Kitap Künyesi
Yazar: Doğan Aksan
Yayın Evi: Bilgi Yayınevi
İSBN: 9789754941999
Sayfa Sayısı: 201
--reklam--
Türkçenin Gücü Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Türkçenin Gücü', Türk dilinin zenginliklerini gözler önüne seren önemli bir kaynaktır. Prof. Aksan' da; "Bu ilk denemeyle, ilgi ve çalışma alanları dilcilik olmayan kimselerin Türkçenin gücünü tanımalarına, dilimizin zenginliğine inanmalarına yardımcı olmayı amaçladık." diyor. Yazar, 'Türkçenin Gücü'nü, güzelliklerini görmek isteyenlere yüzlerce örnek sunuyor.
--reklam--
Türkçenin Gücü Alıntıları - Sözleri
- Doğu, Kuzey, Kuzeydoğu ve Güneydoğu Anadolu'da çok yaygın bir beddua "baba çıka!" dır. Kimi zaman Üzüne(yüzüne) baba çıka olarak rastlanan bu ilenmede baba sözcüğü veba'nın değişime uğramış biçimi olup bir kimse için kullanıldığında beddua amacını güder; bir anlam genişlemesiyle, kötülenmek istenen bir nesne için de aynı söze başvurulduğu görülür (Baba çıka, öyle yağ mı olur gibi). Veba gibi, uzun yıllar yakın ve Ortadoğu'yu, Avrupa'yı kasıp kavuran bir hastalığın verdiği korkunun kalıntısı olan bu söz, Yüzüne baba çıka biçimiyle gerçekten feci ve güçlü bir ilenme yolu oluşturmaktadır.
- Türkçe gibi çok eski, çok düzenli, çok güçlü ve doğurgan bir dil, her türlü kavramın anlatımına elverişlidir. Yeter ki dilimizin gücüne inanalım, ana dili bilincinden, ana dilimize saygı ve sevgiden uzak olmayalım.
- Türkçedeki bu ünlü uyumları, bu dile giren pek çok yabancı öğeyi de etkilemiş, bu sözcükler dilin ses eğilimlerinin etkisiyle değişmiş, Türk'ün söyleyişine uygun bir biçime getirilmiştir. Örneğin Arapça kökenli sûret surat'a, mumkin mümkün'e, zaîf zayıf'a; Farsça kökenli hâste hasta'ya, dîvar duvar'a, mâle mala'ya; İtalyancadan gelme brillante pırlanta'ya dönmüştür.
- Bu benim anadilim bir denizdir; derinliğiyle, gözün erişemeyeceği genişliğiyle, sınırsız gücü, güzellikleriyle... Dibinde gün görmemiş inciler yatar; üstünde binbir rengin çalkantısı var.
- "Bu benim ana dilim bir denizdir; derinliğiyle, gözün erişemeyeceği genişliğiyle, sınırsız gücü, güzellikleriyle... Dibinde gün görmemiş inciler yatar; üstünde binbir rengin çalkantısı var."
- Türkülerimize kulak veriniz, şurada burada kulağımıza çalınan basit ama özgün ezgileri güçlendiren, içtenlik dolu dizelere...
- Türkçe gibi çok eski, çok düzenli, çok güçlü ve doğurgan bir dil her türlü kavramın anlatımına elverişlidir. Yeter ki dilimizin gücüne inanalım, anadili bilincinden, anadilimize saygı ve sevgiden uzak olmayalım.
- Bu benim ana dilim bir denizdir; derinliğiyle gözün erişemeyeceği genişliğiyle sınırsız gücü, güzellikleriyle... Dibinde gün görmemiş inciler yatar, üstünde binbir rengin çalkantısı var.
- Türkçeye eğiliniz, tek tek sözlerine bakınız; onlarda Türk'ün bilgeliğini görecek, yüzyıllar boyunca doğayla iç içe geçen yaşamını öğrenecek, sevgisini, yaradılışının yüksek değerlerini sezinleyecek, bu sözlerin birçoğunda şiir tadı bulacaksınız.
- Almanca gibi bükümlü bir dile eksiksiz çevrilmesi gerektiğinde Türkçe "yazmışmışım" gibi tek bir sözcük durumundaki bir çekimli eylem "ich soll, wie es heisst, geschrieben heben" biçiminde, birbirinden ayrı altı ögeyle aktarılabilir.
