Kitap Künyesi
Yazar: Jennifer L. Armentrout
Çevirmen: Asena Çakmak Özdemir
Orijinal Adı: 9786050944044
Yayın Evi: DEX
İSBN: The Problem with Forever
Sayfa Sayısı: 492
--reklam--
Sonsuzluğun Sonuna Dek Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Sonsuza dek seninim diyebilenler için
Mallory ile Rider, koruyucu aile yanında büyüyen, kötü insanların elinde hırpalanmış, aynı kaderi paylaşmış, birbirinin en büyük desteği olmuş iki küçük çocuk…
Mallory ile Rider, birbirini kaybetmişken aynı lisede buluşmuş, hayatları birkaç yıl ayrı düştükten sonra yeniden bir araya gelmiş iki genç…
Mallory ile Rider, sonsuz dostluklarının sonsuz aşka evrilişini tutkuyla yaşayan, zorlukları aşmak için yine el ele tutuşan iki büyük yürek…
Sonsuzluğun Sonuna Dek, arkadaşlığa ve aşka inancını kaybetmeyenler için.
--reklam--
Sonsuzluğun Sonuna Dek Alıntıları - Sözleri
- Rider gülümseyince sağdaki gamzesi ortaya çıkıverdi. “Kız arkadaşım olmak istiyorsun yani.” Ağzımı açtım ve ardından gülmeye başladım.Böylesine ciddi bir konuşmanın ardından tuhaf olmuştu ama cümleyi söyleyişi çok tatlı ve şapşalcaydı.Yanakları kızardı.”Bu kahkaha için ne düşünmeliyim bilemedim,”dedi. “Ama tınısını sevdim.”
- "İkinizden birini seçmem gerektiğinde bunun kendisi olmayacağını"
- "Kendimi tutamadım. Yanakların öpüşümü özlemiş gibi geldi."
- “Kendimi tutamadım. Yanakların öpüşümü özlemiş gibi geldi.”
- Daha iyisini hak ettiğini biliyorum ama daha iyi olmak istiyorum. Senin için o olmak istiyorum.
- Kaba bir tabirle beyaz bir kanvastım ama bu o kadar da kötü bir şey değildi. İşte o anda karar vermiştim, çünkü şayet beyaz bir kanvas isem… herhangi bir şey olabilirdim. Her şey olabilirdim.
- ...Hiçbir şey sonsuza dek sürmezdi. Denemek dışında. Yaşamak dışında.
- Onlarla yüzleşmedim. Aramadım. En iyi yaptığım şeyi yaptım. Saklandım.
- Bir yandan unutmaya çalıştığım, bir yandan sıkı sıkıya tutunduğum acı, tatlı hatıraların birbirine girmesiyle umut ve umutsuzluk karışımı bir duygu çalkalanıyordu içimde.
- Onu her gördüğümde göğsümde umutla kabaran his aşktı.Aşk, onunlayken her şeyi unutabilmemdi. Aşk, yoğun hislerle bana baktığında nefesimin kesilmesiydi. En basit dokunuşlarla içimden çekip aldığı o bir anlık nefesti aşk. Aşk, onun yanında… kendim olabilmem, mükemmel olmamın gerekmemesi ya da onun ne düşündüğünü dert etmek zorunda olmamamdı, çünkü beni böyle kabul ediyordu. Aşk beni ölesiye korkutuyordu.
