Kitap Künyesi

Yazar: Engin Geçtan

Yayın Evi: Metis Yayınları

İSBN: 9789753427593

Sayfa Sayısı: 104

--reklam--

Zamane Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Psikiyatrist Engin Geçtan Zamane'de geniş bir zaman aralığında, Türkiye'de yaşanan süreçlere bakıyor, toplumun ve bireylerin değişmesine dair tespitlerde, yorumlarda zaman zaman da önerilerde bulunuyor. Otorite, öfke, sıkışmış kızgınlıklar, persona ve gölge, özerklik, kimlik sorunları, çocuk yalnızlığı gibi konularda söz alırken klinik deneyimlerinden gözlemler de aktaran Geçtan'dan zamane hallerine bilgece bir bakış.

(Tanıtım Bülteninden)

--reklam--

Zamane Alıntıları - Sözleri

  • "Başkalarının olmadan önce kendimizin olmalıyız." ~Waldo Emerson
  • Hâlâ halk için değil, devlet için düzenlenmiş yasalarla yaşamaktayız ve bunu öylece kabul etmiş haldeyiz.
  • Yapılan reformlar ekonomi ve teknolojiye odaklanmıştı, ama sosyal ve kültürel boyutları cılızdı.
  • ..."Türkiye, 19 yaşın altındaki 27 milyon çocuğa(ki bu, nüfusun yüzde 36'sını temsil ediyormuş) gerekli yatırımı yapmazsa, onlarla daha düzgün bir diyalog kurmazsa, sadece bugününü değil yarınını da yitirecek..."
  • Belki de kendimizi başkalarıyla kıyaslamalıyız, ama sadece gönül fakirliği ve zenginliği açısından.
  • ...yakın geçmişte, ortaöğretim öğrencilerinin yüzde on beşinin okula bıçak, tabanca gibi öldürücü aletlerle gittiği yönünde bir bilgi açıklandı. Ayrıca, çocuklara yönelik ürünlerle ilgili bazı reklamların, yoksulluk oranının yüksek olduğu ülkemizde bazı çocuklarda yoksunluk ve değersizlik duygularını pekiştirdiği kaygısını taşıyorum. "Bir şeyler var ama bizim için değil" duygusunun, kimilerini zaman içinde suça yönlendirebileceğini de.
  • İnsanların geçmişlerini cezalandırmak için başka yerlere gitmeleri onları geçmişlerinden arındıramıyor.
  • T. S. Eliot' ın dediği gibi "Bu dünyaya verilen zararların yarısı kendini önemli hissetmek isteyen insanların eseridir."
  • Kendini tanımak "dıştan içe" sessiz bir yolculuktur, anlatılması ve paylaşılması zor, bazen sadece kokusu alınabilir. Akmakta olan bir ırmağın, aynı zamanda kaynağına doğru yolculuk edebilmesini çağrıştıran bir süreç, kaynağa ulaşılamasa da yolculuğun kendisine değer.
  • Kendini tanımak "dıştan içe" sessiz bir yolculuktur, anlatılması ve paylaşılması zor, bazen sadece kokusu alınabilir. Akmakta olan bir ırmağın, aynı zamanda kaynağına doğru yolculuk edebilmesini çağrıştıran bir süreç, kaynağa ulaşılamasa da yolculuğun kendisine değer.
  • Kendini tanımak "dıştan içe" sessiz bir yolculuktur, anlatılması ve paylaşılması zor, bazen sadece kokusu alınabilir. Akmakta olan bir ırmağın, aynı zamanda kaynağına doğru yolculuk edebilmesini çağrıştıran bir süreç, kaynağa ulaşılamasa da yolculuğun kendisine değer.
  • Son yıllarda televizyon ekranlarında kavga eden jürileri ya da yemek yerken kavga edenleri izlerken sadizmlerini tatmin etmeye dalanlar olabiliyor ve farkına varmaksızın ekrandakilerin boşalttıklarını kendileri yüklenmiş oluyorlar. Kendi içimizdeki kavgaların gerilimi, başkalarının kavgalarını seyretmekten duyduğumuz tatminle giderilemez.
  • Başkalarının olmadan önce kendimizin olmalıyız.
  • Var olduğumuzun kanıtlarını dış dünyadan beklediğimiz oranda kendimizi yok hissetmekten kurtulmamız zorlaşır.
  • Kültürümüzde olumsuz tepkiler daha kolay verilebildiği halde olumlu tepkiler verme konusunda cimriyiz.