- ne+asıl= nasıl, ne+asıl+ise= nasılsa, o+ise= oysa, o+ile= öyle, o+ile+ise= öyleyse, bu+ile+ise= böyleyse
- kalemtraş için düzgeç (Denizli, Aydın) gerdanlık için gıdıklık (Çankırı, Tokat, Sivas) kevgir için aşsüzen (Kars, Ağrı) lokma, ekmek parçası için banım ve banak (Denizli, Aydın, Afyon, Burdur...) mimoza için altıntop ( Lefkoşe, Kıbrıs) pişman için ütümen (Konya) hafıza için güdüyeri (Bursa) ve anak (Balıkesir, Adana) tamam, tamamen için bitev (Kars, Van)
- Televizyonu tivi, IMF'yi ayemef diye okuyan, HBB'yi eyçbibi diye sesleten kimselerin tutumu da ana dilimizin zararınadır.
--reklam--
Türkçenin Gücü İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Doğan Aksan, 7 ana başlık altında topladığı Türkçenin Gücü adlı eserinde yabancı dillerin baskısına boyun eğmeden direnen Türkçenin gerçek gücünü anlatmaya çalışmıştır. Türkçenin yapısına ve anlam özelliklerine değinip, söz sanatlarından birkaç örnekle ilerleyerek, mazmunlara yani kalıplaşmış sözlere, bilmecelere ve manilere de yer verir. Özetle Doğan Aksan Türkçenin Gücü isimli kitabında dilimizin günümüze kadar ulaşmış olan zengin söz varlığını okuruyla paylaşır hatta “Türkçeye eğiliniz, tek tek sözlerine bakınız; bu sözlerin birçoğunda şiir tadı bulacaksınız.” sözleriyle de söz varlığımızın önemini ve söz varlığımıza verdiği önemi kendi ağzından duymuş oluyoruz. Değinilen konuların daha açık şekilde sunulabilmesi için her ana başlığın altında bulunan alt başlıklarda ayrıntıları verilmiştir. Bu başlıklar sırayla; Türkçenin Genel Nitelikleri, 1. Türkçenin Genel Nitelikleri - Türkçenin Ses Özellikleri - Türkçenin Yapısı, Türetme Gücü - Türkçenin Sözdizimi Açısından Özellikleri Türkçenin Genel Nitelikleri isimli ilk başlıkta üç alt başlık halinde verilen maddelerde üç ayrı konu işlenmektedir. İlk alt başlık olan Türkçenin ses özellikleri başlığında ses düzeninin bir dili diğer dillerden farklı kılan taraf olduğuna değinilerek dilimizin ses özelliklerinden bahsedilmiştir. Ünlü uyumlarının Türkçeyi ses bakımından diğer dillerden ayıran en önemli özelliğin olduğuna ve çok az dilde varlığını sürdürmeye çalıştığına da değinilmektedir (bkz. Altay Dilleri). Yine aynı başlık içinde Türkçe’nin ahenkli bir dil olduğundan söz edilerek bunun nedeninin ünlü uyumları ve benzeşmelerinden kaynaklandığına, dilimizde var olan sekiz tane ünlü harfin de yabancı dillere nazaran daha farklı şekilde kullanımlara sahip olduğu dile getirilmiştir. Türkçenin Yapısı, Türetme Gücü isimli ikinci alt başlıkta ise özetle hayatın baştan sona bir öğreti iklimi içerisinde insanlık için yeni ufuklar açtığına, insanın kelimelerle iletişime geçebildiğine ve her geçen gün yeni kelimelere ihtiyaç duyduğuna değinir. / Uluslararası sahada var olmak ve ticaret, teknoloji, sanayi gibi alanlarda ilerleyebilmek için başka bir dile ihtiyaç duyularak farklı milletlerle özellikle kültür alışverişi yapılmıştır. Bu alışveriş yeni dinlerle, yeni dillerle ve yeni kavramlarla tanıştırmıştır. Özetle bu başlık altında dilimizin sözcük türetme ve yapısal özelliklerinden bahsedilmeye çalışılmıştır. Son ve üçüncü alt başlık olan Türkçenin Sözdizimi Açısından Özellikleri başlığında ise kendine has özellikleriyle var olan söz dizimi -Altay dillerinde de olduğu gibi- dilimizin özelliklerine göre cümle özne, nesne, yüklem sıralamaya sahiptir. Bu özellik ve sıfatların isimlerden önce gelmesi, zamirler ve ekeylemler gibi birkaç yakın özellik daha bulunmaktadır. 