Kitap Künyesi
Yazar: Erich Fromm
Çevirmen: Orhan Düz
Orijinal Adı: Sigmund Freud’s Mission
Yayın Evi: Say Yayınları
İSBN: 9786050205671
Sayfa Sayısı: 120
--reklam--
Sigmund Freud’un Misyonu Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Psikanaliz, Freud’un bizzat vurgulamaktan hoşlandığı gibi, onun eseriydi. Psikanaliz büyük başarılarının yanı sıra kusurlarıyla da kurucusunun kişiliğinin izlerini taşır. Bu durumda psikanalizin kökeni, hiç kuşkusuz, Freud’un kişiliğinde aranmalıdır. Peki Freud nasıl biriydi? Onu kendine özgü bir biçimde davranmaya, düşünmeye ve duyumsamaya sevk eden benliğindeki itici güçler nelerdi? Düşmanlarının iddia ettiği üzere, cinsellik ve disiplinsizlik ortamında yetişmiş yoz bir Viyanalı mıydı, yoksa en sadık taraftarlarının savunduğu gibi doğruyu bulma yolunda korkusuzca ve ödün vermeden yürüyen, ailesine karşı oldukça sevecen, öğrencilerine karşı kibar, düşmanlarına karşı âdil, kendini beğenmişlik veya bencillik emareleri taşımayan, dahası kişisel hiçbir kusuru olmayan büyük bir üstat mıydı?
--reklam--
Sigmund Freud’un Misyonu Alıntıları - Sözleri
- Anne sevgisi koşulsuz bir sevgidir. Anneler, babada olduğu gibi, çocuğu buna değer olduğu için ya da yaptıklarından dolayı sevmez; anne sırf kendi evladı olduğu için yavrusunu sever.
- Bununla birlikte Freud ' un birine bağlı olmama konusunda müthiş bir gururu vardı ve herhangi birinin himayesi altına girmekten de şiddetle nefret ederdi .
- Bir insanın karakterinin gelişimini belirlenen etmenlerin -bünyesiyle ilgili etmenler dışında- anlaşılması için, işe bu insanın annesiyle kurduğu ilişkiden başlamak gerekir.
- Uzun yıllar boyunca en sadık ve en mütevazı öğrencisi ve dostu olan ferenczi hayatının sonuna doğru , hastaların sevgiye , çocukluk döneminde mahrum kaldıkları sevgiye ihtiyaç duyduklarını ileri sürmüştü.
- Freud ' un kadınlarla duygusal yakınlaşma bakımından eksikliği , onun kadınları pek az anladığı gerçeğini de önümüze koymaktadır .
- Freud ' un bağımsız olmaya yönelik şiddetli isteği Jones tarafından da fark edilip vurgulanmıştır .
- İşin içinde erotik bir unsur olmadığı zamanlarda Freud genellikle insanlara karşı pek fazla sevgi beslemezdi .
- Babası büyük bir adam olmuş olsaydı , belki de Freud ona boyun eğer veya hiç değilse o kadar isyankâr olmazdı
- Fakat işin en can sıkıcı yanı, birinin himayesi altında olma düşüncesidir ki hemen hemen hiçbir şeye karşı bu kadar düşmanlık beslememiştim.
- Freud'un insanlara bağlanma eğilimi vardı ama aynı zamanda bu bağımlılığından utanç duyuyor ve nefret ediyordu. Karşı tarafın sevgi ve yardımına kucak açtıktan sonra o kişiyle olan bütün ilişkisini keserek, onu yaşamından çıkararak ve ondan nefret ederek bu bağımlılığından kurtuluyordu.
- Hayatın dinamiği haz almaktan çok acı ve üzüntüden kaçınma yönündedir.
- ... biz zevk aramaktan çok, acıdan kaçmak için çaba harcıyoruz.
- Biz neden her ay yeniden âşık olmuyoruz ? Çünkü her ayrılıkta , yüreğimizden bir parça da birlikte ayrılıp gidiyor . Biz neden herkesle arkadaş olmuyoruz ? Çünkü onun kaybı ve mutsuzluğu da bizi derinden etkileyecektir .
