Kitap Künyesi

Yazar: Maksim Gorki

Çevirmen: Akşit Göktürk

Yayın Evi: Yapı Kredi Yayınları

İSBN: 9789750843006

Sayfa Sayısı: 64

Tolstoy'dan Anılar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Altın dönemini yaşayan Rus Edebiyatı’nın “sahne arkasına” atılan kısa fakat hayli bilgilendirici bir bakış.

Maksim Gorki Tolstoy’dan Anılar’da ünlü yazarın ağır hastalığıyla iyileşmesi dönemine ilişkin gözlemlerini aktarıyor. Canlı anlatımı ve geleneksel yüceltme yaklaşımının dışına çıkması nedeniyle Gorki’nin başyapıtları arasında yeralan bu kitap, Tolstoy’un Dostoyevski ve Çehov gibi bazı öne çıkan Rus yazarlar hakkında düşüncelerinden kesitler de içeriyor.

İnanç da sevgi gibi, biraz yiğitlik, biraz gözü peklik ister. İnsan kendi kendine ‘inanıyorum’ derse olur biter; o zaman her şey gönlünüzce görünür, açıklanır, sizi kendine çeker. Nitekim çok seviyorsun; inanç da daha büyük bir sevgidir ancak: Daha da çok sevmelisin, o zaman sevgin inanca dönüşür. İnsan bir kadını severse, o kadın doğrudan doğruya yeryüzünün en iyi kadını olur. Herkes en iyi kadını sever, bu inançtır işte.

Tolstoy'dan Anılar Alıntıları - Sözleri

  • İnsan bir kadını severse, o kadın doğrudan doğruya yeryüzünün en iyi kadını olur.
  • Ölüm olduktan sonra, hangi gerçekten söz edilebilir ki.”
  • Hiç kimsenin seni etkilemesine göz yumma, hiç kimseden de korkma, işte o zaman başarılısın.
  • "Bir insan düşünmeyi öğrenmişse, ne konuda düşünürse düşünsün, hep kendi ölümüdür düşündüğü. Bütün filozoflar böyledir. Ölüm olduktan sonra, hangi gerçekten söz edilebilir ki?"
  • Birtakım şeyleri insan başkalarına söylemez. Kendisinin de korktuğu kimi düşünceleri var şüphesiz.
  • Çok okuduğunu söylediler bana;doğru mu? “Bilmiyor musun? “Evet, çok.”
  • ...çünkü hiçbir zaman kendim için, kendi benliğim için yaşamadım.
  • Budalaca bir şeydi alınmak.
  • İnsanlar yaşamak isterler, ama o:"Bu dünyadaki yaşamamızın hepsi boş," diye kandırmaya çalışır onları.
  • Yazdığım, söylemek istediğimin hepsi değil..
  • ..."Tanrı bize acısın." Gene de acı bir öykü bu.
  • "Herkes kendini kendince kurtarmalıdır."
  • Oransız ölçüde aşırı gelişmiş bireyselliği korkunç bir durum­du..
  • Mucize diye bir şey yoktur.
  • Bir erkeğin bir kadına, o kadının, kendisiyle ilgili olarak bilmesi gereken şeylerden daha fazlasını söylediği anlar vardır. Erkek söyler, sonra da unutur, ama kadın unutmaz.

