Kitap Künyesi

Yazar: Tom Robbins

Çevirmen: Nuray Yılmaz

Orijinal Adı: Fierce Invalids Home From Hot Climates

Yayın Evi: Ayrıntı Yayınları

İSBN: 9789755394732

Sayfa Sayısı: 511

Sıcak Ülkelerden Dönen Vahşi Sakatlar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Sıcak Ülkelerden Dönen Vahşi Sakatlar, uluslararası bir entrikanın ve Güney Amerikalı münzevi bir şamanın lanetine uğrayarak tekerlekli sandalyeye mahkum olan hınzır bir CIA ajanının öyküsüdür. Bu mahkûmiyet, ruhani bir "yükseliş" potansiyeli de taşır. Zira Fatima'nın üçüncü kehanetinin yeniden keşfinin ve şaşırtıcı içeriğini ifşa etme mücadelesinin vakayinamesini de tutan roman, aynı zamanda ruhani aydınlanmaya doğru bir yolculuktur. Vahşi Sakatlar bir yandan da kendisinden on yaş büyük bir rahibeye duyduğu saplantı kösnüllükle, lise çağındaki üvey kız kardeşinin bekâretini bozmak için duyduğu dayanılmaz arzu arasında gidip gelen bir adamın portresidir. Bütün bunlara çalıntı bir Matisse tablosuyla, sürekli yinelediği mantra'sı gelecek kuşakları aydınlatacak bir nitelik taşıyan bir papağanı da eklersek, Tom Robbins'e yakıştırılan "sözün break dansçısı" nitelemesini haklı çıkaran bir romanla karşı karşıya olduğunuz anlaşılır.

CIA ajanı kahramanımız Switters'ı birbiriyle çelişen arzular yönetir. Bilgisayardan nefret eder, ama tam bir siber-âlem büyücüsüdür; anarşisttir, ama hükümet için çalışır; barış yanlısıdır, ama silahsız dolaşmaz; derin bir ruhaniyet duygusu taşır, ama duadan ya da örgütlü dinden kendini sakınır; masumiyetin korunması fikrini saplantı haline getirmiştir, buna karşılık yeniyetme üvey kız kardeşinin masumiyetinin peşindedir.

Switters'a musallat olan, her birimizin kafasını kurcalayan o bildik çatışmadan farklı değildir aslında. Çözüm içimizdeki çelişen unsurlardan birini seçmek değil, ikisini de kucaklamaktır. İnsanlar hayatlarında kesinliğe özlem duyarlar. Oysa kesinlik, Tanrının barış mesajını yaymak için savaşmayı tercih ettiğimiz, cinayet işleyenleri ölümle cazalandırdığımız bir dünyada, bu çözümü olmayan çelişkiler dünyasında hiç bir sorunu çözmez. Robbins olumluyla olumsuzu, yin ile yang'ı birbirinden ayrılmaz görür. Hepimizin bindiği bir tahterevallidir söz konusu olan. Herkes aynı tarafa binerse, oyun kaçınılmaz olarak son bulur. Vahşi Sakatlar bir yanıyla, bir ajanın soluk soluğa okunan, mizah dolu macerasıdır. Başka bir düzeyde ise, canlılığın, devinimin, değişimin, ele avuca sığmazlığın, damgasını vurduğu çağımızda, tablonun bütününü gözlerimizin önüne seren, ciddi fikirlerle dolu roman olarak da okunabilir.

"Robbins meseleleri beyin kamaştıran bir tarzda kavranıyor. Aynı zamanda dünya çapında bir öykü anlatıcı."

-Thomas Pynchon-

Sıcak Ülkelerden Dönen Vahşi Sakatlar Alıntıları - Sözleri

  • Her rahibe uzak bir diyardan ve zamandan bir adama aşık olur.
  • “Dünyadaki herkes maalesef ölüme hazırlıklıdır ama pek azı yaşama hazırlıklıdır.”
  • insan kendisini zengin edebilecek şeylere, servete kavuşamayınca, bunu ona unutturan şeylere verirdi dikkatini
  • Sen bambaşka bir konusun.
  • Bir sorun çözücünün bile aranmaması gereken sorunlar vardı.
  • Gül, adı her ne olursa olsun hoş kokar.
  • Şeytan bize hiçbir şey yaptıramaz. Şeytan örneğin bizi aşağılık yapmaz. Daha ziyade, biz aşağılık olduğumuzda, biz şeytan oluruz.
  • Eşyalar insan ruhuna sülük gibi yapışır.
  • Eserleri nevrozlardan ziyade anlıklarının uzantısı olan romancıları arıyorum.
  • Hayat saldırgandır. Buna alış.
  • Tüm yanlış soruları sordum.
  • “Her türlü depresyonun kaynağında kendine acıma vardır, insanlardaki her türlü kendine acıma da kendilerini fazlasıyla ciddiye almaktan kaynaklanır.”
  • Seni görmek bir lütuf. Karışık bir lütuf ama bir lütuf ne de olsa.
  • Ruhun saf kıvılcımına egonun şişkin lensleri ile bakarsan ruhunda yanarak bir delik açılması riskine girersin.
  • Bütün insaniyet yavaşlamış ışık, fiziksel gerçeklik ise elektriklenmiş hiçliğin tuhaf bir dansı mıydı?

