Kitap Künyesi
Yazar: İsmail Güzelsoy
Yayın Evi: Karakarga Yayınları
İSBN: 9786052241684
Sayfa Sayısı: 168
--reklam--
Süslü Hatıralar Sahnesi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
- Zaman ötesi rüyalarda gezenlerin kitabı -
Bir ruha sıkışmış iki cisim, bir paranın iki yüzü gibidir; yazıyla tura, hayalle gerçek. Biri olmadan, diğeri de olamaz. Biri kaybolursa, diğerini de kaybedersin. Erre, aynı rüyayı gören iki kardeşin adıdır ve Nevırmor, hayat denilen, zamandan uzun bir rüyanın hem kahramanı hem de tanığıdır.
İsmail Güzelsoy, kardeşliğin dokunulmaz ve mahrem güzelliğindeki yaraları açıyor. Kırgınlıklar, feragatler ve ihanetler arasında asla soğumayan ama hiddetten şefkate sürekli yer değiştiren sevginin gücüyle neşelendirip hüzünlendiriyor.
--reklam--
Süslü Hatıralar Sahnesi Alıntıları - Sözleri
- Çocukluğun asla dönmemek üzere geçip gittiğini anladığımız anda ruhumuz derin bir yara alır ve bir daha hiçbir hikâye bizi avutamaz.
- Görüyorum ki çaresizliği hiç tatmamışsınız hayatınızda.
- ...İyi hissetmeyi deneyelim
- ...iyi hissetmeyi deneyelim
- Çünkü derler ki, saçmalamak dostlukların direksiyon sınavıymış.
- Noktası konmayan her cümlede umut var.
- Bir şeyi unutmak için hatırlamaya çabalamak ne gülünç, değil mi?
- İnadına güzel şeyler yaşamaya gayret edeceğiz.
- Biz gerçekten kendisini tek bir varlık gibi görmeye çabalayan iki insan mıydık yoksa iki insan olduğunu zanneden tek bir varlık mıydık?
- Çocukluk bizim şahsi cennetimizdir. Çocukluğun asla dönmemek üzere geçip gittiğini anladığımız anda ruhumuz derin bir yara alır ve bir daha hiçbir hikaye bizi avutamaz.
- Görüyorum ki çaresizliği hiç tatmamışsınız hayatınızda. Dilek Özçelik
- Kaybolan birini bulmak için sen de kaybolmayı deneyeceksin. Bu dünyada kaybolan her şey bir yerde buluşur.
- Hayat ne ki, kendini oyalamak işte. Ölüm anına kadar sürekli kendine yalan söyleyen ve kendini oyalayan varlıklarız, bakma makine filan yaptığımıza. Borcunu ödememek için sürekli bahaneler uyduran tipler var ya, işte kendimize öyle davranıyoruz. Bir mutluluk hakkımız olabilirdi ama onu da erteleye erteleye kuruttuk, görüyorsun.
- Yorgundu ve bütün yorgun canlar gibi, mutlu olduğu zamanlardaki halini taklit ediyordu yalnızca. Bir canlının mazideki hallerini taklit etmesinin arkasında yalnızca acı olabilir.
- Bazı günahların cezası o günahı işlediğini bilmektir.
