Kitap Künyesi
Yazar: Virginia Woolf
Çevirmen: Mefkure Bayatlı
Orijinal Adı: The Letters of Vita Sackville- West and Virginia Woolf
Yayın Evi: Agora Kitaplığı
İSBN: 9789944916769
Sayfa Sayısı: 480
--reklam--
Virginia Woolf&Vita Sackville - West Mektuplaşmaları Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
İki olağanüstü kadın; şan şeref peşinde koşan Vita Sackville-West ile yirminci yüzyılın en büyük yazarlarından Virginia Woolf. Bu ikilinin özenle kaleme aldıkları her mektup günlük olayların küçük dramlarını yansıtır bize, çılgınlık yapan dostlar değerli bir taşa işlenir gibi anlatılır: bazen ciddi, çoğu zaman bayağı dedikodu parçaları, egzotik yolculuklarından çok renkli enstantaneler ve edebiyat uğraşının karşılıklı paylaşılan küçük sırları, bir o kadar da, sevgi dolu gönül almaların küçük nimetleri... Bu aşk ve dostluk hikâyesi hemen hemen yirmi yılı kapsar. Kahramanlarımızın ikisi için de, kamuoyunda kazanılan büyük başarılar kadar kişisel hüsranlar ve özel kederlerle doluydu bu yıllar. Ayrıca, ikisi de dehşetli güçlü ve kararlı kadınlardı. Yazılarında yenilikçi Virginia, kazdığı tünellerle geleceğe yöneldi; gelenekçi Vita geçmişi çözümledi. Güven ve kuşkuyla dolu geçen özel hayatlarında ise Virginia davranış ve dürtüyle ilgili bütün zarfların, Vita aşk ve tutkuyla ilgili bütün fiillerin üstadı oldu. İlişkilerindeki yoğunluğun azaldığı, Vita'nın başka kadınlarla gönül eğlendirmeye yönelirken, Virginia'nın içine çekildiği dönemin ürünüyse muhteşem oldu: Virginia Woolf'un Vita Sackville-West'in hayatından çıkardığı eser: Orlando.
--reklam--
Virginia Woolf&Vita Sackville - West Mektuplaşmaları Alıntıları - Sözleri
- . Kaybolalım, olur mu ?.. ...
- Kadının varlığına katlanamayan zihniyet; elbette onun yazmasına, okumasına, düşünmesine de karşıdır.
- "Seninle birlikte olmak ne güzeldi - ziyaretimden çok zevk aldım. Seninle birlikte olmayı anlatamayacağım kadar çok seviyorum. Seni sevdiğimi biliyorsun, Leonard'dan hoşlandığımı da biliyorsun. Sevmek ile hoşlanmak arasında bir fark var. Onun için sen sevdiğimsin, o hoşlandığım." (Vita)
- "Aşırı derecede hırslı olmak mı, yoksa alçakgönüllü olmak mı daha iyi? Herhalde ikincisi daha güvenlidir ama ben güvenlikten nefret ederim ve muhteşem bir yenilgi, renksiz bir zaferden yeğdir. Hem zaten neyin 'daha iyi' olduğu ilgimi çekmiyor, çünkü ne kadar kararlı olursan ol, insanın kalemi, su gibi, her zaman kendi düzeyini bulur ve insan kendi tarzının dışında yazamaz. En azından erken yıllarımdaki aşırı büyümenin artık iyice budandığından eminim - ve yerini güzel sağlam ağaçlara bıraktığını umuyorum. Göreceğiz." (Vita)
- . Lütfen, hayatın tüm bu karmaşasında, parlak ve değişmez bir yıldız olmaya devam edin. "Sadece birkaç şey işaret olarak kalır : Şiir ve sen ve yalnızlık..." ...
- . Sevgilim, hatırlıyorum, ya sen ? ...
