Kitap Künyesi

Yazar: Mahmud Esad Coşan

Yayın Evi: Server İletişim

İSBN: 9789758757077

Sayfa Sayısı: 432

--reklam--

Tarihî ve Tasavvufî Şahsiyetler Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Milletler veya devletler, millet olabilmek için kimi zaman kahraman ve tarih icat etmeye çalışırlar. Potansiyel olarak model ihtiyacı duyan nesillerine bu kahraman ve tarihlerini örnek göstermek suretiyle geleceği inşa etmelerini beklerler. Bizler ise doğal bir kültürel doku ve zengin bir tarihe sahibiz. Tarihimiz ruh safiyeti ve derinliğine sahip, insan kitlelerini fazilet şahikası haline getirmeyi başarmış kültür, ilim, fikir ve siyaset hazinelerimiz olan büyüklerimiz ile doludur. Bu yüzden ne hayâlî kahraman ne de hayâlî tarih icat etmeye ihtiyacı vardır. Onların ruh yüceliğini, örnek ahlâkını, düşünce ve duygularını ortaya çıkarmak, insanlığa sunmak, gerek kültür tarihimiz, gerekse geleceğin ümidi olarak görülmek istenen gençlere örnek göstermek yönünden son derece önemlidir.

Merhum M. Esad Coşan Hocaefendi zikrettiğimiz düşünce ve "Kadir bilen milletler içinden kadri bilinecek insanlar çıkar." düstûrundan hareketle, yaşadıkları zamanlarda insanlara ümit ışığı olmuş, yolunu kaybettiği zamanlarda yön göstermiş, kitle için yaşama aşkına sahip gönül mimarlarını tanıtmak için sağlığında, pek çok büyüğümüz hakkında konuşmalar yapmış, sempozyum ve toplantılar tertip ettirmiş, yazılar yazmış ve yazılmasına vesile olmuştur. Ayrıca tavsiyesiyle kurulan yerel sivil toplum kuruluşlarına da onların adlarını vermek suretiyle hatıralarını yaşatmayı hedeflemiştir.

Zira şunu biliyordu ki; insanlar kendilerini benzetmek için güzel örnekler, model şahsiyetler ararlar. Hocaefendi'nin, hakkında konuşma yaptığı kimseler arasında Hz. Ali, Ebû Eyyûb el-Ensârî, İmâm-ı Âzam, Ahmed-i Yesevî, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, Hacı Bektâş-ı Velî ve Yunus Emre vardır. Hatırasına sempozyum ve çeşitli programlar tertip ettirdiği şahsiyetler arasındaAhmed-i Yesevî, Ahmed Ziyâüddîn-i Gümüşhânevî, Zahid-i Kevserî, Çırpılarlı Ali Efendi, Necip Fazıl Kısakürek ve Ali Yakup Cenkçilerbulunmaktadır. Keza Mehmed Zahid Efendi, hocası Necati Lugal, Ali Yakup Cenkçiler ve Muammer Dolmacı hakkında da bağımsız yazılar kaleme almıştır.

Hayat ileri doğru yaşanır, geriye doğru anlaşılır. Hocaefendi bu eserle milletimizin dünü, bugünü ve yarını arasında bir köprü kurmuştur. Eser insanımıza yeni ufuklar açarken onlara fikrî ve mânevî bir destekle emniyet de vermiş olacaktır.

