Kitap Künyesi

Yazar: Murathan Mungan

Yayın Evi: Metis Yayınları

İSBN: 9789753420020

Sayfa Sayısı: 101

Yaz Sinemaları Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Murathan Mungan

Yaz Sinemaları

Kapak Tasarımı: Pınar Kazma

Kitabın Baskıları:

1. Basım: Şubat 1989

8. Basım: Eylül 2014

Yaz Sinemaları, şairin 80'li yıllarda yayımlanmış ilk beş şiir kitabından biri. İki bölümden oluşuyor kitap: "Kısa Metraj Bir Yaz İçin Film Metinleri" ve "Yaz Sinemaları". "Parçalar", 1988 tarihli ve kitabın ikinci bölümünün ilk şiiri:

Parçalar

parçasından anladığımız filmler

parçasından anladığımız bütünler

parçasından anladığımız hayat

yaşanmaz, geçiştirilir

şimdiki zaman parçalar

gelecek hafta, pek yakında

bizi bekleyen asıl önümüzdeki zamanlar

sinemayla ilk tutkunluk ilişkimiz

parçaları birleştirip kurduğumuz gelecek

sinemayla ilk tutkunluk ilişkimiz

parçaların yarattığı merakı gidermek

parçalarla süreklilik sağlanan

seyre açılmış başka hayatlar

olasılıklar, tuzaklar

ya da var sandığımız bütünlük

uğruna inançlar, değerler, ilkeler, aşklar

zamanla parçalanırlar

beyaz perdeden geçerek çıktığımız sokaklar

çıkmadıkça sandıklarımızdan

kendimize yazdığımız serüven

ve çocukluğumuzdan beri

bizi bir yerlerde beklediğini

sandığımız o muhteşem sahneler

düşeriz gözümüzdeki kendimizden

sıyrılır tüller, düşler, dumanlar

içindeki kendimiz

üzerimizden

boşuna ararız bu sokaklarda

içinde olmamız gereken fotoğrafları

sinemalar hepimizi kandırdı!

