Kitap Künyesi
Yazar: İsmet Bozdağ
Yayın Evi: Truva Yayınları
İSBN: 9789944212755
Sayfa Sayısı: 264
--reklam--
Sultan Abdülhamid'in Hatıra Defteri Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
... Dün yaptığım bu yorum, bugün beni biraz düşündürdü. Şimdiye kadar sigara dumanları arasında düşünceyle geçen günlerimin bazı hatıralarını yazmaktaki ihmalime neredeyse pişman oldum ve üzüldüm. Uzun bir hayat ve uzun bir hükümdarlık çağı geçirdim. Hatıralarım, yalnız benim değil, biraz tarihin ve özellikle tarihindir...
... Ah!.. Beni edebiyata düşman sanır ve böyle gösterirlerdi. Hayır!.. Ben edebiyatın değil, edepsizliğin, edebiyatçıların değil, edepsizlerin düşmanı idim...
... Ben, sayıp döktüğüm bu küçük hizmetlerimle iftihar etmeye de kendimde hak bulmuyorum; çünkü hepsi vazifemdi. Bugün üzgün ve pişman olarak görüyorum ve yaşarsam ileride kendi kalemimle enine boyuna itiraf edeceğim ki, benim de birçok kusurlarım vardır...
... Ben, hangi şartlar içinde ve nasıl bir zamanda padişah oldum?.. Bunu hatırlatmak isterim!..
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Sultan Abdülhamid'in Hatıra Defteri Alıntıları - Sözleri
- Ah… Beni edebiyata düşman sanır ve böyle gösterirlerdi. Hayır!.. Ben edebiyatın değil, edepsizliğin, edebiyatçıların değil, edepsizlerin düşmanı idim.
- Şöyle böyle on yıl oldu. Yani, sürdüğüm padişahlığın üçte biri… Eserlerimin üçte değil onda birini vücuda getirdiler mi?…
- Hatıralarım, yalnız benim değil, biraz tarihin ve özellikle tarihindir.
- Sözde hakimiyetleri koruyacağım diye, gerçek hakimiyetleri tehlikeye koymak akıl karı değildir.
--reklam--
Sultan Abdülhamid'in Hatıra Defteri İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Murat Bardakçı 2018 yılında aşağıdaki yazıyı yazmış:: Abdülhamid’in hatıra defteri yoktur, bu isimdeki kitap sahtedir, inanmayın ve kullanmayın! “Sultan Abdülhamid’in Hatıra Defteri” isimli kitabı okumamış olsanız bile eminim işitmişsinizdir… Son senelerde giderek yoğunlaşan Sultan Abdülhamid furyasında bu kitaptan bazı cümleler alınıp birçok yerde hükümdarın vecizeleri olarak kullanılıyor, bazı tarihçilerimiz Abdülhamid üzerine yaptıkları çalışmalarda yine bu kitabı kaynak gösteriyorlar ve neticede padişahın tahttan indirildiği 1909 sonrasında memleketin başına gelen hemen herşeyin ardındaki sebepler yine bu kitapta yazılı olanlar çerçevesinde değerlendiriliyor. Önce, kısaca söyleyeyim: “Sultan Abdülhamid’in Hatıra Defteri” isimli kitap sahtedir, Abdülhamid ile hiçbir alâkası yoktur ve anlı şanlı koskoca tarihçilerin bu düzmece yayını kaynak almaları da ilim bakımından büyük, çok büyük bir ayıptır! Şimdi, bu uydurma kitabın ortaya çıkışının ve sonraki senelerde semirerek daha hacimli bir şekil almasının hikâyesini anlatayım: Sahte hatıraların ilk yayını 6 Ocak 1919’dan 8 Mayıs 1919’a kadar haftalık “Utarid” mecmuasında yapıldı, yayın derginin o senenin 19 Haziran’ında kapanması ile yarı kalarak son buldu ve metin tamamlanarak 1922’de “Hâtırât-ı Abdülhamid Hân-ı Sânî” ismi ile kitap haline getirildi. Kitap, sonraki senelerde defalarca basılacak, her yeni baskı öncekinden hacimli olacak, yani içerisine hiç durmadan ilâveler yapılacaktı! Ama, meselenin asıl önemli tarafı, hatıraların Sultan Abdülhamid ile bir alâkasının bulunmaması idi! Abdülhamid tahttan indirilmesinin ardından gönderildiği Selânik’te ve Balkan Savaşı sırasında İstanbul’a getirilerek yerleştirildiği Beylerbeyi Sarayı’nda sıkı bir gözetim