Sıcak Ülkelerden Dönen Vahşi Sakatlar İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Çok uzun seneler önce, mevsimlerden bu zamanlar; dükkânı kapatmış Kadıköy Karaköy vapurunda okuduğum kitabın keyfindeyim. Ortalarına falan gelmişim "Sıcak Ülkelerden Dönen Vahşi Sakatlar"ın. Derken vapur iskeleye yanaştı, ayracımı yerleştirip kitabımı kenarları kıvrılmasın diye bir poşete geçirip itinayla çantama attım. Portatif iskeleler vapurun güvertesine sürüldü insanlar inmeye başladı. Sıra bana geldiğinde çantamın askısı portatif iskelenin demirine takıldı, nasıl bir adım atmışsam askı koptu ve ben daha ne olduğunu anlayamadan çanta cumburlop denize uçtu. Çanta vapurun arka tarafından su yüzüne çıktı ben montumu çıkartıp yere koydum, iskele görevlisi bir abi geldi. "Ne oldu?" diye sordu. "Abi," dedim, "çantam düştü, işte şurada; çok iyi de yüzemem ya gidip almam lazım çantayı." "Bekle!" dedi. Sonra uzun ucu kancalı bir demirle yanıma geldi. Bir şekilde kancayı çantaya takıp denizden kurtardı. Abiye çok teşekkür edip bir paket sigara aldım ona. (Pek de iyi bir şey yapmadım belki) Sonra iskeleden çıkıp hemen oracıktaki meyhanelerden birisine girdim. Ve kaldığım yerden ıslak kitabımı okumaya devam ettim. İşte bu şimdi halen kütüphanemde şişkin bir şekilde duran kitabımın hikayesidir. Çantamın içinde başka bir sürü şey vardı, mesela çek defterim, mesela birçok kitapla ilgili notlarım ama denize düştüğü an ilk aklıma gelen o an okuduğum kitap olmuştu. (Notlarım için sonra çok hayıflandım çünkü zaten el yazım okunaksızken bir de mürekkebin dağılmasıyla hiçbir şey okunamaz olmuştu) Ama neydi bu kitapta bu kadar önemli olan. İlk olarak okuduğum ilk Tom Robbins kitabı değildi ama kesinlikle en çok zevk aldığımdı. Hatırladığım kadarıyla anlatayım. Saflığa ve dilbilime çok önem veren bir CIA ajanı ana karakterimiz. Bu adam saflığa çok önem verse de üvey kız kardeşinin bekaretinin peşinde ve onunla olan karşılıklı mailleşmelerini de ananesi hackliyor. Ve ona şantaj yapıp piramit kafesinin içindeki papağanını amazon ormanlarında serbest bırakmasını istiyor. Ve olaylar gelişiyor, Kitabın dili ve anlattığı olaylar çok eğlenceli, fantastik öğeler sizin için hiç sorun değilse mutlaka okuyun diyebilirim. Çünkü ve de zira, yerden on beş santim yukarıda olmak insana farklı bir bakış açısı veriyor. (ozan erdoğan)

