Kitap Künyesi
Yazar: Barış Bıçakçı
Editör: Tanıl Bora
Editör: Belce Ünüvar
Tasarımcı: Ali Osman Coşkun
Yayın Evi: İletişim Yayınevi
İSBN: 9789750509636
Sayfa Sayısı: 166
--reklam--
Sinek Isırıklarının Müellifi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Cemil'in bütün gün evde ruhsal söküklerle uğraştığını da biliyordu Nazlı. Ev, iplik parçalarıyla, kırpıklarla dolu oluyordu, iki ucu bir araya getirilememiş hatıralarla ve partal fikirlerle. Yaşamak bu küçük evde de eksik kalıyordu; elli dört metrekare içinde Cemil'in yetişemediği, tamamlayamadığı şeyler vardı. Sessizlikler vardı. Hissettiği şeyi tam o anda kimseye söyleyememiş Cemil'in kuytuya köşeye bıraktığı sessizlikler, yutkunmalar ve toz."
Aşk üzerine küçük bir roman.
Toplu konutta aşk ama...
Edebiyat üzerine küçük bir roman.
Edebiyatla hayatın birbirine karıştığı ama...
Arkadaşlıklar üzerine bir roman.
Hepsi üç kişi ama...
Barış Bıçakçı'dan yeni bir kitap. Aması yok.
"Ben Barış Bıçakçı'nın metninde... kendine has bir üslup görüyorum. Kısa cümlelerle, fazla derine inmiyormuş gibi gözükerek ince ayrıntılarda kahramanlarını var ediyor.Yalın bir anlatımı var, parlatmıyor, gereksiz cümlelerle şişirmiyor... Kısa, çok kısa bölümler ilk bakışta birbirleriyleilgisiz gibi görünseler de bir bütünü oluşturuyorlar. Son zamanlarda tek tipleşen, olaya dayalı roman anlayışına karşı kendine has dili, anlatımı, kurgusuyla seçkinleşiyor Barış Bıçakçı."
-Metin Celâl-
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Sinek Isırıklarının Müellifi Alıntıları - Sözleri
- "Kırk yaşımızda, yüreğimize yirmimizde sıktığımız bir kurşunla ölüyoruz."
- "Hayat hiçbir yere varmıyor."
- "Büyük yalanlar çabucak taraftar toplar."
- "İstanbul'da gün boyu dolaşırken dünyanın haline üzüldüm. Ankara'da insan sadece Ankara'nın haline üzülüyor."
- "...keder hep en olmadık yere gizlenir."
- Modern toplumda aşırı duygular yaşamak, hoş karşılanmayan, istenilmeyen bir sey. Bunun için hekimlerimiz ve ilaçlarımız var. Ne olursa olsun hayatın devam edebileceğini bize bildiren dostlarımız var.
- "Kendi dünyamdan çıktığımda basit cümlelerin öznesi oluyorum..."
- "Yaşamak ilerlemek olamaz, diye düşünüyor Cemil, ama geride bırakmak olabilir."
- "Önemsiz şeylerin, tali duyguların üzerinde gidiyor hayat, sanki önemli bir yere varacakmış gibi bütün gücüyle bütün hızıyla gidiyor."
- "Siz de bilirsiniz, anlatmaya değer şeyleriniz olduğunu, bir gün bunları anlatacağınızı, yazacağınızı düşünmek ne güzeldir ve bu düşünde bir kez yer etti mi nasıl da perişan eder insanı! Şu dünyadaki en yüksek mertebe olan okurluk mertebesi size yetmemeye başlar. İnsan olmak size yetmemeye başlar. Dünya olmak istersiniz."
- Böyle hafif bir evrende anlam ne arasın? Anlam ağırdır... Dibe çöker. Falcılar bu nedenle kahvenin telvesine bakarlar.
- "Ölü bir kelebek oldum bekliyorum,hafif bir esintide canlı gibi kımıldıyorum."
- "Korku iyi bir harçtır."
- "Kitaplar bir bakıma başarılmış, tamamlanmış şeylerdir. Oysa hayat başarılamayan ve tamamlanmayan şeylerle doludur."
- "Dünyamızda alışılmışın dışındaki her şeyin açıklanması gerekir ve bu hiç de masum bir gereklilik değildir. Açıklama yaparsınız, neden gösterirsiniz, makul gerekçeler sunarsınız, sonra bir de bakmışsınız tam da sizden açıklama beklenenlerin dilini kullanıyorsunuz, kendi dilinizi değil. Birilerine açıklama borçluysanız borcunuzu daima kendi dilinizi harcayarak ödersiniz."
