Kitap Künyesi
Yazar: Antonio Tabucchi
Çevirmen: Nihal Önol
Yayın Evi: Can Yayınları
İSBN: 9789750712647
Sayfa Sayısı: 136
--reklam--
Zaman Hızla Yaşlanıyor Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Çağdaş Avrupa edebiyatının en gözde yazarlarından Tabucchi, kitaplarında günümüzün yakıcı sorunlarını ustalıkla irdeliyor.
Kurulduğu günden bu yana öyküye özel bir yer veren Can Yayınları, 30. yıldönümünü öykü ustalarının birbirinden güzel kitaplarıyla karşılıyor. Márquez'den Thomas Mann'a, Munro'dan Tanizaki'ye dünya edebiyatının önde gelen öykü ustalarının kitaplarının yer alacağı bu özel dizimizin ilk kitabı, İtalyan yazar Antonio Tabucchi'nin Zaman Hızla Yaşlanıyor'u.
Kitapta yer alan dokuz öykü, yüzyıl dönümünde Avrupa'da geçiyor. Öykülerin kahramanları, geçmişin hayaletleriyle boğuşan savaş kurbanları, siyasi dönekler, hâlâ Doğu Bloku özlemi çekenler. Kitap boyunca zamanın izini süren Tabucchi, kâh bilgece kâh hüzünlü bir dille kaleme aldığı satırlarla, zamanın nasıl hızla akıp geçtiğini gözler önüne seriyor, dönemin tarihçesini melankolik bir ironiyle yansıtıyor. Birbirinden bağımsız gibi görünen bu öykülerin aslında ortak bir noktası var: tüyler ürpertici geçmişimiz ile kırık dökük günümüz arasındaki paralellik.
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Zaman Hızla Yaşlanıyor Alıntıları - Sözleri
- Bizim öğretmenimiz bize her şey için "son derece güzel" sözcüğünün kullanılamayacağını, kimi durumlarda "olağanüstü'' denebileceğini söylemişti, ben de onun için öyle dedim, ben bu kumsalda denize girmeyi olağanüstü buluyorum.
- En yaşlı mirasçılar da yakında ölecekler, ama aile devam ediyor, çünkü hayat devam ediyor ve bunun için buradayız, devam eden hayatı kutlamak için, çocuklarımız ve torunlarımızla, diye sözlerini noktalamıştı St.Gallenlı büyükamca zafer kazanmışçasına.
- dünyanın en doğal şeyi diye bir şey yoktur, şeyler sizin düşündüğünüz gibi ve siz isterseniz var olurlar, o zaman siz onları yönetebilirsiniz, yoksa kendi yollarına giderler.
- Demek böyle oluyordu , zaman hava gibiydi...
- ...gerçekten de öyle midir, zaman gerçekten de insanları iyiye götürüyor mu, diye soruyordu kendine, ama bu iyiye gitmek başkalarını da iyiye götürmek anlamına geliyor muydu, çünkü zaman insana, eskiden doğru diye inandığı şeyleri hayal gibi de gösterebilirdi gerçekten...
- “Karanlığı izleyerek zaman hızla yaşlanıyor” (Sokrates öncesi dönemden, Kritias’a atfedilen alıntı)
- “başkalarının düşüncelerine saygı göstermek gerekir, ama kendininkilere saygı göstermekten asla geri durma, özellikle kendininkilere saygı göstermekten geri durma”
- “Gazeteler yoruyor, dedi içinden, haberler yoruyor, dünya yoruyor. Dünya yoruyor, çünkü yorgunsun.”
- “Kimi zaman, yaşanmış bir olayın derin anlamı, tam bu olay kapanmış görünürken kendini gösterir.”
- Gene de insan kendi bedeniyle neden konuşamasın ki, duvarlarla konuşan insanlar var ya.
- Hiçbir yerden, bu duygu hiçbir yerden gelmemişti, gerçek bir anı olmayan, sadece bir anlatının anısı olan ve henüz bir duyguya dönüşemeyip bir heyecan olarak kalmış, hatta aslına bakılırsa heyecan bile değil, sadece küçüklüğünde başkalarının anılarını dinlerken hayalinde yarattığı görüntüler, ama o uzak ve hayali yeri sonradan unutup gitmişti, ki bu onu şaşırttı işte.
