Kitap Künyesi
Yazar: Jack London
Çevirmen: Nuriye Yiğitler
Yayın Evi: Oda Yayınları
İSBN: 9789753852302
Sayfa Sayısı: 175
Tanrılar ve Köpekler Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Jerry, yepyeni, romanlarda bugüne dek rastlanmamış bir kahramandır. Yalnız konusu köpekler üzerine olan hikayelerde değil, roman adı altındaki bütün eserlerde Jerry gibisine rastlanmaz. Bu köpeğin apayrı, canlı davranışları, köpek sevenler kadar ruhbilimcileri de etkileyecektir."
(Arka Kapak)
Tanrılar ve Köpekler Alıntıları - Sözleri
- "Ama kabile denen soyut kavramla, insan denen somut kavram arasındaki farkı anlamıştı. İnsanlar, gelip geçici; kabileyse kalıcıydı."
- "...Böyle anlarda bilinci, şarkının anımsattığı bilinmeyen bir dünyada silinir giderdi. Acı anıları gelirdi aklına ama bu anılar eski olduğundan hoş bir hüzün dolardı içine."
- "Ayrılığın ne demek olduğunu biliyordu, bu ayrılık da büyüktü."
- "Ona göre, dünyalar birer birer yükselerek yerlerine başkalarını bırakmak için yitip gidiyorlardı."
- "Bir insana eğitimini unutturmak zordu. Ama bir yalan, bir kıskançlık, yirminci yüzyıl filozofunu ilkelleştirebilirdi.
- İnsan kendini köpeğinin efendisi olarak görür. Köpek ise insanı tanrı gibi yüceltir.
- Belleğinden kovduğu anılar, gözünde canlandı bir an ..
- Ama büyük sevgiler özveri isterdi.
- Kaçak dövüşen köpekleri insanlar dışlarlardı her zaman.
- Çünkü tutkulu ve duygulu yüreğinin, en ince telleri titriyordu. Neden üzüldüğünü bilmiyordu, ama onu tehdit eden bir kötü olayın kokusunu alır gibiydi.
- Köpeklerin kendilerine özgü bir zekaları vardır ...!
- Bir ev, bir sığınak ve yemek için yaşamazdı o! Sevgi için yaşardı ve tanrılarının sevgisi uğruna canını seve seve verirdi.
- yalnızca içinde bulunduğu durumu biliyordu. Basma geleceklere katlanmasını, ona sunulanı kabullenmeyi ve katı yasalara boyun eğmesini öğrenmişti.
- Ölmekten korkmazdı. Ama yeniden yaşayıp yaşamayacağını sorardı kendi kendine.
- Ona göre, dünyalar birer birer yükselerek yerlerine başkalarını bırakmak için yitip gidiyorlardı.
Tanrılar ve Köpekler İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Dikkat spoiler içerebilir!... Kitabın diline çok bayıldım hayvanların (kitapta yalnızca köpek demiş olabilir ama) genel olarak zeki özverili sizi karşılıksız seven bir dost evlat olabilir oldugu mesajını vermesi çok hoş kitabın iki konusu çok dikkatimi çekti Jerry hakkında _ siyah- beyaz tanri( ırkçılık ama güzel anlatmış) _ ve denizin üstündeki siyah kütük ( timsah) benzetmesi Kopekler zeki hayvanlardır bunu unutmuyor kitabın sonuna kadar Jerry ilk tanrisini tam severken ayrilmasi sonra bir güvertede siyahiler içinde korkarak ama cesur bir şekilde yasamasi sonra tanrısının öldürülmesi ve köpeğin psikoloji durumunun anlatılması filan içime çok dokundu kitabın içine girdim ve merakla ne olucak diye okudum ve kitabı bir günde bitirdim. Köpeğin özellikle 2 tanrisini unutmaması ve onları sürekli rüyalarında görmesi ne kadar hoş bir insandan daha karşılıksız bir sevgi besliyor sahibine karşı ama bizler onlara canice zarar veriyoruz ne yazık ki!.. neyse konuyu dağıtmadan ve Kitabin tadını kaçırmadan incelememi bitirmek istiyorum dili anlatisi olarak Jack London hakikaten efsane bir yazar başka eserlerini okumak ve incelemek dileğiyle sağlıcakla kalın (Zilan)
