Kitap Künyesi

Yazar: Cengiz Dağcı

Yayın Evi: Ötüken Neşriyat

İSBN: 9789754372076

Sayfa Sayısı: 192

--reklam--

Üşüyen Sokak Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Cengiz Dağcı, Üşüyen Sokak'ta, İkinci Dünya Savaşı'nın bütün şiddetiyle devam ettiği günlerde Kırım'ın Almanlar tarafından işgalini anlatır. Roman; kötü yola düşmüş Almira'nın sokakta tesadüf ettiği ürkek ve ne yapacağını bilmeyen Enstitü öğrencisi genç Halûk'u alıp bir apartman dairesine götürmesini ve Halûk'un orada geçirdiği üç günü bizlere gösterir. Cengiz Dağcı diğer romanlarından farklı olarak, Üşüyen Sokak'ta iç sese ve bilinç akışına büyük bir ağırlık vererek kahramanı Halûk'un sürgün ve siyasî baskılarla bunaltılan Kırım Türk toplumu içinde kendisini tanımasını ve dünyayı anlamlandırmasını, zorlu kış şartlarının ve işgalci askerlerin ablukaya aldığı bir sokak başındaki apartman dairesinin penceresinden hikâye eder.

--reklam--

Üşüyen Sokak Alıntıları - Sözleri

  • Benim mi ona, onun mu bana daha çok ihtiyacı var? Bilmiyorum.
  • Unut! Kimsenin gereği yok bana . Yat ve uyu
  • İçimden geçenleri yüzümde görmüştü sanki. - sen hüzünlüsün, dedi.
  • Senin olan, gerçekten sana ait olan bir tek canın var bedenin içinde
  • Dünya yüceymiş. Ama insanoğlu için önemli olan dünya değil, dört duvar arasında küçük bir yer…
  • Doğuranın doğmamı isteyip istemediğimi sorup anlamadan beni doğurmasına rağmen doğduğuma pişman değilim.
  • Ölüyü tentenin altına yatırmış, sırtına temiz giysiler giydirmiş; saçlarını da bir güzel taramışlar. Oysa kendileri canlıyken renksiz, pis, âdeta ölü bir hayat yaşadıklarından haberleri yok.
  • Hiç kimsenin bana acımasını istemiyorum. Kim ve niçin acıyacak bana? Kör müyüm ben? Dilenci miyim? Öksüz müyüm? Kör ve öksüzsem paradan başka bir şeye ihtiyacım var benim…
  • Beş yıllık plan. Sanayileşti memleket baştan başa. Hiç kimse yaya götürülmeyecek istasyonlarda kendilerini bekleyen sürgün trenlerine.
  • Hasta şuurumun gölgesinde beni doğuran kadın, bana aşık kız...
  • Bitkinim. Ama bitkinliğim bana yakın; hatta yatıştırıcı. Ölüme alıştırıyor beni. Ölümü güzel; inançların en güzeli, kurtuluşlara çıkan yolların en yakını ve kestirmesi kılıyor bitkinliğim benim için.
  • Ama baharın gelişini hiç kimse önleyemedi.
  • “Benim kimliğimi beni tanıyan, hislerimi paylaşan insanlarla tespit edebilirsiniz ancak.” 
  • Bugünü nasılsa atlatırım. Ama yarın…
  • Evet, uyumak. Uyuyabilirsem. Uyurum. Niçin uyumayacak mışım? Düşlerim tükendik. Işığı keser ve uyurum. Ölürüm belki. Ölüm de bir çeşit uyku. Her şey çözülüverir benim için.