2. Türkçenin Anlam Yapısı ve Anlam Özellikleri 1) Türkçenin Sözvarlığının Anlam Açısından Başlıca Özellikleri 2) Türkçenin Kavramlar Dünyası - Eski Türkçe Dönemi ve Sonrası - Eski Anadolu Türkçesi - Türkiye Türkçesi - İkilemeler - Anadolu Ağızları - Somut Kavramlar - Soyut Kavramlar İkinci ana başlık olan Türkçenin Anlam Yapısı ve Anlam Özellikleri başlığı altında Dilimizin asıl gücünü görebilmek ve ilerleyebilmek için yapılması gerekenin başka dillerle karşılaştırmak olduğuna vurgu yapan Doğan Aksan, ilk alt başlık olan Türkçenin Anlam Yapısı ve Anlam Özellikleri başlığında ise dilimizin söz varlığı açısından somut anlatıma sahip olduğuna yanı sıra ayrıntılı dil kullanıldığına ve dil içinde benzetmelere yer verildiğine değinir. İkinci alt başlık olan Türkçenin Kavramlar Dünyası bölümünde ise günümüz Türkçesine doğru, eski Türkçeden uzanan dil hikayesine yer vermiştir. Dilimizin söz varlığı oldukça zengindir. Türkçede birkaç kavramla açıklanabilen bir isim/sıfat diğer dillerde tek kavramla açıklanabildiğine ve önceki başlıklarda değinilen ikileme konusunun genişletilerek örneklendirilmeye çalışıldığına değinilmektedir. Bir dilin, coğrafi farklılıklara, çeşitli kültürel ilişkilere vs. bağlı olarak lehçelere ve ağızlara ayrıldığı görülür. Türk dili, Türklerin geniş bir coğrafyaya yayılmaları, farklı kültürlere sahip halklarla ilişki içerisine girmeleri ve farklı dinsel çevreler içerisinde bulunmaları gibi sebeplerden dolayı onlarca lehçeye ve daha yerel olarak da ağızlara bölünmüştür. Lehçeler ana dilden tarihin bilinmeyen dönemlerinde ayrılmış geniş kapsamlı dil dallanmaları iken, ağızlar lehçelerin içerisindeki, çevresel, coğrafi vs. faktörlerin etkisiyle oluşmuş yerel/bölgesel söyleyiş farklılıklarıdır. Anadolu Ağızları alt başlığında ise Doğan Aksan günümüzde Anadolu ağızlarının yazı diline oranla daha geniş bir sözvarlığına sahip olduğunu dile getirmiştir. Doğan Aksan Somut Kavramlar ve Soyut Kavramlar alt başlıklarında Anadolu Ağızları alt başlığında vermiş olduğu örnekleri derleyerek, verdiği örneklerin anlamlarını ve hangi bölgeye ait olduklarını anlatmıştır. 3. Anlam Olaylarına Söz Sanatlarına Tanık Örnekler 1) Dilde Benzetme ve Benzetme Örnekleri 2) Dilde Aktarmalar ve Aktarma Örnekleri - Deyimler ve Deyimlerde Aktarmalar - Somutlaştırma ve Türkiye Türkçesindeki Örnekleri - Anadolu Ağızlarında Somutlaştırma - Türkiye Türkçesinde Öteki Deyim Aktarmaları - Anadolu Ağızlarında Öteki Deyim Aktarmaları - Ad Aktarması ve Türkiye Türkçesindeki Örnekleri - Anadolu Ağızlarındaki Ad Aktarması 3) Deyimlerde Nükteli Anlatım Eğilimi ve Türkiye Türkçesindeki Örnekleri - Anadolu Ağızlarının Deyimlerinde Nükteli Anlatım Eğilimi 4) Atasözleri ve Türkiye Türkçesindeki Örnekleri - Anadolu Ağızlarında Atasözleri Doğan Aksan, Dilde Benzetme ve Benzetme Örnekleri başlığında tüm dillerin anlatımlarına güç kazandırmak adına ortak olarak kullandıkları benzetmelere değinerek örneklendirmeye çalışmıştır. Edebî sanatlar, dilin gerçek ve sembolik her türlü anlamını karşılamak, az sözle çok şey ifade etmek, anlam ve çağrışım ilgileri kurmak, harf ve sözcüklerin şekil olarak görüntülerinden ve ses değerlerinden yararlanmak amacıyla üretilmiş söz söyleme sanatlarıdır. Edebî