--reklam--
Sonsuzluğun Sonuna Dek İncelemesi - Şahsi Yorumlar
JLA kitap yazmanın hakkını çok iyi veriyor, güçlü bir kurgu ile olayları müthiş doğru bir şekilde işliyor. Gerçekten hayranım. Mollary ve Rider küçükken aynı koruyucu aile de kalmış çok derin travmatik olaylar yaşamış iki genç. Yollari kötü bir olay ile ayrılıyor dört yıl sonra aynı lisede karşılaşıyorlar. Mollary'i doktor bir aile evlat ediniyor, Rider'i de yaşlı bir kadın ve onunda iki torunu var Hector ve Jayden. Ah ikisi arasındaki bağ öyle kuvvetliydi her zerrem ile hissettim. İlk karşılaşmaları her anları duygusal yoğunluk çok güçlüydü. Mollary toplum içinde ve başkalari ile konuşmakta çok problem yaşıyor bu durumu aşmaya çalışıyor. Mollary nin ağzından anlatılıyordu kitap çok güzel bir gelişim gösterdi kızımız. Mücadelesini çok iyi bir şekilde yansıtmış yazar bize. Çok iyi bir dostluktan Aşkar evrildi hikaye ve yavaş yavaş işlenmiş. Rider'in sevgilisi vardı Paige o biraz beni irite etti. Mollary e karşı baya acımasız davrandı. Ama sonunda hoş bir hareket ile bir miktar kızgınlığımı aldı götürdü. Mollary hem kendisi hem de Rider için mücadele etti. Çünkü Rider sadece yaşıyordu kendi geleceği için mücadele etmeyi bırakmıştı. Ama Mollary onun kendisine yeniden inanmasını sağladı. Sınıfta yaptığı konuşma beni benden aldı öyle duygulandım ki aferin benim kızıma dedim, gururlu bir anne gibi okudum o sayfaları. Bu küçük çifti okumak çok güzeldi duygu yoğunlukları çok iyiydi, gidip sarılmak istedim ikisine de çektikleri acilardan dolayı. Ah keşke komik ve flörtöz Jaydenimiz ölmeseydi. Çok ama çok üzüldüm. Kitabı çok ama çok beğendim kesinlikle tavsiye ederim hayata dair çok şey öğrenirsiniz. Keşke Hector ve Ainsley arasında da bir kitap olsa ben onları da çok yakistirdim. (Duru Mavi)
Jennifer L. Armentorut, okumaktan en çok keyif aldığım yazarların başında gelir.Yazarın seri olmayan kitaplarında çok başarılı olduğunu düşünmesem de ,sonsuzluğun sonuna dek verdiği mesajları ve alt metniyle çok hoşuma giden bir kitap oldu. . Mallory ve Rider’ın ortak geçmişi koruyucu aile yanında beraber geçirdikleri 10 yıla dayanıyor. Rider , Mallory hiçbir şeyden zarar görmesin diye kendini hep onun önüne atmış. Tam bir şövalye değil de ne? O aile evinde yaşanan trajik bir olaydan sonra birbirlerini kaybediyor Mallory ve Rider. Dört sene sonra lisede yeniden karşılaştıklarında Mallory doktor bir çift tarafından evlat edinilmiş Rider ise hala koruyucu aile programında yaşamaya devam ediyor. Geçmişten gelen dostlukları zamanla aşka evrilirken hem kendilerini hem çevrelerini hem de aşkı keşfetme hikayeleri bu kitap. . Sanırım Rider’dan çok da hoşlanmadığım bir kitap oldu. Mallory ise tam bir bebek. Yaşadığı zorlukları okurken bi ara kitabın içine girip,boynuna sarılıp üzülme demek istedim. Ama o zorluklarla baş etmek için gösterdiği çaba şahaneydi. Kitabın en en en çok bu kısmını sevdim. Kitap boyu Rider’dan hep bir bad boy hareketi bekledim. Bi olmamışlık vardı karakterde.Bence bu kitabın yıldızı kesinlikle Mallory ve onun kendini bulma hikayesiydi. Eğer bu kitabı ergenlik dönemimde okusaydım bana çok güzel şeyler öğretebilirdi diye düşünüyorum. Kitabı okurken ara ara da sıkıldığım oldu. Çünkü ortaları o kadar sakin ve detaylı anlatılmış ki bir an gerçekten kitap hiç bitmeyecek sandım. Ama Jennifer ne yazsa okurum ben. Bence siz de özellikle henüz liseye giden küçük kardeşlerim bu kitabı mutlaka okumalısınız. (kitapkolik_birkiz)
--reklam--
Sonsuzluğun Sonuna Dek PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Jennifer L. Armentrout - Sonsuzluğun Sonuna Dek kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Sonsuzluğun Sonuna Dek PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Jennifer L. Armentrout Kimdir?