--reklam--
Sinek Isırıklarının Müellifi İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Yazmayacağım diyorum, içimde bir kıpırtı, bırak lan diyerek seviye düşürüyorum, yine de olmuyor. Sen nasıl adamsın kardeşim. Bu kalınlıkta bir kitabın içine nasıl bu kadar çok şeyi sığdırabiliyorsun. Bir de basit görünümlü derin derin cümleleri nasıl kuruyorsun, o aforizmalar yok mu, şaşkınım. Okurken çok mutlu ettin beni, bazen istemsiz elimi ağzıma, yüzüme götürtürdüm, umarım korana virüs kapmamışımdır. Uzun bir liste var yazdığın kitabın içinde, gizli gizli şiirler var, mektuplar var, aşk var, okur var, yazar var, arkadaşlık var, tıpkı şu günlerde olduğumuz gibi eve kapanmak var. Çilek reçeli, dereotu, Ankara, İstanbul var… Şantiye var, kamp kurmak var, gençlik var, ihtiyarlık var, protesto var, aldatmak var. Şehvet var… Sayfa değil de kelime hesabı yapmak gerekir ki kitabın gerçek kalınlığı ortaya çıksın. Kelime hesabı yapınca incecik bir kitap çıkar, ama özgül ağırlığı çok fazla olan bir kitap… Aşağıdaki listeyi internetten aldım, bunlar kitabın içinde geçenler… 1. Ada ya da Arzu - Nabokov 2. Oktay Rifat: Kaynayan çaydanlığın mutfağa diktiği o kokulu ağaç 3. Yalnız Bir Avcıdır Yürek - Carson McCulers 4. Ayak İzlerinde Adımlar - Julio Cortazar 5. Mırıldandığım Öyküler - Julio Cortazar 6. İçeriye Bakan Kim - Mehmet Günsur 7. Orhan Veli'den Baudelaire çevirisi: “Nasıl sürünür, bir gibi yerle, / yılan: seni öyle seveceğim.” 8. Oktay Rifat - Çipet Çipet Çitalinya 9. Sabahattin Kudret Aksal - Gazoz Ağacı 10. Bodur Minareden Öte - Yusuf Atılgan 11. Seçme Şiirler - Rene Char 12. Güve Yenikleri - Oktay Rifat 13. Kaos - Paolo and Vittorio Taviani 14. Jules ve Jim - François Truffaut 15. Saatlerin Tıkırtısı - Yusuf Atılgan 16. Bir Tren Yolculuğu - A. H. Tanpınar 17. Çamlıcadaki Eniştemiz - Abdülhak Şinasi Hisar 18. Ses ve Öfke - Faulkner 19. Körleşme - Elias Canetti 20. Penceredeki Kadın - Fritz Lang 21. Lale Müldür - Sarartı (Üzünç, Sevgilim ya da Nane otları) 22. Franny ve Zoey - Salinger 23. Dalgalar - Virginia Woolf 24. Rumours 25. Muz Balığı İçin Mükemmel Bir Gün - Salinger 26. Şafak - Sevgi Soysal 27. Kürk Mantolu Modanna - Sabahattin Ali 28. Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi - James Joyce 29. John Mayall - Sensitive Kind 30. 16 HorsePower - Sinner Man 31. Max Beckmann (Alman Ressam) (“Aşırı duyguları yaşamak biçim yaratmanın kendisidir. Biçim kurtuluştur.”) 32. Sonsuz Günbatımı - Furuğ Ferruzad 33. Kırlardan Geliyorlar - Turgut Uyar 34. Kuş ölümlüdür - Furuğ Ferruhzad 35. Döşeğimde Ölürken - Faulkner 36. Yaz Evi, Daha Sonra - Judith Hermann 37. Kitabın içinde de yapılmış bir liste var: Cemil’e hayatın bir şölen olduğunu hissettiren şeylerin üstünkörü yapılmış bir listesi: Virginia Woolf’un Mrs. Dalloway romanı. John Cheever’ın öyküsünden uyarlama: Yüzücü. Frank Perry yönetmiş, Burt Lancaster oynuyor. Joshua Logan’ın Piknik filmi. Kim Novak ve William Holden başrollerde. Seymour Glass: Ah! Edebi bir kahraman. Charlie Haden ve Carla Bley’den The Ballad of the Fallen: Düşenin dostu olmaz şarkısı, şiiri