Kitap Künyesi

Yazar: Neil Postman

Çevirmen: Mustafa Emre Yılmaz

Yayın Evi: Sentez Yayıncılık

İSBN: 9789758861620

Sayfa Sayısı: 216

--reklam--

Teknopoli Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Teknopoli bir tür kültürel AIDS'tir. / Teknopoli'de, aşkın bir amaca, anlama ve kültürel kaynaşmışlığa yer yoktur. / Teknopoli'nin geliştiği ortamda bilgi ve insan arasındaki bağ koparılır. / Teknopoli, teknolojinin tanrılaşmasından ibarettir: Kültür, salahiyeti teknolojide aramaktadır, doyumu teknolojide bulmaktadır ve teknolojiden emir almaktadır. / Teknopoli, bir otorite kaynağı aramaktadır ve bulduğu şey istatiksel nesnellik fikridir. / Teknopoli'de yaşayanların özelliklerinden biri, kullandıkları teknolojilerin kökenlerinden ve etkilerinden büyük ölçüde habersiz olmalarıdır. / Teknopoli'de kesin bilgi doğru bilgeye tercih edilmektedir. / Teknopoli'de birini "ahlâkçı" olarak adlandırmak hakarettir. / Teknopoli'de, önemli kültürel sembollerin değersizleştirilmesi işi reklamlar sayesinde gerçekleştirilmektedir. / Teknopoli'de, hayatlarımızı bilgiye erişme arayışıyla geçirmeye sevk ediliriz. "Ne için?" ve "Nereye kadar?"; bu sorulan sormak bize düşmez.

Teknopoli'ye karşı direnenler:

Sorulan soruları ve neden sorulduklarını bilmeden bir ankete ehemmiyet vermeyenlerdir; verimliliğin, insani ilişkilerin aşkın amacı olduğunu reddedenlerdir; aileye sadakâti ve aile onurunu ciddiye alanlardır; teknolojinin hünerlerini takdir eden, fakat teknolojik marifetlerin insanlığın olası en yüksek biçimini temsil ettiğini düşünmeyenlerdir.

