Kitap Künyesi

Yazar: Cemal Şakar

Yayın Evi: Ketebe Yayınevi

İSBN: 9786257854801

Sayfa Sayısı: 120

--reklam--

Utanç Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Hem yeraltındayız hem bulutların üstünde. Gezindiğimiz dehlizden pınar çağıltıları geliyor, yürüdüğümüz labirentte kuş cıvıltıları var. Aşmak zorunda olduğumuz bu vadinin ucu terk ettiğimiz öz yurdumuza varıyor ve suratımızda patlayan yumruklar bizi uyandırmak için. Avuçlarımızdan kelimeler dökülüyor. Parmağa değil, gösterdiği yere bakıyoruz. Karşıdaki ulu dağların arkasından doğan, güneş değil: Güneşten fazlası. Cemal Şakar. Yeniden. Onikinci kez.

Utanç Alıntıları - Sözleri

  • Çağrıya uydu ve uzandı toprağa. Toprağa uzanmak doğmak demekti her seferinde.
  • Güneşe bakarak zamanı tayin etmek mümkün değildir. Zaten güneş zaman değildir; zaman işle ev, açlıkla tokluk, kötülükle iyilik arasına sıkışmış bir şeydir.
  • Başlamak, Allah'a yönelmekti.
  • İnsan bazen hiç anlamadan düşüveriyordu kendi çatlağından.
  • İlk aşk böyledir. İnsanı kör eder, bilincini örter. Kabuk bağlamayan yara gibidir. Ömür boyu sızım sızım sızlar. Hep onunla olmak istersin. Olmadığında aklında hep o. Gündüz hayallerinde, gece düşlerinde. Arkadaşlarla otururken hep ondan söz etmek istersin. Hep bu körlükle, sadece kendilerine açılan gözleriyle; sadece kendileri için parlayan bir aydınlıkta yaşayacaklarını sanıyorlardı. O sızıyı, o olamayışları yıllar sonra anlayacaklardı.
  • (şehre sırt dönmüşsündür dile kolaydır sırt döndü demek zordur, yokluktur, çıkmaktır oyundan, yokluğa mahkumiyettir üstelik hep sırtında bir hançer, çeliğin soğuğu ensende ve arkanda koca şehir dönmeyenler bilmez bilenler dönmez dönenler yine de göze alanlardır dönersin dönmek içine kapanmaktır kendine mahkumiyet gibidir koca şehir sırtındadır gizlersin ayıp yerlerini uluorta kanamak yakışır mı sırt dönmeyi göze alanlara dersin ve yok olursun.)
  • Ben-sen, özne-nesne dedi ve her şeyi ikiye böldü. Kendini kudretli bildi, zira kudretin hikmetin ardında gizli olduğunu bilmiyordu. Aklınca varolanlar arasındaki bağın sırrını çözdüğünü düşündü ve bunlara yasa dedi. Yazdığı yasanın üstündeki Yasayı unuttu. Ait olduğu bütünden koptu ve ileriye doğru yürümeye devam etti. O yürüdükçe her şeyin onun yasasına uyacağını düşündü. Tabiatın bir tabiatı olduğunu unuttu. Ve tabiat tabiatının gereğini yerine getirdi. Rüzgar esmeye, yağmur yağmaya, ateş yakmaya devam etti. İnsan geriye dönüp baktığında mamur beldelerin tarumar, bıraktığı izlerin yok olduğunu gördü. Bunu öteki'nden bildi ve kendiyle savaşa başladı. Öldürdükçe azgınlaştı, azgınlaştıkça daha çok öldürdü; öldürdüğünün kendi soyu olduğunu, insanlık olduğunu, insaniyet olduğunu ve kendi olduğunu bilmedi ve insan kendi tabiatından da uzaklaştı.
  • Şimdi dünyanın içindeydi. Dünya içine içine büyüdü.
  • İnsanın kendi kendini kemirmesi çok acı vericidir.
  • Hep böyle olur: İki aydınlığın ortasında hep karanlık vardır. Karanlık aydınlığı iterken, aydınlık iki ucundan sıkıştırır karanlığı.

