Kitap Künyesi
Yazar: George Orwell
Çevirmen: Levent Konca
Orijinal Adı: The Road To Wigan Pier
Yayın Evi: Can Yayınları
İSBN: 9789750732867
Sayfa Sayısı: 240
Wigan İskelesi Yolu Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Wigan İskelesi Yolu, George Orwell’in İngiltere’nin sanayi bölgelerinde bugün de fazla değişim göstermeyen ve zaman içinde siyasal etkisinden hiçbir şey yitirmemiş olan işçi sınıfı yaşamıyla ilgili deneyimlerini aktaran önemli bir inceleme. Sosyal adaletsizlik, korkunç konutlar, madenlerdeki çalışma koşulları, sefalet, açlık ve yaygın işsizlik sorunlarının müthiş bir öfke, insancıllık ve dürüstlükle aktarıldığı bu kitabı Peter Ackroyd, “Gerçek deha örneği… Orwell’in bütün öfkesi, hayal kırıklığı, umutsuzluğu ve acısı Wigan İskelesi Yolu’nda en anlamlı ifadesini buluyor,” diye tanımlıyor.
“Paranın feodalizme karşı savaşı olan İçsavaş’ta, Kuzey ve Batı kraldan yanayken, Güney ve Doğu parlamentodan yanaydı. Fakat kömür kullanımındaki artışla birlikte, sanayi Kuzey'e kaydı ve orada yeni bir insan tipi, başarısını kendisine borçlu olan Kuzeyli işadamı ortaya çıktı. Nefret dolu ‘ya başarılı olursun ya defolursun’ felsefesiyle Kuzeyli işadamı, yarım kron ile yola çıkan ve sonunda elli bin sterlini olan ve her şeyden çok, para kazandıktan sonra eskisine oranla daha da nobran olmasıyla övünen tiptir. İncelendiğinde, yegâne meziyetinin para kazanma yeteneği olduğu görülür. Bizden ona hayranlık duymamız beklenir; çünkü dar kafalı, çıkarcı, cahil, açgözlü ve görgüsüz olsa da, adamda ‘cevher’ vardır, ‘başarılı olmuştur’, başka bir ifadeyle, nasıl para kazanılacağını biliyordur.”
Wigan İskelesi Yolu Alıntıları - Sözleri
- İnsan, çok çabalamasına rağmen , her yeri kirletmeyi henüz başaramamıştır.
- Ne yana dönerseniz dönün,bu sınıf farklılığı lanet, bir taş duvar gibi önünüze çıkar .Ya da taş duvardan çok bir akvaryumun camına benzer ;yokmuş gibi yapmak çok kolaydır ama diğer yanına geçmek imkansızdır.
- Çoğu insan idam cezasını onaylar ama çok az insan cellatlık işini yapar.
- Belki ararsanız , somon konservesi yerine balıkların yüzdüğü akarsuları bile bulabilirsiniz .
- Bir milyoner kahvaltıda portakal suyu ve ryvita bisküvisi yemekten zevk alabilir ama bir işsiz almaz.
- Neden bir sendika kurmadıklarını sordum. Hemen onların buna asla izin vermeyecekleri söylendi. Onlar kim? diye sordum. Görünüşe göre kimse bilmiyordu ama "onların her şeye gücü yeterdi".
- Eğer bir insanı kendinize düşman etmek istiyorsanız ona hastalıklarının tedavisi olmadığını söyleyin.
- …dünyaya gelmiş en kötü suçlunun bile idam kararı veren bir yarğıçtan ahlaki olarak daha üstün olduğunu düşünüyorum …
- İngiliz fiziği zayıflamışsa ,bu şüphesiz 1. Dünya Savaşı’nın İngiltere’deki en kaliteli milyonlarca adamı dikkatlice seçmesi ve büyük ölçüde soylarını devam ettirecek zamanı bulamadan onları katletmesi gerçeğinden kaynaklanmaktadır.
- Eğer bir insanı düşmanınız haline getirmek istiyorsanız, ona hastalıklarının çaresi olmadığını söyleyin.
- “Bir işçinin bedeni, benim için, bir milyonerinkinden daha iğrenç değil.”
