Kitap Künyesi
Yazar: İmam Şafii
Çevirmen: İshak Emin Aktepe
Yayın Evi: Polen Yayınları
İSBN: 9786054492015
Sayfa Sayısı: 128
--reklam--
Sünnet Müdafaası Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Eserde, ikinci yüzyıl ilim hareketlerini karakteristik bir örneği oluşturularak sünnet, hadis, haberi vahid, kıyas ve icma konularında okuyuculara adeta bir dönemin kodları veriliyor. Büyük İmam'ın meseleye bakış açısı ve muhataplarına verdiği zeki ve bilgece cevaplar, hadis inkarcılığı ve sünnetin vahiy ile ilişkisini red eden çevrelere karşı verilen bir manifesto niteliğindedir. Kitapta ayrıcı İmam Şafii'nin hayatını anlatan kısa bir makale ile bu alanda daha önce yazmış olduğu başka bir eserin konuyla ilgili bölümünün tercümesine de yer veriliyor.
--reklam--
Sünnet Müdafaası Alıntıları - Sözleri
- İmam Şafiî rahimehullah: Her halukarda bir söz, ancak Kur’an ve Sunnete dayanarak bağlayıcılık kazanır. Kitab ve Sunnetin dışındaki her şey onlara tâbidir.
- Muârız: İhâtalı (kesin) bir delille haram kılınmış bir şeyin, kesin olmayan bir delile dayanılarak mubah kılınmasını caiz kılacak huccetiniz var mı? İmam Şafiî: Evet var. Muârız: Nedir? İmam Şafiî: Yanımdaki bu kişi hakkında ne dersin? Onun kanına ve malına tecâvüz haram mıdır? Muârız: Tabii ki. İmam Şafiî: Peki iki şahid onun bir kimseyi öldürüp malını aldığına ve şu an yanınsa bulunan malın öldürdüğü kişiye ait olduğuna dair şahidlik etse... Muârız: Kısas olarak onu öldürürüm. Malı da, hakkında şahidlik yapılan maktûlun vârislerine veririm. İmam Şafiî: Bu iki şahidin yalan söylemesi veya hata etmesi ihtimal dahilindedir, değil mi? Muârız: Evet. İmam Şafiî: İhâta (kesin bilgi) ifade eden delillere dayanılarak tecavüzden korunmuş olan mal ve kanı, nasıl olur da kesin bilgi vermeyen delile yani iki şahidin şahidliğine dayanarak helal sayarsın! :) Muârız: Şahidliği kabul etmek bizlere emredilmiş bir husustur. İmam Şafiî: Öldürme konusunda şahidliğin kabul edilmesi gerektiğine dair Ku’an-ı Kerim’de herhangi bir ayet var mı ki! :) (Bakara 282, Nisa 6, Nisa 15, Talak 2) Muârız: Hayır. Fakat mânen bununla emrolunduğumuzu düşünmekteyim. İmam Şafiî: Öldürmenin, kısas ve diyete ihtimali olduğu için, bu mananın öldürme dışında başka bir hükümle ilgisi olabilir mi? :) Muârız: Bu konudaki delil şudur: muslumanlar öldürme konusunda iki şahidle hüküm verilebileceğine icma etmişlerdir. Biz de buna dayanarak Kur’an’da ifade edilen mana konusunda onların bir kısmı hata etse bile, çoğunluğun doğru fikri bulacağına inanmaktayız. İmam Şafiî: Görüyorum ki Rasulullah’tan nakledilen haberleri kabul ediyorsun artık. :) İcma ise sunnetten alt seviyede bir delildir. Muârız: Bunu kabul etmek zorundayız. İmam Şafiî: O halde artık sen, kesin bilgiye (ihâta) haram olan kan ve malı, kesin bilgi vermeyen şahidliğe dayanarak helal kabul eder misin! :) Muârız: Bunu kabul etmek bize emredilmiştir. İmam Şafiî: Allah’tan başkası gaybı bilmeyeceğinden, zâhire göre hükmedip, görünen hallerine bakıp iki şahidin dürüst olduklarına dayanmak ve hükmetmekle emrolunduğunu söyluyorsun. Mesela şahidliklerini kabul ettiğimiz çoğu kimseden hadis almayız. Yine muhaddisin dürüst mü yalancı mı olduğuna dair, hadis lafızlarıyla aynı konuda naklettikleri hadislere, Kur’an’a ve sunnete bakarız. Bütün bunlar da bir takım işaretler (delâletler) vardır ki bunların şahidliklerde bulunması imkansızdır. Yine başka bir yerde imam Şafiî rahimehullah şöyle der: Haber konusunun şahidlik meselesine benzeyen yönleri olmakla birlikte benzemeyen yönleri de vardır. Mesela hadiste bir erkek ve bir kadının rivayeti kabul edilirken, şahidlikte bu durum muteber sayılmaz. Hadiste ravi mudellis değilse "falancadan o da falancadan" şeklinde yapılan rivayet kabul edilirken, şahidlikte ancak "gördüm", "duydum"ve "beni şahid etti" gibi sözler makbuldur. Muhtelif hadislerden birini Kitab, Sunnet, icmâ veya kıyas ile istidlal ederek tercih edebilirken şahidlikte böyle bir şey olamaz. Ayrıca şahidliği kabul edilebilecek birçok kimseden hadis alınmaz. Çünkü lafızlar değişince mananın da değişme ihtimali vardır. Bunun dışında pek çok konuda hadis rivayeti ile şahidlik benzer durumdadır. Er-Risale, s, 372-373.
