Kitap Künyesi
Yazar: Emile Durkheim
Çevirmen: Cenk Saraçoğlu
Yayın Evi: Bordo-Siyah
İSBN: 9786053542223
Sayfa Sayısı: 215
--reklam--
Sosyolojik Yöntemin Kuralları Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Emile Durkheim 1895’te yazdığı Sosyolojik Yöntemin Kuralları adlı yapıtında, toplumu inceleyip yorumlayacak bir "bilim"in yöntemini belirlemeye çalışır; Comte ve Spencer gibi düşünürlerin, toplumu "hazır önkavramlar"la anlama yöntemlerini eleştirir. Durkheim’e göre, bir "toplumbilim kurma"nın ön koşulu da gerçekliği sınıflandırarak, geçerli bilimsel yasaları bulmak ve toplumsal gerçekliğin iç doğasını, karakteristik yönlerini yansıtan kavramsal bir dizge oluşturmaktır.
Sosyolojik Yöntemin Kuralları: Bilim olma yolundaki toplum çözümlemesinin sorunları. (tanıtım yazısından)
--reklam--
Sosyolojik Yöntemin Kuralları Alıntıları - Sözleri
- ... Eğer insanları mutluluğa kavuşturmayacaksa; sosyolojiyle bir saat uğraşmaya değmez..! ..
- Bir fikri aydınlatmak, onu kanıtlamak değildir.
- ... bilinç, toplumsal konuları tanıma hususunda, kendi öz hayatını tanıma hususunda olduğundan daha yetkili olamaz.
- " Daha önce, adından söz ettiğimiz bir yazar, bilim pekala dünyayı aydınlatabilir, der, ama yürekleri karanlıkta bırakır; kendi ışığını kendisi yakması gereken yürektir. "
- Gerçekten de, bu olgular, tanım- içsel olarak bulunmakla birlikte, onlar hakkındaki bilincimiz, bize onların ne iç yapılarını ne de ortaya çıkışlarını (genèse) açığa vurur. Onlar hakkındaki bilincimiz, bize bunları ancak bir noktaya kadar tanıtır ki, bu da duyumlarımızın bize sıcağı ya da ışığı, sesi ya da elektriği bildirmeleri gibidir: bilincimiz, bize onlar hakkında açık ve seçik nosyonlar, açıklayıcı kavramlar değil, karışık, geçici, öznel izlenimler verir.
- Bir bütün, parçaların toplamıyla aynı şey değildir; o başka bir şeydir ve özellikleri, kendisini oluşturan parçaların gösterdiği özelliklerden farklıdır.
- Suç zorunlu bir olgudur. Suç toplumsal hayatın temel koşullarına bağlıdır ve bu bağlamda da aslında yararlı bir olgudur; çünkü suçun bağlı olduğu koşulların kendisi ahlakın ve hukukun olağan evriminin gerçekleşmesinde vazgeçilmez bir öneme sahiptir.
- Bugün bizim istifade ettiğimiz düşünce özgürlüğü, bu düşünce özgürlüğünü kısıtlayan önceki kurallar ihlal edilmemiş olsaydı bugün toplumumuzda asla var olmazdı.
- Toplumsal bir fenomenin açıklanmasına girişildiği zaman, onu meydana getiren etkili nedenle yerine getirdiği işlevin ayrı ayrı araştırılması gerekir.
- Devlet adamının görevi kendisine çekici gelen bir ideale doğru toplumları şiddetle itmek değildir; onun rolü bir hekimin rolüdür: İyi bir sağlık korumasıyla, hastalıkların çıkmasını engeller ve ortaya çıktıkları zaman da, onları iyileştirmeye çalışır.
- Toplumun içindeyken hissettiğimiz şeyler yalnız olduğumuz bir durumda hissedeceğimiz şeylerden tamamen farklıdır.
- Hobbes ve Roussuau, toplumu, gerçeklikle hiçbir bağı olmayan ve deyim yerimdeyse boşlukta sallanan uzlaşmacı bir anlaşma olarak görürken, bu düşünürler toplumun kuruluşunun insan ruhunun temel içgüdülere dayandığını iddia etmişlerdir.