olur. Patrice Leconte’un Monsieur Hire filmi. Michel Blanc başrolde. Ezginin Günlüğü’nün Bahçedeki Sandal albümü. Mehmet Günsür’ün Hırça Mapası öyküsü. Ali Osman Coşkun’un resimleri. Raymond Carver’ın öyküleri, hepsi. Nazlı’nın Palamutbükü’ne doğru yürürken söylediği Yeşil Ayna türküsü. Melihat Gülses’ten Kapıldım Gidiyorum. Pars Tuğlacı’nın Okyanus ansiklopedik sözlüğü. Wynton Marsalis’in The Majesty of the Blues albümü. Henri Rousseau’nun resimleri. Gümrükçü Rousseau. Led Zeppelin’den The Battle of Evermore ve diğerleri. Italo Calvino’dan Marcovaldo ya da Kentte Mevsimler. Julio Cortazar’ın Oyunun Sonu adlı öyküsü. Yani, heykeller ve duruşlar. İngiliz şair Margaret Florence Smith, Stevie Smith takma adıyla şiirler yazar, üç roman sahibi olmasına karşın daha çok şiirleriyle tanınır. (O da burada : ) Kimse duymadı onu, ölen adamı, Gene de inliyordu o yattığı yerde: Sandığınızdan çok daha uzaktaydım ben, Hem de el sallamıyordum, boğuluyordum. Zavallı, her zaman hoşlanırdı şakadan Şimdiyse öldü gitti Herhalde su çok soğuktu, kalbi dayanamadı, Dediler. Yoo yoo, su her zaman soğuktu Ölen adam gene de inledi durdu Bütün hayatım boyunca çok uzaktaydım ben, Hem de el sallamıyordum, boğuluyordum. (Çeviri: Cevat Çapan) (ihtiyar)
20 yıl önce babasının yattığı hastahanede tanışıyor Cemil, Nazlı ile. Sonrasında Cemil’in Nazlı ile evliliği, ödenemeyen faturalar, oturdukları toplu konutta yaşadıkları sıkıntılar gündemlerine oturuyor. Hele komşularının akıtan banyosu... Gündelik olaylar, aynı sıkıntılar fakat farklı bir bakış. Mühendisliği bırakıp edebiyatla ilgilenmeyi seçen Cemil, kitap boyunca yazdığı kitabı için editörden gelecek müspet ya da menfi cevabı bekliyor. Bazen editörle konuşuyor kendi kendine bazen de Nazlı’yla. Etrafında gözlemlediği şeyleri bir mantık kalıbına sokmaya çalışıyor. Eksiklerini, yanlışlarını görüp kabul etmeyi seçiyor Cemil. Aynı zamanda bunalımlı, karamsar ruh hali hem kitaba hem okura yansıyor (Kitaplara tutkun muallime)
--reklam--
Sinek Isırıklarının Müellifi PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Barış Bıçakçı - Sinek Isırıklarının Müellifi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Sinek Isırıklarının Müellifi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Barış Bıçakçı Kimdir?
Barış Bıçakçı 1966'da Adana'da doğdu. Hüseyin Kıyar ve Yavuz Sarıalioğlu ile birlikte, Ocak 1994 ve Ekim 1997 tarihlerinde iki şiir kitabı yayımladı. İlk romanı Herkes Herkesle Dostmuş Gibi (2000) yılında İletişim Yayınları tarafından yayımlandı. İletişim Yayınları'nca yayımlanan diğer kitapları: Veciz Sözler (2002), Aramızdaki En Kısa Mesafe (2003), Bizim Büyük Çaresizliğimiz (2004)
--reklam--
Barış Bıçakçı Kitapları - Eserleri
- Bizim Büyük Çaresizliğimiz
- Aramızdaki En Kısa Mesafe
- Sinek Isırıklarının Müellifi
- Bir Süre Yere Paralel Gittikten Sonra
- Baharda Yine Geliriz
- Herkes Herkesle Dostmuş Gibi
- Veciz Sözler
- Seyrek Yağmur
- Kurbağalara İnanıyorum
- Tarihi Kırıntılar
- Şiirler
- Hüseyin Kıyar, Yavuz Sarıalioğlu, Barış Bıçakçı
- Doğum Lekesi Gibi Bir Gülümseme