- İmam Şafiî rahimehullah’dan: Akıl ve edeb sahibine rahat yok oturmakta Bırak memleketi, garib ol, sefere çık Ayrıldıklarına bedel bulacaksın karşılık Ve gayret et, gayrettir hayatın tadı Suyu durgunluk bozar; aksa temizdir, pislenir durursa Avlanamazdı aslanlar ayrılmasa Ve isabet etmezdi ok yayından çıkmasa Arab’ı Acem’i bıkardı tüm insanlar Güneş yörüngesinde çakılıp kalsa. Buhur dalı ağacında bir cins odundur Altın toprak gibidir yerinden oynamasa Kim gurbete çıksa ona arzu duyulur Kim gurbete çıksa altın gibi aziz olur.
- İmam Şafiî rahimehullah: Arapça’nın özelliklerinden bazıları şunlardır: Âmm ve zâhir bir ifade ile hitap edilip, âmm ve zâhir bir mâna kastedilebilir. Bu hitap tarzında, ilk taraf zikredildiğinde, son kısmın zikredilmesine gerek kalmaz. Bazen de âmm ve zâhir bir ifade ile hitap edilip, tahsîsi söz konusu olan âmm kastedilir. Bu durumda, hitap edilen şey ile sadece bir kısmın kastedildiği anlaşılır. Bazı durumlarda da âmm ve zâhir ifade ile hâs kastedilir. Bazen de zâhir ile hitap edilir ve bundan başka bir şeyin kastedildiği lafzın siyâkından anlaşılır. Kelamın başında, ortasında ve sonunda bunlardan hangisinin murad edildiğini gösteren bir şey vardır.
- İmam Şafiî rahimehullah ilmin Kur’an, hadis ve fıkha has olduğunu şöyle belirtmiştir: “Kur’an, hadis ve fıkıh ilmi dışında Bütün ilimler mesguliyettir Gerçek ilim içinde “haddesenâ” geçen ilimdir Bunların dışındakilere gelince Şeytanın vesvesesinden ibarettir.”
- Arapça konusundaki bilgisi sebebiyle çok sonraları imam Ahmed bin Hanbel rahimehullah imam Şafiî ile ilgili; “Şafiî’nin sözü arapça’da delildir.” demiştir.
- İmam Şafiî rahimehullah: Biz ihâtalı bir bilgiye, doğru bir habere ve kıyasa dayanarak hüküm veririz. Bize göre bunlara ulaşma yolları farklıdır. Her ne kadar hepsini de kararlarımızda dayanak olarak alsak bile, bunların bir kısmı diğerlerine göre daha sabittir. Muârız: Ne gibi? İmam Şafiî: Bir kimse hakkında, ikrârına, delile, yeminden kaçınmasına ve karşı tarafın yemin etmesine dayanarak hüküm vermemiz gibi. İkrâr, delilden daha güçlüdür. Delil ise yeminden kaçınmaktan ve karşı tarafın yemininden daha güçlüdür. Her ne kadar bizler bunların hepsiyle aynı hükmü versek bile, bunlara ulaşma yolları farklıdır.
