Kitap Künyesi
Yazar: Marcel Proust
Çevirmen: Haydar Rifat
Yayın Evi: Altıkırkbeş Yayınları
İSBN: 9786057020703
Sayfa Sayısı: 48
--reklam--
Vikont’un Ölümü Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Genç ve yakışıklı Vikont 13. yaş gününde yeğeni Alexis’e bir at hediye eder. Alexis Vikont’un yaklaşmakta olan ölümü üzerine ne düşüneceğini ya da nasıl davranacağını bilemez. Vikont’un ölüme giderken kafa karışıklığına, yaşama arzusu ve ölüm isteğinin içiçe geçişine Alexis’le birlikte şahit oluruz.
Marcel Proust’un 25 yaşındayken yazdığı bu hikaye, Kayıp Zamanın İzinde’ye giden yolda ilk örnekleri barındırır. Aşkın en saf halinde bile aslında aşkın ne olduğunu bilemeyeceğimizden uzaktan duyulan çan seslerinin geçmişe, çocukluğuna dair bütün o anılara bir çağrı oluşuna kadar birçok ayrıntı yer alır.
Bu kısa ama çarpıcı hikaye ölüme giden bir adamın hayatla kurduğu bağın ne derece karmaşık olduğunu gösterir.
--reklam--
Vikont’un Ölümü Alıntıları - Sözleri
- Bu rüzgar yüzünden odada bir kağıt uçtu, hasta canı çektiği halde bir daha tatma imkanı olmayan bu mesut haz manzarasını daha fazla görmemek için başını çevirdi.
- Hayatın düzensizliğinde saklanan, etrafını saran uysallığın, mutlak sessizliğin, serbest düşüncelerle uygun ortamı bulan ruhunda, karanlık bir şekilde ölüm arzusu doğmaya başladı.
- Hayatta olmanın sıcaklığıyla, gözyaşlarımızla, neşelerimizle, dudaklarımızla yerine getiremediğimizi, ölümden ve sizden beklemek, bunu umut etmek doğru mudur?
- O öyle ateşli bir çağa adım atmıştı ki, orada vücut büyük bir güçle kendisi ve ruh arasında köşkler kurmaya koyuluyor; hastalıklar ve kederler sıralanarak onlardaki çatlağı büsbütün kemirinceye kadar tamamen silikleştiriyor; ancak ondan sonra yeniden sahneye çıkıyorlardı.
- Hayatın yüklerine tahammül etmeyi uzun bir zamandan beri unutmuştu, artık bunlara yeniden katlanmak istemiyordu. Zaten hayat onu cazibeleriyle yeniden sarmış değildi.
- ... ölümle yüz yüze bulunduğu halde, aklı fikri hâlâ hayata asılı olduğuna şüphesi kalmamıştı.
- Hayatın düzensizliğinde saklanan, etrafını saran uysallığın, mutlak sessizliğin, serbest düşüncelerle uygun ortamı bulan ruhunda, karanlık bir şekilde ölüm arzusu doğmaya başladı. Bunu açık biçimde fark etmekten uzaktı ama alıştığı ve kaybettiği acıları yeniden çekme isteği, hastalığı sebebiyle gösterilen ilgiden mahrum kalma ihtimali karşısında belirsiz bir ürperme hissetmişti. Şimdi kendi kendini tanımak ve uzakta denizin üzerinde şuraya buraya sürüklenen sandallara bakarak onların içinde bilmeden, tanımadan saatlerce uzaktan yakınlık duyduğu kimselerle oyalanmak gibi bir yetenek geliştirmişken bu alemi bırakıp yeniden haz peşinde koşan ve hareket dolu hayatına geçecek olması ve kendisiyle yakınlık kurduğu bu hali unutma ihtimalini yadırgamıştı. Şimdi ruhunda özlem hastalığına tutulmuşçasına ebedi bir sürgüne doğru yola çıkma gereğini hissediyordu, içinde o zamana kadar tanımadığı şekilde yeni bir alışkanlığın doğuşuna şahit oluyordu.
