Kitap Künyesi

Yazar: Ahmet Kabaklı

Yayın Evi: Türk Edebiyat Vakfı Yayınları

İSBN: 9789757594642

Sayfa Sayısı: 360

--reklam--

Temellerin Duruşması 2 Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Hür ve serbest düşünen insanları "Atatürk düşmanı" diyerek mahvederler. Türettikleri bu heyulânın Atatürk olduğuna bizim cebren inanmamızı isterler. İtiraz eden veya gerçeği açıklayan biri çıksa hemen afaroz ederler. Sun’î katedralleri, bankaları, matbaaları, gizli dernekleri, ders kitapları, sayısız soyguncu kulüpleri, fikir mafyaları, işkence çeteleri ile manevî engizisyonda parçalarlar... Atatürk bahane edilerek yapılan zulüm ve vurgunlar, trilyonla yutulup harcanan millet paraları canmıza yetmiştir. Şu hâlde milletimiz için doğru ve gerekli olan vazife: Uydurma tarih ve inanılmaz efsanelerden kurtulup Atatürk’ün gerçeğini bulmaktır. Çünkü gerçek insan ve seçkin Atatürk yerine, uydurma ve hurafeleri kimse kabul edemez; etmemelidir. Bunun için halkı zorlamak, insan şeref ve havsiyetine tecavüzdür.

--reklam--

Temellerin Duruşması 2 Alıntıları - Sözleri

  • Düşünceye saygı duyulmayan bir toplumda, din, dinsizlik, devrimcilik, milliyetçilik, sosyalizm... Hatta "demokrasi" bile ucu sivriltilmiş işkence âletleri gibidir.
  • Sırlar, esrarlar ülkesidir "Benim Türkiye'm..."
  • Boynumuza emir kumanda zincirleri takılmış gibi, kendimizi öz vatanımızda kürek mahkûmu gibi görmekteyiz.
  • Sonra da kendi kendime: "Her şeyi iyiye yor canım!" dedim.
  • Dünya, demokrasiye yükseldikçe, Türkiye'nin geri kalması, vatandaşlarımıza ve insanlığımıza hakarettir. Unutulmasın ki bu millet 1920'lerde, düşman işgali altında bile misli görülmemiş bir demokrasi içinde hem yaşamış hem de düşmanlarını yenebilmiştir. Demek ki başarının sırrı bağımsızlık ve milli kültüre bağlı sevgi ve feragattir; iman hâline getirilmiş millet saygısı ve hürriyet aşkındandır.
  • "Ne çirkin yüzler örtermiş meğer bir incecik perde."
  • Köroğlu dağlarda dolaşırken bir gün keçilerini otlatan ihtiyar bir kadına rastlar. Kadın mütemadiyen, 'Köroğlu gözün kör olsun' deyip durmaktadır. Köroğlu kendisini tanımayan kadının yanına giderek, Köroğlu'na niçin beddua ettiğini, kendisine bir kötülüğü dokunup dokunmadığını sorar. Kadının cevabı maalesef hâlâ tazeliğini koruyup duruyor: - Ne bileyim oğlum, herkes diyor, bende diyorum!
  • Eğitimde hürriyetten, ilimden, doğru ve hür düşünceden mahrum bırakılan bu gençler, elbette bu korkulu yasaklı düzenin pençesinde, basit, çıkarcı, yarım aydın olmaya mahkûmdurlar.
  • Hiç kendi kurduğu devleti çapulculara çiğneten bir devlet adamı ve hatta devlet kuran (olmaz ya) bir ihtilâlci düşünebiliyor musunuz?
  • Said Bilgiç (Isparta Milletvekili): "...Rejimlerin şahıslara izafesi ancak faşistlere yaraşır."
  • Bu konuya iyi parmak basılmasını istiyorum. Hem seçmeni tehdit ederek falan veya filân partiye oy vermediği için kınayıp korkutacaksınız hem de lâik ve demokratik bir ülke olduğunuzu iddia edeceksiniz... Bu, yanlıştan da öteye hukuk ve mantık dışıdır.
  • Her türlü zorbalık ve kabadayılıkların dumanımızı attırdığı hürriyetsizlik ve saygısızlıklara karşı çıkmak için elbette demokrasi fazileti gerekiyor. Bunu içine sindiremeyen cağ dışı ve insanlıktan uzak aydınların kahrını bu güzel millet, daha ne zamana kadar çekecek?
  • "Kahramanı, asıl putlaştırdığınız zaman öldürürsünüz."
  • Hakkında yalanlar ve dokunulmazlıklar icat ederek sömüren, olduğundan başka bir Mustafa Kemal icadına kalkışan Atatürkçü grubundan ben de milletimiz de davacıyız.
  • "Avrupayı gözümüzde büyütmeyelim, biz de milli şahsiyetimize sarılalım."