--reklam--

Tarihî ve Tasavvufî Şahsiyetler Alıntıları - Sözleri

  • Dünya hesabından âhiretlerinin kârını göremiyorlardı.
  • İnsanların ruhunu besleyen gıda olmazsa insanın ruhu cılız kalır. İnsanın ruhunu besleyen de ilimdir, imandır, irfandır.
  • Kısaca söylemek gerekirse tasavvuf, imanlı aklın en son merhalesi, İslâmî zekânın zirvesidir. --------- Ebedî hayatını kurtaramayan insana akıllı denir mi? Dünya hayatındaki üç beş kuruşluk mevki makam, mal mülk kazancı akıllılık alameti değildir. O bazen miras yoluyla hiç aklı olmayan insanlara bile gelebiliyor.
  • '' Hz. Ali Efendimiz, Peygamber Efendimiz (s.a.v) tarafından, cennetlik olduğu Cebrail (a.s) kendisine gelip haber vermesiyle bildirilen on kişiden biridir.Bu on kişiye İslâm tarihinde '' el - Aşeretül-mübeşşeti bi'l-cennet'' denir. ''Cennetle müjledenmiş on kişi'' demektir. Bunlar; Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali, Sa'd b. Ebi Vakkas, Saîd b. Zeyd, Talha b. Ubeydullah, Zübeyr b. Avvâm, Abdurrahman b. Avf, Ebû Ubeyde b. el-Cerrâh radıyallahu anhüm.
  • Tasavvuf çok sevimli, çok saygıdeğer, çok önemli bir konudur. Hem tarihî yönden önemlidir, hem insan olmak dolayısıyla, gönlümüz ve iç âlemimiz olduğu için önemlidir. Dünya var oldukça, insanoğlu ile beraber tasavvuf var olmuştur; buna mistisizm diyoruz...
  • " Allah yolunda, Allah rızasını kazanmak için din, iman aşkına birbiriyle muhabbet edip kardeş olan insanlar, yakuttan kürsülere oturacaklar. "
  • Işksız âdem dünyada belli bilün yok durur Her biri bir nesneye sevgüsi var âşıkdur. Çalab’un dünyasında yüzbin dürlü sevgü var Kabûl et kendözüne gör kangısı lâyıkdur |Yûnus Emre
  • Şimdi Hz. Ali Efendimiz'e bağlı olanlara "Alevî" deniliyor. Mühim bir noktaya temas etmek istiyorum: Bazı kimseler onu benimsiyor ve Sünnîler'i Hz. Ali Efendimiz'e düşman sanıyorlar. Bu çok büyük bir yanlıştır. Hz. Ali Efendimiz'in hem hayatında hem de hayatından sonra, evlatlarının zamanında, Sünnîler'in hepsi Hz. Ali Efendimiz'in taraftarı olmuşlardır. Hz. Ali Efendimiz'e Emevîler muhalif olmuştur. Bugün dünya üzerinde. "Emevîyim" diyen bir insan yoktur. Başka kimler karşı olmuştur? Hâricî’ler karşı olmuştur. Nitekim Hz. Ali Efendimiz’i şehit eden Abdrurahman b. Mülcem el-Hâricî’dir. Bugün yeryüzünde onlar da yoktur. Hz. Ali Efendimiz'in mübarek evladı, seyyidüşşüheda Hz. Hüseyin Efendimiz’i şehit eden Yezid'dir, onun taraftarlarına da "Yezidî" diyorlar. Bugün müslümanlar arasında Yezidî de yoktur. Bugün Ehl-i Sünnet içinde bir tek Yezidî yoktur, bir tek Emevî yoktur, bir tek Hâricî yoktur. Binaenaleyh Ehl-i Sünnet’in hepsi Alevî'dir; Hz. Ali Efendimiz'in taraftarıdır. Şimdi Alevi kardeşlerimiz Sünniler'i karşılarına alıp da Yezidîler'e, Emevîler'e veya Hâricîler'e gösterecekleri reaksiyon ve tenkitleri onlara gösterirlerse yanlış olur. Hedef sapmış olur. Şurada birisi bir suç işlemişse, kurşuna ona atmak lazım. Burada birisi var bunu destekliyor, kurşuna çevirip ona atmak yanlıştır. Çünkü o bir şey yapmadı. Biz Hanefi mezhebindeniz. Türkiye'deki müslümanların büyük kısmı böyledir. Bir kısmı İmam-ı Şafiî mezhebindendir. İmam-ı Âzam Efendimiz, Hz. Ali Efendimiz 'e sevgisinden ve bağlılığından dolayı hapse atılmıştır. Bu yüzden ıstırab ve sıkıntı çekmiştir. Yani İmam-ı Âzam Efendimiz Hz. Ali taraftandır, Alevî'dir. Biz Hz. Ali taraftarıyız, Alevî’yiz. Tabii her manasıyla Alevî değiliz. Çünkü Alevîler'in bazı görüş ve hareketlerine baktığımız zaman onları Hz. Ali Efendimiz'in çizgisinden farklı gördüğümüz için o zaman duruyoruz. "Onlar hangi çizgide?" Mesela namaz kılmıyorlarsa Hz. Ali Efendimiz'in çizgisinde değillerdir. Çünkü Hz. Ali Efendimiz namaz kılıyordu. Hz. Ali Efendimiz'in namaz hakkında vasiyeti var. Biliyorsunuz, yaralandı ama iki gün sonra şehit oldu. O arada namaz hakkında vasiyette bulundu. Binaenaleyh Alevî (Hz. Ali taraftan) namaz kılmıyorsa, Hz. Ali Efendimiz'in yolunda değildir. Biz namaz kılıyorsak biz Hz. Ali Efendimiz'in yolundayız. Bu bir. Hz. Ali Efendimiz'in taraftarları olan Alevîler içki içiyorsa... İçki içmek bir kusurdur, bir suçtur. Kur'an-ı Kerim'de "içki içilmesin" deniliyor. Sünnî evlatları içinde de içki içenler var. "Ne yapalım, alışmışız müptelayız, Allah affetsin." diyorlar. İçki içiyor, içkiye paye veriyor, sanki yolun bir gereğiymiş gibi, meşru gibi düşünüyor… Olmaz.