- Bir aile yemeğinin yendiği yemek salonunda söylenecek bir şey değildi gerçekten, geniş pencereleri göle bakan bu salonda, Tanrının tüm nimetleriyle donatılmış bu sofranın başında, ama çölden konuşabilirdi, o zaman da, şimdi çölün ne ilgisi var, diye sorarlardı ve o da, tam karşıtı olduğu için ilgisi var, diye yanıt verebilirdi, çünkü burada sizlerin karşısında, suyla dolup taşan nefis bir göl var ve hatta gölün ortasında, suyu dikine yüz metre fışkırtan bir fıskiye bile var, benim ninem ise çocukken kumlarla kuşatılmış ve sabah bir testi su alabilmek için ta El Karib'deki kuyuya gitmek zorundaymış, şimdi adı bile geldi aklıma işte ve gitmek için karanlıkta üç kilometre, başındaki testiyle dönmek için de yakıcı güneş altında üç kilometre yürümek zorundaymış ve sizler suyun gerçekte ne olduğunu bilemezsiniz, çünkü fazlasıyla sahipsiniz.
- Paris'teki bu daire dünyanın en doğal şeyiydi sanki, değildi, dünyanın en doğal şeyi diye bir şey yoktur, şeyler sizin düşündüğünüz gibi ve siz isterseniz var olurlar, o zaman siz onları yönetebilirsiniz, yoksa kendi yollarına giderler.
- "Ben sizin yanmaktan korktuğunuzu düşünüyorum, ama insan yavaş yavaş başlamazsa eğer, hiç bronzlaşamaz." "Doğru söylüyorsun", dedi adam, bana da akla yakın geliyor, ama sence broznlaşmak zorunlu mudur?" Kız biraz düşündü. "Tam zorunludur denemez, hiçbir şey zorunlu değildir, zorunlu olanların dışında, ama eğer insan deniz kıyısına gelip de denize girmez ve bronzlaşmazsa, o halde ne yapmaya gelir denize?" "Biliyor musun", dedi adam, "sen aklı başında bir çocuksun, mantıklı gibi olma bir yeteneğin var, bu da çok güzel bir şey, ama bugün dünya mantığını yitirmiş durumda, mantıklı bir kızla karşılaşmak gerçekten büyük zevk,seninle tanışma zevkine erişebilir miyim? Adın ne?" "Adım Isabella..."
- Nefret ediyorum, diye bağırdı Isabella, ben savaştan nefret ediyorum, ama sen tüm büyükler gibi konuşuyorsun ve beni gelişme çağı bunalıma sokuyorsun, çünkü geçen yıl bende gelişme çağı bunalımları yoktu, sonra okulda bize çeşitli savaş türlerini anlattılar, kötü olanlarla iyi olanları ve biz de bu konuda üç ödev yaptık, ancak bundan sonra başladı ben de bu gelişme çağı bunalımları.
--reklam--
Zaman Hızla Yaşlanıyor İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Öncellikle kitap hakkında biraz bilgi vereyim. Ama gereken öz bilgi zaten kitabın arka kapağında yer alıyor: "Çağdaş Avrupa edebiyatının en gözde yazarlarından Tabucchi, kitaplarında günümüzün yakıcı sorunlarını ustalıkla irdeliyor. Kurulduğu günden bu yana öyküye özel bir yer veren Can Yayınları, 30. yıldönümünü öykü ustalarının birbirinden güzel kitaplarıyla karşılıyor. Márquez'den Thomas Mann'a, Munro'dan Tanizaki'ye dünya edebiyatının önde gelen öykü ustalarının kitaplarının yer alacağı bu özel dizimizin ilk kitabı, İtalyan yazar Antonio Tabucchi'nin Zaman Hızla Yaşlanıyor'u. Kitapta yer alan dokuz öykü, yüzyıl dönümünde Avrupa'da geçiyor. Öykülerin kahramanları, geçmişin hayaletleriyle boğuşan savaş kurbanları, siyasi dönekler, hâlâ Doğu Bloku özlemi çekenler. Kitap boyunca zamanın izini süren Tabucchi, kâh bilgece kâh hüzünlü bir dille kaleme aldığı satırlarla, zamanın nasıl hızla akıp geçtiğini gözler önüne seriyor, dönemin tarihçesini melankolik bir ironiyle yansıtıyor." Kendimce kitap da anladığım hususlar şunlardır: Çevrim