--reklam--

Üşüyen Sokak İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Cengiz Dağcı'nın 1970-1971 yılları arasında kaleme aldığı 190 sayfalık bir kitap. Badem Dalına Asılı Bebekler kitabının devam kitabıdır. Önceki kitapta küçük bir çocuk olan Halûk, bu kitapta büyümüş hâlde karşımıza çıkmaktadır. Badem Dalına Asılı Bebekler, sürgün sahnesiyle sona ermişti. Bu kitapta da sürgün sonrası yaşananlar anlatılacak diye düşünürken, Halûk'un Fontannaya Sokağı'nda geçirdiği üç günü anlatan bir kitapla karşılaştım. İlk kitapta olduğu gibi Halûk'un iç sesinden ve monologların oldukça yoğun olduğu bir kitaptı. Halûk, savaş yıllarında Rusya ve Almanya çatışırken dışarıda tramvaydan indiği sırada Almira adlı bir kadın tarafından Fontannaya Sokağı'na götürülür. Oradaki bir evde üç gün geçirir. Sürekli uyuyup uyandığı için bu süre bana çok daha fazlaymış gibi geldi ama neyse... :) Bu üç gün içerisinde ara ara Almira yanına gelir ve yoklar Halûk'u son gün ise Almira'nın bir daha gelmeyeceğini öğrenir, Almira tarafından kendisiyle tanıştırılan Lopatov'dan. Üç gün boyunca kaldığı apartman da müsadere edilir Almanlar tarafından. Halûk da dışarı avluya çıkar. Kitap böylece sona erer. Kitabı Badem Dalına Asılı Bebekler kitabının devamı olduğu için okudum. Ama bence isteyen de önceki kitabını okumadan okuyabilir. Çünkü ilk kitapla alâkalı pek bir şey yok. İsterdim ki ilk kitapta yer alan sürgünden sonraki süreci okuyayım. Ama işgal altındaki bir sokakta çoğunlukla içses ve monologlardan oluşan bir kitap. Badem Dalına Asılı Bebekler kitabı da aynıydı ancak daha çok diyalog vardı onda. Cengiz Dağcı'nın daha akıcı kitapları var. Cengiz Dağcı'yla tanışma kitabınız kesinlikle bu kitap olmamalı. Benim kitap hakkında hatırladıklarım bu kadar. Değerli okurlara keyifle okumalar dilerim. (RT)

CENGİZ DAĞCI – ÜŞÜYEN SOKAK 17.10.2019 Yazarımızın okuduğum 4. Kitabı. Diğer okuduğum üç kitabıyla karşılaştıracak olursak bu kitap diğerlerine konu benzerliği olarak biraz uzak. Kırım’ın Almanlar tarafından işgali sırasında Enstitü öğrencisi olan Haluk ne yapacağınız bilmez bir halde iken kötü yola düşmüş Almira tarafından bir apartman dairesine götürülür. Burada kaldığı müddetçe yaşadığı bunalımları ve iç konuşmaları dinleriz. Savaşın gidişatını bir apartman dairesinin penceresinden izleyerek kendi içi dünyasıyla karşılaştırır. Burada noktayı koyuyorum Rahmetli yazarımıza. Allah rahmet eylesin Kitaptan Not: Canımı koruması için Tanrıya yalvardığım gün özgürlüğümü kaybettim. (Eyüp Yıldız)

Bu eserde Haluk karakterinin gözünden Kırım topraklarının Almanlar tarafından işgali anlatılır. Bu süreci üç günlük zaman diliminde anlatıyor . Haluk karakteri insanlarla pek konuşmadığı için sık sık iç monolog, bilinç akışı, geriye dönüşlerle o süreçleri anlatıyor . Savaşın çarpıcı gerçekliğini yansıtıyor . Akıcı bir dili var. Savaşın insan psikolojisi üzerindeki yıkıcı etkisi başarılı bir gözlemle veriliyor. Cengiz Dağcı çok kıymetli bir yazar, iyi ki tanıştım kendisiyle. (Veronika)

--reklam--

Üşüyen Sokak PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Cengiz Dağcı - Üşüyen Sokak kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Üşüyen Sokak PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Cengiz Dağcı Kimdir?