- Freud'un düşüncesine göre akıl,yaşama anlam vermek,yanılgılardan (ki Freud'a göre dinsel öğretiler bunlardan sadece biriydi) kurtulmak, engelleyici otoritelerden kurtulup kendi otoritemizi kurmak için elimizdeki tek araç veya silahtır.
- " kadın ruhunu otuz yıldır araştırmış olmama rağmen hâlâ cevabını bulamadığım , şimdiye kadar kimsenin de bulamadığı o büyük soru şudur : Bir kadın gerçekten ne ister ? "
--reklam--
Sigmund Freud’un Misyonu İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Sigmund Freud’un Misyonu Kitap İncelemesi ve Yorumu: Erich Fromm’un bu eserini mayıs ayı gibi bir Youtuber tarafından keşfetmiştim. Kendisi yanlış hatırlamıyorsam bir psikologdu ve Freud’un özel hayatını tanımak isteyenler için Fromm’un bu eserini önerebileceğinden bahsetmişti. Kendi derslerimizde Freud’un kuramlarıyla ve çalışmalarıyla ilgili bilgiler öğreniyoruz zaten sürekli, ama Freud’un özel yaşamı, ailevi ilişkileri, dostları, karakteri benim merakımı uyandırıyordu hep. Irvin Yalom da Nietzsche Ağladığında eserinde Freud ve özel yaşamından biraz bahseder ancak Fromm’un bu eseri çok çok daha iyi anlamamıza yarayacak türden. Bir psikanalistin gözünden bir diğer psikanalisti görmek… Freud’un kabullenemediği travmalarını ve bağlılıklarını bir psikanalistin analiz etmesi, oldukça ilgi çekici değil mi? Öncelikle kitabın bölüm başlıklarından bahsetmek istiyorum; 1) Freud’un Gerçeğe Olan Tutkusu ve Cesareti 2) Annesiyle İlişkisi: Özgüven ve Güvensizlik 3) Freud’un Kadınlarla İlişkisi: Aşk -Bu kısımda eşi Martha ile olan ilişkisinden bahsediyor- 4) Erkeklere Bağımlılığı 5) Babasıyla İlişkisi 6) Freud’un Otoriterliği 7) Dünya Reformcusu Olarak Freud 8) Psikanaliz Hareketinin Yarı Siyasal Yapısı 9) Freud’un Dinsel ve Siyasal Görüşleri 10) Özet ve Sonuç Başlıklar bile kitabın girişinde direkt ilgimizi çekmeyi sağlıyor. Psikolojiye ilgi duyan herkesin bildiği üzere anne ile çocuklukta yaşanan ilişkiler ileriki hayatımızdaki insanlarla olan ilişkilerimizi oldukça etkiler. Annesiyle ve diğer çevresindekiler ile olan ilişkilerini analiz edip birbirine bağlayarak ve sağlam kaynaklar ile destekliyor Fromm. Bir nörolog ve psikanalist olan Ernest Jones’ın eserlerinden alıntı yapıyor sürekli. Fromm'un alıntı yaptığı eserlerinde Jones, Sigmund Freud’un arkadaşlarına ve yakınlarına yazdığı mektuplardan alıntılar almış Freud hakkında bazı bilgilere ulaşmak için. Bir örnek olarak Fromm yine Jones’ın eserine referans vererek Freud’un çok otoriter ve ‘dediğim dedik’ biri olduğunu vurguluyor. Bunun sebebini de annesi ile olan ilişkisine ve kardeş sendromuna bağlıyor. Okudukça şaşıracağınız ve “Vay be Freud böyle biri miymiş?” derken kendinizi bulabileceğiniz bir kitap. ‘Terzi kendi söküğünü dikemez’ atasözü Freud’un hayatını özetler nitelikte. Kendi travmalarını ve ruhsal ihtiyaçlarını gözardı ederek kendisi ortaya attığı ‘bastırma’ kuramına güzel bir örnek olmuş. Freud’u daha yakından tanımak isteyen, önemli insanların özel hayatlarına ilgi duyan biriyseniz kesinlikle öneririm. Mesleki terimler çok çok az, bu yüzden okunmasının kolay olduğunu düşünüyorum. Herkese iyi okumalar, kitapla kalın! (Gregor SAMSA)
Sigmund Freud annesiyle, babasıyla, arkadaşlarıyla ilişkisini ve bazı özellikleri ile ilgili genel bir bakış açısını dile getiriyor Erich Fromm. Kendime not: Freud'a göre bu saplantı yardım edilme ve kurtarılma isteğinin bir ifadesidir. Hâlbuki gerçekte insan kendi kendini kurtaramasa bile, hiç değilse çocuksu yanılsamalardan uyanıp kendi gücünü, aklını ve becerilerini kullanarak kendine yardım edebilir. (Pinhan)
Eğer Sigmund Freud kritiği okumak istiyorsanız, bulabileceğiniz kritikler arasında en sade anlatıma sahip olanlardan bir örnek. Erich Fromm, saldırgan olmamakla birlikte objektif bir inceleme kaleme almış. (Berfin Sarıkaya)
--reklam--
Sigmund Freud’un Misyonu PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Erich Fromm - Sigmund Freud’un Misyonu kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Sigmund Freud’un Misyonu PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Erich Fromm Kimdir?
