Kitap Künyesi
Yazar: Naomi Klein
Çevirmen: Selim Özgül
Yayın Evi: Agora Kitaplığı
İSBN: 9786051030753
Sayfa Sayısı: 640
--reklam--
Şok Doktrini Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"No Logo" adlı kitabıyla bütün dünyada adından söz ettiren Naomi Klein'a göre, küresel çaptaki serbest piyasanın zafere demokratik araçlarla ulaştığı düşüncesi bir safsatadan ibarettir. Üstelik, 'şok terapisi' doktrinine uygun şokların uygulanmasının hemen ardından, toplumların hızla büyük çokuluslu şirketlerin çıkarları doğrultusunda sil baştan düzenlenmesini gerektiren felaket kapitalizmi macerası aslında hiç de 11 Eylül 2001'le başlamamıştır.
Klein bu politikanın izlerini çok gerilere, elli yıl önce Chicago Üniversitesi'nin iktisat bölümünün Milton Friedman'ın yönetiminde olduğu zamana kadar sürer. Friedman'ın ve Chicago Okulu iktisadının görüşleri doğrultusunda, ekonomik politikalar ve 'şok ve dehşet' salan savaşlar ile 1950'lerde CIA'in finanse ettiği üstü örtülü elektroşok ve duyusal yoksunlaştırma deneyleri arasında doğrudan bir bağ vardır ve bu bağ günümüzde Guantanamo Körfezi'ndeki 'hukuk-dışı' hapishanelere kadar devam ettirilmiştir.
Naomi Klein'ın bu kitabı, Şili'deki 1973 Pinochet darbesinden 1989'da Çin'de Tiananmen Meydanı katliamına ve 1991'de Sovyetler Birliği'nin dağılışına kadar dünyanın manzarasını değiştiren olaylarda şok doktrini yönteminin nasıl uygulandığını ve 'büyük şirketlerin çıkarlarını kollayan' yeni kapitalizm modelinin dünya halkları adına nasıl bir yıkım ve yoksulluğa yol açtığını takip etmek bakımından eşsiz bir kaynaktır.
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Şok Doktrini Alıntıları - Sözleri
- Brezilya, 1970'li yillarda ABD destekli bir cuntanın denetimindeydi ve Friedman’ın Brezilyalı öğrencilerinden bazıları kilit görevlerde bulunuyorlardı. Uruguay’da ordu 1973 yılında bir darbe gerçekleştirdi ve ertesi yıl Chicago’nun çizdiği yolda yürümeye karar verdi. Bu defa deneye yeni katılan ülke, 1976’da cuntanın iktidarı Isabel Perön’dan aldığı Arjantin’di. Arjantin, Şili, Uruguay ve Brezilya’nın artık tamamen ABD destekli askeri yönetimlerce idare edildiği ve bu ülkelerin Chicago Okulu iktisat biliminin canlı laboratuvarları olduğu anlamına geliyordu.
- Arjantin, ülkeye yabancı yatırım çekmek için Business Week’in yanında sunulan otuz bir sayfalık bir reklam eki yayınlattı; bu ekte şöyle söyleniyordu: “Tarihte özel yatırımı destekleyen birkaç ülkeden biriyiz... Toplumsal bir devrim yaşıyoruz ve kendimize ortaklar arıyoruz. Kendimizi devletçiliğin yükünden kurtarıyoruz ve özel sektörün rolünün çok önemli olduğuna yürekten inanıyoruz."
- ITT’nin üst düzey yöneticileri Nixon yönetimine, çok açık şekil de askeri darbe çağrısını da içeren on sekiz maddelik bir strateji hazırlama cüretini göstermişti: “Şili ordusu içindeki güvenilir kaynaklara ulaşılmalı,” dendikten sonra şöyle devam ediliyordu: “...Planlı bir şekilde Allende’ye karşı memnuniyetsizlik yaratmalarında ve böylelikle onu görevden ayrılmak zorunda bırakmalarında büyük fayda var.”
