Kitap Künyesi
Yazar: Behçet Çelik
Yayın Evi: Can Yayınları
İSBN: 9789750712562
Sayfa Sayısı: 208
--reklam--
Yazyalnızı - İki Deli Derviş Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Bu sokaklar benim değil. Benim değil bu içime, dışıma, gözlüğüme, ellerime, tam adım atacağım yere yağan yağmur. Hiçbir anım yok bu yapıların önünde. Şu duvara sırtımı verip soluklanmadım; eğilip şu kuytu sokak arasında kimseyi öpmedim. Soluğumu dolduran kömür kokusu tanımadığım insanların sobalarından geliyor. Hiçbir sobanın üzerinde, ben varınca sofraya alınacak bir tencere inceden fokurdamıyor."
Çağdaş öykücülüğümüzün önemli isimlerinden Behçet Çelik, ilk kitabı ıki Deli Derviş'ten bu yana sıcak, akıcı, duyarlı bir Türkçeyle yazıyor öykülerini. Daha yirmi bir yaşındayken Akademi Kitabevi Öykü Başarı Ödülü'nü kazanan yazarımızın daha önce ayrı ayrı yayımlanan ilk iki kitabı, Yazyalnızı / İki Deli Derviş'te bir araya geliyor. Bu öyküler bir yandan güçlü bir kalemin doğuşunu belgeliyor, bir yandan da gençliğin sorularla ve sorunlarla dolu dünyasını yakıcı, ama şiirli bir dille yansıtıyor.
--reklam--
Yazyalnızı - İki Deli Derviş Alıntıları - Sözleri
- "anlatmakla anlatmamak arasında bir fark varsa neden olmasın, fark yoksa anlatılmasa da olur."
- tek doğru; her şeyin bir kederle birlikte örüldüğü.
- yaşaya yaşaya, acısını duya duya, uykusuzluğu, açlığı, her şeyi bir umutsuzluğa ulayan karamsarlığıyla bitireceğim bu kederi. bir sabah, belirli ölçekte keder duyup belirli litre gözyaşı akıtınca, aylar yıllar sonra ilk kez, kedere değil de sabah sevincine uyanacağım.
- içinde, gitmek istediği uzaklar yerine bambaşka bir uzaklığa sürülmenin ezikliği mi var?
- bu beklenmedik gidişinle -benim beklemediğim, senin nicedir, benden gizli hazırlıklarını yaptığın gidişinle- neleri göze aldığın ortadaydı.
- "varlığında değil de yokluğunda aklı başına gelir: tren kaçınca anlarsın, binmen gerekiyordu, gitmen gerekiyordu."
- incecik bir yara, hiç iyileşmiyor.
- bulmak için yitirmek gerek.
- kardeşim, demezler mi, dostum, canım, bir tanem, nedir bu seni hülyalı hülyalı ortalığa bakmaya zorlayan şey?
- bizi kederden en kolay koruyacak şey uyku, ama onu, sığınacak birine, onun omzuna, gözyaşımı silecek eline eşleyince, o da öyle bir naz yapıyor ki. o mu naz yapıyor, ben mi kaçmaktan kaçıyorum?
- çevremizi saran incir ağaçlarının kokusu, yalnızca sarhoş olduğum zamanlar duyduğum bir acıyı depreştirdi. yitip gidenin peşinden bakmaya benziyordu. artık göremeyeceğini bildiğin bir dostu, gece rüyanda görüp, sabah ağlayacak gibi uyanmaya. haymada oturan adamın ufkuna bir iki incir ağacı yerleştirdim. insan neler düşünür böyle bir haymada, bir yola, bir ufka bakarken?
- insan susmayı bilmeli.
- bir soğuk kaldı, alnımı kuşatmış, beni teselli eden. hasta olduğum geceler annemin alnımı ovması gibi ya da yine hastayım da, ateşler içindeki alnımı cama dayamışım. hastalıktan beter, dayak yemiş gibiyim bu gece.