uzun bir bekleyişten sonra

eşiğine vardığımızda

umduğumuz,

bulamadığımız

Tam da parçasında gösterdiler ama,

filmin kendinde yoktu,

dediğimiz anlar

belki sahiden kırpılmış

belki de hiç olmamış

uçucu, bulanık tasarımlar

aynı eşikte durduğumuz insanlar

bazen ayrı sokaklara çıkar

gözleri bağlı geçtik şimdiki zamanları

bağı çözülmüş gözler geriye baktığında

anlar anlamı bilinmeden, değeri verilmeden yaşananları

yok mudur herkesin hayatında

birkaç yitik sayfa, birkaç zaman parçası

işte onlar toparlanır bir gün

çıkar bir yol ağzında karşınıza

tutuklar bizi anılar, sorgular geçen zaman

bir intikam gibi bulur yerini

filmlerde kopukluk sandığınız boşluklar

her seferinde yanından geçtiniz

görmemiştiniz çünkü derinde

unuttunuz zamanın ellerini

yalnız perdede yaşanır

iki saate sığdırılan hayatlar

oysa ayrıntıların bilgisine sahip oldukça

açar bize sırlarını hayat

bölünüp parçalanmış ilişkiler, kimlikler, serüvenler

her şey yerleşir yerli yerine

anlaşılır olur

bir zamanlar anlamadan seyrettiğimiz filmler

beyaz perdenin iki boyutlu kareleri

dağılır sokağın prizmasında

aldanışlar, ihanetler, yanılgılar

yani melodramı hazırlayan bütün tuzaklar

oysa pusuda

yaşamın omurgası dağılmış kurgusunda

kırılır som hayaller

kırılır yüreği bütün tutan fanus

âmâ filmlerden kalma gözlerimiz

alışır çiğ ışığa

bir zamanlar başka türlü çarpan kalbimiz

salonların delinmiş karanlığında

çürümüş koza

değerinden eksiğine bozdurulmuş düşlerden

yalnızca bir dövme gül kalır geriye

dağılmış parçalarını arar

bir Geçmiş Zaman tanımı olan

Bütünlüğümüz

bozgunlarla sağlamlaşır

Ütopya Kalesi

dağılmış parçaları bütünler

yeni zamanların gümrüğünde

yol ayrımını doğru bilenler

hiçbir aşk ve macera tanrısı

yola çıktığı gibi dönmez geriye

kabuk bağlar yüzümüzdeki gölgeler

unutarak ve vedalaşarak geçilen

durakların birinde inmemiz gerekir

bindiğimiz düşlerden

hayat belki başka biri yapar bizi

bir melodram ögesi olarak

umudun da, umutsuzluğun da aşıldığı

o altın dengede

biliriz içimizdeki avdan yorgun dönen akşamlar

ne kadar bütünlese de

parçalar

Yaz Sinemaları Alıntıları - Sözleri

  • filmini bitirmemiş odasının - ya sıkılmış, ya da çok yaklaşmış kendine -- kaçmış bu filmden, ürküntülerini daha fazla koyulaştırmasın diye, dedim ya kendine çok kapaklanmış bu filmde.
  • ormanı görüyorum ölümümü görmüş gibi.
  • --ucuz aşk romanları, yerli filmler gene de yaşanırken güzel bulunması, hangi kuramla açıklanmalı?--
  • dünyaya küsmüş ayrıntılarla donatmış odasını, kendini, bir odaya sığdırmış bütün belleğini.
  • zaman içerisinde nasıl gidip gelir insan bir şeye tutunmadan?
  • her zaman kendini belli etmeyen bir sessizlik var, görüntülerle bütünleştiğinde ses kuşağı yerine geçen bir tedirginlik, ama benzemeyen ne sessizliğe, ne tedirginliğe, hiçbir şeye, ama varlığını duyuran gene de
  • elleriyle düzeltiyormuş gibi kendine sinen her ayrıntıyı, sessizliği sessizlik yapan şeyi düzeltiyormuş gibi ve biraz daha uzatmak istercesine bu yaz dinlencesini erteliyor ölümünü erteliyor kendini
  • hiç kimseyi anlatmadan, herkesi anlatmanın mahareti nedir?
  • ansızın her şey nasıl da dönüşüverir bir kabusa, bir bilinmezliğe, cinnete kırılgan, muzdarip ayrıntılar vardır kendi kendiyle yaşayan, düzayak insanların ayaklarına pek takılmayan bu küçük, önemsiz şeyler nasıl da mutsuz eder bizi, nasıl da farkındayızdır onların, büyültüp dururlar bilmecemizi
  • yaşaya yaşaya bilediği zehirli uç: kendi iğnesi ve kendiyle sevişir gibi ölümle kenetlenmesi.
  • Beklemiş sözler. Bekletilmiş sözler öksüz kalır, kaçınılmazdır. Ya da yanlış yerlerde, yanlış kişilere kullanılır.
  • bir düş sanıyorum tanıklık ettiğim her vahşeti
  • --bitmemiş şiirler yazardı kendi kim bilir bitmesin diye yazardı belki--
  • ruhunun şeytanı olmuş artık bir omuzu.
  • eşyaya hürmeti belli, elinin değdiği her şeyi bir ölüm felsefesiyle çerçevelemesinden.

Yaz Sinemaları İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Murathan Mungan'ın bir kitabındaki mükemmeliğini diğer kitaplarında da bulabiliyorsunuz.Okurken sıcak bir tebessüm bırakıyor şiirleri yüzlerde bu kitapta da olduğu gibi benim için en değerli Murathan Mungan kitabı Yaz Sİnemaları çünkü hem kendisi ile sohbet etme fırsatı bulduğum hem de imzalattığım ilk kitabı o yüzden benim için en değerlisi ve hep değerli olucak bir kitap.Biraz sakinleşmek ve içinizde ufak da olsa bir huzur olmasını istiyorsanız kesinlikle okuyun. (Melike türkmen)

Murathan Mungan'ı tanıdığım ilk kitabı ve klasik bilindik tarzdaki dörtlüklerden oluşan bir anlatımdan ziyade gerek uzun cümle ve paragraflar ile gerekse sayısız dörtlük ile roman tadında bir şiir kitabı. Kitap ismi dikkatimi çekti ve bir şans vermek istedim ama sonra fark ettim ki ne münasebet o benim için bir şans imiş. Uzun zamandır kendimce şiirler yazarım. Bu kitabı okumak ne olduğumu değil ne olmadığımı tüm çıplaklığıyla gösterdi bana. Son olarak sizlerle kitaptan şu satırları paylaşmak isterim. (Bu arada 82. Sayfadan itibaren "herr mannelig" eşliğinde yüksek sesle okunmalı :) ) "Bitmemiş şiirler yazardı kendi kim bilir bitmesin diye yazardı belki." (Mansur tan)

Kitabın Yazarı Murathan Mungan Kimdir?