- "İnsan söylediklerini geri alamaz, özellikle de söyledikleri doğruysa. Öfke içinde söylenenler geri alınabilir; ama soğukkanlılıkla inanarak söylenenler alınamaz." (Vita)
- "Ot yığınlarının rengine bürünmüş tarlalarda uzun yürüyüşler yapıyorum; şu anda herşey aynı renk, çok güzel. Bunlardan büyük keyif alıyorum ve bir insan olmaktan çıkıp doğal bir nesneye dönüşüyorum, koyunların sırtını kaşıdığı bir direk gibi." (Vita)
- . Hep seninle konuşmaya böyle ihtiyacım var. Hakkında konuşacak hiçbir şeyim olmadığında bile seninleyken sadece ileri gidiyor ve onu icat ediyor gibiyim. Senin için icat ettim. Çünkü sana karşı şefkatim hiç bitmiyor ve seni yakınımda hissetmeye ihtiyacım var. Kötü yazımı mazur görün ve duygusal taşmayı mazur görün. Belki de demek istediğim şu ki, bir bakıma senden asla boş kalmıyorum; bir an, bir an, bir saniye değil. ...
- "Bunları sana niye anlatıyorum? Sanırım psikolojik bir gereklilik: yakın bir ilişkide insanın içgüdüsel olarak yaptığı şeylerden biri olmalı." (Virginia)
- "Beni entelektüel yönden herkesten fazla etkilediğin bir gerçek, yalnızca bunun için bile seni seviyorum." (Vita)
- . Ateşimin başında oturuyorum ve bir yoldaş diliyorum. Bana bayılmalısın. ...
- "Yaşlandıkça (bugün doğum günüm) giderek daha da nahoş derecede yalnızlığı sever oluyorum, aslında iyice içime kapanıp artık dışarıdan görünmez olacağım günü öngörebiliyorum. Lütfen, zaman zaman üstümdeki örtüleri kaldırmayı unutma, olur mu? Yoksa iyiden iyiye kaybolacağım." İyi ki doğdum…
- "Beni özlediğini söylemen yüreğimde küçük sıcak bir kömür gibi yanıyor. Seni o kadar çok özlüyorum ki. Ne kadar özlediğime asla inanamayacaksın veya bilemeyeceksin. Günün her anında. Acı veriyor ama hoş bir duygu, bilmem ne demek istediğimi anlıyor musun? Demek istediğim, birisi için böyle şiddetli ve ısrarlı bir duygu beslemek güzel bir şey. Bir canlılık işareti." (Vita)
--reklam--
Virginia Woolf&Vita Sackville - West Mektuplaşmaları İncelemesi - Şahsi Yorumlar
✨ İki olağanüstü kadın, yazar ve pek çok şey; Vita Sacville-West ve Virginia Woolf. 20 yıllık zamanı kaplayan arkadaşlıkları boyunca süren mektuplaşmalarının derlemesinden oluşuyor kitap. ✨ Sıradışı, ihtişamlı ve yoğun yaşamlar. İki kadında çok renkli ve zengin bir çevreye sahip. Dönemin bürokratları, yazar ve şairleri, entelektüel çevreleri hakkında yakın tanıklıklar ile tarihi belge niteliği taşıyor çoğu mektup. ✨ Ayrıca iki kadının birbirlerine duyduğu yoğun duygulara da tanıklık ediyoruz. Bana öyle geliyor ki, bu iki olağanüstü kadını birbirine çeken en güçlü unsurlardan biri edebiyat paydasıydı. Edebiyat konuşabilmek. Yazabilmek. Birbirlerinin kalemine, duygu ve düşünce dünyasına duydukları hayranlık. Bu ilişkiyi çok özel kılıyor. Ortaya uzun yıllara dayanmış imrenilecek bir dostluk hikayesi çıkıyor. ✨ Ben Virginia Woolf'u yakından tanımak amacıyla bu kitabı okudum, ilgilenen herkese bu çok özel derlemeyi okumayı kesinlikle tavsiye ediyorum (kitap_universitesi)