--reklam--

Tarihî ve Tasavvufî Şahsiyetler İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Dizleri Dibinde: Bir büyükten bir başka büyüğü dinlemeyi oldum olası sevmişimdir. Anılardan bahsederken bürünülen o mahzun hal, yüze konan o hafif tebessüm ve gözlerdeki o parlak şerit… Bu yüzdendir dedelerin ve ninelerin yanındaki dostane samimiyet. Bu yüzdendir odalarındaki enfes rayiha. Bu yüzdendir sobanın dahi onlar varken daha sıcak olması. Bu yüzdendir konuşmaları sırasında zamanın yavaşlaması. İnsanın onlara sarılıp ağlayası gelir bazen. Mahmud Es’ad Coşan hocaefendinin ismini hemen herkes duymuştur. İskenderpaşa cemaati deyince üstadı ve babası olan Mehmed Zahid Kotku hazretleriyle birlikte o gelir akla. Kendisi akademisyen biri, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi mezunu. 27 yaşında İlâhiyat Doktoru, 34 yaşında Hacı Bektâş-ı Velî ve Makâlât adlı teziyle doçentlik unvanını almıştır. Bir dönem fakültenin Türk-İslâm Edebiyatı Kürsüsünün başkanlığı yapmıştır. Arapça, Farsça, İngilizce ve Almanca bildiği diller arasında. Kimisinde dersler dahi vermiştir. Emekli olduktan sonra yurt içi ve yurt dışında sağlık alanından hanımların eğitimine kadar çeşitli dernekler kurmuş ve bunların yaygınlaşması için çabalar sarf etmiştir. Tabii aynı zamanda mutasavvıf, yüzlerce hadis dersi de var. Emr-i bi’l-ma’ruf nehy-i ani’l-münker uğrunda yaşamını ortaya koyan çok değerli bir büyük, bizim büyüğümüz. Tarihî ve Tasavvufî Şahsiyetler adlı bu kitabı ilk gördüğüm zaman belki de bundan 1 hatta 2 yıl öncesiydi. İçindekiler kısmı harikalarla doluydu; Hz. Ali, Mevlânâ, Yunus Emre, Necip Fazıl ve diğerlerini görünce sevinçten gözlerim parlamıştı. Fiyatını sorunca o gün için ertelemek zorunda kalmıştım. Kısmet bu ramazanda Kocatepe avlusunda yapılan kitap fuarınaymış. Aldım. Konferans ve sohbetlerinden oluşan kitabı okumaya başlayınca ilk paragrafta bahsettiğim hâl üzerime çöktü. Artık ben de o camiinin, mecidin halılarında dizlerim üzerinde, salonun koltuklarında oturur vaziyetteydim. Bir şekilde orada, o insanlarla o cemaatleydim. “Ahmed-i Yesevî hazretleri de kaşık yontar, tahtadan kepçe yapardı… Onları satmaya kendisi gitmezdi. Bir öküzü olduğu rivayet ediliyor. Öküzünün heybesine koyar, hayvanı dehlermiş… Hayvan çarşıda pazarda dolaşır, isteyenler kaşıklarını, kepçelerini alır, parayı heybenin içine koyarlarmış. Alışverişe bile tenezzül etmiyor. Kim ne verirse tamam, içine