Utanç İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Kitapta 14 adet öykü bulunuyor. Satırları okurken yazarın dili etkin kullanımına bayıldım. Yarım kalan, söze gerek olmayan, hiçbir kelimenin anlam katamayacağı duyguları hissettim. İlk kez okuduğum bu kitabında yazarın, kalemine, anlatımına, özgün tarzına hayran kaldım. Kitapta bütün öyküler güzeldi derin anlamları vardı ama en çok Ağustos Böcekleri, Bu Sabah ve Şirin'in Gözleri öykülerini sevdim. (Nihal)

Bizim gibileri anlatan bir edebi yapıt. Son zamanlarda ne sinemada ne edebiyatta temsil ediliyoruz derkennn bu kitapla karşılaştım. Sonunda bizi anlayan bizi yazan birileri var. Hem de üstü örtük, geleneksel kalıplara indirgenmiş, romantize edilmiş bir şekilde değil olduğu gibi anlatılmış. Kenarda boynu bükük bekleyen ALES kitabı, KPSS, müftüden gelen watsapp mesajı ve dil engeli; bunları görmek beni çok mutlu etti. Biri de bizi anlattı elhamdülillah. Kitabın uygulamada bu kadar az okunmuş olmasının nedeni yakın tarihte çıkmış olması diye düşünüyorum. Cemal hocam siz her daim yazın biz de okuyalım :) (İbni Hazm)

Utanç: "Utanç" duyar insan, peki ya sonra utanç duyduğumuz şey hakkında ne yaparız? NAsıl bir duygu ve davranış ortaya koyarız. İğrenirmiyiz mesala yada öfkelenirmiyiz. Diyelim öfkelendik, kime karşı öfkeleniriz ve bu öfke nasıl bir eyleme yelken açar ? Bu vb bir çok soru üzerinde durdum okurken bu değerli öyküleri. Yazar öykünün gücüyle utanç duyulan hikayelerin kuurgulu anlatımıyla içe doğru yolculuğa çıkmaya vesile oluyor. Başka bir gönül dostunun diliyle "işine değil, içine bak" diyor kitabı okurken. Öykü severler, hikaye biriktirenler. Harikulade eser. Keyifli okumalar dilerim. (Fikir Senfonisi)

Utanç PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Cemal Şakar - Utanç kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Utanç PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Cemal Şakar Kimdir?

Türk öykü yazarı.

Karesi İlkokulu’nu (1973), Atatürk Ortaokulu’nu (1976), Muharrem Hasbi Lisesi’ni (1979), Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’ni bitirdi (1983). Balıkesir’de aile şirketinde çalıştı. Halen İstanbul'da bir kamu kuruluşunda çalışıyor; e-edebiyat dergisi Edebistan.com’un yayın yönetmenliğini yürütüyor.

Edebiyat hayatına, 1982’de Aylık Dergi’de yayınlanan "Bir İnsan Ölür, Bir Yıldız Kayarmış" adlı öyküsüyle başladı. Bir grup arkadaşıyla birlikte Kayıtlar Dergisi'nin çıkışında yer aldı. Öykü ve denemeleri Aylık Dergi, Yönelişler; Mavera; Yedi İklim; Kayıtlar; Hece; Hece Öykü; Yumuşak G; edebi Müdahele; Tasfiye; Söz Ve Adalet; Eski Yeni; Kur'ani Hayat ve İtibar dergileriyle Yeni Şafak Kitap’ta yer aldı.

--reklam--

Cemal Şakar Kitapları - Eserleri

  • Adı Leyla Olsun
  • Sular Tutuştuğunda
  • Portakal Bahçeleri
  • Yol Düşleri
  • Hikayat
  • Mürekkep
  • Utanç
  • Kara
  • Pencere
  • Hayalperdesi
  • Esenlik Zamanları
  • Yazı Bilinci
  • Sessiz Harfler
  • 40 Soruda Türk Öyküsü
  • Sel ve Kum
  • Gidenler Gidenler
  • Edebiyat Ne Söyler
  • Edebiyatın Sırça Kulesi
  • Edebiyatın Doğası
  • Hasan Aycın'ın Çizgi'si
  • Satır Arasındaki Anlam
  • İmge Gerçeklik ve Kültür
  • Yazının Gizledikleri
  • Dile Kolay