sanatlar, ince duyguların, keskin zekâların ve estetik duyarlığın ürünü olarak doğmuştur. Dilde Aktarmalar ve Aktarma Örnekleri başlığında ise söz sanatlarına başvurularak anlamın güçlendirilmesi anlatılmıştır. Atasözleri ve deyimler, dilimizin söz varlığının en önemli birimlerinden olup deyiş güzelliği, anlatım gücü ve kavram zenginliği bakımından üzerinde detaylıca durulması gereken dil yapılarıdır. Bir dilin anlatım yollarına, o dili konuşan toplumun geçmişine, yaşam biçimine, geleneklerine, inançlarına ve daha pek çok özelliklerine dair önemli ipuçları içeren deyimler ve atasözleri Deyimler ve Deyimlerde Aktarmalar başlığında açıklanmıştır. Doğan Aksan’ın araştırmalarında Ömer Asım Aksoy’un saptadığı deyim sayısı 5742 olduğu belirtilmektedir. Somutlaştırma veya diğer bir adıyla somutlama, deyim aktarmaları konusunun alt başlıklarından biridir. Normalde soyut bir anlam ifade eden bir kelimenin, somut bir kavram veya durumu ifade etmek için kullanılmasına “somutlaştırma” denilmektedir. Somutlaştırma ve Türkiye Türkçesindeki Örnekleri başlığında somutlaştırmayı, Soyut ve somut kavramlar arasındaki bu aktarmanın sıklıkla birbirine karıştırılması ve Anadolu ağızlarındaki somutlaştırmalardır örneklerle anlatılmıştır. Bu başlık Ad Aktarması ve Türkiye Türkçesindeki Örnekleri ve Anadolu Ağızlarında Ad Aktarması başlıklarındaki örnekler incenerek sonlandırılmıştır. Bu alt başlıktan sonra sırayla Deyimlerde Nükteli Anlatım Eğilimi ve Türkiye Türkçesindeki Örnekleri, Anadolu Ağızlarının Deyimlerinde Nükteli Anlatım Eğilimi, Atasözleri ve Türkiye Türkçesindeki Örnekleri, Anadolu Ağızlarında Atasözleri başlıkları altında örnekler verilerek deyimler konusu açıklanmaya çalışılmıştır. 4. Kalıp Sözler - Kalıp Sözler ve Türkçedeki Örnekleri - Hayır Dualar, Beddualar Bir dilin söz varlığı, çeşitli öğelerden oluşur. Bu öğelerin bir kısmı, konuşan kişinin her kullanımda özgürce seçebildiği, bağımlı ve bağımsız kullanılabilen, sözlüklerde madde başı olan sözcüklerdir (elma, uzay, cam, söz, ile, gibi, koş- (mak), ara-(mak), vb.). Bunların yanında bir başka grup da her zaman belirli bir biçimde kullanılan atasözleri, deyimler, ikilemeler ve kalıp sözlerden oluşan kalıplaşmış öğeleri içerir. Türkçenin söz varlığının bir bölümünü oluşturan bu öğelerin, sözlü ve yazılı iletişim sırasında sıklıkla tercih edildiği görülmektedir Dördüncü başlık olan Türkçenin Gücü’nün dördüncü başlığı olan Kalıp Sözler başlığının içeriğinde kalıp sözlerin kültürler arası farklılıkları dile getirdiğine değinerek verdiği örneklerle açıklamaya çalışmıştır. Maddi ve manevi kültürümüzü, geleneklerimizi, inançlarımızı, kültürümüzü yansıtmayı başaran, derin bir anlam içeren hayır yahut şer konuda dile getirilen kalıplaşmış sözlerdir dua ve beddualar. Bir diğer alt başlığımız olan Hayır Dualar, Beddualar bölümünde. Doğan Aksan bu alt başlık altında kendisine özgün örneklerle konuyu açıklamaya çalışmıştır. 5. Bilmecelerimiz - Bilmecelerimizden Seçilmiş Örnekler Bir şeyin adını anmadan vasıflarını üstü kapalı söyleyerek o şeyin ne olduğunu bulmayı dinleyene – veya okuyana – bırakmaktan ibaret olan eğlence yönü ağır basan edebî sözlere bilmece denir. Kitabın beşinci başlığı olan Bilmecelerimizden Seçilmiş Örnekler başlığı altında yine maddi ve manevi kültürümüzü yansıtan farklı yörelerden çıkan bilmecelerimizden bahsedilmiştir. 