- “Makineleşmeye ve standartlaşmaya karşıyım; o yüzden sosyalizme de karşıyım ,” dediğinizde aslında “İstersem makineler olmadan da yaşamayı tercih etmekte özgürüm. ” demiş olursunuz ama bu saçmalıktır.Hepimiz makinelere bağımlıyız ve makineler çalışmayı bıraktığı anda çoğumuz ölürüz.
- Her tür kol gücü gerektiren çalışma böyledir; bizi hayatta tutar ama biz onun varlığından habersizizdir.
- Bize öğretilen buydu: Alt sınıflar kötü kokar. Ve bu noktada aşılmaz bir engelle karşı karşıya olduğunuz açıktır. Çünkü hiçbir hoşlanma ya da hoşlanmama hissi, fiziksel bir his kadar temel değildir. Irk nefreti, dini nefret, eğitim farkları, hatta ahlaki ilkeler arasındaki farklar aşılabilir; ama fiziksel tiksinti aşılamaz. Bir katile ya da bir eşcinsele yakınlık duyabilirsiniz; ama nefesi kokan bir adama, yani demek istiyorum ki, nefesi sürekli kokan bir adama yakınlık duyamazsınız. Ne kadar iyiliğini isterseniz isteyin, zekâsını ve karakterini ne kadar takdir ederseniz edin, nefesi kokuyorsa iğrençtir ve içten içe ondan nefret edersiniz.
- “Sözde adalet mekanizmasının tamamına karşı tarifsiz bir tiksinme duymaya başlamıştım.”
Wigan İskelesi Yolu İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitap ismini İngilteredeki bir kasabadan alıyor. Kömür maden ocaklarının olduğu bir şehir. Kitap 4 bölümden oluşuyor demek yanlış olmaz. Yazarımız mesleğe gazetecilik olarak başladığı için bir gazetecinin haber niteliğindeki araştırması gibi olmuş. Kitabın ilk bölümü maden ocağında çalışan madenciler, maden ortamı ve çıkarılmak koşulları, zorluklarını yerinde görmüş ve çok güzel gözlemleyerek anlatmış. İkinci bölümde madencilerin ve ailelerinin yaşadığı ortamı koşulları sefaleti, yokluğu gözler önüne seriyor. Üçüncü bölümde şehri diğer bölgelerle, karşılaştırıyor. Yaşam koşulları işsizlik oranları gibi. Dördüncü bölümde sosyalizm ve onun getirisinin işsizlik, yaşam koşulları, şehirler arası sosyal adalet, sosyalist devletlerin kadın ve çocuklara sunduğu imkanlar, işçi ve çalışma koşulları nasıl olmalı, bunlar hakkında yazmış. Kitap özellikle maden ocaklarının durumu, işsizlik, yaşam koşullarını gözler önüne seriyor. (İstiklâl soysal)
Bu kitap da sanayi devrimi ile dünyanın değişen iktisadi düzeni sonucunda işçilerin zorlaşan hayat şartları gözler önüne seriliyor. Sanayi devriminin ardından ortaya çıkan kapitalist sistem sayesinde burjuva sınıfı zenginliğini arttırırken proletarya emeğinin karşılığını alamamakla birlikte daha da zor durumda kalmaktadır. Yazar George Orwell , bu kitabıyla maden ocakları üzerinden ağır bir sistem eleştirisi yapmaktadır. Sınıflar arasındaki gelir adaletsizliği, işçilerin çalışma süreleri ve emeğin karşılığının alınamaması gibi konulara değiniliyor. (Emine Çakır)