hatası var hele ki ilk öykü de. Sonra, zamandan bahsedip duruyor. Etrafından kaptığı ve kendisinin de yaşadığı olaylardan dolayı kafasının içinde zamanın farklı dilimleri oluşarak. Aynı dilim içerisinde yorumladı. Ve yorumu da hep tarih ile zaman oldu. Tarihte ki savaşlar, savaşlardaki kişiler, kişilerdeki oluşan sorunlar. Ve bunların yanında bide zamanın etkisi rol oynamaktadır. Dönemlerin kişiliksel bozuklukları, siyaset münakaşaları, Zamanın farklı farklı etkileri ve sorunları, yazarın kafası içerisinde bambaşka bir dünya senaryosu oluşturmuş. Ve bu senaryoyu kitaba dönüştürmüş. Ve 9 tane öykü yer alıyor bu kitapta. Kitabın son sayfasında dediği gibi. Kimi öyküler önceden yaşanmış olaylardan ibaret, ama bu ibarette yazarın süzgecinden geçerek öyküye dönüştürülmüş. Ve bazıları da, uyarlanmaktan inşa edilmiş öykülerdir. Kitabı beğendim açıkçası, ama çoğu yerde çevrim hatası vardı. Hele ki ilk öyküsü olan "Çember" adlı metinde baya hata vardı.Elimden geldiğince kendimce düzelttim. Ve çevrim hatası olmasına rağmen, altını çizebileceğim cümleler gene vardı. Mesela, örneğin şu: "Hiçbir yerden, bu duygu hiçbir yerden gelmemişti, gerçek bir anı olmayan, sadece bir anlatının anısı olan ve henüz bir duyguya dönüşemeyip bir heyecan olarak kalmış, hatta aslına bakılırsa heyecan bile değil, sadece küçüklüğünde başkalarının anılarını dinlerken hayalinde yarattığı görüntüler, ama o uzak ve hayali yeri sonradan unutup gitmişti, ki bu onu şaşırttı işte." Bu alıntıyı çok beğendim. Güzel bir nokta belirtiyor bize. Diğer öyküleri de beğendim. Ama en çok "Bulutlar" adlı öyküyü beğendim. Oradaki kızı, sanki benmişim gibi buldum. Ve adamdaki bilgilerin benimkilerle bağdaştığını kavradım. Ben etkileyen ve sarsan bir metindi, açıkçası... Bu öykü de, okuldaki eğitimden ve okuldaki tarih dersinin boşun verdiğini ve gerçek olan tarihin ne kadar acıklı bir sahne olduğunu kazdırıyor aklımıza. Bir sürü alıntı yakaladım. Çoğunu paylaştım. Azını da yoğunluktan dolayı paylaşamadım..... Öyküler, kahramanlarıyla güzeldi. Ama metni biraz zayıftı. Hep "adam dedi, kız dedi, o dedi," gibi ifadeler kullanılmıştı. Ya yazar böyle yazmıştı o öykü metinleri ya da çevirim yapan " Nihal Önol" tarafından değişime uğramış. Bu kitaptaki her şeyi beğendim. Eğer genelleme yaparsam. Nasılda, günümüzü de yansıtıyor amma.... Ve kitabın başlığından da yola çıkılacağı gibi:" ZAMAN HIZLA YAŞLANIYOR." (Kuzey Genç)
Kitap zamanın engellenemez ilerleyişi, hayatımızdaki etkileri gibi düşüncelerin çevresinde şekillenmiş öykülerden oluşuyor. Öyküler ve yapıları birbirinden farklıydı, bazıları benzer özelliklere sahip olsa da genel farklılar ve ortak noktalar mevcut. Öykülerin ana fikileri hoş görünse de hepsini severek okuduğumu söyleyemem. Kitapta en çok Bulutlar adlı öyküyü beğendim ve okumaktan büyük zevk aldım, hiç bitmese diyerek okusam da sonu çok çabuk geldi. Zaman Hızla Yaşlanıyor sayesinde Antonio Tabucchi ile tanıştım, ileride başka kitabını okur muyum bilmiyorum ama şimdilik bende böyle bir istek uyandırmadı. (Esma T)
--reklam--
Zaman Hızla Yaşlanıyor PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Antonio Tabucchi - Zaman Hızla Yaşlanıyor kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Zaman Hızla Yaşlanıyor PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Antonio Tabucchi Kimdir?
