Kitap Künyesi

Yazar: Abdulkadir Turan

Yayın Evi: Festival Yayıncılık

İSBN: 9786059322577

Sayfa Sayısı: 344

--reklam--

Türkiye Batı ve İslam Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Teknik gelişti, işgal biçimleri değişti, köleleştirme biçimleri farklılaştı. Mankurtlaştırma eskiden eziyetle, acıyla yapılırken bugün, zevk ve eğlenceyle uyuşturularak yapılıyor.

Mankurt’un zihnine kafasının dışında işlem yapılarak müdahale edilirken bugün kafaların içine doğrudan müdahale ediliyor, beyinler işgal ediliyor, aklın ayarlarıyla oynanıyor, akıl denetim altına alınıyor, insanlar kendilerine ve toplumlarına yabancılaştırılıyor. Kendilerini saadete ulaştırmak isteyenlere karşı her emre hazır bir saldırgan noktasına sürükleniyor...

“Uygar” sistemler, gelişmiş tekniklerle gündem belirlerler. Kamuoyu oluşturma adı altında programlar hazırlar ve kavramlara Mankurt üretme amacı doğrultusunda yüklediği anlamları halkın belleğine yerleştirirler.

Toplum, o kavramlar üzerinden düşündükçe onların gücünden korkar, kendisinden uzaklaşır, onların hesabına çalışır, kendisine düşmanlık eder. Kendisini bu hâlden kurtarmak isteyen uyarıcıların peşinden gideceğine onların düşmanı kesilir.