Erich Fromm (23 Mart 1900, Frankfurt - 18 Mart 1980), Musevi kökenli Almanya doğumlu Amerikalı ünlü bir psikanalist ve sosyologdur. Ruh bilimine Marksist - Sosyalist ve insancıl yaklaşımın en önemli temsilcilerindendir.
Hayatı
Heidelberg ve Münih Üniversiteleri'nde toplum bilim ve psikanaliz eğitimleri gördü. 1922 yılında Heidelberg Üniversitesi'nde doktora öğrenimini tamamladı. Münih'te ruh hekimliği ve ruh bilim üzerine ek incelemeler yaptıktan sonra, Berlin Psikanaliz Enstitüsü'nde eğitim gördü ve 1931 yılında mezun oldu.
30'lu yılların başlarında Almanya'da Nazi hareketinin güçlemesi nedeni ile İsviçre'nin Cenevre şehrine yerleşti. 1933 yılında Chicago Ruh çözümleme Enstitüsü'nden aldığı davet üzerine Amerika Birleşik Devletleri'ne gitti. 1934 yılında , 1938'e kadar kadrosunda bir uzman olarak görev aldığı Frankfurt Toplumsal Araştırma Enstitüsü ile birlikte New York'a taşındı. Özel çalışmalarını sürdürdü ve Columbia Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak çalıştı.
1946 yılında William Alonson White Ruh Hekimliği , Ruh Çözümleme ve Ruh Bilim Enstitüsü'nün kurucuları arasında yer aldı. Yale Üniversitesi , New York Üniversitesi Bennington Koleji , Michigan Eyalet Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak çalıştı.
1949 yılında Meksika Ulusal Özerk Üniversitesi'nden gelen bir profesörlük önerisini kabul etti ve tıp fakültesi lisansüstü bölümünde ruh çözümleme şubesini kurdu , 1965 yılında emekli olana kadar orada çalıştı.
Emeklilik yıllarını geçirdiği 1980 yılında İsviçre'de öldü.
Marxist ve sosyalist , insancıl dünya görüşünü benimseyen Fromm , batı kapitalizmi ve SSCB komünizmini reddetmiştir.
Biyofili hipotezine olan katkıları, evrimsel psikoloji konusundaki araştırmalara temel sağlamıştır.
Erich Fromm'un çalışmaları birçok dile çevrilmiştir.