Mektup: Özlem.. Sanırım en ön plandaki duygu budur, iletişimin mektuptan ibaret olduğu yıllarda.. Coşkuyla yazılan mektuplar, heycanla kaleme alınan cevaplar.. Sevgiliden gelen, içine yüreğini de koyduğu o kağıt parçasını bağrına basmak, öpmek, koklamak... Sonra heycanla kaleme sarılıp yazabildiğini yazabilmek, bütün sevgini, aşkını, coşkunu ilmek ilmek o kelimelere dokumak. O kağıdı sevgi ve şefkatle öpüp katlamak, aşkla zarfına koymak ve sonra bir annenin çocuğunu bağrına basması gibi bağrına basıp, okuyanın senin yazdığın andaki hislerini hissedeceğini düşünmek ve mutlu olmak. Şimdi herşeye bir tık mesafesinde olan bir neslin bunu anlaması elbette zordur. Bütün bu duygulardan uzak büyümüş olmak bizim için büyük bir kayıp. Sevgili Virginia, Eğer hayatta olsaydın seninle oturup konuşmayı gerçekten isterdim. Sonra düşündüm ve bunu yine de yapabileceğime karar verdim. Seninle ilk tanışmam 1928 yıllarında kaleme almış oldugun "Kendine ait bir oda " kitabı ile oldu. Açıkçası itiraf etmem gerekirse senden yana bildiğim tek şey 'feminist yazar' olduğu için sana karşı bir önyargım vardı. Çünkü yaşadığım yüzyılda feminizm bize çok farklı yansıtıldı, daha doğrusu feminizm altında aslında, feminizm ile ilgisi olmayan yanlış örnekler gösterildi. Umuruyorum ki bu önyargımdan ötürü beni bağışlarsın. Kitabını çok beğendim ve tavsiyene uyarak -laf aramızda odamı kardeşimle paylaşıyorum- kendime odamda özel bir alan oluşturdum, ve kimin ne düşündüğünü umursamadan gördüğün gibi yazıyorum. :)) Sırf bunun için sana ne kadar teşekkür etsem az. :)) Kitabını okuduktan sonra hayatını çok merak ettim. Biliyorum belki bana darılacaksın çünkü "yazabilmek için mahrem, gizli olabildiğince anonim ve suyun altında olamam gerek" sözünü göz ardı ettim. Çektiğin acılara şahit olmak inan ki bir okuyucun olarak benim de yüreğimi parçaladı. Zor bir dönemde dünyaya geldin biliyorum, senin babanda şuan ki bir çok kızın babası gibi okula gitmeni hoş karşılamadı. Ama sen yinede şanslıydın çünkü baban okuryazardı ve senin evde eğitimin için çaba harcadı. Ah Virginia'm bir bilsen benim yaşadığım coğrafyada halen bile kız çocuğunu okutmayan ve buna karşı olan ana-babalar var. :((( Sen muhteşem zekan sayesinde o zamanlar , kadınların bir lokantada tek başına yemek yiyemedigi , tüm hayatı yaptığı veya yapacağı evliliğe göre şekillendirmek zorunda olan kadınların arasından sivrildin ve kadınların neler yapabileceğine bizzat kendin yaparak bir çok kadını buna inandırdın. Bu konuda sana ne kadar hayran olduğumu ifade edecek bir cümlem yok ne yazık ki.. Düşünüyorum da herkes gibi bir çocukluk geçirseydin ruhun bu kadar acı ve yaralarla dolu olmasaydı acaba yine bizim tanıdığımız Virginia olur muydun? Keşke o acıları yaşanmasaydın da biz hiç seni tanımasaydık... Küçük yaşta anneni kaybetmen büyük bir acı... Anne sevgisi ve şefkatinden yoksun kalmış olman çok üzücü. Sonra gençliğinin baharında ablanı, yiğenini ve babanı kaybetmen... Bunlar tarifsiz acılar... Bütün bu acılar yetmezmiş gibi tüm hayatını komple etkileyecek bambaska bir acı daha yaşadığını biliyorum, sevgili Virginia'm.. :(( Küçücük bendinin savunmasız olduğu yıllarda üvey kardeşinin o iğrenç ellerinin vücudunun en mahrem yerlerinde gezdiğini, istismarına uğradığını, babanın ölümünden sonra da tacizlerinin tekrar başladığını.... Tanrım, bu kadar acı çok fazla, hemde çok... Hayatın tüm acı ve aşağılanmalarına karşı kalemine sarılmasaydın belki de bir yerlerde yaşayan Virginia'dan haberimiz bile olmayacaktı. Diyorum ya keşke bu acıları yaşanmasaydın da keşke seni hiç tanımasaydım. Bütün bunları bir kenara bırakıp senin muhteşem dehana değinmek istiyorum. Söylesene nasıl 'bilinç