Kitap Künyesi
Yazar: İsmet Özel
Yayın Evi: Çıdam Yayınları
İSBN:
Sayfa Sayısı: 42
--reklam--
Tahrir Vazifeleri 4 Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Konuşurken (kimi zaman da yazarken) muhatabımızın söylediklerimizi anlamış olduğuna sevinebiliriz. Öyle ya, zaten o anlasın diye konuşmuyor muyuz? Yine de sonuç her zaman sevindirici olmayabilir. Karşımızdaki sözlerimizi anladığı için üzülmemiz de mümkün.
--reklam--
Tahrir Vazifeleri 4 Alıntıları - Sözleri
- "bütün insanlığın hissiyatı" bütün insanlar tarafından paylaşılan bir hissiyat değil.
- - hastaneler hastalık, mektepler cehalet, mahkemeler zulüm, piyasalar yoksulluk üretiyor..
- insan her an verebildiği kararlarla insan oluşunu üstlenir veya reddeder. hayra veya şerre rücu eder. duası hayra veya şerredir. karşı karşıya kaldığı sonuç bir katlanmayı gerektirir.
- unutmamak gerekir ki tüketen tükenmeyi peşinen göze almış demektir ve yıkıcılıkta direnen daha önce yıkılmış olandan başkası değildir.
- eğer dünyanın küçülmesini insanın büyümesine izafe edemiyor, dünyanın tahribatının bedelinin insanın imarında bulunduğunu savunamıyor isek yeryüzündeki bu değişmenin mahiyetini nasıl açıklayabiliriz?
- insan kendi mevcudiyetiyle dünyanın mevcudiyetini aynı mahiyette görür.
- tragedya var ve her zaman olduğu gibi birey katında hissedilebilir türden.
- insan kural tanımadan edemiyor, insan neyin neye denk düştüğünü anlamadan edemiyor, insan vermeden ve almadan edemiyor.
- nietzsche’nin dile getirdiğine göre "hafıza bunu ben yaptım der, gurur bunu ben yapmış olamam der ve her defasında iddiasından vazgeçen hafıza olur." yani insanlar olarak bizler gururumuzun düzenleyici etkisine gerçekleri kabulden doğan katlanma zaruretinden daha fazla kapılırız.
- kazanmanın ve kaybetmenin birer değer katına yükseldiği ve fakat kimin kazandığı ve kimin kaybettiği belli olmadığı için sürekli canlı kalmanın mümkün olduğu bir ortam.
- tabiat karşısında insanın bir zaferinden, bir üstünlüğünden sözedilecekse acaba bu muzaffer, üstün insan teşhis edilebilir mi? yoksa eti, kanı ve ruhuyla insan yerini mücerret, ancak zihni bir dolayımla varlığı kabul edilen bir insana mı bırakmış?
- insan büyüdü mü, küçüldü mü?
- “Arınmayı doğruya dayanarak ve dayandırarak gerçekleştirmek isteyenin önünde arıtarak arınmak ve arınarak arıtmak gibi bir hedef vardır.”
- ... bugün "dünya nasıldır?" diye sorulduğunda alınabilecek en kolay cevap "küçülmekte ve yıkılmakta olan bir dünya" olacaktır.
- düşünce ve duygu, bağımsızlık ve bağımlılık, ümit ve korku. insan bunlardan ne birine ve ne de diğerine raptedilmiş değil. varlığını her iki yaka arasında gide gele oluşturuyor.