--reklam--

Temellerin Duruşması 2 İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Tarih özneldir. Fizik kimya veya biyoloji gibi pozitif bilim değildir. Aktarıcılar ne kadar tarafsızsa o kadar gerçeğe yaklaşılır. Toplumlar ve yazarla tarafsız olamaz. Az çıkar tarafsız olan. Zordur tüm gerçekleri çıplaklığı ile haykırmak. Bedel ister. Burun sürtülür. O yüzden gerçek tarihçi olmak zordur. Mangal gibi yürek ister. (Hidayet Tereci)

İstanbul Hukuk'ta öğrenciyim. Yakın tarih hakkında birbirine zıt fikirler kılıç kalkan oynuyor...Farklı, doğru, belgeye dayanan kitap ve yazar arayışı içerisindeyim... Temellerin Duruşması bu derde deva ender eserlerden... Bir Türk entelektüelin okuması gereken bir kitap...Özellikle Atatürk'ü daha farklı bir gözden incelemek isteyenler... (Sait çelik)

--reklam--

Temellerin Duruşması 2 PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Ahmet Kabaklı - Temellerin Duruşması 2 kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Temellerin Duruşması 2 PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Ahmet Kabaklı Kimdir?

1924 yılında Harput'ta doğdu. 1931 yılında Elazığ Numune mektebine girdi,ilk ve orta öğrenimini tamamladı.

Elazığ Lisesi'nden 1944 yılında mezun oldu ve Edebiyat Fakültesine kayıt yaptırdı.

20 Kasım 1946 tarihinde "Yunus Emre mi Yalan Söylüyor, Gölpınarlı mı? " başlıklı yazısının Son Saat Gazetesinde yayınlanması ile yazı hayatı başladı. "Hareket" Dergisinde "Ayın Hercümerci" başlığı ile yazılar yazmaya devam etti. 1948 yılında İstanbul Edebiyat Fakültesi Türk Dili Edebiyatı Bölümünü bitirdi ve Diyarbakır'da öğretmenlik hayatına başladı, 2 yıl öğretmenlik yaptı ve aynı zamanda "Karacadağ" dergisini yönetti.

Askerliğini yapmak üzere görevinden ayrılıp Manisa'ya gitti; askerlik görevini tamamladıktan sonra 1951 yılında Aydın Ticaret Lisesi'nde yeni öğretmenlik görevine başladı. Aynı lisede öğretmenlik yapan arkadaşı Meşkure Hanım ile 1952 yılında evlendi. 1955 yılında Ankara Hukuk Fakültesine kayıt oldu.

1956 yılında Tercüman Gazetesi'nin düzenlediği fıkra yarışmasında "Üniversitede Münazaralar" yazısı birinci seçildi. Eğitim stajını yapmak üzere Milli Eğitim Bakanlığı tarafından bir yıllığına Paris'e gönderildi. Yazılarına "Uzaktan uzağa", "Paris'ten Paris notları", "Paris Mektupları" başlıkları altında Paris'ten devam etti.

1958 yılında Türkiye'ye dönünce İstanbul Çapa Eğitim Enstitüsüne öğretmen olarak atandı. İstanbul Hukuk Fakültesindeki eğitimini 1959 yılında tamamlayıp 1961 yılında İstanbul Barosu Avukatlarına katılarak kısa bir süre avukatlık yaptı.

1961 yılında Tercüman Gazetesinde "Gün Işığında" adlı köşesinde yazmaya başladı. Çapa Eğitim Ensitüsünde 1969 yılına kadar öğretmenlik yaptıktan sonra İstanbul Yüksek Öğretmen Okulunda öğretim görevlisi olarak çalışmaya devam etti. 1974 yılında emekli oldu. İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı'nda edebiyat dersleri verdi.

1978 yılında Meşkure Kabaklı, Rıfat İzzet Çokum, Sevinç Çokum, İskender Öksüz,Cahit Dodanlı Emine Işınsu Öksüz, Tahir Kutsi Makal, Süha Burçkin, İrfan Atagün, Halis Akaydın, İsmail Gerçeksöz ile beraber Türk Edebiyatı Vakfı 'nı kurdu ve ölünceye dek başkanlığını yaptı.

"Gün Işığında" köşesine 1991 yılından itibaren Türkiye Gazetesi'nde devam etti.

1995 yılından itibaren Türk Dil Kurumu asil üyeliğini görevini de sürdürdü.