- Saf ve zengin hayal gücü tam bir masumiyetle artık o hırsın seslerini dinliyor ve acılarını mükemmel bir biçimde dindiriyordu.
- “... herkesin her gün koştuğu ölüme arkası dönük olarak giderken yüzünün hep hayata bakıyor olmasının tuhaflığı, o şaşkınlığı yavaş yavaş içinde büyümüştü.”
- Çocuk evlerine döndüğü zaman kafasında tek bir düşünce vardı: Bir gün olup kendisi de ölecekti.
- Ayıramazsınız, unutursunuz beni; ama belki bir yıl, heyhat, belki daha da uzun bir süre sonra okuduğunuz hüzünlü bir kaç satır, bir ölüm, yağmurlu bir akşam size beni hatırlatırsa bana büyük lütufta bulunmuş olursunuz. Bundan böyle sizi asla göremiyicem, asla... ancak ruhum görebilecek sizi; bunun için de aynı anda birbirimizi düşünmemiz gerekir. Ben canınız isterse girebilesiniz diye ruhumun daima size açık olması için hep sizi düşünüceğim.
- "Her insan deli taklidi yapan kılık değiştirmiş bir tanrıdır zaten. " Emerson
--reklam--
Vikont’un Ölümü İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Marcel Proust'dan Hayat ve Ölüm Ekseninde Bir Öykü: Vikont'un Ölümü: “Çocuk evlerine döndüğü zaman kafasında tek bir düşünce vardı: Bir gün olup kendisi de ölecekti…” 7 ciltlik kitap/kayip-zamanin-izinde--8785 serisiyle edebiyatın zirvesinde yer alan isimlerden Fransız yazar yazar/marcel-proust'un bu kitabı, yazarın dev eserini yazmadan önce, henüz 25 yaşındayken kaleme aldığı ölüme ve hayata dair kısa bir öyküsünden oluşuyor. 6:45 Yayınları'nın yazar/haydar-rifat çevirisiyle yayımladığı kitaba çizimler de eşlik ediyor. Rajab Eryiğit'in illüstrasyonları, öyküyü okurken karakterlerin ve olayların zihnimizde daha canlı bir şekilde kalmasına yardımcı oluyor. “…ölümle yüz yüze bulunduğu halde, aklı fikri hala hayata asılı olduğuna şüphesi kalmamıştı.” Vikont'un Ölümü, ölüme giden bir adamın hikâyesi. Kısa bir ömrü kalan genç ve yakışıklı bir Vikont'un hayatla olan bağını kendine has dolambaçlı ve uzun cümleleriyle, etkileyici tasvirlerle okuruna aktarıyor Proust. 13 yaşındaki genç yeğeni Alexis'e doğum gününde bir at hediye eder Vikont. Amcasıyla arası gayet iyi olan ve onun yakında öleceğini bilen Alexis'in ölüm gerçeğiyle henüz küçük yaşta karşılaşması ve bu ağır yükü hazmetmesi bir hayli zor olur. Amcası ise ağır ağır ölüme ilerlerken, karmaşık bir ruh hali içindedir. İçinde hen ölüm hem de yaşama arzusu vardır. Marcel Proust'un 4000 sayfalık devasa eserini okumaya cesaret edemeyen okurların yazarın diline aşina olmak için okuyabilecekleri, çok kısa bir öykü Vikont'un Ölümü. Kayıp Zamanın İzinde'yi okuyan okurların ise yazarın gelecekte yazacağı eserlerine minik referanslar görebilecekleri bir hikâye aynı aynı zamanda. Bu büyük yazarla tanışmak isteyenlere şimdiden keyifli okumalar diliyorum. “Bir gün gözlerinizin beni hatırlatacak bir şeye takılması, tesadüfi bir yıldönümü ya da hafızanızın mutlu bir anı size benim derim sevgimi hatırlatabilir belki.” (Bahri Doğukan Şahin)
--reklam--
Vikont’un Ölümü PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Marcel Proust - Vikont’un Ölümü kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Vikont’un Ölümü PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Marcel Proust Kimdir?