--reklam--

Cemal Şakar Alıntıları - Sözleri

  • O vakitte içimden bir değil, binlerce parça kopmuş olup bundan böyle titrek oyuk bir gölgeydim zaman dışı, eskitilip atılmış bir yalnızlık kadar suskun. (Sessiz Harfler)
  • Kendime giden bir yol bile bulamıyorum. (Adı Leyla Olsun)
  • Ben-sen, özne-nesne dedi ve her şeyi ikiye böldü. Kendini kudretli bildi, zira kudretin hikmetin ardında gizli olduğunu bilmiyordu. Aklınca varolanlar arasındaki bağın sırrını çözdüğünü düşündü ve bunlara yasa dedi. Yazdığı yasanın üstündeki Yasayı unuttu. Ait olduğu bütünden koptu ve ileriye doğru yürümeye devam etti. O yürüdükçe her şeyin onun yasasına uyacağını düşündü. Tabiatın bir tabiatı olduğunu unuttu. Ve tabiat tabiatının gereğini yerine getirdi. Rüzgar esmeye, yağmur yağmaya, ateş yakmaya devam etti. İnsan geriye dönüp baktığında mamur beldelerin tarumar, bıraktığı izlerin yok olduğunu gördü. Bunu öteki'nden bildi ve kendiyle savaşa başladı. Öldürdükçe azgınlaştı, azgınlaştıkça daha çok öldürdü; öldürdüğünün kendi soyu olduğunu, insanlık olduğunu, insaniyet olduğunu ve kendi olduğunu bilmedi ve insan kendi tabiatından da uzaklaştı. (Utanç)
  • Yolculuk varmaktan güzeldir bazen. (Hikayat)
  • Dilimin sınırları dünyamın sınırlarıdır. (40 Soruda Türk Öyküsü)
  • Mevsim güz olsun. Güz ne de olsa hazır bir hüzündür (Esenlik Zamanları)
  • "...Bozkırın uçsuz bucaksızlığı,aynılığı, hiçbir sürprize açık olmaması onu tedirgin etmiş, gerginleştirmişti..." (Hikayat)
  • dildeşinden ayrı düşen , yüz türlü nağmesi olsa bile dilsizdir . (Yol Düşleri)
  • Neydi Özlem? Özlemlerim! Dünyaya bakışıma göre şekillenen düşler... (Sel ve Kum)
  • Onunla araya sözcükler girmeden söylesirdik. (Esenlik Zamanları)
  • Başkalarına bir iz bırakmak için kendimi ortaya koydum. Simdi sadece başkalarının izlerini basarak yürüdüğümü fark ediyorum (Sel ve Kum)
  • İnsanın artık yolculuklarını mekanda değil zamanda yaptığı, mekânın zaman tarafından sıkıştırıldığı yeni yaşama biçiminde mesafeler artık metreyle değil, zamanla ölçülür oldu. (Edebiyatın Sırça Kulesi)
  • Dönecek miydi acaba? Benden cesaret bulup da mı gitti yoksa? (Gidenler Gidenler)
  • Pierre Bersuire Tanrının Kitabı olarak dünya imgesini oğula genişletir: İsa, Meryem'in teni üzerinde yazılmış bir tür kitap gibidir. Kitap baba tarafından konuşulmuş, Meryem'in İsa'ya gebe kalması ile yazılmış, doğum ile aydınlanmış, çarmıhta düzeltilmiş, kırbaçlama sırasında silinmiş, yaraların izleri ile noktalanmış kılmış, mihraptaki ağaçların üstünde süslenmiş, akan kandan nurlanmış, yeniden doğuş için ile yükselmiştir ve yükselişte sıralanacaktır. (Alberto Manguel) (Yazı Bilinci)
  • Görsellik görünenin , o an bize göründüğü şekliyle görmek ve onu bir bağlam içinde sunmak işidir; dolayısıyla tasviridir ve biriciktir. (Edebiyat Ne Söyler)
  • ...zamanın dışına düşememek, zamandan kopamamak, zaman çeker, zaman sürükler, zaman belirler, zaman kaderdir, kader ânıdır zaman (Adı Leyla Olsun)
  • Zaman-mekan sıkışması, global köy, hatta giderek global mahalle metaforlarıyla üretilen yeni söylemde, dünyanın hızla küçüldüğü, neredeyse bir uydunun görüş açısı içine girdiği anlatılmaktadır. (Edebiyatın Sırça Kulesi)
  • Tenimden kurtulan ruh şaşakaldı, şaşırakaldı, gündüz mü, gece mi bilemedi, şaştı bu habis işlere. Dedim di, rahat dur, çürü içimde, içimde çürü de kimseye zararın olmasın, korkutma ortalığı, bulaştırma habisliğini; yok, dedi, durmam gayri bu mahpusta, kendi kendimi zehirliyorum... (Kara)
  • Kuşlar, böcekler, uçuşan her şey, hatta yüreğim bile, derdi, bu ışığa tutunarak, onların açtığı yoldan başbaşka iklimlere göç ediyor. (Pencere)
  • gökle yerin arasında sıkışıp; güneşle karanlıklar arasında kaybolup; daralan, üzerine üzerine gelen göğün altında boğuluyorken... (Mürekkep)