Kitap Künyesi
Yazar: Ursula K. Le Guin
Çevirmen: Algan Sezgintüredi
Orijinal Adı: Wild Girls
Yayın Evi: Versus Kitap Yayınları
İSBN: 9786055691455
Sayfa Sayısı: 100
--reklam--
Yaban Kızlar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Locus, Asimov ve Nebula Ödülü sahibi Yaban Kızlar, ipek ve kılıçla bezeli bir toplumdaki iki esir "toprak çocuğun" adalet arayışlarının şiddet ve aşk yüklü bir sona varan öyküsünü anlatıyor. Öyküyü Ursula K. Le Guin'in şirketsel yayıncılığın ve kapitalizmin temel varsayımlarının maskelerini alaşağı eden denemesi "Okurken Uyanık Kalmak" ve yazarının bilinmeyen yönlerini ortaya koyan bir söyleşi izliyor.
--reklam--
Yaban Kızlar Alıntıları - Sözleri
- Ama kitap denen şeyin okunması gerekir. Zaman ister. Çaba ister. Uyanık kalınmasını ister.
- İşin doğrusu, tarihte zaten hiçbir zaman çok fazla sayıda insan kitap okumamıştır.
- Mütevazı olmanın zayıf noktası, diğer insanlarda kibirliliğe müsaade edebilmesidir.
- Ama kitap denen şeyin okunması gerekir. Zaman ister. Çaba ister.
- Hiçbir şey kederinize değmez
- Bulunduğun yer seni memnun etmiyorsa, yerini değiştir. Ağaç değilsin.
- Bir şeyi yapmak isterseniz bir yolunu bulursunuz, istemezseniz bir bahane bulursunuz.
- Dostum,benliğim,budala Yakılmış bir mumla mı beş yıldır yağmurda duruyorsun? Ne için? Sanırım göstermek için yağmurda yanabileceğini bir mumun.
- Ancak olmaması gereken ama olan ve hiç durmadan olmaya devam eden bir şey, küçük bir şey, hatırlandığında diğer her şeyi, yaşamın tüm zenginliğini ve kocamanlığını alıp küçük bir fındık tanesine, ezilmiş bir sineğin duvarda bıraktığı sapsarı lekeciğe indirgeyiveren bir hiçbir şey vardı.
- Kuralları öğretti. Neye inanıldığını öğretti. Kurallar adalet içermediğinden adaleti öğretmedi.
- BARIŞ NÖBETLERİ Dostum, benliğim, budala Yakılmış bir mumla mı Beş yıldır Yağmurda duruyorsun? Ne için? Sanırım göstermek için Yağmurda yanabileceğini Bir mumun.
--reklam--
Yaban Kızlar İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Vahşi Kızlar - Ursula Le Guin: Ursula Le Guin, feminist bir yazar ancak gerçekleri görmemiş, yaşamamış ve fikirlerini teoriden edinmiş bir yazar. Çocuk gelinlerin, kız kaçırmanın, kadının eğitimsiz ve kendini ilahlaştırmış bir toplumdaki yerinin ne demek olduğunu bilmediği ancak bu konu üzerine yazmadan da duramadığını 'Vahşi Kızlar' hikayesinde görüyoruz. Kadının sömürüsü üzerine yazılmış bir hikaye. ~ Hikayede 3 tür insan ve bunların asla çiğnenmez kurallarına tanıklık ediyoruz. Taç insanlar, Kök insanlar ve Toprak insanlar. Bu insan türlerine spoiler vermeden değinecek olursam Taç insanlar; Gök Baba'nın oğulları yeryüzünün Tanrılarıdır ve her şey onlara ait. Bir alt seviyede Kök insanlar var ve ekip biçme, her türlü üretim sadece Köklere ait, Taç insanlar bunları yapmaz çünkü onlar için aşağılık bir iştir, Toprak insanları ise yapamaz, yapmaya yeltenseler cezalandırılır çünkü o kadar değerli kişiler değillerdir. Bu cümlelerden de Toprak insanların köle olduklarını ve en alt seviyede olduğunu görüyoruz zaten. Bu insan türleri arasında evlilik ise tam bir çapraz ilişki açıkçası bir anlam kuramadım ben. Taç erkekler sadece Toprak kadınları ile evlenebilirler ve bunun içinde evlerindeki kölelerden yahut güzel bir eş isterlerse köle kulübelerinden para karşılığı satın alırlar. Ancak kendine eş bulmak isteyen bazı Taç erkekleri Toprak insanlarını yağmaya giderek "vahşi kız" yakalar ve şehre dönerler. Bu kızları da kendi istedikleri gibi yetişmeleri için evin kadınlarına teslim ederler. Ki hiçbir iş yapmayan Taç erkekleri taşıması kolay olsun diye küçük çocukları kaçırıp getirirler. Hikayenin konusu da tam olarak bu ; kaçırılan vahşi kızların Taç erkeklerine eş olmak için eğitilmesi ve bu asimile sonucu iki kültür arasında sıkışan vahşi kızların sonu. Hikayede vahşilerin mutlu ve hüzünlü sonunu da görüyoruz. (Filin Öyküsü)
