Kitap Künyesi
Yazar: Salman Rushdie
Çevirmen: Begüm Kovulmaz
Orijinal Adı: Shalimar The Clown
Yayın Evi: Can Yayınları
İSBN: 9789750707469
Sayfa Sayısı: 475
--reklam--
Soytarı Şalimar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Yıl 1991. Los Angeles. ABD'nin eski Hindistan büyükelçisi ve karşı-terör uzmanı Maximilian Ophuls, gayrimeşru kızının kapısının önünde, kendine "Soytarı Şalimar" diyen Keşmirli şoförü tarafından güpegündüz öldürülür. Salman Rushdie'nin yeni romanı Soytarı Şalimar, Max Ophuls, katili ve kızının öyküsü. Ama bu üçlü arasındaki gizemli bağlantının anahtarı dördüncü bir karakterde, Keşmirli bir kadında... Soytarı Şalimar, bildik bir aşk ve intikam öyküsünden günümüzün politik ve etnik sorunlarına, eski bir Hint destanından çağdaş büyülü gerçekçiliğe uzanan uluslararası bir masal. Doğu' nun masal gelenekleriyle Batı'nın anlatım tekniklerini ustaca bütünleştiren Rushdie, eski çağların çatışmalarından beslenen yeni çatışmaların toplumsal ve bireysel derinliklerinde geziniyor. Çağımızın kargaşasında bir arada yaşamaya çalışan farklı inançlar ve kültürlerden doğan kargaşanın keşfine çıkarken, terörizmin köklerine iniyor.
(Tanıtım Yazısından)
--reklam--
Soytarı Şalimar Alıntıları - Sözleri
- "...Özgürlük savaştır."
- ...çünkü mutluysanız hiçbir şey imkânsız görünmez.
- "Kadınlar dünyayı sırtlarında taşırken, erkekler kadınsı diye nitelendirdiklerde küstahlığını gösterdikleri tavırları takınıyorlardı. Ödlek olan erkekler, savaşan kadınlardı."
- Olga Simenovna ,onu aşkın tiyneti hakkında ikaz etmişti. "Baktığın yerden gelmez yanına," demişti. "Sürünerek sol kuşağının arkasından yaklaşır ve fırlatılmış taş gibi başının arkasına çarpıverir."
- Gerçeklik ve bütünlük çatıştığı zaman önceliğin bütünlüğe verilmesi şarttı.
- Yalnızdı. Güzelliğin orta yerinde çirkinlik batağına saplanmıştı.
- Geçmişten gelen şeyler fırtına bulutları gibi içinde birikiyor, isimler ve yüzler yer kapmak için itişip kakışıyor, unutulmayan kelimeler ve eylemlerin aşırı yükü yüzünden gözleri dehşetle faltaşı gibi açılıyordu.
- Kalpleriniz bana açık olduğunda, işte o zaman yine dönebilirim.
- Iyilik bilmez insanlar için, uğruna dövüşmeye değmeyecek insanlar için savaşmışlardı.
- Hayatın her yeri delik deşikti, sayfaları yırtılmış, buruşturulmuş, fırlatılıp atılmış bir kitap gibi.
- Cam ayakkabı artık ona olmuyordu. Başka bir kadının ayağındaydı.
- Benden kalbimi isteme, çünkü onu çekip çıkartıyorum, paramparça ediyorum ve fırlatıp atıyorum, bu yüzden kalpsiz kalacağım, ama sen bunu fark etmeyeceksin bile, çünkü aşık bir kadını kusursuz biçimde canlandıracağım ve sana mükemmel bir sahte aşk sunacağım.
- Ben dürüst davrandım ve sen beni kendi yalanına çevirdin. Bu ben değilim. Ben değilim bu. Sensin.
- Ben acımın üstesinden gelebiliyorsam, siz de aldırmazlığınızın üstesinden gelebilirsiniz.
- Yeni çağın özelliklerinden biri, insanların kimin ve niçin saldırdığını öğrenmesine izin vermemesiydi.
--reklam--
Soytarı Şalimar İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Salman Rüşdi nin diğer kitaplarında rastladığım sembolik dil bu kitapta kendini daha az hissettiriyor. Bu kez açıkça Hindistan'ın Ortadoğu'su Keşmir'den bahsediyor. Bizimde coğrafya dolayısıyla şahit olduğumuz yıkımı, insanların ayrıştırılmasını ve devletler eliyle bölgede oluşan kaosu açıkça anlatıyor. Bölgenin yaşamı hakkında bilgiler veriyor.Diğer okuduğum kitaplarına nazaran daha az Hindistan mitleri var. Ancak Salman Rüşdi nin her zaman ki mistik öğeleri de mevcut. (Kokeshi)
Kitabı okuduktan sonra içimden gecen cümle şu oldu:İceriğindeki malzeme ile üç dört tane daha roman çıkabilirmis.Kitabın içinde Avrupa'yı,Asya'yi ve Amerika'yı dolaşabiliyorsunuz. Hıindistan-Pakistan arasındaki Keşmir sorunu,İkinci Dünya Savası, Hindu-Müslüman kültürü,aşk, sadakat, intikam... Müslüman soytarı ve Hindu dansçı kızın aşkı yüzyılların kurallarina karsı direnebilisi. Güzel dansçı kız sınırlarını zorlayip gercek askina ihanet etmesi. Soytarinin acimasiz bir katile dönüşmesi. Elçinin doyumsuzluğu. Savaş öncesinde çiceklerin kuşların kültürlerin besigi olan Keşmir'i görmek isterdim ve Bunyi'nin büyülü Hindu dansını izlemek... Dünyada kaç yazarda böyle cok katmanli büyülü destansi ve akıcı bir roman yazacak birikim vardir? (Gönül.)
