Kitap Künyesi

Yazar: Irene Némirovsky

Çevirmen: Can Utku

Orijinal Adı: Le Vin Solitude

Yayın Evi: Pegasus Yayınları

İSBN: 9786054263431

Sayfa Sayısı: 320

--reklam--

Yalnızlık Şarabı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Fransız Suiti'nin yazarından muhteşem bir roman!

Yalnızlıktan özgürlüğe... Şarap kadar buruk ve tatlı bir yaşamın romanı..

Yalnızlık Şarabı, 1942 yılında Nazi dehşetiyle yarım kalan başyapıt Fransız Süiti'nin yazarı Irène Némirovsky'nin bir başka önemli eseri. Roman, sıra dışı kahramanı Hélène'in hikâyesini anlatırken, arka planına Birinci Dünya Savaşı ve Rus Devrimi gibi tarihin önemli perdelerini yerleştiriyor.

Paris'teki Yahudi bir Rus mülteci ailesinin kızı olan Hélène, genç metreslerinden, süslenip püslenmekten başka bir şeyi önemsemeyen bencil annesi ve bütün bunları görmezden gelen pısırık babasının arasında sevgisizliğe mahkûm bırakılmış bir genç kız. Ama az rastlanılan türden bir zekâ ve duyarlılıkla hayatı ve kendini keşfederken, yalnızlığını özgürlüğe dönüştürmeyi de başarabilen bir genç kız...

Yaşam öyküsü ve eserleriyle 20. yüzyılın en trajik edebi figürlerinden biri olan ve Tolstoy gibi ustalarla karşılaştırılan Némirovsky'nin Yalnızlık Şarabı, okuyuculara her şeye rağmen cesaret ve özgürlükten, daha da önemlisi "kendi" olmaktan vazgeçmemenin güzelliğini bir kez daha hatırlatacak, "şarap" tadında bir roman.

Zor bir eğitim üzerine muhteşem bir roman. Romanın son sahnesi neredeyse Némirovsky'nin Auschwitz'deki sonu kadar tüyler ürpertici...

-Patrick Besson-

Némirovsky'nin ufku Tolstoy'unki gibidir: İnsanı ve onun narin varoluşunu yakından tanıyan yazar bunları etkileyici, sabırlı ve katı bir dürüstlükle bir araya getirmiştir...

-Oprah Magazine

--reklam--

Yalnızlık Şarabı Alıntıları - Sözleri

  • Mutsuzluğun bulanık ve sisli ruhu hala bu boş yatakta , bu tanıdık yüzdeyken uyumamak , unutmamak , uyanmaya çalışmamak ...
  • ... beslediği nefretin onunla birlikte büyümekte olduğunu hissediyordu. Tıpkı sevgi gibi bu nefretin de hem binlerce nedeni vardı hemde hiçbir nedeni yoktu.
  • Üstelik, insan zamanında çocukluğunu yaşayamamışsa başkaları gibi büyüyüp olgunlaşamıyor. Rüzgara ve soğuğa çok erken maruz kalmış bir meyve gibi bir köşeden diğerine savrulup duruyor.
  • O sırada hareket eden bir trenin kulakları çınlatan hüzünlü düdüğü,bundan böyle babasının hayatına kısa süreli giriş çıkışlarına eşlik edecek bir fon müziği gibi çınladı.
  • Çünkü bir gün gelir , o zamana dek yalnızca çocuklara sakladığımız acıma duygularımız başka bir biçim alır. Günün birinde “ihtiyar” ların solgun yüzlerine bakarken bir gün gelip bizim de onlara benzeyeceğimizi hissederiz. İşte o gün çocukluğun son günüdür.
  • Ama mahvedilmiş bir çocukluk bağışlanmıyor.
  • “Kendimi unutulmuş bir bavul gibi hissediyorum” diye düşündü kendisiyle alay etmeye çalışarak.
  • İnsan on iki yaşında da yaşlanabiliyormuş meğer...
  • Yaşam görünmeyen bir amaca doğru hiç bitmeyen , nafile bir yarış gibi bütün sürati ve anlamsızlığı içinde ilerlemekteydi.
  • Çünkü insanın yaşamayı sürdürebilmesi için en az miktarda da olsa solunabilecek bir havaya ,belli bir dozda oksijene ve yanılsamaya ihtiyacı vardır ...