Tanrılar Ve Köpekler. Jack London bu kitapta bir köpeğin yetiştiriliş tarzı ile insanlara nasıl davranması gerektiğini anlatıyor. Köpek Jerry, beyazları tanrı olarak görürken siyahları ise, beyaz tanrılara hizmet eden aşağı bir ırk olarak görüyor. Daha altı aylık bir yavruyken gemiye binip başlayan hikâyesi yine denizde bitiyor Jerrynin. (Mithat KÜÇÜKYAĞCI)
Jack London’un yine minik dostlarımızı kullanarak yazdığı, psikolojik ve sosyal mesajlar içeren romanlarından birini tamamladık. Karakter yine bir köpek ve konu da uçurumları anlatmak üzere. Hatta öyle ki hayvanların bile insanları yetiştirilme şekline göre yargıladığı üzerine konuşuyor ki size bir şey anlatacağım. Bundan birkaç sene evvel çok sevdiğim Tuzla’şk’tayım (beni tanımayanlar için Tuzla Sahili anlamına gelir ki çok severim 20 senedir Kadıköy’de oturmama rağmen oraya giderim huzur için) ve bir arkadaşımızın yetiştirdiği köpeği aklıma geldi. Aşırı akıllı hayvan ama şöyle ki mesela sahibinden alışmış eşofmana, eğer öyleyseniz gelip size kendini sevdiriyor. Arkadaş görüyor. Eğer değilseniz günlük bir kıyafetle yanınıza yaklaşmıyor ve sahibini de çekiştiriyor. Cinsinden emin değilim şimdi birkaç sene geçti ama ufak tefek şu bücürlerden biriydi işte. Kitaptaki köpeğin ise unutmadığı iki kural var. Beyaz Tanrılar Siyah Tanrılardan üstündür ve denizde yüzen kütüklerden uzak dur. İlkini tahmin ettiniz sanırım. Irkçılık yani. Diğeri de timsahlar. Beyazlarla beraberken onlara sevecen davranan ve adeta evladınız gibi seveceğiniz bir dost olurken siyahları görünce kovalamaya ve ısırmaya çalışmasıysa, neyse hakaret etmeyeceğim minik dostlarıma. Kurgu böyleyse içeriği siz tahmin edin. Harika bir öykü bizleri bekliyor. İyi okumalar dilerim.. (Sadık Kocak)
Kitabın Yazarı Jack London Kimdir?
12 Ocak 1876’da San Francisco’da doğdu. Gerçek adı John Griffith Chaney’dir. Evlilik dışı bir çocuk olarak dünyaya gelen Jack London, soyadını, henüz sekiz aylıkken annesinin evlendiği John London adlı savaş gazisinden aldı. Maddi sıkıntılar nedeniyle küçük yaşta okulu bırakıp gazete satıcılığı, tayfalık, balıkçılık, istiridye korsanlığı, gazetecilik, sahil koruma devriyeliği gibi çeşitli işlerde çalıştı ve Amerikan işçi sınıfını tanıdı. 1894’te serserilik suçlamasıyla otuz gün hapis yattı. Hapisten çıktıktan sonra hayatını değiştirmek arzusuyla liseye kayıt yaptırdı. Lise öğrenimini bir senede tamamlayarak 1896 yılında Kaliforniya Üniversitesi’ne girdi. Bir dönem okuyabildiği üniversiteden maddi zorluklar sebebiyle ayrıldı. 1897’de Klondike bölgesinde altın arayanlara katıldı ama bir yıl sonra yine yoksul ve işsiz olarak geri döndü. Yoğun bir çalışma programı hazırlayarak şansını yazarlıkta denemeye karar verdi. Soneler, baladlar, nükteli fıkralar, anekdotlar, korku ve serüven öyküleri yazmaya başladı. 1909’da yazdığı Martin Eden bu dönemi yansıtması bakımından otobiyografik izler taşır. İlk kitabı Kurt Dölü (1900) büyük ilgiyle karşılandı. Aynı yıl Elisabeth Maddern ile evlendi ve bu evlilikten iki kızı oldu. Ancak bu beraberlik uzun ömürlü olmadı ve 1904’te sona erdi. Charmian Kittredge ile ikinci evliliğin ardından 1916’da Kaliforniaya’daki çiftliğinde hayatını kaybetti. London yazarlık kariyeri boyunca elliye yakın kitap yazdı ve döneminin en çok okunan yazarlarından biri oldu. Yazdıkları, yaşadıkları etrafında şekillenmiş, sosyalizmin de etkisiyle toplumcu bir dünya görüşüne ulaşmıştır. Başlıca eserleri arasında Beyaz Diş, Martin Eden, Uçurum İnsanları, Vahşetin Çağrısı yer alır.