Wigan İskelesi Yolu: 1984 ve Hayvan Çiftliği’nden sonra yine o tatta bir beklentiyle okumaya başladığım Wigan İskelesi Yolu, beni oldukça şaşırttı. Sosyoloji̇ bölüm hocalarımızdan Tülay Kaya’nın tavsiyesi üzerine, bir dostumla birlikte, kitap hakkında çok bilgi sahibi olmadan giriştim okumaya. Ben bir roman okuyacağımı sanarken bir belgesel izlerken buldum kendimi ve oldukça etkilendim. İngiltere’de geçen kitap, maden ocaklarının kötü çalışma koşullarını anlatarak başlıyor. Maden emeklisi bir dedenin torunu olarak bu kısımları okumak benim için hem anlamlı hem de hüzünlendiriciydi. Kömür madeninin zor çıkarılma koşulları ve madenci ailelerinin yaşadığı sefalet yumuşatılmadan gözler önüne serilmiş ve okuyucuya o kömürden kararmış elleri yakından görebilme fırsatı verilmiş. George Orwell, bizzat kendisi bu işçileri ve aileleri yakından gözlemlemiş ki bu da oldukça takdir edilesi bir çaba. Orwell, kitabı belgesel tadında sunmasına rağmen yine her romanında olduğu gibi bir sistem eleştirisi yapmış. Sınıf çatışmasına, sınıflar arası gelir adaletsizliğine değinmiş. Olayları tüm şeffaflığıyla, içerisinde bulunarak vermesi, üst perdeden izlememesi beni özellikle etkileyen bir nokta. Orwell, kitabın sonlarına doğru sosyalizm hakkındaki görüşlerinden de uzunca bahsetmiş. Bir roman akıcılığında olmadığı için sıkıcı bulabilirsiniz belki, ki ben de okurken zaman zaman sıkıldım. Fakat eğer sanayi devrimi ve etkilerine meraklıysanız ilginizi kaybetmeden okuyacağınızı düşünüyorum. Çünkü sanayi devrimi ile birlikte değişen iktisadi ve toplumsal düzen, varlığımızı ele geçiren kapitalizmin keskin dişlerinden arta kalan yerleriyle yaşamaya çalışan insanlık, Wigan İskelesi Yolu’nda sizinle konuşan bir tabloya dönüşmüş. Kulak vermek isterseniz, keyifli okumalar diliyorum. (İrem Köse)
Kitabın Yazarı George Orwell Kimdir?
1903'te Hindistan'ın Bengal eyaletinin Montihari kentinde doğdu. Ailesiyle birlikte İngiltere'ye döndükten sonra, öğrenimini Eton College'de tamamladı. Gerçek adı Eric Arthur olan Orwell, 1922-27 yılları arasında Hindistan İmparatorluk Polisi olarak görev yaptı. Ancak, İmparatorluk yönetiminin içyüzünü görünce istifa etti. 1950'de yayımladığı Bir Fili Vurmak adlı kitabı, sömürge memurlarının davranışlarını eleştiren makalelerin derlemesidir. İkinci Dünya Savaşı'nın sonlarına doğru yazdığı Hayvan Çiftliği, Stalin rejimine karşı sert bir taşlamadır. Orwell'in en çok tanınan yapıtlarından Bin Dokuz Yüz Seksen Dört, bilim-kurgu türünün klasik örneklerinden biri olmanın yanı sıra, modern dünyayı protesto eden bir romandır. Burma Günleri ise, Orwell'in Burma'daki (bugünkü Myanmar) İngiliz sömürgeciliğini dile getirdiği ilk kitabıdır. Orwell, 1950'de Londra'da öldü.
George Orwell Kitapları - Eserleri
- 1984
- Katalonya’ya Selam
- Aspidistra
- Burma Günleri
- Wigan İskelesi Yolu
- Paris ve Londra'da Beş Parasız
- Papazın Kızı
- Kitaplar ve Sigaralar
- Neden Yazıyorum
- Boğulmamak İçin
- Balinanın Karnında
- Faşizm Kehanetleri
- Aslan ve Unicorn
- Savaş Günlükleri 1
- Edebiyat Üzerine
- Politics and the English Language
- Savaş Öncesi Günlükleri 2
- Qeydlər
- All Art is Propaganda
- Shooting an Elephant
- Savaş Sonrası Günlükleri
- Essays
- Bir İdam
- Beyaz Adamın Laneti
- Hayvan Çiftliği (Çizgi Roman)
- Karakurbağası Üzerine Kuruntular
- Totalitarizm Üzerine
- Kısa Kısa Sevinçlerdi
- Notes on Nationalism
- 1984
- Aforizmalar
- Seçme Yazılar 1
- Seçme Yazılar 2
- Хорошие плохие книги