Salman Rushdie kitaplarını eminim büyük bir özveriyle yazıyordur ancak çeviriler nedense bazen başarılı olmuyor, bu da konu içinde ya da anlatımlarda kopukluklara neden oluyor. Buna rağmen oldukça akıcı olduğunu söyleyebilirim. "Müslümanlar terörist midir?" sorusuna cevap anlamında yaklaşmış olabilirsiniz. Zor gelse de sonuna kadar okumalısınız. (SihirliFlut)
--reklam--
Soytarı Şalimar PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Salman Rushdie - Soytarı Şalimar kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Soytarı Şalimar PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Salman Rushdie Kimdir?
Salman Rushdie,(Hintçe:सलमान रश्दी, Okunuşu: Selman Rüşti) (d. 19 Haziran 1947, Bombay, Hindistan) Hint asıllı Britanyalı yazar ve romancı.
Romanlarının çoğu Hindistan'ı konu alır. Anlatımı, mit ve fantaziyi gerçeklik ile iç içe geçiren bir tarzdır. Bunun yanında Günter Grass, Mikhail Bulgakov gibi isimlerden de etkilenmiştir. Booker ödülü yanında birçok ödül sahibidir.
Salman Rushdie, Urduca ve İngilizce konuşan Müslüman bir ailenin oğlu olarak 1947'de (bağımsızlıktan iki ay önce) Bombay'da doğdu. 1961'de lise eğitimi için İngiltere'ye gönderilen Rüşdi'nin ailesi, 1964'te diğer Müslümanlarla birlikte zorunlu olarak Pakistan'a göç etti ve Karaçi'ye yerleşti.
Cambridge'de tarih eğitimi gören Rüşdi, fantastik bir bilimkurgu denemesi olan ilk romanı Grimus (1975) ile eleştirmenlerin dikkatini çektikten sonra,Geceyarısı Çocukları (Metis, 2000) romanıyla (1981 Booker, 1982 James Tait Black, 1993 Booker of Bookers ödülleri) dünya çapında ün kazandı. Hindistan tarihi ve politikasına eleştirel yaklaşımı nedeniyle Hindistan'da yasaklanan bu romanı, bu kez Pakistan'da aynı akıbete uğrayan Utanç (Metis, 2005) izledi.Nikaragua anılarını aktardığı The Jaguar Smile'ın (1987, Jaguar Gülüşü, Pencere, 1989) ardından yazdığı The Satanic Verses (1988, Şeytan Ayetleri) ile 1988 Whitbread ödülünü kazandıysa da Müslümanlığa hakaret ettiği gerekçesiyle kitap Hindistan ve Güney Afrika'da yasaklandıktan sonra Humeynitarafından yazar hakkında ölüm fetvası verildi.
Kasım 2005 ve Haziran 2008 tarihlerinde ABD'den Foreign Policy ve İngiltere'den Prospect dergilerinin internet üzerinden okuyucu anketleri ile oluşturduğuDünyanın ilk 100 entellektüeli listelerinde, 2005 yılında 10., 2008 yılında 23. sırada yer almıştır.
Şeytan Ayetleri tartışması
1989'da yayınlanan Şeytan Ayetleri romanı, İslam dini peygamberi Muhammed'e ithamda bulunduğu gerekçesiyle İslam dünyasından büyük tepkiler almış; Güney Afrika, Pakistan, Suudi Arabistan, Mısır, Somali, Bangladeş, Sudan, Malezya, Endonezya, ve Katar'da kitabın yayınlanması yasaklanmış; 14 Şubat 1989'da İran lideri Ayetullah Ruhullah Humeyni tarafından fetva verilerek Rüşdi'nin başına üç milyon Amerikan doları ödül konmuştur. Dünyanın birçok ülkesinde aleyhinde yapılan kitlesel gösteriler Şubat 1989 gündemini oluşturmuştur.
Bunun takip eden yıllarda da çeşitli ülkelerde kitabın çevirmen ve yayıncı kuruluşlara yönelik saldırılar olmuştur. 1998'de İran, İngiltere ile ilişkilerini düzeltmeye yönelik bir adım olarak Salman Rüşdi hakkında aldığı ölüm cezası kararından vazgeçmişse de İran dini lideri Ali Hamaney 2005'te fetvayı sadece veren kişinin kaldıracağını, ancak bu kişinin yani Humeyni'nin 1989'da öldüğünü ifade etmiştir.