Kadının, adaletin, eşitliğin, inançların sömürüsü üzerine yazılmış bir eser. Kadın sahip alınan, kaçırılan, kendi elinde bir oyuncak gibi şekillendirilen obje görevi görmüş ,kitaptaki sınıflandırma tarafından. İnsanlık güç bakımından ve çıkar meseslesi ön planda tutularak mertebelere ayrılmış. Gücü elinde olanın herşeyi yapmaya hakkı olduğu bi yaşantıyı anlatıyor. İnsanın kendini tanrılaştırması söz konusu. Kitapta üç sınıf var. Taç : hizmet edilmeye layık yeryüzü tanrıları. Kimse için çalışmaz hayatı kendileri için sekillendirirler. Kökler : Tarım ve üretim işleri ile uğraşan işçi sınıfı. Kendileri bir alt tabakaya göre değerli olsa da sadece Taçların elinde bir kuklalardır. Toprak insanları :Bunlar değersiz kesimlerdir. Yağmalayıp , öldürülebilir. Ceza kesilip , hizmetçi olarak kaçırılabilir. Ve hiçbir başkaldırı belirtisi gösteremez. Düşünüyorum da insanoğlu kendisine zulüm ve adaletsizlik yapılmasına neden izin verir ? Neden yanlış için başkaldırmaz ? Neden başkaları için öncülük yapmaz ? Yaşantıdan rahatsızlar , insani değerleri sömürülüyor , gurur hiçe sayılıyor, beden sadece zevk aracı görülüyor. Bunca şey içine hoşnutsuzluk yayarken neden ben böyle yaşamak istemiyorum demiyor ? Bu kitapta zulüm gören insanların tek açıklaması olabilir : " Yaşadığın gibi inanmaya başlarsın." Bu inanma uyku numarası yapan biri gibidir bence. Sarssan bile numarasına devam eder. İşte böyle mantıksız bir uğraş ,bir inanış. (Dem)
Puanım 4/5 (%75/100) Instagram hesabımda yaptığım oylama sonucunda sizlerin Ekim ayının son kitabı olarak seçtiğiniz ve genel olarak başarılı bulduğum bir başka Le Guin kitabı. Ayrıntı Yayınları'nın Bilim Kurgu serisine aldığı bir kitap olsa da içerisinde başka şeyler de bulunuyor. Öncelikle Le Guin "yumuşak" bilim kurgu yazarı olarak kabul edildiği ve Vahşi Kızlar'ın da sadece birkaç yönden bilim kurgu özelliği taşıdığını düşünürsek bu kitabı seriye koymak ne kadar mantıklı bilemiyorum. Vahşi Kızlar genel olarak iki küçük kızın hayatı üzerinden geçiyor. Ataerkil bir toplum var (birçok Le Guin öyküsü gibi) ve bu toplumda Taç, Kök ve Toprak olarak üç farklı sınıf bulunuyor. Taçlar tanrılar gibi yaşarken Topraklar ise birer mal gibi alınıp satılıyor. Le Guin bu distopyada bir kez daha ataerkil toplum ve onun getirdiği zorlukları eleştiriyor. Oldukça üzücü ve yer yer rahatsız edici bir hikayeydi. Bu öykü dışında "Okurken Uyanık Kalmak" adında kitap basımı ve kitap okuma alışkanlığından bahsedilen deneme tarzı bir yazı var. Birkaç tane şiir de koyulmuş ki bunlar çok hoşuma gitti. İsminden de anlaşılacağı gibi "Açıksözlü bir Söyleşi" de bulunuyor ve bu da güzeldi. Kitap yazar ile yapılan bir söyleşi ile bitiyor. Genel olarak gayet güzeldi fakat Ursula ile tanışmak için çok daha güzel kitaplar var. Bu kitapla yazarla tanışıp beğenmeyen insanlar çok olmuş. (Mert Öncel)
--reklam--
Yaban Kızlar PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Ursula K. Le Guin - Yaban Kızlar kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Yaban Kızlar PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Ursula K. Le Guin Kimdir?