--reklam--
Tahrir Vazifeleri 4 İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Tahlil Vazifeleri 4: Her şeyden önce şunu netleştirelim; Dünyada iki farklı insan var. İlki biz, yani Müslümanlar, diğeri ise kafirler. İsmet Özel'in kitaplarında en çok rastladığımız kavramlardan biri de "kafir" kavramıdır. Ona göre; "Kafire kafir dememek, kafirin kafir olarak kalmasına razı olmaktır" Özümüzü de tanıdığımıza göre, sıra düşmanımızı tanımaya gelmişti. "Düşmanımız kafirlerdir!" demek, İsmet Özel'e göre çok sığ, çok basit bir yaklaşımdır. Kafirden daha tehlikeli olan şey, kafirin kurmuş olduğu düzen ve sistemdir. Diğer bir adıyla "mekanizma"dır. Zira kafir; telkinleri ile bizi kendi safına çekemez. Fakat kültürümüze nüfuz ederek, bizleri kafir edebilir. Zira Alemlere Rahmet Olan Efendimiz (s.a.v) "Her kim bir kavme benzemeye çalışırsa onlardandır" buyuruyor. Düşmanı izah etmeye gerek duymuyor İsmet Özel. Düşmanın eylemlerinden haberdar ediyor bizleri. Batı'nın ikame ettiği "insan"dan bahsediyor. Sonrasına ise bizlere dönüp; insanın aslını beyan ediyor. İnsan aldandı ve aldatmaya başladı. Tüketti ve tükendi. Yıkıldı ve yıkıma yeltendi... "Hastaneler hastalık, mektepler cehalet, mahkemeler zulüm, piyasalar yoksulluk üretti." Kısacası mekanizma bugüne değin işledi ve işlemeye devam ediyor. Savaşacak kadar cesareti olanlar, esarete başkaldırdı. Distopya algımız; George Orwell'ın kitap/1984--134147 'ü ile şekillendi. Halbuki yazar/Jean-Baudrillard 'ın Simülasyonu çoktan kurulmuştu. Oluşturulan distopik sistem, ütopik bir muşamba ile gizlenmişti. Big Brother'ı görebilenler ikna olmuştu buna. (Truman Show'u izleyenler, taşları gediğine koyacaktır. İzlemeyenler ise izledikten sonra kavrayacaktır) Starbucks'ta, Ristretto Bianco yudumlarken, elindeki İPhone X telefon ile Twitter'da "Kahrolsun Kapitalizm" yazanların iştirak edebileceği bir savaş değildi bu. Bunun için özü tanımak gerekiyordu. Özümüzü bilmeden olayı fark etmemiz, müdahale etmemize yetmiyordu. (Oğuzhan Âsım Güneş)
Tahrir Vazifeleri 4 İsmet Özel: İnsanoğlu'nun yaşam serüvenini, hayatı anlamlandırma sürecine ilişkin yazılardan oluşuyor.İnsanoğlu neyi yanlış yaptı ki medeniyet medenilik arttı dediğimiz anda cevreyi dogayı bu kadar yasanmaz hale getirdi sorusuna cevap arayan yazilar okuyoruz. İnsani ve hareketlerini dogru anlamlandirabilmek icin ona bakışımız nasıl olmalı sorusuna da cevap aranıyor. Konu başlıkları; -SAFİYANE ALDANIŞTAN, ZEKİCE ALDANIŞA -MEKANİZMAYA KARŞI ORGANİZMA -İNSAN BÜYÜDÜ MÜ, KÜÇÜLDÜ MÜ? -İNSAN NASIL BİR ORTAMDIR? -KORUNACAK ORTAMI TANIMAK -TARİH VE ESATİR-İ EVVELİN -OLMAMIŞ OLMAZ, OLMUŞ OLMAMIŞ OLMAZ (red john)
Tahrir Vazifeleri 4 - İsmet Özel: Dilim döndüğünce yazarın neyi anlattığını yazacağım; İsmet Özel bu eserinde, Batı felsefesinin dil ve mantık üzerinden eleştirisini yapıyor. Ona göre mantık, insana uygulanamaz çünkü göz kendini göremez. Aristotalesçi insan tanımı ise, yani insanı bir hayvan olarak gören anlayış, insanın "bio-kültürel" yanının "bio" tarafına ağırlık verilmesinden başka bir şey değildir diyor. Yani Aristotalesçi tanım üzerine kurulan Batı medeniyeti, insanın iki tarafından birinin saptırılması