- Arjantin’deki imha hareketi kendiliğinden ortaya çıkmamış, tesadüfen gelişmemiştir ve hiçbir mantığı olmayan bir olay da değil dir: Arjantin ulusal topluluğunun ‘gerçek bir parçası’mn sistemli bir şekilde yok edilmesidir; bu sıfatla, topluluğu dönüşüme uğratmayı, oluşum şeklini, toplumsal ilişkilerini, kaderini, geleceğini yeniden tayin etmeyi amaçlamaktadır. ” (Daniel Feierstein, Arjantinli bir sosyolog, 2004)
- Şili 2007’de bile dünyanın en eşitsiz toplumlarından biri olarak varlığını sürdürmeye devam etti.
- 1972'de gazeteci Jack Anderson, telefon şirketinin iki yıl önce Allende’nin göreve gelmesini engellemek üzere CIA ve Dışişleri Bakanlığıyla birlikte gizlice planlar hazırladığını gösteren belgelere dayalı, bomba etkisi yaratan bir dizi yazı yayınladı. ITT’nin Şili’de ki muhalif güçlere 1 milyon dolar rüşvet teklif etmesi şeklinde, kökü derinlere giden bir komployu ortaya çıkardı.
- Chicago Boys, Pinotchet’yi kendilerinden emin bir şekilde şuna inandırıyorlardu; devletin, yer aldığı bütün bu alanlardan derhal çekilmesi halinde, ekonominin ‘doğal’ yasaları kendi dengesini yeniden sağlayacak ve enflasyon sihirli bir şekilde düşecektir. Oysa yanılıyorlardı. 1974’te enflasyon yüzde 375’e yükselmişti Ekmek gibi temel ihtiyaç maddelerinin fiyatı zirveye tırmanıyordu. Aynı zamanda, Pinochet’nin ‘serbest ticaret’ deneyi ülkeyi ucuz ithal malları içinde yüzer bir hale getirdiğinden Şilililer kümeler halinde işten çıkarılıyorlardı. Rekabete dayanamayan yerel düzeydeki işyerleri birbiri ardına kapanıyor, işsizlik rekor düzeye ulaşıyor ve açlık almış başını gidiyordu. Chicago Okulu’nun ilk laboratuvarı çökmüştü.
- Katrina Kasırgası’nın öncesinde okullar dairesi toplam 123 devlet okulunu idare ediyordu; şimdiyse bu sayı sadece 4’e inmiş bulunmaktadır. Fırtına’dan önce şehirde sadece 9 tane özel okul vardı; şimdi bu sayı 31’e ulaşmış durumdadır.7 New Orleans’ın öğretmenleri eskiden güçlü bir sendika tarafından temsil edilirlerdi; şimdiyse sendikanın yaptığı anlaşmalar paramparça edilerek yırtılmış ve 4.700 sendikalı öğretmen işinden olmuştur. Genç öğretmenlerden bazıları özel okullar tarafından işe alınıp maaşları düşürülmüştür, ama çoğu işsizdir.
- Chicago doktrinine sıkı sıkıya bağlı kalınmasına rağmen Şili ekonomisinin çökmüş durumda olmasıydı: Ülkenin borçları patlama noktasına gelmiş, bir kez daha hiper-enflasyonla yüz yüze kalınmış ve işsiz lik yüzde 30’a dayanmıştı.
- Kısacası, bütün ülke mesajı almıştı: Direniş ölüm demekti.
- İşte, ben felaket olaylarının ardından kamu alanını hedef alan, ayrıca felaketleri ‘heyecan verici piyasa fırsatları olarak’ gören bu örgütlü saldırıları ‘felaket kapitalizmi’ diye nitelendiriyorum.
- Şili’de, 1970’deki tarihi seçimlerle birlikte, ülke büyük ölçüde sola kaymıştı. Şili Projesi pahalı bir iflastı. Sol kanattaki düşmanlarıyla barışçı bir fikirler savaşı yürü ten ideolojik savaşçılar olan Chicagos Boys çok marjinal kalmıştı ve Şili’nin seçim yelpazesinde bile yer almıyorlardı.