- Herkes Herkesle Dostmuş Gibi
--reklam--
Barış Bıçakçı Alıntıları - Sözleri
- "Her söz bir uçurum, onunsa kanatları çok küçük, kayalarsa keskin, her düşüş, bir ölüm." (Hüseyin Kıyar, Yavuz Sarıalioğlu, Barış Bıçakçı)
- Basit şeyler isteyince, basit şeylerden zevk almaya başlayınca, anlıyorum ki âşık olmuşum. (Bizim Büyük Çaresizliğimiz)
- "Kendi içini göremeyen, orada ne rezil şeyler olduğunu bilmeyen, kendi içinden çıkamaz." (Baharda Yine Geliriz)
- "Korku iyi bir harçtır." (Sinek Isırıklarının Müellifi)
- "Hayat alıştığım ve nefret ettiğim akışını kazandı tekrar." (Bir Süre Yere Paralel Gittikten Sonra)
- “Yazarın ömrü kahramanlarının ömrü kadardır.” (Doğum Lekesi Gibi Bir Gülümseme)
- Hep aynı şeyi mi yaşıyoruz, durmadan aynı şeyi? (Veciz Sözler)
- Hayat ne tuhaf! Bazı çatlakların içine insan davranışları sızıyor ve orada birikiyor. Sonra da kötü kokular yükseliyor hayatın çatlak yerlerinden, zayıf yerlerinden. (Herkes Herkesle Dostmuş Gibi)
- Bir felsefeci ölü bulunduğunda akla gelecek ilk şüpheli elbette kafasındaki fikirlerdi. (Aramızdaki En Kısa Mesafe)
- "Yere çakılana kadar kanatlarımın olduğuna inanacağım." Bu inanç yetiyordu ona. Zaten hayat da yere çakılana kadar yaşanan bir şeydi. (Herkes Herkesle Dostmuş Gibi)
- "Her gün o kadar çok acıya tanık oluyoruz ki, ben de artık asgari ahlak sahibi pek çok insan gibi, mutluluk rolü için dublör kullanıyorum." (Seyrek Yağmur)
- "Yaşlı ve cazibesini yitirmiş bir aktris olmaya karar verdim çünkü neysem o olarak kalamazdım.Kimse olduğu gibi kalamaz. Kendisine azıcık saygı duyan hiç kimse olduğu gibi kalamaz." (Doğum Lekesi Gibi Bir Gülümseme)
- Hangi haberi okuduğumda normal hayatımı sürdürmeyi bırakacağım, diye düşündüm. Hangi haberi? (Bir Süre Yere Paralel Gittikten Sonra)
- Hayatın içinde çok fazla insan, mekan ve zaman var. Bu çokluk "inanması zor" şeyleri de mümkün kılıyor. Düşünün, yerküre 4,6 milyar yıl yaşında. Bu kadar sürede her şey olur! Ama sanatın bu kadar süresi yok. Dolayısıyla hayatın devasa çemberi içinde dışarı taşmadan var olan bir şeyi sanatın "dar" çemberi içine aldığımızda ister istemez çemberi ihlal etme tehlikesiyle karşı karşıya kalırız. Sanattaki bir şeyin inandırıcılığına hayattan kanıt bulmaya çalışmak bence nafile bir çaba. (Kurbağalara İnanıyorum)
- Çünkü zamanla her şeyi sever insan, çünkü bir gün öleceğini anlar. (Herkes Herkesle Dostmuş Gibi)
- ... çünkü hiçbir şey göründüğü, hatta yaşandığı gibi değil! Her şey hatırlandığı gibi. (Aramızdaki En Kısa Mesafe)
- Böyle şeyler heyecanlandırırdı onu, yani mağdur olmak. (Herkes Herkesle Dostmuş Gibi)
- "Yürüdüğüm bu yoldan benden önce sonbahar geçmiş, ardından da hiçbir mevsim gelmemiş." (Hüseyin Kıyar, Yavuz Sarıalioğlu, Barış Bıçakçı)
- "Kısa kollu mutsuzluk elbisesiyle annem, durmadan, kaybeden bir kahraman, bağışlamayan bir tanrı sizinle aramızda." (Şiirler)
- “Güzel bir kitap okumak ve ömrümün geri kalanını o kitabı okuduğum yerde geçirmek istiyorum,“ demişti o. Sonra da bana dönüp sormuştu: “İnsan güzel bir kitap okuduğu yerden nasıl ayrılabilir?“ (Baharda Yine Geliriz)
Yorumlar
0 yorum