Tolstoy'dan Anılar İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Kusursuz değil huzursuz bilge: Rus edebiyatı deyince akla belli isimler geliyorsa, Tolstoy mutlaka ilk gelenlerdendir. Tolstoy’un bendeki karşılığıysa; bir bilge. Fikirleri ve eserleri sadece kendi ülkesinde değil tüm dünyada ona belli bir saygınlık kazandırmıştır. Kitapta Gorki’nin anlattıklarına bakarsak ölümü sonrasında Rus halkının tepkileri de bir bilgeyi uğurlama hüznünde olmuş. Kitap zaman olarak, Tolstoy’un ağır hastalandığı ve iyileşme sürecini geçirdiği Gaspra’daki dönemi ve Yasnaya Polyana’dan ayrılışı ile ölümü sonrasındaki zamanları temel almakta. Anlatıcımız olan Gorki, Tolstoy’un ağır hastalığı zamanlarında Çehov ve diğer birkaç sanatçıyla birlikte Tolstoy’a arkadaşlık etmiş. Zaten kitapta o dönemde Gorki’nin izlenimleri ve Tolstoy’la yaptığı sohbetler sonrası tuttuğu notların derlenmesiyle oluşuyor. Kitabın sonunda bir de Tolstoy’un ölümü ertesi Gorki’nin yazdığı uzunca bir mektup var. Bu mektupta da yine Gorki’nin Tolstoy’a dair fikirleri ve ortak anıları mevcut. Peki Gorki’nin Tolstoy’a bakışı nedir? Kitabın yönünü belirleyen kilit soru bu. Bir methiye mi? Yoksa yergi mi? Cevap ikisi de değil. Gorki, Tolstoy’a büyük hayranlık duyan ve sürekli O’na gerek zihninde gerekse de şifahen sorular yönelterek Tolstoy’u anlamaya çalışan birisi sadece. Kitap da bu çabanın eseri. Birini ya da bir şeyi tanımanın en basit ve pratik yolu ona sorular sorarak yaklaşmaktır. Aksi takdirde duyulan hayranlık saman alevi gibi geçici, sabun köpüğü gibi boştur. Zira anlamadan kolay öven kolayca da sövecektir. Bu eseri de öne çıkaran taraf Gorki’nin hakkaniyetli yaklaşarak Tolstoy’u öznel bir biçimde değerlendirmeye çalışması. Evet, yeri geliyor övüyor yeri geliyor endişelerini dile getiriyor ve eleştiriyor. Gorki’nin notlarından gidecek olursak, Tolstoy’un bahsedilen dönemde en çok söz açtığı konular; Tanrı, köylüler ve kadın, edebiyattansa arada bir bahsediyor. O’nu en çok uğraştıran ve açıktan açığa kemiren düşünce, Tanrı düşüncesi. Hatta onun bu konudaki huzursuz ve arayan tavrı yaşamını Kont Tolstoy olmaktan ermiş Leon olma çizgisine taşımıştır (Bu konuyu Tolstoy’dan kitap/itiraflarim--2806 kitabında ayrıntılı olarak dinlemek mümkün). Gorki’yse bunu bir türlü anlayamaz. Tolstoy’a bu konuda sürekli farklı sorular sorar. Tolstoy her seferinde karışık, belirsiz cevaplarla deyim yerindeyse topu taca atar. En sonunda Gorki “O’nun, Tanrı’yla çok şüpheli ilişkileri var” sonucuna varır. Tolstoy’un karmaşık düşüncelerinin olduğu ve söz açtığı diğer konu ise kadın konusudur. Bu konuda çok konuşmayı sever, etrafına zorlayıcı sorular sorar, bazen kızar Gorki’yi kızdıracak şekilde kaba ve keskin konuşur. Bazense bu konuda ne kadar pişmanlıkları olduğundan dem vurur. Gorki, kadınlara karşı açıktan düşmanlık tavrı sergilemesi üzerine tahminde bulunur ve der ki: “Kadınlara amansız bir düşmanlık besliyor bence, onları cezalandırmaktan hoşlanıyor… Alabileceği bütün tatları alamamış bir erkeğin düşmanlığı bu, ya da ruhun “gövdenin aşağılık