Daha önce incelemesi yapılmamış bir kitaba inceleme yapmak bana nedensizce bir sorumluluk yükledi ama oldukça kişisel bir inceleme olacağını şimdiden söyleyeyim. Bu kitap tamamen kendiliğinden geçti elime, ne okuma listemde vardı ne de daha önceden adını duymuştum. Yazarın da daha önce kitabını okumadığım göz önünde bulundurulunca başarılı demek mümkün. Esasen benim puanım 6'ydı ama bunu 7 yapan sona kadar merak unsurunu bir şekilde canlı tutmuş olması ve herkesin kesinlikle hoşuna gitmeyecek olsa da dilinin bana hitap etmesi. Kitap hakkında detay ve yer yer okumamış olanların keyfini kaçırabilecek bilgilere geçiyorum bu paragraf itibariyle. Öncelikle bu romanda, ana karakter Switters dahil hiçbir karaktere sempati duymadığımı söyleyebilirim. Çok zorlasam birini sevmek için, belki Maestra. Paragraf sonlarında ya da ara cümlelerde verilen "bu kişi hayatının gidişatını değiştirecekti" şeklindeki geleceğe yönelik ipuçlarını da sevmedim aynı şekilde. Çeviri bir kitap olarak, okuyanı bu kadar zorlayacak imalar ve dolaylı anlatım söz konusuyken oldukça başarılı olduğunu söylemem mümkün. Tüm romana yayılan, hem anlatım hem de Switters sebebiyle var olan rahatsız edici bir dil kullanımı söz konusu. Açıkçası herkesin rahatlıkla okuyacağını düşünmüyorum. Yer yer yapmayı tercih ettiği konu dışına çıkmalar ise bana göre fazla başarılı değildi. Bunca eleştiri yapıp bu kitaba neden 7 puan verdin diyebilirsiniz. Hemen onu da açıklayayım. Kitapta gerçekleşen bir tesadüf üzerine söylenirken şu cümleyi okudum birkaç sayfa sonra: "Dalga mı geçiyorsunuz benimle? Bu kadarı yeter! Şayet dünya daha da küçülürse siz de küçülün de yan cebime girin bari." Kimseyi sevmeseniz de okurken, bu kitap insana kendini okutuyor. Hele farklı konulara açık ve fazla mantık aramıyorsanız her şey mümkün. Zaten bu kitap için "mantık" en son sıralarda kullanılabilecek bir kelime. Hikaye bir şekilde içine alıyor, zamanla Switters'ın hayatındaki kadınları ve onlarla gelişen-değişen ilişkisini okuyorsunuz elbette ana konuyla birlikte. Benim için hayal kırıklığı olan bir nokta daha var ama o incelemeden fazlasına girer. "Kadınlar sıcak ülkelerden dönen vahşi sakatları sever!" (Zehra San)

KENDİNDEN BAŞKA HİÇ BİR ŞEYE BENZEMEYEN TARZI İLE TOM ROBBİNS İŞİ ROMAN.: En zor incelemelerden biri. Çünkü; okunması zor ama takip etmesi kolay. Olay döngüleri karman çorman ama anlaşılmaz değil. Hikaye çok boyutlu, daha doğrusu çok katmanlı ama boyutlararası geçiş (genellikle sıkıntılı olur) gayet temiz, gayet kusursuz. Yazar, hem yazmış, hem uyarmış. "Paradokstan sadece kalın kafalılar yararlanmaz!" Zaten roman da ince bir zeka işi. Tom Robbins, kendisinden beklenti konusunda burada da okuyucuyu mahçup etmemiş, tıpkı kurgunun ana kahramanı gibi ayaklarınız yere basmıyor. (Fakat ayaklarını yerden kesecek bir hikaye ile ayrımını düzgün yapmak gerekiyor. Durup dururken bir paradoksta ben ilave etmeyeyim ki, kitapta fazlası var.) Tek eleştireceğim nokta var; kahramanımız Switters. Yattık Switters, kalktık Switters, döndük Switters, yukarısı Switters, aşağısı Switters, Switters'ın mutluluğu, çişi, kakası derken...Switters olduk sonunda. O kadar çok tekrar var ki, biraz kendini kaptıranlar rüyasında Switters'ı görür. Hep Switters ama. Onun dışında gayet leziz, gayet Tom Robbins işi yaramaz, uçarı ve hepsi ile birlikte, sürükleyici ve tadından yenmez bir okuma şöleni. Herkesin seveceğini düşünmüyorum ama seven karasevda olur. Sevmeyen de yanına yaklaşmaz. Zannederim, yazarın da yapmaya çalıştığı şey bu. Başarılı olmuş mu?...Olmuş. Benim için sırada, Parfümün Dansı ve Ağaçkakan var. Ama hemen değil. Önce bir Kütüphaneye dönüp sıradakinin hakkını yemeyelim. (Arda)

Kitabın Yazarı Tom Robbins Kimdir?