- Özgür felsefenin öncüleri bir zamanların sapkın insanlarıydı; hukuk anlayışı bütün bir Ortaçağ boyunca ve modern zamanların başlangıcına kadar bu insanlara vurup durmuştur.
- Comte, insan türlerinin ilerlemesinin temel itkisini, "insanı sürekli olarak bütün açılardan koşullarını iyileştirmeye dolaysızca sevk eden temel bir eğilimle" ilişkilendirirken, Spencer bu itkiyi daha fazla mutluluk ihtiyacıyla ilişkilendirmiştir.
- İnsanın çevresini kuşatan şeyler arasında yaşayabilmesi için, o şeyler hakkında, kendi davranışını belirlenmesine olanak verecek düşünceler geliştirmesi gerekir. Fakat bu düşünceler denk düştükleri gerçekliklere kıyasla bize daha yakın ve ulaşılması daha kolay olduğundan, biz o düşünceleri söz konusu gerçekliklerin yerine koymaya ve onları kendi kurgularımızın konusu yapmaya doğal olarak eğilimliyizdir.
--reklam--
Sosyolojik Yöntemin Kuralları İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitapta geçen, bir bilimi bilim yapan şey bağımsız olmasıdır söylemi, kanaatimce bu kitabın ozetinin de özetidir çünkü durkheim bu eseriyle sosyolojiyi net bir perspektifle değerlendirmiş, yöntemlerini ispatlamıştır. Bu kitabı okuduktan sonra sosyolojide temel köşe taşı olan yöntemin kendimde oturduğunu fark ettim. Bir bilimi bağımsız kılan aynı zamanda yöntemidir, mantıklı gerekçeleridir. Bu kitapta buna dair temel şeyler var. Sosyoloji paradigmasinda sosyolojiyi konuşmak profesyonellik gerektirir bu profesyonelligi oluşturan eserlerden bir tanesi de sosyolojik yöntemin kurallaridir. Sosyoloji okuyan herkesin verimli bir şekilde okuması gereken bir başyapıt. (melek)
Biraz karma çorba bir eser. Artık hata kimde bilmiyorum.. Sempati duyduğun bir fikire bile soğudum alakasız bağlantılar kurarak sizi o fikirden soğutma kendi görüşlerini baskın hissettirme sorunsalı yaşıyor.... (Şa)
Öncelikle belirtilmelidir ki Emile Durkheim sosyal bilimler içerisinde yer alan veya yer almayı düşünecek herkesin çok sık duyabileceği bir isim. Kendisi sosyolojinin kurucu babalarından biri olarak (diğerleri arasında başta Auguste Comte, Max Weber ve Karl Marx olarak görülür) görülür ve kendisinin çalışmaları günümüzde halâ değerini korumaktadır. Bu ifadeyi yapacağınız çok kısa bir lüteratür taraması da destekleyecektir. Durkheim bu kitap ile sosyolojiyi bir bilim olarak kurma amacını gözler önüne sürer. Bunu eser içerisinde kendisinin, bir sosyoloğun toplumsal şeyleri,olguları ve olayları nasıl incelemesi gerektiğini belirten kuralları aktarırken görmekteyiz. Eser, sosyoloji öğrencileri için özellikle bir önem taşımaktadır ve bunun yanında eserin kendileri için adeta bir başucu kitabı olduğunu söylemek abartı olmayacaktır bize göre. Elbette ki günümüzde uygulanan yöntemler farklılık göstermekte ve artık sosyoloji kendisini psikoloji ve tarih bilimlerinden ayrı bir bilim olarak, en azından Durkheim'ın dönemine kıyasla, kanıtlamıştır. Ancak kitap içerisinde belirtilen kurallar hala önemini korumaktadır. Bu kuralların belirtilmesinin dışında bu eseri gerçekten önemli yapan unsur ise kitabın "derdinin" sosyolojiyi psikoloji ve diğer bilimlerden ayrı bir bilim dalı olarak ortaya koymak olduğunu belirtmemiz gerekir. (MrKiritsugu)
--reklam--
Sosyolojik Yöntemin Kuralları PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Emile Durkheim - Sosyolojik Yöntemin Kuralları kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Sosyolojik Yöntemin Kuralları PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Emile Durkheim Kimdir?
