Kitap Künyesi
Yazar: J. G. Ballard
Çevirmen: Fatma Taşkent
Orijinal Adı: The Unlimited Dream Company
Yayın Evi: Ayrıntı Yayınları
İSBN: 9789755390970
Sayfa Sayısı: 176
--reklam--
Sınırsız Rüyalar Diyarı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Dış uzaylara ve geleceğe yolculuk temalarının kısırlığından kurtulamayan klasik bilim-kurgunun, giderek bir teknoloji tapınmasına dönüşüp, verili dünyayı sorgulamadığını öne süren Ballard, alternatif bir bilim-kurgu yaratmaya çalışan yazarlardan... Geleceğin Şimdi’de yaşadığını ve “asıl yabancı gezegenin dünyamız olduğunu” belirterek bizleri “iç yolculuklara” çağırıyor...
Sınırsız Rüyalar Diyarı’nda ise tam bir sınırsızlık söz konusudur. Televizyonun karşısında sınırlı hayatlar yaşayan insanların rüyalarıyla yaşadıkları hayatlar arasında büyük bir uçurum olduğu gösterilerek, onların yavaş yavaş kendi sınırlarını aşmaları anlatılır. Kendi rüyasında yaşamaya başlayan düzen kaçkını Blake’in düşleyip, tropikal bir cennete dönüştürdüğü kasabanın sakinleri, kendilerini arzularının sınırsızlığına bırakırlar... İnsanların uçabildiği; kuşa, balığa ve memeli hayvanlara dönüşebildiği; çalışmaktan vazgeçtiği; bankaların kasalarındaki paraları dağıtmak istediği; kısacası, zihinlerin ve bedenlerin ruhlara koyduğu bütün sınırlamaların yok olduğu bir rüya yolculuğudur anlatılan...
Bütün cinsel arzuların serbestçe yaşandığı, herkesin çok cinsiyetli bir hayat sürdürebildiği; “bu dünyanın ahlaksızlıklarının öbür dünyada erdemlilik sayılabileceğini” düşündüğü bir tür cinsel ütopya
betimlenir romanda.
Hâlâ rüyaları olanlar için...
“Fikir son derece özgün, aynı zamanda tüm insanlığın rüyası olacak kadar da temel. Duygulandırıcı, heyecan verici, incelikle yazılmış bir yapıt.”
Anthony Burgess
“Dikkate değer bir yaratım, rüya ve arzunun egzotik evrenine doğru bir kanatlanış... yoğun, erotik ve sihirli, büyük bir keyifle okunuyor.”
New York Times Book Review
--reklam--
Sınırsız Rüyalar Diyarı Alıntıları - Sözleri
- bir kez daha ona karşı güçlü bir cinsel istek duydum
- Birden farkına vardım: Kesinlikle ölü değildim, ama aynı zamanda, yalnızca canlı da değildim.
- Bu kafası karışık genç kadına bakıp büyük bir minnettarlık duydum. Tenini okşamak, ağzımı göğüslerine yapıştırmak istiyordum.
- birtakım nedenlerden ötürü, kendi içimde, başka birine verilmiş olması gereken bir rolü oynadığımı düşünüyordum.
- Kendimi güçlü ama tuhaf bir biçimde yaşlı hissettim, sanki çok zorlu bir yolcuğu tamamlamıştım.
- kendi türümüzü aşan bir cinsellik yaşıyorduk
- tuhaf ve vahşi sevişmemizi düşündüm
- kısa bir cinsel çılgınlığın beni ele geçirdiğinin farkındaydı ve biraz olsun, onu en yakın arabanın arka koltuğuna atmamı bekliyordu. Bana ne dereceye kadar karşı koyardı acaba?
- güçlü ve gelişigüzel cinsel tutkunun etkisi altındaydım.
- Önüne çıkan hiçbir şansı kaçırma, ne kadar tuhaf olursa olsun
- parlak yazlık elbiseleriyle etrafımda dolanıp konuşan bütün bu kadınlarla er geç çiftleşeceğimi bilmek beni keyiflendiriyordu.
- Yetişkinler dünyasına, katılmak istemediğim sıkıcı bir fesatlık gözüyle bakma eğilimindeydim.
