Kitap Künyesi

Yazar: Fatma Barbarosoğlu

Yayın Evi: Profil Yayıncılık

İSBN: 9789759963767

Sayfa Sayısı: 202

--reklam--

Şov ve Mahrem Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Anlam dünyasının farklı uçlarında yer alan iki kavram, şov ve mahrem. Postmodern dönemde, "mahrem" olanın sınırları "şov" tarafından aşındırılıyor ve şov, mahremi esir alıyor. Kitle kültürünün içine sıkışmış insan, varolmanın yolunu "fark edilmekte" buldukça görüntülere sığınıyor. Kimlikler imajlar üzerinden inşa edilirken dini/ahlaki normların yerinin modanın lokomotifliğinde tüketim kriterleri alıyor. artık sokaklar sahne, insanlar oyuncu. Oyunu yazanlarsa "kamusal alanın mübarekleri" yani modacılar. Kutsalını kaybeden dünya, yeni kutsallar arayışında modacılara teslim oluyor. Mahremiyet sınırlarında kalması gerekenlerin teker teker "şov" malzemesine dönüştürüldüğüne bir dönemde Sosyolog Fatma Karabıyık Barbarosoğlu, çağımızın çelişkisi üzerine yazdı; Şov ve Mahrem.

(Arka Kapak)

--reklam--

Şov ve Mahrem Alıntıları - Sözleri

  • Seyyid Hüseyin Nasr, Amerikan Devriminde kurucu babaların, din özgürlüğünün önemli bir beşeri hak olduğunu açıkça ifade ettiklerine, ama daha sonraki iki yüzyıl boyunca, bu hakkın dinin özgürlüğü değil, dinden özgürlük anlamını kazanmaya başladığına işaret eder, İslam'ın Kalbi adlı eserinde.
  • Tarihe, saklanılacak bir masal ortamı olarak bakanlar açısından kadınlar, dün melek, bugün şeytandır. Eski kadınlar artık yoktur. Bu bakış açısı, eski adamların olup olmadığını tartışma konusu yapmaz. Eski kadınları inşa eden toplum yapısının, aile düzenin, ahlak anlayışının devam edip etmediği nokta-i nazarından bakmak yerine, değişen hayatın içinde ve fakat değişmeden duran bir kategori belirlemek ister. Yani her şey değişirken, kadınların değişmemesi gerektiği üzerine bina edilen tezler devreye girer ve gerçek hayattan kopulur. Söylem, hayatın dışına düşer.
  • Görünür olmak, daha fazla göz tarafından denetlenmeyi göze almak demektir. Daha fazla göz tarafından denetlenme ihtiyacı ise, insanın Yaratıcı tarafından görüldüğü/denetlendiği inancı ve bilincinin zayıflamasıyla doğrudan alakalandırılabilecek bir durumdur.
  • "Hatırla ki, uzun veyahut kısa bir piyeste müellifin sana verdiği rolü oynayacak bir aktörsün... Verilen rolü iyi oynamak sana düşer. Lakin rolü seçmek başkasına aittir." Epiktetos/Düşünceler
  • "İnsanlar, elbisenin içindeki kimdir ne bilecekler? Mektupta olanı yazan bilir." Sadi/Gülistan
  • Neden tesettür ve moda kelimeleri, esasında bir arada olmaması gereken kavramlardır? Çünkü tesettür; örtmek, göstermemek ve buradan hareketle sadece bedensel olarak algılanmaya karşı koymak manasına gelir. Halbuki moda, doğrudan dikkat çekmeye yöneliktir.
  • insanlar, elbisenin içindeki kimdir ne bilecekler? mektupta olanı yazan bilir. sadi¦gülistan
  • Modanın zevklere ve tercihlere bağlı olan değişim lokomotifi, tesettürün dini ilkelere bağlı olan değişmezlik anlayışı ile uyum içinde olabilir mi?...
  • "Kadının kamusal alandaki kimliğine, ancak estetik obje olarak var olmaya çalıştığı zaman engel konulmuyor."
  • evine geri dönene eşik yüksek gelir. aleksis kivi
  • "...Şatafat ve gösterişin haram olmasının en önemli nedenlerinden biri, insanların kendileriyle diğer insanlar arasına tehlikeli bir mesafe koymalarına yol açmasıdır. Bütün dinlerde ve ahlak anlayışlarında şatafat ve gösteriş, insanı insandan uzaklaştırdığı için yasaklanmıştır..."
  • Soru sormak artistik zekâ ile analitik zekânın buluştuğu bir noktadır.
  • "Kendini tanı.Kendini, yani eriyeni, dağılanı, dumanlaşanı. Sen acılarında ve zilletlerinde aynısın. Rüyaların, hayallerin ve dileklerinle bir başkası."
  • 1950'lerde çok partili hayata geçiş ile birlikte, idealist-başarılı öncü kadın tipi, "küçük Amerika" rüyalarının öncelendiği gazete sayfalarından yavaş yavaş silinmeye başlar. Öncü kadınların yerini, "ideal salon kadınları" almış gibidir.