--reklam--

Yalnızlık Şarabı İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Kitap da içimi en çok acıtan Helen’nin annesinin bu kadar duyarsız ve bencil olması.Babası desen,herseyin farkında ama gözünü sadece milyonlar,milyonlar,milyonlarrrr bürümüş. Akıcı olmasaydı sıkılabilirdim ama yazar öyle ustalıkla yazmıs ki keyifle okudum. Helen..en cok da sevgisiz büyümene geçip giden çocukluğuna üzüldüm. Severek okuyabılceğiniz bir eser. (Ezgi Yakupoğlu)

Anlamlandiramadigim, okudum ama niye okudum dediğim bi kitap oldu. Romandaki aile ilişkileri olmaması gereken şekilde. Bir anne- baba çocuğuyla nasıl ilgilenmez aklım hala almıyor. Babanın bitmek bilmeyen hırsı, annenin genç sevgilileri ve çocuğun herşeye görüp buna katlanmak zorunda kalması. Daha sonra annesine kinlenip, annesinin sevgililerini elinden almaya çalışması vs. Garip bi hikâye... (Cennet Dağcı)

Kitaplar yalan söyler. Dünya da erdem ya da sevgi diye bir şey yoktur. Bütün aileler birbirine benzer. Her evde yalnızca para, yalan ve karşılıklı anlayışsızlık hüküm sürer =( Ah be Helene cigim (Mahmut Üner)

--reklam--

Yalnızlık Şarabı PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Irene Némirovsky - Yalnızlık Şarabı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Yalnızlık Şarabı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Irene Némirovsky Kimdir?

Irene Nemirovsky, 1903’te Kiev’de doğdu. Ekim Devrimi nedeniyle ailesi Fransa’ya göç etti. 1926’da ilk romanı Le Malentendu’yü (Yanlış Anlama) yayımladı. İkinci kitabı David Golder’le meşhur oldu. Bunu diğer kitapları izledi. Ama İkinci Dünya Savaşı kopmuştu. 13 Temmuz 1942’de Irène Némirovsky Fransız jandarması tarafından tutuklandı, Pithiviers Kampı’na kapatıldı ve sonra da nakledildiği Auschwitz’de 17 Ağustos 1942’de öldü.

--reklam--

Irene Némirovsky Kitapları - Eserleri

  • Pazar Günleri
  • Yalnızlık Şarabı
  • Fransız Süiti
  • Bir Yazarın Romanı
  • Aile Bağları
  • Sırdaş
  • Don Juan'ın Karısı
  • İhtiyarlamayan Kadın Jezabel