- kimseye nerede olduğumu sormadığını biliyorum. bir selamın bile gelmedi, bir başkasının eliyle gönderilmiş tek satır almadım senden.
- her düşüme sindi şu uyanıklık.
--reklam--
Yazyalnızı - İki Deli Derviş İncelemesi - Şahsi Yorumlar
"Düşünmesi bile güzel ama en güzeli döndüğüne inanmak, bir yerlerde bana bakındığına. Vapurlardan inip vapurlara bindiğine....Bir şey bizi aynı noktaya getirecek, inanıyorum. Yıllar önce, aynı bahçede aynı çaycının çayını bize içirten şey, bizi aynı vapura bindirecek." . Bir gün diyorum, bir gün yazayım şu kafamdaki cinneti. Baharat Yolu'nun en görkemli zamanında çöl ortasına düşürülmüş tek karanfil tanesinin hikâyesini. Kaç mevsim görmüş, kaç kıta aşmış, kimin eli değmiş, kim ondan vazgeçmiş? Diyorum ki, bir gün yazayım da onu da bilsin bu dünya. Sonuçta geldi ve bir isimdi. Biz ona böyle dedik. Zaten gelmeseydi bilir miydik? . İşte bunu düşünmesi güzel de iş kelâma dökmek olunca kalemin ucu barut olsa da kağıt ateşe dönüşmüyor. Yazmak başlı başına bir meziyet. Herkesin mimli noktasına erişmek mümkün olmuyor. . Yazyalnızı / İki Deli Derviş, yazarın 92 ve 96 yıllarında yayımlanmış iki kitabının, birkaç küçük oynama yapılarak bizlere daha geniş sunulmuş bir baskısı. Konusuna dokunursak her cümlede "bizim" dememiz gerekir çünkü gerçekten bir otobüs durağı beklemesi, vapur seferi iptali, elden düşen reçel kavanozu, unutulmuş gençlik aşkı var öykülerinde. "Bizim" içimizden ve artık çok eskiye ait. . Öykü, romana göre daha zorlayıcı ve tatmin seviyesi o kadar kırılgan ki "tavsiye" kelimesi öyküyle yan yana gelince içine kaçıyor âdeta. Yazarın lirik anlatımına bakarsak, daha duygu yoğunluklu metin severlerin beğeneceği bir kitap diyebiliriz. Zaten her başlık ortalama üç - dört sayfa civarı. Ben "şu kitabı daha çok sevdim" diyemiyorum çünkü yekpare bir okuma oldu benimkisi. Yazyalnızı bu İki Deli Derviş bu ayrımı yapmadım. . Behçet Çelik her ne olursa olsun tekrar okuyacağım bir yazar. Bazı yerlerde betimlemelerini (gerçek bir zeminde ilerlerken bilhassa) aniden fazla duygusal bulsam da zevkle okudum. Alıntılarını da hikâye kısmında sizlerle paylaşmıştım zaten. Bu okumayı büyülü hâle getiren ise beni muhteşem kadınlarla, cânım meltembige 'nin bizi #canlandıranokumalar 'da birleştirmesi oldu. Her sohbet çok keyifli, okuduğum her yorum ayrı ayrı lezzetliydi. Bunun için hepsine çok teşekkür ediyorum . Bonus : Hediye etmek için çok iyi bir kitap. Aklınızda bulunsun❤ (Gülcan Durak)
--reklam--
Yazyalnızı - İki Deli Derviş PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Behçet Çelik - Yazyalnızı - İki Deli Derviş kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Yazyalnızı - İki Deli Derviş PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Behçet Çelik Kimdir?