--reklam--

Teknopoli Alıntıları - Sözleri

  • Öte yandan, uzun vadede televizyon muhtemelen öğretmenlerin kariyerlerine yavaş yavaş son verecek. Çünkü okullar matbaanın ortaya çıkardığı bir yeniliktir ve basılı yayınlar önemini muhafaza ettikçe okul da ayakta kalacaktır. Öğretmenler dört yüz yıldan beri matbaanın meydana getirdiği bilgi monopolünün bir parçası olageldiler ve şimdi bu monopolün yok oluşuna şahit oluyorlar. Öyle gö­rünüyor ki öğretmenlerin bu yok oluşu engellemek için yapabilecekleri çok az şey var.
  • Manastırın çanları ibadet zamanlarını haber vermek için çalardı. Mekanik saat dini ritüelleri tam zamanında yerine getirmeyi sağlayacaktı. Doğrusu bunu başardı da Fakat keşişler, saatin sadece zamanı belirlemeye yarayan bir araç değil de, aynı zamanda insanlarmeylemlerini eş zamanlı hale getiren ve kontrol eden bir alet olacağını öngöremediler. Bu yüzden 14. yüzyılın ortalarında saat, manastırın duvarlarını aştı ve işçilerin ve tüccarların hayatına dakik düzenlemeler getirdi. Lewis Mumford'un da dediği gibi: "Mekanik saat, düzenli üretim, düzenli çalışma saatleri ve standart ürün fikirlerini mümkün kıldı." Kısaca, saat olmasaydı kapitalizm mümkün olmayacaktı.
  • Aynı anda hem sigara içmenin hem de dua etmenin dinen uygun olup olmadığı hususunda tereddüde düşen iki papaz kesin bir cevaba ulaşmak için Papa'ya mektup yazarlar. Papazlardan biri soruyu şu şekilde sorar: "Dua ederken sigara içmek hoş görü­lebilir mi?" ve hayır yanıtını alır zira dua eden kişi tüm dikkatini duaya vermelidir. Diğer papaz ise sigara içerken dua etmenin hoş görülüp görü­lemeyeceğini sorar ve evet yanıtını alır zira her zaman dua edilebilir. Bir sorunun şekli bizi problemin çözümünü bulmaktan da alıkoyabilir.
  • Düşünmeye iki dakikadan fazla vakit ayıranlar için hiçbir şey aşi­kâr değildir.
  • " Madonna'nın müziğin zirvesine ulaştığına inanan bir genç, insanlığın yükselişini ve düşüşünü birbirinden ayırabilme duyarlılığından yoksundur. "
  • Kepler New Astronomy adlı eserinde: "Azizlerin tabiatın bu tarz meseleleri hakkındaki görüşlerine gelince tek bir cümleyle cevap vereceğim; dinde geçerli olan otoritedir, felsefede geçerli olan ise sadece akıldır." demektedir. Birçok azizin ne dediğini gözden geçirdikten sonra Kepler sözlerini şöyle sürdürür: "Bence bunların hepsinden daha kutsal olanı Hakikat'tir."
  • " Teknopoli ahlaki bir merkezden yoksundur. Merkeze verimliliği, kazancı, ekonomik gelişmeyi koyar. Teknolojik konfor aracılığıyla dünyada cenneti vaat eder. "
  • " İnsan zekasını ölçebilecek hiçbir test mevcut değildir. Zeka, bir insanın gerçek hayattaki, çok değişik şartlarda ortaya çıkan problemleri çözme becerisini gösteren genel bir kavramdır. Şu, uzmanlar hariç herkesçe malumdur ki; her insanın kapasitesi, karşılaşılan proble­min çeşidine göre değişiklik arz etmektedir. Bir testin insan zekasının miktarını açığa çıkarabileceğine inanmışsak eğer artık o testten alınan skor insanın zekası olmaktadır. Test, soyut ve çok yönlü bir anlamı, önemli her şeyi es geçen teknik ve kesin bir terime dönüştürmektedir. "
  • " Teknoloji, ahlaki temelden yoksun bir kültür meydana ge­tirmektedir. "
  • " Kişilik dışı ve sürekli tekrarlanan çalışmasıyla makinelerin hakim metafor olduğu ve ilerlemenin enstrümanı kabul edildiği bir kül­türde öznellik büyük oranda kabul edilemez olur. "
  • " Bilgisayarları kullanmak­sızın nelerin yapılabileceğini hatırımızda tutmamız önemlidir ve ayrıca bilgisayarların kullanımıyla neleri yitirdiğimizi de hatırımızdan çıkamamamız gerekmektedir. "
  • " Teknolojilerin ideolojik anlam­larını göremeyiz. "
  • "Bugünün sıradan insanı ortaçağda yaşayan sıradan insanlar kadar saftır. İnsanlar ortaçağda ne olursa olsun dinin otoritesine inanırlardı. Bugün ise insanlar aynı şekilde bilimin otoritesine inanmaktadırlar." George Bernard Shaw
  • " Kendi kökenlerinizi bilmek sadece dedelerinizin nereden geldiğini ve başından neler geçtiğini bilmek değildir. Ayrıca düşüncelerinizin nereden geldiğini ve neden bu düşüncelere inandığınızı bilmektir; ahlaki ve estetik duyarlılıklarınızın nereden geldiğini bilmektir. Yalnızca ailenizin değil aynı zamanda sizin dünyanızın nereden geldiğini bilmektir. "
  • Yeni teknolojiler ilgilerimizin yapısını (hakkında düşündüğümüz şeyleri) değiştirmektedir. Yeni teknolojiler sembollerimizin özyapısını (düşünce vasıtalarımızı) değiştirmektedir. Ve yeni teknolojiler toplumun doğasını (düşüncelerin geliştiği arenayı) değiştirmektedir. Thamus'un asırlar öncesinden Innis'le yaptığı konuşmayı dinlemeliyiz, konuşmalarına katılmalı ve canlılık kazandırmalıyız. Dünyamızda olagelen tuhaf ve tehlikeli şeylerin çok az farkındayız çünkü bu olanların bir ismi yok. Ben bu olanlara "Teknopoli" ismini veriyorum.