koysunlar; ondan sonra onunla geçiniyor. Helal lokma yemek, kimseye yük olmamak, bilakis başkalarına fayda sağlamak…” İnsanlara ilmin değerini, ahlakı, hikmeti öğretmek istiyor Es’ad Hoca. Bu nedenle bir kişiden bahsederken dahi ta en temelden başlıyor. Tuğla üstüne tuğla koyuyor ve cemaatin oradan adım adım çıkmasını kolaylaştırıyor. Konumuz Yunus Emre mi? Tasavvuftan başlıyor; ayet ve hadis derken Yunus Emre hazretlerinin isminin manasını, onun nereli olduğu, nereden geldiği, kimlerle hemhal olduğu hakkında uzun mülahazalarda bulunuyor; son olarak eserlerinden ve onların nasıl anlaşılması gerektiğinden bahsediyor. Muazzam. Muhabbetten Muhammed oldu hasıl.. Muhammedsiz muhabbetten ne hasıl? İlgimi çeken ve büyük bir merakla okuduğum kısım olarak Hacı Bektâşı Velî bölümünü söylemeliyim. Üzerinde son derece ciddi bir çalışma yapmış Es’ad Coşan Hoca. “Hayatını araştırmak için o kadar gayret ettim ki; ‘Ah o devirden bir kitabe bulsam!.. Ah yeni bir şey çıkarsam oraya!..' diye mezar taşlarını bile araştırdım." diyor. Nereli olduğu, kimlerle olduğu, neler yazdığı, nasıl yaşadığı hepsi, hepsini tek tek anlatıyor. Alevî kardeşlerimiz diyor, biz Alevî’yiz diyorsunuz ama Hz. Ali efendimiz şunu şunu yapmış mı diye, içki içmiş mi, namazı terk etmiş mi diye soruyor. Bektaşî’lere de soruyor aynılarını. Bektaşî hazretlerinin Osmanlılardan önce yaşadığını, dolayısıyla yeniçeri olayında yer almadığını, şeriat ahkamına bağlı bir seyyid olduğunu, Şiîlik, Batınîlik veya şamanlık ile alakasının olmadığını söylüyor ve tabii bunları bir bilim adamı edasıyla ispatlıyor. Fuad Köprülü, İsmail Hakkı Ertaylan gibi isimlerin görüşleri de buna dahil. Bu bölümleri gerek Alevî kardeşlerimizin gerçeği görmesi için gerek bir takım önyargılara sahip kimselere, herkese ama herkese öneriyorum. “Ben kimseyi üzmek de istemiyorum; kurnazlık yapıp da, bir takım insanları bir yerden bir yere transfer etmek de istemiyorum. (…) Yalnız, bir bilim adamı olarak, bir kardeşiniz olarak, tespit ettiğim bir gerçeğin mütalaasını rica ediyorum sizden” Ebû Eyyûb el-Ensârî Hazretleri, İmam-ı Âzam Ebu Hanife Hazretleri, Mevlânâ Hazretleri, Hacı Bektâşı Velî Hazretleri, Yunus Emre Hazretleri, Ahmed-i Yesevî Hazretleri gibi büyüklerimizi Es’ad Hocadan okumayan onları tanıyorum demesin. Biliyorum demesin. Okuyun, okutun. Sarılın. Allah Teala Es’ad Hocaya rahmetiyle muamelede bulunsun. Derecesini âli eylesin. Makamını yükseltsin. (erhan)

