Kitap Künyesi

Yazar: Miguel de Unamuno

Çevirmen: Yıldız E. Canpolat

Yayın Evi: Cumhuriyet Kitapları

İSBN:

Sayfa Sayısı: 144

--reklam--

Tula Teyze Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

--reklam--

Tula Teyze Alıntıları - Sözleri

  • Çünkü bak Helena ,sevilmemek ,sevilememek en kötü şey değildir ,en kötüsü sevememektir .Bunu kilisenin sahibi Don Mateo söylüyor ,şeytan sevemezmiş.Şeytan yeryüzünde dolaşıyor Helena.
  • - Her erkek bir dünyadır Gertrudis. Her kadın da bir ay, değil mi Don Juan ? - Her kadın bir gök olabilir.
  • Ölüleri yaşayanlarda seviyoruz. Hayır, belki de ölülerde yaşayanları seviyoruz...
  • “Çocuklar her şeyi bizden daha iyi anlar. Hem hiç unutmazlar da. Şimdi anlamıyorlarsa yarın anlayacaklardır. Çocuğun gördüğü, işittiği her şey, ruhu için bir tohum gibidir, filizlenir, sonra da ürün verir.”
  • Yaşam sorunlarında pek çocuk kalmış..
  • “…bir fidanı dikmeden önce yere değil göğe, toprağın gübresine değil fidana gelecek güneş ışınlarına bakmak gerekir, bir kaya üzerinde ısıtıcı güneşi alan ağaççık, obur ve yağlı bir toprakta, ama gölgede kalan bir ağaçtan daha iyi büyür. Işık, arılıktır.”
  • “- Ama ben arayamam ya. Erkek değilim ki. Kadın hep seçilmeyi beklemek zorundadır. Oysa benim seçmek hoşuma gider, seçilmek değil.”
  • “-…yaşayabilmek için hiçbir şey yapmıyor, bir kez öleceğini koydu kafasına. Böyle ölüp gidecek! —…kocası olacak sen! Ona yaşama isteğini sen vermezsen kim verebilir?”
  • “…aşk, yaşam-ölüm ikiliğinin üstündedir, onlardan daha güçlüdür, aşk yaşamı öldürür, ölümü yaşatır…”
  • -Ölüleri yaşayanlarda seviyoruz. -Hayır belki de ölülerde yaşayanları seviyoruz. -Böylesine derine gitmeyelim.
  • “Ölünceye dek ben de bilmedim onu böylesine sevdiğimi…”
  • “Bir kadın derdine derman olmazsa evcil bir hayvan demektir. Çoğu zaman da her ikisi olur!”
  • Çocuklar her şeyi bizden daha iyi anlıyorlar . Hem de hiçbir şeyi unutmazlar . Eğer şimdi kavramıyorlarsa , yarın kavrayacaklardır. Çocuğun gördüğü , işittiği bu türden şeyler onun ruhu için tohum gibidir , filizlenir ve meyve verir .
  • “Elimizi çabuk tutmak gerekiyor, yaşam pek kısa çünkü.”
  • Çocuğun gördüğü, işittiği her şey, ruhu için bir tohum gibidir, filizlenir, sonra da ürün verir.

--reklam--

Tula Teyze İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Ata ve Toplum: Bir ölümsüzlük özlemi ile yazılan Unamuno'nun en iyi yapıtlarından biri kuşkusuz Tula Teyze.Aşk ve pedigoloji üzerinden kahramanlarını ne belli bir uzam,nede belli bir zaman diliminde fiziki tanımlamalara hiç değer vermeden ruhu en iyi yansıtabilen;kendinden emin, herkese egemen, onurlu, erdemli ve güçlü bir kadın olan Gertrudis'in kovan simgesi ile yazarımız sık sık başvurduğu bir simge.Soy erkek arılarla,ana kraliçeyle sürüp gidiyor ama bunlar ne petek yapabilir ne de bal; arıların özelliği fiziki anneliğe bağlı olmayıp,doğurgan anneden daha çok işe yarayan işçi arıların,kısır kadınların ve yahut bakire annelerin (teyzelerin) ömürlerini geleceği oluşturan nesillere adaması gibi.Yüce Meryem!! Süreklilik soyla kalıtımla değil,ruhla aktarılan duygu ve düşüncelerle sağlanmaktadır.Tohumlarımız bizlerden bizler ata tohumlardan ibaretiz.İyi ve kötü tüm yaptıklarımızı onlardan alırız.Ne kadar kaçsakta;kötü tohum kötü kökten,iyi tohum iyi kökten gelir. (Gökçe Erdem)

