Kitap Künyesi
Yazar: Charles Dickens
Çevirmen: Selda Aydın
Orijinal Adı: The Seven Poor Travellers
Yayın Evi: Kavis Kitap
İSBN: 9786055730031
Sayfa Sayısı: 55
Yedi Yoksul Gezgin Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Charles Dickens, klasik İngiliz edebiyatının en önemli yazarlarından biri. Bu dev yazar ülkemizde en çok "Oliver Twist" romanıyla tanınıyor. Dickens, yoksul halkın sorunlarını anlatan sayısız roman ve kısalı uzunlu pek çok öykü kaleme aldı. "Yedi Yoksul Gezgin" de bu öykülerden biri.
Bu öykü, Dickens'ın temel sorunu olan yoksulluğu son derece çarpıcı bir biçimde anlatıyor. Öyküde Hıristiyan değerleri, katı İngiliz milliyetçiliği sertçe eleştiriliyor ve hayır kurumlarında bile aşağılanan yoksulların gerçek değerleri arayışları gözler önüne seriliyor.
Yedi Yoksul Gezgin Alıntıları - Sözleri
- Duman, huzur veren şöminelerden çıkıyordu, harabe olmuş yıkıntılardan değil.
- “Kader,” dedi yüzbaşı, botlarından çıkan sesten utanarak, “ruhani bir başlangıç!”
- “Şimdi bir yabancı bir zamanlar yabancı olmayan,”
Yedi Yoksul Gezgin İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Klasik kitapların en önemli özelliği bir dönemin yahut bir toplumun sorununu edebiyatla harmanlayıp bize göstermeleridir. Charles Dickens, klasik İngiliz edebiyatının en önemli isimlerinden biri olmakla beraber okuduğum nadir klasik edebiyat yazarlarından biridir. Burada nadir derken diğer yazarları eleştirmek gibi bir düşüncem kesinlikle yok sevgili okur. Klasik eserlerdeki anlam yoğunluğu, verdiği mesaj çağımıza uyarladığımızda bazı şeylerin çokta değişmediğini görmek beni yoruyor. Klasik eser okuyamayışımın asıl sebebi bu sanırım ama bu bahanenin arkasına saklanmak istemediğimden kendim okumaya zorluyorum. Çünkü bu insanların verdiği bir mesaj var. İleri ki nesillere aktardıklarını görmezden gelemeyiz. Yedi yoksul gezgin kitabına gelecek olursam, bir solukta okunabilecek hoş bir hikaye. Dickens’ın Kent’te bir bölgede gördüğü 6 yoksul gezginin barınabileceği hayır kurumu dikkatini çeker. Kendini de bir nevi gezgin olarak gören Dickens bu gezginlerle tanışmak ve Noel arifesinde onlara yemek sunmak ister. Biraz zoraki olsa da bu gezginlerle tanışmayı başarır. Üçü denizci, bir Genevalı saatçi, dul bir bayan ve kendiyle ilgili hiç bilgi vermeyen siyah takımlı bir beydi bu gezginler. Ziyafetten sonra herkes sıcak şarabını yudumlarken sohbet konusu olarak Dickens, onlara Richard Doubledick’in hikayesini anlatmaya başladı. Zaten asıl olayda o zaman başladı sevgili okur. Dickens, bu kısacık hikayede yoksulların, hayır kurumu bile olsa insanların gözündeki yerini, savaşlarda kurulan dostluğu ve savaşın üzerimizdeki etkisine kısaca değinmişti. Kitabın sonun kendime şu soru sormadan edemedim sevgili okur. “Ben olsam ne yapardım? Nefretimin gözümü kör etmesine izin mi verirdim yoksa ileriye mi bakardım?” Dickens’ın 50 sayfaya sığdırdığı bu kısacık hikayenin alt metnini de gördüğünüzde olayın sadece gezginlerle tanışmak yada bir adamın hikayesini anlatmak olmadığını da fark ediyorsunuz. Başta da belirttiğim gibi klasik eser çok okumam ama bu hikayenin daha uzun olmasını isterdim. Arada geçen süreler hakkında daha çok ayrıntı öğrenmek mükemmel olurdu. Hayat bize bundan daha fazlası olmaz dediğimiz her anda bir ilerisini gösterip katlanamam, yapamam dediğimiz şeyleri yapmaya mecbur bırakıyor sevgili okur. Umarım daima iyilik ve güzellikle karşılaşırsınız. (Meyus Okur)
Bir noel vakti düşkünler evine gider baş karakter. Orada kalan insanlarla şömine ateşi ile ısınıp sohbet ederler. Kitap samimi ve ısıtıcı bir etki bırakır. Moraliniz bozuksa açıp okumanızı tavsiye ederim. (R. p.)