Fransız modern edebiyatının temsilcilerinden Marcel Proust, 10 Temmuz 1871'de, Paris yakınlarındaki Auteuil'de doğdu. Babası varlıklı bir profesör olan Adrien Proust ile annesi Jaenne Weil tarafından Paris'te büyütülen Marcel Proust, 10 yaşına geldiğinde bir astım krizi geçirdi ve bundan sonraki yaşamında hastalıkların pençesinden kurtulamadı. Hastalığına rağmen okulunu başarılı bir öğrenci olarak tamamladı ve askeri hizmetinden sonra Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne girdi. Bir yandan üniversiteye devam eden Proust bir yandan da Sorbonne'da felsefeci Henri Bergson'un derslerine katılıyordu. Ailesinin maddi varlığı nedeniyle rahat yaşamı garanti altına alındığından, mesleki bir eğitime gerek duymayan Marcel Proust, tüm zamanını küçüklükten beri ilgi duyduğu yazarlığa ayırmaya karar verdi. Düzyazıları ve makaleleri 1892 yılından itibaren çeşitli dergi ve gazetelerde yayınlanmaya başladı.
1895'ten itibaren Eğitim Bakanlığı'nda çalışmaya başlayan Marcel Proust, Bakanlık'ta kaldığı beş yıl içinde Hazlar ve Günler adlı öykü kitabını yazdı. Gerek eleştirmenler gerekse okur tarafından pek başarılı bulunmayan bu eser bir anlamda yazarın bundan sonra ele alacağı konuların açıklanması açısından önem taşıyordu: Yabancılık çekilen bir dünyadaki yalnızlık ile kendi kimliğinin arayışı içindeyken aşk, hastalık ve zamanın etkileri.
Proust, ilk kitabının ardından sekiz yıl boyunca bir kitap üzerinde çalıştı. Kitabı tamamlamasına çok az bir zaman kala uğradığı hayal kırıklığı nedeniyle sekiz yıllık uğraşının ürünü kitabını yırttı ancak onu atamadı. 1952'de Jean Santeuil adı altında yayınlanan bu kitap yazarın başyapıtı olarak değerlendirilen Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde/Kayıp Zaman İzinde adlı romanın bir tür hazırlık çalışması olarak değerlendirildi. Jean Santeuil'in odak noktasının anlatıcının subjektif öyküsü oluşturmuştur. Yazar bu eseriyle geçmiş olaylarla ilgili duyguların içinde bulunulan anda yaşanılanlardan daha kuvvetli olduklarını kanıtlamak istiyordu. Düşüncelerini vurgulamak için her şeyin tekrarlandığı bir anlatım biçimi uyguladı. İlk anlatılanda olayların gerçekten olup bittiği zamanı diğerinde ise akılda kalanları anlatıyordu.
1903 yılında babasını kaybeden ve annesiyle birlikte yaşayan Marcel Proust'un yaşamındaki en önemli olaylardan biri 1905'te annesi Jaenne Weil'i kaybetmesidir. O tarihte 34 yaşına giren eşcinsel yazar için annesi hayatının en önemli kadınıydı. Geçirdiği sinir buhranlarından ve gördüğü tedavilerin ardından Proust, deneme yazılarında önemli edebiyatçıları ve felsefecileri inceledi. Bunların başında çalışmalarını Fransızca'ya çevirdiği John Ruskin ve eleştirilerinin hedefi olan Charleb Augustin Sainte-Beuve geliyordu. Aynı dönemde üzerinde çalıştığı Bergson'un bilgi kuramı, Proust'un anlatım tekniğini düzeltmesindeki en önemli etkendir. 1908'de kaleme almaya başladığı ancak 11 yıl sonra yayınlanan Taklitler ve Seçmeler adlı yapıtı başyapıtı için ön çalışma oldu.