üzerine kuruludur. Bu da Batı medeniyetinin sapıklığına delalettir ona göre. Ve yine İsmet Özel'e göre insan, ne özne ne nesnedir. Ona göre insan; "Gerçekliğin bilgisinin kendi içinde deneyimlediği ve doğrunun bilgisine kendisinde ulaşabileceği bir "ortam"dır." Ve bu ortamı kulluğundan elde eder. Özel'e göre insan, hakikatin her an zuhur edeceği, sabırla beklenilmesi gereken bir ortamdır. Ve bu ortam, hakikatin bilgisini verebilecek olduğundan hakikate karşı bir "sorumluluk" da gerekiyor diyor. Batı'nın "information" dediği "serseri malumatlar topluluğu", hakikatten uzak durmanın zihni bir arızasıdır ona göre. Çünkü bu arızalı zihniyet, doğayı tahrip ettiği için korumaya çalışırken, aynı arızalı mantığı doğayı korurken de uyguluyor diyor. Yani Özel'e göre korunması gereken, öncelikle doğa değildir; insanın kulluğu ve ortamıdır. Bu kul olma hali, yalnızca İslamiyet ile mümkündür. Beğendiğim felsefi tespitlerini alıntı şeklinde paylaştım, ve her tespitinin altına imzamı atıyorum. İsmet Özel, fevkalede akıllı bir adam. Kitaba 10/10 veriyorum. Kesinlikle okuyun derim. (Cemil Meriç)
--reklam--
Tahrir Vazifeleri 4 PDF indirme linki var mı?
--reklam--
İsmet Özel - Tahrir Vazifeleri 4 kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Tahrir Vazifeleri 4 PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı İsmet Özel Kimdir?
1944 yılında Söke 'li bir polis memurunun altıncı çocuğu olarak Kayseri'de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Kastamonu, Çankırı ve Ankara'da yaptı. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde bir süre okuduktan sonra Hacettepe Üniversitesi'ne geçerek Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi (1977). Ataol Behramoğlu ile birlikte Halkın Dostları dergisini çıkardı. Devlet Konservatuarı'nda Fransızca okutmanı olarak çalıştı. İstiklal Marşı Derneği kurucusudur. Evlidir. Dört çocuğu vardır.
--reklam--
İsmet Özel Kitapları - Eserleri
- Tavşanın Randevusu
- Waldo Sen Neden Burada Değilsin?
- Bir Yusuf Masalı
- Henry Sen Neden Buradasın 1
- İrtica Elden Gidiyor
- Henry Sen Neden Buradasın 2
- Surat Asmak Hakkımız
- Tahrir Vazifeleri
- Toparlanın Gitmiyoruz 1
- Erbain
- Taşları Yemek Yasak
- Bakanlar Ve Görenler
- Üç Mesele
- Kırk Hadis
- Şiir Okuma Kılavuzu
- Zor Zamanda Konuşmak
- İlaveler ve Vaat Edilmiş Bir Şiir
- Neyi Kaybettiğini Hatırla
- Kalın Türk
- Of Not Being A Jew
- Faydasız Randevu
- Çatlıycak Kadar Aşki
- Ve'l-Asr
- Sorulunca Söylenen
- Desem Öldürürler Demesem Öldüm
- Küfrün İhsanı Olmaz
- Cuma Mektupları 1
- Faydasız Yazılar
- Tehdit Değil Teklif
- Cuma Mektupları 2
- Cuma Mektupları 3
- Cuma Mektupları 4
- Cuma Mektupları 5
- Cuma Mektupları 6
- Cuma Mektupları 7
- Cuma Mektupları 8
- Cuma Mektupları 9
- Evet İsyan
- Cinayetler Kitabı
- Geceleyin Bir Koşu
- Şiir Resitali
- Celladıma Gülümserken Çektirdiğim Son Resmin Arkasındaki Satırlar
- Bir Akşam Gezintisi Değil Bir İstiklal Yürüyüşü 2
- Bir Akşam Gezintisi Değil Bir İstiklal Yürüyüşü 1
- Bilinç Bile İlginç
- Allah'ın Emri Zaid / Plus Peygamberin Kavli
- Bileşenleriyle Basit
- Siper Beden
- Karz-ı Hasen
- Neredeyizim
- Başbaş Başbaşa Başabaş
- Evet Mi, Hayır Mı?