akışı' gibi yenilikçi bir şey buldun? Kadınların yazmayı bırak bunun mevzu bahis bile olmadığı, yazanlarında gizli saklı yazdığı bir devirde, herkese tokat gibi bir nitelikte bir yöntem bulman ne müthiş bir şey. :)) Laf aramızda senin sevgili Vita'n ile olan mektuplaşmalarını okudum. Sahi ya şimdi haberinde yoktur seni. Siz bu hayattan göçtükten sonra Vita'nin oğlu tüm mektuplaşmalarınızı bir araya getirdi. Ve biz sevgili okuyucularınızın okuyabileceği bir kitap haline getirildi. Kitabın kapağında ve kitabın içinde ikinize ait fotoğrafların olması ne güzeldi. :))) Mektuplarda seni tekrar okudum, tanıdım güçlü kadın, sonra senin 'sevgili yaratık' diye sevdiğin Vita Sackville-West tanıdım. :)) Sahi ona neden yaratık diye sesleniyordun? :)) O yıllara mi yoksa sana has bir seslenmeydi. Şimdi sevdiğimiz birine öyle seslensek kavga sebebi olur herhalde sevgili Virginia'm :D Biliyor musun annede bulamadığın sevgiyi, şefkati, ilgiyi onda bulman beni çok mutlu etti. Sevgili olma kısmına değinmiyeceğim o sizin mahreminiz :)) ama ona karşı beslediğin, dostluğa sevgiye hayran kaldım. Ona karşı hissettiğin duygu yoğunluğunu kelimelere dökmeni daha çok isterdim çünkü senin nasıl duygu yoğunluklu, hisli biri olduğunu en çok biz sevgili okurların biliyor. Mektubumu burda sonlandırırken okuyucun olarak senin yerinin benim için çok ayrıcalıklı ve özel olduğunu bilmeni istiyorum, öpüyorum seni... :)) Çok sevgili yaratık, Sana Virginia'nın seslendiği gibi seslendiğim için umarım seni üzmemişimdir çünkü ben seni Virginia'nın sayesinde tanıdım. :))) Ah Vita, bazen sana çok öfkelendim neden biliyor musun? Senin sevgisinde bu kadar bencil biri olman, Virginia'yı hırpalaman yüzünden. Sonra sana fazla haksızlık ettiğimi düşündüm çünkü, Virginia'yı ne kadar sevdiğine ve değer verdigine dair en ufak bir şüphem yok sadece mizacının biraz erkeksi olması beni endişelendirdi. Neden böyle olduğunu düşündüm sonra hayatına söz atınca sana artık söz söyleme hakkım olmadığına karar verdim. Sende aynı Virgina gibi aynı dönemde yaşamanın kötü kaderinden pay almışsın. Sende bir kadındın ve sende o yüzyılların kanunlarına göre mirastan pay alamıyordun. Oysa en çok istediğin şeyin babana Kraliçe tarafından bağışlanan Knole malikesine varis olmak olduğunu biliyorum. https://en.m.wikipedia.org/wiki/Knole#/media/File%3AKnole%2C_Sevenoaks_in_Kent_-_March_2009.jpg Bu arada gerçekten muhteşem bir malikane de doğmuşsun bundan pay istemekle de çok haklıymıssın, ben olsaydım bende isterdim :)))) Ne kadar saçma değil mi, kendi seçemediğin cinsiyetin yüzünden bundan men edilmiş olman, kesinlikle çok saçma, bu konudaki öfkeni bir kadın olarak çok iyi anlıyorum sevgili Vita.. Kadın olmak ne zor, bunu yüzüne inen bir tokat sertliğiyle öğrenmiş olman da ne acı.. Virginia ile olan dostluğun beni çok mutlu etti. Senin için büyük bir talih. Sende bunun farkındaydın sık sık kocana bu konuda şanslı olduğunu ve çok büyük bir altın balık(Virginia'dan bahsediyor) yakaladığından bahsetmeden belliydi. :))) Hayat konusunda Virginia'dan daha mı şanslıydın yoksa daha mı şansız bilemiyorum, en azından annen yaşıyordu demek istemiyorum. Annenin ne kadar benmerkezci, açgözlü, acımasız ve güzel olduğunu biliyorum. Annenin gözüne girmek icin ne kadar çabaladığını da... Güzelliği yüzünden etrafında sürekli erkeklerin