Kitap Künyesi
Yazar: Philip K. Dick
Çevirmen: Selin Siral
Orijinal Adı: Vulcan's Hammer
Yayın Evi: Alfa Yayıncılık
İSBN: 9786051714820
Sayfa Sayısı: 206
--reklam--
Vulcan'ın Çekici Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Vulcan 3 hiper-rasyonel, tarafsız bir süper bilgisayar. 2029 yılında Dünyanın tek yöneticisi. Gezegeni yıkımın eşiğine getiren savaştan sonra bir daha aynı kaosun tekrarlanmaması için Birlik organizasyonu onun emirlerini yerine getirmekte. Ancak her totaliter yönetimde olduğu gibi burada da sisteme karşı çıkan birileri vardır. Yönetimin tekrar insanların eline geçmesini isteyen Gizemli Şifacılar hareketi Vulcan 3’ü yok etmeye kararlıdır. Ama elbette Vulcan 3'ün de bu konuda kendine ait düşünceleri vardır. İnsanlık Birlik’ten ve onun yöneticisi olan yapay zekâdan kurtulabilecek midir?
Philip K. Dick’ten paranoya soslu bir distopya.
“Bizimki gibi akılcı bir şekilde kontrol edilen istitkrarlı toplumlar insanların arzularına gem vurur. Hızla değişen istikrarsız toplumlarda alt sınıfların iktidarı ele geçirme olasılığı yüksektir.”
--reklam--
Vulcan'ın Çekici Alıntıları - Sözleri
- "Hakikat benim en büyük silahım."
- "Hapishane," dedi kız sonunda. "Fikirlerini dile getiren insanları oraya yolluyorlar."
- "Hakikat benim en büyük silahım."
- Gerçek anlamda yeniden inşa etmek binaları ve yolları değil, akılları inşa edeceğiz. Bize çocukluğumuzdan beri güvensizlik ve karşılıklı kuşku duymak öğretildi; okullar da buna zorladılar bizi, karakterlerimizi zorla dışarı attılar. Bunu bir gecede yıkamayız.
- "Bir insan Hakikat benim elimde diyorsa sahtekârdır."
- Bizimki gibi akılcı bir şekilde kontrol edilen istikrarlı toplumlar insanların arzularına gem vurur. Hızla değişen istikrarsız toplumlarda alt sınıfların iktidarı ele geçirme olasılığı yüksektir.
- Gerçek anlamda yeniden inşa etmek binaları ve yolları değil, akılları inşa edeceğiz. Bize çocukluğumuzdan beri güvensizlik ve karşılıklı kuşku duymak öğretildi; okullar da buna zorladılar bizi, karakterlerimizi zorla dışarı attılar. Bunu bir gecede yıkamayız.
- "Hapishane," dedi kız sonunda. "Fikirlerini dile getiren insanları oraya yolluyorlar."
- ''Onlara söyleyebilirsiniz,''dedi kız. ''Ne söyleyebilirim?'' diye sordu Dill yan koridorlardan birine dönerken. ''Çocukları getirmelerini. Onlar da getirir, çünkü patron sizsiniz.''
- ''Hiç işlerin ters gittiği olmuyor mu? Ya da işler ters gittiğinde itiraf edemiyor musunuz? Televizyonda her şeyin yolunda gittiğini söyleyip duruyorsunuz. Neden gerçekleri söylemiyorsunuz?''
- ''Biliyor musunuz, televizyonda göründüğünüzden daha kısa boylusunuz, '' dedi kız. ''Kasten mi yapıyorlar bunu? İnsanlar etkilensin diye mi daha büyük göstermeye çalışıyorlar sizi?''
- Babamın hep dediği gibi tüm dünyanın size karşı olduğunu sanıyorsunuz.
- Yönetmek eğitilmiş uzmanların yürüttüğü bir bilimdir.