Jack London Kitapları - Eserleri
- Beyaz Diş
- John Barleycorn
- Martin Eden
- Demir Ökçe
- Ay Vadisi
- Demiryolu Serserileri
- Vahşetin Çağrısı
- Deniz Kurdu
- Uçurum İnsanları
- Alın Teri
- Şampiyon
- Dehşet Ülkesi
- Güneşin Oğlu
- Yanan Günışığı
- Kız, Kar ve Kan
- Düş Ülkelerine Yolculuk
- Sevginin Katıksızı
- Tanrılar ve Köpekler
- Suikast Bürosu
- Kurt Dölü
- Denizin Çağrısı
- Midas'ın Müritleri
- Yıldız Gezgini
- Ölüme Boyun Eğmeyen Adam
- Ataların Tanrısı
- Beyaz Sessizlik
- Can Yoldaşı
- Devrim
- Dönek
- Gece Doğan
- Halk Avcısı
- İnsanın Sadakati
- Meksikalı
- San Fransisco'nun Güneyi
- Sınıf Farkı
- Makaloa Hasırı Üzerinde
- Bana Göre Hayatın Anlamı
- Hawaii Öyküleri
- Büyük Serüven
- Kurt Kanı
- Yakalanış
- Öyküler
- Uzak Diyarlarda
- Bir Kuzey Macerası
- Gece Geçen Serseriler
- Gemide İsyan
- Geleceğin Hikayeleri
- Beyaz Cehennem
- Büyük Evin Küçük Hanımefendisi
- Beyaz Diş - Madam Bovary
- Şafak Kızı
- Beyaz Diş - Esrarlı Ada
- Yumruk
- Buzun Çocukları
- Bin Düzine Yumurta
- Adem'den Önce
- Oyun
- Ateş Yakmak
- Acemi Gece
- Vahşetin Çağrısı (Çizgi Roman)
- Kumarbazlar Cenneti
- Vahşetin Çağrısı - Beyaz Diş
- Ateş Yakmak
- Hayatın Kanunu
- Demir Yolu Çocukları
- Kızıl Veba
- Büyük Sorgu
- Mapuhi’nin Evi
- Ölümcül Dalgalar
- Kadın Denen Mucize
- İlk Savaş, İlk Zafer
- İnsanlığın Sürüklenişi
- Kepaze
- Çinago
- Bütün Dünyanın Düşmanı
- Alice Ruhunu Açınca
- Kahekili’nin Kemikleri
- Dağ Adamı
- Bir Dilim Biftek
- Kırmızı
- Tek Özgürlüğüm
- Güneşe Doğru
- Lost Face And Other Stories
- Theft
- Tom Pomplun
- Kaval Kemikleri
Jack London Alıntıları - Sözleri
- “Sanki kendimin dışında durmuş da kuşkuyla kendime bakıyor gibiydim.” (Deniz Kurdu)
- Henüz çıldırmadım ama çıldırmaya başladığım zaman beni görün;))) (Büyük Evin Küçük Hanımefendisi)
- Yaşlılık zamanlarımızda dine ihtiyaç duyarız Alice. Din bizi yumuşatır, diğer insanların zayıflıklarına, özellikle de nerede sabah orada akşam hovardalık ettikleri ve ne yaptıklarını bilmedikleri gençlik zamanlarında gösterdikleri zayıflıklara karşı daha hoşgörülü ve affedici olmamızı sağlar. (Alice Ruhunu Açınca)
- Ömrüm boyunca gövdemle hayvan gibi çalıştım ve ne kadar çok çalıştıysam çukurun dibine o kadar fazla yaklaştım. (Tom Pomplun)
- °• İnsan her zaman hayattan talep ettiğinin daha azını alır . (Uçurum İnsanları)