Tarihi ve Tasavvufi Şahsiyetler: ‘Düriş kazan yi-yidür, bir gönül ele getür’ Mahmud Es’ad Coşan Efendi Hazretleri’nin şahâne eseri ‘Tarihî ve Tasavvufî Şahsiyetler’ kitabını bitirdim. Eser tasavvuf ve tasavvuf edebiyatı, Hz. Hâce Ahmed Yesevi, Hz. Yunus Emre, Hz. Mevlana, Hz. Hacı Bektaş-ı Velî isimleri üzerinde ağırlık verilmiş. Abartmadan, kırıp dökmeden, yer yer espri ve menkıbelerle işlenmiş. Özellikle herkesçe muâllak olan Hacı Bektaş-ı Velî, çok güzel anlatılmış. Zaten merhûm hocamız, Hünkâr Hacı Bektaş-ı Velî üzerinde çalıştığı için ehil bilgiler veriyor. Elbette bazı yerlerde Hacı Bektaş-ı Velî Hazretleri’nden mütevellid bir kısım gürûh, ta’zir edilmiş ama hak ettikleri diyebiliriz. Hazret; ‘Tek yol İslâm’dır. Onlar da buraya gelecek’ diyor. Kitab kaleme alınmış bir kitab değil. Yukarıda saydığım konu ve isimler üzerine hazırlanan konferans, söyleşi programlarının kitaba dökülmüş hâli. Ben çok sevdim. Siz de seversiniz muhakkak. Yalnız bir konuda şöyle bir uyarı yapayım ama detay vermeyeyim: Kitabı okuyunca Eskişehirliler üzülebilir. Şahsen ben üzüldüm. kitap/kitap--45344 yazar/i17074 (Tahir Ceyhun Yıldız)

Hacı Bektaş-ı Veli, Yunus Emre, Ahmed Yesevi başta olmak üzere, çok sayıda tarihi ve tasavvufi şahsiyeti konu edinen, kaliteli bir derleme. İlim ve gönül adamı Esad Coşan hocanın tezlerini de üzerine hazırladığı isimlere dair nezih üslubundan bir hazine adeta. (Salih Kartal)

--reklam--

Tarihî ve Tasavvufî Şahsiyetler PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Mahmud Esad Coşan - Tarihî ve Tasavvufî Şahsiyetler kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Tarihî ve Tasavvufî Şahsiyetler PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Mahmud Esad Coşan Kimdir?

Çanakkale'nin Ayvacık ilçesi Ahmetçe Köyü'nde doğdu. 1950'de Vezneciler İlkokulu'nu, 1956'da Vefa Lisesi'ni bitirdi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arap-Fars Filolojisi'ne girdi. Arap Dili ve Edebiyatı, İran Dili ve Edebiyatı, Ortaçağ Tarihi ile Türk-İslam Sanatı sertifikaları aldı. Ankara'da 1960'ta Klasik-Dini Türkçe Metinler Kürsüsü'ndeki asistanlık sınavını birincilikle kazandı. Asistanlığının ilk yıllarında fakülte yayın kurulunda iki yıl sekreterlik görevinde bulundu. 1965 yılında '15. Yüzyıl Şairlerinden Hatiboğlu Muhammed ve Eserleri' konulu teziyle ilahiyat doktoru oldu. 1973 yılında ilahiyat doçenti unvanını aldı. Nisan 1973 yılında Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Türk-İslam Edebiyatı Kürsüsü öğretim üyeliğine atandı ve kürsü başkanlığını üstlendi. 1977-1980 yıllarında Sakarya Devlet Mimarlık ve Mühendislik Akademisi hocalığı yaptı. 1982 yılında, ilahiyat profesörü olan Coşan, yurtdışında misafir öğretim üyeliği görevlerinde bulundu.