- İmam Şafiî’ye göre, sünnetin tespiti ancak Peygamber aleyhisselam’dan gelen haberler ile mümkündür. (İhtilafu’l hadis, s. 12; Beyhaki, Ma’rife.) Çünkü Allah, sünnete tabi olmamızı istemişse, ona ulaşma yolunu da bize göstermiş olmalıdır. O halde Rasulullah’ı görmemiş olan nesillerin sünneti tespit edip, Rasulullah’ın verdiği emirlere uymaları için, ona isnâd edilerek rivayet edilen haberlerden başka bir yolları yoktur. Bu haberlerin kabulu, Rasulullah’tan gelen sünnetlerin kabulu konusundaki Allah’ın emrine dayanmaktadır. (El-Umm)
- Ayrıldıklarına bedel bulacaksın karşılık...
- Kalemimin kağıtlar üstündeki hışırtısı Daha hoştur İnsanlara karışmaktan ve aşıklardan.
--reklam--
Sünnet Müdafaası İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Sahi Sahih Hadis Neydi?: Sünnetler nelerdir'den daha önemlisi Hangisinin sünnet olduğunu anlamak için güzel bir kitap. Çünkü sahih hadis günümüzde gititkçe azalıyor. Neyin sünnet olduğunu dahi unutuyoruz. Bu kitapta kesinlik cizgilerin olmadığı yerleri güzelce açıklıyor. Birini öldürmek yerine bağışlamayı. Günahdan dönenin cezası ne olmalı gibi. Şahitler önemliliğinden ve Hadislerin kesinliğinden bahseden nadir güzel bir kitap. Fakat eksikleri yok değil. Kitap editörlüğü kötü, neden mi? dip not kavramı bambaşka bir yere taşınmış 3 sayfalık dipnot olamaz. Bence bu ya kitaba yedirilmeli yada Tolkien'nin yaptığı gibi sonda Ekler kısmı olmayı. Okuyucu o anlık durumunu zedeliyor. Biranda olaydan kopuyorsunuz.Birde dili ağır (kelimeler bakımından sonlarda özellikle) yoksa karşılıklı konuşmalar çok. Güzel Polen Yayınları hep överim fiyat olarak burada da 3,70tl gibi bir şeydi. ve almanız gerekiyor Hak ediyor :)(: (Levent Günaydın)
İmam Şafii ve muarızı arasında diyalog şeklinde geçen ve sünnetin hüccet değerini ispatlayan bir eser. Durup üzerinde detaylı düşünerek okunması gerekiyor. (yasin yücel)
--reklam--
Sünnet Müdafaası PDF indirme linki var mı?
--reklam--
İmam Şafii - Sünnet Müdafaası kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Sünnet Müdafaası PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı İmam Şafii Kimdir?
Hicrî 150/Miladî 767 yılında Filistin'in Gazze şehrinde doğdu. Babası İdris bir iş için Gazze'ye gitmiş, orada iken vefat etmişti. Dedelerinden biri olan Şafiî İbn es-Sâib'e nisbeten Şafiî olarak bilinir. Soyu Kureyş kabilesinden Abd-i Menâf'ta Hz. Peygamber'in soyuyla birleşir.
Henüz küçük yaşta iken babasını kaybeder. Fakir bir şekilde yaşayan annesi, oğlunu alıp Mekke'ye gitmeğe karar verir. Mekke'de, daha küçük yaşta kendisini ilme veren İmam Şafiî, yedi yaşında Kur'ân-ı Kerim'i; on yaşında da İmam Mâlik'in el-Muvatta' adlı hadis kitabını ezberlemiş ve on beş yaşına geldiğinde, fetva verebilecek bir seviyeye ulaşmıştı.
Bundan sonra yirmi yıla yakın bir süre çölde, Huzeyl kabilesi içinde yaşayarak fasih Arapça'yı ve câhiliye şiirlerini öğrendi. Hatta Asmaî, onun hakkında; "Huzayl'in şiirlerini Kureyş'ten Muhammed b. İdris denen bir genç ile düzelttim" demiştir. Böylece edip ve Arapçada söz sahibi olmuştur.