Antonio Tabucchi, 23 Eylül 1943te Pisada dünyaya geldi, ama Vecchiano kasabasında anneannesiyle büyükbabasının yanında büyüdü. 1969da Portekizde Gerçeküstücülük üzerine bir tezle üniversiteden mezun olduktan sonra, 1970li yıllarda Pisa'daki Scuola Normale Superiorede Portekiz dili ve edebiyatı üzerine çalışmalarını sürdürdü ve 1973te Bologna Üniversitesinin Portekiz Dili ve Edebiyatı kürsüsüne öğretim üyesi olarak atandı. Portekizceye ve bu dilin edebiyatına yönelmesindeki en büyük etken, Fernando Pessoa'nın yapıtına olan hayranlığı ve onu ana dilinden okuma arzusu oldu. 1975de, ilk romanı Piazza dItalia (Milano: Bompiani) yayımlandı.
Siena Üniversitesinde ve New Yorktaki Bard College, Paristeki Ecole des Hautes Etudes ve Collège de France gibi seçkin üniversitelerde ders verdi. Kitapları kırktan fazla dile çevrildi. Bazı romanları Roberto Faenza, Alain Courneau, Alain Taner, Fernando Topes gibi ünlü yönetmenlerce beyazperdeye, Giorgio Strehler ve Didier Bezace gibi tanınmış yönetmenlerce sahneye uyarlandı. Halen üyesi olduğu Uluslararası Yazarlar Parlamentosunun kurucuları arasında yer aldı. Tabucchiye 2007de Liège Üniversitesince onursal doktor unvanı verildi.
Aldığı Ödüller [değiştir]
Almanya
Leibniz Akademisince verilen Nossack Ödülü
Avusturya
Europaeischer Staatspreis
Fransa
Prix Médicis Etranger
Prix Européen de la Littérature
Prix Méditerranée
İspanya
Hidalgo
Asturias Prensince verilen basın özgürlük ödülü Francisco Cerecedo
İtalya
Pen Kulübü Ödülü
Campiello Ödülü
Viareggio Ödülü
Yunanistan
Aristeion
Türkçede Antonio Tabucchi [değiştir]
Notturno indiano (Palermo: Sellerio, 1984).
Hint Gece Müziği, çev. Münir H. Göle (İstanbul: Afa, 1994).
Il filo dellorizzonte (Milano: Feltrinelli, 1986).
Ufuk Çizgisi, çev. Münir H. Göle (İstanbul: Afa, 1994).
Requiem (Milano: Feltrinelli, 1992).
Requiem Bir Sanrı, çev. Münir H. Göle (İstanbul: Afa, Ekim 1994).
Sostiene Pereira (Milano: Feltrinelli, 1994).
Pereira İddia Ediyor, çev. Münir H. Göle (İstanbul: Afa, 1997).
La testa perduta di Damasceno Monteiro (Milano: Feltrinelli, 1997).
Damasceno Monteironun Kayıp Başı, çev. Kemal Atakay (İstanbul: Can, 1998).
Si sta facendo sempre più tardi (Milano: Feltrinelli, 2001).
Gittikçe Geç Olmakta, çev. Neyyire Gül Işık (İstanbul: Can, 2002).
Piccoli equivoci senza importanza (Milano: Feltrinelli, 1985).
Önemi Olmayan Küçük Yanlış Anlamalar, çev. Münir H. Göle (İstanbul: Can, 2006).
Tristano muore. Una vita (Milano: Feltrinelli, 2004).
Tristano muore, çev. Semin Sayıt (İstanbul: Can, 2006).
Sogni di sogni (Palermo: Sellerio, 1992).
Düşler Düşü, çev. Semin Sayıt (İstanbul: Can, 2006).
Gli ultimi tre giorni di Fernando Pessoa (Palermo: Sellerio, 1994).
Fernando Pessoanın Son Üç Günü, çev. Münir H. Göle (İstanbul: Afa, 1994).