altında yaşamıştı ve hatıralarını yazmadığı da bilinmekte idi… Meselenin asıl önemli tarafı, bu düzmece hatıraları kaleme alan kişinin güçlü bir edebiyatçı olması idi: Süleyman Nazif! Son dönem Osmanlı tarihçiliğinin en önemli isimlerinden olan İbnülemin Mahmud Kemal İnal, 1940’ta yayınladığı “Osmanlı Devrinde Son Sadrazamlar” isimli eserinde sahte hatıraları Süleyman Nazif’in nasıl kaleme aldığını ayrıntıları anlatıyordu ama verdiği bu bilgi ile yaptığı uyarılar dikkate alınmayacak, metin sonraki senelerde ilâve üstüne ilâve yapılarak defalarca basılacaktı! ASIL REZALET 1974’TE YAŞANDI “Sultan Abdülhamid’in Hatıra Defteri” ismi ile çıkan bu yayınlarda artık yok yoktu! Süleyman Nazif’in uydurduğu metin başkalarının da yaptıkları ilâveler ile birkaç katına çıkmıştı; sâbık hükümdar hemen her siyasî sualin cevabını veriyor ve cevaplar her yeni baskıda daha da artıyordu; zira sahte hatıratın her basımında yeni ilâveler yapılıyordu! Öyle ki birkaç baskısı daha yapılsa nerede ise faydalı gıdalardan bahsedilecek yahut grip vesaire gibi hastalıklardan korunmanın yollarını bile anlatacaktı! Asıl rezalet 1974’te yaşandı ve şimdi hayatta olmayan bir gazeteci, “Hatıraların orjinalini Doğu Almanya’nın Leipzig şehrinde bulduğu” iddiası ile Tercüman Gazetesi’nin sahibi Kemal Ilıcak’ı yeni bir yayına ikna etti ve Tercüman’da tefrika edilip o günlerde büyük ses getiren sahte hatıralar 1975’te kitap olarak yayınlandı! Bu yayında bir başka yenilik yapılmış, emekli bir deniz albayına eski harflerle alelâcele yazdırılan metin okuyucuya “Abdülhamid’in elyazısı” diye sunulmuştu! Ama, işlerine yarayan ve iddialarını destekleyen kaynakların gerçek olup olmadığına bakmayan tarihçiler bu hatıraları öylesine sahiplendiler ki, Türk Tarih Kurumu’nun eski başkanlarından ve memleketin önemli tarihçilerinden olan Prof. Dr. Ali Birinci’nin 2013’te “Divan” isimli dergide yayınlayıp sahtekârlığı bütün ayrıntıları ile anlattığı “Sultan Abdülhamid’in Hatıra Defteri Meselesi” başlıklı uzun makalesini dikkate bile almadılar… Hatıralar meselesi, senelerden buyana ilim dünyasının başına işte bu şekilde musallat edilmiş bir derttir! Süleyman Nazif’in yazdığı metin ilk yayınının sonraki senelerde ilâvelerle genişletilmiş ve ortaya tarihimizde eşi-emsâli görülmemiş bir sahtekârlık yaşanmıştır! Asıl dert ise, sağcı, solcu, muhafazakâr, lâik, Atatürkçü vesaire hemen her kesimin Abdülhamid’e atfedilen düzmece metni işlerine geldiği gibi kullanmaları ve isimlerinin başında “Prof” unvanı bulunan koskoca bilim adamlarının da bu sahtekârlığa hiç sıkılmadan hâlâ âlet olmalarıdır! (ali doğan)
Kitabı okurken Murat Bardakçı'nın bir makalesine denk geldim. Bu kitap ile ilgili olarak "sahte" diyordu. Bir an şüpheye düştüm. Sonra bir kaç yıl önce tarih ile ilgili programında "Abdulhamit'i anlamak için 200 yıl lazım" demişti. Yani bizi aptal yerine koyuyordu. Kitaba gelince okuduğum bir çok kaynak hatıratlar, bu kitabın güvenilir olduğunu ispat ediyor. Günümüzü anlamak için mutlaka o dönemi çok iyi öğrenmemiz gerektiği kanaatindeyim. İçiniz sızlayarak okuyacağınız bir kitap. Zaman değişse de insan değişmiyor. Şahsi Hırsını, milletin üzerinde tutanların hep insanları kullanıp gaflet ile iş yaptıklarını bir kere daha ispat ediyor. Tarihi doğru okumayan, gafillerin gafletine ortak olmaya devam ediyor. Dün de, bugün de, elbette yarında.... (Sait Ateş)
--reklam--
Sultan Abdülhamid'in Hatıra Defteri PDF indirme linki var mı?