Antifeminist Bir Roman: Miguel De Unamuno okumanın bir ayrılıcağı var bence. Bir çok duyguyu aynı kitapta yaşamak gibi. Duygusallık, veciz sözlerle süslü edebi cümleler ve yerine göre absürd komedi. Sadece bunlarla kalsa iyi, bunlara ek olarak karakterlerin belirli bir kalıba sığamayışı, beklenilen çizgide olmayışı da işin içinde. Kimilerine çok ironik gelecek bir durumu fazlasıyla normal karşılıyoruz kitabın içinde. Özellikle de sözümona düşünce tembelliği içinde farklı iki düşüncenin bir arada olma ihtimaline pay vermeyen çok okumuş ama çokluluğu tefekkür dünyasına yansıtamamış zihinler için. Kimilerine göre bu kadar güçlü bir iradeye sahip Tula Teyze koyu bir feminist idol olacakken kimilerine göre çok çok aziz bir rahibe profilinde. Oysa bir feministin düşmanıymış gibi yansıtılır "ataerkil modelli dinler". Şimdi hangi açıdan bakarsak bakalım dindar, feminist bir model çizen Tula Teyzemiz vardır. Pardon ama iradesini feminizme dayandırmak veya kadınların ataerkil bir dinde hak kazanamayışı olarak görmek Gertrudis'in çok umrunda mıdır? Veya neden umrunda değildir? O bir Meryem Ana olma yolunda mı güçlü kılmıştır iradesini yoksa kadınların ezildiği bir toplum tasavvurunun içine sıkıştığı için mi güçlü olmaya çalışmaktadır? Yada ne dindar olma nede feminen olma adına değilde kendi gururu uğruna mı tüm bunları göze almaktadır? Son ihtimale çok uzaksak da bize en yakın ve merak edilesi nokta; bir azizenin bu kadar iradeli oluşudur. Bu da feminizme verilmesi gereken bir cevaptır diye düşünüyorum. Bir fikri enjekte etmek uğruna her şeyi yıkmaya yeltenen tüm görüşlerin akıbeti bir bedenin soluk alıp vermesi kadar dünyanın zamanında alacağı kanaatindeyim. O yüzden yıkan yerine dönüştüren tefekkürlere ve düşünce tasavvurlarına ihtiyacımız var. Üstelik kabullendiğimiz tüm sıfatlarla beraber. (Hasan Gök)