olduğunu ve bu yüzden kadınsı duygularını bastırdığını, erkek gibi giyindiğini, erkeksi uğraşlar edindiğini ve bunların ruhunda ve kişiliğinde nasıl onarılmaz yaralar açtığınıda. Kim bilir belki de bu saldırgan yönün de bundan kaynaklanıyordu. Bu kadar hırslı olmanın altında belki de bu yatıyordu. Bütün bunları bir kenara bırakıp sana bildiğin biseyden bahsetmek istiyorum, sevgili Virginia'm, Virginia'mız sana çok değer veriyordu ve sen olmadığında seni çok özlüyordu. Yazdığın yazıları da çok başarılı buluyordu boylesi bir yazardan böyle bir övgü aldığın için ve senin şahsına yönelik bir kitap yazıldığı için şanslısın, Virgina'nin Orlando'su .. :))) Ondan sevgini, şefkatini esirgememiş olman ve ona duyduğun hayranlık okurken yüzümde tebesume sebep oldu. Ah bir de çapkın bir kadın olmayıp Virgina'yı aldatmasaydın tabi. :)) Ne olursa olsun kötü koşulların harmanladığı iki başarılı kadını bir arada görmek çok güzeldi. Bu arada ülke ülke gezmen konusunda sana imrenmedim değil. :)) Öpüyorum seni sevgiyle kal, çok güzel yaratık Vita :))))) İsminden de anlayacağınız üzere kitap mektuplaşmalardan oluşmaktadır. Bu kadar mektup okuyunca bende onlara bir mektup yazmak istedim umarım şu anda bu incelemeyi okuyan sende bu duygulara ortak olabilmişsindir. Sizi tüm ahlak yargılarını bir kenarak bırakıp, hayatları acı ve başarılarla dolu bu iki güçlü kadının aşkını okumaya davet ediyorum . Okuyunca aşklarının cinsellik merkezli( Virginia frijit biriydi.) olmadığını, tamamen duygusal bir birliktelik olduğunu göreceksiniz. Acının hayatlarını harmanladığı bu iki kadının belki de tesellisi bu oldu çünkü bu dostluk tam 19 yıl sürdü ta ki Virgina ceplerine taş doldurup kendini nehrin azgın sularına bırakana kadar..... https://images.app.goo.gl/TLz7AVbiXKHn5cpK6 https://images.app.goo.gl/rZGHvhmGxsqgVssT6 https://images.app.goo.gl/6LhC2eTLXNp5SA8n8 https://images.app.goo.gl/FSYVSu1qXz48tPeU8 https://images.app.goo.gl/5tJ6SkVfhW6Z1LfFA https://images.app.goo.gl/hUCZifD3x7hV4DDGA https://images.app.goo.gl/2UJoBHfjYGrvTUqr6 Sevgiyle kalın.... (Fîlankes)
Virginia Woolf ile Vita Sackville'in 1923 ve 1941 tarihleri arasındaki yazışmalarının derlemelerinden oluşan kitap; o zaman da yaşayan bu iki önemli insanın birinci ağızdan tecrübelerini , duygu ve düşüncelerini , başarılarını ve başarısızlıklarını, çıktıkları yolculukları kendi betimlemeleriyle okuma fırsatı sunuyor bize. Bu iki yazarın ilişkisinden yola çıkarak birbirlerine yazdıkları bu mektuplar bazen bize Virginia'nın Orlando'yu neyden ilham alıp yazmaya başladığından, Vita'nın Passenger to Teheran (Tahran yolcusu) kitabını yazmak için kaç kez İran'a gittiğinden ve orada neler yaşadığından, 2.Dünya savaşında, bu savaşın üzerlerinde ki etkilerinden bahseder. Bazen de sadece mektuplar bu ikilinin günlük işlerinden ve uğraşlarından bahsetmesiyle sonlanır. Hem tarihi hemde biyografik bir nitelik taşıması bakımından öğretici bir yanı da vardır. (Eftelya)
--reklam--
Virginia Woolf&Vita Sackville - West Mektuplaşmaları PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Virginia Woolf - Virginia Woolf&Vita Sackville - West Mektuplaşmaları kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Virginia Woolf&Vita Sackville - West Mektuplaşmaları PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Virginia Woolf Kimdir?