14 Aralık 1996 tarihinde Aydınlar Ocağı ve 55 gönüllü kuruluşun desteği ile düzenlenen törende, Atatürk Kültür Merkezi'nde kendisine "Şeyhülmuharririn" unvanı verildi.

17 Kasım 2000 tarihinde geçirdiği kalp rahatsızlığı sonucu hastanede tedavi görmeye başladı, 23 Aralık 2000 tarihinde hayat arkadaşı Meşkure Kabaklı'nın vefatinden 47 gün sonra 8 Şubat 2001 tarihinde vefat etti.

Eserleri

Kültür Emperyalizmi , Müslüman Türkiye , Mehmet Akif , Yunus Emre , Mevlana , Ejderha Taşı , Ecurufya , Sohbetler 1-2 , Temellerin Duruşması 1-2 , Güneydoğu Yakından , Şiir İncelemeleri , Doğudan Doğuş , Sultanü ş Şuara Necip Fazıl , Şair i Cihan Nedim , Türk Edebiyatı 1-2-3-4-5 (5 Ciltlik en önemli eseri

--reklam--

Ahmet Kabaklı Kitapları - Eserleri

  • Temellerin Duruşması
  • Temellerin Duruşması 2
  • Necip Fazıl
  • Mehmet Akif
  • Kültür Emperyalizmi
  • Nazım Hikmet
  • Mevlana
  • Yunus Emre
  • Ejderha Taşı
  • Alperen
  • Çağlara Hükmedenler
  • Türk Edebiyatı
  • Türkiye’yi Yoğuranlar
  • Türk Edebiyatı
  • Müslüman Türkiye
  • Sanat ve Edebiyatımız
  • Bu Dünyadan Kimler Geçti
  • Şiir İncelemeleri
  • Sınırların Ötesi
  • Aşık Edebiyatı
  • İrfan ve İnsan
  • Bürokrasi
  • Tasavvuf Tarikat Edebiyat
  • Türk Edebiyatı - Cilt 2
  • Fatih ve İstanbul
  • Divan Edebiyatı
  • Türk Edebiyatı - Cilt 3
  • Edebiyat Akımları
  • Mabet ve Millet
  • Türk Edebiyatı - Cilt 1
  • Edebiyat Türleri
  • Gönül Seheri
  • İstanbul Güldestesi
  • Devlet Felsefemiz
  • Ermişlerin Sohbeti
  • Muhayyelat-ı Aziz Efendi
  • Şair-i Cihan Nedim
  • Bizim Alkibiades
  • Seyirlik Oyunlar
  • Doğudan Doğuş
  • Nerede, Ne Yazdı?