9 Mart 1919 tarihinde Kırım'ın Yalta şehrinin Gurzuf köyünde doğar. Çocukluğu kıtlık, yoksulluk, Rus emperyalizminin zulmü ve büyük baskılar altında geçer. İlkokulu köyünde, ortaokulu Akmescit'te bitirir. Kırım Pedagoji Enstitüsü ikinci sınıfında iken İkinci Dünya Savaşı çıkar. 1941'de Ukrayna cephesinde Almanlara esir düşer. Almanların yenilmesi üzerine esir kampından kurtularak müttefik devletler safına sığınır. 1946'da Londra'ya yerleşir. İngiltere'deki hayatı da hiç kolay olmaz; bir taraftan yazarken en vasıfsız ve ağır işlerde çalışmak zorunda kalır.

"Türkçe bana anamın konuştuğu dil" diyerek yazı dili olarak Türkçeyi kabul eder. Türkiye Türkçesindeki ilk kitabı 1956 yılında Varlık Yayınları tarafından yayınlanan Korkunç Yıllar'dır. Yaşar Nabi ile mektuplaşarak tanışan Dağcı, eserlerini de posta yolu ile gönderir. Soğuk savaş şartlarının siyasi etkilerinin hissedilmesi, Sovyetler Birliği'nin sol entelijansiya ile kurduğu ilişkiler ve fikir hayatımızdaki çatlamalar yazarı yalnızlaştırmak üzereyken, Ötüken Yayınevi ile tanışır. Ötüken Yayınevi vasıtasıyla yirmiden fazla kitabı Türk okuyucusuyla buluşturur.

Dağcı Türk edebiyatının büyük yazarları arasındadır. Romanlarında Kırım Türklerinin yaşadığı acıları hüzünlü ama berrak bir üslupla aksettirir. Kitapları yıllarca elden ele dolaşır. Kırımla olan ilgisini hiçbir zaman koparmaz ve Kırım Türklerinin vatanlarına dönüşlerini anlatmayı ihmal etmez. Hatıralarında "Ben yalnızca Kırım'ın yazarı değilim ama Kırım'ın faciasını bütün gerçeği ve içtenliğiyle yalnız ben yazabilirdim" der. Hayatının son yıllarında içerisinde bulunduğu muhitteki karakterleri ele alan hikayeler de yazar.

En büyük destekçisi savaş sırasında Polonya'da tanıştığı ve 1998 yılında kaybettiği kıymetli eşi Regina Hanım olur. Aralarında Yazarlar Birliği'nin ve İlesam'ın yılın yazarı, Türk Ocakları'nın üstün hizmet ödülü de olmak üzere sayısız ödül alır. En son 21.03.2011 tarihinde Marmara Üniversitesi Türkiyat Enstitüsü tarafından düzenlenen "Türk Dünyasında Zirve Şahsiyetler: Cengiz Dağcı" sempozyumuyla yazarlık macerası ele alındı.

Cengiz Dağcı, 22 Eylül 2011 Perşembe günü saat 12.30 sularında Sauthfields'teki evinde vefat etti. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun girişimleri ile Türkiye'den katılan kalabalık bir topluluk tarafından, 2 Ekim 2011 Pazar günü 69 yıldır görmediği Yalta'ya bağlı Kızıltaş köyünde toprağa verildi. Yazar böylece ebedi uykusunu doğduğu topraklarda uyumak imkânına kavuştu.

--reklam--

Cengiz Dağcı Kitapları - Eserleri

  • Onlar da İnsandı
  • Korkunç Yıllar
  • Yurdunu Kaybeden Adam
  • O Topraklar Bizimdi
  • Badem Dalına Asılı Bebekler
  • Dönüş
  • Ölüm ve Korku Günleri
  • Genç Temuçin
  • Regina
  • Üşüyen Sokak
  • İhtiyar Savaşçı
  • Yoldaşlar
  • Anneme Mektuplar
  • Benim Gibi Biri
  • Biz Beraber Geçtik Bu Yolu
  • Rüyalarda: Ana ve Küçük Alimcan
  • Yansılar 2
  • Bay Markus Burtonun Köpeği
  • Yansılar 1
  • Ben ve İçimdeki Ben
  • Yansılar 3
  • Hatıralarda Cengiz Dağcı
  • Yansılar 4
  • Oy Markus Oy
  • Bay John Marple'in Son Yolculuğu
  • Haluk'un Defterinden ve Londra Mektupları