- Hayvan Çiftliği
- 1984
George Orwell Alıntıları - Sözleri
- Sizin, annenizin evin baş köşesinde tuttuğu fotoğraftaki beş yaşındaki çocukla ne gibi bir ortak yanınız var? Hiç, sadece aynı kişisiniz. (Bir İdam)
- Zihnine ölümcül bir karanlık çökmüştü. (Papazın Kızı)
- "Bu müharibə arabir ölüm hallarının baş verdiyi komik operadan başqa bir şey deyil" (Katalonya’ya Selam)
- Herkes zengin ile yoksula iki ayrı yasa uygulandığını bilir. Ama bunun ne anlama geldiğini kimse kabullenmez. (Bir İdam)
- “Savaş bütün kötülüklerine rağmen bir hadde kadar cevaplandırılamayan bir güç sınamasıdır, bir gücünü dene makinesi gibi. Büyük güç paraya döner ve sonucu öngörmenin de hiç bir yoku yoktur.” (Aslan ve Unicorn)
- Tarih, yenilene vah yazık der ama ne değiştirebilir ne de yardım eder. (Aslan ve Unicorn)
- Büyük klasiklerin hepsi günceldile çevrilecek, geridildeki asılları yok edilecek düşüncenin imkanı olmadığından, suçun da imkanı olmayacak artık. (1984)
- Dışarı çıkıyorm, sokakları ev basmış… (Edebiyat Üzerine)
- Hepimizi satın almışlar, hem de kendi paramızla. (Boğulmamak İçin)
- Mutluluğu tarif etmenin zorluğu aşikâr. Adil, düzenli bir toplum imgesi de insana çekici ya da ikna edici gelmez. Ama iyi ütopyalar yazanların çoğu, daha dolu dolu yaşasaydık hayatın nasıl olacağını göstermek isterler. (Faşizm Kehanetleri)
- Gerçeği göremeyecek kadar uygarlaştık. (Karakurbağası Üzerine Kuruntular)
- Düşünen kimse siyasetten uzak duramaz, durmaz. (Faşizm Kehanetleri)
- “Makineleşmeye ve standartlaşmaya karşıyım; o yüzden sosyalizme de karşıyım ,” dediğinizde aslında “İstersem makineler olmadan da yaşamayı tercih etmekte özgürüm. ” demiş olursunuz ama bu saçmalıktır.Hepimiz makinelere bağımlıyız ve makineler çalışmayı bıraktığı anda çoğumuz ölürüz. (Wigan İskelesi Yolu)
- Diktiğim bütün küçük bitkiler; hercaimenekşeler, acı baklalar, pembe karanfiller ve lahanalar belli ki tavşanlar yüzünden tamamen kaybolmuş. Hâlâ toprakta olan birkaç şalgamı da eşeleyerek çıkarıp yemiş ama havuçlara dokunmamışlar. Daha kötüsü ise çileklerin çoğunu mahvetmiş olmaları. Bir kaçı iyi durumda ama çoğu yok olmuş; kök boğazları hâlâ duruyorsa baharda canlanabilirler. (Savaş Sonrası Günlükleri)
- Onun çirkinliği özüne aittir ve kurbanının yüzüne karşı dalga geçen zorba gibi «Evet, ben çirkinim, ve sen bana gülmeye cesaret edemezsin» demek içindir. (Aslan ve Unicorn)
- Birini seviyorsan gerçekten severdin, verecek başka hiçbir şeyin yoksa bile sevgin yeterdi. (1984)
- Kısacası; Her şeyin kendiliğinden olanı güzeldir... (Edebiyat Üzerine)
- Bu sabah bir yılan daha bulmuşlar, ama bu seferki kesinlikle çayır yılanı. Olayı gören adam hayvanı boynundan bağlayıp dilini kesmeye çalıştıklarını anlattı, böylece kimseyi "sokamayacağını" düşünüyorlar. (Savaş Öncesi Günlükleri 2)
- Artık cepheyi görmüş ve ondan fena halde tiksinmiştim. (Katalonya’ya Selam)
- Tabii ki, bir romancı doğrudan içinde yaşadığı çağdaş tarih hakkında yazmakla yükümlü değildir. Ama halkı ilgilendiren büyük olaylara aldırmayan bir romancı ya aylak ya da düpedüz aptal biridir. (Balinanın Karnında)
Yorumlar
0 yorum