Kitap Künyesi

Yazar: Ray Bradbury

Çevirmen: Mehmet Moralı

Yayın Evi: İthaki Yayınları

İSBN: 9786053754367

Sayfa Sayısı: 416

Sonbahar Ülkesi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

“Ama ölüm nedir? Başka bir oda mı? Mavi bir oda, yeşil bir oda, şimdiye kadarki bütün odalardan daha büyük bir oda! Ama anahtarı nerede?”

Bu kitaptaki öyküler ya ölümle başlıyor ya da ölümle bitiyor.

Ray Bradbury, korkunun, içimizdeki karanlığın, yıllarca birlikte yaşadığımız ama henüz farkına varmadığımız arzuların ve bunların davet ettiği dehşetlerin, “hepimizin bağrındaki cinayet”in, saflığın ve şeytaniliğin birlikte nefes alan öykülerini anlatıyor bize. Haritasını hep yanımızda taşısak da ziyaretimizi sürekli ertelediğimiz bir ülkeyi, sonbahar ülkesini anlatıyor. Mehmet Moralı’nın Türkçeye çevirdiği Sonbahar Ülkesi, ölüm hakkında okunabilecek en hayati kitaplardan biri.

Fantazi, korku ve bilimkurgu edebiyatına damga vuran yazarlardan biri olan Ray Bradbury, 1920’de doğdu. Uzun yaşamına Fahrenheit 451 gibi bir distopyanın yanında sayısız öykü sığdırdı. Tüm hayatını kitaplara ve yazmaya adayan Amerikalı yazar, 5 Haziran 2012’de öldüğünde, arkasında Mars Yıllıkları, Resimli Adam ve Sonbahar Ülkesi gibi başucu kitabı olmaya aday birçok unutulmaz eser bıraktı. Stephen King ve Neil Gaiman gibi ustalar ondan ilham aldı. Uygarlığa yön veren toplumsal meseleler ile modern insanın bireysel sorunlarını bir arada işleyebilmesi ve insanın ruhunu donduran öyküleri eşsiz bir sıcaklıkla kaleme alması, Bradbury’nin en önemli özelliği oldu.

Sonbahar Ülkesi Alıntıları - Sözleri

  • Dünya ne kadar da hayal gücünden yoksun.
  • . Bir hafıza gibi, bir tren iki yönlü çalışır. Bir tren, yıllar önce geride bıraktığınız tüm o şeyleri geri getirebilir. ...
  • "Martin, hıçkırarak ağlarayarak yüzünü yastığa kapattı. Dünya camın ardında dokunulmaz bir resimdi. Dünya ölüydü".
  • "Ah hayat! Sarkacın ileri geri gidip gelişi, karmaşıktan basite sonra gene karmaşığa. Romantikten gerçekçiye sonra gene romantiğe".
  • "Yarın güneş parladığında daha iyi hissedeceksin, hepsi güneşin batmış olmasından."
  • "Şunu açıkca söyleyeyim. İnsanlar her gün psikolojik açıdan ölüyor. Bazı parçaları yoruluyor. Ve bu yorgun parça tüm kişiyi öldürmeye çalışıyor".
  • "Bir adalen ağrıdığında, ovalayıp, kaşıyıp tahriş ettiğin oldu mu? Ne kadar uğraşırsan, o kadar kötüleşir. Sonra kendi haline bırakırsın, ağrı kaybolur. Ağrının çoğuna kendinin sebep olduğunu idrak et. Evet evlat, senin sorunun bu."
  • "İnan bana, o kadar çok şey gördük ki. Yaşam en azını yaşayanlar için daha güzel. Gramla daha değerli, Timothy, bunu unutma."
  • "Demek istediğim, hepimiz neye inanıyorsak ona inanıyoruz ve kendi hayatlarımızı yaşıyoruz, ama bu arada başka insanlar tamamen farklı hayatlar yaşayabiliyor. Demek istiyorum ki, biz burada otururken, binlerce insan ölüyor. Kimisi kanserden, kimisi zatürreden, kimisi de veremden."
  • "Öğreniyoruz, Tanrım, ama yavaşça ve acıyla, öğreniyoruz. "