- Bir şey yok, Blake, olağanüstü bir şey yok. Ölürken parlak ışıklar görmek çok olağan bir şeydir. Son anda beyin canlanmaya, bedenden kurtulmaya çalışır. Sanırım ruhlara ilişkin düşüncelerimiz buradan kaynaklanıyor.
- Uyuyabildin mi, Blake? Bize tuhaf bir hava getirdin. Dün gece olağanüstü bir fırtına vardı ve hepimiz kuş rüyaları gördük!
--reklam--
Sınırsız Rüyalar Diyarı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Freud'a selam olsun... Ana karakterimiz Blake "gerçek" diyebileceğimiz dünyadan tüm yaşadıkları ile kaçıp gözlerini "hayal" diyebileceğimiz bir kasabaya açıyor. Hayal ve gerçek nedir ile başlayıp bilinçaltının ilkelligine inerken sosyalizm, kapitalizm, panteizm derken tüm izm'ler birbirine giriyor ve hepsi önemini yitiriyor. Kelimede kolay anlamda karmaşık bir kitaptı. Acaba filmi nasıl? (GizemBen)
Düşsel Bir Sorgulayış: Sınırsız Rüyalar Diyarı: Bir takım nedenlerden ötürü, kendi içimde, başka birine verilmiş olması gereken bir rolü oynadığımı düşünüyordum.” -Blake. Ülkemizde ilk olarak 1995 yılında İrem Sağlamer çevirisiyle, “Sınırsız Rüyalar Diyarı” adıyla Ayrıntı Yayınları tarafından yayımlanan kitabın orijinal adı The Unlimited Dream Company. Bu ismin yanlış bir çeviri olduğunu söylemek mümkün. Fakat yayınevinin kitabın içerisinde bulunan yazarın kısa özgeçmişinde kitap ismini doğru bir şekilde, yani “Sınırsız Rüyalar Şirketi” olarak yazdığını görmekteyiz. Buradan yola çıkarak da, kitap basılma aşamasındayken editörün bir yanlışlığa imza attığı yorumunu yapmak yanlış olmaz. Her ne olduysa, son anda olduğu aşikar. Alışıldık bilimkurgulardan çok farklı olan bu kitabın Ballard okurlarını pek zorlamayacağını düşünsem de, ilk defa Ballard okuyacak olanlara da önermediğimi belirtmeliyim. Yazarı daha iyi tanımak için Beton Ada ya da Gökdelen adlı romanları çok daha iyi bir tercih olacaktır. “Genç anneler, küçük çocuklarıyla süper markete girip çıkıyorlar, benzin istasyonundan arabalarına benzin alıyorlardı. Elektrikli eşya mağazasının vitrininin görüntülerine bakıyor, sanki gizli kapaklı bir ilişki içindelermiş gibi çamaşır makinelerine ve televizyonlara bedenlerini sergiliyorlardı.” Ballard‘ın bilimkurgu türünün sınırları içerisine katabileceğimiz bu gizemli kitabı bir uçak kazası ile açılıyor. Çaldığı Cessna marka uçak ile, Shepperton isimli kasabada nehre düşen uçağın içinden canlı olarak çıkarılan uçma sevdalısı Blake’in birinci tekilden anlattığı hikaye ilk başlarda çok karmaşık gözükse de, ilerleyen her sayfa ve her yeni bölümle birlikte çok farklı kulvarlara evriliyor ve taşlar bir bir yerine oturmaya başlıyor. Finale gelindiğindeyse ortaya çıkan tablonun beni tatmin ettiğini söyleyebilirim. Blake uçağın içinden çıkarılır çıkarılmasına fakat kendisi ölüp ölmediğini bilmemektedir. Roman boyunca da bu durum devam eder ve Ballard hedefine ulaşır: okurunu şüpheciliğe iter. Blake’e gelen esrarengiz güçler sayesinde bizler de son derece şaşkın bir şekilde ona eşlik eder ve büyülü kasabadan bir türlü dışarıya çıkamayız. Blake aslında ölmüş müdür? Yoksa Blake haricinde herkes ölü müdür? Uçak kazasının ve kasabanın, Blake’in cinsel yönelimlerindeki değişime ne gibi bir etkisi vardır? Son derece erotik hayaller kuran ve kasaba üzerinde süzülen Blake bu yanılsamalardan nasıl kurtulacaktır, kasabayı terk ederek mi? Peki ya