- Endonezya 1965'te başkan Sukarno tarafından yönetilmekteydi. Sukarno Endonezya ekonomisini koruyup zenginlikleri yeniden dağıtarak çokuluslu Batılı zengin ülkeleri kızdırmıştı. Milliyetçi Sukarno Komünist Partisi’yle hareket ediyordu. ABD ve İngiliz hükümetleri Sukarno’nun yönetimine son vermekte kararlıydılar. 1965 Ekim’inde, CIA destekli General Suharto’ya Pentagon ekstra silahlar temin ederken, CIA ülkenin önde gelen solcularının listesini hazırladı. Daha sonra Suharto askerlerini, ellerindeki CIA’in hazırladığı ‘ölüm listeleri’nde yer alan 4-5 bin solcuyu avlamak üzere peşlerine gönderdi. İnfaz görevleri çoğunlukla dini eğitim gören öğrencilere verilmekteydi.
- Suharto Berkeley Mafyası üyeleriyle birlikte kabinesini topladı ve Washington büyükelçiliğiyle ticaret bakanlığı dahil olmak üzere kilit önemdeki finansal görevlerin hepsini onlara tahsis etti. Berkeley Mafyası, Richard Nixon’in ‘Güney Asya bölgesindeki en büyük ödül’ diye tanımladığı Endonezya’nın muazzam maden ve petrol zenginliklerini çıkarmak isteyen yabancı şirketlerin bu kaynakların yüzde 100’üne sahip olmasına imkân sağlayan yasalar çıkarıldı, ‘vergi muafiyetleri’ uygulaması getirildi ve iki yıl içinde Endonezya’nın doğal zenginlikleri dünyanın en büyük madencilik ve enerji şirketleri arasında paylaştırıldı.
- Friedman, hareketini, piyasayı devletten kurtarma girişimi olarak çerçevelendirmektedir, fakat onun pürist görüşü çok farklı bir şekilde gelişirken, gerçek dünya olup bitenlerin kaydını takip etmektedir. Geçtiğimiz otuz yılda Chicago Okulu politikalarının uygulandığı her ülkede ortaya çıkan durum, az sayıdaki büyük korporasyon ile genellikle zengin bir politikacılar sınıfı arasındaki güçlü bir egemenler ittifakı (iki grup arasındaki muğlak ve sürekli değişen çizgilerle birlikte) şeklindedir. Rusya’da ittifak içinde yer alan milyarder özel oyunculara ‘oligarklar’, Çin’de ‘prensler’, Şili’de ‘piranalar’, ABD’de Bush-Cheney kampanyasının ‘öncüler’i denmektedir. Piyasaları devletten kurtarmanın çok uzağında olan, siyasal alanın ve şirketler dünyasının bu elit kesimleri, daha önce kamu alanında bulunan değerli kaynaklara (Rusya’nın petrol sahalarından Çin’in kolektif topraklarına, Irak’ta yapılacak işler için teklifsiz yeniden yapılandırma ihalesine kadar) sahip olma hakkını elde etmek için kolaylıkla bir araya gelmektedirler.