Sonbahar Ülkesi İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Bu kitap benim için çok değerli bir kitap.. çok uzun süre bekledim ona ulaşmak için ve ulaştığımda ciddi anlamda uzun zamandır özlediğim birine kavuşmak gibiydi.. Kalbim yerinden çıkacaktı adeta. Herneyse elime alır almaz başladım okumaya ama tabi baya da korkuyorum okurken ya yücelttiğim kadar iyi bir değilse diye.. ama okumaya başladığım anda mükemmel bir hikâyeyle başladım yazmak istediğim o kadar şey var ki bu kitap için, nerdeyse tüm hikayeler için teker teker inceleme yapmak istiyorum. Belki de bilinçaltımdan dolayı bu kadar beğendim belki de yazarın kendisinden dolayı bilemeyeceğim. Bir kitabı okurken hissetmediğim duyguları hissettim diyebilirim benim için çok garip bir deneyimdi. Hikayelerin neredeyse her birinin sonunda birden fazla kez okumam gerekti ve tek seferde anlamamak o kadar hoşuma gitti ki bize büyük bir iş bırakmış yazar anlamamız için.. Anlamaya çabalamazsanız beğenmeyeveğiniz ama anladığınız ve içine ulaştığınız anda zevkle okuyacağınız bir kitap. Beni en çok etkileyen hikaye GÖL, kalabalık,kutudaki kukla, tırpandı. (Fatma)

"Şunu açıkça söyleyeyim. İnsanlar her gün psikolojik açıdan ölüyor. Bazı parçaları yoruluyor. Ve bu yorgun parça, tüm kişiyi öldürmeye çalışıyor." "İnan bana, o kadar çok şey gördük ki. Yaşam, en azını yaşayanlar için daha güzel. Gramla daha değerli, Timothy, bunu unutma." İçinde hüzün temalı bolca öykü var keyifli okumalar dilerim (Hilal AKAR KARADAĞ)

Hiç yoğun bir şekilde içiniz sıkıldı mı? Ya da yoğun bir karamsarlığa kapıldınız mı? Bu ruh hallerine alışkın değilseniz biraz alıştırma gerekecek fakat eğer daha önce yaşadıysanız, bir de yağmurlu bir havada bir kahve eşliğinde Sonbahar Ülkesi'nin öykülerine adım atın bakalım. Bilim kurgu, korku ve yeri geldiğinde fantastik ögeleri birbirine harmanlamak mümkün mü diye düşünecek olursanız sizlere Sonbahar Ülkesi'nin birkaç öyküsünü hiç çekinmeden tavsiye edebilirim. Ray Bradbury'nin takip etmesi yer yer zorlaşan temposunu yakaladığınızda ortaya çıkan sonuç karşısında büyülenebilirsiniz ve aynı zamanda içiniz sıkılabilir. Kötü anlamda değil, kitabımızın genel konusunun ölüm ve genel havasının sapsarı yapraklı rüzgarlı bir atmosfer olduğunu düşünürsek aslında tam da amaçlanan bir durum. Stephen King ve Neil Gaiman, kariyerlerini şekillendirirken Ray Bradbury'den fazlasıyla etkilendiklerini defalarca dile getirmişlerdir. King ve Gaiman okumuş olanlar Bradbury'nin hikayelerinde diğer iki ustanın kaleminin kaynaklarını keşfedebilirler. Akıcı fakat bir nebze zor bir dille yazılmış on dokuz birbirinden ürkünç öykü başlangıç ve bitiş noktaları açısından benim için biraz da James Joyce'un Dublinliler'ine benzedi. Dublinliler hakkında, sanki bir sokağı boydan boya yürüyüp insanların hikayesine tanıklık ediyoruz gibi bir tanımlama yapmıştım. Bradbury'nin belli hikayelerinde de bu tarz bir giriş ve çıkış görebiliyorsunuz. Atmosfer konusunda her öyküsünde birbirinden başarılı olmuş Bradbury. Rüzgarlı ve sarı yapraklı hava yer yer kapkaranlık olabiliyor. Bazı öyküler bir nebze daha yumuşakken, bazıları ise bir hayli ürkütücü. Hal böyle olunca bizleri birbirinden çeşitli serüvenler bekliyor diyebiliriz. (Berke Can)

Kitabın Yazarı Ray Bradbury Kimdir?