--reklam--

Türkiye Batı ve İslam Alıntıları - Sözleri

  • Bir Kırgız romancının anlattığı "Mankurt" efsanesinde Juan-Juan adlı toplum, esirin saçını kökünden koparırmış. Taze deve derisini , kan içindeki kazınmış başına sımsıkı sararmış. Başını yere sürtmesin diye boynuna bir kütük bağlayıp çığlıkları duyulmasın diye uzak bir yere götürürlermiş. Elleri, ayakları bağlı; kızgın güneşin altında bırakırlarmış. Ancak beşte ikisi sağ kalırmış. Onlar da hafızalarını, kimliklerini kaybetmiş birer "mankurt" haline gelirmiş. Mankurt; Kim olduğunu, hangi soy ve kabileden geldiğini, neye inandığını, Anne ve babasını, çocukluğunu bilmezmiş. Insan olduğunun bile farkında değilmiş. Efendisine sadık, başkalarını dinlemeyen, yakıtı su ve yemek olan, Her emre hazır bir yaratık... En pis, En çekilmez işleri yapan emir kulu... Aslına dönmesini isteyen öz anasını bile öldürecek kadar, kimliğinden ve kişiliğinden uzaklaşan bir köle... Teknik gelişti, işgal biçimleri değişti, kolelestirme biçimleri farklılaştı. Mankurtlaştırma eskiden eziyetle, acıyla yapılırken bugün zevk ve eğlenceyle uyuşturularak yapılıyor. Mankurtun zihninde kafasının dışında işlem yapılarak müdahale edilirken bugün kafalarını içine doğrudan müdahale ediliyor, beyinler işgal ediliyor, aklın ayarlarıyla oynanıyor, akıl denetim altına alınıyor, insanlar kendilerine ve toplumlarına yabancılaştırılıyor. Kendi dinlerine ve dinlerinden iz taşıyan her türlü değerin düşmanı haline getiriliyor. Kendilerini saadete ulaştırmak isteyenlere karşı her emre hazır bir saldırgan noktasına sürükleniyor.
  • Craig Calhoun gibi kimi Batılılar, modern bir din olduğu ile ilgili tezleri aktarıyorlar. Ama milliyetçilik, her dinin gerektirdiği ibadetlerden uzaktır. Ayrıca yayılma hızı, ne bir ideolojinin ne de bir dinin yayılma hızına uyuyor. Belki katili de maktulu de saran bir "heva", bir hastalık, bir zehirli his demek gerekiyor ona. Bir tür vesvese, ahir zaman vesvesesi... Ne ona kapılan zalim, zulümden yoruluyor ne de onu kurtuluş yolu edinen mazlum, gerçek anlamda zulümden kurtulabiliyor. Bütün haramlar gibi ona doyum olmuyor, ondan içen, içtikçe daha fazla içiyor, kanmıyor, susuzluğu geçmiyor, nihayet onunla can veriyor ya da yolunu bulup ondan kurtularak kendini ondan arındırarak şifa bulabiliyor ancak. Hitler, önce bir milliyetçiydi, Sadece bir milliyetçi... Sonra faşist bir milliyetçi... Faşizmi onu öldürdü. Bugünün pek çok olgun insanı ise dün bir milliyetçiydi. Ancak ondan kurulunca huzur bulabildi. Ona müptela kalan ise kendi kavmi dışındaki bütün kavimlere küfretti, sonra baş başa kalınca kendi kavmine en galiz küfürleri savurdu. Çoğu zaman bu hali aynı anda yaşadı: Büyük toplulukların önünde "Yaşa!" "En büyük" diyerek kendi kavmini yüceltir; kendi grup elemanlarıyla yalnız kaldığında ise "Bizden haini, bizden alacağı, bizden nankörlük, bizden bize düşmanı yoktur" dedi. Bu gelgitler içinde tutarsız davranışlara yöneldi. Kedince büyük bir kurtuluş savaşçısı iken aniden bir hain oldu. Dünyanın bütün modern bağımsızlık savaşlarında milliyetçiler vardır ama dünyanın bütün modern ihanetlerinde de milliyetçiler vardır. Dün kendilerince özgürlük savaşçısı olan, Bugün kendi halkının özgürlüğüne karşı savaşan askerlere kendi mevzilerini gösteren bir itirafçı, bir ajan olabildi. Dünün ve bu günün savaş hikayeleri, ihanet vakaları bu hasta ruhların aktörlüğü çerçevesinde gelişti ve gelişmektedir.
  • Hafız Şirazi der ki "Denenmişi deneyen, pişmanlığı yüklenir."
  • Bir tiyatro türü olan Trajedya'da "Alçaklar daima dört ayaküstüne düşerken büyük ve halis ruhlar, hep acı çekerler." Ancak onların kaybı entellerin aklının sandığı gibi değildir. O kayıp, onların mücadelesine anlam katar ve onun hep üstün olarak yaşamasını sağlar.
  • (Aliya Izzetbegoviç) "Deliliğin bulaşığı insanlar, (u)mutludurlar, Ben de onlardan olduğumu düşünüyorum." -(Bunu okuyunca hocalarımdan birinin sözü aklıma geldi "kafası karışık insan iyidir." )
  • Terörist, terim anlamıyla siyasi düşüncelerini kabul ettirmek için şiddette, toplumu korkutup yıldırmada, sınır tanımayan kişi veya kurumdur. Kendini kabul ettirme konusunda Amerika ve israilden daha aşırı giden kim var? Terörist denince öncelikle onların hatırlanması, onların uygulamalarının göz önüne gelmesi gerekir.
  • Dil, despotların dayattığı kavramlardan kurtuldukça beyin özgürleşir.
  • "Deliliğin bulaştığı insanlar, (u)mutludurlar, ben de onlardan biri olduğumu düşünüyorum. "
  • "Fransız ulusunun ulusal bayramı, bütün ulusların bayramıdır" diyecek kadar Fransız ihtilaline duyduğu hayranlığı ifade ediyor.
  • "Menfaat" bencillikle eşitlendi. "Aşk" şehvet oldu. İslami nikah "İmam nikahı" adı altında suçlar arasına katıldı. "Özgürlük" sınırsız serbestlik diye anlaşılıyor. "Ev hanımı", evinin saygıdeğer kadını olmaktan çıkıyor; "cahil, okumamış kadın" diye anlaşılıyor.

--reklam--

Türkiye Batı ve İslam İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Yakın Tarihimize ışık tutan ve ezberleri bozan farklı ve özgün bir eser.. Okumaktan zevk alacağınız ve bildiğiniz doğruların! aslında doğru olmadığını öğreneceksiniz (Mali Ethem)

--reklam--

Kitabın Yazarı Abdulkadir Turan Kimdir?

Dini konulardan oluşan kitapları mevcuttur. Ayrıca Doğru Haber gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır.