Murathan Mungan, 21 Nisan 1955'te İstanbul'da doğdu.

Çocukluğu ve ilk gençlik yılları, memleketi olan Mardin'de geçti. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü'nü bitirdi. Aynı bölümde master'ını tamamladı.

Ankara'da Devlet Tiyatroları'nda ve Istanbul'da Şehir Tiyatroları'nda 'Dramaturg' olarak çalıştı. 1987'de günlük gazete olarak yayımlanan Söz gazetesinde,'Kültür-Sanat Sayfası' editörlüğü yaptı.

1988'ten beri serbest yazar olarak çalışmakta ve halen Istanbul'da yaşamaktadır.

1991'de Remzi Kitabevi'ne 'Çilek' amblemli kırk kitaplık özel bir koleksiyon dizisi hazırlayarak bu diziyi yönetti.

Mungan, çeşitli dergi ve gazetelerde şiirler, öyküler, metinler, deneme, eleştiri ve incelemeler yayımlayarak adını duyurdu.

İlk kitabı 1980'de yayımlandı. Aynı zamanda ilk oyunuydu bu:Mahmud ile Yezida.

Şehir Tiyatroları'nda çalışırken, 'Gençlik Günleri' adını verdiği daha sonra her yıl tekrarlanacak olan kapsamlı bir şenliğin yöneticiliğini yaptı; programlar sundu, yönetti.

Murathan Mungan'ın sahnelenen ilk oyunu, Orhan Veli'nin şiirlerinden kurgulayarak oyunlaştırdığı Bir Garip Orhan Veli'dir. İlk kez 1981'de sahnelenen bu oyun, yirmi küsur yıl boyunca sahnelendi ve 1993'te kitap olarak basıldı.

Yazarın Mezopotamya Üçlemesi adını verdiği ve üç oyundan oluşan üçlemesinin ilk oyunu Mahmud ile Yezida yurtiçinde ve yurtdışında birçok topluluk tarafından sahnelendikten sonra, profesyonel olarak ilk kez 1993'te Ankara Devlet Tiyatroları tarafından oynandı. Üçlemenin ikinci halkası olan Taziye ise, ilk olarak 1984'te Ankara Sanat Tiyatrosu tarafından sahnelenmiştir. 1992'de, halkanın üçüncü oyunu olan Geyikler Lanetler' in tamamlanmasıyla birlikte, Metis Yayınları, üçlemeyi oluşturan bu oyunları, üç ayrı kitap olarak aynı anda yayımlamıştır. 1994'te bu üç oyun bir yıl boyunca Devlet Tiyatroları tarihinde ilk kez olmak üzere arka arkaya Antalya Devlet Tiyatroları tarafından sahnelenmiş, gene aynı yıl Istanbul Uluslararası Tiyatro Festivali'nde, üç oyun ardı ardına tam 'on bir saat süren bir gösteri' olarak iki kez tekrarlanmıştır. 1999 yılında Ankara Devlet Tiyatroları yapımı Geyikler Lanetler, aynı yıl Berlin'de, uluslararası bir tiyatro şenliği olan 'Theater der Welt'e çağrılmış ve Schaubühne'de gösterilmiştir. Aynı oyun 2003 yılında Yunanistan'da Selanik Devlet Tiyatrosu'nda sahnelenmiştir.

Geyikler Lanetler oyununa kaynaklık eden yazarın Cenk Hikayelerikitabındaki 'Kasım ile Nasır' adlı öyküsü, 1994'te İtalya'da 'La Mamma Umbria'da sahnelenmiştir. Aynı öykü 2004'te farklı bir yorumla Diyarbakır Sanat Merkezi tarafından sahnelenmiştir. Gene aynı kitapta yer alan 'Şahmeran'ın Bacakları' adlı uzun hikayesi, çeşitli topluluklar tarafından sahneye uyarlanmıştır.