6. Manilerimiz - Manilerimizden Seçilmiş Örnekler Altıncı başlık olan Manilerimizden Seçilmiş Örnekler başlığı altında, yörelere göre değişiklik gösteren manilerin toplumun tamamı tarafından benimsenen ve topluma mal olmuş deyişlerdir. 7. Yabancı Dillerin Baskısına Karşı Türkçenin Gücü Türkçenin Gücü isimli eserin son başlığı olan Yabancı Dillerin Baskısına Karşı Türkçenin Gücü bölümünde ise verilmiş tüm başlıkların içeriğinin genel olarak özeti sunulmuş ve sonuç paylaşılmıştır. “... Yeter ki dilimizin gücüne inanalım, anadili bilincinden, anadilimize saygı ve sevgiden uzak olmayalım.” (Nur)
Önce şunu belirteyim. Benim dil konusundaki düşüncem “Halkımızın konuştuğu ve anladığı her kelime Türkçedir.” şeklindedir. Yani bir dilin kelimeleri değil musikisi ve grameri millidir. Kelime türetme ve değim oluşturma konusunda Türk milletinin eline kimse su dökemez..Zaten bu kitap boyunca bunu göreceksiniz. Aynı şekilde yabancı dillerden dilimize giren kelimeleri dilimizin musikisine ve ses yapısına uydurma konusunda da çok mahirdir. Birkaç örnek : “nardban” ya da “narduban” Farsça; “merdiven” Türkçedir.”çıharşenbe” Farsça ; Çarşamba Türkçedir. “Guşe” Farsça ; “köşe” Türkçedir. “Salanikos” Yunanca; Selanik Türkçedir. Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Çünkü Türkçe bir imparatorluk dilidir. Onda her dilden kelime olması normaldir. Bu kısa girişten sonra “Türkçenin Gücü”nü değerlendirebiliriz. Kitabın birinci bölümünde Türkçenin genel özelliklerinden bahsedilmektedir. Bu bölümde Türkçenin ses özelliklerinden, Türkçenin yapısından, türetme gücünden, söz diziminden söz edilmektedir. Türkçemiz ünlü ve ünsüz özellikleri ve sayıları bakımından Diğer dillerle karşılaştırılmaktadır. Ayrıca bu bölümde Türkçedeki büyük ve küçük sesli uyumları kuraları örneklerle çok güzel anlatılmaktadır. Arapça “suret”in surat’a; “mumkin”in mümkün’e;”zaif”in zayıf’a; Farsça “haste”nin hasta’ya; İtalyanca “brillante”nin pırlanta’ya nasıl ve niçin döndüğünü de bu bölümde bulabiliyoruz. Yazar, Türkçenin ne denli doğurgan, ne denli güçlü bir türetme dili olduğunu bir tek “sür” kökünden gelen 100 ( yüz ) türemiş kelimeyle gözler önüne sermektedir. Kelime türetmenin değişik bir yolunun da kelime birleştirme olduğunu onlarca değişik örnekle açıklamaktadır. Kitabın ikinci bölümünde yazar, Türkçenin anlam açısından özelliklerini 4 başlık altında toplar. * Türkçe somut anlatım dilidir. * Türkçe aktarmalarla güçlü bir anlatım sağlar. * Türkçe ayrıntılı anlatım dilidir. * Türkçe ikilemelerle anlatıma güçlülük kazandırır. Türkçenin kavramlar dünyasına ilişkin örnekleri bu kitabın sayfaları arasında çokça bulabilirsiniz. Bu konuda Türkçenin; * Köktürk Dönemi * Uygur Dönemi * Karahanlı Dönemi * Eski Anadolu Dönemi * Türkiye Türkçesi dönemlerine ait çok sayıda örnek kitapta mevcuttur. Yine bu bölümde Türkiye Türkçesinin söz varlığını anlatırken dilimizdeki ; * Renk isimleri: yavruağzı, limonküfü, tavşankanı, külrengi, kömürkarası, kavuniçi, vişneçürüğü v.b * Bitki isimleri : kuzukulağı, öküzdili, keçiboynuzu, devetabanı, boruçiçeği, kaynanadili v.b * Kuş isimleri : kelaynak, yalıçapkını v.b * Yemek isimleri: imambayıldı, kalburabastı, dilberdudağı, vezirparmağı, karnıyarık, alinazik v.b * Akrabalık terimleri: baldız, elti, görümce, yenge, enişte, bacanak, güvey, gelin, içgüvey