--reklam--

Teknopoli İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Bence her türden insanın okuması gereken bir eser. Harika bir düşünce fırtınası yaşamaktadır. Açıkçası daha önce olaylara hiç bu şekilde bakmamıştım özellikle de hayatımıza giren yeni kavramların, teknolojilerin, nesneler vb. gibi şeylerin bizden neler değiştirip götürdüklerini anlatan muazzam bir bakış açısı. (Emine Demirbaş)

Teknolojinin Bir Adım sonrası: Son dönemlerde en çok beğendiğim yapıtlardan biri oldu. Teknolojinin bir adım sonrasında insanlığı nasıl bir dünya bekliyor'un gayet anlaşılır bir dille izahı... (Mustafa Aldemir)

Muazzam bir fikir fırtınası. 'Televizyon Öldüren Eğlence' kitabıyla hayranı olduğum Prof. Neil Postman, Teknopoli ile de büyüledi. Olayların, olguların tek ve sabit bir noktadan değil çevrelerinde dolanarak her noktasından pozlanarak anlaşılabileceğini hatırlatan, bakışaçınıza yürümeyi öğretecek eserlerden biri Teknopoli. Büyük keyifle okudum. Öğrendim. Bazı savlarına yüksek sesle itiraz da bulundum okurken. Keşke hayatta olsa son on yılı da yorumlayan, ters yüz eden bir eser daha sunabilse diye dertlendim. Teknoloji nedir? sorusuyla tavşan deliğinden içeri girilen ve çok şaşırtıp çok düşündüren bir kitap. (Gökhan)

--reklam--

Teknopoli PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Neil Postman - Teknopoli kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Teknopoli PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Neil Postman Kimdir?

--reklam--

Neil Postman Kitapları - Eserleri

  • Televizyon Öldüren Eğlence
  • Teknopoli
  • Çocukluğun Yokoluşu
  • Amusing Ourselves to Death
  • Technopoly

