Kitap Künyesi
Yazar: Defne Suman
Yayın Evi: Doğan Kitap
İSBN: 9786050940961
Sayfa Sayısı: 376
--reklam--
Yaz Sıcağı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Sevda bir kapıdır.
Nereye açıldığını bilmezsin, yine de içeri adımını atarsın.
Sanat tarihçisi Melike, İstanbul’daki Bizans kiliselerini gezdireceği Yunan yönetmen Petro’nun kendisini bambaşka bir amaçla aradığını bilemezdi.
Petro’nun ortaya çıkışının, ailesindeki sır kapılarını bir bir aralayacağını, aşk hikâyelerini, kayıp hikâyelerini, acılı ada hikâyelerini ortaya sereceğini hayal bile edemezdi.
Yaz Sıcağı bir parçalanma ve kavuşma öyküsü. Baba ile kızın... Kadın ile erkeğin... Ana ile oğulun... İkiye bölünmüş topraklar ile ayrı düşmüş kardeşlerin...
Kendi duygusal gelgitlerimden, içimdeki didişmeden, hiç hesapta yokken geçmişe savrulmaktan yorulmuştum. Hepsi Petro yüzünden. Babaannemin anısını getirmişti işte. Yanında da babamınkini. Kapattığım pencereleri bal gözlerinin bir bakışıyla açıvermişti. Ben artık açılmaz o pencereler zannediyordum. Kullanılmamaktan paslanmış, şişmiş, sıkışmıştır.
--reklam--
Yaz Sıcağı Alıntıları - Sözleri
- İnsan toprağa değil hafızaya gömülüyordu.
- Ne tuhaf, aşkın en çok tek başınayken hissedilebilmesi, duyguların ancak yalnızlıkta hazmedilmesi.
- Hayat hiç bitmeyen, kuşaktan kuşağa aktarılan bir esaretti. Kopuk uçlar birbirine kavuşmuyordu.
- Belki de vatan denen şey buydu. Ortak kaderi ve kederi paylaşan büyük bir aile.
- Biz adalılar neden bir türlü geçmişten kopamıyorduk? Köşkler, çamlar, faytonlar, başka bir zamanın hayalini canlı tutmak için söylenen şarkılardan ibaret bir koloniydik biz. Şu kır lokantasını bile mazinin kalıntısı olduğu için sevmiyor muyduk?
- İnsanın kalbinde el değmemiş yaralar vardı. Kabuk bile bağlamıyor, sadece gizleniyorlardı. Bir söz fitillerini ateşlemeye yetiyordu. Sonra ilk günkü tazeliklerinde cayır cayır yanmaya başlıyorlardı.
- Sevda ona vesile olan adama karşı duyduğun muhabbeti aşar.
--reklam--
Yaz Sıcağı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Terkedilmiş çocukların hayatları hep yarım hep günü kurtararak hep mış gibi yaparak geçiyor kanımca. Hikaye güçlü ve dramatik, güzel araştırılmış ve aktarılmış. Savaşlar ne derin acılar barındırıyor yüzleşsek altından kalkamayız ama yine de hala bitmiyor, insan öldürmekten yılmıyor ne garip bir canlı! Hem herşeyi var hem de var olan herşeyi silmek istiyor, ah... (Aslı Şensezgin)
Bazı kitapları okuyunca gözlerinizi kapatır ve o duygu yoğunluğunun geçmesini beklersiniz. Özellikle Kıbrıs adasında yaşanılanları okuyunca iki tarafında benzer acıları çektiğini görüyoruz, benzer tecavüzler, benzer acımasızlıklar...Ve bu tarz kitaplardan sonra diyorum ki kötü insan sadece KÖTÜ İNSAN... dil, din, ırk, millet değil... (Havva ölmez)
--reklam--
Yaz Sıcağı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Defne Suman - Yaz Sıcağı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Yaz Sıcağı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Defne Suman Kimdir?
Defne Suman 1974’te İstanbul’da doğdu. Büyükada’da büyükbabasına ait bir evde büyüdü. Boğaziçi Üniversitesinde daha sonra yüksek lisans derecesini de aldığı Sosyoloji bölümünden mezun oldu. Tayland ve Laos’ta öğretmen olarak çalıştı. Burada Uzak Doğu Felsefesi ve Mistik Disiplinleri üzerine eğitim gördü.
Daha sonra eğitimine Amerika Birleşik Devletleri’nin Oregon eyaletinde devam etti.