Jennifer Batı Virgina’da, Martindburg şehrinde yaşıyor. Onun hakkında duyduğunuz her söylenti doğru değildir. Yazım işiyle yoğun olarak ilgilenmediği zamanlarda kitap okuyarak, egzersiz yaparak, berbat zombi filmleri izleyerek, yazıyormuş gibi yaparak, kocası ve Jack Russel köpeği Loki ile vakit geçiriyor.
Yazar olma hayali, vaktinin büyük bir kısmını kısa hikâyeler yazarak geçirdiği matematik derslerinde başladı. Bu, matematikten kötü notlar almasının da en büyük sebebidir. Jennifer genç okurlar için paranormal, bilim-kurgu, fantezi ve modern aşk hikâyeleri yazıyor. Ayrıca J. Lynn takma adıyla yetişkinler için aşk romanları da yazıyor.
--reklam--
Jennifer L. Armentrout Kitapları - Eserleri
- Obsidiyen
- Oniks
- Opal
- Köken
- Direniş
- Melez
- Safkan
- Tanrı
- Apollyon
- Avcı
- Kimi Öptüğüne Dikkat Et!
- Hep Seni Bekledim
- Sağdıç
- Saplantı
- Kime Dokunduğuna Dikkat Et!
- Kış Güneşi
- Kan ve Külden
- Kimi Seçtiğine Dikkat Et
- Bodyguard
- Oyuncu
- Unutuluş
- Lanetli
- Geri Dönüş
- Hep Seni İstedim
- Güç
- Paramparça
- Mücadele
- Sonsuzluğun Sonuna Dek
- Ölene Dek Beraberiz
- En Karanlık Yıldız
- Cesur
- A Kingdom of Flesh and Fire
- Kehanet
- The Crown of Gilded Bones
- Ya Yarın Yoksa
- En Aydınlık Gölge
- The War of Two Queens
- Elixir
- A Shadow in the Ember
- Hold Om Mig
- Trust İn Me
- Scorched -
- The Dead List
- Forever with You
- Fall With Me
- Fire In You
- Stay with Me: A Novel
- The Queen: A Wicked Novella
- The Prince: A Wicked Novella
- The King: A Wicked Novella
--reklam--
Jennifer L. Armentrout Alıntıları - Sözleri
- "Orada dikilip duracak mısın yoksa gerçekten bir işe yarayacak mısın?” diye söylendi Tink, Ren’e. “Benim için kutuları yerden alır mısın?” “Tink,” diye çemkirdim. “Kutuları ben alırsam, onları bahçeye fırlatıveririm,” dedi Ren. Tink ellerini yanaklarına vurarak aniden geriye sıçradı. “Buna cesaret edemezsin.” “Hem de öyle bir ederim ki.” “Ah, Tanrım,” diye homurdandım, Ren’in etrafından dolaşarak. Kutuları yerden alıp içeri taşıdım, sonra da kanepeye fırlattım. “Dikkat et!” diye ciyakladı Tink. “İçlerinde paha biçilemez, kırılacak şeyler olabilir.” Ren arkasından kapıyı kapatırken, havada süzüldü. “Ve sen! Sen kutuları bir hanıma taşıttın.” Gözlerimi devirdim. Ren gürültülü bir nefes verdi. “Tanrım; çok sinir bozucusun.” “Ne olmuş?” Tink kanatları hararetle havayı döverek, kanepeye doğru uçtu. “Ben lastiğim, sen yapışkan!” Ren ufaklığa doğru döndü. “Ne?” “Ne söylersen söyle benden sekip gelir sana yapışır!” (Paramparça)
- “Beni kalbimden bıçaklayacak mısın? Tekrar?" "Neden bileğimi bırakıp öğrenmiyorsun?" "Bu kulağa evet gibi geliyor.” (A Kingdom of Flesh and Fire)
- "Alexandria'nın Apollyon olması beklense de sizin kaderinizde hep çok daha fazlası olmak vardı." Karina bana baktı. "Kabullenmesi güç olabilir fakat bunu kabullenmeniz gerekiyor." "Yoda gibi konuşuyorsun," diye mırıldandım. "Anlamadım?" "Önemli değil." (Mücadele)
- Kendimi nasıl hissetiğimle ilgili konuşmak konusunda hiç iyi değildim. Kahretsin, kendimi nasıl hissettiğim hakkında düşünmekte bile iyi değildim. (Melez)