v.b Türk insanının zekasını ve nükte gücünü yansıtan adlandırmalardan bahsederek dilimizin diğer diller karşısındaki zenginliğini gözler önüne sermektedir. Türkiye Türkçesindeki ve Anadolu ağızlarındaki ; * Benzetme ve benzetme örneklerini * Aktarma ve aktarma örneklerini * Deyimlerde aktarma örneklerini * Somutlaştırma örneklerini * Ad aktarması örneklerini * Nükteli anlatım örneklerini * Atasözlerini ve özelliklerini * Kalıp sözler ve örneklerini * Hayır dua ve beddua örneklerini * Bilmecelerden seçilmiş örnekleri * Manilerimizden seçilmiş örnekleri kitabın ilerleyen sayfalarında bulabilirsiniz. Son söz olarak meraklılarına bu kitaba ek olarak Nihad Sami BANARLI’nın Türkçenin Sırları ve Ahmet Bican ERCİLASUN’un Dilde Birlik adlı eserlerini de okumalarını tavsiye ederim..Bu üç eseri okuyan bir insan konuştuğu dilin nasıl bir dil olduğunu, diğer dillerden eksiği olmak bir yana fazlasının olduğunu görecek ve gurur duyacaktır. Uydurma söz yapmayız, Yapma yola sapmayız, Türkçeleşmiş, Türkçedir; Eski köke tapmayız. Yeni sözler gerekse, Bunda da uy herkese, Halkın söz yaratmada Yollarını benimse. (Hasan Aydoğan)
TÜRKÇENİN GÜCÜ ÜZERİNE YORUM: İnsanlar anadillerine önce anne karnında şahit olup daha sonrasında anadilini anneleriyle öğrenirler. Rahmetli Türk Dilbilimci Doğan Aksan da anadil üzerine yazdığı Türkçenin Gücü kitabını, giriş sayfasına not ekleyerek annesine atfetmiş. Aşırı manidar bir hareket doğrusu. Kitap, adından da anlaşılabileceği üzere Türkçenin güzelliklerini, gücünü kanıtlarıyla ve örnekleriyle bize sunuyor. Okurken Türkçeye hayran kalacaksınız. Kitabı bitirdiğinizde Türkçeye karşı daha duyarlı, bilinçli, bilgili birisi olacaksınız. İyi okumalar dilerim, Türkçeyle kalın... (Emre Nar)
--reklam--
Türkçenin Gücü PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Doğan Aksan - Türkçenin Gücü kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Türkçenin Gücü PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Doğan Aksan Kimdir?
Doğan Naci Aksan (1929, İzmir - 12 Mayıs 2010, Ankara), Türk dilbilimci, eğitimci.
Aksan, İzmir'de doğmuş Ankara Yenişehir Mimar Kemal İlkokulu'nda öğrenci olmuş, Elâzığ'da, Mezre Orta Okulunda orta öğrenimini sürdürmüş, 1948'de Ankara Atatürk Lisesi'nden sonra Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nden (DTCF) 1952 yılında mezun olmuş ve aynı yıl DTCF'de akademik kariyerine asistan olarak başlamıştır. 1972 yılında DTCF dilbilim profesörü olmuştur. Aktif eğitimcilik ve öğretim üyeliği yaşamını 1996 yılında emekli olarak tamamlamıştır.
Türkiye'de dilbilimin kurucusudur. Aksan, akademik kariyeri dışında Türk Dil Kurumu'nda Dilbilim ve Dilbilgisi Kolu Başkanlığı gibi görevlerde de bulunmuştur. Türk Anlambiliminin önemli temsilcilerindendir.
Türkiye Bilimler Akademisi'nin 1998 Yılı Hizmet Ödülü'nü de almıştır. Prof. Dr. Doğan Aksan, uzun süreli hastalığının ardından 12 Mayıs 2010 tarihinde, 81 yaşında Ankara'da ölmüştür.
--reklam--
Doğan Aksan Kitapları - Eserleri
- Türkçenin Gücü
- Türkçenin Zenginlikleri İncelikleri
- Türkiye Türkçesinin Dünü, Bugünü, Yarını
- Şiir Dili ve Türk Şiir Dili
- Her Yönüyle Dil
- Türkçenin Sözvarlığı
- Türkçeye Yansıyan Türk Kültürü
- Dil,Şu Büyülü Düzen
- Anlambilim
- En Eski Türkçenin İzlerinde
- Türkçenin Bağımsızlık Savaşımı
- Halk Şiirimizin Gücü
- Yaşayınca...