- Muvazzaf
- Toparlanın Gitmiyoruz 2
- Toparlanın Gitmiyoruz 3
- Ebruli Külah
- Evlenseydik Boşanacaktık
- Türk Olamadıysan Oldun Amerikalı
- Hayatın Manası Versus Manalı Bir Hayat
- Çenebazlık
- Dil ile İkrar
- Tok Kurda Puslu Hava
- Genç Bir Şairden Genç Bir Şaire Mektuplar
- Şiir Kitabı
- Başını Örten Kızlar Felsefe Bilmelidir
- Tahrir Vazifeleri 2
- Tahrir Vazifeleri 4
- Tahrir Vazifeleri 3
- Tahrir Vazifeleri 5
- Tahrir Vazifeleri 6
- Tahrir Vazifeleri 7
- Tahrir Vazifeleri 8
- Tahrir Vazifeleri 9
- Tahrir Vazifeleri 10
- Cuma mektupları 10
- Tahrir Vazifeleri 11
- Tahrir Vazifeleri 12
- Türküm Doğruyum İntikamım Ülkemdir
- Bir Vefa Daha
- Pergelin Yazmaz Sivri Ucu
- İslamla Damgalanmış Varoluş
- Tekne Kazıntısı
--reklam--
İsmet Özel Alıntıları - Sözleri
- Biz Türkiye'de yaşayan insanlar olarak öyle yalan yanlış seylere inandırılmış, öyle kabul edilemez şeyleri kabul etmişiz ki, insanlara kendileri hakkında ya da birlikte yaşadıkları insanlar hakkında ne söylersen söyle söylediğin şeyler asla mantıklı gelmez. (Çenebazlık)
- Türkiye, bir imparatorluk ihdas etme üstünlüğü gösterdiğimiz için değil, dar-ül İslam olması, dar-ül İslam vasfı kazanması sebebiyle vatanımızdı. (Cuma Mektupları 6)
- ölümle ölüme yaraşan bağı nasıl kurabiliriz? (Tahrir Vazifeleri 3)
- Taarruz bombalarının tahrip gücü kadar gürültüsü de önemlidir. Çünkü düşman yalnızca öldürülerek veya mevzileri yıkılarak püskürtülmez, aynı zamanda düşmanı, başına büyük bir felâket geleceğine inandırmak da gereklidir. Bu yüzden toplumda hâkimiyet tesis etmeye yönelmiş her hareketin, yürürlüğe koyduğu işler kadar kopardığı gürültü de önemlidir. Nitekim son birkaç yılda Müslümanlara karşı haçlı ve Siyonist seferberlik düzenlemiş odakların kopardıkları gürültü bir hesap sonucudur. Diyelim ki, tesettüre uyan öğrencileri üniversiteye almayacaklar. Bunu idarî tedbirlerle sessiz sedasız uygulamaya koyabilecekleri halde, bu konuda bir kamuoyu husule getirmek üzere, basın organlarının büyük bir şamata çıkarması istenmiştir. Bir gürültü koparan siyasî hareket, taarruza geçmeye hazırlanmış ve belki de taarruzu fiilen başlatmış demektir. Taarruza geçen kuvvet, büyük ve geniş taleplerle insanların önüne çıkar. Onun düsturu şudur: Çok çok istemeliyim ki, az az versinler. Bu tutumun beynelmilel arenada en iyi uygulayıcısı İsrail olmuştur. İsrail, henüz üzerinde devlet olmaya çalıştığı toprakların kendi hakkı olup olmadığı tartışma konusu iken, daha geniş topraklara ihtiyacı olduğunu dile getirmiştir. Yani her zaman çok çok istemiş ve alabildiği az miktarı yanına kâr bilmiştir. Böylece ilk yerleştiği toprakları tartışma konusu olmaktan çıkarılmış