kasabayı terk edemiyorsa? Bu ve daha fazlasını soran yazara cevap vermek ne yazık ki zor. Yine de, Ballard’ın “sınırsız” bir toplum yaratma isteğini görmezden gelemeyiz. Blake aracılığıyla bu fikrini açığa kavuşturuyor ve Shepperton’da her şeyin mümkün olabileceğini söylüyor. İnsanların ve diğer canlıların uçabildiği, herkesin cinsel anlamda rahatça doygunluğa ulaşabildiği, huzur ve refah içerisinde yaşayabildiği sınırsız bir rüyadır aslında kitapta resmetmeyi amaçladığı şey. Bu dünyadaki ahlaksızlıkların öbür dünyanın erdemlilikleri olabileceği fikri ise, kitabın bir nevi özeti niteliğinde. Ballard’ın, düş gücü yüksek bir yazar olduğunu, romanlarında ve öykülerinde çok farklı kurgularla okurlarını sarstığını söyleyebiliriz. Sınırsız Rüyalar Diyarı da yine klasik Ballard anlatılarından olmasına rağmen, gizemini finaline dek korumasıyla birlikte öteki yapıtlarından bir nebze de olsa ayrıldığını söylemek doğru olacaktır. “Mağazanın yanında otomobil tamirhanesi vardı, ön avlusu kullanılmış arabalarla doluydu. Güneş ışığının altında, ön camlarında numaralarla duruyorlardı. Her şeyin etiketlenip, numaralanması gereken sayısal bir evrenin ileri muhafızları; ayağımın altındaki her taşın ve kum tanesinin, her hevesli gelinciğin kaydedilmiş olduğu bir kıyamet günü kataloğu…” Günümüze dek tek baskıda kalan bu kitaba ulaşmak şu anda ne yazık ki mümkün değil. Yeni baskısı olmadığı için kitap ismi de zaten bu şekilde kalmış durumda. James Graham Ballard kitaplarının telifinin başka bir yayınevine geçtiğini de hesaba katarsak, önümüzdeki yıllarda bu kitaba ulaşmamızın yeniden mümkün olması düşük bir ihtimal sayılmaz. Kitabı arayıp bulanlara, okumak için kitaplığında bekletenlere ve en önemlisi de, “hala rüyaları olanlara”, keyifli okumalar dileklerimle diyor ve Anthony Burgess’in kitap hakkındaki övgü dolu sözleri ile yazımı noktalıyorum: “Fikir son derece özgün, aynı zamanda tüm insanlığın rüyası olacak kadar da temel. Duygulandırıcı, heyecan verici, incelikle yazılmış bir yapıt.” (Bahri Doğukan Şahin)
Ballard, teknoloji ve uzay aşığı, ki bence hiç bir sakıncası yok, klasik bilim kurgudan ayrılıp, alternatif bir bilim-kurgu yaratmaya çalışan yazarlardan birisiymiş. Bizde bir deyim vardır, acayip rüya gördüğünüzde annemiz kibarca yorganın üstünden kaymış! der. Ballard ise bu kafayı edinmek için gece yorganını hiç örtmeyip ... üşütmüş ve uyanınca kitabını kaleme almış. Freud bu kitabı okusaydı ohhhooo !!! Kitap boyunca epeyce ben bunu niye okumaya devam ediyorum sahi diye kendimi sorguladığım anlar çok oldu. Bu nedenle fazla uzun olmayan eseri üç günde kendimi iteleyerek bitirdim. Neyseki finale doğru bazı şeyler anlam kazanmaya başladı da zaman kaybı olarak düşünmekten vaz geçtim. Veren el alan elden üstündür diyorum ve bu acayip incelemeyi de bitiriyorum. (Galadriel)
--reklam--
Sınırsız Rüyalar Diyarı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
J. G. Ballard - Sınırsız Rüyalar Diyarı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Sınırsız Rüyalar Diyarı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı J. G. Ballard Kimdir?
James Graham Ballard (15 Kasım 1930 - 19 Nisan 2009) Şanghay'da doğan İngiliz asıllı bilimkurgu yazarıdır. Bilimkurgu edebiyatta teknoloji tapınmacılığına karşı çıkan Yeni Dalga'nın seçkin temsilcilerindendir.