--reklam--
Erich Fromm Kitapları - Eserleri
- Kendini Savunan İnsan
- Sahip Olmak ya da Olmak
- Sevme Sanatı
- Özgürlükten Kaçış
- Barışın Tekniği ve Stratejisi
- İnsandaki Yıkıcılığın Kökenleri
- İnsandaki Yıkıcılığın Kökenleri (İkinci Kitap)
- Freud Düşüncesinin Büyüklüğü ve Sınırları
- Hayatı Sevmek
- Sağlıklı Toplum
- İtaatsizlik Üzerine
- Özgürlük Korkusu
- Sevginin ve Şiddetin Kaynağı
- Umut Devrimi
- Psikanaliz ve Din
- Psikanalizin Bunalımı
- Psikanaliz ve Zen Budizm
- Rüyalar, Masallar, Mitler
- Çağımızın Özgürlük Sorunu
- Marx'ın İnsan Anlayışı
- Yaşama Sanatı
- Yanılsama Zinciri
- Yeni Bir İnsan Yeni Bir Toplum
- Erdem ve Mutluluk
- Cinsellik ve Cinsel Sapmalar
- Tanrılar Gibi Olacaksınız
- Olma Sanatı
- Sigmund Freud’un Misyonu
- İsa Dogması
- İnsan Bilgisi ve Hümanist Planlama
- Çağdaş Toplumların Geleceği
- Psikanalize Yeni Bir Bakış
- Toplumsal Bilinçaltının Araştırılması
- Dinleme Sanatı
- Anaerkil Toplum ve Kadın Hakları
- İnsan Olmak Üzerine
- Çağımızda Kişilik Sorunu
- İnsanlık Başarabilecek mi?
- Die Kunst des Liebens
- Kendini Savunan İnsan - Ahlak Felsefesinin Psikolojisine İlişkin Bir Araştırma
- Psixoanaliz ve Din
- Liebe, Sexualität und Matriarchat
--reklam--
Erich Fromm Alıntıları - Sözleri
- Ama eğer yaşamıyorsam nasıl erdemli olabilirim? Ve eğer hiçbir şeyin bilincinde değilsem nasıl iyi bir törelbilincim olabiillir? (Yeni Bir İnsan Yeni Bir Toplum)
- Peygamber hakikati vahiy eder, Lao-tse ve Buda da böyle yapmıştı. Ancak peygamber aynı zamanda siyasal bir liderdir, siyasal eylem ve sosyal adaletle çok yakından ilgilenmektedir. (Tanrılar Gibi Olacaksınız)
- "... anaerkil ilke; hayat, birlik ve huzurdur... anaerkilliğin ilkesi evrenselliktir." (Anaerkil Toplum ve Kadın Hakları)
- Cinsel sevgi iki kişilik yalnızlıktır. Oysa sevdiği kişide insan tüm insanlığı, yaşayan ne varsa hepsini sever. (Sevme Sanatı)
- Verilen şey yitirilmez, tam tersine sıkı sıkıya tutulan şeylerdir biten ve yok olanlar. (Sahip Olmak ya da Olmak)
- İnsanlar yeni tanıştıkları kişiler hakkında ilk anda çoğunlukla doğru olan görüşler elde ederler ve o esnada oluşan karmaşık bireysel işleyişlerin de hiç farkına varmazlar. (Rüyalar, Masallar, Mitler)
- Bugüne değin herhangi bir sıradan insandan bile daha az sevme yeteneğine sahipmiş gibi görünüyordun. Bu aşk nasıl olabiliyor? Madem bu kadar aşıksın, kadının fikirleriyle çelişen ilkelerinden neden vazgeçmiyor, fedakarlık yapmıyorsun? Neden daima kendinden ve kendi kaderinden söz ediyor, ama sevdiğin kadının duygularına pek aldırmıyorsun? (Yanılsama Zinciri)
- "Bütün dünyayı yargılayan adil olmalı." (Tanrılar Gibi Olacaksınız)
- Yoksa zihinsel olarak 20.yüzyılda ama duygusal olarak taş devrinde mi yaşıyoruz? (İnsan Olmak Üzerine)
- Erkek kibri neler yapabileceğini, hiçbir zaman başarısız olmayacağını gösterir. Buna karşı kadınlara özgü kibir esas olarak cezp etme ve kendi kendine cazip olduğunu kanıtlama ihtiyacından kaynaklanmaktadır. (İsa Dogması)
- Biz neden her ay yeniden âşık olmuyoruz ? Çünkü her ayrılıkta , yüreğimizden bir parça da birlikte ayrılıp gidiyor . Biz neden herkesle arkadaş olmuyoruz ? Çünkü onun kaybı ve mutsuzluğu da bizi derinden etkileyecektir . (Sigmund Freud’un Misyonu)
- “karakter insanın kaderidir”. (Çağımızın Özgürlük Sorunu)
- Özgür insan ölümü, her şeyden az düşünür; onun bilgeliği, ölüme değil yaşama yoğunlaşmasından doğar (Sevginin ve Şiddetin Kaynağı)
- Insan bir nesneye dönüştürülüp nesne gibi yönetildiğinde onun yöneticileri de nesne haline gelir; nesnelerin iradesi yoktur, vizyonu yoktur, planı yoktur. (İnsanlık Başarabilecek mi?)