dürtülerine” karşı düşmanlığı. Ama gene de düşmanlık işte, soğuk bir şey, Anna Karenina’daki gibi.” Tabii bu Gorki’nin tahmini. Bu cephe alışın ardında, pişmanlıkları ya da başka nedenler de olabilir. Köylüleri sever, onların hayat bilgisi ve yaşam gücü bakımından daha üstün olduklarına inanır ve onlara dair hikayeler anlatır. Konuşurken de köylü deyimleri kullanmayı tercih eder. Edebiyat konusundan konuşmaktan hoşlanmayan Tolstoy, yine de bu sohbetler esnasında, birtakım yazarlar hakkında görüşlerde bulunuyor. Yakın arkadaşı Çehov’u severken, Dostoyevski’yi ise mistik doğu felsefesi ve inanışlarına yabancı olduğu için ruhu rahatsız ve karmaşık yazan biri olarak gördüğünü ve ondan pek hoşlanmadığını anlıyoruz. Yine Dickens ve diğer bazı yazarlara dair de yorum ve benzetmelerde bulunuyor. Gorki, Tolstoy’a çok büyük saygı duyuyor. Hatta ölümünden sonra kendini öksüz kalmış hissedip ağlayacak kadar. Hayranlığı, Tolstoy’un jest ve mimikleriyle, fiziksel duruşuyla ve zihinsel kararlılığıyla, zekâsı ve bilgece tavırlarıyla, anlattığı konularda muhatabında saygı uyandıracak bir hâle gelmesi ve adeta muhatabı karşısında büyümesiyle daha da artıyor ve Gorki bu konuda şunları söylüyor: “Herkes gibi ben de onun, dahi adının en çok yaraşacağı bir kişi olduğunu biliyorum; daha karmaşık, daha karşıt, böyle her yönüyle büyük bir kişi daha yoktur – evet, evet, her yönüyle büyük…-bir kutsal kişinin ermişin yaşamı; ama hiç şüphesiz onun büyüklüğü, kutsallığı insan oluşunda, çılgın, ezici güzellikte bir insan; bütün insanoğullarından biri.” Buna rağmen Gorki, yeri geliyor Tolstoy’da nefret ettiği yanlardan ve kendisinde endişe yaratan taraflardan da bahsederek Tolstoy’u eleştirmekten geri durmuyor. Orantısız şekilde aşırı gelişmiş bireyselliğini korkunç bulurken, kadınlar hakkındaki görüşlerine tahammül edemez, din konusundaki vicdanı önceleyen ve insanı sıkıştıran, ona belirli sınırlar çizen anlayışı da dogmatik bir sıkıştırma olarak görür, acı çekmeye yatkın inancını bir türlü kabullenemez. Zaten Gorki’nin Tanrı inancı da yoktur. Bu konuda Tolstoy, Gorki’nin üzerine gittiğinde verecek cevap bulamaz ve zor anlar yaşar. Yani bu konuda epey farklıdırlar. Tolstoy, sürekli arayışı, düşünceleri ve acı çekmeye olan inancı nedeniyle mutlu değildir. Sürekli “mutluyum, çok mutluyum, sonsuz mutlu” demesine rağmen cümlesinin sonuna “acı çekmek” i de ekler. Hayatını yakından gözlemleyen Gorki, onun mutlu olduğuna inanmaz ve şöyle der: “Ama o hiçbir zaman mutlu değildi, hiçbir zaman, hiçbir yerde; adım gibi biliyorum bunu: Ne “bilgelik kitaplarında” ne “bir atın sırtında” ne de “bir kadının kollarında” buldu “yeryüzü cennetinin” bütün tatlarını. Fazlaca usa bağlı böyle bir şey için, yaşamayı, insanları fazlaca tanıyor.” Ana hatlarına değindiğim, kusurlarıyla birlikte verilen bu “huzursuz bilge” yi anıları ve görüşleriyle anlatan kısa kitapla, Tolstoy’a dair birçok konuda fikir sahibi olmak ve O’na biraz daha yaklaşmak mümkün. “Sorularında amansız, cevaplarında ise çekingendi, bütün bilge kişiler gibi.” (Emin K.)