Thomas Eugene Robbins (d. 22 Temmuz 1936), Amerikalı roman ve kısa hikâye yazarı.rnrnRobbins, "Oyunculuk, uçarılık değil bilgeliktir" görüşünü ön plana çıkarıp çılgınlık derecesinde oyuncul romanlar yazmaktadır. Romanları, hayatın daha ciddi yanlarını inkar etmez; "herşeye rağmen mutluluk" ilkesinin savunuculuğunu yapar. Bu ilkenin içerdiği mesajı, romanlarındaki karakterlerin felsefeleri ve aynı zamanda da incelikli yazı biçimiyle iletir. Edepsiz kelime oyunları, alakasız sonuçlar, zıtlık içeren ifadeler, ara sözler, Robbins'in anlatımının belli başlı özellikleridir. Romanları yalnızca edebi uzlaşımları değil, insanoğlunu tatmin etmenin en iyi yolu hakkında toplumda yer alan varsayımları da sorgular. Robbins, panteizm, mistik Doğu dinleri ve Yeni Fizik gibi çeşitli kaynaklardan alternatif düşünceleri bir araya getirir.rnrnThomas Eugene Robbins Kuzey Carolina'nın Blowing Rock adlı kasabasında George Thomas Robbins isimli bir idareci ve Katherine D'Avalon isimli bir hemşirenin çocuğu olarak doğdu.rnrnRobbins 1954 yılında Washington'da ve Virginia'nın Lexington kasabasında bulunan Lee Üniversitesi'nde gazetecilik öğrenimi gördü ancak disiplin sorunları nedeniyle üniversite öğrenci birliğindeki görevinden alınınca okulu terketti.Okuldan ayrılmasını izleyen yıl zamanını otostop yaparak geçirdi ve nihayetinde New York'a yerleşerek şiir yazmaya başladı.rnrn1957 yılında askerlik emrini almasını takiben Amerikan Hava Kuvvetleri'ne katıldı. Askerliği boyunca iki yılını Kore'de meteorolojist olarak geçirdi ve 1959 yılında terhis oldu. Terhis olduktan sonra Virginia'nın Richmond kasabasında sivil hayatına geri döndü.rnrnRobbins,1960 yılında daha sonra adı Virginia Commonwealth Üniversitesi olarak değişen Richmond Enstitüsü'nde sanat bölümüne girdi ve üniversite gazetesinde editörlük yaptı.rnrnMezun olmasını takiben, yüksek lisans öğrenimi görmek amacıyla Seattle'da bulunan Washington Üniversitesi'nin Uzak Doğu Çalışmaları bölümüne girdi. Seattle eyaletinde geçirdiği süre zarfında, The Seattle Times ve Seattle Post-İntelligencer gazetelerinde çalıştı.rnrnRobbins, 1971 yılında ilk romanı olan Dur Bir Mola Ver isimli kitabını yayınladı. Bu ilk kitabı eleştirmenler tarafından olumlu yorumlar aldı ancak bir sonraki romanı Even Cowgirls Get the Blues büyük ilgi gördü ve bir başyapıt olarak yorumlandı. Robbins, 35 yıllık edebi kariyeri boyunca sekiz adet roman, bir yığın şiir ve kısa hikâye yayınladı.rnrnBirçok kitabında etkisinin aşikar olduğu görülebilen Terence McKenna ile arkadaşlık yaptı. Sirius'tan Gelen Kurbağa adlı kitabının ana karakteri Larry Diamond, Psilosibin de dahil olmak üzere Mckenna'nın kuramlarının benzerlerini savunuyordu. Buna ek olarak, Parfümün Dansı adlı kitabının ana karakterlerinden Wiggs Dannyboy ile McKenna arasında çarpıcı benzerlikler bulunmaktadır.Robbins,aynı zamanda Hindistan'lı gizemci Osho'nun da hayranıdır ve Amerika Birleşik Devletleri'nde faaliyette bulunan Legal Marijuana Hareketi'nin danışma kurulunda görev yapmaktadır.rnrn1997 yılında, Bumbershoot Seattle Sanat Festivali kapsamında verilen Altın Şemsiye ödülünü kazandı.rnrnRobbins halen beşinci eşi olan Alexa D'Avalon ile beraber Washington'a bağlı La Conner şehrinde yaşamaktadır. Rip ve Fleetwood Star isimli iki oğlu vardır.