--reklam--

Şov ve Mahrem İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Sosyolog Fatma Barbarosoğlu'nun inanılmaz dolu kitabıyla karşınızdayım. Tesettür ve mahremiyet kavramını ele alan Barbarosoğlu, oldukça ilginç noktalara değiniyor. İslam'da tesettür, günümüze nasıl geldiği, siyasilerin başörtülü eşleri ve bunlara yöneltilen eleştiriler, başörtüsü yasağı ve tesettürlü kızların modaya ayak uydurmaya çalışması... Hepsine sosyolojik açıdan yaklaşıyor ve aaa evet cidden böyle diye onaylamak zorunda kalıyorsunuz. Kitaptan alıntı yapmayacağım. Kitap benim olmadığı için altını da gönlümce çizemedim zaten çizmeye kalksam ekseriyetle tüm kitabı çizmem gerekecekti. Kesinlikle kitaplığıma da ekleyeceğim. Tavsiye ediyorum tesettürlü olun ya da olmayın hiç fark etmez. (Hoca hanım)

Dinin getirdiği tesettür ve mahremiyet hükümleri sabit olsa da, şekil olarak sürekli değişime uğruyor ve bugün aslında tamamen zıt denebilecek derecede uç noktalarda yaşanıyor. Açıkçası bu gelişmeler beni hem korkutuyor hem de gelecek adına endişelendiriyor... "Örtünme'nin Tarihi; Türkiye'de Başörtü Yasakları; Moda'nın Tesettür'e Vurduğu Darbeler; Medya'nın Algı Operasyonları" gibi konularla ilgileniyorsanız eğer, bu kıymetli sosyolojik çalışmayı okumanızı tavsiye ederim. Okumak için, yukarıdaki konulara ilgi ve az biraz tarih bilgisi avantajlı olur. Sosyolojik bir çalışma olduğu için hem dil hem de akıcılık olarak biraz ağır bir kitap. Güzel olan, bölümlerin ve konuların görsellerle desteklenmesi. Kitabı özellikle sakin kafayla okudum ve okurken kendime birçok not aldım (daha yakından araştırmak istediğim konular, kitap tavsiyeleri...) Eleştirdiğim şeyler, çalışmanın benim için tam olarak bir sonuca bağlanmaması (misal geleceğe dair düşünceler ve beklentiler belirtilebilirdi) ve özellikle son bölümlerde konunun yazarın siyasi görüşünün etrafında dönmesiydi. Genel itibariyle kadın - erkek veya tesettürlü - tesettürsüz fark etmeksizin herkesin okuyabileceği zengin ve derin bir çalışma. Avrupa'da doğup büyümüş, "tesettür problemleriyle" Batı'da tanışmış ve bizzat yaşamış birisi olarak, büyüklerimden duyduğum Türkiye'deki başörtüsü olaylarını bir kitapta bulmak ve okurken birçok şeyi çocukluk yıllarımdan hatırlamak aynı zamanda beni hem üzdü hem sevindirdi... Kitapta emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler! (Seda [صدا] :)