--reklam--
Şok Doktrini İncelemesi - Şahsi Yorumlar
İlk olarak kitabın küçük bir ansiklopedi boyutunda olduğunu bu yüzden okunmasının biraz zaman aldığını belirtmeliyim. Naomi Klein yola ilk olarak sadece ırak savaşı ve sonrasını yazmak için çıkmış. Ama sonrasında bir çok insanın yardımıyla da konuyu ve ülkeleri genişletme kararı almış. Kitapta bir çok ülkenin kapitalizmle mücadelesine detaylarıyla değiniliyor ve kitapta bahsi geçen herşey belgelere dayandırılıyor. Kitabı okurken yapılan haksızlıklar ve katliamlar karşısında sinirleriniz baya bir bozuluyor. Ama özellikle kitabın sonlarında bazı ülkelerde kapitalizme karşı başarı kazanmış örgütlenme ve direnişleri okumak içinizdeki umudu herşeye rağmen sürdürmenize yardımcı olacaktır. Kapitalizmi daha iyi analiz edebilmek için bu kitabı okumalısınız. (birsen)
Şok Doktrini: Naomi Klein sanırım son 20 yılda kapitalist düzene karşı sesini en iyi yükselten yazarların başında geliyor. "No Logo" kitabıyla herkesi sarsmıştı. Şok Doktrini kitabını yıllardır okumak için bekletiyordum. Açıkçası üşeniyordum. Karantina süreci iyi bir fırsat oldu. ☆☆☆ Politik ekonomiyi takip edenler için mutlaka okunması gereken bir eser. Chicago iktisatçılarını, IMF'nin ülkeleri ne hale getirdiğini, özelleştirme politikalarını, deregülasyon politikalarını, kamusal alanın daraltılmasını, büyük şirketler aracılığıyla dünyanın yönetilmesini, insanların göz göre göre fakirleştirilmesini, işkenceleri, bitmeyen rant hesaplarını, demokrasi yalanlarını okuyacağınız bir başucu kitabı. (Murat Koçhan)
(Spoiler içerir.) Anglo amerikan firmalarının yeni tüketici uluslar inşa etmek adına gerçekleştirdiği turuncu devrimleri sahte ulusal kahramanları afişe eden araştırma kitabı. 1929 büyük buhran sonrası gelişen keynesyenci teoriye kucak açamamış sermaye elitlerinin chicago okulu iktisatçılarını finanse ederek dünyanın dört bir yerine kapitalizmin en radikalini empoze etmesini anlatıyor. Neokoloniyal düzeni inşa adına ulusalcı ve solcu ekonomilerin tasfiyesinin şok yöntemleriyle nasıl başarıldığını okuyunca sığ parti ideolojilerinizden medet ummanın yanlışlığını göreceksiniz. (Ümit Türel)
--reklam--
Şok Doktrini PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Naomi Klein - Şok Doktrini kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Şok Doktrini PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Naomi Klein Kimdir?
Naomi Klein (d. 1970) Kanadalı gazeteci, yazar ve aktivist kolektif küreselleşme konusundaki politik analiziyle biliniyor.
Klein Montreal, Quebec'de doğdu. Ailesinin ve eşi Avi Lewis'in aktivizmde geçmişleri vardır. Dedesi Disney, ABD'de çalışma örgütlemesi yüzünden işten uzaklaştırıldı. Babası Michael bir doktor, Vietnam Savaşı karşıtı ve Sosyal Sorumluluk için Doktorlar'ın üyesidir. Film yapımcısı annesi, Bonnie Sherr Klein anti-pornografi filmi olan Not a Love Story'yle ün kazandı. Erkek kardeşi Seth, CCPA (Canadian Centre for Policy Alternatives)'nın British Columbia ofisinde yöneticidir.
Klein'in yazma kariyeri erken yaşta The Varsity isimli Toronto Üniversitesi'nin öğrenci gazetesinde başladı. Orada yayıncı-başkan olarak hizmet etti.
2000'de Klein sonraları küreselleşme karşıtı hareketin manifestosu da olan No Logo: Küresel Markalar Hedef Tahtasında isimli kitabını yayımladı. Bu hareket No logo iismli kitabın yayımlanmasından bir ay önce Dünya Ticaret Örgütü'nün 1999'daki toplantısını kapattı.
