyle bir replik vardır: “İnsanoğlunun içinde canlanan her türlü hissi besledim. Onun ne istediğini önemsedim, onu hiçbir zaman yargılamadım. Neden? Çünkü onu hiçbir zaman reddetmedim, kusurlarına rağmen. Ben insanoğlunun fanıyım!” -Şeytan” Evet, ne olursa olsun doğru olandan vazgeçmemeliyiz, hele hele böyle bir fanımız varken. (Anıl Haznedar)

Genel anlamda "şeytan" tarihsel ve kavramsal gelişiminden bahsetmiş. Doyurucu bir çalışma olmuş. Ateistlere biraz acımasız davranmış Tanrının ikircikli olduğu bir tarafının iyi bir tarafının kötü olmasının zamanla tek tanrı dinlerde değiştiğini ifade etmiş. Düşmüş melekleri kötü ve iyi olarak atfeden görüşü benimsemiş ve şeytanın da kötü olana dahil olduğunu ifade etmiştir. Saygımız sonsuz tabiki. Okunması gereken bir kitap. (Miraç Şentürk)

--reklam--

Şeytan PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Jeffrey Burton Russell - Şeytan kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Şeytan PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Jeffrey Burton Russell Kimdir?

--reklam--

Jeffrey Burton Russell Kitapları - Eserleri

  • Şeytan
  • Lucifer
  • İblis
  • Mephistopheles

--reklam--

Jeffrey Burton Russell Alıntıları - Sözleri

  • “Şeytan,bütün muazzam gücüne rağmen yaratıktır, yaratan değil.” (İblis)
  • İblis, tanrının tek gerçek otorite olduğunu ve kendisinin ancak tanrının izniyle çalışabileceğini kabul etmek zorunda kalır. (Lucifer)
  • Herkesin köklü bir eksiklilik duygusu vardır: ne kadar çabalarsak çabalayalım çevremizi kuşatan fiziksel evreni asla tam olarak anlayamayız, öteki insan varlıkları asla tam olarak anlayamayız; kendimizi asla tam olarak anlayamayız. Yine de yaşamın nihai bir anlama sahip olduğunu duyumsar ve hakikati bilebilmek. için bu sınırlamaları aşma özlemi duyarız. (Lucifer)
  • "BURASI CEHENNEM VE BEN DE İÇİNDEYİM" (Lucifer)
  • "Tanrı, eninde sonunda her şeyden sorumludur. Şeytan, kötülükten sorumludur." (İblis)
  • lblis dünyada dolaşır ve Tanrı, zama­nın sonuna kadar onun bizi ayartmasına izin verir. O bizim amansız düşmanımızdır. Fakat her zaman için özgür istencimizi de koruruz. lblis'in kendisi bizi azarlar: "Esasen sizi zorlayacak bir nüfuzum yok­tu; yalnızca çağırdım siz de geldiniz. O halde beni değil, kendinizi kı­nayın"(sure 14:22). Hiç kimse Şeytan'ın yaptırdığını ileri sürerek kendi yaptığına mazeret bulamaz, çünkü lblis'in yalnızca ayartma gü­cü vardır, mecbur etme gücü yoktur (Lucifer)
  • ""Ben, ışık kaynağı Lucifer'im, ancak ışığımın özü dayanılmaz bir soğukluktur"" (Mephistopheles)
  • Bir kimse kendisinin kötü olduğunu nadiren dile getirir; hatta kötü olduğunu nadiren kabul eder. İnsanlığa yönelik en büyük tehlikelerinden biri, kendi içimizdeki kötülüğü başkalarına yansıtma eğilimimizdir. (Şeytan)
  • Tanrı'nın işi olmayan bütün harikalar, Şeytan'ın işi olmalıdır. Her türlü büyü lblis'in işi haline geldi. Büyü­cüler, ister farkında olsunlar, ister olmasınlar, Şeytan'la bir anlaşma yapmıştı. (Lucifer)
  • Eğer kötülüğe anlam kazandırmak istiyorsak, her zaman eğretileme ve metafizikten bireye geri dönmemiz gerekir. Sayılar gerçekliği gizlemekten öteye gidemez. Naziler tarafından katledilen altı milyon Yahudi ancak bir soyutlamadır. Anlamamız gereken şey, tek bir yahudinin çektiği acıdır ve bunun ötesinde çıkarsama yapma gücümüz sınırlıdır. lşte bundan dolayıdır ki, Milton'un İblis'i böylesine kibirli görünür; şahsında kişileştirdiği kötülük, soyutlamanın örtüsü altında gizlenmektedir. (Şeytan)
  • Şeytan yeryüzüne çıktığına göre, onu bizden başkası olarak kabul edebilir miyiz? (Mephistopheles)
  • Musevi-Hıristiyan etiği insanı ve Tan­rı'yı doğadan kopardı; modern materyalizm ise bugün Tanrı'yı dışlayıp insanı tamamen tek başına bırakarak sorunu keskinleştirdi. (Şeytan)
  • “Sapkınlık asla üstün gelmez. Neden? Diyebilirim ki, Sapkınlık üstün gelse, Kimse ona sapkınlık diyemez.” (İblis)
  • Adi ve karanlık olan maddi dünya, iyiliksever bir ilah tarafından yönetilen aydınlığın tinsel dünyasına karşıt olarak, kötü niyetli bir prens tarafından yönetilir. (İblis)
  • "Cehennem, "sevmeyi bilmemenin ıstırabıdır" (Mephistopheles)
  • Yalnızlık dehşeti çağırır (Mephistopheles)
  • Bir sistemde "gerçek" olarak kabul edilen bir unsur, diğerinde "gerçek" bile olmayabilir. (Mephistopheles)
  • "Anne Frank'ın uğruna kurban edildiği Nas­yonal Sosyalizm ve Vietnamlı çocuğun feda edildiği Demokrasi ger­çek değildir. Gerçek olan, çocukların çektiği acıdır. Bu sizin için ger­çektir, zira, kendi acınızdan çıkarsadığınız dolaysız bir kesinlik için­de onların duydukları acının ne olduğunu bilirsiniz." (Şeytan)
  • Kötülük, daha çok doğal düzende bir düzensizliktir (Lucifer)
  • Bir devrimci olarak doğdum ben .... Her kim ki dünyaya hükümdar olur, ona meydan okurum. Ruhumun en özlü ifadesi protestodur; bedenimin en doğal hareketi, elimde süngü ileri atılışımdır: en doğal konuşma biçimim sövgü ve hakarettir. Dudaklarımda her aşk ezgisi bir isyan marşına dönüşür (Mephistopheles)