Kitap Künyesi

Yazar: Fatma Barbarosoğlu

Yayın Evi: Profil Yayıncılık

İSBN: 9789759964450

Sayfa Sayısı: 144

--reklam--

Yaşadığımız Şehir - Otobüsname Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

İstanbul! Ne içinde ne dışında olduğumuz, siluetine kayıtlı kaldığımız, "Şehr-i Yarimiz" içindeyken nefes aldırmayan. Dışındayken hasretinden kavuran şehir. İklimi uzaktan meltem, yakından kasırga. Gören göz görmez olur onun savurduğu rüzgarda. Duyan kulak duymaz olur. Sonra... Araya mesafeler girince ve mesafeler zamandan yana, mekandan yana koyunca engelini, hafızada kayıtlı kalan İstanbul çıkar gelir kelimelerin içinden.

Bu kitap bir sokak hafızası. Yaşadığımız İstanbul'dan. Yaşarken fark etmediğimiz, geçip gittiğiiz İstanbul'dan. Gariplerin dünyasından. Her hikaye yazarın tanıklığından süzülüp geliyor. Ama hiçbiri öykü değil. Kurgu yok. Kurmaca yok. Hayat kadar yalın, hayat kadar şaşırtıcı her biri. Çünkü orada dilenciler, yolcular, şoförler, satıcılar ve dahi güzel insan yüzleri var.

(Tanıtım Bülteninden)

--reklam--

Yaşadığımız Şehir - Otobüsname Alıntıları - Sözleri

  • Velhasıl sürdüğümüz hayat bir kamera şakası patavatsızlığında ve vurdumduymazlığında devam edip gitmekte.
  • "Bilmiyorum demeyi bilsek, öğrenecek çok şeyin olduğunu fark edeceğiz"
  • Dünyayı teoriler değil yalnızca güzel insanlar nurlandırır.
  • ne yangınlar gözyaşlarıyla sönüyor, ne de yeni ağaçlar gözyaşlarıyla büyüyor!
  • Nerdeler? Yürekleri olanlar nerdeler?
  • insansanız hep insan kalın.
  • Söz gönülden bir kez uçar.
  • Aynı yöne gitmediğimizi bildiğimiz insanlarla aynı yol üzerinde bulunmak son zamanlarda dayanılmaz bir hal aldı.
  • Uzaklaştıkça yaklaşılan bir zamanın matemini tutuyor yaşlı kadın.
  • Neden insanlar sanki yokmuş gibi geçip gidiyorlardı yanlarından?
  • Okumak güzel şey.
  • “Yol buraya kadar."
  • Eskiden hanımellerinin, filbahrilerin, mimozaların, güllerin birbirinin ardı sıra havaya armağan ettikleri kokuların yerini şimdi, is, benzin, kanalizasyon kokusu aldı.
  • Ümit ekmenin kime ne zararı var?
  • İnsanlar niye böyle?

--reklam--

Yaşadığımız Şehir - Otobüsname İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Bakmak ile görmek arasındaki fark gibi .. Ya da işitmek ile duymak.. Yaşadığımız şehire şahitlik etmek için görmek gerek Sosyal medyaya inat Güzel İnsan Hikayeleri biriktirmeye ne çok ihtiyacımız var https://www.yenisafak.com/yazarlar/fatma-barbarosoglu/duanasip-bahsi-43441 (feyza anil)