Raymond Douglas Bradbury, 22 Ağustos 1920 tarihinde, Waukegan, Illinois, ABD.’de dünyaya geldi. İsveç göçmeni bir anne ve telefon hatları çekerek geçimini sağlayan bir babanın oğlu olan Bradbury, gençlik yıllarının çoğunu Waukegan’da bulunan Carnegie Kütüphanesi’nde geçirdi.

Kütüphaneleri çok seven yazar, her gün saatlerini orada geçirirken, bir yandan da ileriki yıllarda yazacağı romanların temellerini atıyordu. 1934 yılında, henüz 13 yaşındayken, ailesinin Los Angeles’a taşınması nedeniyle Waukegan’dan kopan Bradbury, Los Angeles Lisesi’ne kayıt oldu ve 1938 yılında bu okulu başarıyla bitirdi. Çok iyi bir öğrenci olmasına rağmen üniversiteye kayıt olmayan Bradbury, bunun yerine gazete satmayı tercih etti.

..."Beni kütüphane yetiştirdi. Kolej ya da üniversite gibi kavramlara inanmıyorum. Kütüphaneleri seviyorum çünkü çoğu öğrenci üniversiteleri karşılayacak maddi olanaklara sahip değil. Liseden mezun olduğumda depresyonun kenarındaydım ve hiç param yoktu; ben de 10 yıl boyunca haftanın 3 günü kütüphaneye giderek kendimi geliştirdim."...

Flash Gordon ve Buck Rogers gibi erken dönem bilimkurgu kahramanlarından büyük oranda etkilenen Bradbury, 1938 yılından itibaren yazdığı öyküleri fanzinlere satarak para kazanmaya başlamıştı. Los Angeles Bilimkurgu Cemiyeti’ne katılan yazar, Robert A. Heinlein, Fredric Brown ve Jack Williamson gibi ustalarda orada tanıştı.

1938 yılında Imagination! Adlı fan dergisinde Hollerbochen’s Dilemma adını taşıyan ilk öyküsünü yayınlamayı başaran Bradbury, 1939 yılında ise Futuria Fantasia adını taşına bir dergiyi yayınlamaya başladı. Sadece 4 sayı çıkan ve her biri 100’er kopya olarak hazırlanan Futuria Fantasia kısa ömürlü olduysa da, yazarın önünü açması açısından faydası tartışılmazdı.

Bradbury 1941 yılında Pendulum adlı kısa hikayesini Super Science Stories dergisine 15 dolar karşılığında satmayı başardı; bu yazarın edebi yeteneği sayesinde kazandığı ilk paraydı. İki yıl içerisinde tam zamanlı bir yazarak olarak çalışmaya başlayıp bütün diğer işlerini bırakan Bradbury, 1947 yılında ise kısa hikayelerin toplamından oluşan ilk romanı olan Dark Carnival’ı piyacasa çıkarttı.

400’ün üzerinde kısa hikaye ve novella yazan, 50’nin üzerinde antoloji kitabında öyküleri yayınlanan, 20’den fazla tiyatro oyunu, onlarca çocuk edebiyatı, kurgu-dışı hikaye ve t.v. senaryosu kaleme almış olan Bradbury, çağımızın en üretken yazarlarından birisidir. Hayranları tarafından bir bilimkurgu yazarı olarak tanımlansa da bu tanımlamaya katılmayan Bradbury, bu konuda şu açıklamayı yapmıştır;

..."Öncelikle, ben bilimkurgu yazmıyorum. Yazdığım tek bilimkurgu kitabı var; o da Fahrenheit 451. Çünkü o kitap gerçeğe dayanılarak yazıldı. Bilimkurgu gerçeğin tasviridir, fantazi ise değildir. Fahrenheit 451 dışında bilimkurgu alanında verdiğim eser yoktur."...