--reklam--

Irene Némirovsky Alıntıları - Sözleri

  • Üstelik, insan zamanında çocukluğunu yaşayamamışsa başkaları gibi büyüyüp olgunlaşamıyor. Rüzgara ve soğuğa çok erken maruz kalmış bir meyve gibi bir köşeden diğerine savrulup duruyor. (Yalnızlık Şarabı)
  • Yaşam görünmeyen bir amaca doğru hiç bitmeyen , nafile bir yarış gibi bütün sürati ve anlamsızlığı içinde ilerlemekteydi. (Yalnızlık Şarabı)
  • ...yaşaması için en kötü gıda elemanlarını topraktan kendine çeken bir bitki gibi, bedbaht bir çocuk da her yanda seadet parçacıkları arar ve bulur. (Bir Yazarın Romanı)
  • "...ölünün başucu dışında, uluorta ağlan­mazdı; bunun dışında kendini tutmak, bir başkasından hem acısını hem de büyük zevkini gizlemek gerekirdi" (Fransız Süiti)
  • "Toplum yaşasın diye bireyin telef olduğu toplumsal bir çağda olduğumuza inandırmak istiyorlar bizi; oysa biz, tiranlar yaşasın diye telef olan bir toplum görmek istemiyoruz." (Fransız Süiti)
  • Hep söylendiği gibi, kadınlar anlaşılmazdır. (Don Juan'ın Karısı)
  • Yeryüzünün en ücra köşesi, en nasipsiz yeri bile bir çocuk için hayatla ve değişikliklerle doludur. (Bir Yazarın Romanı)
  • Yalnız kişi için dünya bir çöldür. (Bir Yazarın Romanı)
  • Şu neşe için yaratılmış zavallı bedenler! Yo, hayır, insan bedenleri asla neşe için yaratılmamıştır, diye düşündü Hugo İnsan açlığa, soğuğa, yorgunluğa dayanmak için yaratılmıştı, kalbi de bir kısım ilkel, şiddet içeren tutkuyla dolmak için: korku, umut, nefret. (Pazar Günleri)
  • Çünkü insanın yaşamayı sürdürebilmesi için en az miktarda da olsa solunabilecek bir havaya ,belli bir dozda oksijene ve yanılsamaya ihtiyacı vardır ... (Yalnızlık Şarabı)
  • Mezarda nasıl yalnız yatacaksam , kendi içimde de öyle yalnız yaşıyorum. (Bir Yazarın Romanı)
  • "Ruhun derinlikleri nasıl da zalim!" (Aile Bağları)
  • Makyaj yapmayı, elbise giymeyi, yüzüne kömürden bıyık çizmeyi, insanlarla eğlenmeyi seviyordu. Bir gün dilenci kılığına girip bütün Taganrog şehrini geçip amcası Mitrofon'a gitmiş, dalgın (veya nazik) amca da ona üç kopek vermişti. Ne sevinçti bu! Sofrada irticalen komik sahneler yapıyor, bin çeşit maskaralık ediyordu. Ne kadar da gülmesini severdi o küçük Anton! (Bir Yazarın Romanı)
  • Kadının tatmin olmamış arzusundan daha tehlikeli bir şey yoktur. (Pazar Günleri)
  • kendimi hep siz ikiniz için feda ettim ben. benimle alay ederdiniz, beni hantal, beceriksiz, salak, akılsız bulurdunuz ama benden yararlanmayı da iyi bilirdiniz! (Aile Bağları)
  • Bir adamı iyi tanımak için, insan onu sofrasında ya da hoşlandıği bir kadının yanında görmelidir. (Pazar Günleri)
  • 1880'de küçük bir mizahi gazete olan Leylek'te çıkan "Don'da bir mülk sahibinin komşusuna mektubu" Anton Çehov'un hiç şüphesiz ilk basılmış eseridir...[G]erçek ismini kullanmıyordu, uydurma isim seçmişti: “Antoşa Çehonte”. (Bir Yazarın Romanı)
  • “…sanki dünyada ağlamaya değer erkek varmış gibi onun için döktüğüm gözyaşları, o zaman çektiğim korkunç ıstırap, şimdi beni daha ziyade gülümsetiyor.” (Don Juan'ın Karısı)
  • "Toplum yaşasın diye bireyin telef olduğu toplumsal bir çağda olduğumuza inandırmak istiyorlar bizi; oysa biz, tiranlar yaşasın diye telef olan bir toplum görmek istemiyoruz." (Fransız Süiti)
  • Çünkü bir gün gelir , o zamana dek yalnızca çocuklara sakladığımız acıma duygularımız başka bir biçim alır. Günün birinde “ihtiyar” ların solgun yüzlerine bakarken bir gün gelip bizim de onlara benzeyeceğimizi hissederiz. İşte o gün çocukluğun son günüdür. (Yalnızlık Şarabı)