Server İletişim Tarafından Basılan Eserleri:

İslâm Dergisi Başmakaleleri (Başmakaleler-1)

Kadın ve Aile Dergisi Başmakaleleri (Başmakaleler-2)

İlim Sanat ve Panzehir Dergileri Başmakaleleri (B.M.-3)

İdeal Yol (Başmakaleler-4)

Dilimiz ve Kültürümüz

Tarihi ve Tasavvufi Şahsiyetler

Mehmed Zahid Kotku (Rha)

İstanbul'un Fethi ve Fatih

Hatiboğlu Muhammed ve Eserleri

Seha Neşriyat Tarafından Basılmış Eserleri:

Matbaacı İbrâhîm-i Müteferrika ve Risâle-i İslâmiye (1982)

Hacı Bektâş-ı Velî, Makalât

Gayemiz (1987)

İslâm Çağrısı (1990)

Yeni Ufuklar (1992)

Çocuklarla Başbaşa

Başarının Prensipleri

Türk Dili ve Kültürü

İslâm'da Nefis Terbiyesi ve Tasavvufa Giriş (1992)

Avustralya Sohbetleri-1 (1992)

Avustralya Sohbetleri-2 (1994)

Avustralya Sohbetleri-3 (1995)

Avustralya Sohbetleri-4 (1996)

Yeni Dönemde Yeni Görevler (1993)

Haccın Fazîletleri ve İncelikleri (1994)

Zaferin Yolu ve Şartları (1994)

İslâm, Sevgi ve Tasavvuf (1994)

Sosyal Çalışmalarda Organizasyon ve Başarı (1994)

Güncel Meseleler-1 (1994)

Güncel Meseleler-2 (1995)

Hazret-i Ali Efendimiz'den Vecîzeler (1995)

Hacı Bektâş-ı Velî (1995)

Yunus Emre ve Tasavvuf (1995)

Başarı Yolunda Sevginin Gücü (1995)

İslâmî Çalışma ve Hizmetlerde Metot (1995)

Sosyal Hizmetlerde Hanımlar (1995)

Ramazan ve Takvâ Eğitimi (1996)

Tebliğ ve İrşad Çalışmaları (1996)

İslâm, Tasavvuf ve Hayat (1996)

Haydi Hizmete!.. (1997)

İslâm'da Eğitimin İncelikleri (1997)

Tasavvuf Yolu Nedir? (1997)

İmanın ve İslâm'ın Korunması-1 (1997)

İmanın ve İslâm'ın Korunması-2 (1998)

Allah'ın Gazabı ve Rızası (1997)

Mi'rac Gecesi (1998)

Doğru İnanç ve Güzel Kulluk (1998)

Ramazan ve Güzel Ameller (1998)