Kitap Adı: Otobüsname Yazar: Fatma Barbarosoğlu (1962-) Milliyeti: Türk Yayınevi: Profil Kitap Sayfa Sayısı: 141 İlk Basım Tarihi: 2009? Başlama Tarihi: 06.02.2020 Bitiş Tarihi: 08.02.2020 Puan: 98 Fikir: Çok da zorlamaya gerek yok. Yazar kendisi konuşsun: "Biraz sonra 1995'ten günümüze uzanan zaman içinde özellikle İstanbul'un sokaklarından, pazarlarından, otobüslerinden, vapurlarından, mesire yerlerinden yakın plan çekilmiş "yüzler" üzerinde seyre çıkacaksınız. Hikâyelerin çoğunu belki bir gün siz de yaşadınız. Belki birlikte yaşadık. Tam ben o kadının hikayesinde yol alırken, siz gazetenin sayfaları içine daha bir gömülmüştünüz hani; o kadını hiç görmeden. Oysa aynı vapurdaydık. Başka bir gün aynı sokaklarda yürüdük belki sizinle. Aceleniz vardı. Zamana kayıtlıydınız. Beni cazibe alanı içine almış olan o işportacı hikâyesini hiç fark etmediniz bile. Minibüs kuyruğundaydınız. Ayaklarınız yere basmayacak kadar mest iken, dilenci kadın için birbirine giren yolcuları fark etmemekte mazurdunuz elbet. Zihninizde en güzel aşk şiirleri varken hem de... Her hafta alışveriş yaptığınız semt pazarı, her gün vapura bindiğiniz iskele, otobüs beklediğiniz durak sizin için kalabalik bir fotoğrafı sadece. Onun için fotoğraftakileri tek tek insanlar olarak görmediniz. Hani herkesin durmadan söylediği ama neye benzediğini ve neyi kastettiğini kendisinin de bilmediği bir tabir vardır: 'Sokaktaki adam.' Otobüsnameler, yazılmaya başlandığı 1995 tarihinden itibaren zihinlerde muğlak bir resim olarak duran sokaktaki adamları aile albümüne taşımayı gaye edindi. İstedim ki 2075 yılında, mesela bir üniversite öğrencisi 20. yüzyılın sonlarındaki Türkiye'ye dair bir tat ele geçirmeye kalktığında; elinde bir duraklık malzemesi olsun. Medyanın 'anormal' kahramanlarıyla muhayyilesinde tamamlamakta güçlük çektiği Türkiye fotoğrafı için, bir davranışlar albümü açılsın gözlerinin önüne. Tıpkı benim, Ahmet Rasim'in sokak satıcılarını anlattığı yazı ile birlikte birdenbire netleşiveren muhayyilem gibi..." Farklı insan hikayeleri okumak isterseniz buyurun. Her ne kadar bazı yerleri hoşuma gitmese de bence okunmaya değer. Keyifli okumalar, selâmetle kalın... (M Hanifi KETTE)

Aynı yöne gitmediğimizi bildiğimiz insanlarla aynı yol üzerinde bulunmak son zamanlarda dayanılmaz bir hal aldı diyen yazar düşüncelere tercüman olmakla kalmıyor kendi otobüs anılarından derlediği küçük anekdotlar paylaşıyor ve sizi otobüsle İstanbul'da küçük bir yolculuğa çıkarıyor.. (Mervenur Özdemir)

--reklam--

Yaşadığımız Şehir - Otobüsname PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Fatma Barbarosoğlu - Yaşadığımız Şehir - Otobüsname kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Yaşadığımız Şehir - Otobüsname PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Fatma Barbarosoğlu Kimdir?

Fatma Karabıyık Barbarosoğlu (d. 1962, Afyon) Sosyoloji doktoru, hikâyeci, roman yazarı. Yeni Şafak Gazetesi'nde köşe yazıları yazmaktadır.

Ortaöğrenimine, son yıla kadar, İstanbul'da devam etti, daha sonra 1980 yılında Afyon Lisesi'nden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nden 1984 yılında mezun oldu. Yüksek lisans eğitimini, aynı bölümde "Türk-İslam Felsefesinde Tasavvufî Eğitimin Değerlendirilmesi" başlıklı bir tez hazırlayarak 1987 yılında tamamladı. İ.Ü. İktisat Fakültesi Sosyal Yapı-Sosyal Değişme Anabilim Dalı'nda "Modernleşme Sürecinde Moda-Zihniyet İlişkisi" başlıklı teziyle sosyoloji doktoru oldu. Söz konusu tezi, "Moda ve Zihniyet" adı ile İz Yayıncılık tarafından 1995yılında yayınlanmıştır.

Akademik çalışmalarının yanı sıra edebiyat ile de meşgul olmuştur, roman, hikaye ve deneme türünde birçok kitap kaleme almıştır.

--reklam--

Fatma Barbarosoğlu Kitapları - Eserleri

  • İmaj Ve Takva
  • İçimdeki Sazlar Başka Söz Başka
  • Şov ve Mahrem
  • Hakikat İncinmesin
  • Gün Akşamsızdır
  • Ahir Zaman Gülüşleri
  • Son On Beş Dakika
  • Senin Hikayen
  • Sözün ve Sükûtun Renkleri
  • Moda ve Zihniyet
  • Hayat Teselli Olmaktır
  • İki Kişilik Rüyalar
  • Mutluluk Onay Belgesi
  • Hiçbiryer
  • Fatma Aliye: Uzak Ülke
  • Cumhuriyet'in Dindar Kadınları
  • Uzak Ülke
  • Acı Deniz
  • Yaşadığımız Şehir - Otobüsname
  • Rüzgar Avı
  • Hatıra Kadar Narin, Hafıza Kadar Zalim
  • Okuyucu Velinimetimizdir
  • Ramazanname
  • Medya Senfoni
  • Kamusal Alanda Başörtülüler
  • Bahçeler Sokaklar
  • Sözüm Söz
  • Medya Senfoni