İlkokulu doğum yeri Mardin’in Dargeçit (Kerburan) ilçesinin Kurucu (Şikeftika) Köyü’nde, ortaokulu Dargeçit’te okudu. Mardin İmam Hatip Lisesi ve Dicle Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyat Öğretmenliğinden mezun oldu. Bir süre Burdur’da Milli Eğitim kurumlarında öğretmenlik yaptıktan sonra kendi isteğiyle istifa etti. Ankara’da farklı dershanelerde ders verdi. Uzun yıllar aynı anda birden çok üniversiteye hazırlık dergisinde Türkçe-Edebiyat zümresini yönetti. Türk Dili ve Edebiyatı bilgilerinin sınav için hazırlık aracına dönüştürülmesi üzerinde çalıştı. Bu alanda çok sayıda kitabı yayımlandı. 2008’de öğretmenlikten ayrıldı.

Yüksek lisansını Sakarya Üniversitesi’nde sosyoloji (Toplumsal Değişim Analizleri) alanında yapan yazarın İnzar, Doğruhaber, Kelhaamed, Milli Şuur dergilerinde yazıları yayımlanırken “Müteahhit” ve “Selahaddin” adlı iki romanının yanı sıra “Kürtlerde İslamî Kimliğin Gelişmesi” ve çocuklar için hazırlanan “Peygamberimi Tanıyorum” adlı kitapları vardır. Doğruhaber gazetesine yazdığı rehberlik yazılarının bir bölümü de bir broşür niteliğinde kitaplaştırılmıştır.

--reklam--

Abdulkadir Turan Kitapları - Eserleri

  • Selahaddin
  • Müteahhit
  • İsa'nın Oğlağı
  • Türkiye Batı ve İslam
  • Kürtlerde İslami Kimliğin Gelişmesi
  • Nureddin Mahmud Zengi

--reklam--

  • Kudüs'ün İstilasından Urfa'nın Fethine
  • Eğitimde Özgün Rehberlik
  • Peygamberimi Tanıyorum 1 ve 2 Tek Kitap
  • Fetihler, Hareketler ve Şahsiyetler Açısından Kürtler
  • Ve Kudüs Düştü
  • Selahaddin Sonrası Eyyübiler
  • Yüreğim Tetiktedir

--reklam--

Abdulkadir Turan Alıntıları - Sözleri

  • "..ama Allah katında günler hesaplıdır; hiçbir şey zamanından önce gerçekleşmez." (Selahaddin)
  • Ev içinde aile olduğu zaman evmiş yoksa başını sokacak bir barınaktan başka bir şey değilmiş (Müteahhit)
  • Şu hakikat bilinsin ki şeref İslam’dadır ve Kürtlerin İslam’la tanışması bir kavmin şeref kazanma hikayesidir. (Kürtlerde İslami Kimliğin Gelişmesi)
  • Milliyetçilik, bireyler için habis bir hastalık; toplumlar için sonu gelmez bir kargaşa ve huzursuzluk kaynağıdır. (Fetihler, Hareketler ve Şahsiyetler Açısından Kürtler)
  • Ama kim bilir hainlerin başına ne gelir? Yılan deliğinde hain ihanetinde ölür ama tarih daima şerefli insanları hatırlatır (Selahaddin)
  • "Değil bir gözüm,her iki gözüm de kör olsa ben bu işten vazgeçmeyeceğim" deyip onları umursamadan yoluna devam etti. (Selahaddin)

--reklam--

  • "Deliliğin bulaştığı insanlar, (u)mutludurlar, ben de onlardan biri olduğumu düşünüyorum. " (Türkiye Batı ve İslam)
  • Ah Kudüs... Ah Mescid-i Aksa sana ulaşmak ne zordu! Sen ne çok kıymetliydin ki bir hazine gibi perde perde çevrelenmiştin. O perdeleri bir bir açmak, o hayat sahnelerini bir bir yaşamak gerekiyordu. Buna ancak Selahaddin'in sabrı yeterdi. (Selahaddin)
  • Baudouin, Sur'u alamayacağını anlayınca dört buçuk ayın ardından, 10 Şevval 505/10 Nisan 1112'de şehrin çevresini terk etti. Haçlılar Sur'dan uzaklaşırken inşa ettikleri yapıları yıktılar, iki yüze yakın gemilerini de yaktılar. Buna rağmen onlardan Sûr halkına çok silah kaldı. Haçlılar ilk kez böyle bir teknikle karşılaşmışlar ve iki bin civarında kayıp vermişlerdi. Surluların kaybı ise yüz kişi ile sınırlıydı. Baudouin çekildiğinde Sur valisi. Tuğtegin'e verdiği sözde durmadı, şehri ona teslim etmedi. Tuğtegin, buna rağmen valiye istediği zaman yardım etme sözü verdi. (Kudüs'ün İstilasından Urfa'nın Fethine)
  • Rabbim, daha çok bozulmama, içimdekini yapmama izin vermeden canımı al. Rabbim, bana kötülük yolunda fırsat verme. Beni maddeye tapanlardan kılma. Rabbim, senin için çalıştığım günlerin hatırına bana yardımcı ol. Beni bu halden kurtar. (Amin) (Müteahhit)
  • Hafız Şirazi der ki "Denenmişi deneyen, pişmanlığı yüklenir." (Türkiye Batı ve İslam)
  • Rabbim! İnancımı sağlamlaştır, ahlakımı güzelleştir, amelimi salih kıl! Rabbim! Haramı benim için zorlaştır, helali kolaylaştır! (Müteahhit)
  • Üretken ve kimseye zarar vermeyen her el mukaddestir, korunmuştur, korunmalıdır. (İsa'nın Oğlağı)