Ballard ve ailesi Pearl Harbour baskınından sonra diğer yabancılarla birlikte bir sivil tutsak kampına gönderildi. 1942 yazından savaşın bitimine kadar burada kaldılar. Ballard, tutsak kampında yaşadıklarını temel alarak 1984'te Güneş İmparatorluğu (Empire of the Sun) adlı kurmaca kitabını yazdı. Bu kitap daha sonra Steven Spielberg tarafından beyazperdeye uyarlandı. Bilim ve teknolojiye karşıt tutumunun şekillenmesinde, bu dönemdeki tutsaklar kampı, savaşın meydana getirdiği yıkım ve felâket gibi dramatik tecrübelerin büyük etkisi olduğu düşünülür. Özellikle atom bombasının meydana getirdiği fâcia, Ballard'ın eserlerinde kıyamete özgü felâketlerle imgesini bulur.
1946'da İngiltere'ye yerleşen Ballard, 1949'da psikiyatri okumak amacıyla Cambridge'de üniversiteye gitti. Üniversitede ruhtahlili (psikanaliz) ve gerçeküstücülükten etkilenerek yazdığı öncü kurmaca hikâyelerle yazarlığı da bir meslek olarak düşünmeye başladı. İki yıllık üniversite yaşantısından sonra Kanada'ya giderek Kraliyet Hava Kuvvetleri'ne (RAF) katıldı. 1954'te Hava Kuvvetleri'ni bırakarak İngiltere'ye döndü ve bir yıl sonra evlendi. 1956'da üç çocuğundan ilki doğdu ve aynı yıl Prima Belladonna adlı ilk öyküsü Science Fantasy dergisinde yayımlandı. 1962'deki ilk romanına (The Drowned World) kadar öykülerle bu dergide adından söz ettirdi. Bu romanın diğer kıyamet sonrası kurmacalardan farkı başkarakterin, buzulların erimesiyle oluşan felâketi ve kargaşayı hoş karşılayan biri olmasıdır. Ardından yazdığı kitaplarla bu alanda kendini kanıtlayıp tam-zamanlı bir yazar olarak hayatına devam etmiştir.
En çok konuşulan romanlarından biri olan Çarpışma'da (Crash) cinsel arzular ve teknoloji harikası arabalar arasında ilişki kurarak olay yarattı. Bu kitap aynı adla 1996'da David Cronenberg tarafından sinemaya uyarlandı ve müstehcenlik uyarısıyla sansür tartışmalarına sebep oldu. Bu tartışmaların ardından film sansüre uğramadan gösterime girdi ve Cannes Film Festivali'nde Jüri Özel Ödülü'nü kazandı.
Ballard bilimkurgunun teknoloji merkezli konulara bağlılığını teknoloji tapınmacılığı ve basmakalıpçılık diye eleştirip, uzay ve zaman yolculuklarını "iç uzaylardaki yolculuklar"la yer değiştirdi ve "asıl yabancı gezegen dünyamızdır" dedi. Ayrıca bilimkurgunun 20. yüzyılın esas edebî geleneği olduğunu ve bilimkurgunun görevinin reklamlar, imajlar gibi içinde yaşadığımız çeşitli kurgular arasından gerçekliği yakalamak olduğunu ve geleceğin bugünü anlamak için geçmişten daha iyi bir anahtar olduğunu söyledi.
Eserleri Ayrıntı Yayınları tarafından Türkçeye kazandırılmaktadır.
Uzun süre prostat kanseri ile mücadele eden James Graham Ballard, 19 Nisan 2009'da 78 yaşında, Londra'da öldü.