--reklam--
Vulcan'ın Çekici İncelemesi - Şahsi Yorumlar
PKD'den güzel bir eser. (SPOİLERSIZ): Uzun zamandır Philip K. Dick'in methini duyardım. Hep çok iyi bir yazar olarak bilinir. Bir şans verdim ve çok etkilendim. . Kitabın dili akıcı. Belki bu kitap için geçerlidir bilmiyorum. Konu artık suyu çıkmış bir konu ama yazıldığı dönem için kendine has olduğu belli. Konu süper zeki bir bilgisayarın, dünya yönetimlerine hükmetmesi. . Artık savaşlardan bıkan dünya yönetimleri bir oluşum kurar bunun adı da Birlik'tir. Dünya üzerinde kıtalar halinde Direktörleri bulunan Birlik, tüm komutlarını Yönetici Direktör'den alır. Ve yönetici direktör de tüm komutları Vulcan 3 isimli süper makineden almaktadır. . Bir süre sonra asıl amacından sapmakta olan Vulcan 3'ü, Vulcan 2 isimli kullanılması bırakılmış ama hala çalışan süper bilgisayar tarafından farkedilir. . Ve sonu gelmeyen bir mücadele başlar. Çok lezzetliydi, hızlıca da aktı. Fantezi öğeleri barındırmayan salt bilim-kurgu okumak isteyenler için. İyi bir PKD başlangıç kitabı. (Hakan gökoğlan)
Philip Kindred Dick. Okuyucularının deyimiyle PKD. Amerikalı bilim kurgu roman ve hikaye üstadı. • İnişli çıkışlı özel yaşamına girme gereği duymuyorum. Zira biz onu eserleri ve eserlerine bıraktığı zeka kıvılcımlarıyla tanıyoruz. • 100’ün üstünde hikaye ve 30’un üstünde roman sahibi bir yazar kendisi. Bilim kurgu, distopya, felsefe hep ilgilendiği konular oldu. • 1949-1959 yılları bilgisayarın yoğun bir gelişim süreci gösterdiği aralıklar. Philip K. Dick’de eserini bu sürecin sonunda 1960 yılında yayımlıyor. • 1. Atom Savaşı sonrası gezegen tükenişin eşiğine gelecek ve dünya üzerindeki yetmiş ulus Lizbon’da bir toplantı yapacaktır. Toplantıda çıkan kararla dünya süper bilgisayarlar ile yönetilecektir. Vulcan serisi bunlardan. • Vulcan 1 süresini doldurmuş, Vulcan 2 geri plana itilmiş ve Vulcan 3 her şeyin sahibi. Eserde geçen haliyle: “ Son değerlendirmelere göre vergilerden Vulcan3’e ayrılan pay yüzde kırk üç civarındaydı. Geri kalanı da okul, yol, hastane, itfaiyelere ve polise, yani insanların daha önemsiz gereksinimlerine harcanıyor, diye düşündü Dill boş boş. “ • Ne kadar da günümüzü anlatıyor değil mi? • Eserde takvimler 2029’u gösteriyor. Atom Savaşı sonrası Vulcan 3’ün emirlerini yerine getiren Birlik Organizasyonları kuruluyor. • Peki her şeyin mükemmel gibi göründüğü bu totaliter rejimde ‘sistem karşıtı’ kimse olmayacak mı? Tabiki olacak. Buyurun. (Adem Kara)
Dünyayı yöneten Birlik adında bir örgüt, bu örgüte yardımcı olan Vulcan 3 adında bir süper bilgisayar ve bu düzene karşı çıkan İyileştiriciler dene bir grup bulunmaktadır. Birliğin Kuzey Amerika direktörü Barris, bazı olaylardan dolayı şüphelenerek genel direktör ile görüşmek ister, ancak durumlar fena halde karışır. Bir dünya savaşı söz konusudur. Son derece güzel bir bilim kurgu romanı. Mutlaka okunması gerekenlerden (Serdar Poirot)
--reklam--
Vulcan'ın Çekici PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Philip K. Dick - Vulcan'ın Çekici kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Vulcan'ın Çekici PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Philip K. Dick Kimdir?
Bazı kitaplarını Richard Phillips ya da Jack Dowland mahlaslarıyla yazmıştır. Hayranları tarafından kısaca PKD olarak adlandırılır.
Hayatının büyük bölümünü Kaliforniya'da geçirdi. Bir plakçı dükkânı işletmesi ve radyoda klasik müzik programları yapması dışında, başlıca uğraşı yazarlık oldu. Kırka yakın bilim-kurgu romanı dışında ana akım romanları da yazdı, ancak pek başarılı olamadı. Ölümünden sonra beş cilt halinde toplanan yüz civarında öyküsü vardır.