Akabinde birçok alimden hadis okudu. Mekke valisinin bir tavsiye mektubu ile Medine'ye gitti. Burada İmam Mâlik'e el-Muvatta adlı eserinin tamamını arzetti. Daha sonra tamamen fıkha yönelerek İmam Mâlik'ten Hicaz fıkhını öğrendi. Şafiî'nin eşsiz kavrayış ve üstün zekâsını müşahede eden İmam Mâlik, ona şu anlamlı tavsiyede bulundu: "Muhammed! Allah'tan kork, günahtan sakın; çünkü ben senin büyük bir şahsiyet olacağını ümid ediyorum. Gönlüne Allah'ın koymuş olduğu bu nuru günahla söndürme."
Medine'de İmam Mâlik'ten fıkıh ve hadis ilmi aldı. Süfyan b. Uyeyne'den, Fudayl b. İyâz ve amcası Muhammed b. Şâfi' ve diğerlerinden hadis rivayet etti.
İmam Şâfiî, bu arada çalışmak zorunda olduğu için bir süre Yemen'e gitti. Yemen kâdısı Mus'ab b. Abdillah el-Kureşî orada kendisine resmî bir iş bulmuştu. Bu arada, Halîfe Hârun er-Raşîd Hz. Ali taraftarlarının bir harekâtından korkuyordu. Yemen tarafından yakalanıp getirilen Şiîler arasında -Şiî olmadığı halde- Şâfiî de Medîne'de Halîfe'nin huzuruna çıkarıldı. Suçsuzluğu anlaşılınca Halife onu serbest bıraktırdı ve maddî yardımda bulundu. Sonra H.183 ve 195'te Bağdat'a gitti. Orada Muhammed b. Hasan eş-Şeybânî'den Irak fakihlerinin kitaplarını okudu. Onunla fikir alış verişinde bulundu.
İmam Şâfiî bundan sonra H. 187'de Mekke'de ve 195'te Bağdat'ta İmam Ahmed b. Hanbel (Ö. 241/855) ile buluştu. Ondan Hanbelî fıkhını ve usulünü, Kur'an'ın nâsih ve mensuhunu öğrendi. Bağdad'ta onun eski mezhebinin esaslarını ihtiva eden "el-Hucce" adlı eserini yazdı. Sonra H. 200'de görüşlerinin en çok yaygınlaşacağı Mısır'a gitti. 204/819'da Receb'in son cuma günü Mısır'da vefat etti ve orada defnedildi.
--reklam--
İmam Şafii Kitapları - Eserleri
- El-Umm
- El-Müsned Hadisler
- Er Risale
- Sünnet Müdafaası
- Divan
- Kitabü's-Sünen
- el-Fıkhu'l Ekber
--reklam--
İmam Şafii Alıntıları - Sözleri
- Köpek ile domuz dışında hiçbir canlı şey necis değildir. (El-Umm)
- İmam Şafiî rahimehullah’dan: Akıl ve edeb sahibine rahat yok oturmakta Bırak memleketi, garib ol, sefere çık Ayrıldıklarına bedel bulacaksın karşılık Ve gayret et, gayrettir hayatın tadı Suyu durgunluk bozar; aksa temizdir, pislenir durursa Avlanamazdı aslanlar ayrılmasa Ve isabet etmezdi ok yayından çıkmasa Arab’ı Acem’i bıkardı tüm insanlar Güneş yörüngesinde çakılıp kalsa. Buhur dalı ağacında bir cins odundur Altın toprak gibidir yerinden oynamasa Kim gurbete çıksa ona arzu duyulur Kim gurbete çıksa altın gibi aziz olur. (Sünnet Müdafaası)
- İmam Şafii Ra : Eğer Allah'a olan itaatine yardımcı olacak bir arkadaşın varsa onlara sıkıca sarıl. (el-Fıkhu'l Ekber)
- قَالَ الشَّافِعِيُّ) : حُضُورُ الْجُمُعَةِ فَرْضٌ فَمَنْ تَرَكَ الْفَرْضَ تَهَاوُنًا كَانَ قَدْ تَعَرَّضَ شَرًّا إلَّا أَنْ يَعْفُوَ اللَّهُ كَمَا لَوْ أَنَّ رَجُلًا تَرَكَ صَلَاةً حَتَّى يَمْضِيَ وَقْتَهَا كَانَ قَدْ تَعَرَّضَ شَرًّا إلَّا أَنْ يَعْفُوَ اللَّهُ. “Cumaya gitmek farzdır. Kim farzı tembellikten dolayı terk ederse –Allah’ın affetmesi hariç- şerle (azapla) karşılaşır. Nitekim bir adam bir namazı vakti çıkıncaya kadar terk ederse –Allah’ın affetmesi hariç- yine şerle karşılaşır.” (El-Umm)