--reklam--
Süslü Hatıralar Sahnesi İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Bir günde, bir solukta okudum. Nasıl sağlam bir kurgu, zamanı mekanı unutturuyor insana. Hem göç, hem kardeşlik, hem aşk, hem masal.. Hayatın ta kendisi işte. Yağmurlu bir yaz gününde yahut uzun bir tren yolculuğunda okumalık bir romandı tam. Yazarla tanışma kitabımdı, diğer eserlerini okumak için çokça sabırsızım şu an.. (Burcu Demir)
"Görüyorum ki çaresizliği hiç tatmamışsınız hayatınızda." Kapağını açtığımda bu alıntı karşıladı beni ve içime öfke ve üzüntünün aynı anda dolmasına sebep oldu. Bu sözler kanser hastası Dilek Özçelik'e ait. Temini zor olan bazı kemoterapi ilaçları için bir siyasiden yardım istemişti ve karşılığında eline 3-5 kuruş tutuşturulmuştu, o zaman döküldü bu kelimeler Dilek'in ağzından. Asla unutmayacağım Dilek'in bu sözlerini umarım benim gibi hala Dilek'in yasını tutan birileri daha vardır. Böyle başlayan bir kitabın içeriğinin beni etkilememesine imkan yok dedim ve nitekim de öyle oldu. Erdal ve Recep adlı iki küçük kardeşin öyküsü bu. Bir göçün öyküsü. Bir karganın öyküsü. Ötekileştirilenlerin öyküsü. Olmaz dediğimiz şeylerin olabilirliğinin öyküsü. Bir ailenin İstanbul'a göçü ile başlıyor kitabımız. Erdal ve Recep çocuklar o zaman ama zaman içinde gözümüzün önünde büyüdüklerini görüyoruz. Çektikleri acıların filizlenmesini izliyoruz. Ailenin dağılmasının en çok çocukları yaraladığını bir kere daha öğretiyor hayat bize. Bir çok yerinde kocaman sarılmak istedim çocuklara tamam artık geçti demek istedim, artık çok daha iyi olacak her şey demek istedim ama onlar için her şey çok daha kötüye gitti. Kitabın kapağını kapattığımda içimin sızısının bir süre daha orada duracağını biliyordum ve düşündüğüm gibi de oldu. Kaleminize sağlık İsmail Güzelsoy enfes bir kitap yazmışsınız. Sanki yaşananları bir köşeden izledim ve elimi uzatsam çocuklara dokunabilecek gibiydim. Umarım acıları dinmiştir Erdal ve Recep yani ERRE'nin... (Zübeyde Özgür)
Keşke daha uzun olsaydı. Öyle güzel ki anlatımı İsmail Güzelsoy un. Biraz masal tadında, samimi,akıcı.Bu zamana kadar nasıl keşfedememişim ben seni sayın yazar. Okuyunuz. (Twins)
--reklam--
Süslü Hatıralar Sahnesi PDF indirme linki var mı?
--reklam--
İsmail Güzelsoy - Süslü Hatıralar Sahnesi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Süslü Hatıralar Sahnesi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı İsmail Güzelsoy Kimdir?
1963’te, Iğdır’da doğdu. 9 yaşında ailesiyle İstanbul, Gaziosmanpaşa’ya taşındıktan sonra tek başına tekrar Iğdır’a dönerek ilkokulu orada bitirdi. Ortaokul yıllarında Karagümrük’e taşındı, aynı dönemde Cağaloğlu’nda mücellithane ve matbaalarda çalıştı. Liseyi bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi, İletişim Fakültesi’nde eğitim gördü. Üçüncü yılında, dönemin eğitim koşullarına uyum sağlayamayacağına karar verip İsveç’e gitti, orada İsveç edebiyatı üzerine çalıştı. 1987 yılında yeniden İstanbul’a gelerek İsveççe ve İngilizce rehberliğe başladı. Rehberlik yaptığı yıllarda çeşitli dergi ve gazetelerde öykü, makale ve röportajlar yayımladı. Anadolu’da rehberlik yaparken karşılaştığı olay, insan ve kültürel dokunun esiniyle, sonraki yıllarda yazacağı romanların omurgasını oluşturan notlar, öyküler biriktirdi. 1999 yılından itibaren, gezileri sırasında biriktirdiği notları elden geçirip kurgusal bir bütünlük içinde bunları yeniden biçimlendirmeye karar verdi. Bugün yayımladığı romanların büyük bölümü o dönem çalışmalarının bir ürünüdür. İlk kitabı Seni Seziyorum’daki öyküler de bu defterlerde biriken notların işlenmesinden ortaya çıkmıştır. Bu ilk kitaptan sonra romanlarını yayımlamaya başladı. Genelde birbirine göndermeleri olan, farklı okumalara olanak tanıyan, çok katmanlı romanların çoğu rehberlik zamanında yaptığı çalışmaların yeniden ele alınışıyla biçimlenmiştir. İsmail Güzelsoy ayrıca rehberlik yıllarında, bir rehberin gezi sırasında anlattıklarını derleyerek iki ciltlik İstanbul’un Gezi Rehberi’ni yayımlamıştır. Kitab-ı Mukadder, Ruh Hastası, Sincap, Rukas, İyi Yolculuklar, Değil Efendi’nin Renk ve Korku Meselleri, Çıt Yok, Saf, Değmez, Gölge ve Hatırla isimli romanları vardır.
