Kitap Künyesi
Yazar: Ogier Ghiselin De Busbecq
Çevirmen: M. Fatih Topaloğlu
Yayın Evi: Elips Kitapları
İSBN: 9789758971114
Sayfa Sayısı: 134
--reklam--
Türkiye'yi Böyle Gördüm Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Osmanlı - Türk tarihinin Batılılar tarafından anlatımı, her zaman ilgi çekici olmuştur. Hele bu anlatıcılar seyyahlar ve devlet adamları olunca anlatı daha da renkli bir hâl almaktadır. Ogier Ghiselin de Busbecq de bu anlatıcılardan biri. Esasında Osmanlı´nın en parlak dönemlerinden Kanuni Sultan Süleyman zamanında Avusturya elçiliği yapmış bir asilzade Busbecq. Sekiz yıllık sefirliği boyunca Osmanlı´ya ve Türk insanına dair yaptığı gözlemler, arkadaşına gönderdiği uzun mektuplarda gizli kalamayacak kadar ilgi çekici ve şaşırtıcı saptamalarla dolu. Üstelik aktardığı bilgiler de tarihe düşülen bir not değerinde. Osmanlı´nın politik, askeri, iktisadi ve sosyo-kültürel yapısına dair dönemsel bilgileri, gözlemleri ve tespitleri içeren bu kitap, son derece akıcı bir dille kaleme alınmış olan söz konusu mektupların bir araya getirilmesiyle oluşturulmuştur. Busbecq, Türkler´in ve Osmanlı´daki diğer milletlerin yaşayış tarzlarına dair ayrıntılı saptamalarıyla ve bu milletlere ilişkin bakışıyla; Anadolu´da ve İstanbul´daki seyahatleri sırasında başından geçen ilginç ve tarihi olayları incelikli bir üslupla anlatmasıyla; Osmanlı devlet yönetimindeki önemli şahsiyetlere dair fikirleriyle okuyucuyu bir zaman tünelinde birlikte seyahat etmeye çağırıyor adeta. Kendi tarihine ve kültürel geçmişine dair merakı olan herkes, Busbecq´in anılarından oluşan Türkiye´yi Böyle Gördüm kitabı sayesinde, hem bu merakını bir ölçüde de olsa giderebilecek hem de bir Batılının dönemin Osmanlı-Türk varlığına bakış açısını görebilecektir.
Türkiye'yi Böyle Gördüm Alıntıları - Sözleri
- Türklerde şan ve şöhret, yüksek idari mevkiler liyakat ve maharetin mükafatıdır. Tembel ve pısırık olanlar, kötü niyetliler için yükselme yolları kapalıdır, bunlar kenarda köşede önemsiz kişiler olarak kalırlar. Türklerin giriştikleri her işte başarı kazanmalarının, üstün bir ırk haline gelmelerinin ve gün geçtikçe devletin hudutlarını biraz daha genişletmelerinin sebebi bu olsa gerek.
- Türkler arasında itibar, hizmet ve idari mevkiler kabiliyet ve faziletin ödülü oluyor. Kişi tembel ve sahtekar ise hiçbir zaman yükselemiyor. İşte Türkler bu nedenle neye teşebbüs etseler başarılı oluyor ve hükmeden bir ırk olarak hakimiyetinin sınırlarını genişletiyorlar.
- İstanbul'a yaklaşırken, denizin karaya doğru uzayan iki girintisi üzerindeki köprülerden geçtik. Bu yerlerin güzelliğini sanırım bir başka diyarda bulamayız. Ancak insan eli de tabiata yardım etseydi çok daha şahane manzaralara şahit olacaktık.
- Türk orduları, baharda kabaran nehirlere benzer. Kendilerine engel olan seddi bir noktadan yıkıp geçebilirse o yerden boşalır ve önlerine gelen herşeyi silip süpürürler.
- Türklerin binalarda her türlü gösteriş ve konfordan kaçınmaları dikkate değer bir durumdur. Böyle şeylere önem vermek bir gurur ve büyüklük belirtisidir. Oysa bu dünyadaki her şey fanidir, ölümsüz olan şeyleri aramak gerektir. Bir yolcu için han neyse ev de Türkler için, yağmurdan, soğuk ve sıcaktan, hırsızdan korunmaya elverişli olduğu nispette muteberdir.
- Türkler her zaman ya çok aşırı duygulu ya tamamen hissiz davranırlar. Dost bildiklerine karşı son derece iyi kalpli, merhametli, öfkelendikleri zaman da gayet sert hareket ederler.
- Zaferi kalabalık olanlar değil, değerli olanlar kazanır.
- Görev ve memuriyetler herkesin liyakat, seciye, kabiliyetine göre bizzat Sultan tarafından verilir.Bunu yaparken ne o şahsın zenginliğine, ne nüfuz ve şöhretine, ne rica ve dostluklara aldırış etmez. Böylece her işe o işin ehli adamlar tayin olunur.