Ölümünden önce fazla tanınmayan bir yazar olan Dick'in roman ve kısa hikâyelerini bir kısmı ölümünden sonra senaryolaştırılıp film olarak büyük beğeni kazanmıştır. Bunların arasında en ünlüleri, yönetmen Ridley Scott tarafından "Blade Runner" adıyla 1982 yılında çekilen "Do Androids Dream of Electric Sheep?" (kitap olarak Türkiye'de basımı: 1996, Bıçak Sırtı, Kavram Yayınları; 2006, Android'ler Elektrikli Koyun Düşler mi?, Altıkırkbeş Yayın) ve 1965 yılında yazdığı "We Can Remember It For You Wholesale" öyküsünden yola çıkılarak yönetmen Paul Verhoeven tarafından çekilen1990 yapımı "Total Recall" filmleridir. Her iki film yapılmış en iyi bilim-kurgu filmleri arasında yer almaktadır. PKD'nin 1956 yılında yazdığı "The Minority Report" adlı öyküsü yönetmen Steven Spielberg tarafından 2002'de filme alınmıştır.
Dick'in yazdığı bilim-kurgu romanlarını türünün diğer örneklerinden ayıran en önemli özellik, gelecekte gerçekten olması muhtemel olaylarla birlikte toplumsal değişimleri genellikle "çalışan sınıf" çerçevesinde ele almasıdır. Dick toplumsal konuların yanı sıra siyasi ve metafizik konuları da ele almış, romanlarında tekelci şirketler ve otoriter hükümetler bolca yer bulmuştur. Özellikle erken dönem romanları, "gerçeklik" kavramının sorgulanması üzerine kuruludur.
Önemli yapıtları
Önemli romanları arasında: Martian Time-Slip (1964, Mars'ta Zaman Kayması), The Penultimate Truth (1964, Sondan Bir Önceki Hakikat), The Three Stigmata of Palmer Eldritch (1965, Palmer Eldritch'in Üç Bilmecesi) ve Ubik (1969) sayılabilir. The Man in the High Castle (1963, Hugo Ödülü sahibi) (Yüksek Şatodaki Adam) romanı birçok eleştirmen tarafından Dick'in başyapıtı olarak gösterilmiştir.
Dick, adı geçen romanlarıyla Amerikan Ulusal Kütüphanesi'nde yer almaya hak kazanan ilk ve tek bilim kurgu yazarı olmuştur
--reklam--
Philip K. Dick Kitapları - Eserleri
- Androidler Elektrikli Koyun Düşler mi?
- Yüksek Şatodaki Adam
- Şizofreni ve Değişimler Kitabı
- Ubik
- Gökteki Göz
- Vulcan'ın Çekici
- Çığrından Çıkmış Zaman
- Alfa Ayının Kabileleri
- Toplu Öyküler - 1. Cilt
- Elektrikli Düşler
- Karanlığı Taramak
- Albemuth Özgür Radyosu
- Mars'ta Zaman Kayması
- Kozmik Kuklalar
- Galaktik Çömlek Tamircisi
- Android ve İnsan
- Uzay Piyangosu
- Sondan Bir Önceki Gerçek
- "Aksın Gözyaşlarım" Dedi Polis
- Yaratılan Dünya
- Ölüm Labirenti
- Sizi İnşa Edebiliriz
- Kader Ajanları
- Simulakra
- Uzaydaki Çatlak
- Gelecek Seneyi Bekle
- Titanlı Oyuncular
- Bir Palavracının İtirafları
- Dr. Gelecek
- Timothy Archer
- Palmer Eldrictch'in 3 Stigmatası
- Dr. Kan Bedeli
- Kozmoloji ve Kozmogoni
- Valis
- Yetenekliler Dünyası
- Uzayda Suikast Uzay serisi 1
- Tefsir
- Alay Eden Adam
- Sokaktan Gelen Sesler
- Hesaplaşma
- Azınlık Raporu
- Suikastçı
- Mary ve Koca Dünya
- Kutsal İstila
- Adjustment Team
- Öteki Tutkular
- I Hope I Shall Arrive Soon
- Do Androids Dream of Electric Sheep ?