--reklam--
İsmail Güzelsoy Kitapları - Eserleri
- Değmez
- Gölge
- Hatırla
- Öksüz Ağaçların Çobanı
- Kıpırdamıyoruz
- Süslü Hatıralar Sahnesi
- Sincap
- Değil Efendi'nin Renk ve Korku Meselleri
- Çıt Yok
- Rukas
- İyi Yolculuklar
- Saf
- Ruh Hastası
- Seni Seziyorum / Kitab-ı Mukadder
- İstanbul'un Gezi Rehberi .
- İstanbul'un Gezi Rehberi
--reklam--
İsmail Güzelsoy Alıntıları - Sözleri
- Rüyada yaşanan hiçbir acı hayattaki kadar ağır olmuyor. (Gölge)
- İnsanın söyleyeceği son şiirdir ağlamak. (Değmez)
- Bir gönül dostu, bir yaren, arkadaş, sevgili bilmeden yaşar gidersen yıldızları yan yana dizerek, bu dünyaya düşmenin açtığı yarayı unutursun. Benim yaralarım hiç iyileşmedi, ya onlar bana alıştı ya ben onları bir süreliğine unuttum. (Gölge)
- Bir insana sarılma ihtiyacı duyduğun oldu mu hiç? Bu çok susamaya benzeyen birinin yaşadığı karşı konulmaz bir duyguya benzer.. (Rukas)
- Her zaman kaybedecektik ama yine de kalkıp sokakta dans edecek gücü bulacaktık kendimizde. Çünkü sokaklarda dans etmediğimiz zaman oraya kan akıyor, ateş yağıyordu. (Hatırla)
- Güzel bir rüyan var diye hayatını uykuda geçiremezsin. (Değmez)
- İnsanın en büyük laneti, yaşadığı zamanların güzelliğini onları kaybedince anlıyor oluşudur. Karşımıza bir bilge çıksa ve bize o anda yaşadığımız şeyin saf mutluluk olduğunu söyleseydi ya! Ah bir de ona inanacak kadar saf olabilseydik. (Gölge)
- Dedim, “Ruhuma yuvalık edemeyecek kadar yaralandı bedenim. Bunca derin yara birleşince bir ölüm eder artık, siz gidin, beni beklemeyin." (Hatırla)
- Hayat... geometrisi sağlam bir kaostur. (Rukas)
- "Ah hafıza, dünyanın en ağır yüküsün sen. Kaybettiklerimizi hatırlayabilmemiz ne güze lanetimizdir. " (Sincap)
- Hüner kendiliğinden gelmez. (Rukas)
- "... Sorularını gerecek çarmıh bulamayınca o gün Gövdemde bir çarmıh gördün ...." (Sincap)
- Sana her şeyimi vermek istemiştim. Sevmeyi tarif ediyorum, farkındasın değil mi? (Öksüz Ağaçların Çobanı)
- Binlerce suçsuz aydın hukuksuz bir şekilde aşağılandı, baskı altında tutuldu, öldürüldü, onur kırıcı davranışlara, işkenceye maruz kaldı, hapislerde yattı, takibe alındı, hiçbir şey yazıp çizemeyecek hale geldi, yurdundan sürüldü ve susturuldu. Bugüne kadar kimse bu insanlardan özür dilemedi. (Sincap)
- "'Neden bazı insanlar içimize işler bizim' diye düşündü." (Değil Efendi'nin Renk ve Korku Meselleri)
- Liderler neden çatık kaşlı olur biliyor musun? Yonetilenlere sucluluk duygusu vermek icin. (Ruh Hastası)
- Hareket etmeyen bir nesnenin güzelliği yalnızca ona bakanın ışığıdır.  (Hatırla)
- İnsafsız olmazsan insafa muhtaç olursun. (Kıpırdamıyoruz)
- "Başa dönmek, geçilen yolu beyhude kılmaz." (Hatırla)
- Biz de silinip gidiyoruz işte. Birbirimizi o kadar tutkuyla sevmemize rağmen. (Öksüz Ağaçların Çobanı)
Yorumlar
0 yorum