- Cumhuriyet Döneminden Bugüne Örneklerle Şiir Çözümlemeleri
- Nazım Hikmet Şiirinin Gücü
- Yunus Emre Şiirinin Gücü
- Anadilimizin Söz Denizinde
- Sözcük Türleri
- Halk Şiirimizin Gücü
- Dilbilim ve Türkçe Yazıları
--reklam--
Doğan Aksan Alıntıları - Sözleri
- Weiserberg'in görüşüne göre dil, dünyayı söze dönüştürme olayıdır (Anlambilim)
- "Üstâd elinde serteser âheng olur lisân" (Dil, üstadın elinde, baştan başa ahenk olur) (Cumhuriyet Döneminden Bugüne Örneklerle Şiir Çözümlemeleri)
- Kavram alanı ya da anlam alanı terimi,bir dilde eşanlamlı sayılan,birbirine yakın ve birbiriyle anlamca sıkı ilişkili sözcüklerin oluşturduğu kabul edilen alandır.Örneğin bugünkü Türkiye Türkçesinde öfkelenmek, sinirlenmek, kızmak, hiddetlenmek, hırslanmak, köpürmek, feveran etmek, hatta belirli bir kullanımında giyinmek eylemleriyle kan başına sıçramak, tepesi atmak, ifrit olmak, barut kesilmek eylemleri aynı kavram alanı içindedir. (Türkçenin Zenginlikleri İncelikleri)
- Yenisey yazıtlarında görülen sözcükler, Orhun yazıtlarındaki sözvarlığı, Türkçenin hemen o dönemde oluşmuş bir dil olmadığını, çeşitli gelişmeler ve anlam olaylarıyla çok daha eskiye, birkaç bin yıl öncesine uzanan gelişmiş bir dil niteliği taşıdığını göstermektedir. Kısıtlı metinler olmalarına karşın yazıtlar, Türkçenin soyutlama gücünü ortaya koymakta, kimi Avrupalı bilginlerin görüşlerinin tersine, çok eski ve gelişmiş bir dilin ürünlerini sergilemektedir. (En Eski Türkçenin İzlerinde)
- İslamiyetin benimsenmesinden sonra Arapça sözcükler dile yerleşmeye başlamış, Karahanlı dönemindeki Kutadgu Bilig'de yabancı öğelerin oranı %1-2 iken, 2 yüzyıl sonra yazılan Atebetü'l-Hakayık'ta bu oran %20-26'ya çıkmıştır. Eski Anadolu Türkçesinde, başlangıçta düşük olan sayı (Sultan Veled'de ve Yunus Emre'de %13, Yunus Emre Divanı'nın kimi yerlerinde %22) giderek yükselmiştir. Farsçanın, özellikle yazın yoluyla etkisi ve aydınların, daha önce değindiğimiz tutumu Osmanlıca döneminde yabancı öğelerin oranını birdenbire yükseltmiştir. Kendi sayımlarımıza göre Divan şairlerinden Baki'de %65, Nefi'de %60, Nabi'de %54 oranında yabancı sözcük bulunmaktadır. Tanzimat döneminin şair ve yazarlarından Namık Kemal'de %62, Şemsettin Sami'de %64, Ahmet Mithat'ta %57, daha sonraları, Türkçülük akımının temsilcisi Ziya Gökalp'te %55'tir. (Türkiye Türkçesinin Dünü, Bugünü, Yarını)
- "Şiir sesle anlam arasında uzun bir kararsızlıktır." (Şiir Dili ve Türk Şiir Dili)
- seni söyleyen şarkılar gibi sevdim, aşkların üflediği patlak balonlar gibi.. boynuna ince bir zincir bağlanmış tek kanatlı bir melek gibi sevdim seni.. (Nazım Hikmet Şiirinin Gücü)
- Hint-Avrupa dillerinde yeşil,mavi,gri,sarı gibi adların hepsinin 'parlamak, ışık vermek' anlamındaki ghel- ortak köküne dayandığını görülür. Buna karşılık Türkçenin elimizdeki en eski belgelerinde, değişik anlatım yollarından adlandırmalara gidildiği görülür: Yaş'tan türeyen yaşıl(yeşil), 'sema' anlamına gelen kök (mavi), boz,sarıg(sarı), kızıl,ak ve eş anlamlısı ürüñ,koñur (kestane, kızıl kahverengi...) (Türkçenin Zenginlikleri İncelikleri)
- Yandım zalim Erzurum... (Halk Şiirimizin Gücü)
- "Sandım ki güzelliğin cihanda Bir saltanatın güzelliğiydi" (Cumhuriyet Döneminden Bugüne Örneklerle Şiir Çözümlemeleri)
- Sa'dî "Evinde kötü huylu kadın olan erkeğin cehennemi bu dünyadadır. " (Yaşayınca...)