- ..ölüme engel ilaç yoktur. (Divan)
- İnsanları memnun etmek, ulaşılması imkansız bir hedeftir. (El-Umm)
- Sizden biriniz bir bahçeye girse oradan yiyebilir fakat elbisesine bir şey doldurmasın. (El-Umm)
- "وَأحِبُّ كثرةَ الصَّلاةِ عَلَى النَّبيِّ -صلَّى اللهُ علَيهِ وسَلَّم- فِي كلِّ حَالٍ، وأنَا فِي يَومِ الجُمُعةِ ولَيْلتِها أشدُّ اسْتحبَابًا ".. - الإمَامُ الشَّافعي “Allah Rasulune ﷺ her hâldeyken salât etmeyi severim. Cuma günü ve gecesinde salât etmek ise daha da şiddetli bir mustehaptır.” (El-Umm)
- İnsanların dilinden salim kalamaz kimse Hatta tertemiz peygamber olsa bile. (Divan)
- İmam Şafiî rahimehullah ilmin Kur’an, hadis ve fıkha has olduğunu şöyle belirtmiştir: “Kur’an, hadis ve fıkıh ilmi dışında Bütün ilimler mesguliyettir Gerçek ilim içinde “haddesenâ” geçen ilimdir Bunların dışındakilere gelince Şeytanın vesvesesinden ibarettir.” (Sünnet Müdafaası)
- "O gün bir takım yüzler Rabbine bakıp parlayacaktır." El-Kıyame, 22-23 (el-Fıkhu'l Ekber)
- İmâm Şâfîi (rahimehullah) der ki: “Cumaya gitmek farzdır. Kim farzı tembellikten dolayı terk ederse –Allah’ın affetmesi hariç- şerle (azapla) karşılaşır. Nitekim bir adam bir namazı vakti çıkıncaya kadar terk ederse –Allah’ın affetmesi hariç- yine şerle karşılaşır.” (El-Umm)
- Peygamberin sünnetindeki her şey, Allah'ın kitabındaki hükümler hakkında bir beyandır. (el-Fıkhu'l Ekber)
- Tıpkı İmam Şâfiî'nin, İmam-ı Azam Ebu Hanife için; "İnsanlar fıkıhta Ebu Hanife'nin ailesi sayılır." dediği gibi. (Divan)
- وَالْإِجْمَاعُ حُجَّةٌ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ لِأَنَّهُ لَا يُمْكِنُ فِيهِ الْخَطَأُ. İmâm eş-Şâfi'î (rah) dedi ki; İcmâ herşey de huccettir. Çünkü onda (icmâda) hata olması mümkün değildir. (El-Umm)
- • İstediğin olur, istemesem de İstediğim olmaz, sen istemezsen • (Divan)
- Ilimdeki dereceleri yönüyle insanlar sınıf sınıftır ve onların ilim bakımından mevkileri, (Kur'an) ilmindeki derecelerine göredir. (Er Risale)
- Allah'ın kitabında Müslümanlardan birinin karşılaşacağı herhangi bir hadisenin hükmünü doğru olarak gösterecek bir delil mutlaka vardır. (Er Risale)
- وَالْإِجْمَاعُ حُجَّةٌ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ لِأَنَّهُ لَا يُمْكِنُ فِيهِ الْخَطَأُ. İmâm eş-Şâfi'î rahîmehullâh dedi ki; İcmâ herşey de huccettir. Çünkü onda (icmâda) hata olması mümkün değildir. (El-Umm)
- İmam Şafiî’ye göre, sünnetin tespiti ancak Peygamber aleyhisselam’dan gelen haberler ile mümkündür. (İhtilafu’l hadis, s. 12; Beyhaki, Ma’rife.) Çünkü Allah, sünnete tabi olmamızı istemişse, ona ulaşma yolunu da bize göstermiş olmalıdır. O halde Rasulullah’ı görmemiş olan nesillerin sünneti tespit edip, Rasulullah’ın verdiği emirlere uymaları için, ona isnâd edilerek rivayet edilen haberlerden başka bir yolları yoktur. Bu haberlerin kabulu, Rasulullah’tan gelen sünnetlerin kabulu konusundaki Allah’ın emrine dayanmaktadır. (El-Umm) (Sünnet Müdafaası)
Yorumlar
0 yorum