Kitabın Yazarı Charles Dickens Kimdir?
Charles Dickens (7 Şubat 1812 – 9 Haziran 1870), İngiliz yazar.
Memur bir babanın oğlu olarak 1812 yılında doğan Dickens'ın ilk yılları refah içinde geçse de babasının borçları yüzünden hapse girmesiyle sefaletle tanıştı. Henüz 11 yaşında iken bir boya fabrikasında çalışmak zorunda kaldı. 15 yaşında bir avukatın yanına giren genç Dickens, öğrenmeye meraklı olduğu için boş zamanlarında stenografi öğrendi. 1835 yılında Morning Chronicle gazetesine stenograf olarak girdi ve 1835'te 'Boz' takma adıylaBoz'un Karalamaları başlığında notlar yayımlamaya başladı.
1837'de ise esas onu ünlendirecek olan Bay Pikvik'in Serüvenleri adlı kitabını yayımladı. Aynı yıl içinde Catherine Hogarth ile evlendi. 1840 yılında ölen baldızı Mary'e ithaf ettiği Antikacı Dükkanı romanını yayımladı.
1840'ta Amerika'ya gitti ve burada büyük bir coşkuyla karşılandı, ama Genel Okur İçin Amerika Notları kendisini o kadar içtenlikle ağırlamış olanlarda şiddetli tepkilere yol açtı. 1843 ile 1846 arasında bol bol seyahat eden Dickens, bu seyahatlerde dönemin ünlü yazarlarıyla tanışma fırsatı buldu. Bu dönemde yine Daily News gazetesini ve Household Words dergisini çıkardı.
1858 yılında karısından ayrılan Dickens, bu dönemden itibaren yine sık sık seyahate çıktı, konferanslar verdi. Ama sonunda çok yoruldu ve Gadshill'deki evinde istirahate çekilmek zorunda kaldı. 1870'te de şöhretinin zirvesindeyken öldü. Mezarı Londra'daki Westminster Kilisesi'nde bulunmaktadır.
Charles Dickens Kitapları - Eserleri
- İki Şehrin Hikâyesi
- Antikacı Dükkanı
- Oliver Twist
- Yedi Yoksul Gezgin
- Perili Ev
- Gelin Odasındaki Hayalet
- Zor Zamanlar
- Mister Pickwick'in Serüvenleri
- Bir Noel Şarkısı
- Büyük Umutlar
- David Copperfield
- Edwin Drood'un Gizemi
- Martin Chuzzlewit
- Gizemli Öyküler
- Kasvetli Ev (2 cilt)
- Müşterek Dostumuz
- Büyük Macera
- Gece Yürüyüşü
- Doktor Marigold
- Oliver Twist - Define Adası
- Denizden Gelen Haber
- Dedektifler
- Barnaby Rudge
- Nicholas Nickleby
- Küçük Dorrit
- Antikacı Dükkanı - 2. Cilt
- The Haunted Man and the Ghost's Bargain
- İşaret Memuru
- Dickens at Christmas
- Gulyabani
- Çaydanlık ile Cırcır Böceği
- Classic Detective Stories
- The Trial of William Tinkling
- Çanlar
- Christmas Books
- Dombey and Son
- Pictures from Italy
- Mugby Junction
- The Life of Our Lord
- The Mudfog Papers
- Supernatural Short Stories
- Sketches of Young Ladies, Young Gentlemen and Young Couples
- Poems
Charles Dickens Alıntıları - Sözleri
- "Her şey uçup gitti, bir hüzün baki." (Müşterek Dostumuz)