Émile Durkheim (15 Nisan 1858, Epinal - 15 Kasım 1917, Paris); Fransız sosyolog, sosyolojinin kurucularından sayılmaktadır.
Sosyoloji adı her ne kadar August Comte tarafından verilmiş olsa da, Fransız Sosyolojisi 19. yüzyılın sonundaki güçlü etkisini ona ve onun kurmuş olduğu L'Année Sociologique isimli yayına borçludur.
Hayatı ve Düşüncesi
15 Nisan 1858 tarihinde Epinal, Loren'de bir Yahudi Hahambaşı'nın oğlu olarak dünyaya geldi. Felsefe öğretmenliği yaptı. 1885 de Almanya'da bulundu. Fransa'ya dönüşte yayımladığı makaleler ilgi topladı. 1887 Bordeaux Üniversitesi'nde ders vermeye başladı. 1902 yılında Sorbonne Edebiyat Fakültesi'nde çalışmalarını sürdürdü. 1906 yılında Buisson'un ölümü üzerine Sorbonne Eğitimbilim Profesörlüğüne getirildi.
Durkheim toplumbilimi kendi olgularını kendi ön dayanaklarıyla işleyen bir bilim durumuna getirdi. Auguste Comte'un fiziği, Herbert Spencer'in biyolojiyi örnek alıp inceledikleri toplumsal olaylar ona göre yalnız kendi türünden olaylarla açıklanabilir, "toplumsal olay" bireye bağlı ve bireyle başlayıp biten bir süreç değildir. Toplumsal olay bireyi aşkındır, birey ona katılır. Her birey için toplumsal olaya katılmak kaçınılmaz bir zorunluktur. Çünkü toplumsal olaylar; genel zorunlu bireyi ve bireyler arası ilişkileri belirleyen din, ekonomi, hukuk, ahlâk, siyaset, bilim ve sanat türünden olaylardır. İnsanın kendine özgü bireyliğini ve topluma özgü toplumsallığını saptar. İnsan genel doğruları hazırca, tartışıp araştırmadan toplumdan alır. Bu doğrular: bireyin, kendisi, başkaları, insanlar arası ilişkiler, doğa, evren olguları üzerine yargılarına temel dayanak olur.
Toplum bir başka yanıyla da insana ilişkin her kurumun temeli olup doğal bir bileşimdir. Kurumlar örneğin din ve Tanrı anlayışı da topluma bağlıdır ve onunla birlikte gelişip evrimleşir.
Durkheim bilgi anlayışında toplumun görüşünü örnek alır. Bilgide en genel kavramlar tek tek şeylerin tümünden bağımsız olmayıp tersine onlara uygulanabilen, topluma ilişkin kavramlar olduklarından en geçerli kavramlardır. Bunların mutlak, öncesiz sonrasızca doğru ve kesin kavramlar oldukları da söylenemez. Bilginin temel taşları olan genel kavramlar toplumla birlikte zaman ve uzam bağlamında değişip gelişen kavramlardır.
Din sosyolojisi ile ciddi olarak ilgilenen Durkheim'in eserlerinin bir kısmı Türkçeye çevrilmiştir. Comte'un takipçisidir. Toplumu, Tanrı yerine koymuştur. Burada kasıt inançlı bir kimse davranışlarda bulunurken Tanrı'sını nasıl gözetirse "birey"inde davranışlarda bulunurken toplumu aynı şekilde gözettiğidir.