Tom Robbins Kitapları - Eserleri

  • Parfümün Dansı
  • Dur Bir Mola Ver
  • Ağaçkakan
  • Sirius'tan Gelen Kurbağa
  • Kovboy Kızlar da Hüzünlenir
  • Villa Meçhul

  • Sıska Bacaklar
  • B, Bira
  • Geriye Uçan Yaban Ördekleri
  • Sıcak Ülkelerden Dönen Vahşi Sakatlar
  • Tibet Şeftali Turtası

Tom Robbins Alıntıları - Sözleri

  • “Dünyadaki herkes maalesef ölüme hazırlıklıdır ama pek azı yaşama hazırlıklıdır.” (Sıcak Ülkelerden Dönen Vahşi Sakatlar)
  • " Mitler evrenin şarkılarıdır: Doğru anlaşıldığında evreni açıklayan ve evrenin içindeki karmaşık yerimizi anlatan şarkılar..." (Geriye Uçan Yaban Ördekleri)
  • Gül, adı her ne olursa olsun hoş kokar. (Sıcak Ülkelerden Dönen Vahşi Sakatlar)
  • “Cinayete, işkenceye, köleciliğe, ırza geçmeye, yamyamlığa, yağmacılığa, reklam tekerlemelerine, peluş halılara ve golfe düşkünlüğümüzle, bizlerin dört milyar yıllık muhteşem bir deneyimin kusursuz sonucu olduğumuz ciddi bir şekilde nasıl düşünülebilir ki? Bir tür olarak yapabildiğimiz kadar evrimleştik belki; ama hiçbir şekilde, evrimin artık yeter dediği anlamına gelmez bu. Her halükârda, evrimin yazı tahtasında, insandan öte bir şey var. En barbarca ve açgözlü davranışlarımızı “insanlıkdışı” diye nitelendirmeye pek meraklıyızdır; oysa işin doğrusu, insanlığın ta kendisidir bu davranışlar, kesinlikle ve özellikle insanlıktır bunlar; çünkü başka hiçbir yaratığın, kendini, bizimle kıyaslanabilecek bir gaddarlığa kaptırma huyu yoktur.” (Sirius'tan Gelen Kurbağa)
  • İnsan kendini eylemleriyle tanımlamaktaysa eğer o zaman üslup iki kat daha belirleyicidir çünkü eylemi betimleyen üsluptur. (Dur Bir Mola Ver)
  • Ego son derece güvenilmez bir şey ve en iyisi kendisine belli bir mesafede durmak; (Tibet Şeftali Turtası)

  • Eserleri nevrozlardan ziyade anlıklarının uzantısı olan romancıları arıyorum. (Sıcak Ülkelerden Dönen Vahşi Sakatlar)
  • Garip şahıs diye bir şey yoktur. Sadece kimi insanlar diğerlerinden daha fazla anlaşılmayı gerektirir o kadar. (Dur Bir Mola Ver)
  • Bütün insaniyet yavaşlamış ışık, fiziksel gerçeklik ise elektriklenmiş hiçliğin tuhaf bir dansı mıydı? (Sıcak Ülkelerden Dönen Vahşi Sakatlar)
  • Sevgi çok güçlüdür, ama onun da bir sınıri vardır ve her yere saçmak, bedeli ağır bir hata olur. (Kovboy Kızlar da Hüzünlenir)
  • Tüm yanlış soruları sordum. (Sıcak Ülkelerden Dönen Vahşi Sakatlar)
  • Görünen o ki hayal gücünün yapabileceklerini sarhoşluğun etkileriyle karıştıranlar var. (Tibet Şeftali Turtası)
  • " Oysa okuma eylemi, tıpkı iki bedenin birbirine sarılmasında olduğu kadar özel ve yoğun bir eylemdir. Mahremiyetinizi koruyacak önlemler almanız gerekir. " (Geriye Uçan Yaban Ördekleri)

  • hayat zaten zor, bir de üstelik sonunda ölüyorsun... (Parfümün Dansı)
  • " Eğer insanı adamakıllı incelemek demek gerçekten incelemek demekse, mitoloji de insanı adamakıllı incelemek için tutulqn bir mercek demektir. " (Geriye Uçan Yaban Ördekleri)
  • Bu senin hayatının en kötü günü değil, ama sen öyle sanıyorsun. (Sirius'tan Gelen Kurbağa)
  • Aşk, uğruna uç noktalara gitmeye istekli olanlara aittir. (Ağaçkakan)
  • "Ölü bebeklerin lafını bile duymak istemem." (Sıska Bacaklar)
  • Kendimizin kahramanları olduğumuz gibi kendimizin ejderhalarıyız da ve kendimizi kendimizden kurtarmak zorundayız. (Ağaçkakan)
  • Eşitlik farklı şeylere benzer gözle bakmak değil. Eşitlik farklı şeylere farklı gözle bakmak. (Ağaçkakan)