--reklam--

Mahmud Esad Coşan Kitapları - Eserleri

  • Sünnet Olmadan Ümmet Olmaz
  • Dilimiz ve Kültürümüz
  • 21. Yüzyılda Kulluk Sanatı
  • 21. Yüzyılda Asıl Mesele
  • Çocuklarla Başbaşa
  • Başmakaleler 1
  • İstanbul'un Fethi Ve Fatih
  • Mehmed Zahid Kotku
  • Fatiha Suresi Tefsiri
  • Tarihî ve Tasavvufî Şahsiyetler
  • İslam
  • Başmakaleler 2
  • Başmakaleler 3
  • Başmakaleler 4
  • Sünnet Olmadan Ümmet Olmaz - Peygamberimizden Dinî Hikayeler
  • Başarının Prensipleri
  • İslam'da Nefis Terbiyesi ve Tasavvufa Giriş
  • Akademik Makaleler
  • İslam, Sevgi ve Tasavvuf
  • Risale-i İslamiyye
  • Güncel Meseleler 1
  • Hac ve Umre
  • Güncel Meseleler 2
  • Gayemiz
  • Bakara Suresi Tefsiri Seti
  • İslam Çağrısı
  • Hacı Bektaş-ı Veli ve Bektaşilik
  • Tasavvufa Giriş
  • Hatiboğlu Muhammed ve Eserleri
  • Bakara Suresi Tefsiri-1
  • Makalat (Hacı Bektaşı Veli)
  • Ahmed-i Yesevi
  • İslâmi Çalışma ve Hizmetlerde Metod
  • Yeni Ufuklar
  • Haccın Faziletleri ve İncelikleri
  • Tebliğ ve İrşad Çalışmaları
  • Sohbetlerle Hac ve Umre
  • Yeni Dönemde Yeni Görevler
  • Dilimiz ve Kültürümüz
  • Başarı Yolunda Sevginin Gücü
  • Ramazan Ve Takva Eğitimi
  • Hz. Ali Efendimiz'den Vecizeler