Virginia Woolf (25 Ocak 1882 - 28 Mart 1941) İngiliz feminist, yazar, romancı ve eleştirmen.
1882'de Londra'da dünyaya gelen Virginia Woolf, Victoria devri'nin tanınmış yazarlarından Sir Leslie Stephen'ın kızıydı. Annesi ve babası daha önce başkalarıyla evlenmişler, dul kaldıktan sonra ise bir araya gelmişlerdi. Her ikisinin de ilk eşlerinden çocukları vardı. Sir Leslie Stephen'ın ilk eşi, ünlü romancı William Makepeace Thackeray'nın kızıydı. Thackeray'nın eşi akıl hastası olduğundan, Leslie Stephen'ın bu kadından olan kızı Laura, anneannesine çekmiş, yirmi yaşında bir akıl hastahanesine kapatılmıştı. Virginia'nın annesi Julia Duckworth ile Leslie Stephen'ın beş çocukları oldu. Yaş sırasıyla Vanessa, Julian, Thoby, Virginia ve Adrian. Virginia on üç yaşındayken annesi ansızın ölmüştür. Woolf, o yıllarda kadınların ikinci planda kalması nedeni ile okula gönderilememiş fakat babası yardımı ile kendini geliştirmiştir.
Kızkardeşi Vanessa Bell daha küçük bir yaşta iken bir ressam olmaya, Virginia Woolf ise bir yazar olmaya karar verir. Kendisini babasının kütüphanesinde geliştiren Virginia Woolf, 1895'de bir gazetede kısa hikâyelerini yayınlatır.
Özellikle, Viktorya tarzı yaşamaya karşı olan Virginia Woolf, yazılarında da bundan bahseder.
Bloomsbury Grubu
1904'te babasının ölümünden sonra kardeşleriyle Bloomsbury'ye taşınması ise hayatında ciddi bir dönüm noktası olmuştur. Bloomsbury grubu içinde birçok ünlü edebiyatçıyı barındıran ve cinsel konulardaki özgürlükçü tavırlarıyla tanınan bir grup entelektüelden oluşuyordu. Grupta bulunan birçok kişi eşcinsel ya da biseksüeldi. İnsanlar onları etik bir grup olarak görüyorlardı. Grupta John Maynard Keynes, E. M. Forster, Roger Fry, Duncan Grant ve Lytton Strachey gibi ünlü kişiler vardı. Woolf, 1909'da bir süreliğine Lytton Strachey ile nişanlanmıştır.
Evliliği
Virginia Woolf 1912 yılında Leonard Woolf ile evlenmiştir. Evlilikleri cinsel açıdan yeterli olmasa da, Virginia Woolf için çok önemli olmuştur. Leonard Woolf eşi için bir basımevi kurmuştu ve bu da Virginia Woolf'un yazdığı kitapları yayımlatması için bir fırsat olmuştu.