- Dünyaya egemen olan kanunu iyi biliyordu: zayıflar ezilir, güçlülere itaat edilirdi. (Beyaz Diş)
- “Bana o gözleriyle bir dakika içinde, bin yılda kitaplarda okuyabileceğimden daha çok şey söylüyordu.” (Büyük Sorgu)
- Bundan şu çıkıyordu ki bir kişi dostluğun d'sini bile bilmez ama soylu biri olabilir! (Uzak Diyarlarda)
- İnsanlar neden şarap içer, at biner, aktristleri tutar, papaz ya da kitap kurdu olur? Öyle isterler de ondan. İşte sana cevap. Hepimiz, elimizdeyse, hoşlandığımız şeyleri yapmak isteriz, elde edelim etmeyelim, istediğimiz şeylerin peşinden koşarız. (Sevginin Katıksızı)
- Güneş her sabah doğar. (Makaloa Hasırı Üzerinde)
- Korkak olduğu için, zorbalığı da korkaklığıyla uyumluydu. (Can Yoldaşı)
- Derler ki, bu aşk hayattan bile daha kıymetliymiş, aşık olanlar böyle söyler. Bir kadın ya da erkek, birini dünyadaki herkesten daha fazla severse, o zaman aşık olduğunu anlar. Böyle denir ama kelimelerle açıklamak fazlasıyla zor. Sadece bilirsin işte, o kadar. (Kadın Denen Mucize)
- “Kalbimde sana duyduğum hisler yıldızlar kadar parlak ve çok, bunu ifade edebilecek bir dil yok. Sana nasıl anlatabilirim ki? Oradalar... Görüyor musun?" (Kadın Denen Mucize)
- Tekdüzelikten uzak olması belki de serseri yaşantısının en güzel yanıdır. Topluluklar hâlinde yaşayan serserilerin ülkesinde, yaşamın yüzü sık sık biçim değistirir. (Demir Yolu Çocukları)
- Yaşamaktan mutluyum, kendi akıl ve gücümden mutluyum, işleri yapmaktan mutluyum, kendim için yapmaktan. Bundan başka yaşamak için bir neden olabilir mi? Kendimden ve yaptığım işlerden keyif almayacaksam, neden yaşayayım? (Buzun Çocukları)
- “Aramızda küçük bir tartışma yaşadık ve yapabileceğimiz en iyi şey, bunun bu kadarla kalmasını sağlamak.” (Vahşetin Çağrısı (Çizgi Roman))
- Kötü olan iyi olanı bozar, her şey birlikte iltihaplanır. (Uçurum İnsanları)
- Bugün n'oluyor, ilkokuldan sonra ortaokul, lise, sonra üniversite, sonra ya memur oluyoruz ya doktor moktor, bildiğimiz serüvenleri de sadece kitaplardan öğreniyoruz. (İlk Savaş, İlk Zafer)
- Hayat hayal kırıklıklarıyla dolu ve öyle olmalı zaten. En tatlı et kıtlıktan sonra gelen ve en yumuşak yatak da zor bir avdan sonra yatılandır. (İnsanın Sadakati)
- Kazanılacak bir oyun gibi gördükleri şeyi yıllarca oynayan insanları izledim. Sonunda kaybettiler... (Dönek)
Yorumlar
0 yorum