Behçet Çelik 1968'de Adana'da doğdu. Adana Anadolu Lisesinden 1986'da, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 1990'da mezun oldu. İlk yazısı 1986'da Yeni Adana gazetesinde, ilk öyküsü 1987'de Varlık'ta yayınlandı. Çeşitli dergilerde öykü, yazı ve çevirileri yayınlanan Çelik, Yazılı Günler ve Virgül dergilerini yayınlayanlar arasında yer aldı. 1989'da Akademi Kitabevi Öykü Başarı Ödülünü kazandı; Gün Ortasında Arzu isimli öykü kitabı 2008'de Sait Faik Hikâye Armağanına, Diken Ucu adlı öykü kitabı da 2011'de Haldun Taner Öykü Ödülüne değer bulundu. İki Deli Derviş(1992), Yazyalnızı (1996), Herkes Kadar (2002), Düğün Birahanesi (2004), Gün Ortasında Arzu (2007), Diken Ucu(2010) adlı öykü kitaplarının yanı sıra Dünyanın Uğultusu (2009) ve Soluk Bir An (2012) adlı romanları ile Sınıfın Yenisi adlı ilkgençlik romanı (2011) yayınlandı. Çelik'in doğup büyüdüğü Adana üzerine yazılmış yazılardan oluşanAdana'ya Kar Yağmış (2006) adlı bir de derlemesi ve Ateşe Atılmış Bir Çiçek/ Yazarlar, Kitaplar, Okuma Notları(2012) adlı bir deneme kitabı bulunmaktadır. Behçet Çelik'in "Çok Tanıdık, Çok Bildik" isimli öyküsü ABD'de yayımlanan Istanbul Noir adlı kitapta, "Soğuk Bir Ateş" adlı öyküsü de Hollanda'da yayımlanan Stad en Mens adlı kitapta yer almıştır.
--reklam--
Behçet Çelik Kitapları - Eserleri
- Gün Ortasında Arzu
- Belleğin Girdapları
- Diken Ucu
- Dünyanın Uğultusu
- Soluk Bir An
- Sınıfın Yenisi
- Düğün Birahanesi
- Herkes Kadar
- Kaldığımız Yer
- Yolun Gölgesi
- Patikaların İyi Yanı
- Yazyalnızı - İki Deli Derviş
- Çantasızlar Kampı
- Ateşe Atılmış Bir Çiçek
- Adana'ya Kar Yağmış
- Düğün Birahanesi
- Dünyaya Baktığımız Yol
--reklam--
Behçet Çelik Alıntıları - Sözleri
- her düşüme sindi şu uyanıklık. (Yazyalnızı - İki Deli Derviş)
- “Seyrelmek istemiyor, yok olmak gibi bir şey bu onun için, dağılmak, ortalığa saçılmak, bir daha toparlanamamak.” (Patikaların İyi Yanı)
- “Benim güçsüzlüğüm kendini güçlü hissetmene neden oluyor, biliyorum,” dedi. “Çok yanlış,” dedim. “Bu çok yanlış.” “Doğru olan ne peki? Çırpınıyorum karşında, susuyorsun. Daha da zorlarsam, kelimelerin yetmediğini söyleyeceksin hep yaptığın gibi. Takılmışsın buna. Beni üzmekten zevk alıyorsun. Yaşadığını böyle hissediyorsun. Kim bilir, kimin öcünü alıyorsun beni böyle sefil hallere sokunca.” (Gün Ortasında Arzu)
- Baykuşun tünediği daldayım. Baykuş değil yarasa - baş aşağı asılıyım. (Gün Ortasında Arzu)
- Oysa gitmeyi bilen ne de güzel gidiyordu. (Gün Ortasında Arzu)
- çevremizi saran incir ağaçlarının kokusu, yalnızca sarhoş olduğum zamanlar duyduğum bir acıyı depreştirdi. yitip gidenin peşinden bakmaya benziyordu. artık göremeyeceğini bildiğin bir dostu, gece rüyanda görüp, sabah ağlayacak gibi uyanmaya. haymada oturan adamın ufkuna bir iki incir ağacı yerleştirdim. insan neler düşünür böyle bir haymada, bir yola, bir ufka bakarken? (Yazyalnızı - İki Deli Derviş)