--reklam--
İsmet Bozdağ - Sultan Abdülhamid'in Hatıra Defteri kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Sultan Abdülhamid'in Hatıra Defteri PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı İsmet Bozdağ Kimdir?
İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi, Gazetecilik Enstitüsü mezunu. Çalışma hayatının ilk dönemlerinde memuriyet, gazetecilik ve oyun yazarlığı yaptı. Yazmış olduğu 23 oyun, 1940-1952 yılları arasında Ankara Radyosu’nda yayınlandı. Daha sonraki dönemlerde araştırmacılığa yöneldi, bilgi birikimlerini kitaplaştırarak önemli eserler meydana getirdi.
Eserleri
Gönderilmemiş Mektuplar, (1943, şiir),
Üç mum Yandı, (1972, şiir),
Başvekilim Menderes,
Sultan Abdülhamid'in Hatıra Defteri, (1974)
Atatürk ve Eşi Latife Hanım, (1975)
Bitmeyen Devlet Kavgası Atatürk İnönü Bayar Çekişmeleri,
Atatürk'ün Sofrası,
Abdülhamid'in Hatıra Defteri,
Demokrat Parti ve Ötekiler,
Kemal Tahir'in Sohbetleri, (1980)
Atatürk'ün Anıları,
The Ard İdea,
Üçüncü Çözüm,
İşte Japon Modeli,
Sovyet Marksizmi, Çin Marksizmi ve Türkiye Gerçekleri,
Osmanlı Devlet ve Toplum yapısı,
Bir Darbenin Anatomisi/ 27 mayıs İhtilali,
Demirkırat Aldatmacası,
Değişim Şafağı,
Mustafa Suphi'yi kim Öldürdü?,
Osmanlıların Son Kahramanları,
Abdülhamid'in Eşi Pesendun Hanım'ın Anıları,
Beyaz Arılar.
Atatürk’ün Avrasya Devleti,
Gazi ve Latife,
--reklam--
İsmet Bozdağ Kitapları - Eserleri
- Latife ve Fikriye
- Gazi ve Latife
- Sultan Abdülhamid'in Hatıra Defteri
- Atatürk Sofrası
- Bilinmeyen Atatürk - Celal Bayar Anlatıyor
- Bitmeyen Devlet Kavgası Siyasal Kıyamet
- Tarihin Vicdanını Sızlatan Soykırım Yalanı
- Atatürk'ün Evrensel Boyutları
- Kemal Tahir'in Sohbetleri
- Nutuk Öncesi Atatürk Konuşuyor
- Kürt İsyanları
- İşte Atatürk'ün Türkiyesi
- Atatürk'ün Avrasya Devleti
- Darağacında Bir Başbakan
- Harem Penceresinden 2.abdülhamit
- Osmanlı'nın Son Kahramanları
- Bir Darbenin Anatomisi
- Bilinmeyen Yönleriyle Celal Bayar
- Menderes Menderes
- Atatürk'ün Ergenekon'u Avrasya Devleti
- Derin Devlet Cehenneminde Düşünmek Can Bahası
- Basın: Kurt Mu? Kuzu Mu?