Maksim Gorki ve Tolstoy benim için çok önemli yazarlar. Tolstoy'tan sadece bir eser okusam da ( İnsan Ne İle Yaşar?) Tolstoy'un düşünce çizgisini çok merak ediyordum. Bu eserde Tolstoy'un Gorki hakkında düşünceleri, Rus toplumu hakkındaki görüşleri gibi daha birçok konuda fikirlerini okuyoruz. Edebiyat hakkında düşünceleri kimilerince garipsenebilir. Önerdiği yazarlar arasında bilmediğim yazarlar olması beni çok sevindirdi. Gorki hakkında bazen ona mujik olmadığını bazen de tam bir mujik olduğunu söylerekten Gorki'nin alınmasına sebep oluyor. Çelişkili bir yazar Tolstoy. Tabii bu eserde hasta olduğu zamanlarında olduğunu bildiğimiz için (aynı zamanda da yaşlı) bu çelişkili düşünceleri bu anlamda anlaşılabilir gelebilir. Tolstoy'un nasıl bir yazar olduğunu anlamak adına mutkaka okunmalı bu eser. Maksim Gorki'nin de muhteşem gözlem gücüyle bir anlamda Tolstoy'u tanıyoruz. (Sena Atbaş)

Tolstoy’dan Anılar, Maksim Gorki’nin Tolstoy ile ilgili notlarından ve sonunda da Tolstoy’un ölümü üzerine yazdığı tamamlanmamış bir mektuptan oluşuyor. Tolstoy’un köylü halk, kadınlar, edebiyat, sanat, inanç gibi konulardaki ve Dickens, Balzac, Dostoyevski gibi birçok yazarla ve bazı eserlerle ilgili fikirlerini okuyoruz anılarda. Tolstoy’un fikirlerini daha yakından tanıyabileceğiniz ve Gorki’nin gözünden Tolstoy’u görebileceğiniz bir eser. Yer yer Tolstoy’un bazı düşüncelerinden pek hoşlanmasam da bazı yerlerde de son derece etkilendim. Özellikle Gorki’nin Tolstoy hakkında söyledikleri, onun ölümünden duyduğu üzüntü duygusal olarak beni çok etkiledi. Rus Edebiyatı’nın dahi ismi Tolstoy’u daha yakından tanımak isteyenlere okumalarını tavsiye ederim. (Begüm Şahbaz)

Kitabın Yazarı Maksim Gorki Kimdir?

1892 yılında Tiflis'te, Kafkasya Gazetesi'nde çalışmaya başladı. Yoksullukla ve acıyla dolu bir hayat sürdüğü için Rusça'da acı anlamına gelen Gorki takma adını kullanmaya başladı. 1895'te St. Petersburg'da yayınlanan bir dergide çıkan Çelkaş adlı öyküsü ile ünlendi. Ardından Yirmi Altı Erkek ve Bir Kız öyküsü yayınlandı.

Ünü hızla yayıldı. Bu öyküler kadar başarılı olmayan bir dizi roman ve öykü daha yazdı. Gorki'nin 1898 yılında yayınlanan ilk kitabı Hikâye Denemeleri (Очерки и рассказы) çok beğenilir ve yazarlık kariyerinin başlangıcı sayılır. İlk romanı Foma 1899'da basıldı. Bu dönemde sağlam bir olay örgüsü kuramaması ve yaşamın anlamı üzerine uzun felsefik tartışmalara girmesi romanlarının başarısını düşürür. 1906'da yazdığı ve Rus Devrimi'ne adadığı Ana en başarılı romanıdır. 1899-1906 arasında St. Petersburg'da yaşar. Gorki, Çar rejimine açıkça karşı çıkmış ve bu yüzden birçok kez tutuklanmıştır. Çarlık tarafından kontrol ve baskılara maruz kalmıştır. 1901'de Fırtına Kuşunun Türküsü isimli kısa şiiri yüzünden tutuklandı. Kısa sürede serbest kaldı, Kırım'a gitti.

Gorki birçok devrimci ile tanıştı. Lenin'le tanıştığı 1902 yılından itibaren aralarında yakın bir arkadaşlık oluşmuştur.

1902 yılında Rusya Edebiyat Akedemisi'ne seçilir. Ancak Çar II. Nikolas buna izin vermez. Anton Çehov ve Vladimir Korolenko bu tavrı protesto eder ve Akademiden ayrılır.

Başarısız olan 1905 Rus Devrimi sırasında Peter ve Paul Kalesi'nde kısa bir süre daha hapis kalır. Gorki Güneşin Çocukları adlı oyununu yazar.

Oğlunun Mayıs 1935'teki ani ölümünü takiben Gorki de, 1936 yılında Haziran ayında öldü. Her ikisinin de ölümü şüphe altındadır. Zehirlendikleri iddia edilmiş, ama bu iddia hiçbir zaman ispatlanamamıştır. Gorki'nin cenaze töreninde tabutu taşıyanlar arasında Stalin ve Molotov da yer alacaklardır.