15 Kasım 1917'de Paris'te ölmüştür.
--reklam--
Emile Durkheim Kitapları - Eserleri
- İntihar
- Sosyolojik Yöntemin Kuralları
- Sosyoloji ve Felsefe
- Ensest Yasağı ve Kökenleri
- Dini Hayatın İlkel Biçimleri
- Toplumsal İşbölümü
- Ahlak ve Toplum
- Eğitim ve Sosyoloji
- Sosyoloji Dersleri
- Rousseau ve Toplum Sözleşmesi
- Ahlak Eğitimi
- Hobbes Üzerine
- Felsefe Dersleri
- Meslek Ahlakı
- Sosyolojinin Öncüleri: Montesquieu ve Rousseau
- Dinsel Yaşamın İlk Biçimleri
- Sosyalizm Dersleri
- Montesquieu ve Sosyal Bilimin Gelişimi
- Pragmacılık ve Toplumbilim
- Terbiye ve Sosyoloji
- Eğitim ve Sosyoloji
- Dini Hayatın İlk Şekilleri
- Sosyoloji ve Eylem
--reklam--
Emile Durkheim Alıntıları - Sözleri
- Kendi kendimize yaratmadığımız bir dilde konuşuruz; icat etmediğimiz araç gereçler kullanırız; kendi başımıza tesis etmediğimiz hakları savunuruz; her nesil kendileri bir araya getirmediği bir bilgi hazinesini miras olarak alır ve böylece devam eder... İnsan ancak medenileştiği için insandır. (Dini Hayatın İlkel Biçimleri)
- Özgürlük, kendi iradesini gerçekleştirmekten ziyade başkasının iradesine boyun eğmemeye dayanır, bir de başkasının iradesini kendi irademize boyun eğdirmemeye. Efendi olan kişi özgür olamaz. (Sosyolojinin Öncüleri: Montesquieu ve Rousseau)
- Ruhumun yalnızlığı öyle bir kefendi ki insanları değil ,sadece doğayı ve Allah'ı görmek istiyordum. (İntihar)
- Kendi tanrısına boyun eğen ve bundan dolayı da tanrısının kendisiyle beraber olduğunu düşünen insan, dünyaya güvenle ve artan bir enerji hissiyle yaklaşır. (Dini Hayatın İlkel Biçimleri)
- bir vicdan ne kadar bilgisizlik karanlığında ise değişime de o denli karşı çıkar .. (Toplumsal İşbölümü)
- İnsan, medeniyet olmaksızın yalnızca bir hayvandır. (Ahlak Eğitimi)
- Bugün bir hayli yükseklere çıkardığımız bilim ve eleştirel düşünce, uzun zamandır şüpheyle zapt edilmekteydi. (Eğitim ve Sosyoloji)
- Kamu duygusunu inciten suçlar, ağırlık derecelerine göre genel tepkiler doğurabilecek güçte olan suçlardır. (Meslek Ahlakı)
- Ekonomik fonksiyonlar millet kuvvetlerinin büyük bir bölümünü emmektedir. Birçok fertlerin hayatı ticaret ve sanat muhitlerinde geçiyor. Dolayısıyla da, bunların hayatının büyük bir bölümü her türlü ahlak faliyetinin dışında geçiyor. Çünkü bu muhitte ahlakın ancak pek zayıf bir izi vardır. Böyle bir durumun, büyük bir ahlak düşkünlüğü kaynağı olmaması mümkün müdür? (Meslek Ahlakı)
- İnsan arzu ettiği her şeye sahiptir zira sadece sahip olduklarını arzu eder. (Rousseau ve Toplum Sözleşmesi)
- Kendimizin icat etmediği bir dili konuşuruz; kendimizin bulmadığı aletleri kullanırız; kendimizin tesis etmediği haklardan söz ederiz. Her nesil, kendisinin biriktirmediği bir bilgi hazinesini miras alır vs. Medeniyetin bu türlü türlü menfaatl erini, topluma borçluyuz (Dini Hayatın İlkel Biçimleri)
- Ancak din, vardır; o verili bir olgular sistemidir; bir başka ifadeyle, o bir gerçekliktir. (Dini Hayatın İlkel Biçimleri)