ve işgal ettiği topraklar görüşmelere esas alınır olmuştur. Türkiye'deki İslâm düşmanları çok çok neyi istiyorlar ve az az neye razı olacaklar? Onların çok çok istedikleri, Müslümanların Türkiye'de hiçbir sosyal varlık gösterememeleridir. Yani tek parti, tek şef döneminde olduğu gibi, Müslümanlar kendi memleketlerinde sürgün muamelesi görmelidirler. Ticarî hayatta geri plana itilmeli, iyi eğitim veren mekteplere sokulmamalı ve bürokraside yükselme sınırları pek düşük tutulmalıdır. Bu en geniş taleplerin tam tamına gerçekleşmeyeceğini bildiklerinden, kopardıkları gürültüyle bir tek siyasî sonuca razıdırlar. O da, Müslümanların bağımsız bir siyasî alternatif olarak ortaya çıkmamaları ve gözleri yılarak kimliği Müslüman olmayan siyasî organizasyonların şemsiyesi altında olmayı nimet bilmeleridir. (İrtica Elden Gidiyor)
- İnsanın gereğinden çok şeyi fark ediyor olması, esas olan şeyi fark etmekten mahrum kalması anlamına da gelebilir. (Kırk Hadis)
- İnsanlar artık aya , güneşe Lât ve Menât putuna tapmıyorlar ama devlet adamlarına , piyasaya , makinalara, teşkilatlara, teorilere tapıyorlar. Yeni putları mukaddes kılabilmek için kitaplı dinleri terkediyorlar. Bu tarz putperestliğin Doğu'da ve Batı'da birbirinden farkı yok. (Üç Mesele)
- Bugün yaşama biçimi olarak dünya çapında yaygın bir batılılaşma var. Mutfaklar yemek hazırlama laboratuvarı, televizyonlu yaşama alanları bir kamu toplantısının dinlenme anı gibi, yatak odalarımıza değil koğuşlara gidiyoruz. Çalışma ve eğitim hayatımız mekanik ölçüleri hiçbir zaman aşamıyor. (Bakanlar Ve Görenler)
- Daha doğrusu bir ordu ilgili olduğu toplumun bir ürünü olduğu oranda gerçektir. Ordunun gerçekliğinin gösterilebilir iki dayanağı var: Bir toplum kendi savaş gücünü ne oranda yeniden üretebiliyor? Bir toplum kendi değerlerine ne oranda sahip çıkıyor? Savaş gücünü yeniden üretebilmenin toplumun sermaye gücüyle olduğu kadar nitelikli insan potansiyeliyle doğrudan ilgisi var. ABD Pearl Harbour baskınında bombalanan gemilerini bir yıl içinde yeniden inşa etti. Bunun için malî güce elbet sahipti, ama yeniden üretim için gerekli uzmanlığı da ithal etmek zorunda değildi. Bir toplumun kendi değerlerine sahip çıkmasının iki parlak örneği Almanya ve Japonya'dır. Her iki dünya savaşından yenik çıkmış Almanya'nın ve son savaştan sonra ordusuzluğa mahkûm edilmiş Japonya'nın bugün beymelmilel sahada hâlâ belli bir belirleyici güç sahibi olmalarının her iki toplumun da kendi değerlerinden vazgeçmeyişlerinden başka bir açıklaması yoktur. (Cuma Mektupları 3)