--reklam--

Ahmet Kabaklı Alıntıları - Sözleri

  • Hâmid Halkçı ve Milliyetçidir. Milliyet anlayışı, İslâmiyetle iç içedir. İslâmlığı her zaman yüceltir. Onu milliyetimizin esaslı bir unsuru sayar. Ama dinde bazı reformlar yapılmasını da ister. Onca din kitapları millî dille yazılmalıdır. İslâmlık dünyaya açık ve iyi anlatıldığı zaman insanlığa ışık tutacak bir dindir. Bu din yobazlığa gelmez ve taassupla hiçbir münasebeti yoktur. İslâmın büyüklüğüne lâyık olmak isteyenlerin geniş kültürlü, hoşgörülü olmaları şarttır. (Türk Edebiyatı)
  • Dilberün işi itâb u nâz olur Ceşmi câdu, gamzesi gammâz olur İy gönül sabr it tahammül kıl ana Yâra irişmek işi az az olur (Divan Edebiyatı)
  • Allah'tan gelene râzı olursak Allah da bizden râzı olur. (Mevlana)
  • Bu yaman vecize, komünizmin ve sosyalizmin boğulup öldürüldüğünü, Mark ve Leninin bütün ütopya ve iddialarının bürokrasi elinde bir yalan, bir ideolojik baskı ve çıkar aracı haline geldiğini gösterir. (Bürokrasi)
  • Dolular hazinesinde, bir yığın boşlarız biz. (Gönül Seheri)
  • Biz kendilerine söyleyelim:"İrtica" bir peşin fikre körü körüne saplanmak, yani cahillik, yarım aydınlık demektir. Bu kalıpta insanlar, dindar geçinenler arasında bulunduğu gibi komünistler, faşistler ve kendine "İlerici" süsü veren zavallılar arasında da bulunabilir. İrtica, bir de iftiracılık ve saygısızlık demektir. Bir yazar, eğer; şu dünyaya en müspet ve aydınlık dini getirmiş olan Büyük Peygamber'in fikirlerine "geri" diyebiliyorsa, irticayı bulmak için uzağa gitmeye hacet yok. O yazar "Mürteci" nin kendisidir. (Müslüman Türkiye)
  • Benim dinim ne ümittir ne korku, Allah ‘ıma sevdiğimden taparım. Ziya GÖKALP (Bu Dünyadan Kimler Geçti)
  • “Mecnun, Leylâ"ya mektup yazmak istedi. Kalemi eline alıp şu beyti yazdı: Hayalin gözümde, Adın ağzımda, Yâdın kalbimde, Ben nereye yazayım? Senin hayalin gözlerime yerleşmiş, Adın dilimden düşmüyor, Yâdın canımın içinde yer etmiş. O hâlde mektubu kime yazayım? Sen ki bu yerlerde gezip dolaşıyorsun... Ve kalemi kırıp kâğıdı yırttı.” (Mevlana)
  • Saltanat veya dikta ile yönetilen ülkelerde bürokrasi, başbakandan, hatta bazan devlet reisinden başlar. Demokrasilerde ise halk tarafından seçilmiş oldukları için başbakanlar, bakanlar bürokrat değil, halkın temsilcileridir. Demokrasilerde bürokrasinin en üst kademesi müsteşarlardan. (Bürokrasi)
  • Câh ile gelmez fazîlet câhile. (Cahil kişi, yüksek mevkie geçmekle faziletli olamaz.) (Bürokrasi)
  • Yedi meçhul üstüne açılmış Yedi tepe (İstanbul Güldestesi)
  • Yahya Kemale sual: İstanbul ve Paris'ten sonra, en çok kaldığınız üçüncü şehir de Madrit'tir, dedim.Madrit'i yahut bütünüyle "Endülüs"ü nasıl bulmuştunuz? Oradan birkaç intiba lütfeder misiniz? -Madrit, sıkıntılı bir şehir olmakla maruftur. 8-9 asır ewel mutekit ve münzevilerin (dünyadan el ayak çekip yalnız yaşayanların) diyarı olduğu için, Araplar tarafından "mücerrid" ismi verilmiş olan Madrit'ten ben memnundum (Türkiye’yi Yoğuranlar)
  • Yoksul, Müslüman halkımızın ve çocuklarımızın bereket ve ümit kahramanı olan Hızır gibi bir sembol dururken, Batı’dan “Noel Baba”lar aşırıp onun mankenlerini süslemeye kalkmak... Kültür emperyalizmi karşısındaki çaresizlik ve şahsiyetsizliğimizin, şapkalı, cübbeli belgesidir. (Şiir İncelemeleri)
  • "Çünkü bunlar 'züğürt inkılâpları'dır. Çünkü bunu yapanlar, binlerce yıllık bir kültürle oynayarak oyalanıyorlardı." (Temellerin Duruşması)
  • 'Geri gelmesi mümkün olmayan, hatırlanmamalı.' Nâzım Hikmet (Nazım Hikmet)
  • Akif, Müslümanlığın gerilikle, tembellikle, vurdumduymazlıkla, riya ve gösterişle, merhametsizlikle, haksızlığa boyun eğmekle mümkün olmadığını haykıran mürşittir... (Mehmet Akif)
  • Çok umumileşen yanlış bir düşüncenin aksine: Bu kasidenin Sultan Hamid’e karşı olmak ve onu yermekle hiç alâkası yoktur. Namık Kemal’in “Bâb-ı hükûmet”ten çekilmesi 1867 yılındadır. Bu şiiri, Paris ve Londra’da bulunduğu yıllarda yazdığı anlaşılmaktadır. Çünkü bazı beyitlerine, Londra’da çıkardıkları “Hürriyet” gazetesinde rastlanıyor. O tarihte Osmanlı tahtında Sultan Aziz, sadrazam olarak da Âli Paşa bulunmaktadır. (Şiir İncelemeleri)
  • Her türlü zorbalık ve kabadayılıkların dumanımızı attırdığı hürriyetsizlik ve saygısızlıklara karşı çıkmak için elbette demokrasi fazileti gerekiyor. Bunu içine sindiremeyen cağ dışı ve insanlıktan uzak aydınların kahrını bu güzel millet, daha ne zamana kadar çekecek? (Temellerin Duruşması 2)
  • Bir millet, yalnız ordusu ile savaşmaz, ancak kültürü, İnan’ı, milli birlik ve ülküleri ile savaşabilir... (Sınırların Ötesi)
  • Türk milletinin geleceğe dönük bütün tasarıları, halkçılığı, insancılığı, ahlâkı, kalkınması, ancak yakın ve uzak tarihimizi objektif tarafsızlıkla tanımamız sayesinde gerçekleşir. (Temellerin Duruşması)