- Bütün suskun adamların bir ağırlığı olur. Bütün suskun, ağzı bağlanmış adamlara inanılır. Bağları çözmenin saklanmış ve asla kullanılmamış gücü mü insanlığı büyüler, yoksa bilginin eli kolu bağlandığı zaman yoğunlaşıp artar mı ya da çözüldüğü zaman buharlaşır mı bilinmez: Ama şurası kesindir ki önem, ağzı bağlı kişiye atfedilir. (Küçük Dorrit )
- Aklı başında insanlar yaşadıkları sıradan olayları değerlendirirken tesadüfleri yeterince hesaba katmıyorlar.. (İşaret Memuru)
- Ve ne büyük mutluluktu uyanıp bunların kaybolan gölgeler olduğunu görmek. (Martin Chuzzlewit)
- ..."Onun yaşamı 1ölünün arkasından sonsuza dek yas tutanların yaşamı gibiydi. Ölen kendisiydi."... (Gizemli Öyküler)
- Fielding der ki, erkek ateş, kadın kavdır; Şeytan onları tutuşturur. (Mister Pickwick'in Serüvenleri)
- Ben münzevi hayatı yaşayan bir adamım. Kendimden başka güvenebileceğim kimse yok. (Müşterek Dostumuz)
- Eğer hırsızlık sanatsa, hırsız yakalama bir bilimdir. (Dedektifler)
- Biz yoksullar neden dünyaya gelmişiz; bilmiyorum. (Çanlar)
- "Özel bağlar olmadan toplum hayatının ne anlamı var?" (Kasvetli Ev (2 cilt))
- "Birçok fiziksel hastalık gibi insanların kötülüğünde yetişen, sonra da cehaletleriyle yayılan bu salgınlar bir zaman sonra ne cahil ne de kötü olan birçok mağdura bulaşır. " (Küçük Dorrit )
- "Şu suyun akışını durdurmak nasıl elimizde değilse (...) bu saatlerin akışını durdurmakta elimizde değil." (Büyük Umutlar)
- Bize biner, arabaya koşarlar. Döver, söver, kendi zevkleri için sakatlarlar bizi, ama ölüyorlar, yaşasın ölüyorlar! (Martin Chuzzlewit)
- "Ama insan yemek yemeden önce parasını kazanmak zorundadır!" (Dedektifler)
- Ahlaksal bir hastalığın fiziksel olan kadar engellemesi zor bir şey olduğu; böyle bir hastalığın veba kadar habis ve hızlı bir şekilde yayılacağı, bir kere ilerlemiş olan salgının sınır tanımadan, en sağlıklı insanları bile ele geçirebileceği ve en olmadık bünyelerde gelişeceği insan denen mahlukun bir atmosferde nefes alması kadar tecrübeyle sabittir. Bu ölümcül bozuklukların zayıflık ya da kötülükleriyle beslendiği lekeliler, zehrin bulaşmasına fırsat vermeden anında yakalanıp tecrit edilebilse ( hatta fazla uzatmadan boğazlansa), insanlık takdir ötesi bir hayır duası alırdı. (Küçük Dorrit )
- Sahnede ışık ve müzik neyse, hayatta şiir odur. (Mister Pickwick'in Serüvenleri)
- "Talihsiz bir kadını dünyaya getirmekten tek çıkarlarının bunu onun burnundan getirme özgürlüğü olduğunu sanıyorlar." (David Copperfield)
- Zararsız bir neşe ve iyi huyun cennette gömlek yakasından daha büyük bir günah olduğuna inanmıyorum. Takan da bir, takmıyan da... (Antikacı Dükkanı - 2. Cilt)
- Hiçbir sözcük duygularımı tam anlatamaz. (Gizemli Öyküler)
- Fakat her saadetin bir sonu vardır, ikinci bir saadetin zevki da burada değil midir? (Antikacı Dükkanı - 2. Cilt)
Yorumlar
0 yorum