Tüm Çocukların Annesi Gertrudis: Herkes yazarın "Sis" kitabını okuyor ve güzel yorumlar yapıyordu. Ben bundan etkilenmek, bu kitaba büyük bir beklenti ile başlamak istemedim. O yüzden kitabı biraz erteledim. Ancak yazarının adı da bende iyi bir izlenim uyandırıyordu ve Tula Teyze'sini yalnızca denk geldiği için almak istedim. Ruso, Makyavel okumaları arasında bu kitap bana bir dinlenme molası verdirdi. Yazarın dili çok akıcı öyle ki kitabı elimden bırakamadım. 144 sayfa ancak insanı hiç yormuyor ben bir solukta okudum. Okudukça okuma isteği veriyor. Bu okuma isteği sonunu merak etmekten de değil yazarın anlatım şekli öyle hoş ki. Dinlendiriyor denilebilir. Sayfaları okumuyor da yudumluyordum sanki. Beni çok tatmin eden bir kitaptı. Çevirisi de cok guzeldi bir aksama bir duraksama kesinlikle yoktu. Büyüleyen bir havası vardı bence bundan herkes farklı bir anlam çıkaracaktır. Ben kendimi tütsü yakılmış loş bir odada kutsal bir hikaye dinler gibi hissettim. Daha önce Andre Gide'nin Pastoral Senfoni kitabinda da bunu hissetmiştim. Kadın karakterlerin isimleri de birbirine çok benziyor Getrude ve Gertrudis. Belki aynıdır bilmiyorum. Hristiyanlık ve rahipler mi bana bu hissi veriyor emin değilim ama kesinlikle çok daha farklı bir havası oluyor bu kitapların. Karakterlerden bahsetmek istiyorum. Ancak bu bahsin büyük çoğunluğunu kitaba da adını veren Tula Teyze yani Gertrudis oluşturacak. Gertrudis ve Rosa iki kız kardeş. Rosa daha güzel Gertrudis ise daha akıllı yakından daha dikkat çekici. Kitapta Rosa'nın güzelliğinden bahsediliyor ama herhangi bir betimleme yok. Oysa Gertrudis'in gözlerinin anlatımı kitap boyunca sürüyor. Direngen, sert gözler.. Zaten tüm olayları yönlendiren de bu gözler. Rosa daha kırılgan daha nazik gösteriliyor. Onun varlığı yalnız Anne olmak için Gertrudis böyle söylüyor, kendi rolüne de karar vermiş Teyze olmak. Ancak bu teyzelik annelikten bile öte daha kutsal bir hal alacak zamanla. Kutsal kelimesini birçok kez daha kullanacağım fazla mı bilmiyorum ama ben bu kitapta anneliği çok kutsanmış gördüm. Bu övmekten de farklı yüce bir hal almış bence kitapta. Sonrasında Ramiro'dan bahsetmek lazım. Bu erkek iki genç kızı uzaktan izlemektedir, zamanla bir arada bulunmaya başlayınca uzaktan uzağa Rosa'yı beğense de aslında Gertrudis'e daha fazla ilgisi olduğunu fark eder. Ancak en başında Ramiro'nun Rosa'ya gösterdiği sevgi ile Rosa da onu sevmeye başlar ve Gertrudis onları çabucak evlendirir. Zaten kitap boyunca da görülecektir ki Gertrudis ne isterse o olacaktır. Onun o net ve kararlı tavrına kimse karşı gelemeyecektir. Kız kardeşinin Ramiro'yu sevmesini yeterli bulacak ve Ramiro'ya isteyip istemediği konusunda bile söz hakkı tanımayacaktır. Bu iki kız kardeşin ne annesi ne babası var, bir tek rahip dayıları var. O da dünyadan göçtüğünde yalnız kalıyor iki kız kardeş. Rosa Gertrudis'e birlikte yaşamalarını öneriyor ancak Gertrudis'in farkında olduğu bir şey var ki o da kardeşinin kocasının kendisine ilgi duyduğu. Bu nedenle reddediyor. Kardeşinin üç çocuğu oluyor. Ancak bunlara bakma işini genelde teyzeleri üstleniyor. Rosa zamanla güçten düşüyor, ağzından da ölümden başka söz çıkmaz oluyor. Son zamanlarında ablasına çocuklarını üvey anne eline bırakmamasını kocası ile evlenmesini söylüyor. Yalnız ilkini kabul ediyor Gertrudis, eniştesi ise ikinci söylenene baştan razı. Ramiro'dan böyle bahsedildiğinde basit ve çirkin görünen şey romanda bu hissi vermiyor çünkü Gertrudis dışındaki herkes çocukmuş, masum, günahsız ve bakıma muhtaçmış gibi veriliyor. Ramiro da böyle. Sevgisi onu acınacak halde gösteriyor. Aslında Gertrudis'e bakıldığında onda özgür bir yan var. Bir erkeğin kolunda, korumasında olmak istemiyor. Birine hizmet etmek istemiyor. Anne olmak için evlenilir yalnızca ama ben zaten anneyim diyor çünkü kardeşinden kalan üç çocuğa da annelik yapıyor. Ramiro'ya da babalık yapması için yardım ediyor yardım ettiğini söylüyor. Baba acınacak halde görünüyor. İnsanın içini burkuyor