- Darağacında Bir Başbakan: Menderes
- İşte Atatürk'ün Türkiyesi
- Soykırım Mı? Hodri Meydan! Atatürk'ten Soykırım İddialarına Cevaplar
- Değişim Şafağı
- Celal Bayar Zaferlerle ve Şereflerle Dolu Bir Hayat
- Kemal Tahir'in Sohbetleri
- İnsanlığın Son Çerçevesi
- Bir Çağın Perde Arkası: Atatürk-İnönü - İnönü-Bayar
- Atatürk ve Eşi Latife Hanım
- Yıldızların Arkası - Beyaz Arılar
- Demirkırat Aldatmacası
- Tarih Yarındır
- İslam ve insan
--reklam--
İsmet Bozdağ Alıntıları - Sözleri
- Gazi Mustafa Kemal Paşa; "Tarihte görülmüş birliklerin en üstününü" kurmak amacındaydı! Bu fikri, vicdanında bir sır gibi saklıyor, bütün hareketlerini o noktayı hedefleyerek gerçekleştirmeye çalışıyordu. Ama her şeyin bir zamanı vardı. (Atatürk'ün Ergenekon'u Avrasya Devleti)
- "Bana "ölenle ölünmez" diyorlar. Ben ölenle ölmüyorum ki... Yaşayamadığım için ölüyorum! Siz, oksijensiz bir dünyada yaşayabilir misiniz?.. İşte Mustafa Kemal Paşa benim hayatım için oksijendi!." (Latife ve Fikriye)
- İnsancıl gaye uğruna kendisini alaşabilen her insan kahramandır. (Atatürk'ün Evrensel Boyutları)
- "Gerçekten Kafkasyalılar, Karadeniz limanlarına sürüler halinde yığılmışlardı." (Tarihin Vicdanını Sızlatan Soykırım Yalanı)
- «bir kristalle bir taş çarpışmış, taş kristali kırmış!.... Taş mı değerli, kristal mi, diyorum size... Hadi, cevap isterim!...» (Kemal Tahir'in Sohbetleri)
- «Benim öfkemi kabartan, bizim Marksistlerimizin, Batı'da neyin niçin yapıldığını bilmeden memleketimizde de aynı şeylerin yapılmasını istemeye kalkmalarıdır. 'Toprak dağıtılsın' deniyor. Dağıtılacak olan toprak, kimin toprağıdır bir kere... Bizimkilere sorarsan, «ağaların toprağı» derler hiç duraksamadan. Oysa bizde toprakların büyük bölümü Devlettedir. İnandıkları ideolojiye göre Devlet'de olması gereken bir şeyi 'dağıtalım' demek, ya ideolojiden habersiz olmak, ya da neyin niçin yapıldığını bilmemektir.» (Kemal Tahir'in Sohbetleri)
- Atatürk'ün "Nutuk"u, hemen her aydının kitaplığında baş köşeyi tutar. Ancak "Nutuk", 19 Mayıs 1919'dan bu yana Atatürk'ün asker ve politikacı olarak düşüncelerini ve eylemlerini yansıtır. Kurtuluş Savaşı'mızın tarihidir. Ama bunun bir de "öncesi" var; Nitekim Mustafa Kemal Paşa, "Amasya Mülakatı" masasına oturduğu zaman, Anafartalar kahramanı, Yıldırım Orduları Başkomutanı ve Anadolu'nun yarısına resmen sözü geçen bir Ordu Müfettişi idi. (Nutuk Öncesi Atatürk Konuşuyor)
- "Devlet,ağacın dalı gibidir.Gövde ile bütünleşebildiği ölçüde yaşar,ayrıldığı ölçüde yalnız kalır." (Atatürk'ün Evrensel Boyutları)
- Yeri gelmişken söylemeliyim ki benim en iyi anlaştığım dostlarımdan biri İsmet olmuştur. Onun için bu buluşmanın boşuna olmadığını anlamıştı. (Nutuk Öncesi Atatürk Konuşuyor)
- Şöyle böyle on yıl oldu. Yani, sürdüğüm padişahlığın üçte biri… Eserlerimin üçte değil onda birini vücuda getirdiler mi?… (Sultan Abdülhamid'in Hatıra Defteri)
- Çıkar kadar her an değişebilen başka bir kavram bulmak güçtür! Hele bu "çıkar" maddi ise... (Tarihin Vicdanını Sızlatan Soykırım Yalanı)