Ölümü
Perde Arası romanını yazdığı sıralarda artık kendini yeterince yetenekli hissetmiyor, yeteneğini kaybettiğini düşünüyordu. Her gün savaş korkusu ve yeteneğini kaybetmenin vermiş olduğu stres, dehşet ve korku sonucu ruhsal bunalıma girmiş, 28 Mart 1941'de içinde bulunduğu duruma daha fazla dayanamayıp evlerinin yakınlarında bulunan Ouse nehrine ceplerine taşlar doldurarak atlayıp intihar etmiştir. Virginia Woolf, geride iki intihar mektubu bırakmıştır. Birisi kardeşi Vanessa Bell'e diğeri ise kocası Leonard Woolf'a.
"Sevgilim, yine çıldırmak üzere olduğumu hissediyorum. O korkunç yeniden yaşayamayacağımı hissediyorum. Ve ben bu kez iyileşemeyeceğim. Sesler duymaya başladım. Odaklanamıyorum. Bu yüzden yapılacak en iyi şey olarak gördüğüm şeyi yapıyorum. Sen bana olabilecek en büyük mutluluğu verdin. Benim için her şey oldun. Bu korkunç hastalık beni bulmadan önce birlikte bizim kadar mutlu olabilecek iki insan daha düşünemezdim. Artık savaşacak gücüm kalmadı. Hayatını mahvettiğimin farkındayım ve ben olmazsam, rahatça çalışabileceğini de biliyorum. Bunu sen de göreceksin. Görüyorsun ya, bunu düzgün yazmayı bile beceremiyorum. Söylemek istediğim şey şu ki, yaşadığım tüm mutluluğu sana borçluyum. Bana karşı daima sabırlı ve çok iyiydin. Demek istediğim, bunları herkes biliyor. Eğer biri beni kurtarabilseydi, o kişi sen olurdun. Artık benim için her şey bitti. Sadece sana bir iyilik yapabilirim. Hayatını daha fazla mahvedemem. Bizim kadar mutlu olabilecek iki insan daha düşünemiyorum."
--reklam--
Virginia Woolf Kitapları - Eserleri
- Kendine Ait Bir Oda
- Dalgalar
- Deniz Feneri
- Yıllar
- Mrs. Dalloway
- Yaşlı Kadın ve Papağan
- Flush
- Dışa Yolculuk
- Bir Okur Olarak
- Granit ve Gökkuşağı
- Üç Gine
- Bir Yazarın Günlüğü
- Gece ve Gündüz
- Jacob'un Odası
- Virginia Woolf&Vita Sackville - West Mektuplaşmaları
- Güvenin Ölümü
- Bütün Öyküleri
- Kitap Nasıl Okunmalı? - Bir Okur Olarak 2
- Dadının Perdesi
- Perde Arası
- Varolma Anları
- Bir Hava Taarruzu Sırasında Barış Üzerine Düşünceler
- A Haunted House
- Benlik Üzerine Denemeler
- Kew Gardens
- Orlando
- Hasta Olmaya Dair - Hasta Odalarından Notlar
- Kadının Toplumsal İşlevi
- Pazartesi ya da Salı
- Londra Manzaraları
- Yorum Yorar
- Aforizmalar
- Romanları Tekrar Okuma Üzerine
- The Mark on the Wall
- The Shooting Party
- An Unwritten Novel
- Mr. Bennett and Mrs. Brown
- Yazınsal Ustalık
--reklam--
Virginia Woolf Alıntıları - Sözleri
- Hayır, dünya yüzünde istediği tek şey vardı; temiz su. (Flush)
- Life's what you see in people's eyes (A Haunted House)
- Şimdi bana söyler misin, şiir nereye gidiyor, yoksa artık öldü mü? (Yazınsal Ustalık)
- "İnsanın kusurlarını itiraf etmesi kolay iş. Ama hangi akşam karanlığı, insanın erdemlerini saklayacak kadar koyudur? (Bütün Öyküleri)
- ...she spent most of her time in the London Library, reading. (A Haunted House)
- Ama bu adamın yıpranmış yüz çizgilerinden her keresinde gizem duymuştu, suskunluğunaysa, tutku. (Perde Arası)
--reklam--