--reklam--

Neil Postman Alıntıları - Sözleri

  • "Tüm diğerlerinin arasında saygı ve ayıp, bir kez tatmin edildiğinde, zihin için en güçlü dürtüler olur. Çocukların kafasına güven duygusunu, ayıp ve utanma değerlerini sokabilirseniz, onlara doğru ilkeyi kazandırmış olursunuz." #Locke (Çocukluğun Yokoluşu)
  • " Madonna'nın müziğin zirvesine ulaştığına inanan bir genç, insanlığın yükselişini ve düşüşünü birbirinden ayırabilme duyarlılığından yoksundur. " (Teknopoli)
  • Bir kültürün ruhunun tükenmesinin iki yolu vardır. Brincisinde (Orwellcı yol) kültür bir hapishaneye dönüşürken, ikincisinde (Huxleyci yol) kültür bir hicive dönüşür. (Televizyon Öldüren Eğlence)
  • Bir kültür sözlü iletişimden yazıya, basılı yayınlardan televizyon yayınlarına kaydıkça, hakikatle ilgili fikirleri de değişir, Nietzsche'nin dediği gibi, her felsefe yaşamın bir evresinin felsefesidir. (Televizyon Öldüren Eğlence)
  • Bir ayna yalnızca bugün giydiklerimizi yansıtır, dün giydiklerimiz konusunda sessizdir. Televizyonla da aynı şekilde kafamızı süreksiz bir şimdiki zamana gömeriz. (Televizyon Öldüren Eğlence)
  • Aynı anda hem sigara içmenin hem de dua etmenin dinen uygun olup olmadığı hususunda tereddüde düşen iki papaz kesin bir cevaba ulaşmak için Papa'ya mektup yazarlar. Papazlardan biri soruyu şu şekilde sorar: "Dua ederken sigara içmek hoş görü­lebilir mi?" ve hayır yanıtını alır zira dua eden kişi tüm dikkatini duaya vermelidir. Diğer papaz ise sigara içerken dua etmenin hoş görülüp görü­lemeyeceğini sorar ve evet yanıtını alır zira her zaman dua edilebilir. Bir sorunun şekli bizi problemin çözümünü bulmaktan da alıkoyabilir. (Teknopoli)
  • Kepler New Astronomy adlı eserinde: "Azizlerin tabiatın bu tarz meseleleri hakkındaki görüşlerine gelince tek bir cümleyle cevap vereceğim; dinde geçerli olan otoritedir, felsefede geçerli olan ise sadece akıldır." demektedir. Birçok azizin ne dediğini gözden geçirdikten sonra Kepler sözlerini şöyle sürdürür: "Bence bunların hepsinden daha kutsal olanı Hakikat'tir." (Teknopoli)
  • Televizyon okuma-yazma kültürünü genişletmez ve pekiştirmez. Tersine, okuma-yazma kültürüne saldırır. (Televizyon Öldüren Eğlence)
  • In 1936, the great English mathematician Alan Turing showed that it was possible to build a machine that would, for many practical purposes, behave like a problem-solving human being. //1936'da büyük İngiliz matematikçi Alan Turing, birçok pratik amaç için kullanılabilecek ve problem çözen bir insan gibi davranacak bir makine yapmanın mümkün olduğunu gösterdi. (Technopoly)
  • Erasmus, ilahi çağrışımlarından soyunduğu zaman bile ayıbın uygarlaşma sürecinde gerekli bir öğe olduğunu biliyordu. (Çocukluğun Yokoluşu)
  • Çocukluğun ihtiyaç duyduğu şey, sadece, uygarlığın hastalıklı taşkınlıkları tarafından boğulmamasıdır. (Çocukluğun Yokoluşu)
  • When Galileo said that the language of nature is written in mathematics, he did not mean to include human feeling or accomplishment or insight. // Galileo, doğanın dilinin matematikte yazıldığını söylediğinde buna insan duygularının, başarılarının veya içgörülerinin de bu dahil olduğunu kastetmemişti. (Technopoly)
  • Bizim kültürümüz işlerin, bilhassa önemli işlerin yürütülmesinde yeni bir yol izlemeye başlamıştır. Her geçen gün gösteri olan şeyler ile olmayan şeyleri birbirinden ayırmak zorlaştıkça kültürümüzün söyleminin niteliği de değişmektedir. Rahiplerimiz, başkanlarımız, cerrahlarımız, avukatlarımız, eğitimcilerimiz ve televizyon habercilerimiz, kendi disiplin alanlarının gerekliliklerini karşılamaktan ziyade iyi bir şovmenliğin gerektirdiği davranışlara kafa yormaktadırlar. (Televizyon Öldüren Eğlence)
  • Cehalet daima düzeltilebilir bir durumdur. Ancak cehaleti bilgi olarak kabul ettiğimiz zaman ne yapabiliriz? (Televizyon Öldüren Eğlence)
  • Matbaa bize, bedenden ayrılmış zihni verdi fakat bu da bizi, bizden geriye kalanın nasıl denetleneceği sorunuyla karşı karşıya bıraktı. Ayıp, bu tür denetimin düzenlenebileceği bir mekanizmaydı. (Çocukluğun Yokoluşu)
  • ..çocuklar, yüzyıllarca kendilerini “iyi” yapmak ya da doğal enerjilerini baskı altına almak için tasarımlanan bir eğitime maruz kaldılar. (Çocukluğun Yokoluşu)
  • “Çocuklara yönelik giyim endüstrisi, son on yılda çok büyük değişimlere uğradı ve böylece çocuk giyim tarzı giderek ortadan kalkmaya başladı. Artık on iki yaşındaki çocuklar, doğum günü partilerinde takım elbise ya da tayyörler, altmış yaşındaki erkekler ise aynı partilerde kot pantolonlar giymektedirler. On bir yaşındaki kızlar yüksek ökçeli ayakkabılar giymekteler” (Çocukluğun Yokoluşu)
  • " Bilgisayarları kullanmak­sızın nelerin yapılabileceğini hatırımızda tutmamız önemlidir ve ayrıca bilgisayarların kullanımıyla neleri yitirdiğimizi de hatırımızdan çıkamamamız gerekmektedir. " (Teknopoli)
  • Stated in the most dramatic terms, the accusation can be made that the uncontrolled growth of technology destroys the vital sources of our humanity. It creates a culture without a moral foundation. It undermines certain mental processes and social relations that make human life worth living. Technology, in sum, is both friend and enemy. //En dramatik ifadelerle ifade edildiğinde, teknolojinin kontrolsüz büyümesinin insanlığımızın hayati kaynaklarını yok ettiği suçlaması yapılabilir. O, ahlaki temeli olmayan bir kültür yaratır. O, insan hayatını yaşamaya değer kılan belirli zihinsel süreçleri ve sosyal ilişkileri zayıflatır. Özetle, teknoloji hem dost hem de düşmandır. (Technopoly)
  • " Kendi kökenlerinizi bilmek sadece dedelerinizin nereden geldiğini ve başından neler geçtiğini bilmek değildir. Ayrıca düşüncelerinizin nereden geldiğini ve neden bu düşüncelere inandığınızı bilmektir; ahlaki ve estetik duyarlılıklarınızın nereden geldiğini bilmektir. Yalnızca ailenizin değil aynı zamanda sizin dünyanızın nereden geldiğini bilmektir. " (Teknopoli)