1938'de Buharin'in mahkemesinde Gorki'nin NKVD başkanı Yagoda tarafından öldürüldüğü itiraf edilmiştir.

Maksim Gorki Kitapları - Eserleri

  • Ana
  • Ekmeğimi Kazanırken
  • Benim Üniversitelerim
  • Arkadaş
  • Çocukluğum
  • Üçler

  • Foma
  • Özgürlük
  • Soytarı
  • Bozguncu
  • Fırtınanın Habercisi
  • Taşralı Oblomov Matvey Kojemyakin 1. Cilt
  • Taşralı Oblomov Matvey Kojemyakin 2. Cilt

  • Mujik
  • Yol Arkadaşım
  • Ayaktakımı Arasında
  • Küçük Burjuvalar
  • Aşk Rüyası
  • Yaşanmış Hikayeler
  • Yararsız Bir Adam

  • Serçecik
  • Bozkırda
  • Ekmek İşçileri
  • Günlüğümden Notlar
  • Acı Günler
  • İnsanlarımız
  • Tolstoy'dan Anılar

  • Klim Samgin'in Yaşamı 40 Yıl (1. Cilt)
  • Klim Samgin'in Yaşamı 40 Yıl (2. Cilt)
  • Klim Samgin'in Yaşamı 40 Yıl (3. Cilt)
  • Klim Samgin'in Yaşamı 40 Yıl (4. Cilt)
  • Makar Çudra - Çelkaş - Yol Arkadaşım
  • Edebiyat Yaşamım
  • Hainin Anası

  • Zulüm
  • Öyküler
  • Sıkıntı
  • Seçilmiş Öyküler
  • Halkın İçinde
  • Amerika’dan İtalya’ya
  • Seyirciler

  • Yirmi Altı Adam ve Bir Kız
  • Matvey Kojemyakin
  • Üç Uzun Öykü
  • Artamonovlar
  • Edebi Portreler
  • Dede ile Torunu
  • Güneşin Çocukları Barbarlar

  • Stepte
  • Endişe Verici Bir Kitap
  • Gorki’nin Mektupları
  • Konovalov
  • Hapiste
  • Varenka Olesova
  • Ana - İki Şehrin Hikayesi

  • Mujik ve Öyküler
  • Karşılık Görmiyen Aşk
  • Lenin'den Anılar
  • Küçük Burjuva İdeolojisinin Eleştirisi
  • Danko'nun Yüreği
  • Çanlar Çalınınca
  • Sovyet Öyküleri 2

  • Makar Çudra
  • Toplu Oyunları 1
  • Toplu Oyunları 3
  • Toplu Oyunları 2
  • Şahin Türküsü
  • Buzların Çözülüşü
  • Münzevi

  • Güneş Çocukları
  • İki Oyun: Richard Waverly Davası / Sonuncular
  • Gorki - Otobiyografik Üçleme
  • Unutulmuş Hayatlar
  • Sürgün
  • Körlerin Türküsü
  • Fırıldaqçı

  • Mavi Bir Yaşam
  • İki Arkadaş
  • Anılar&Mektuplar
  • Çelkaş
  • Seçilmiş əsərləri, Birinci cild
  • Hayat Kadını Tereza