--reklam--
Naomi Klein Kitapları - Eserleri
- Şok Doktrini
- No Logo
- Tel Örgüler Ve Pencereler
- Hayır Demek Yetmez
- İşte Bu Her Şeyi Değiştirir
- Yanıyoruz
- No Logo
--reklam--
Naomi Klein Alıntıları - Sözleri
- (...) bir de geceleri binamın lobisinde uyuyan cam silen çocukların, üstüne "çengel" logosu ile "İsyan" sözcüğü dikilmiş sahte Nike kıyafetler giyiyor olması gerçeği vardı. (No Logo)
- Satış elemanlarından birine, binlerce tişört, mayo, spor sutyeni ya da çorap arasında üzerinde Nike logosu bulunmayan herhangi bir parça olup olmadığını sordum. Epeyce düşündü. Tişörtlerde yok. Ayakkabılarda yok. Eşofmanlarda yok. Yok. "Neden sormuştunuz?" dedi en sonunda, sanki incinmiş gibi. "Birinin çengele alerjisi mi var?" (No Logo)
- "Sürekli daha iyi işler yapmam gerek ama yapamıyorum çünkü başka bir iş bulamıyorum ikilemine takılıp kalıyorsunuz, bu yüzden de kendi kendinize ben burada geçici olarak çalışıyorum, çünkü daha iyi bir iş bulacağım diyorsunuz. İçsel olarak algılanan bu geçicilik konumu, maaşların artmasına ve terfi etmeye çok az imkan bırakmakta serbest olan hizmet sektörü işverenleri için çok uygun olmuştur; herkesin geçici olduğu konusunda hemfikir olduğu işlerde çalışma koşullarını iyileştirmeye acil ihtiyaç yoktur." (No Logo)
- Endonezya’daki Nike fabrikasının kapısında silahlı güvenlik görevlileri tarafından giriş-çıkışlarda işçilere çanta kontrolü yapıldığını biliyor muydunuz? İşverenler, molalar dışında tuvaletleri kilitli tuttuklarından, GAP, Guess ve Old Navy için kıyafet dikilen bir fabrikada terzi kadınların kimi zaman tuvaletlerini makinelerin altındaki plastik torbalara yapmak zorunda kaldıklarını biliyor muydunuz? Ağustos 1995’te GAP’in El Salvador’daki fabrika müdürünün, sendika girişimi nedeniyle 150 işçiyi işten kovduğunu ve “Örgütlenme sürerse, fabrikada kan akacak” diyerek işçileri tehdit ettiğini biliyor muydunuz? 10 bin çocuğun belgeli köle işçi olarak işverenlere satılıp, damgalandığı Pakistan’da Nike, Adidas ve Reebok’un top üretmek için fabrikaları olduğunu biliyor muydunuz? Honduras’ta on üç yaşından beri, Lee Gifford için kıyafet diken bir fabrikada çalışan Wendy Diaz’ın “Benim gibi küçük yaşta yaklaşık yüz çocuk var. Bazen bütün gece bizi çalıştırıyorlar. Şefler bize bağırıyor ve daha hızlı çalışmamız için azarlıyorlar. Bazen müdürler kızlara dokunuyor. Şaka yapar gibi bacaklarınıza dokunuyorlar.” dediğini biliyor muydunuz? Honduras’ta bazı çalışan kadınların kürtaja zorlandığını, Meksika’daysa aylık ped kontrolü gibi aşağılayıcı uygulamalara maruz bırakıldıklarını, hamile kalan kadın çalışanlardan kurtulmak için işverenlerin işçilerle ortalama bir regl dönemi olan 28 günlük sözleşme yaptıklarını biliyor muydunuz? Shell, uygar dünya olarak gördüğü İrlanda’da folk festivallerine sponsor olurken, yerkürenin başka bir yerinde, Nijer deltasındaki yoksul Ogoni halkının topraklarında petrol çıkartıp, ekonomik faaliyetleri için pürüz çıkartan kişileri Nijerya askeri gücünü kullanarak saf dışı bırakıyor. Nike, ABD’de reklamlarında oynaması için Michael Jordan’a yıllık 20 milyon dolar öderken, Endonezya’daki taşeron işçilerine 1998 yılı fiyatlarıyla günlük bir doların altında maaş ödüyor. ABD’de Wal-Mart’ta satılan sıradan bir Disney tişörtü, Haiti’de o tişörtü yapan işçilerin beş günlük ücretine denk geliyor. (No Logo)