bu hal yaşadığı garip bir acı. Yalnız aşk acısı olarak tanımlamak bana basitleştirmek gibi geliyor bunu. Nasıl bir tanımlama yapılabilir bilmiyorum. Onda ezilen bir yan var sanki ve bu okuru da etkiliyor. Gertrudis Ramiro'dan kendisine biraz süre vermesini istiyor. Bir yıllık bir süre. Bunun dördüncü ayında Ramiro evdeki hizmetçi ile birlikte olmaya başlıyor. Gertrudis bunu çocuklardan birinin bu hizmetçi de bizim kardeşimiz mi diye sorması üzerine öğreniyor çünkü babasını kızı öperken görmüş. Kız zaten düşkünler evinde büyümüş, zayıf, kırılgan bir şey. Gertrudis ondan yararlanıyorsun onunla evleneceksin diyor. İkisininde karşı çıkmasına rağmen bu evlilik gerçekleşiyor. Kız onlarla aynı masada oturmaya bile alışamıyor. Ancak bir aile olduklarını bir farklılık olduğunu göstermek için bunun gerekli olduğunu söylüyorlar. Çocukların yanlış bir şeye tanık olmasını istemiyor teyzeleri. Kız ilk çocuğunu doğuruyor Gertrudis ona da annelik yapıyor. İkinci çocuğa hamile kalıyor. Ancak bu onu sona götürüyor zaten zayıf bünyesi ancak çocuk doğana kadar dayanıyor. Gertrudis yeniden her şeyi ele alıyor,düzene koyuyor. Beş çocuğa da annelik yapıyor kendi kız kardeşinin çocuklarını nasıl benimsemişse bu hizmetçi kızın çocuklarını da öyle benimsiyor. Hizmetçi kızın hastalandığı zamanlarda Ramiro da hastalanıyor. Gertrudis'in aslında erkek dediği, uzak durduğu insan Ramiro gibi değil, kaba. Ramiro'yu çok seviyor ama kardeşinin onayına, isteğine rağmen onunla olmuyor. Onunla çocukları olursa kardeşinin çocuklarına üvey anne olacağını söylüyor. Ramiro da yatağa düşüyor. Son anlarında Gertrudis onun da yanında oluyor. Ölümüne yakın onu öpüp sarılıyor, çocukları ile tek tek vedalaştırıyor. Ölümü ile ilk kez düşkün duruma geliyor Gertrudis ve onu ilk kez ağlarken görüyoruz ama bu uzun sürmüyor tabi yine güçlü ama biraz daha yorgun şekilde her şeyi düzenliyor çocuklarla ilgileniyor. Kötü bir insan olmasın yanlışa düşmesin diye büyük çocuk olan Ramirin'i çabucak kendi istediği, yönlendirdiği bir kız ile evlendiriyor. İnsanın kendisini koruması için evlenmesi gerektiği vurgusu yapılıyor Gertrudis tarafından. Burada da karar veren ve uygulayan Gertrudis. Kitap kendini tüketerek bitiyor, sürekli olarak karakterlerin öldüğünü görmekteyiz ve kitapta ölüm öyle abartılmıyor, duygusal anlamda büyütülmüyor. Ölümün de çok doğal bir şey olduğu gösterilmeye çalışılır gibi bir hava var. Ne zaman ki Gertrudis ölüyor o kardeşler arasındaki düzen de kalmıyor. Ve çocukların Tula Teyzesi kendisine ermişlerin en günahkarı diyor. Kadını sürekli birilerini evlendirirken görüyoruz ve bunların sonucu her defasında kötü oluyor. Ölen kız kardeşinin eşiyle yaşıyor ama onunla evlenmiyor bu açıdan da eleştiriliyor. Erkeklerden uzak duruyor kendisi asla evlenmeyi düşünmüyor bir zaman düşünecek olsa bile kendi çocuklarını bırakamayacağını söylüyor. Kimi zaman çevreden eleştiriler alabileceği ahlaksızlıkla suçlanabileceği söylense de takmıyor onları. Rahibin onu anlamadığını söylüyordu, dayısının da. Erkek aklı diyordu. Düzenin ve dinin erkekler üzerinden açıklanmasına karşı çıkıyor. Yine de her an küfre düşmekten korkuyor. Yaptıklarından inançlı bir insan olduğu anlaşılıyor. Nasıl tanımlayacağımı bilmediğim bir şey var. Kendi çocuk sahibi olmadı ama kardeşinin, hizmetçisinin çocuklarına annelik yaptı. Bu annelik öyle sıradan sadece bakım yönünden bir annelik değildi onların iyi insan olmaları için sürekli uğraşıyordu. Dersler anlatıyordu onlara. Tüm ömrünü buna adadı. Tüm günahlar ona yükleniyordu rahip de eniştesi de onu sorumlu tutuyordu. Kafayı yedirecek bir sorumluluğa ve bir hakimiyete sahipti her dediğini yaptırıyordu. Burada hastalıklı bir kafa mı vardı yoksa kutsanmış bir annelik mi bilmiyorum. Belki de Tula Teyze yerine "Gertrudis'in Günahları" olabilirdi kitabın adı. İncelemeyi nasıl bitireceğimi bilmiyorum ama uzun zamandır en çok etkilendiğim kitaplardan biriydi. Bence efsunlu bir anlatımı var kesinlikle okunmalı. (Sena Yorulmaz)