- incecik bir yara, hiç iyileşmiyor. (Yazyalnızı - İki Deli Derviş)
- Her şeyin sonsuza dek değiştiğini ikimiz de anlamıştık, ama tam bize göreydi benim böyle debelenmem ve onun hiçbir şey dememesi. (Diken Ucu)
- kardeşim, demezler mi, dostum, canım, bir tanem, nedir bu seni hülyalı hülyalı ortalığa bakmaya zorlayan şey? (Yazyalnızı - İki Deli Derviş)
- Neresi olduğunu kestiremediğim bir yerler açıyor içimde. Bedenin mi bana ait olmaktan çıkıyor, acı mı yer değiştiriyor? Kalbim diyorum, karnım diyorum, göğsüm, hepsinin arasında bunca yıldır farkında olmadığım bir boşluk, neresi bilemiyorum. (Yolun Gölgesi)
- yaşaya yaşaya, acısını duya duya, uykusuzluğu, açlığı, her şeyi bir umutsuzluğa ulayan karamsarlığıyla bitireceğim bu kederi. bir sabah, belirli ölçekte keder duyup belirli litre gözyaşı akıtınca, aylar yıllar sonra ilk kez, kedere değil de sabah sevincine uyanacağım. (Yazyalnızı - İki Deli Derviş)
- tek doğru; her şeyin bir kederle birlikte örüldüğü. (Yazyalnızı - İki Deli Derviş)
- (...)Dönüp dolaşıp aynı cümleleri yeniden ısrarla peş peşe yineleyen, sanki bütün dünya onlara bir şeyler-para, mülk, unvan, itibar- borçluymuşçasına mağdur ve bundan her daim haklılık, aksilik ve şirretlik almaşığı bir ömür devşiren adamlarla kadınların evreninde sıkışıp kalmış hissetmekten bıkkın, her yanını balçık bataklık kaplamışçasına hareket edememiş olmaktan yorgun, gecenin korkusundan, kaygısından henüz sıyrılamamış halde ağır aksak yürürken tökezleyiverdi, düşer gibiyken doğruldu. (Patikaların İyi Yanı)
- "Bir yemeği güzelleştiren yapan değil yiyenlerdir." (Düğün Birahanesi)
- Görüşmelerimiz de bu yüzden seyrelmişti. Bana ev içleri, o ikisine dışarısı batıyordu. Kimselerle görüşmediklerini söylemişlerdi bir keresinde. Şikayetçiye benzemiyorlardı bundan. Yalnızca Aytül, insanların her şeyde bir karşılık beklemelerinden bunaldığını söylemişti. "Bizim ev her zaman, herkese açık, ama her gelen bizim de onlara 'iade-i ziyaret' e gitmemizi bekliyor," demişti. Kendi sözleriyle dolduruşa gelip sesini yükseltmişti ardından. "Ne bu ya? Arkadaş mıyız, diplomatik misyon şefi miyiz, anlamadım!" Sezai Aytül'e o akşam, "Şefim, büyükelçim" diye takılmıştı sürekli. (Düğün Birahanesi)
- Gözyaşlarım kırık şimdi. (Patikaların İyi Yanı)
- Kelimeleri boş verelim, can dostlarımdan birinin dediği gibi, bazı anlamlara gelmiyor onlar. (Kaldığımız Yer)
- 'Herkesin kendini övdüğü bir çağda yaşıyordu.Kimse utanmıyor bundan.' Behçet Çelik - Soluk Bir An (Soluk Bir An)
- Başkasının değil senin ne düşündüğün önemli.... (Patikaların İyi Yanı)
- Bunca kapkaranlık bir dünyada, bu rezaletler bileşkesi karşısında, içimizi yakan kendilik kuruntularımızdan kurtulmanın yegâne yolunun sencileyin başkalarına, kendimiz gibi olmayanlara, onların acılarına, sızılarına açılmak olduğunu sezmezden geldik de ne oldu, ne elde ettik kızım? (Kaldığımız Yer)
Yorumlar
0 yorum