- Sponsorluk, bir yandan şirketi yüceltirken, diğer yandan sponsor olduğu şeyin değerini düşürür... Spor etkinliği, oyun, konser ve devlet televizyonundaki program, promosyonun arka planına itilmiş olur çünkü sponsorun mantığında ve etkinliğin sembolizminde, varoluş sebepleri tanıttıkları şeydir. Bu 'sanat için sanat'tan ziyade, 'reklam için sanat'tır. Sanat, toplumun gözünde, kendi ayrı ve teorik olarak bağımsız alanından koparılarak doğrudan doğruya ticari alana yerleştirilmiştir... Ticari olanın kültürel olana her müdahalesinde, şirket promosyonunun bariz istilası nedeniyle kamusal alanın bütünlüğü zayıflamış olur. (No Logo)
- Şili 2007’de bile dünyanın en eşitsiz toplumlarından biri olarak varlığını sürdürmeye devam etti. (Şok Doktrini)
- Büyük Panik diye bilinen 1873 mali krizi, ekonominin iyice dibe vurduğu ve ülke nin fazla bölündüğü gerekçelerini daha fazla pekiştirdi ve tazminatların yerini, Güney’de özgürleştirilmiş kölelere karşı bir terör dalgası almaya başladı. Büyük Buhran sırasında ekonomik paniğin ortasında 2 milyon kadar Meksikalı ve Meksikalı Amerikalı ülkeden kovuldu. Pearl Harbor baskınının ardından, tıpkı Kanada’da neredeyse bütün Japon-Kanadalı yurttaşların toplanıp zorla hapse tıkıldıkları gibi, yaklaşık 120 bin Japon Amerikalı (ki üçte ikisi ABD’de doğmuştu) toplama kamplarına alındı. (Hayır Demek Yetmez)
- Şirketler, bir başkasının içeriğine para ödemek yerine, gıpta edilen "içerik sağlayıcı” rolü üzerine internetin her yerinde denemeler yapıyorlar. Gap'in internet sitesi seyahat önerileri, Volkswagen ise ücretsiz şarkı örnekleri sunuyor; Pepsi, ziyaretçileri video oyunları indirmeye teşvik ediyor ve Starbucks kendi dergisi Joe'nun çevrimiçi sürümünü sunuyor. İnternet sitesi olan her marka, sanal olmayan diğer ortamlara genişlemek için çıkartma noktası olarak kullanabileceği kendi sanal, markalı medya kuruluşuna sahip. Şirketlerin internette sadece kendi ürünlerini satıyor olmadıkları artık net; onlar sponsor şirketler ve destekleyiciler ile medya arasındaki ilişki için yeni bir model satıyorlar. Anarşist doğası nedeniyle internet, bu modelin süratle gerçekleştirilmesine alan açtı ama bunun sonuçlarının internet dışı ortama aktarılma amacını taşıdığı gayet açık. (No Logo)
- Trump’m dolar milyarderleri ve multi-milyonerleri kabinesi bi- ze, yönetimin temel amaçları konusunda çok şey anlatmaktadır. Dışişleri bakanı, Exxon-Mobil’den. Savunma bakanlığının yöneti- mi, General Dynamics ve Boeing’den. Geriye kalanın büyük kıs- mı da Goldman Sachs’taki heriflerden. Kuramların sorumluluğu- na getirilmiş olan bir avuç kariyerli politikacı, ya kuramların esasmisyonuna hiç inanmadıkları ya da bu kuramların varlıklarının sürdürülmesi gerektiğini düşünmedikleri için bu görevlere seçil- miş görünüyorlar. (Hayır Demek Yetmez)
- Katrina Kasırgası’nın öncesinde okullar dairesi toplam 123 devlet okulunu idare ediyordu; şimdiyse bu sayı sadece 4’e inmiş bulunmaktadır. Fırtına’dan önce şehirde sadece 9 tane özel okul vardı; şimdi bu sayı 31’e ulaşmış durumdadır.7 New Orleans’ın öğretmenleri eskiden güçlü bir sendika tarafından temsil edilirlerdi; şimdiyse sendikanın yaptığı anlaşmalar paramparça edilerek yırtılmış ve 4.700 sendikalı öğretmen işinden olmuştur. Genç öğretmenlerden bazıları özel okullar tarafından işe alınıp maaşları düşürülmüştür, ama çoğu işsizdir. (Şok Doktrini)