Din Sosyolojisi alanında türban, türbanlı ve değişen ve gelişen türbanı bağlama şekilleri üzerine yazılmış bir kitap.Geniş çerçeveden objektif bir şekilde olaylar irdelenmeye çalışılmış. "Geleneksel" türbandan "modern tesettür modasına" dönüşmesini açıklamış yazar. Tabi açıklarken de liberalizm kapitalizm laiklik üzerine de atıflarda bulunmuş. Her dönemin siyasi söylemini de göz önünde bulundurmuş. Altı çizilesi cümleleriyle olunabilecek bir kitap. (Ümit Demirbolat)

--reklam--

Şov ve Mahrem PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Fatma Barbarosoğlu - Şov ve Mahrem kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Şov ve Mahrem PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Fatma Barbarosoğlu Kimdir?

Fatma Karabıyık Barbarosoğlu (d. 1962, Afyon) Sosyoloji doktoru, hikâyeci, roman yazarı. Yeni Şafak Gazetesi'nde köşe yazıları yazmaktadır.

Ortaöğrenimine, son yıla kadar, İstanbul'da devam etti, daha sonra 1980 yılında Afyon Lisesi'nden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nden 1984 yılında mezun oldu. Yüksek lisans eğitimini, aynı bölümde "Türk-İslam Felsefesinde Tasavvufî Eğitimin Değerlendirilmesi" başlıklı bir tez hazırlayarak 1987 yılında tamamladı. İ.Ü. İktisat Fakültesi Sosyal Yapı-Sosyal Değişme Anabilim Dalı'nda "Modernleşme Sürecinde Moda-Zihniyet İlişkisi" başlıklı teziyle sosyoloji doktoru oldu. Söz konusu tezi, "Moda ve Zihniyet" adı ile İz Yayıncılık tarafından 1995yılında yayınlanmıştır.

Akademik çalışmalarının yanı sıra edebiyat ile de meşgul olmuştur, roman, hikaye ve deneme türünde birçok kitap kaleme almıştır.

--reklam--

Fatma Barbarosoğlu Kitapları - Eserleri

  • İmaj Ve Takva
  • İçimdeki Sazlar Başka Söz Başka
  • Şov ve Mahrem
  • Hakikat İncinmesin
  • Gün Akşamsızdır
  • Ahir Zaman Gülüşleri
  • Son On Beş Dakika
  • Senin Hikayen
  • Sözün ve Sükûtun Renkleri
  • Moda ve Zihniyet
  • Hayat Teselli Olmaktır
  • İki Kişilik Rüyalar
  • Mutluluk Onay Belgesi
  • Hiçbiryer
  • Fatma Aliye: Uzak Ülke
  • Cumhuriyet'in Dindar Kadınları
  • Uzak Ülke
  • Acı Deniz
  • Yaşadığımız Şehir - Otobüsname
  • Rüzgar Avı
  • Hatıra Kadar Narin, Hafıza Kadar Zalim
  • Okuyucu Velinimetimizdir
  • Ramazanname
  • Medya Senfoni
  • Kamusal Alanda Başörtülüler
  • Bahçeler Sokaklar
  • Sözüm Söz
  • Medya Senfoni