- Neyi öğrenmek istiyorsak zihnimizi onu öğrenmeye müsait duruma getirmek zorundayız. Bazı şeyleri bütün çabalarımıza rağmen bir türlü öğrenemiyorsak, bunun sebebini zihnimizin düştüğü elverişsiz durumdan başka bir şeye bağlamayalım. Âmiyâne bir ifadeye başvurarak şöyle diyebiliriz: Ancak işimize gelen şeyler aklımıza yatar veya aklımız ancak işimize gelen şeylere yatar. Dünyaya isteklerimiz doğrultusunda bakarız. Zihnimizin dış dünyayla ilişkisinde bütün mesele "irade" (istem) meselesinden ibaret değildir. Bir de zihin kilitleri meselesi var. Nelerin işimize geldiğini tanımamız açısından bazı bölgelerde zihnimiz kilitlenmiştir. Bazen menfaatimizi zihnimizin kilitleri sayesinde koruyabiliriz. Bazen de zihnimizdeki kilitleri kırmak menfaatimizi korumanın kaçınılmaz gerek-sartı olur. Zihnimizdeki kilitlerin hangilerinden güç almanın vakti ne zamandır? Hangi zihin kilitlerimizi ve ne vakit kırmalıyız? (Henry Sen Neden Buradasın 1)
- İslâm’a yerküre üzerinde hangi varoluş tarzı yakışıyorsa Türkler o tarzı tecessüm ettirmekle bir kavim karakteri edinmişlerdir. Türk’ü İslâm’dan, İslâm’ı Türk’ten ayırın geriye ne Türk kalır, ne İslâm. Amerikalıyı paradan, parayı Amerikalıdan ayırın geriye ne Amerikalı kalır, ne para. (Pergelin Yazmaz Sivri Ucu)
- gitti deriz ölenler için yalnız yaşayanların işidir yola çıkmak, yolu kat etmek. (Bir Yusuf Masalı)
- İnsanlar içlerinde yaşattıkları bir mükemmelliğin özlemini duyarak hep varolan şartları beğenmediler. (Bileşenleriyle Basit)
- tam düşecekken tutunduğum tuğlayı kendime rabb bellemeyeceğim razı değilim beni tanımayan tarihe beni sinesine sarmayan tabiattan rıza dilenmeyeceğim. (İlaveler ve Vaat Edilmiş Bir Şiir)
- Çin, Mısır, Aztek, Yunan, Roma ve İslam medeniyetlerinin kendilerine özgü teknolojileri elbette vardı; ama insan hayatının devamını böylesine yaygın ve karmaşık mekanik süreçlerin işleyiş şartına bağlayan bir başka medeniyet bilmiyoruz. (Tahrir Vazifeleri 7)
- "Bana göre insanın tarifi: "Geç kalmış yaratıktır." Neye geç kalmıştır? Her şeye." (Tahrir Vazifeleri 12)
- kalbe gizlice batan kıymık geçecek. (Şiir Resitali)
- İnanıştaki doğruluk inanılan "şey"in doğruluğuna delil olur. Görürüz ki inancı arayan onu yalnızca inananda bulabilir, inandıranda değil. (Tahrir Vazifeleri 7)
- Canının kıymetini bilmek insanın kendi nefsini en rahat edeceği, azami derecede zevk alma ortamında bulunmak anlamına gelseydi batı medeniyetinin hakimiyet kurmasıyla biçimlenen dünya şartları haklılık kazanmış olurdu. (Tahrir Vazifeleri 9)
- Oysa salaklar hayati kalin cizgilerle cevrelemekten hoslanir (Henry Sen Neden Buradasın 2)
- "İslâmi hareket sözkonusu olduğunda Türkiye'ye dünyanın herhangi bir yerine verdiğimden daha çok önem veriyorum." (Cuma Mektupları 1)
Yorumlar
0 yorum