- Her sabah uyanıp duşa giriyorum, başımı eğip sembole bakıyorum ve bu bana tüm gün yetecek enerjiyi sağlıyor. Bu kendime her gün yapmam gereken şeyi hatırlatmak için: "Sadece Yap." (No Logo)
- Chicago doktrinine sıkı sıkıya bağlı kalınmasına rağmen Şili ekonomisinin çökmüş durumda olmasıydı: Ülkenin borçları patlama noktasına gelmiş, bir kez daha hiper-enflasyonla yüz yüze kalınmış ve işsiz lik yüzde 30’a dayanmıştı. (Şok Doktrini)
- "Geleneksel olarak akademik çevreden gelen reklam eleştirileri farklı nedenlerle de olsa, aynı ölçüde tehditkar olmaktan uzaktır. Bu eleştirilerin çoğu pazarlamanın toplumsal alan, kültürel özgürlük ve demokrasi üzerindeki etkisine değil, reklamların görünüşe göre bu konuda bir fikri olmayan insanlar üzerindeki ikna edici etkisine yönelmektedir." (No Logo)
- Trump, insan hayatım ırk, din, cinsiyet, cinsellik, fiziksel görünüş ve fiziksel yetenek temelinde bölüp, kademelere ayıran; sistemli biçimde ırkı, Kuzey Amerika’nın kolonileştirilmesinin ve Atlantik-ötesi köle ticaretinin ilk devirlerinden itibaren vahşi ekonomik politikaları uygulamaya koymanın bir silahı olarak kulla- nan güçlü düşünce sistemlerinin ürünüdür. (Hayır Demek Yetmez)
- Nike'ı marka cennetinin zirvesine çıkaran şey Michael Jordan'ın olağanüstü basketbol yeteneğiydi ama Jordan'ı küresel bir süper star yapan da Nike reklamları oldu. Babe Ruth ve Muhammed Ali gibi yetenekli sporcuların Nike'dan önce ünlü oldukları doğru ama Jordan'ın efsanevi ün seviyesine hiçbir zaman ulaşamadılar. (No Logo)
- Trump ülke yönetimi konusunda en ufak bir tecrübeye sahip olmamasına rağmen, seçmenlere kendisini bir parça yeni bir çift yönlü parayla satmıştır (Hayır Demek Yetmez)
- Arjantin’deki imha hareketi kendiliğinden ortaya çıkmamış, tesadüfen gelişmemiştir ve hiçbir mantığı olmayan bir olay da değil dir: Arjantin ulusal topluluğunun ‘gerçek bir parçası’mn sistemli bir şekilde yok edilmesidir; bu sıfatla, topluluğu dönüşüme uğratmayı, oluşum şeklini, toplumsal ilişkilerini, kaderini, geleceğini yeniden tayin etmeyi amaçlamaktadır. ” (Daniel Feierstein, Arjantinli bir sosyolog, 2004) (Şok Doktrini)
- Artık sponsorluk altında bir hayat yaşadığımız su götürmez bir gerçek olduğundan, reklama yapılan harcamalar artmaya devam ettikçe, biz hamam böceklerinin bu ustalık gerektiren numaralara daha çok maruz kalacağımızı ve azıcık da olsa öfke toplamanın daha zor olacağını ve bunun da faydasız görüneceğini söylemek oldukça sağlam bir iddia olacaktır. (No Logo)
- Trump, paranın ve gücün bir kişinin iradesini başkalarına zorla kabul ettirme yetkisi (bu yetki ister kadınları kaparak, isterse iklim felaketinin doruğuna çıktığı bir gezegenin bitimli kaynaklarına el koyarak ifade edilsin) verdiği inancının somut timsalidir. Trump, servetini hem yasaları hem de düzenleme standartlarını düpedüz ayaklar altına alarak kazanan ‘düzen bozucular’ı fetişleştiren bir iş kültürünün sonucudur. (Hayır Demek Yetmez)
- Bu kitap basit bir hipoteze dayanıyor: insanlar küresel logo ağının marka adları arkasına saklanmış sırlarını keşfettikçe biriken öfkeleri, bir sonraki büyük siyasi hareketi, doğrudan ulusaşırı şirketleri, özellikle de büyük marka adlarına sahip olanları hedef alan muazzam bir muhalefet dalgasını tetikleyecek. (No Logo)
Yorumlar
0 yorum