Maksim Gorki Alıntıları - Sözleri

  • Haklısın, bizimkiler hikaye uydurmada pek ustadır... Hayatında hiçbir güzel şey bulunmayan bir insanın bir hikaye uydurup gerçekmiş gibi anlatmasında ne kötülük var? Anlatır, masalına kendi de inanır, bir parça avunur. Çok insan böyle yaşar. Engel olamazsın buna... (Konovalov)
  • "... na dinya çewt vıraziya." (Ekmek İşçileri)
  • Mən dünyaya razılaşmamaq üçün gəlmişəm (Seçilmiş əsərləri, Birinci cild)
  • Ruslar, çalışmaya hayrandır, ama ona inanmazlar. Hareketli bir yazar, örneğin bir Jack London, Rusya'da çıkamazdı. (Edebiyat Yaşamım)
  • “Sıcaktan, gürültüden ve yorgunluktan bunalmış, sırtlarındaki paçavraları sürükleyerek sağa sola koşuşan insancıklarla; kocaman gövdeleri güneş altında parıl parıl parlayan makineler arasındaki ayrım korkunçtu. Oysa bu makineleri insanlar yaratmıştı. Üstelik onları harekete geçiren şey de, motordan önce yine insan gücüydü.”.. (Çelkaş)
  • --- Ne kadın be, diye mırıldandı Mişa. Nasıl çalışmış ömür boyu, nasıl sevmiş. Basit ama dokunaklı bir hikaye...!" (Sürgün)

  • Gençliğin verdiği çoşkunlukla kişiliği yepyeni hislerle dolup taşıyordu... (Sürgün)
  • "Tüm insanlar yeryüzünde fazlalıktır. " (Ayaktakımı Arasında)
  • Hepimiz birbirimize hiç değilse görünüşte inanıyorduk. İçten inanmaya gelince, biz kendimize bile zor inanıyorduk. (Şahin Türküsü)
  • “İnsan uzun yaşamaya değil de elden geldiğince çok yaşamaya bakmalıdır.Beş şişe kırmızı şarap yerine bir şişe şampanya içmek hiç kuşku yok ki, daha iyi idi.” (Aşk Rüyası)
  • Bəli...İnsana inanmayın! Çünki o həmişə özündən danışdıqda, yalan danışır! Bədbəxtliyə düşəndə də yalan danışır ki, özünə qarşı çox mərhəmət hissi oyandırsın, xoşbəxt olanda da yalan danışır ki, ona daha çox həsəd aparsınlar, hər bir halda yalan danışır ki, özünə qarşı diqqəti artırsın.. (Fırıldaqçı)
  • belki de düşünce,maddenin bir tür rahatsızlığıdır... (Klim Samgin'in Yaşamı 40 Yıl (4. Cilt))
  • " Çok inançlısın dostum, inanıyor ve güveniyorsun. Ama insanlar çiğ süt emmiştir; onlara güvenmek, onlara inanmak akıl kârı değildir, tehlikelidir, anlayacaksın." (Ekmek İşçileri)

  • Beni hayatın aşkı mahvetti... Hayatı sevdiğim için bir budalaymışım ben... (Arkadaş)
  • Hepimiz birer kahramanız, diyordu, çünkü ölüme mahkûm olduğumuzu kafamızdan atmayı becerebiliyoruz. (Karşılık Görmiyen Aşk)
  • Denizde yangın var! (İnsanlarımız)
  • Bizi kandırmak için Tanrı'yı bile araç olarak kullanmaktan çekinmiyorlar. Ruhumuzu öldürmek istediklerinde onu, yalan ve iftira içinde bırakıyorlardı. ''Bir politikacı, dinden bahsediyorsa bil ki birilerini kandırmaya çalışıyordur.'' (Halkın İçinde)
  • Yaşam kitaplarda asla gerçekte olduğu gibi tasvir edilmez... (Küçük Burjuvalar)
  • "Her sabah nereye gittiğini bilmeden bir işe giden, her akşam nereden çıktığını bilmeden bir işten çıkan, sevmediği hayatı yaşayan, sevmediği işi yapan, sevmediği kişilerle yaşayan, kalabalıklar yüzünden yaşamaya karşı ne bir sevgi, ne de bir sevgisizlik işareti olmadan gelip geçen... Her akşam evinin dört duvarı arasına sanki bir mezara girermiş gibi giren, gecelerini bir sıkıntı yorganının altında yalnız ya da yanındaki yabancı gövdeyle geçiren bütün ölü kentlerin, ölü doğmuş çocukları! Size bu ölü yaşamı hazırlayan "sermaye sahibi egemen sınıftır", bu acımasız oyunun varlığı siz izin verdiğiniz sürece sürecektir." (Günlüğümden Notlar)
  • Yaşam kitabının bir sayfası daha okundu. (Klim Samgin'in Yaşamı 40 Yıl (3. Cilt))