--reklam--

Fatma Barbarosoğlu Alıntıları - Sözleri

  • Sosyal medya cumhuriyetinin sanal vatandaşı olarak kendimizi, dert anlatmaya yeten ya da yetmeyen, 140 karakter ile; ne kadar iyi bir tüketici olduğumuzu ispat etmek niyetiyle mutluluk efekti verilmiş fotoğraf paylaşımları üzerinden ifade ediyoruz. Bu "paylaşımlar" yüzünden, "beriki" bile giderek "öteki" haline geliyor. (Mutluluk Onay Belgesi)
  • Vakte sohbet edebildiğimiz sürece egemen olacakmışız gibi durmadan konuşuyoruz. Ama hep dünü. Dünü konuşmak güzel. Bugünü konuşmak yavan. Ne zaman bugünü konuşmaya kalksak evler, arabalar, yazlıklar, tatil köyleri devremülkler giriyor odaya. Bize hiç bir yer kalmıyor. (Senin Hikayen)
  • Ölülerimiz bile bize ölümü hatırlatamıyor. (İmaj Ve Takva)
  • Yalnız olmak mesele değil. Ama kalabalıkların içinde yalnızlık sürekli izah bekleyen bir problem gibi duruyor. (Ahir Zaman Gülüşleri)
  • ...Dinlemeseydin soylemeyecekti... (Ahir Zaman Gülüşleri)
  • Modanın zevklere ve tercihlere bağlı olan değişim lokomotifi, tesettürün dini ilkelere bağlı olan değişmezlik anlayışı ile uyum içinde olabilir mi?... (Şov ve Mahrem)
  • “Dostluk, ortak tarihi olanların yazdığı bir kitaptır.” (İki Kişilik Rüyalar)
  • Kime söyledim? Hiç kimseye. İçime içime. Baktım içim doldu. Dolmasın dedim. Neticede atalarım istiridye değildi, içime attıklarımdan inçi çıkarabilecek kapasitem yok (Mutluluk Onay Belgesi)
  • Modern toplumlarda, modanın daha hızlı bir şekilde yayılması tüketim toplumunun özellikleriyle ilgili olduğu kadar aynı zamanda modern insanın cemiyet içindeki yalnızlığıyla da alakalıdır. Bu noktada farklı olma ve faklı olmama isteğinin çatışması daha belirgin olarak ortaya çıkmaktadır. Modayı takip ederken fert, kendinden üstün gördüğü modayı takip edenler grubundan ayrı olmamak için onlarla arasındaki bütün farkları gidermeye çalışmakta; diğer yandan kendi içinde bulunduğu küçük grubun insnaları arasından seçilerek göze çarpmak istemektedir. (Moda ve Zihniyet)
  • Modanın toplumsal, ahlaki ve dini bir değeri yoktur. (Moda ve Zihniyet)
  • Biz çok ilimden ziyâde, az edebe muhtacız.. (Okuyucu Velinimetimizdir)
  • “Kendin için okursan her öğrendiğini onlara satmak zorunda kalmazsın.” (İki Kişilik Rüyalar)
  • "Sanki çok yakındasın. Aynı ağacı görüyoruz, aynı kuşların sesini işitiyoruz gibi bir his var içimde.." (Hiçbiryer)
  • Annem daima ağaçtı. Gölge eden, koruyan, kollayan, meyve veren bir ağaç. (Hayat Teselli Olmaktır)
  • Siyahlar siyahlığını beyaza,beyazlar beyazlığını siyaha borçlu ha. (Medya Senfoni)
  • Sekülerleşmenin ikinci safhasında ise din önemsizleştirilerek dini ifadelerin kullanılması tamamen terk edilir. Mesela "Allah'a emanet olunuz" yerini "kendine iyi bak"a bırakır, "Allah'a ısmarladık" yerine "hoşça kal", "Selamün Aleyküm" yerine "iyi günler" ifadesinin kullanılmaya başlanması dinin kamusal hayattan çıkarılmasıyla doğrudan alakalıdır. (İmaj Ve Takva)
  • Oysa kadınlar en çok birbirilerini eziyor. En çok birbirlerinin üzerinden politika üretmeye kalkıyor ve en çok birbirlerini yok sayıyor. (İmaj Ve Takva)
  • "Kendini tanı.Kendini, yani eriyeni, dağılanı, dumanlaşanı. Sen acılarında ve zilletlerinde aynısın. Rüyaların, hayallerin ve dileklerinle bir başkası." (Şov ve Mahrem)
  • İnsanın kaderi pek değişmiyor. Daha doğrusu herkesin kaderinin bir teması var, hayat itinayla o temaya dair hikayelerle dolduruyor o defteri. Ama çoğumuz kaderimizin ana temasının ne olduğunu hiç bilmiyoruz… (Hatıra Kadar Narin, Hafıza Kadar Zalim)
  • "Aslolan kendi sesini duymaksa, gönül sesi neylesin kulağı." (Gün Akşamsızdır)