- Türkler siyah rengi sevmezler.Onu uğursuzluk telakki ederler.
- "Müslümanlık ise Osmanlı sülalesi ayakta olduğu müddetçe yaşayacak, bu aile sönecek olursa din de mahvolacaktı."
Türkiye'yi Böyle Gördüm İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Avusturya sefiri olan yazarımız, Kanuni Sultan Süleyman dönemin son zamanlarında ülkesinden İstanbul'a yaptığı seyahati, ailesine göndermek üzere dört uzun mektupta topluyor. Bu eserde o döneme ait gerçekten çok ilginç bilgiler var. Yazar mektupları yazarken önyargılı bir yaklaşım gütmemiş. Bununla beraber gereksiz övmelere başvurup methiyeler de düzmemiş. Ne gördüyse onu yazmış. Padişahın huzuruna çıkışını anlattığı bölümde, sultanın azametini yazdığı gibi kendine davranışında büyük bir kibir sezildiğini de eklemiş. "Türkler atlarını çok severler, o kadar severler ki onlarla uyurlar." diyor. O zamanlar da pilav üstü et yiyormuşuz mesela:) Nostaljiye delicesine tutkun, kafası bazen geçmiş yüzyılara giden, oralarda takılıp kalan ve bunlardan büyük bir haz duyan okur arkadaşlarıma tavsiye ediyorum. "Yerde bir beyaz kağıt bulduklarında, onu hemen kaldırır yüksek bir yere sıkıştırırlar." diyor... Acaba neden? :) Hadi biraz merak edin:) (ilker Görkem)
Busbecq'in bu kitabını büyük bir keyifle okudum. Özellikle bir Avusturya elçisinden tarafsız bir biçimde Osmanlı döneminden bir kesit okumak beni keyiflendirdi. 1554-62 yılları arasında ülkemizde görev yapan Busbecq padişah Sultan Süleyman'ı, Meryem'e olan bağlılığını, imparatorluğun Viyana'ya kadar dayanışını ve oğulları arasındaki taht kavgalarını güzel bir dille anlatmış bize. Busbecq, Türk insanının hayvan ve çiçek sevgisini, ok ve yaydaki başarısını, liyakati, dinimizin temsilcisi olduğunu ve Türk kadınından da bahsetmiş bize. Günümüzde birçok şeyi kaybettiğimiz gerçeği de insanı üzüyor kitabı okudukça. Aynı zamanda askeri alanlardaki disiplinliğimizden ve aza kanaat edişimizden hayranlıkla bahsediyor. Kitabı okuyacak arkadaşlar çekinmeden okusunlar. İnsana hem keyif veriyor hem de bilgi katıyor. (Abdulbaki GÜRBÜZ)
Türkiye'yi Böyle Gördüm PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Ogier Ghiselin De Busbecq - Türkiye'yi Böyle Gördüm kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Türkiye'yi Böyle Gördüm PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Ogier Ghiselin De Busbecq Kimdir?
Flaman asıllı Avusturyalı diplomat ve yazar Ogier Ghislain de Busbecq, 1522’de Flandre’da, Lille yakınındaki küçük bir köyde doğdu. Louvain, Padova ve Venedik üniversitelerinde öğrenim gördü. 1552’de Kutsal Roma-Germen İmparatoru V. Karl ile onun kardeşi Avusturya Kralı I. Ferdinand’ın hizmetine girdi. Kanunî Sultan Süleyman’ın hükümdarlığının son döneminde iki defa Avusturya elçisi olarak İstanbul’a gönderildi. Bu görevleri sırasında dostlarına gönderdiği dört uzun mektupta "Türk Mektupları" Osmanlılar hakkında edindiği izlenimleri kolay okunur bir üslupla dile getirdi. Bucbecq İstanbul’dan döndükten sonra Viyana’daki krallık sarayında çeşitli görevlere getirildi. 1582’den ölümüne kadar da (1591) Avusturya’nın Paris elçisi olarak görev yaptı.