--reklam--
Salman Rushdie Kitapları - Eserleri
- Geceyarısı Çocukları
- Floransa Büyücüsü
- Utanç
- İki Yıl Sekiz Ay Yirmi Sekiz Gece
- Doğu, Batı
- Öfke
- Ayaklarının Altındaki Toprak
- Mağripli’nin Son İç Çekişi
- Altın Ev
- Soytarı Şalimar
- Harun ile Öyküler Denizi
- The Satanic Verses
- Peyğəmbərin Tükü
- Jaguar Gülüşü
- Soytarı Şalimar
- Quichotte
- At the Auction of the Ruby Slippers
--reklam--
Salman Rushdie Alıntıları - Sözleri
- ‘O zamanlar neredeyse sekizimdeydim, o da yedisinde. Anlam arayışıyla kafayı bozmak için çok erken bir yaştı.’ (Geceyarısı Çocukları)
- Ben dürüst davrandım ve sen beni kendi yalanına çevirdin. Bu ben değilim. Ben değilim bu. Sensin. (Soytarı Şalimar)
- ...Hasarlı insanlar koleksiyonu yapmak ve onları tamir etmeye çalışmak, Mila’nın özel hobilerinden biriydi. Bu konuyu ona açtığında, genç kız dürüstçe cevap verdi: “Benim becerim de bu. İnsanları onarmak. Bazıları eski evleri satın alıp yeniden dekore eder. Ben insanları onarırım.”... (Öfke)
- Zaten sık sık, pek çok açıdan vekâleten yaşıyorum ben. (Doğu, Batı)
- Konuşacak kimsesi yoktu. (Floransa Büyücüsü)
- Adaletin olmadığı yerde onu aramanın da manası yok. (Utanç)
- "İnsanların asıl özlem duyduğu şey toplumsal normlar değil; olağandışı, ölçü dışı, sınır dışı olandı." (Mağripli’nin Son İç Çekişi)
- "Hatim şut," dedi yavaş sesle, "tüm Öyküler'in, hatta Dil'in bile Baş Düşmanı'dır. Susku'nun Prensi ve Sözün Düşmanı'dır. Her şey sona erdiğinden, düşler sona erdiğinden, öyküler sona erdiğinden, yaşam sona erdiğinden, her şeyin sonunda onun adını kullanırız. 'Bitti,' deriz birbirimize, 'sona erdi. Hatim Şut: Son.' " (Harun ile Öyküler Denizi)
- Korku ya heptir ya hiç. Ya zalim bir zorba gibi bütün hayatınızı aptalca, kör edici bir kuvvetle yönetir ya da onu bertaraf edersiniz ve gücü bir anda duman olup yiter. (Mağripli’nin Son İç Çekişi)
- Aradığım şey, rahat bırakılmak. (Öfke)
- İnsanlar en çok bahar aylarında intihar eder. Dünya aşık olurken kendi sevgisizliğiniz bir tokat gibi patlar. (Ayaklarının Altındaki Toprak)
- En küçük ünlü olma olasılığının mahremiyetten vazgeçmeye değer olduğunu herkes öğrenmişti, ancak mahremiyetini koruyan bir bireyin gerçekten özerk ve özgür olduğu düşüncesi televizyon dalgalarının statiğinide kaybolup gitmişti. (İki Yıl Sekiz Ay Yirmi Sekiz Gece)
- Her koleksiyoncu, hazinelerini en az bir kişiyle paylaşmak zorunda olduğunu hisseder. (Doğu, Batı)
- Benden kalbimi isteme, çünkü onu çekip çıkartıyorum, paramparça ediyorum ve fırlatıp atıyorum, bu yüzden kalpsiz kalacağım, ama sen bunu fark etmeyeceksin bile, çünkü aşık bir kadını kusursuz biçimde canlandıracağım ve sana mükemmel bir sahte aşk sunacağım. (Soytarı Şalimar)
- Yoksullar asla zenginler kadar sinsi olamayacak, bu yüzden en sonunda hep kaybedecekler. (Mağripli’nin Son İç Çekişi)
- ‘Gerçeklik nereden baktığınıza bağlıdır; ne kadar uzaklaşırsanız geçmiş size o kadar somut ve anlamlı görünür- bugün ise yaklaştıkça gitgide daha inanılmaz görünmeye başlar.’ (Geceyarısı Çocukları)
- İyiler yalnızca henüz yol ayrımına gelmemiş hainlerdi. (Altın Ev)
- İbadet inancın kılıcıdır. (Utanç)
- “Sevgi nedeniyle,” dedi. “Bütün bunlar Sevgi için. Sevgi harika bir şeydir ve insana sınırsız bir şevk verir. Ama sevgi çok aptalca bir şey de olabilir, elbette.” (Harun ile Öyküler Denizi)
- Hiçbir şey beklemeyin, böylece hayal kırıklığına uğramazsınız. (Öfke)
Yorumlar
0 yorum