Mavi Orman, Şubat 2011, Kural Dışı Yayınevi
Saklambaç, 2013 Hit Kitap
Emanet Zaman, 2015
--reklam--
Defne Suman Kitapları - Eserleri
- Kahvaltı Sofrası
- Emanet Zaman
- Yaz Sıcağı
- Mavi Orman
- Yağmur'dan Sonra
- Yitik Ülke
- İnsanlık Hali
- Saklambaç
--reklam--
Defne Suman Alıntıları - Sözleri
- İnsanın gençlik güveni sırça köşk gibidir, anaların babaların bir alayı ile darmadağın oluverir. (Saklambaç)
- Anlam kusurda saklıydı. (Yitik Ülke)
- "Herkes kendine efsane Yağmur." (Yağmur'dan Sonra)
- Şimdi diye bir şey yok. Hayat sadece hatırada yaşıyor. Şimdi ise anlamsız bir boşluk. İnsanın içinden geçen hislerini anlamlandırabilmesi için şimdiki zamanın geçmişe karışması gerekiyor. (Yağmur'dan Sonra)
- İnsan bir defa hiç kimse olmayagörsün, ondan sonra her şey olabilirdi. (Emanet Zaman)
- Sevda ona vesile olan adama karşı duyduğun muhabbeti aşar. (Yaz Sıcağı)
- ... Telefonda tekme atamam. Ve bana sarılıp öfkemi soğutamaz. Kavga edemediğim için telefonda elektrik yüklü konuşmalar yapıyoruz. ... ... Kızmak nedir ki? Hakkın sandığın bir şeyin sana verilmemesi? Ne olur yani hak ettiğim bir şey bana verilmezse? Hiç mi olmuyor? Bazen çok çalışıyorum, karşılığında komik bir para kazanıyorum. Hiç de köpürmüyorum. Kabulleniyorum. Demek ki sadece hak hukuk meselesi değil. Ne peki? Değişsin istiyorum. Beni kızdıran sevgilim, beni kızdırmayacak şekilde değişsin. Dikkat etsin. Yani ben ne hissederim onu düşünsün. Onun hareketleri yüzünden kendimi kötü hissedeceksem yapmasın! Değişmedikçe kızıyorum. Kısaca benim istediğim olmuyor diye kızıyorum. Varlığım tehdit altındaymış gibi hissediyorum. Yok olmaktan, sevilmemekten korkuyorum. (Mavi Orman)
- Hepimiz emanet bir zamanda yaşıyoruz sevgilim ve hiçbirimiz sonun süratle yaklaştığının farkında değiliz. (Emanet Zaman)
- Her şey gelir her şey geçerdi. İnsanlık haliydi . (İnsanlık Hali)
- Asananın temel işlevi bedeni meditasyona hazırlamak. .... Asana tek başına bir amaç haline geldiğinde ise, egoyu şişiren ve zihnin rekabetçi doğasını besleyen bir araca dönüşüyor ve aydınlığa giden yolu tıkıyor. .... Asana, dokuları tıkanıklarından arındıran ve meditasyon sırasında rahat oturmamızı sağlayan bir araçtan başka bir şey değil aslında. (Mavi Orman)
- Beklerken genelde sıkılıyoruz. Meşgulken boş zaman hayalleri kuruyoruz. Geldiğinde ise onunla ne yapacağımızı bilemiyoruz. (Mavi Orman)
- “Her geçen gün sabrımız azalıyordu. Teknoloji azalan sabrımızı doyurmak için her şeyin daha kolayını, daha hızlısını üretiyor, önümüze sürüyordu.” (Kahvaltı Sofrası)
- Ne zaman ki, en sevdikleriniz yanıltır sizi, Ne zaman ki, birer birer düşürür herkes maskesini, Ne zaman ki, yalnızlıktaki o muhteşem gücü keşfedersiniz, İşte o zaman başlarsınız, gerçekten yaşamaya... Charles Bukowski (Saklambaç)
- Mesele o yolda yürürkenki halimizin tastamam olduğunun farkına varmak. Eksik sandığımız her şey aslında tastamam halimizi tamamlıyor. Zaten mükemmel olduğumuzu bilerek yaşamak, mükemmeliyetçiliğin tam tersi. Olduğum halimle, Ben Zaten MÜKEMMELİM! (Mavi Orman)
- Iyi bir roman okurken o dediğin şey zaten oluyor. Kısa süreliğine bir başkasının benliğine dalıp orada geziniyorsun değil mi? Ötekinin tecrübesinin tadına bakıyorsun. İyi bir romansa okuduğun, aslında bir başkasının senden çok da farklı yaşamadığını da bu arada öğreniyorsun. (Saklambaç)
- Yoganızın değeri bir ilişkide ne kadar dürüst ,açık kalpli ve ne kadar kendiniz olmayı başarabildiğinizle ölçülür. (İnsanlık Hali)
- İnsanın yüreği anasının, babasının yarım kalmış hayalleri, atalarının hüzünleri, kalp kırıklıkları, kayıpları tarafından işgal edilebilir miydi? Öyleyse şimdi, kendine ait olmayan bu duyguları yüreğinden ayıklayabilirse şayet, taze bir nefesle hayata yeniden başlayabilirdi. (Emanet Zaman)
- Başkalarının hayalinde sen nicesin, bu hiç mühim bir mesele değildir. Üstelik hayalin hakikatle alakası da yoktur. O hakikatin malumatı da safi sende bulunur. Bu hayatta mes'ud kalmak istiyorsan, utanmadan sıkılmadan hakiki olanı telaffuz etmen lazım gelir. (Saklambaç)
- Öldüğün aklıma geç geliyor. O zaman umarsız bir acı kaplıyor benliğimi. İçimin bir kuytusunda usul usul yanan mumu sert bir esinti söndürüyor. (Yitik Ülke)
- Hayat hiç bitmeyen, kuşaktan kuşağa aktarılan bir esaretti. Kopuk uçlar birbirine kavuşmuyordu. (Yaz Sıcağı)
Yorumlar
0 yorum