1947 yılında Marguerite McClure ile evlenen Bradbury, bu evlilikten 4 kız çocuğu sahibi oldu. Los Angelas’da yaşayan yazar, hikayelerini kaleme almaya devam etti. Onlarca eseri çizgiroman, tv dizisi ve sinema filmi olarak uyarlanmış olan yazarın üzerine bir de belgesel çalışması yapılmıştır; Ray Bradbury; Story of a Writer.

Ray Bradbury, 5 Haziran 2012 tarihinde 92 yaşında Los Angeles, Kaliforniya, ABD'de ölmüştür.

Ray Bradbury Kitapları - Eserleri

  • Fahrenheit 451
  • Eve Dönüş
  • Şimdi ve Daima
  • Uğursuz Bir Şey Geliyor Bu Yana
  • Deliler Mezarlığı
  • Sonbahar Ülkesi

  • Yakma Zevki
  • Yazın Sanatı ve Yaratıcı Yazarlık
  • Karahindiba Şarabı
  • Ateş ve Buz
  • Fahrenheit 451
  • Güneşin Altın Elmaları
  • Son Yaya

  • Cadılar Bayramı Ağacı
  • Ertelenen Aşk
  • Resimli Adam
  • Mars Yıllıkları
  • Dünyalıların Gelişi
  • The Velt
  • A Medicine for Melancholy and Other Stories

  • Gök Gürültüsünün Sesi
  • Papa ile Papağan
  • Death Is a Lonely Business
  • Topraktan Dönenler

Ray Bradbury Alıntıları - Sözleri

  • "Sıkıntı şu ki, insanların bize sadece bir noktaya kadar inanmasını sağlamalıyız! Eğer bize haddinden fazla inanırlarsa; çekiçlerini dövmeye, kazıklarını bilemeye, çarmıhlarını kurmaya ve aynalarını asmaya başlarlar. İki ucu boklu değnek. Savaştığımızı belli etmeden nasıl savaşacağız? Fazla net olmadan nasıl aşikâr olacağız? Gereğince gömüldüğümüzü fakat ölü olmadığımızı mı söyleyeceğiz?" (Topraktan Dönenler)
  • ”Neşelen, yeğenim. Aslında senin için her şey çok daha renkli. Bizim dünyamız ölü bir dünya. Her yer mezar taşı grisi. Hayat yaşayanlara güzeldir, her bir anı altın kadar değerli!” (Eve Dönüş)
  • İnce buzda paten yapmak en iyisidir, hafifçe. Durursaniz, dikkatinizin ağırlığı kabuğu kirabilir. Kabuğun içine batarsiniz, öylesine derin, öylesine uzak derinliklerde bogulursunuz ki, bütün geçmiş orada mezar taşı mermerlerine kazılı durmaktadır. Buzlu su damarlarınıza şırınga edilecektir. Aynanın kenarında mıhlanmışsanız, orada, bakışlarınızı Zaman'ın duzeltmelerinden ayıramadan, sonsuza dek orada kalırsınız. (Uğursuz Bir Şey Geliyor Bu Yana)
  • Bu gece neredesin? Tuzlu bir denizin kenarında, çamur çukurlarının,buharın ve sessizliğin yanında. Güneş batıyor burada. (Eve Dönüş)
  • Gün batımı kaybolduğu için sevilir. Çiçekler solduğu için sevilir. Bahçedeki köpekler ve mutfaktaki kediler, yakında gitmeleri gerektiği için sevilir. Başka sebepler de vardır tabii, ama sabah sefalarının ve öğleden sonra gülücüklerinin kalbinde bir veda vaadi yatar. Yaşlı bir köpeğin gri burnunda hoşça kal yazar. Eski dostların yorgun yüzlerinden, dönüşü olmayan uzun yolculuklar okunur. (Topraktan Dönenler)
  • Kurtları kovabilirlerdi ama anıları hayır, hayaletleri hayır. (Cadılar Bayramı Ağacı)