- ... canlı bir varlığı acıya tahammül etmeye zorlamaktan daha büyük bir güç gösterisi yoktur. (Cinsellik ve Cinsel Sapmalar)
- İnsan nesnelliğini ne ölçüde geliştirirse, gerçeklikle ne ölçüde ilişki kurabilirse, ne denli olgunlaşırsa, içinde rahat edebileceği insancıl bir dünya yaratmaya o denli yaklaşmış olur. (Sağlıklı Toplum)
- “Geçmişe yönelik tutum minnettarlık, âna yönelik tutum hizmet, geleceğe yönelik tutum sorumluluk olmalıdır. Zen’de yaşamak … yolunuza çıkan her şeyi ekonomik ve ahlaki açıdan eksiksiz kullanmak demektir. Zen’in amacı … eksiksiz bir emniyet ve korkusuzluğa erişmek, esaretten özgürlüğe ilerlemektir. Zen … akıl değil karakter meselesidir, bu da Zen’in yaşamın ilk prensibi olarak iradeden doğması demektir.” (Psikanaliz ve Zen Budizm)
- Artık yabancılaşma yalnızca el emeği ile çalışan insanlarda görülmüyor; yabancılaşma memurlar, pazarlamacılar ya da profesyonel yöneticiler arasında bile hızla yayılıyor. Hatta bunlar belki de basit bir ustabaşından daha çok yabancılaşmış insanlardır. Çünkü bir ustabaşının emeği, yine de beceri, güvenilirlik ve benzeri kişisel özelliklere bağlıdır. Yetenekli bir ustabaşı; kişiliğini, gülümseyişini ve kendi fikirlerini, demin saydığımız insanların aksine, iş sözleşmeleri nedeniyle satmak durumunda değildir. Öte yandan, insanları ve toplumsal değerleri (simgeleri) etkileyip bunları yönlendirmekle görevli kişiler, kendilerini işverenlerine yalnızca becerileri için satmaz. Ayrıca onlardan uyumlu ve "istenilen kişilik tipi"ni taşımaları, rahat yönlendirilip etkilenebilir olmaları da beklenir. İşte bunlara, "örgütlenmiş (organize edilmiş) insanlar" diyoruz. Bu insanların kendilerine özgü belirli bir idealleri yoktur; idealleri, çalıştıkları şirketlerin çıkarları ve idealleri ile aynı olmuştur. Günümüzde bir el emekçisi ile bir masa başı emekçisinin (çalışanının) tüketim kalıp ve davranışlarında bir benzerlik görülmektedir. Çünkü bu insanların hepsi tek bir arzuyla yanıp tutuşmaktadır. O da, daha yeni eşyalara ya da piyasaya çıkan en son şeylere sahip olmak ve bunları kullanıp tüketmek arzusudur. Bu insanlar; edilgen, kabul edici ve tüketicidir. Onlar, yapay olarak yaratılan ihtiyaçlarını tatmin eden eşyaların buyundurukları altına girmiş olan güçsüz insanlardır. (Marx'ın İnsan Anlayışı)
- Ve ilerleyen yaşımızla beraber, hayret etme yeteneğimiz de giderek azalır. Genelde önem verdiğimiz husus, her zaman en doğru cevabı vermektir. Ama doğru soruları sormayı bilmek, sanki daha az önemsizmiş gibi gelir bize. (Rüyalar, Masallar, Mitler)
- " Çoğa sahip olabilen değil de, çok şey olabilen insan, bütünüyle gelişmiş ve gerçekten beşeri olan insandır." (Çağımızda Kişilik Sorunu)
Yorumlar
0 yorum