- “Nasıl cadaloz bir şeysin sen böyle,” (Hep Seni Bekledim)
- “Öyle güzelsin ki, Layla. Sonsuzluğun geri kalanında bakabileceğim bir şey seçme imkanım olsaydı seni seçerdim.” (Kimi Seçtiğine Dikkat Et)
- "Aptal aptallık yapandır..." (Hep Seni İstedim)
- “I’m not afraid of her,” I whispered to my reflection. “I’m a Queen. I’m a god. I’m not afraid of her.” (The War of Two Queens)
- “Aşktı bu; aşk değiştirebilirdi insanları.” (Kimi Seçtiğine Dikkat Et)
- Kitaplar. Kitaplar her yerdeydi. Beş adet kitap düzgünce kanepenin köşesine dizilmişti. iki tane de sehpanın üstünde duruyordu. Bir tanesinin içinde parlak bir ayraç vardı. Diğer sehpada üç kitap daha. Bir tane de televizyon sehpasının üstünde. O kitaba da bir ayraç konmuştu. İki kitap birden mi okuyordu acaba? Yoksa daha da mı fazla? Ben bir taneyi zar zor okurken... (Unutuluş)
- Yıldızlar... ne kadar güzel olsalar da, çok uzaktaydılar (Hep Seni Bekledim)
- “Seninleyken kendimi bir canavar gibi hissetmiyorum. Öyle olduğumu unutuyorum. Bana bunu hak ettirmeyen şeyleri yaptığımı unutuyorum.” (Geri Dönüş)
- Bazen… bazen sanki bir tuzak kurulmuş da hepimiz dörtnala koşup tuzakla düşmüşüz gibi geliyordu. (Opal)
- She was hugging me, and I didn’t know how to respond to that for several seconds. My senses were overloaded as I lifted my arms and wrapped them around her, returning the gesture stiffly. The hug felt awkward and strange…but then it felt like something wonderful. Ezra embraced me—squeezed me tightly—and then let go. “I love you, Sera.” Overwhelmed, I watched her step back and smile shakily. I stood there as she turned and made her way back to the carriage. I didn’t breathe until she was inside. I swallowed thickly, briefly closing my eyes. “I love you, too,” I whispered. (A Shadow in the Ember)
- I loved him. I was in love with him, even though that love had been built on a foundation of lies. I loved him even though there was so much I didn’t know about him. I loved him even though I knew I was a willing pawn to him. (A Kingdom of Flesh and Fire)
- Korku zayıflık değildir. Sadece üstesinden gelmen gereken bir durumun işaretidir. (Tanrı)
- Herkes rahat olabilir. Buraya kargaşa çıkarmaya ya da çatıyı başınıza yıkmaya gelmedim." "Nasıl?" diye mırıldandı Deacon. "Sen nasıl..." "Uzun hikâye ve içimden açıklama yapmak gelmiyor hiç." (Mücadele)
- "Biliyor musun?" Aiden'a meydan okuyan bir bakış fırlattım. "Gidelim. Hadi, Seth. Âşık kavgamıza devam edelim biz." Duvardan ayrılan Seth tek kaşını kaldırdı. "Evet, aşkım, bu kulağa çok hoş geliyor. Hançeri unutma da gözümü oyabilesin" (Safkan)
- Aiden boğuk bir kahkaha atıp Alex'e baktı. Alex ona güven telkin eden bir gülümsemeyle karşılık verdi. İkisinin hemfikir oldukları belliydi. Zihinleri ve ruhları birbirine bağlıymış gibi. (Güç)
- “I need you,” he groaned against my lips. “I need you, Poppy.”“You have me,” I told him, echoing the words I’d said to him once before. Now, they felt like an unbreakable vow. “Always.” “Always,” he repeated. (The Crown of Gilded Bones)
Yorumlar
0 yorum