Ursula Kroeber Le Guin (d. 21 Ekim 1929) ABD'li yazar. Bilim kurgu ve fantezi edebiyatının en önemli yazarlarından kabul edilen Le Guin, bu alanlardaki eserlerinin yanı sıra şiir, tiyatro, çocuk ve genç edebiyatı alanlarında da yazar ve çevirmen olarak katkıda bulunmaktadır. İlk romanı 1966 yılında yayımlanan Le Guin'in eserlerinde ağırlıklı olarak Jung'un, taoizimin, varoluşçuluğun ve yunan mitolojisinin etkileri görülmektedir. Yazar, başta Hugo ve Nebula olmak üzere pek çok ödülün sahibidir.
Yaşamı
Ursula Kroeber, ABD'nin Kaliforniya eyaletinde 1929 yılında dünyaya geldi. Antropolog bir babayla (Alfred Kroeber) psikolog ve yazar bir annenin (Theodora Kroeber) kızıdır. İsmini doğum tarihi olan Azize Ursula Günü'nden aldı. Ebeveynleri tarafından üç erkek kardeşi ile beraber kültürel çeşitlilik fikrinin hakim olduğu bir ev ortamında yetiştirildi. Massachusetts-Radcliffe College’da lisans eğitimini tamamladıktan sonra Columbia Üniversitesi'ni bitirdi ve yüksek lisansını “Fransa ve İtalya’da Orta Çağ ve Rönesans Dönemi Edebiyatı” üzerine yaptı. 1951’de tarihçi Charles A. Le Guin ile evlendi. Üç çocuk ve dört torun sahibi oldu. Le Guin 22 Ocak 2018'de Portland'daki evinde 88 yaşında öldü.
Edebiyat hayatı
Bilimkurgu türünde yazmaya 1960'li yıllarda başladı. İlk öyküsü 1962’de yayınlandı. Pek çok üniversitede ders verdi, çeviri, derleme ve makaleleri yayınlandı. Le Guin, 1969'da yazmış olduğu "Karanlığın Sol Eli" adlı romanıyla bilimkurgu dünyasının iki büyük ödülü olan Hugo ve Nebula ödüllerini aldıktan sonra ün kazanmıştır. Ayrıca, 1974'te yazmış olduğu ütopik bilimkurgu romanı Mülksüzler ile 1975'de yine Hugo ve Nebula ödüllerini almıştır. Bilimkurgu ve fantastik kurgunun yanı sıra şiir ve çocuk kitapları da bulunmaktadır.
LeGuin, teknolojik gelişmelerin değil, politika, toplumbilim ve psikolojinin öne çıktığı ve alternatif toplum biçimlerinin sorgulandığı bilimkurgu yaklaşımının en önemli temsilcilerindendir.
Eserleri arasında özellikle Yerdeniz Üçlemesi ve buna sonradan eklenen dördüncü, beşinci ve altıncı kitapla çok ciddi hayran kitlesine ulaşmıştır. Bu serinin 3. romanı olan "En Uzak Sahil" (The Farthest Shore) kitabıyla 1973 yılında Çocuk Kitapları için verilen ABD milli ödülü (National Book Award) kazanmıştır. 1990 yılında yeniden Nebula ödülünü Tehanu ile kazanmıştır.
Ana temaları
Temel feminist teoreme oldukça hakim olan Le Guin yazılarında teorisini gizlice vererek erkek okuru rahatsız etmez ve teoriyi okuyucuya gizlice zerk eder. Anarşist eğilimli ya da anaerkil toplumlar yaratmaktan çekinmez. Zaten hayatı boyunca asice hareket etmiştir. Kadınlar, Rüyalar, Ejderhalar adlı makale denemesinde, bir yazısında zamanında Playboy dergisinde bile yazdığını söylemektedir. Pek çok okuru için bilge bir kadın tiplemesi olan LeGuin Ged (Çevik Atmaca) karakteri ile de pek çok okurun kişiliğine etki etmiştir. Yüzüklerin Efendisindeki bilge ve ilk yaratılanGandalf'ın aksine (Gandalf Tolkien mitosunda ilk yaratılan ve kutsal olan maiardandır. Bkz. Güç Yüzüklerine Dair adlı Tolkien kitabı) LeGuin'in baş kahramanı Ged Gontlu bir keçi çobanı olarak başlayıp Roke adası büyücülerinin en büyüklerinden olmuştur. Yeraltı tanrılarının başrahibesi Tenar ise sıradan bir kadın olmayı tercih ederek kendini bulmuştur. LeGuin'in her kahramanı, her romanı bir süreç, bir değişim anlatır. Bilgeliği ve büyümeyi değişmekten korkmamakta bulur.