- Bir Bilimkurgu Yazarının Kısa ve Mutlu Yaşamı
- Ubik
- Second Variety
- Beyond Lies The Wub
--reklam--
Philip K. Dick Alıntıları - Sözleri
- Diğerlerini terk etmesinin gerekçesini ölçüp biçti. Hepsinden önemlisi de Mali’yi terk etmesinin. Sevdiği kadını. Çömlek berbattı. (Galaktik Çömlek Tamircisi)
- Bazı olaylar bildiriliyordu. 2203 yılının Mayıs ayı başlarında, haber makineleri İsveç üzerinde beyaz kargaların uçtuğu olayını heyecanla yayınlıyordu. (Uzayda Suikast Uzay serisi 1)
- Eskiden hastalar kalıplaşmış iki sınıfa ayrılırdı: toplumda iş göremeyecek, arabasını yıkayıp cilalayamayacak, elektrik faturalarını ödeyemeyecek ve bir martini içtikten sonra güzel bir sohbeti sürdüremeyecek kadar hasta yani deli oldukları için hastanede tutulması zorunlu olanlar... ve herkesin ayakkabılarının bağını çözmek, evlerinin ya da iş yerlerinin önünden üçtekerli bisikletle geçen çocukları saymak zorunluluğu hissetmek gibi basit “isterik” şikayetler ya da “gerçeklik durumu” ile uyumlu olarak anksiyete haline indirgenen “nevrotik” rahatsızlıklar, özellikle de insansız bir uzay aracının Pazar sabahı tam da söz konusu rahatsız kişi mangalında kızarttığı hamburger köfteleriyle uğraşırken Atlantik okyanusu yerine bahçenin tam ortasına düşeceğine dair ruhsal açıdan sağlıksız, mantıksız korkular yüzünden psikiyatrik yardıma başvuracak kadar akıllı olanları kapsayan nevrotikler. (Şizofreni ve Değişimler Kitabı)
- Libera me, Domine! (Ubik)
- Sinir buhranı yaşayan insanlar çoğunlukla bu yaşadıklarını açıklamak amacıyla bir yığın araştırma yaparlar. Tabii bu araştırmalar bir yere varmaz. (Valis)
- Olan şey her ne olursa olsun, ölçüsüz bir kötülükten ibaret. Madem öyle, mücadele etmek niye? Seçmek niye? Tüm alternatifler aynıysa… (Yüksek Şatodaki Adam)
- İnsan zihni olağandışı inatçıydı ve çok yavaş değişiyordu. (Uzaydaki Çatlak)
- Sabit fikirleri sorun değil çözüm olduğu için onu düşünerek defetmek mümkün değildi, sonunda başlı başına daha büyük bir sorun halini alsa da. (Timothy Archer)
- Ruh hastalarıyla uğraşırsan sen de onlardan biri olur, ruh hastası olur çıkarsın. (Simulakra)
- Savaş olmadan eğitim ya da zekâya sahip olmayan işe yaramaz, yetersiz insan kitlesi kontrolsüzce yayılıp büyür. Savaş onların sayısını azaltmaya yarıyordu. (Toplu Öyküler - 1. Cilt)
- Tanrım, bir kitap okudular diye durmadan konuşuyorlar. (Yüksek Şatodaki Adam)
- "Bizi huzursuz ve tatminsiz yapan vahşi bir içgüdü değil. Size ne olduğunu söyleyeyim; bizi böyle yapan insanoğlunun en yüce amacı. Büyüme ve ilerleme ihtiyacı... yeni şeyler bulma... yayılma. Yayılma, başka deneyimlere, başka yerlere ulaşma ihtiyacı. Anlama ve sürekli değişeceği biçimde yaşama ihtiyacı. Rutini ve tekrarı bir kenara itmek, anlamsız tekdüzelikten kendini kurtarmak ve ileriye atılmak. Sürekli hareket halinde olma ihtiyacı..." (Uzay Piyangosu)
- Jones boğuk bir sesle, “Benim için,” dedi, “bu an geçmişin ta kendisi. Şimdi, burada, bu binada, üçünüzle oturuyorum, oysa bu benim için bir sene önce olup bitti. Benim durumum geleceği görmekten ziyade bir ayağımın geçmişte sıkışıp kalmasına daha çok benziyor. Ayağımı çekip kurtaramıyorum. Rötarlı yaşıyorum; sonsuza kadar hayatımın bir senesini tekrar tekrar yaşayacağım.” Omuz silkti. “Tekrar ve tekrar. Yaptığım, söylediğim, duyduğum, tecrübe ettiğim her şeyi ikinci bir kez yaşamak zorundayım.” Sesini yükseltmişti; sesi tiz, acı dolu ve umutsuzdu. “Aynı hayatı iki kez yaşıyorum.” Cussick yavaşça, “Bir başka deyişle,” dedi, “senin için gelecek değişmez. Geleceği bilmen onu değiştirmemi mümkün kılmıyor.” Jones buz gibi bir kahkaha attı. “Değiştirmek mi? Gelecek tamamen sabit. Bu duvardan daha sabit, daha