--reklam--

Mahmud Esad Coşan Alıntıları - Sözleri

  • Tasavvuf çok sevimli, çok saygıdeğer, çok önemli bir konudur. Hem tarihî yönden önemlidir, hem insan olmak dolayısıyla, gönlümüz ve iç âlemimiz olduğu için önemlidir. Dünya var oldukça, insanoğlu ile beraber tasavvuf var olmuştur; buna mistisizm diyoruz... (Tarihî ve Tasavvufî Şahsiyetler)
  • "Dervişlik ölüme hazırlanmak sanatıdır." (Ramazan Ve Takva Eğitimi)
  • İslâm daha sonra ortaya çıkmış rakip bir din değil, insanlığın başlangıcından ve Hz. Adem’den beri var olan kıyamete kadar da sürecek tek ve hakiki dinin adıdır. (Başmakaleler 4)
  • 3- Masanızın üzerinde ancak çalışmanız için lüzumlu şeyler bulundurun! (Başarının Prensipleri)
  • Her şeyi sünnete uygun yapalım; o zaman her şeyimiz ibadet olur. (Sünnet Olmadan Ümmet Olmaz)
  • Ne durumda olursan ol dön ve gel Kâfir de ateşperest veya putperest de olsan dön ve gel Yüz kere tevbe bozup sapmış bile olsan yine gel Çünkü Allah’ın engin rahmeti yanında umutsuzluğa yer yoktur. İçsen bu sudan, bir daha, dostum; susamazsın... Bir hâl gelir... ağlayamazsın, susamazsın! |Arif Nihat Asya (Başmakaleler 4)
  • Aslında tarikat dediğimiz şey, eğitim demektir. Ahlâk eğitimi demektir, tekke terbiyesi demektir.İnsanın kâmil bir insan olması demektir Allah bu işleri yapmağa sizleri muvaffak eylesin... (Ramazan Ve Takva Eğitimi)
  • Ya Rabbi sana sığınırım... Gönlümle, yahut dilimle, yahut elimle, senden bir başkasına işâret etmekten, meyletmekten sana sığınırım yâ Rabbi! (La illâhe illallah) (Hz. Ali Efendimiz'den Vecizeler)
  • Büyük ve korkunç bir kültür savaşı veriyoruz da milletin haberi yok; yolunu, yönünü, cephesini şaşırmış, görevlerini, sorumluluklarını unutmuş insanlar, dehşet verici, boş gafil ve cahil bir yaşam... - Gerçekten kötü ve vahim bir durum, peki sizce çare ne ? - Çare: önce fert olarak uyanmak, günahlara tevbe, gafletten uyanma, sorumluluğu idrak, dine dönüş, Allah'ın rızası yoluna girmek ! (Yeni Ufuklar)
  • Resûlullah'a ittiba, Allah'ın kulu sevme vesilesidir. (Sünnet Olmadan Ümmet Olmaz)
  • Hayatta en büyük hedefimiz Allah'ın sevgisine ve rızasına ermek ve cenneti kazanmak için var gücümüzle çalışmak olmalıdır. (Çocuklarla Başbaşa)
  • Müslüman Allah'a teslim olacaktır. Zaten teslim olmak demektir Müslümanlık. Ne yapacak? “Ben kendimi Allah’ın emrine teslim ettim; ne derse onu yapacağım, ne buyurdu ise hoşuma gitse de gitmese de rahatım kaçsa da kaçmasa da memnun olsam da olmasam da...' "Hoşa gidecek şeyler olduğu zaman varım, hoşa gitmeyecek şeyler or duğu zaman yokum." Böyle Müslümanlık olmaz. Böyle teslimiyet olmaz. Pazarlıklı... Hocamız ne güzel söylemiş kısaca: “Arkadaşlık, ʻpeki' de mekle kaimdir." "Bir arkadaş bir arkadaşa, 'kalk gidelim' dediği zaman, 'Nereye?' derse, o arkadaş değildir." diyor. Neden? “Nereye gidiyorsun?" diye soruyor; hoşuna giderse gidecek, hoşuna gitmezse gitmeyecek. Demek ki kendi keyfinde, arkadaşının gönlünü yapmayı düşünmüyor. “Kalk gidelim." diyor işte. Belki bir işi var, belki bir sıkıntısı var. Önceden dinleyecek, eğlence varsa gidecek, sıkıntı varsa kaçacak. Aş buldun ye, iş buldun kaç, öyle mi? Böyle teslimiyet olur mu? Olmaz. (Başmakaleler 1)
  • İnsanın değeri ve sözü konuşmasından ölçülür. Konuştuğumuz kelimeler kişiliğimizin aynasıdır. Ağırbaşlı, gönül alıcı kelimeler olduğu gibi kaba saba, kırıcı, argo kelimeler de vardır. Bunları dikkatle seçmek ve kullanmak şarttır. (Dilimiz ve Kültürümüz)
  • İman sadece sözle değildir. "Elhamdülillah benim kalbim temiz, ben müslümanım." demek yetmez. Başta namaz olmak üzere imanına göre icraat olacak. Mü'min olmak kişisel çalışmalardan ibaret değil; topluma, başka insanlara da faydalı olmaya gayret edecek. Elindeki imkânları başkalarının istifadesine sunacak, oralardan da sevaplar kazanacak. (Bakara Suresi Tefsiri-1)
  • Bir alimin incelemesine göre içinde bin tane kıssa, bin tane emir, bin tane yasak var. Böyle birçok muazzam bilgiyi ihtiva eden çok muhteşem bir sure. Bakara suresi okunduğu zaman şeytan o eve giremiyor. (Bakara Suresi Tefsiri-1)
  • Mâlum olduğu üzere, ilim satırlarda değil sadırlarda (yani hafızalarda) yer almaktadır. Yine bilinmelidir ki ilimsiz amel dalâl, amelsiz ilim ise vebaldir. (Akademik Makaleler)
  • "Yâ Rabbi ! Senden ancak sana iltica edilir. Başka nereye kaçılır, başka nereye gidilir ?" Buhârî (Bakara Suresi Tefsiri-1)
  • Bir savaşın kazanılması kolay olmuyor... (İstanbul'un Fethi Ve Fatih)
  • Allah'ın rızası için dünyaya gelmiş bir insan, Allah'ın sevmediği bir kul olduktan sonra, neye sahip olsa kıymeti yoktur. (21. Yüzyılda Asıl Mesele)
  • Kur'ân-ı Kerim'in mealini okuyup da müçtehidliğe kalkma! Haddini bil, kenarda dur! (Sünnet Olmadan Ümmet Olmaz)