- "Bizim milletimiz, milliyetinden uzaklaşmasının çok acı cezalarını gördü. Osmanlı Devleti içinde yaşayan çeşitli milletler, milliyetlerine sarılarak kendilerini kurtardılar; Biz, ne olduğumuzu, onlardan öğrendik. Kuvvetimizi yitirdiğimiz anda bizi aşağıladılar; anladık ki, kabahatimiz kendimizi unutmamız imiş! Dünyanın bize saygı duymasını istiyorsak, önce bizim kendi benliğimize sarılmamız ve bu gerçeğe ulaştığımızı dünyaya göstermemiz lazımdır. Milli benliklerini bulamayan milletler, başka milletlerin avıdır." (Atatürk'ün Ergenekon'u Avrasya Devleti)
- _Çok sade bir evlenme yaptık.Siz de öyle bulmadınız mı?Çünkü bizde evlenmelerin çoğu aile için yıkımdır. Büyük masraflar yapılır, bu yüzden birçok insan evlenmez bile.Bizim dini bayramlarımız da masraflı geçtiğinden "iki bayram arasında nikah olmaz" diye bir töremiz de var. Neden olmaz? Çünkü iki masrafa bir üçüncüsü eklenirse buna kese dayanmaz da onun için.Ben evlenmemi çok sade tutarak halkıma örnek olmak istedim.Balayımızıda şehir şehir,kasaba kasaba gezerek, halkın dileklerini dinleyerek yaptık.Bundan güzel balayı olur mu? (Gazi ve Latife)
- Seid Abdülkadir, idam sehpasına yürümeden önce son isteği sorulduğunda, “Oğlumun idamını görmek istemiyorum. Önce beni asın” dedi. Ama, isteği yerine getirilmedi. Önce oğlu Muhammed’i astılar. . (Kürt İsyanları)
- Okuduğu amerikan kollejinde eğitim kadrosu içinde misyoner rahipler varmış.bunlar müslüman öğrenciler üzerindei şliyor ve hırıstiyan yapmaya çalışıyorlarmış. Bu gençlerin şikayeti bu idi.Çok heyecenlı idiler.Yürekten konuşuyorlardı.Gördüklerini, vatansever bir duygu ile dile getiriyorlardı.Bana misyonerlerin yakınlık sağladıkları iki ögrencinin adlarını, okul numaralarını yazdırdılar, okulları ile "Devlet " olarak ilgilenilmesini istediler. (Bir Darbenin Anatomisi)
- "Atatürk'ün Sofrası" bir çağın portresidir. Devlet, memleket ve dünya olayları, Atatürk sofrasının aynasına yansır, ulusal görüşe orada dönüşürdü. (Atatürk Sofrası)
- Doğu ülkelerinde politikacının kaderi budur: Onun istikbalinde, iktidar sandalyesi ile, darağacı, birbirinin içinde, sarmaş dolaş görünür... Ben bunlara alışmış bir insanım! (Bilinmeyen Atatürk - Celal Bayar Anlatıyor)
- Savaş zafer kazanmak için değil amaca ulaşmak için bir vasıtadır.Eğer savaşın milli bir amacı yoksa katliamdır. Mustafa Kemal Atatürk (Gazi ve Latife)
- "Hiç kimsenin kerameti kendisinde görmeğe hakkı yoktur. Bir devlet adamı, kerameti kendisinde görmeğe başladı mı, Devlet Adamlığını bitirdi demektir.” M. Kemal [İsmet Paşaya] (Bitmeyen Devlet Kavgası Siyasal Kıyamet)
- "Aradan ne kadar zaman geçti, şimdi anımsamıyorum, belki bir hafta belki on beş gün; Fikriye bir sabah yeni baştan Çankaya'ya gelmiş.."Mustafa Kemal Paşa'yı göreceğim." diye tutturmuş... Yaver Rusuhi, Latife Hanım'dan tembihli olduğu için içeri almak istememiş..." (Latife ve Fikriye)
Yorumlar
0 yorum