kalıcı.” Elini öfkeyle arkasındaki duvara vurdu. “Sizce bu yetenek beni özgür mü kılıyor? Hadi, kandırmayın kendinizi... Gelecek hakkında ne kadar az şey bilirseniz, kendinizi o kadar iyi hissedersiniz. Güzel bir yanılsama içinde yaşıyorsunuz; özgür bir iradeniz var sanıyorsunuz.” “Ama bu senin için geçerli değil.” Jones acıyla “Hayır,” dedi. “Bir sene önce yorgun argın attığım adımları yeniden atıyorum. Bir tanesini bile değiştiremiyorum. Bu konuşmayı ezbere biliyorum. İçine tek bir yeni kelime dahi ekleyemeyeceğim gibi, mevcut tek bir kelimeyi de atamam.” (Yaratılan Dünya)
- Ruh insan için neyse, makine için de insan odur: Fonksiyonel hiyerarşi açısından bu bir ek boyuttur. İçimizden biri Tanrı gibi davrandığında (pelerinini bir yabancıya verdiğinde) makine de insan gibi davranır yani programlanmış döngüsünü bir karara bağlı olarak ertelemek için duraklar. (Android ve İnsan)
- Geçmiş görünmeyendir, dibe batırılandır, hala oradadır, bir sonrakinin üzerinde izini bırakmak için her an yüzeye çıkabilme kapasitesine sahiptir maalesef- ve sıradan bir deneyimin aksine- gözden kaybolmuştur. (Ubik)
- Sana, ödeyemeyeceğin kadar pahalıya mal olacağım. (Alfa Ayının Kabileleri)
- Belmont Bevatronu’nun proton ışın saptırıcısı 1959 yılı Ekim ayının ikinci günü öğleden sonra saat dörtte yaratıcılarına ihanet etti. Bunu izleyen olaylar göz açıp kapayıncaya dek olup bitti. Artık yeterince saptırılmayan –ve dolayısıyla denetim dışı kalan– altı milyon volt gücündeki ışın demeti salonun tavanına doğru yükselirken, halka biçimindeki dev mıknatısa tepeden bakan bir gözlem platformunu da kül ediverdi. O sırada taraçada sekiz kişi bulunmaktaydı: bir grup meraklı gezgin ve mihmandarları. Taraça ayaklarının altından yitince bu sekiz kişi Bevatron salonunun zeminine düştü ve manyetik alan boşaltılıp katı radyasyon kısmen nötralize edilinceye dek şoka girmiş durumda ve yaralı, öylece yattılar. Sekiz kişiden dördünün hastaneye kaldırılması gerekti. Yanıkları daha hafif olan iki kişi süresiz gözleme alındı. Kalan iki kişi ise muayene ve ilk tedavileri yapıldıktan sonra salıverildi. Olay San Fransisco ve Oakland’daki yerel gazetelerde yer aldı. Kurbanların avukatları dava açma hazırlıklarına girişti. Bevatron’la ilgisi bulunan kimi görevliler Wilcox-Jones Saptırıcısı ve girişken yaratıcıları ile birlikte ıskartaya alındı. Bir grup işçi fiziksel hasarı onarmaya başladı. Olay topu topu birkaç saniye sürmüştü. Hatalı sapma saat 4.00’te başlamış ve olağanüstü yüklü proton ışın demeti mıknatısın yuvarlak iç salonundan yayılırken sekiz kişi saat 4.02’de altmış ayak yükseklikten içine düşmüştü, ilk düşerek zemine çarpan, mihmandarlık yapan genç bir zenciydi. Son düşen ise yakınlardaki güdümlü füze fabrikasından gelen genç bir teknisyen olmuştu. Genç teknisyen platforma giderlerken arkadaşlarından ayrılmış, hole geri dönmüş ve sigara için ceplerini karıştırmaya başlamıştı. Eğer eşini yakalayabilmek için ileri atılmış olmasaydı belki de diğerleriyle birlikte aşağı sürüklenmeyecekti. Beyninde kalan açık seçik son anısı da bu olmuştu: Sigaralarının elinden düşüşü ve Marsha’nın çırpınarak kayıp giden ceket yenini yakalayabilmek için boşa atılışı… (Gökteki Göz)
- “Fakat bir kimseye müjde veren haber diğer bir kimsenin kaderi oluyordu... (Uzayda Suikast Uzay serisi 1)
- .... ve can sıkıntısı kötüdür, çünkü tam olarak gayret sarf etmiyorsun demektir; tembellik ediyorsun... (Dr. Kan Bedeli)
- Güdünün kendisi en büyük ahlak sorunudur, eyleme geçirilmiş günah sadece şeytansı arzuların açığa çıkmış halidir. Doğru ve yanlış, bir adamın yaptıklarıyla değil hissettikleriyle bağlantılıdır. (Gökteki Göz)
Yorumlar
0 yorum