--reklam--

Tula Teyze PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Miguel de Unamuno - Tula Teyze kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Tula Teyze PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Miguel de Unamuno Kimdir?

Miguel de Unamuno, İspanyol düşünür, yazar. Madrid Üniversitesi'nde felsefe ve edebiyat üzerine eğitim almış ve Bilbao'da felsefe öğretmenliği yapmıştır. 1891 yılında Salamanca Üniversitesi'nde Eski Yunan Dili Kürsüsü'nde profesör olmuştur.

20. yüzyıl İspanyası'nı düşünmüş ve yazmıştır. Dogmatik düşünceye (özellikle faşizme) karşı savaşmış ve bu uğurda 1924 yılında diktatör Miguel Primo de Rivera tarafından Fransa'ya sürgüne gönderilmiştir. 1930 yılında tekrardan Salamanca Üniversitesi'ndeki görevine dönen Unamuno, bu kez de diktatör Franco'ya karşı çıktığı için ev hapsine mahkûm edilmiştir. Tutuklu halde, 31 Aralık 1936 tarihinde ölmüştür. Roman, öykü, şiir, deneme ve oyun türünde eserler vermiştir.

“İnsan, kafasıyla düşünür, kalbiyle duyar ve midesiyle ister” ve "Başka yazarların neden bazı sözcükleri italik yazdığını anlayamıyorum. Sanırım o sözcüğe dikkat çekip önem artırmak istiyorlar. Hâlbuki, benim yazdığım her sözcük zaten önemlidir" gibi değinmeleri vardır.

--reklam--

Miguel de Unamuno Kitapları - Eserleri

  • Sis
  • Üç Örnek Öykü ve Bir Önsöz
  • Yaman Adam
  • Satranç Ustası Don Sandalio'nun Romanı
  • Aşkın Hücumu
  • Abel Sanchez - Tula Teyze
  • Aziz Manuel
  • Günlükler
  • Hayatın Trajik Duygusu
  • Tula Teyze
  • Vakit Nasıl Geçiyor
  • Aşk ve Pedagoji
  • İki Ana
  • Çırpınış
  • Ölümün Aynası
  • Abel Sanchez
  • İki Tuhaf Öykü
  • Roman Nasıl Oluşturulur
  • Aziz Don Manuel