Le Guin'in karakterleri basma kalıp kahramanlardan uzaktır. Genç mükemmel kadın ve erkekler yaratmayan yazarın kahramaları genellikle yaşlı adamlar veya koca karılar, cılız, sakat veya tecavüze uğramış ve intikam peşinde koşamayacak kadar çaresiz çocuklardan oluşmaktadır. Bu haliyle Le Guin romanları çaresizliği, yaşama cesaretini vurgulayan mütevazi görünümlü gizli bir romantizim barındırmaktadır. Oldukça sık kölelikten bahseder. Öncelikle köleliği tüm şatafatlı sembollerinden arındırır. Köleleri, bir kölenin yalın ve itirazsız, itaatkar dünyasında her hangi bir şeyi sorgulama yeteneğinden yoksun insanlardır. İsyandan bahseder, ama yanlışlıkla köle sıfatı taşıyan soylu kurtarıcılardan yoksundur hikâyeleri. Kadınlık ve erkeklik, çocukluk ve erişkinlik, kölelik ve sahiplik gibi zıtlıklara vurgu yapmaktadır. Le Guin yalın ama şiddet dolu bir evreni yansıtır. Şiddeti adlandırmaktan çekinmez. Özgürlük ve cesaret dolu bir dili vardır.
Daha fazla bilgi için: https://tr.wikipedia.org/wiki/Ursula_K._Le_Guin
--reklam--
Ursula K. Le Guin Kitapları - Eserleri
- Mülksüzler
- Yerdeniz Büyücüsü
- Atuan Mezarları
- Sürgün Gezegeni
- Karanlığın Sol Eli
- En Uzak Sahil
- Tehanu
- Yerdeniz Öyküleri
- Öteki Rüzgar
- Her Yerden Çok Uzakta
- Rüyanın Öte Yakası
- Yaban Kızlar
- Dünyaya Orman Denir
- Yerdeniz
- Kadınlar Rüyalar Ejderhalar
- Marifetler
- Anlatış
- Rocannon'un Dünyası
- Lavinia
- Lao Tzu: Tao Te Ching
- Sesler
- Başlama Yeri
- Güçler
- Devrimden Önceki Gün
- Bağışlanmanın Dört Yolu
- Dümeni Yaratıcılığa Kırmak
- Rüzgargülü
- Balıkçıl Gözü
- İçdeniz Balıkçısı
- Orsinya Öyküleri
- Yanılsamalar Kenti
- Dünyanın Kıyısında Dans
- Yazma Üzerine Sohbetler
- Tanrı Kuşlarıyla Buluşmak
- Uçuştan Uçuşa
- Kanatlı Kediler Masalı 1 - Dört Yavru
- Zihinde Bir Dalga
- Rüzgarın On İki Köşesi
- Aya Tırmanmak ve Diğer Öyküler
- Malafrena
- Hep Yuvaya Dönmek
- Dünyanın Doğum Günü ve Diğer Öyküler
- Şimdilik Her Şey Yolunda
- Günün Geç Vakitleri
- Kanatlı Kediler Masalı 2 - Yuvaya Dönüş
- Boşa Geçirecek Vakit Yok
- Kanatlı Kediler Masalı 4 - Kentte Tek Başına
- Balık Çorbası
- Kanatlı Kediler Masalı 3 - Yeni Arkadaş
- Uçsuz Bucaksız
- The Ones Who Walk Away from Omelas
- Sözcüklerdir Bütün Derdim
- Başka Bir Yer
- Denizyolu
- Atmacanın Türküsü
- The Daughter of Odren
- Schrodinger’s Cat
- The Stars Below
- Direction of the Road
- Things A Story
- A Trip to the Head
- The Field of Vision
- Semley's Necklace
- Vaster than Empires and More Slow
- Why are Americans Afraid of Dragons?