- İnsanlık ilerleme kaydettikçe, fertler arasındaki anlaşmazlık artıyor. Öyleyse bugünden çıkaracağımız ders geçmiştekiyle aynı. Akıl, hakikate ulaşmaya muktedir değil. (Felsefe Dersleri)
- Din başlarda yerine getirdiği iki işlevden birini ve sadece birini, yani spekülatif işlevi giderek terk etme eğilimindedir. Bilimin dinde karşı çıktığı şey, onun var olma hakkı değil, aksine şeylerin doğasını dogmatikleştirme talebi , insanı ve doğayı açıklayacak özel uzmanlığa sahip olduğu iddiasıdır. (Sosyoloji ve Felsefe)
- "Kendini başkalarının efendisi sanan kimse onlardan daha fazla köle olmaktan geri kalamaz" (Rousseau ve Toplum Sözleşmesi)
- Rousseau, Hobbes'un teorisini reddeder; her ne kadar Hobbes'un dehasından övgüyle söz etse de teorisini sıklıkla eleştirir. Savaş durumu hipotezi¹ iki nedenle ona kabul edilemez gelmektedir: 1) Savaşın ortaya çıkış sebebi bile - yani giderilmemiş ihtiyaçlar - mevcut değildir. İnsan kendisine lazım olan şeylere sahipse, neden başkalarına saldırsın? Hobbes kendi sistemine ancak medeni insanın karmaşık hassasiyetini doğa insanına atfederek ulaşmıştı; 2) Hobbes haksız yere ilkel insanın tüm acıma duygusunu yok saymıştır. Böyle bir erdem her türlü düşünceden önce geldiğinden doğa durumunda olmadığını söylemeye hakkımız yoktur. (Sosyolojinin Öncüleri: Montesquieu ve Rousseau)
- Baskıcılar, düşüncenin denetlenemeyen bir şey olduğunu her fark ettiklerinde, onu yok etmeye çalışırlar. (Felsefe Dersleri)
- Öyle de kana her türlü doğaüstü özelliği atfettirmiş olan bu kaba batıl inancın insanlığın ahlaki gelişiminin üzerinde muazzam bir etkisi olmuştur. Bu işin süresi boyunca bu etkinin sadece ensest meselesini hissettirmekle kalmadığı bile görülmüştür. Aynı sebebe bağlı olan başka türden fenomenler var: Bunlar genelde cinsiyetlerin ayrımına dair örf ve adetlerdir. Yukarıda aktardığımız olgularla günümüzde gözlerimiz önünde cereyan edenler arasındaki benzerliğe okurun şaşırmaması mümkün değil. Bütün bu benzerlikten hareketle, eğer okullarımızda, gündelik toplantılarımızda cinsiyet arasında bir çeşit engel varsa, eğer her bir cinsiyet adetler hatta yasalarla kendisine dayatılan belirli bir giyim tarzına sahipse, erkeğin kadına yasaklı -kadın bunları yerine getirmeye muktedir olmasına rağmen- rolleri varsa, kadının da erkeğe yasaklı rolleri varsa, kadınlarla ilişkimizde özel bir dil, özel davranışlar benimsemişsek, bunun nedeni kısmen binlerce yıldır babalarımızın genelde kanın, özellikle de regl kanının, yani bahsettiğimiz kan algısının tesiri altında olmalarıdır. Her tür varoluş nedeninden uzun zamandır yoksun, bu eski önyargıları fark etmeden, hala açıklanamaz bir alışkanlıkla itaat etmiyor elbette. Bununla birlikte, bunlar ortadan kaybolmadan önce, kendilerinden sonra ayakta kalan ve bizim de bağlandığımız davranış biçimlerinin doğmasına yol açtılar. (Ensest Yasağı ve Kökenleri)
- Gerçek iktidar ve özgürlüğün ilk koşulu kendine hâkimiyettir. (Ahlak Eğitimi)
- ... üzerinde yükseldiği sarsılmaz temeli görebilmek için yapıyı kuşatan tozu ve kumu bertaraf etmek gerekir. (Rousseau ve Toplum Sözleşmesi)
Yorumlar
0 yorum