--reklam--

Miguel de Unamuno Alıntıları - Sözleri

  • Bir çocuk için inanmak düş görmekten başka bir şey değildir. (Aziz Manuel)
  • Gerçek din mi? Bütün dinler kendile­rine inanan halkları ruhsal olarak yaşattıkları ve onları ölmek için doğmak zorunda oldukları ko­nusunda teselli ettikleri kadar gerçektir, her halk için en gerçek din kendisininki, kendi yarattığı dindir. Peki ya benimki? Benim dinim başkaları­nı teselli etmekte bulduğum tesellidir; her ne kadar onlara verdiğim teselli benim tesellim olmasa da...' (Aziz Manuel)
  • Önce dövüp sonra dayağın sebebini açıklıyorlar. Çiğnenmek değil, 'Afedersiniz!' denmesi canımı yakıyor. Dayak yetiyor da izah edilmesi fazla geliyor... (Ölümün Aynası)
  • ‘’ ‘Daima iyi bir insan olacak mısın?’ sorusunu hatırlar hatırlamaz titremeye ve bir kavak yaprağı gibi sallanmaya başlıyorum. Çünkü söyleyin bana, daima iyi bir insan olacağımı bilebilir miyim?’’ (Aşkın Hücumu)
  • “ Bu korkunç, ıssız, kapanık ruhta bir uçurum keşfetti..! “ (Yaman Adam)
  • "İnsanlar ancak aynı acıyı beraber çektikleri, ortak bir ızdırabın boyunduruğunda bir süre taşlı bir alanı birlikte sürdükleri zaman manevî bir sevgiyle severler birbirlerini." (Hayatın Trajik Duygusu)
  • İnsan, kafasıyla düşünür, kalbiyle duyar ve midesiyle ister. (Satranç Ustası Don Sandalio'nun Romanı)
  • Çocuğun gördüğü, işittiği her şey, ruhu için bir tohum gibidir, filizlenir, sonra da ürün verir. (Tula Teyze)
  • çok yolculuk yapan, vardığı yeri arayan değildir, ayrıldığı yerden kaçarcasına çekip gidendir. (Sis)
  • “Çocuklar her şeyi bizden daha iyi anlar. Hem hiç unutmazlar da. Şimdi anlamıyorlarsa yarın anlayacaklardır. Çocuğun gördüğü, işittiği her şey, ruhu için bir tohum gibidir, filizlenir, sonra da ürün verir.” (Tula Teyze)
  • Zulümlerin en büyüğü, zulüm edenden ziyade zulüme uğrama korkusu yüzündendir. (Aziz Manuel)
  • "Bir şey olmak istemiyorum, hiç kimsenin beni hatırlamasını da... Çalışmak mı? Neye yarar? Buraya kapanıyorum, yaşlıların arasına, yaşadığım yer burası. Özlemlerim çoktandır tatmin oldu. Bir nihilist." (Günlükler)
  • Dünyada onu sevəcək birini tapa bilməyən adam yoxdur. (Abel Sanchez)
  • "Bu kadar aptal arasında delirmeyen onlardan da aptaldır..." (Satranç Ustası Don Sandalio'nun Romanı)
  • ...çok yolculuk yapan, vardığı yeri arayan değildir, ayrıldığı yerden kaçarcasına çekip gidendir. (Sis)
  • Çünkü biz yaslı ve bedbaht günleri, sevinçli ve mesut günlerden daha iyi hafızamızda tutarız. Ömrümüzdeki hudut taşları, sevinçler değil yaslardır. (Vakit Nasıl Geçiyor)
  • Kısacası: Her insan, içinde temel yedi erdemi ve karşıtı yedi erdemsizligi taşır ve onlardan her türde roman kahramanı yaratabilir. (Üç Örnek Öykü ve Bir Önsöz)
  • Çünkü insanlardan nefret etmekten ziyade onlardan korkuyorum. (Satranç Ustası Don Sandalio'nun Romanı)
  • ''ne fena tabiat, bizi ilgilendirmeyen şeyleri merak etmek.'' (İki Ana)
  • “ Aşk düşünmez..! “ (Yaman Adam)