1908'den sonra tamamen inzivaya çekilerek hiç ara vermeksizin yedi bölüme ayırdığı Geçmiş Zaman Peşinde adlı dizi romanı üzerinde çalıştı. Bu roman 1927'ye kadar 15 cilt ve yedi bölüme ayrılmış olarak yayınlandı. 1913 Swannların Semtinde çıktıktan sonra onu izleyen diğer bölümler; Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde, Guermanteslerin Semtinde, Sodom ve Gomorra, Mahpus Kadın, Kaybolan Albertine, Yeniden Kazanılan Zaman yayınlandı.
Otobiyografik bir havanın estiği bu roman dizisinde birbirine paralel iki düzlem bulunmaktadır. Proust'un yaşantısından alınan tek tek epizotlar, burjuvazinin tam bir tablosu ve en ince ayrıntılara kadar araştırıp anlattığı aristokrasinin çöküşü olarak yoğunlaşır. Proust bunu yaparken şimdiki zamana ve geçmişe ait bilinç içindekileri çağrışımlı olarak birleştirmek amacıyla olayları kronolojik bir sıraya koymadı. Geçmiş zaman anımsama yoluyla ve birinci şahıs olarak öyküyü anlatan kişinin içsel birliğine uyan kayboluşu zaman yeniden kazanılmaktadır. Sürekli geriye bakışlarla yaşam daimi bir dolaşım halindedir. Roman dizisinin sonunda şair yani Proust, kendi yaşantısını anlatan romanı yeniden yazmaya karar verir. Yazar anlattığı düşünceleri doğrudan doğruya yansıtabilmek için edebi teknik olarak iç monoloğu kullanmıştır. Benliğin zaman içindeki psikolojik değişimi ile güncel ve eski olayları bir bütün haline getirerek insanın ruhsal yaşantısını işleyen Marcel Proust, 18 Kasım 1922'de, Paris'te yaşamanı yitirdi.
Eserleri
Roman: Swannların Semtinde (Du cote de chez Swann, 1913), Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde/Geçmiş Zaman İzinde (A la recherche du temps perdu,1918), Guermanteslerin Semtinde (Le cote du Guermantes, 1920), Sodom ve Gomorra (Sodome et Gomorrhe, 1921), Mahpus Kadın (La prisonniere, 1923), Kaybolan Albertine (Albertine disparue, 1925), Yeniden Kazanılan Zaman (Le temps retrouve, 1927), Taklitler ve Seçmeler (Pastiches et melanges, 1919)
Öykü: Hazlar ve Günler (Les plaisirs et les jours, 1896)
--reklam--
Marcel Proust Kitapları - Eserleri
- Hazlar ve Günler
- Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde
- Okuma Üzerine
- Kayıp Zamanın İzinde
- Swann'ların Tarafı
- Guermantes Tarafı
- Sodom ve Gomorra
- Mahpus
- Albertine Kayıp
- Yakalanan Zaman
- Sainte-Beuve'e Karşı
- Swann'ın Bir Aşkı - I
- Edebiyat ve Sanat Yazıları
- Swann'ın Bir Aşkı
- Üst Kat Komşusuna Mektuplar
- Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde - I
- Swann'ın Bir Aşkı - II
- Aşk Karşılıklı İşkencedir
- Kayıp Zamanın Etrafında
- Kibarlar Âlemi - Kayıp Zamanın İzinde
- Lemoine Vakası
- Prenses'e Mektuplar
- Swann'ların Tarafı - Combray
- Kalan Son Güzel Kağıdım
- Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde - II
- Swann'ların Tarafı - Memleket İsimleri: İsim
- Kıskançlık
- Swann'ların Semtinden 2. Cilt
- Vikont’un Ölümü