Yazarın Lal Masallar adlı öykü kitabındaki 'Muradhan ile Selvihan ya da Bir Billur Köşk Masalı' adlı öyküsü, 1987'de, ilkin Fransa'da, Lulu Menase yönetiminde Théater Des Arts de Cergy-Pontoıse'da, ardından Nurhan Karadağ yönetiminde Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü Sahnesi'nde sahnelenmiştir. Aynı öykü, Amerika'da Penguen Books'un 'Dünya Hikayeleri Antolojisi'ne seçilmiştir. Bosna-Hersek'te yayımlanan Türk öykücülerini içeren bir seçkideyse bu öykünün Boşnakça çevirisi yer almıştır.

Yazarın gene Cenk Hikayeleri kitabında yer alan'Binali ile Temir' adlı bir diğer öyküsü, 1991'de Ankara Deneme Sahnesi tarafından, 1999'da ise Adana Tiyatro Atölyesi tarafından sahnelenmiştir.

2000'de yazarın bir öyküsü daha sahneye aktarılmış, bu kez de Beşinci Sokak Tiyatrosu, 'Dumrul ile Azrail'i, İstanbul Festivali'nden sonra, dünyanın önemli tiyatro festivallerinde, Avusturya, Almanya ve Tunus'un yanı sıra Hollanda'nın çeşitli kentlerinde sahnelemiştir.

2003 yılında Kopenhag'daki 'Bette Nansen Theater'da, yazarın 'Sayfadaki Gibi'adlı kısa oyunu, bazı Doğulu yazarları bir araya getiren ortak bir proje olan 'Bin Bir Gece' içinde yer almış, aynı oyun 2005 yılında İngiltere'de '1001 Nights now' adıyla Nottingham Playhouse'da sahnelemiştir.

Murathan Mungan 1989'da, İngiliz yazar Nell Dunn'ın 'Steamin' adlı oyununu 'Kadınlar Hamamı' sahneye koymuştur.

Mungan'ın döneminde Ankara İl Radyosu'nca seslendirilen iki tane de radyo oyunu vardır: Dört Kişilik Bahçe ve Öümburnu.

Mungan bir tanesi filme alınan üç tane de film senaryosu yazmıştır. 1984'te Atıf Yılmaz tarafından filme alınan Dağınık Yatak'ın yanı sıra Dört Kişilik Bahçe ve Başkasının Hayatı adlı iki senaryosu daha vardır. Bu üç senaryo 1997'de üç ayrı kitap olarak aynı anda yayımlanmıştır.

Gazete ve dergilerde İlk yazıları 1975'de yayımlanan Mungan, yirmi yıllık yazı serüveninin çeşitli ürünlerinden yaptığı bir derlemeyi kırkıncı yaşı nedeniyle Murathan'95 adlı bir kitapta toplamıştır.

Bu kitapla birlikte başlayan özel toplama kitapları, şiirlerinden kendinin yaptığı özel bir seçmeyi içeren numaralanmış tek baskı olarak yayımlanmış Doğduğum Yüzyıla Veda ile sürmüş, bunu,13+1'de şiirlerini, 7 mühür'de kimi öykülerini bir kutu içinde bir araya getirdiği toplamlar ve Türk şiirinde şimdiden bir 'kült kitap' olmuş olan Yaz Geçer'in onuncu yılı nedeniyle yapılan büyük boy özel baskı izlemiştir. Ellinci yaşı için hazırladığı ve yalnızca 2005'te yayımlanıp baskısı bir kez daha tekrarlanmayacak Elli Parça kitabı da bu özel kitaplardandır.

Beş bölümden oluşan ve her bölümü ayrı bir yazar tarafından kaleme alınan bir Bülent Erkmen projesi olarak 2004'te yayımlanan 5 peşe romanında da yer almıştır.

Murathan Mungan, bu arada yabancı yazarların öykülerinden ve yazılarından oluşan çeşitli seçkiler yayımlamayı sürdürmektedir. İlk öykü seçkisi Ressamın Sözleşmesi'ni, daha sonra Çocuklar ve Büyükleri, Yazıhane, Yabancı Hayvanlar, Erkeklerin Hikayeleri ve Kadınlığın 21 Hikayesi adlı öykü ve yazı seçkileri izlemiştir.