--reklam--
Antonio Tabucchi Kitapları - Eserleri
- Zaman Hızla Yaşlanıyor
- Requiem
- Mnemosyne
- Önemi Olmayan Küçük Yanlış Anlamalar
- Tristano Ölürken
- Düşler Düşü
- Pereira İddia Ediyor
- Fernando Pessoa'nın Son Üç Günü
- Gittikçe Geç Olmakta
- Hint Gece Müziği
- Ufuk Çizgisi
- Isabel İçin Bir Mandala
- Damasceno Monteiro'nun Kayıp Başı
- Yolculuklar ve Öteki Yolculuklar
- Tersyüz Oyunu
- Kara Melek
--reklam--
Antonio Tabucchi Alıntıları - Sözleri
- Japon okullarinda kağit çeşitlerini, kurdeleleri nasıl düğüm atılacağını ve ne tür fiyonklar yapılacağını öğreten bir ders vardır. (Yolculuklar ve Öteki Yolculuklar)
- ... ama fotoğraflar göze görüneni bir dörtgen içine kapatırlar. Çerçevesiz görünen ise bambaşkadır. (Hint Gece Müziği)
- Gene de insan kendi bedeniyle neden konuşamasın ki, duvarlarla konuşan insanlar var ya. (Zaman Hızla Yaşlanıyor)
- “Ama hiç insan resimleri çizmezdi, İnsanlar gizemi kaçırırlar, derdi, bak, ben hiç kimsenin görünmediği o gizemli pencerelerin resmini yapıyorum ama oradan bakan birini çizersem gizem kaybolur.” . (Isabel İçin Bir Mandala)
- "... ama fotoğraflar göze görüneni bir dörtgen içine kapatırlar. Çerçevesiz görünen ise bambaşkadır." (Hint Gece Müziği)
- Huzursuzluktan yana payımı aldım, dedi Topal Piyangocu, ben de kendimi sofraları zengin kurulmuş, salonları zengin döşenmiş, bol resimli bir kitaptan çıkmış gibi hissediyorum, ama artık zenginliğin sonu geldi,... (Requiem)
- Artık aradan yıllar geçti, uzun yıllar, sevgilim, gerçekten çok uzun yıllar. Ama, görüyorsun, seni hâlâ hepimiz nasıl hatırlıyoruz, nasıl hatırlıyorum seni. (Gittikçe Geç Olmakta)
- Bütün bir yaşam boyu ayaklarını aynı yere basmak tehlikeli bir yanlış anlamaya yol açabilir;sanki orası bizimmiş, dünyada her şey bir ödünç olarak verilmiş değil de bize aitmiş sanırız (Yolculuklar ve Öteki Yolculuklar)
- “Kimi zaman, yaşanmış bir olayın derin anlamı, tam bu olay kapanmış görünürken kendini gösterir.” (Zaman Hızla Yaşlanıyor)
- Bizim öğretmenimiz bize her şey için "son derece güzel" sözcüğünün kullanılamayacağını, kimi durumlarda "olağanüstü'' denebileceğini söylemişti, ben de onun için öyle dedim, ben bu kumsalda denize girmeyi olağanüstü buluyorum. (Zaman Hızla Yaşlanıyor)
- İd, Ego ve Süper-ego taptığı Üçlü Tanrı’dır. Aslında, belki de hepimiz o tanrıya tapmaktayız. (Düşler Düşü)
- Paris'teki bu daire dünyanın en doğal şeyiydi sanki, değildi, dünyanın en doğal şeyi diye bir şey yoktur, şeyler sizin düşündüğünüz gibi ve siz isterseniz var olurlar, o zaman siz onları yönetebilirsiniz, yoksa kendi yollarına giderler. (Zaman Hızla Yaşlanıyor)
- Sevgili olmakla karı-koca olmak farklı şeyler, günlük yaşam aşkın en büyük düşmanıdır, aşkım mahveder. (Ufuk Çizgisi)
- “Gazeteler yoruyor, dedi içinden, haberler yoruyor, dünya yoruyor. Dünya yoruyor, çünkü yorgunsun.” (Zaman Hızla Yaşlanıyor)
- ...Sizin için tüm bunları neden yaptığımı bilmiyorum Monteiro Rossi, dedi Pereira. Belki iyi1insan olduğunuz için, diye yanıtladı Monteiro Rossi. Fazla basit bu, dedi Pereira, ""dünya dert aranmayan iyi insanlarla dolu.""" (Pereira İddia Ediyor)
- In dreams begins responsibility (Tristano Ölürken)
- "Yaşayanları ölülerden ayıran mesafe gerçekten büyük müdür, diye sorar kendi kendine kimi zaman." (Ufuk Çizgisi)
- “başkalarının düşüncelerine saygı göstermek gerekir, ama kendininkilere saygı göstermekten asla geri durma, özellikle kendininkilere saygı göstermekten geri durma” (Zaman Hızla Yaşlanıyor)
- ...sizinle bir kitapta karşılaşmış gibiyim... (Requiem)
- "Ne aranıyorsun peki?" diye fısıldar Pasquale. "Bu ölüyle niye bu kadar ilgilisin?" (Ufuk Çizgisi)
Yorumlar
0 yorum