--reklam--

Cengiz Dağcı Alıntıları - Sözleri

  • Teyze, ben Ramila’yı tanımadan önce de; gördüğüm, düşündüğüm, yaşamış olduğum her şey Ramila’yla ilgiliydi sanırım. (Biz Beraber Geçtik Bu Yolu)
  • 'Hoştu akşamlar; akşamlarda insanları kendine çeken, dertleri, yorgunlukları, kasvetleri unutturan bir kuvvet, tatlı bir boşluk vardı; akşamlar gecenin gözleri gibiydi; her yeri görüyor, her yere uzanıyor, her yere dalıyorlardı.' (Onlar da İnsandı)
  • Gidip ırmağın kıyısındaki taşa oturdum, cebimden üzerinde şiirlerim yazılı iki tabaka kağıdı çıkarıp iki kayık yaptım. (Anneme Mektuplar)
  • -Ama siz ağacı budamıyorsunuz, Selim! Topraktan çıkarıyorsunuz, kökünden kesiyorsunuz. Sen bunu görmüyor anlamıyor musun? Binlerce yıllardan beri bu Toprak da büyümüş, bu toprağa kök salmış ağacı topraktan çıkarıyor, kesiyor, paramparça ediyorsunuz! (O Topraklar Bizimdi)
  • Ramila… Biz beraber geçtik bu yolu. Yolun ucunda kurduğumuz sığınağımızın içerisinde biz beraber bekleyeceğiz sonu. (Biz Beraber Geçtik Bu Yolu)
  • Gözlerinden belliydi, büyük bir kalbi vardı onun. (O Topraklar Bizimdi)
  • Tanrım! Benim halkım nerelerde bırakmadı evlatlarını! .... Yel eskende sallanır ağaç dalları Bizim için haram oldu Kırım yolları (Hatıralarda Cengiz Dağcı)
  • Ben, benden başka bir ben daha taşıyorum kendi içimde. (Yansılar 2)
  • Yurt dediğin en derin aşklardan güçlü... (Regina)
  • Her kazancın bir zararı vardır. (Onlar da İnsandı)
  • Tanrı gelir insana yardıma daima. (Onlar da İnsandı)
  • Hayatta sığınacak tek yerim varsa o da "Hâtıralardır" (VE) (Yurdunu Kaybeden Adam)
  • “Hayatta sığınacak tek yerim varsa o da hatıralardır.” (Yurdunu Kaybeden Adam)
  • Elli yıldır gönlümü sevindiren, yüreğimi acıtan; bazı gecelerde, elimde kalem, masamın başında otururken beni ağlatan Kırım. Bir yara oldu Kırım benim için. Durmadan kanayan bir yara oldu. (Hatıralarda Cengiz Dağcı)
  • Nereye gitse hayat ona sırtını çeviriyordu. Nereye gitse hayat onun için anlamsızlaşıyordu. (O Topraklar Bizimdi)
  • Ölüyü tentenin altına yatırmış, sırtına temiz giysiler giydirmiş; saçlarını da bir güzel taramışlar. Oysa kendileri canlıyken renksiz, pis, âdeta ölü bir hayat yaşadıklarından haberleri yok. (Üşüyen Sokak)
  • Tanrım! N'olursun, dünyaya çocuk vermek isteyen ana babayı sen kendi mihrabının önüne çağır; hayatın ne olduğunu onlara anlat. Herşeyden önce onlara hayatın ne olduğunu duyur, Tanrım! (Ölüm ve Korku Günleri)
  • Ok yayda iken tehlikelidir, Kargun! Oksuz yayla nitersin? Hiç. (Genç Temuçin)
  • ... ölüyorduk en mutlu ölümlerle. (Anneme Mektuplar)
  • Bugünü nasılsa atlatırım. Ama yarın… (Üşüyen Sokak)