- kalemtraş için düzgeç (Denizli, Aydın) gerdanlık için gıdıklık (Çankırı, Tokat, Sivas) kevgir için aşsüzen (Kars, Ağrı) lokma, ekmek parçası için banım ve banak (Denizli, Aydın, Afyon, Burdur...) mimoza için altıntop ( Lefkoşe, Kıbrıs) pişman için ütümen (Konya) hafıza için güdüyeri (Bursa) ve anak (Balıkesir, Adana) tamam, tamamen için bitev (Kars, Van) (Türkçenin Gücü)
- Sa'dî, Gülistan adlı yapıtında Lokman Hekim'in bir soruya verdiği yanıtta değinir: Edebi kimden öğrendin? Yanıtı şudur: Edepsizlerden. (Yaşayınca...)
- Diller; işlendikçe felsefe, hukuk, bilim, teknik alanlarında çeşitli çalışmalar yayımlandıkça, bir eğitim-öğretim dili niteliği kazandıkça gelişir. Genel kavram adı verilen bitki, canlı, omurgalılar, memeliler...gibi sözcüklere, değer yargısı, önsezi, sağduyu, güven, bağımsızlık... gibi soyut kavramlara ulaşır; bir soyutlama (abstraction) ürünü sözcük ve terimlere sahip olur. (Türkçenin Zenginlikleri İncelikleri)
- Bizce, Köktürklerde ve başka Türk kavimlerinde, ölenlerin anısına yazıtlar dikmek ya da mezar taşlarına, ölenin yaşamı ve başarılarını yansıtan metinler yazmanın çok eski bir gelenek olduğu kesindir. Böyle olunca, bunları yazanlar kadar, okuyan, okuyabilen bir kitlenin de bulunması ve bu yazının çeşitli Türk boy ve uluslarınca kullanılmış olması gerekmektedir. Dolayısıyla, Köktürklerden önce bu alfabenin olmadığı yolundaki bir düşünce de kabul edilemez. (En Eski Türkçenin İzlerinde)
- “Araştırmalar, Türkiye Türkçesinde türetmede görev alan biçimbirimlerin sayısının 100’ü geçtiğini göstermektedir. Türkçenin bu özelliği ona her türlü kavramı , her yeni kavramı karşılayabilme olanağı sağlanmaktadır.” (Türkiye Türkçesinin Dünü, Bugünü, Yarını)
- Burada, dikkati çeken bir gelişmeye de değinmek gerekiyor: Atatürk döneminde, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 18 Temmuz 1932 tarihli yazısıyla bütün ülkede ezanın Türkçe sözlerle okunmasına başlanmıştı (bkz. Turan, 1981: 22). metni şu sözlerden oluşuyordu: 'Tanrı uludur (4 kez)/ Tanrıdan başka yoktur tapacak (2 kez)/ Tanrının elçisidir Muhammet (2 kez)/ Haydin namaza (2 kez)/ Haydin felaha (2 kez)/ Namaz uykudan hayırlıdır/ Tanrı uludur (2 kez)/ Tanrıdan başka yoktur tapacak/' (Türkçenin Bağımsızlık Savaşımı)
- Televizyonu tivi, IMF'yi ayemef diye okuyan, HBB'yi eyçbibi diye sesleten kimselerin tutumu da ana dilimizin zararınadır. (Türkçenin Gücü)
- İkinci Dünya Savaşı' ndan sonra İngilizcenin bütün dünyada görülen yaygın etkisi , ana dil bilincinden yoksun kimselerin özensiz dil kullanımları, eğitim-öğretimde İngilizceye verilen ağırlık ve bu dille öğretim, Türkçenin sözcük ve terim düzeyindeki söz varlığında olumsuz gelişmelere neden olmuştur. (Türkçenin Zenginlikleri İncelikleri)
- En büyük başarı, bütün dış etkilere, olumsuz koşullara karşın, kendisine uyan yolu seçerek bu yolda kararlılıkla yürüyebilmektedir . (Yaşayınca...)
Yorumlar
0 yorum