- Okuma sürecinin ikinci aşaması olan, yargılamanın, okumanın kendisi gibi basit bir işlem olduğunu düşünmek ahmaklık olur, kitabı zihninin içinde tartışmayı, kitabı bıraktığında bile onu okumaya devam etmeyi ve bir kitabı diğeri ile uygun bir şekilde karşılaştırabilecek kadar okumuş olmak, işte bu zordur. Bundan daha zor olan şey ise "Sadece bu tarz bir kitap değil, aynı zamanda bu değerdedir, burada yetersiz; burada yeterli olur, burası kötü; burası iyi," demek. Okur, bunu yapabilmek için bilgi, iç görü ve hayal gücü sahibi olan biri olmalıdır. (Romanları Tekrar Okuma Üzerine)
- Hayata ne ile başlarsan başka elinde çok az şey kalıyor. Gurur ve aptallık... Kaç kez yaşadığımız anın değerini bilmediğimiz için geleceği reddetmişizdir, kaç kez kıymetini anlayamadığımız bir anda yaşadığımızdan çok parlak olabilecek bir geleceği elimizden kaçırmışızdır. Halbuki her şeyi istemiştik değil mi? (Aforizmalar)
- Başkalarının gözleri bizim için birer hapishane ; düşünceleri de kafeslerimiz. (Pazartesi ya da Salı)
- "Bak, uyuyormuş gibi dudaklarında aşk var" (Romanları Tekrar Okuma Üzerine)
- Ah! Aman Tanrım, yaşamın gizemi bu; düşüncenin doğruluktan sapması! (Bütün Öyküleri)
- . Kırdaki tepelerin üzerinden hızla geçen rüzgar, yeniden yeşile dönen geniş gölge halkaları savurdu. Ama Londra'da sokaklar bulutları daralttı; Doğu Yakası'nda nehir kıyısında yoğun bir sis asılıydı. 'Satılacak eski bir demir, herhangi bir eski demir' diye bağıran adamların seslerini uzaktan geliyordu; ve banliyölerde organlar susturuldu. Rüzgar dumanı savurdu çünkü hala son birkaç sardunyayı barındıran sarmaşıklarla kaplı duvarın köşesindeki her arka bahçede yapraklar yığılmıştı; keskin sivri alevler onları yiyordu sokağa, sabahları salonda açık duran pencerelere. Çünkü yılın doğum günü olan Ekim ayıydı. ... (Yıllar)
- Hiçbir yazar kendi sefil kişiliğini sırlarını ve kötü huylarını okuyucuya yansıtmak istemez herhalde (Bir Hava Taarruzu Sırasında Barış Üzerine Düşünceler)
--reklam--
- Oh, is this your buried treasure? The light in the heart. (A Haunted House)
- Evet, toplum dışı biriydi kendisi. Doğa ne yapmışsa yapmış, onu türdeşlerinden ayrı bir yere koymuştu. (Perde Arası)
- Bir silah sesi kulaklarda patlar: Romantizmin devri kapandı. Realizmin devri başladı. (Yazınsal Ustalık)
- Tansley bir çekiç kaldırıp olanca hızıyla havada salladı; ama aşağı doğru indirmeye başladığı anda, böyle bir aletle bu kelebeği ezmenin elinden gelmeyeceğini anlayarak, sadece, ömründe kendisini hiç deniz tutmadığını söyledi. (Deniz Feneri)
- baska bir sey düsünen kisinin yarı bilincli-yarı bilincsiz tekrar tekrar baktıgı herhangi bir cisim, düsüncelerin malzemesiyle öyle ic ice gecer ki, asıl bicimini kaybeder, biraz farklı, ideal bir bicim alarak yeniden olusur ve hic beklemedigimiz bir anda beynimize girer. (Pazartesi ya da Salı)
-  I want to think quietly, calmly, spaciously, never to be interrupted never to have to rise from my chair, to slip easily from one thing to another, without any sense of hostility, or obstacle. (A Haunted House)
- Biz ki çöl nesliyiz. Biz, yani daha özgür daha eşit bir dünyayı düşlemeden yaşamayı beceremeyen yetimler. Çaresiz bir yandan özgürlüğün ve eşitliğin vahasına ulaşıncaya değil çölde başıboş dolaşıyoruz (Yorum Yorar)
Yorumlar
0 yorum