--reklam--

  • Ahmet önce kararsızlaştı, sonra iç sesinin çıkmasını engeller gibi bogazını içten sıktı, sanki kafasıyla gövdesi birleşmiş, karnı adeta sırtına yapışmıştı. (Müteahhit)
  • Her usta yanlız bir işle geçinebilirdi. Birçok iş bilse de başkalarının işine engel olmamak için yanlız kendi işi için para alırdı. (İsa'nın Oğlağı)
  • Bir Kırgız romancının anlattığı "Mankurt" efsanesinde Juan-Juan adlı toplum, esirin saçını kökünden koparırmış. Taze deve derisini , kan içindeki kazınmış başına sımsıkı sararmış. Başını yere sürtmesin diye boynuna bir kütük bağlayıp çığlıkları duyulmasın diye uzak bir yere götürürlermiş. Elleri, ayakları bağlı; kızgın güneşin altında bırakırlarmış. Ancak beşte ikisi sağ kalırmış. Onlar da hafızalarını, kimliklerini kaybetmiş birer "mankurt" haline gelirmiş. Mankurt; Kim olduğunu, hangi soy ve kabileden geldiğini, neye inandığını, Anne ve babasını, çocukluğunu bilmezmiş. Insan olduğunun bile farkında değilmiş. Efendisine sadık, başkalarını dinlemeyen, yakıtı su ve yemek olan, Her emre hazır bir yaratık... En pis, En çekilmez işleri yapan emir kulu... Aslına dönmesini isteyen öz anasını bile öldürecek kadar, kimliğinden ve kişiliğinden uzaklaşan bir köle... Teknik gelişti, işgal biçimleri değişti, kolelestirme biçimleri farklılaştı. Mankurtlaştırma eskiden eziyetle, acıyla yapılırken bugün zevk ve eğlenceyle uyuşturularak yapılıyor. Mankurtun zihninde kafasının dışında işlem yapılarak müdahale edilirken bugün kafalarını içine doğrudan müdahale ediliyor, beyinler işgal ediliyor, aklın ayarlarıyla oynanıyor, akıl denetim altına alınıyor, insanlar kendilerine ve toplumlarına yabancılaştırılıyor. Kendi dinlerine ve dinlerinden iz taşıyan her türlü değerin düşmanı haline getiriliyor. Kendilerini saadete ulaştırmak isteyenlere karşı her emre hazır bir saldırgan noktasına sürükleniyor. (Türkiye Batı ve İslam)
  • "İmtihanı dua, plan ve sabırla kazanmalıydı." (Selahaddin)
  • "Kendi zamanındaki en düşük fakir bile ondan daha fazla para harcardı ." (Selahaddin)
  • Terörist, terim anlamıyla siyasi düşüncelerini kabul ettirmek için şiddette, toplumu korkutup yıldırmada, sınır tanımayan kişi veya kurumdur. Kendini kabul ettirme konusunda Amerika ve israilden daha aşırı giden kim var? Terörist denince öncelikle onların hatırlanması, onların uygulamalarının göz önüne gelmesi gerekir. (Türkiye Batı ve İslam)
  • “Meşru ezanı okumayan müezzinlerin başına minareleri yıkarım.” Nureddin Zengi (Nureddin Mahmud Zengi)