  • "Hayvan koleksiyonu ile hayvanat bahçesi arasındaki fark ne?" (Deliler Mezarlığı)
  • "Güneşin doğmasına çok uzun bir yol vardır, şafak da epey uzaktır, o yüzden hayatının bütün aptalca şeylerini toplarsın, o denli iyi tanıdığın ve şimdi o denli ölü olan kişilerle yapılmış olan aptal hoş şeyleri." (Uğursuz Bir Şey Geliyor Bu Yana)
  • Onlar sadece kendilerine göre alışıldık olan bir akıl hastalığına tahammül gösteriyorlardı... (Mars Yıllıkları)
  • "Bir ses bir defa çıkarıldı mı bir daha asla kaybolmaz," diye açıkladı Small. "Hepsi elektrik bulutları halinde saklanmıştır, yerlerini tespit edebilirsek, unutulup gitmiş savaşların gürültüsüne, uzun yaz mevsimlerinin insana miskinlik veren tınısına, tabiatın sonbaharın geldiğini haber veren o hüzünlü sesine bir dokunuşla yeniden erişebiliriz." (Şimdi ve Daima)
  • “Çünkü sen onları gerçekten bir kez bile okumadan, Bay Poe'nun bütün kitaplarını yaktın. Onları yakmak ihtiyacında olan insanların sözü üzerine tümünü yaktın. Eğer onları okumuş olsaydın, biraz önce bu kata indiğimizde ne yapmayı planladığımı hemen anlardın. Cahillik öldürücüdür Bay Garrett.” (Mars Yıllıkları)
  • Ve bu şekilde koştular. Yıldız ışığında üç hayvan gibi. Siyah bir su samuru. Bir kedi. Bir tavşan. Ben, diye düşündü Will, ben tavşanım. Ve rengi beyazdı ve çok korkuyordu. (Uğursuz Bir Şey Geliyor Bu Yana)
  • "Büyüyünce ne olacaksın Bob?" "Yazar..." "Kararlısın demek... Ama, unutma ki yazar olmak kolay iş değil... Çok uğraşmak gerek..." "Biliyorum. Ama şansımı deneyeceğim. Çok okuyorum." (Ertelenen Aşk)

  • "Ne yapabilirim? Berbat ve boş bir hayatı telafi etmek için yapabileceğim bir şey var mı şimdi?" (Resimli Adam)
  • Temmuz sıcağına yürek ferahlatan bir serinlik, kış soğuna insanların iliklerini ısıtan bir sıcaklı veriyordu sanki... (Ertelenen Aşk)
  • "Şunu açıkca söyleyeyim. İnsanlar her gün psikolojik açıdan ölüyor. Bazı parçaları yoruluyor. Ve bu yorgun parça tüm kişiyi öldürmeye çalışıyor". (Sonbahar Ülkesi)
  • Bütün bunlar kocaman bir yanlışlık (Ertelenen Aşk)
  • "İnsanlar hep yarın yaşamaktan söz ediyordu, yarın ölmekten değil." (Ateş ve Buz)
  • En azından maskeyi görmen gerekir ki darben ardındaki yüze ulaşsın. (Topraktan Dönenler)
  • Eğer şevk, zevk, sevgi, eğlence olmadan yazıyorsan yarım bir yazarsındır. Yani bir gözün piyasada, bir kulağın avangart zümrelerdeyken kendin olamıyorsun demektir. Hatta kendini bile tanımıyorsun. Çünkü bir yazarın hissetmesi gereken en önemli şey heyecandır. Duygu ve heves dolu olmalıdır. Böyle bir enerjisi yoksa gitsin şeftali toplasın ya da çukur kazsın daha iyi. Allah bilir sağlığı için daha iyi olacaktır. (Yazın Sanatı ve Yaratıcı Yazarlık)