Bütünüyle özyaşamöyküsel bir malzemeden yola çıkan ilk anlatı kitabı Paranın Cinleri'ni 1997'de yayımlamıştır.

Şiir ve öykü arası bir dil ve kıvam tutturduğu yazınsal metinlerini bir araya topladığı Metinler Kitabı ise, 1998'de yayımlanmıştır.

Mungan'ın kimi şiirlerinin Kürtçeye çevirisinden yapılan bir toplam Li Rojhilate Dile Min (Kalbimin Doğusunda) adıyla 1996'da yayımlanmıştır.

Mungan, bugüne değin çoğu 'Yeni Türkü' topluluğu tarafından seslendirilmiş olan şarkı sözleri yazmıştır. Yazdığı şarkıların Türkiye'nin önemli şarkıcıları, toplulukları tarafından yeniden seslendirilmesiyle oluşan ve 'tribute' sayılabilecek Söz vermiş şarkılar adlı 'cover' albümü 2004'te yayınlanmıştır.

2006'da bugüne dek yazdığı tüm şarkı sözlerini gene aynı ad altında bir araya getirerek kitaplaştırmıştır.

Yazıları, şiirleri ve kimi kitapları bugüne değin İngilizce, Almanca, Fransızca, İtalyanca, İsveççe, Norveççe, Yunanca, Fince, Boşnakça, Bulgarca, Farsça, Kürtçe ve Hollanda diline çevrilerek çeşitli dergi, gazete ve antolojilerde yayımlanmıştır.

Murathan Mungan, 1985'ten bu yana İstanbul'da yaşamaktadır.

İlk kitapları farklı yayınevleri tarafından yayımlandıktan sonra, 1986'da Remzi Kitabevi'ne, 1992'de de Metis Yayınları'na geçmiştir. Halen aynı yayınevindedir.

Murathan Mungan Kitapları - Eserleri

  • Aşkın Cep Defteri
  • 227 Sayfa
  • Bazı Yazlar Uzaktan Geçer
  • Başkasının Hayatı
  • Yüksek Topuklar
  • Üç Aynalı Kırk Oda

  • Paranın Cinleri
  • Kaf Dağının Önü
  • Kadından Kentler
  • Yaz Geçer
  • Şairin Romanı
  • Mahmud ile Yezida
  • Lal Masallar

  • Kırk Oda
  • Bir Garip Orhan Veli
  • Tuğla
  • Meskalin 60 Draje
  • Kibrit Çöpleri
  • Erkekler İçin Divan
  • Elli Parça

  • Çador
  • Eldivenler, Hikâyeler
  • Mırıldandıklarım
  • Geyikler Lanetler
  • Cenk Hikayeleri
  • Eski 45'likler
  • 189 Sayfa

  • Mutfak
  • Doğu Sarayı
  • Doğduğum Yüzyıla Veda
  • Yedi Kapılı Kırk Oda
  • İskambil Destesi
  • Kullanılmış Biletler
  • Başkalarının Gecesi

  • Dağ
  • Stüdyo Kayıtları
  • Dağınık Yatak
  • Dört Kişilik Bahçe
  • Metal
  • Oda, Poster ve Şeylerin Kederi
  • Son İstanbul

  • Timsah Sokak Şiirleri
  • Mezopotamya Üçlemesi
  • Kum Saati
  • Omayra
  • Yazıhane
  • Eteğimdeki Taşlar
  • Soğuk Büfe

  • Güne Söylediklerim
  • Gelecek
  • Harita Metod Defteri
  • Metinler Kitabı
  • Söz Vermiş Şarkılar
  • Yaz Sinemaları
  • Balgifa Mar - Yılan Yastığı

  • Mürekkep Balığı
  • Solak Defterler
  • Bir Kutu Daha
  • Hayat Atölyesi
  • İkinci Hayvan
  • Oyunlar, İntiharlar, Şarkılar
  • Küre

  • Sahtiyan
  • Taziye
  • Kağıt Taş Kumaş
  • Aşk İçin Ne Yazdıysam
  • Dokuz Anahtarlı Kırk Oda
  • Li Rojhilatê Dilê Min - Kalbimin Doğusunda
  • 7 Mühür