--reklam--
J. G. Ballard Kitapları - Eserleri
- Gökdelen
- Çarpışma
- Güneş İmparatorluğu
- Öteki Dünya
- Kristal Dünya
- Sınırsız Rüyalar Diyarı
- Beton Ada
- Süper Kent
- Milenyum İnsanları
- Cennete Bir Koşu
- Vahşet Sergisi
- Kokain Geceleri
- Yakın Geleceğin Mitosları
- Kadınların Şefkati
- Merhaba Amerika
- The Drowned World
- Al Kumsallar
- Hayatın Mucizeleri
--reklam--
J. G. Ballard Alıntıları - Sözleri
- Günün birinde Çin de dünyanın geri kalan bölümünü cezalandırıp korkunç bir öç alacaktı. (Güneş İmparatorluğu)
- …kendi yaratma gücündeki bir tanrı misali yeniden can veren bir benliğin içi boş izdüşümü gibi hissetmişti kendini. (Kristal Dünya)
- . Bu insanlar bir anlamda geleceğin hali vakti yerinde ve iyi eğitimli proletaryasının öncüsüydüler, şık mobilyaları ve akıllı duyarlılıklarıyla bu pahalı apartmanlara kapatılmış, kaçış imkânları yoktu. ... (Gökdelen)
- birtakım nedenlerden ötürü, kendi içimde, başka birine verilmiş olması gereken bir rolü oynadığımı düşünüyordum. (Sınırsız Rüyalar Diyarı)
- zihnime sızan heyecan duygusu düşmanlık ve şefkat arasında gidip geliyor, bu iki duygu birbirinin yerine geçebiliyordu. (Çarpışma)
- “Fakat bana öyle geliyor ki Max, tıp mesleği büsbütün hükmünü yitirmiş olabilir. Hayat ile ölüm arasındaki yalın ayrımın artık çok da bir anlamı olduğunu sanmıyorum.” (Kristal Dünya)
- Birden farkına vardım: Kesinlikle ölü değildim, ama aynı zamanda, yalnızca canlı da değildim. (Sınırsız Rüyalar Diyarı)
- - "... İzleri takip et. Guilford'dan 2 numaralı terminale kadar. Yolda bir yerde kendinle karşılaşacaksın..." (Milenyum İnsanları)
- ❝Seninle bir yerlerde karşılaşacağımı düşünüp duruyorum...❞ (Yakın Geleceğin Mitosları)
- Bugün yeni bir kelime öğrendim. Atom bombası. Gökyüzünde beyaz bir ışık gibiydi. Tanrı fotoğraf çekiyormuş gibi. (Güneş İmparatorluğu)
- Siyasetten söz ediyoruz. Halk, kendisinin aldatılmasında bile bile suç ortaklığı yapıyor. (Öteki Dünya)
- Aramızda tıpkı ikimizden birinin başka bir sevgilinin peşinde olduğu partilerde birbirimize zorlama bir şefkat gösterdiğimiz zamanlarda olduğu gibi alaycı bir sessizlik hüküm sürüyordu. (Çarpışma)
- Her cumartesi geliyorum buraya, eninde sonunda biri soruyor, 'Kaç para?' diye. 'Bedava,' diyorum. Afallıyorlar, sanki bir şeylerini çalmaya kalkmışım gibi tepki veriyorlar. İşte sana kapitalizm. Hiçbir şey parasız olamaz. Bu ideoloji hasta etmiş onları, polis çağırmak istiyorlar, muhasebecilerine mesajlar bırakıyorlar.Kendilerini değersiz hissediyorlar, günah işlediklerine inanıyorlar. Hemen koşup gitmeleri ve bir şey satın almaları gerekiyor yeniden nefes alabilmek için...'' (Öteki Dünya)
- güçlü ve gelişigüzel cinsel tutkunun etkisi altındaydım. (Sınırsız Rüyalar Diyarı)
- . Çalışmaları tatmin ediciyse, insanlar eski moda anlamda boş zamana ihtiyaç duymazlar. Hiç kimse Newton ya da Darwin'in rahatlamak için ne yaptığını ya da Bach'ın hafta sonlarını nasıl geçirdiğini sormaz. . (Süper Kent)
- Garip bir çelişkiyle, aramızda geçen bu sevişme her türlü cinsellikten yoksundu. (Çarpışma)
- Evde, kendi başıma uzun saatler geçirirdim. (Hayatın Mucizeleri)
- Dinlerin neden çölde başladığını yeni anladım -dinler birilerinin düşüncelerinin uzantısı gibi.Bakir bir doğadan çok buradaki her taş, her kaynana dili, her tarla sincabı birilerinin aklının uzantısı gibi görünüyordu, her şeyin mümkün olduğu büyülü bir alemdi sanki. Birlikte yeni doğrulara yelken açıyorduk. (Merhaba Amerika)
- Bir nedenle, ona neredeyse inanmıştım. (Hayatın Mucizeleri)
- Bütün bir savaşın yükünü yalnız başıma taşıdığımı düşünürdüm bazen. (Kadınların Şefkati)
Yorumlar
0 yorum