--reklam--
Marcel Proust Alıntıları - Sözleri
- ".. hangi aşkın yarası Öldürdü sizi terk edildiğiniz o sahillerde!” ______ (Hazlar ve Günler)
- Hayatta önemli olan, neyin sevildiği değil, sevmektir. (Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde - I)
- Kuşlar gelene dek ağaç, panjurları kapalı, boş, ölü bir ev gibidir. (Kayıp Zamanın Etrafında)
- "Ya acı çekmekten ya da sevmekten vazgeçmeliydim." (Kıskançlık)
- “Saçma sapan izler peşinde değerli zamanlar yitirirken hiç farkına varmadan gerçeği ıskalarız.” (Kıskançlık)
- Bizler, başkaları için konuşup kendimiz için susarız. Ayrıca sessizlik, konuşmanın aksine kusurlarımızın ve yapmacıklığımızın izlerini taşımaz. (Okuma Üzerine)
- Kıskançlık, bir türlü kovulamayan, türlü türlü biçimlerde hortlayan bir iblistir. (Kıskançlık)
- Ne yazık ki onları kendi içimde aramak zorundaydım, çünkü insanları değiştiren zaman, onların içimizde sakladığımız suretlerini değiştirmez. _____ (Yakalanan Zaman)
- İnsanın birini kendine âşık edebilmek için ne içtenlik göstermesine hatta ne de yalanı iyi kıvırabilmesine ihtiyaç var. Burada aşk derken karşılıklı bir işkenceden bahsediyorum. (Kıskançlık)
- Başkalarının ne düşündüğünden bana ne? Duygulara ilişkin konularda başkalarıyla ilgilenmek bence çok abes. İnsan kendisi için hisseder, elâlem için değil. (Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde)
- .. Araba beni, tek gerçek olduğuna inandığım, beni gerçekten mutlu edebilecek şeyden uzağa sürüklüyordu; hayatım gibi. _____ (Kibarlar Âlemi - Kayıp Zamanın İzinde)
- (...) çünkü aşkla ölüm birbirine benzer; her ikisi de bizi gerçekliğini kavrayamamaktan korktuğumuz kişiliğin sırrını daha derinlemesine sorgulamaya iter. (Swann'ın Bir Aşkı - II)
- Bütün iyi kitapları okumak, bu kitapların yazarı olmuş geçmiş yüzyılların en değerli insanlarıyla konuşmak gibidir. (Okuma Üzerine)
- Hor görülseler bile fikirlerin,sokuldukları zihinlerde hemen ölmediklerini,etkilerini orada sürdürdüklerini biliyorum… (Prenses'e Mektuplar)
- "Mutluluğumuz sadece kaygımızın bitişine bağlıdır." (Albertine Kayıp)
- "Allah hikmeti dilediğine verir." Bakara 269 (Üst Kat Komşusuna Mektuplar)
- Kitaplarımızda genel olarak bahsettiğimiz şeyler bizde ilhamı neyin tetiklediğini gösterir, çok geçmeden zihnimize bütün gücüyle hakim olan şeyi görürüz. (Edebiyat ve Sanat Yazıları)
- Tıpkı bazı mutluluklar gibi bazı felaketler de fazlasıyla gecikirler ve bir süre önce gelseler içimizde ulaşacakları boyuta ulaşamazlar. (Albertine Kayıp)
- "Soluk aynalar ve sönmüş alevler" en değerli lütuf; ve kuşkusuz hâlâ o aleve boyun eğerek (bu defa Baudelaire'den değil Hugo'dan bir alıntı: "O (kadın) yarı canlıydı, ben yarı ölü") (Prenses'e Mektuplar)
- “Çoğunlukla nefret ederiz kendimize benzeyenden, kendi kusurlarımızı dışarıdan görmek bizi çileden çıkarır.” (Kıskançlık)
Yorumlar
0 yorum