  • Şahmeran'ın Bacakları
  • Ulak ile Sadrazam
  • Makas
  • Kağıttan Kaplanlar Masalı
  • Aynalı Pastane
  • Kapan Metin
  • Dumrul ile Azrail

  • Osmanlı'ya Dair Hikayat
  • Murathan'95
  • Çağ Geçitleri
  • Hamamname
  • Aile Albümü
  • Ressamın Sözleşmesi
  • Kum Saati

  • Devam Ağacı
  • Erkekler Yalnızlıklar

Murathan Mungan Alıntıları - Sözleri

  • ben çoktan geldim, o varmış mıdır? (Bazı Yazlar Uzaktan Geçer)
  • İnsan dediğin kainatın her söylediğinin pek azını duyar, birazını sezer, sezdiğininse çoğunu anlamaz. Alıp da o sözü dünyadaki yerine koyamaz. (Hamamname)
  • ve son bir uyarı sana: Ait olmadığın her iki dünyadan da Bir sentez yapmaya kalkma makas değiştirmez son trenler (Metal)
  • Kalbi katildir bazılarının Kimseyi öldürmeseler de... (Solak Defterler)
  • Güzellik, başlı başına bir faşizmdi; Dünyanın en adaletsiz dağıtılan şeylerinden biriydi. (Murathan'95)
  • Durup Baktığında Azalmış zaman demlenmiş kıymet Günde kimi gördün, elde neyi sevdin Ne kaldı sende, neye geçit verdin (Çağ Geçitleri)

  • "Kentlerde,kasabalarda,her yerde,yazarlar yalnız kişilerdir.Her yerde ve her zaman,öyle olmuşlardır." (Yazıhane)
  • “Yitirerek kazanırsın. Kazanmanın başka yolu yoktur.” (Makas)
  • Dünya bir kaybetme yeridir. Her birinin zamanı diğerinin elinde tükenmiştir. (Dokuz Anahtarlı Kırk Oda)
  • Sanki yaşamım durmuş, ancak anımsadıklarımla yaşamamı sürdürebiliyordum. Parçalanmış bir dünya karşısında yüreğimin duyduğu korkuları hiçbir yere sığdıramıyordum. Hiç kimseye anlatamıyordum. Nesnelerin büyütülmüş dünyasında yaşıyordum. (Kırk Oda)
  • ben ne zaman yalnız kaldım, bilmiyorum her zaman yalnızdım, bunu biliyorum (Timsah Sokak Şiirleri)
  • kimsenin kimsesi yok ki herkesin elmasında kendi diş izleri... (Oda, Poster ve Şeylerin Kederi)
  • "İnsan bilmediği şeye el uzatmamalı, el uzatıyorsa bilmeyi göze almalı, bilmeyi göze almak zordur İlyas." (Şahmeran'ın Bacakları)

  • Konuşamıyordum, hiç kimseyle konuşmamıştım. Hiçbir şeyimi, hiç kimseyle... (Son İstanbul)
  • yaşarken ve yazarken yarım kalmış şiirler yarım kaldılar (Mırıldandıklarım)
  • "Ben,mimarlığın gündelik hayatın içinde bir güzellik değeri olarak, bizi ağlatacak kadar hayatımıza sızmasını istiyorum. Sonuçta, hepimiz evlerden çocukluğumuzu geri isteriz." (Soğuk Büfe)
  • "Hafızayı diri tutan adalettir. " (Hayat Atölyesi)
  • "Gelecek", ümidimiz, sanımız olabilir, ama gerçeğimiz olamaz. (Küre)
  • her ülkenin anaları vardır. bunlar ki esirgeyendir, koruyandır. dağlardır. mardin kal'asının alnına düşen leke, -dağlardan izinsiz, nurdan murakıp- güneşten hükümsüz dört kanadını salıp dört yöne ve arsız dönüp duran dev bir çelik aygıt bakıp utancından ışımayan geceye kini usul bir mayın gibi bırakıp çekilirse, yanlıştır hüzün. yanlıştır yas. (Balgifa Mar - Yılan Yastığı)
  • Hayat, bazılarına mutsuz olmakla, duygusuz olmak arasında bir tercih hakkı tanır, daha fazlasını değil. (Yüksek Topuklar)