--reklam--
Ogier Ghiselin De Busbecq Kitapları - Eserleri
- Türk Mektupları
- Türkiye'yi Böyle Gördüm
- The Life And Letters Of Ogier Ghiselin de Busbecq
--reklam--
Ogier Ghiselin De Busbecq Alıntıları - Sözleri
- Türk orduları yağmur sularının kabarttığı azametli nehirler gibidir. Aktığı yatağın herhangi bir yerinde onları durduran engelden sızıp geçebilirlerse, bu gedikten boşalarak sonsuz tahribat yaparlar. Hatta onları engelleyen setleri bir kere aştılar mı genişleyerek uzaklara yayılıp tahminlerin ötesinde bir enkaz yaratırlar. (Türk Mektupları)
- "Müslümanlık ise Osmanlı sülalesi ayakta olduğu müddetçe yaşayacak, bu aile sönecek olursa din de mahvolacaktı." (Türkiye'yi Böyle Gördüm)
- Türklerde şan ve şöhret, yüksek idari mevkiler liyakat ve maharetin mükafatıdır. Tembel ve pısırık olanlar, kötü niyetliler için yükselme yolları kapalıdır, bunlar kenarda köşede önemsiz kişiler olarak kalırlar. Türklerin giriştikleri her işte başarı kazanmalarının, üstün bir ırk haline gelmelerinin ve gün geçtikçe devletin hudutlarını biraz daha genişletmelerinin sebebi bu olsa gerek. (Türkiye'yi Böyle Gördüm)
- Türkler arasında itibar, hizmet ve idari mevkiler kabiliyet ve faziletin ödülü oluyor. Kişi tembel ve sahtekar ise hiçbir zaman yükselemiyor. İşte Türkler bu nedenle neye teşebbüs etseler başarılı oluyor ve hükmeden bir ırk olarak hakimiyetinin sınırlarını genişletiyorlar. (Türkiye'yi Böyle Gördüm)
- Türklerin düzenini bizimkiyle kıyasladığımda geleceğin başımıza getireceklerini düşünüyor ve ürküyorum. (Türk Mektupları)
- Türkler her zaman ya çok aşırı duygulu ya tamamen hissiz davranırlar. Dost bildiklerine karşı son derece iyi kalpli, merhametli, öfkelendikleri zaman da gayet sert hareket ederler. (Türkiye'yi Böyle Gördüm)
- Türkler çiçeğe çok düşkündür ve genelde müsrif olmamalarına rağmen güzel bir gonca için birkaç aspres (Para) vermekte tereddüt etmezler . (Türk Mektupları)
- Bu konu kitap yazmayı gerektirir. (Türk Mektupları)
- Görev ve memuriyetler herkesin liyakat, seciye, kabiliyetine göre bizzat Sultan tarafından verilir.Bunu yaparken ne o şahsın zenginliğine, ne nüfuz ve şöhretine, ne rica ve dostluklara aldırış etmez. Böylece her işe o işin ehli adamlar tayin olunur. (Türkiye'yi Böyle Gördüm)
- Şehrin bulunduğu mevkie gelince, burasını tabiat sanki dünyanın başkenti olmak üzere yaratmış. (Türk Mektupları)
- "Ahlak bozukluğunun faziletin yerini aldığı, cezayı hak eden davranışların şerefli ve itibarlı sayıldığı bir ahlak anlayışıyla ne yapabilirsiniz ki?" (Türk Mektupları)
- Her insanın baş düşmanı kendisidir ve aşırı olmaktan daha amansız bir hasmı yoktur. (Türk Mektupları)
- Türkler siyah rengi sevmezler.Onu uğursuzluk telakki ederler. (Türkiye'yi Böyle Gördüm)
- İstanbul'a yaklaşırken, denizin karaya doğru uzayan iki girintisi üzerindeki köprülerden geçtik. Bu yerlerin güzelliğini sanırım bir başka diyarda bulamayız. Ancak insan eli de tabiata yardım etseydi çok daha şahane manzaralara şahit olacaktık. (Türkiye'yi Böyle Gördüm)
- Filibe sanki dağ silsilesinden koparılmış gibi ayrı bir yerde bulunan üç tepeden birinin üstündedir. Buradaki sulak ve bataklık arazilerde buğday gibi pirinç yetiştiğini gördük. Ovada birçok ufak tümülüsler vardı. Türklerin anlattığına göre bunlar insan yapısı tepeciklerdi ve yörede yaşanan savaşların anısına, çarpışmalarda ölenlerin mezarlarını belirlemek için yapılmışlardı. (Türk Mektupları)
- Türk orduları yağmur sularının kabarttığı azametli nehirler gibidir. (Türk Mektupları)
- Türk orduları, baharda kabaran nehirlere benzer. Kendilerine engel olan seddi bir noktadan yıkıp geçebilirse o yerden boşalır ve önlerine gelen herşeyi silip süpürürler. (Türkiye'yi Böyle Gördüm)
- Ahlak bozukluğunun faziletin yerini aldığını, cezayı hak eden davranışların şerefli ve itibarlı sayıldığı bir ahlak anlayışıyla ne yapabilirsiniz ki? (Türk Mektupları)
- Zaferi kalabalık olanlar değil, değerli olanlar kazanır. (Türkiye'yi Böyle Gördüm)
- Türklerin binalarda her türlü gösteriş ve konfordan kaçınmaları dikkate değer bir durumdur. Böyle şeylere önem vermek bir gurur ve büyüklük belirtisidir. Oysa bu dünyadaki her şey fanidir, ölümsüz olan şeyleri aramak gerektir. Bir yolcu için han neyse ev de Türkler için, yağmurdan, soğuk ve sıcaktan, hırsızdan korunmaya elverişli olduğu nispette muteberdir. (Türkiye'yi Böyle Gördüm)
Yorumlar
0 yorum