--reklam--

Fatma Barbarosoğlu Alıntıları - Sözleri

  • Sosyal medya cumhuriyetinin sanal vatandaşı olarak kendimizi, dert anlatmaya yeten ya da yetmeyen, 140 karakter ile; ne kadar iyi bir tüketici olduğumuzu ispat etmek niyetiyle mutluluk efekti verilmiş fotoğraf paylaşımları üzerinden ifade ediyoruz. Bu "paylaşımlar" yüzünden, "beriki" bile giderek "öteki" haline geliyor. (Mutluluk Onay Belgesi)
  • Vakte sohbet edebildiğimiz sürece egemen olacakmışız gibi durmadan konuşuyoruz. Ama hep dünü. Dünü konuşmak güzel. Bugünü konuşmak yavan. Ne zaman bugünü konuşmaya kalksak evler, arabalar, yazlıklar, tatil köyleri devremülkler giriyor odaya. Bize hiç bir yer kalmıyor. (Senin Hikayen)
  • Ölülerimiz bile bize ölümü hatırlatamıyor. (İmaj Ve Takva)
  • Yalnız olmak mesele değil. Ama kalabalıkların içinde yalnızlık sürekli izah bekleyen bir problem gibi duruyor. (Ahir Zaman Gülüşleri)
  • ...Dinlemeseydin soylemeyecekti... (Ahir Zaman Gülüşleri)
  • Modanın zevklere ve tercihlere bağlı olan değişim lokomotifi, tesettürün dini ilkelere bağlı olan değişmezlik anlayışı ile uyum içinde olabilir mi?... (Şov ve Mahrem)
  • “Dostluk, ortak tarihi olanların yazdığı bir kitaptır.” (İki Kişilik Rüyalar)
  • Kime söyledim? Hiç kimseye. İçime içime. Baktım içim doldu. Dolmasın dedim. Neticede atalarım istiridye değildi, içime attıklarımdan inçi çıkarabilecek kapasitem yok (Mutluluk Onay Belgesi)
  • Modern toplumlarda, modanın daha hızlı bir şekilde yayılması tüketim toplumunun özellikleriyle ilgili olduğu kadar aynı zamanda modern insanın cemiyet içindeki yalnızlığıyla da alakalıdır. Bu noktada farklı olma ve faklı olmama isteğinin çatışması daha belirgin olarak ortaya çıkmaktadır. Modayı takip ederken fert, kendinden üstün gördüğü modayı takip edenler grubundan ayrı olmamak için onlarla arasındaki bütün farkları gidermeye çalışmakta; diğer yandan kendi içinde bulunduğu küçük grubun insnaları arasından seçilerek göze çarpmak istemektedir. (Moda ve Zihniyet)
  • Modanın toplumsal, ahlaki ve dini bir değeri yoktur. (Moda ve Zihniyet)
  • Biz çok ilimden ziyâde, az edebe muhtacız.. (Okuyucu Velinimetimizdir)
  • “Kendin için okursan her öğrendiğini onlara satmak zorunda kalmazsın.” (İki Kişilik Rüyalar)
  • "Sanki çok yakındasın. Aynı ağacı görüyoruz, aynı kuşların sesini işitiyoruz gibi bir his var içimde.." (Hiçbiryer)
  • Annem daima ağaçtı. Gölge eden, koruyan, kollayan, meyve veren bir ağaç. (Hayat Teselli Olmaktır)
  • Siyahlar siyahlığını beyaza,beyazlar beyazlığını siyaha borçlu ha. (Medya Senfoni)
  • Sekülerleşmenin ikinci safhasında ise din önemsizleştirilerek dini ifadelerin kullanılması tamamen terk edilir. Mesela "Allah'a emanet olunuz" yerini "kendine iyi bak"a bırakır, "Allah'a ısmarladık" yerine "hoşça kal", "Selamün Aleyküm" yerine "iyi günler" ifadesinin kullanılmaya başlanması dinin kamusal hayattan çıkarılmasıyla doğrudan alakalıdır. (İmaj Ve Takva)
  • Oysa kadınlar en çok birbirilerini eziyor. En çok birbirlerinin üzerinden politika üretmeye kalkıyor ve en çok birbirlerini yok sayıyor. (İmaj Ve Takva)
  • "Kendini tanı.Kendini, yani eriyeni, dağılanı, dumanlaşanı. Sen acılarında ve zilletlerinde aynısın. Rüyaların, hayallerin ve dileklerinle bir başkası." (Şov ve Mahrem)
  • İnsanın kaderi pek değişmiyor. Daha doğrusu herkesin kaderinin bir teması var, hayat itinayla o temaya dair hikayelerle dolduruyor o defteri. Ama çoğumuz kaderimizin ana temasının ne olduğunu hiç bilmiyoruz… (Hatıra Kadar Narin, Hafıza Kadar Zalim)
  • "Aslolan kendi sesini duymaksa, gönül sesi neylesin kulağı." (Gün Akşamsızdır)