- Yerdeniz Büyücüsü
- The Other Wind
- Tales from Earthsea: The Fifth Book of Earthsea
- Balina Süleyman’ın Dokuz Yüz Otuz Birinci Dünya Turu
- Tehanu
- The Farthest Shore
--reklam--
Ursula K. Le Guin Alıntıları - Sözleri
- "Sana ayrıldığım zamanki gibi geri geldim: Bir aptal olarak." (Yerdeniz Büyücüsü)
- “Çakmaktaşı ile çelik yıllarca yan yana durur da en ufak bir kıpırtı olmaz ama birbirine sürtersen kıvılcımlar saçarlar. İsyan anlık bir şeydir, birden ortaya çıkar, bir kıvılcım, bir ateş gibidir.” (Marifetler)
- Bu gece mavi bir ay doğacak güneş, rüzgarın ardında battığında. Hep yaptım. Hep yaptım doğru şeyi. Şimdi izin verin başlasın varoluşum şarkısına. (Tanrı Kuşlarıyla Buluşmak)
- içine şeytanı saldılar mı, asla kurtulamazsın. Hamile olmak yerine onu taşırsın. (Denizyolu)
- Bazı insanlar sanatın kontrolle ilişkili olduğunu düşünür. Ben daha çok kendini kontrolle ilgili olduğunu düşünüyorum. Şöyle bir şey: İçimde anlatılmak isteyen bir hikaye var. O benim amacım. Ben onun aracıyım. Eğer kendimi, egomu, istek ve fikirlerimi, zihinsel çöpümü bir kenarda tutabilir, hikayenin odağını bulabilir ve hikayeyi takip edebilirsem, hikaye kendi kendini anlatacaktır. (Yazma Üzerine Sohbetler)
- Domuzların üstünde dolaşan Şaşkın sinekler gibidir düşünceler. (Tanrı Kuşlarıyla Buluşmak)
--reklam--
- Gitmek kolaydı. Gitmeyi sürdürmek zordu. (Balıkçıl Gözü)
- “Bir kadına âşık bir adam mı? Ben sadece kadınların âşık olabildiklerini zannederdim.” “Bazen kadınlar bir erkeğe âşık olabiliyor ki bu da çok kötü” (Dünyanın Doğum Günü ve Diğer Öyküler)
- Belki de sevme isteği dışında tutunabileceği bir şey yoktu. Eğer o duyguyu da yitirirse kaybolurdu. (Başlama Yeri)
- Sağır bir şiddet karşısında hangi söz bir anlam ifade eder ki? (Tehanu)
- ...herkese karşı adil olma havamda değilim. Kendime karşı adil olma havamdayım. (Zihinde Bir Dalga)
- To refuse death is to refuse life. (The Farthest Shore)
- "Erkeklerden daha ufak tefek oldukları ve dar yerlerde daha rahat hareket edebildikleri ya da toprağa daha ait oldukları için, ya da daha büyük bir ihtimalle âdet olduğu için Yerdeniz'de madenlerde her zaman kadınları çalıştırırlardı." (Yerdeniz Öyküleri)
--reklam--
- Bir nesil, bilginin cezalandırıldığı ve cehaletin saadet olduğunu öğrenerek yetişiyor.. Bir sonraki nesil cahil olduklarını bile bilmeyecek çünkü bilginin ne olduğunu bilmeyecekler. (Sesler)
- “Bir nesil, bilginin cezalandırıldığı ve cehaletin saadet olduğunu öğrenerek yetişiyor. Bir sonraki nesil cahil olduklarını bile bilmeyecek çünkü bilginin ne olduğunu bilmeyecekler.” (Sesler)
- "Sanki bütün hayatımız boyunca kapıları kilitleyip duruyor gibiyiz. Yaşadığımız yer evin içi." (Tehanu)
- BİR TOPLULUĞUN odak noktasıdır kütüphane, o topluluk için kutsal bir yerdir... (Zihinde Bir Dalga)
- İnsanın kendi bedeni bir nesne değildir, bir aksesuar değildir, göz zevki vermekle yükümlü bir süs eşyası değildir, sensindir o, yalnızca sen, kendin. Ne zaman ki sen olmaktan çıkar, senin olmaya başlar, sahip olduğun bir şey olmaya başlar, sen de o zaman başlarsın işte onun için kaygılanmaya... (Devrimden Önceki Gün)
- Bu sevişmelerin üzerinde tefler çalınsın, tutkunun görkemi gonglarla ilan edilsin. (The Ones Who Walk Away from Omelas)
- Zihnimde, öykü ile roman arasındaki bağlantı oldukça ilginç. "Semley'in Kolyesi" kendi başına tam bir öykü ise de, aslında bir romanın tohumu. Öyküyü tamamladığımda Semley ile de işim bitmişti. Ama öyküde küçük bir role sahip, sadece yolu oradan geçen bir karakter vardı: Öykü bittiğinde yeniden gölgelere karışmaya itiraz eden biri. "Benim öykümü de yaz," diye başımın etini yiyip duran biri: "Ben Rocannon. Dünyamı keşfe çıkmak istiyorum ... " Ben de dediğini yaptım. İnanın, bu insanlarla tartışmaya giremiyorsunuz. (Rüzgarın On İki Köşesi)
Yorumlar
0 yorum