--reklam--

Zamane İncelemesi - Şahsi Yorumlar

"zamane" üzerine: Geç tanıdığım ve henüz ikinci kitabını okuduğum bir yazar. Yirmi bir tane denemeden oluşan bu kitapta Engin Geçtan değişen ülkeyi değil sadece değişen bakış açılarımızı da ele alıyor. Yani topluma psikoloji merceğiyle bakıyor. Ve bir tezi var, genellikle iç ailede yaşadığımız sorunların "özerklik" meselesini halledemeyişimizle alakalı buluyor. Çok beğendiğim cümlelerin bazısını da paylaşmak istiyorum: *1940lı yıllarla karşılastırarak zamanımızı "daha iyi yaşayanlara özenip sınıf atlama çabaları yoktu, zaten kimse aniden zengin olmazdı.Psikolojik sorun diye bir kavram da yoktu, sadece bazı insanlar biraz ayrıksıydılar."diyor. *Ulus olarak bizler zaten tehdit altında güdülenen varlıklarız. Dibe vurmaya az kala dayanışmaya geçip silkiniveririz. *Üst sistemler tarafından savrulup sürüklenirken, kendini taşımakta zorlanan insanların sayısı giderek artmakta ve bazılarının kumandası gerçekten kendilerinde değil, böyle çocuklar yetistiriliyor. *Kadınların dükkan dükkan dolaşmaları, bana toprağı eşeleyip işe yarayacak bir şeyler arayan, insanlık tarihinin uzak geçmişinden kadınları hatırlatır. *Bilinçaltındaki kızgınlık ve isyanı denetim altında tutabilmek için çevresine sürekli ödün veren, verdikçe daha çok kızan, kızdıkça daha çok veren, kisirdöngüye kapılmış insanların sayısı hiç de az değil. Etrafımızdaki meleklere temkinli yaklasmalıyız. *Kendi içimizdeki kavgaların gerilimi, başkalarının kavgalarını seyretmekten duyduğumuz tatminle giderilemez. (Müge severlere..) Aile içi bağırmalar, durumla baş edememe kaygısıyla ilintili. *Kültüre, sanata, estetiğe ve görgüye ilgi duyulmayan bir ülkede ekonomik güç kazanmış olmanın sınıf atlamayı da kapsayabileceğini düşünmüyorum. *Ulvi duyguların dış dünyadan ithal edilebileceğine inanmıyorum. *Bunalmak ve bunalmamak arasındaki tercihimiz artık sadece kendi meselemiz oluyor. Geleceği denetlemek için çırpınırken şimdiki zamanı yok etme pahasına... * Bana göre hayat sınırsız bir oyunlar dizisi ve bu oyunların hepsini oynayacak zamanımız yok. Onu değerli kılan da bu. (Asuman MERCAN)

Zamane Kitabında Engin Geçtan diğer kitaplarında olduğu gibi okuru derin sorgulamalar ve farkındalıklara sürüklüyor. Toplumsal ve bireysel olayların altında yatan anlamları keşfetmek isteyenler için değerli bir kaynak. (Efşan Yalçın)

Zamane, Engin Geçtan'ın yaklaşık 20 ayrı başlıkta (varoluş suçluluğu, şeyler dünyası, kimlik sorunları,otorite ve öfke...) mesleki deneyimleri ile oluşturduğu gözlemlerini aktardığı bir eser. Psikoloji eğitimi almamış olanların da rahatça okuyup anlayabileceği bir anlatımı var yazarın. Bilginin bu kadar rahatça aktarılması yazarın bir yeteneği. Buna karşın çok detaylı analizler yok.. Engin Geçtan kendi birikim ve detayları ile düşünüyor,soruyor ve sorguluyor.. Birey ve toplum psikolojisi üzerine okumayı düşünmeyi sevenlere tavsiye ederim. (Ag)

--reklam--

Zamane PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Engin Geçtan - Zamane kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Zamane PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Engin Geçtan Kimdir?

Engin Geçtan 12 Ocak 1932'de İzmir'de dünyaya geldi. İlk, orta ve lise eğitimini İzmir’de tamamladı. 1956 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun olan Geçtan, psikoloji ve nöroloji dallarında ABD'de New York ve Columbia üniversitelerinde beş yıl süreyle uzmanlık eğitimi gördü.

1974'te profesörlüğe yükselen Geçtan, ODTÜ, Ankara, Boğaziçi ve Marmara üniversitelerinde öğretim üyeliğinde bulundu. Ayrıca, bir yandan psikiyatr olarak mesleğini icra ederken, bir yandan da sürekli yazıyordu. Geçtan’ın, Dersaadet'te Dans, Bir Günlük Yerim Kaldı İster misiniz?, Kırmızı Kitap ve Kızarmış Palamutun Kokusu ve Tren adlı romanları bulunuyor.

Uzmanlık alanı psikiyatri olan Engin Geçtan 1975-1987 yılları arasında meslek dışı okuyucular tarafından da ilgiyle karşılanan dört kitap yazdı. Çok sayıda basım yapmış ve yapmakta olan ve kendi bilimsel disipliniyle ilgili bu dörtlünün ardından, (İnsan Olmak, Varoluşçu Psikiyatri, Normaldışı Davranışlar ve Psikanaliz ve Sonrası, Metis) psikiyatri alanının çerçevesinden çıkma isteği doğrultusunda roman-senaryo çalışmalarına başladı. Ankara ve İstanbul’daki dört üniversitede öğretim üyeliği yapmış olan Engin Geçtan halihazırda üniversitedeki part-time görevi dışında klinik çalışmalarını psikoterapist olarak sürdürmektedir. Dersaadet’te Dans, Bir Günlük Yerim Kaldı İster misiniz?, Kırmızı Kitap ve Kızarmış Palamutun Kokusu romanlarına 2004 yılında Tren’i de ekledi. Kırk yıllık bir deneyimin ardından psikiyatriye, ülkemiz insanına ve bugün kaosun kenarında yaşanan süreçlere bakışını dile getiren Kimbilir? ve Hayat adlı kitapları yayımlandı.

Geçtan’ın Kırk yıllık bir deneyimin ardından psikiyatriye, ülkemiz insanına ve bugün kaosun kenarında yaşanan süreçlere bakışını dile getiren Kimbilir? ve Hayat adlı kitapları da bulunuyor. Psikiyatri uzmanı, romancı ve yazar Prof. Dr. Engin Geçtan 86 yaşında yaşamını yitirdi.

Prof. Dr. Engin Geçtan, Psikiyatri alanıyla ilgili çok sayıda basım yapmış “İnsan Olmak”, “Varoluşçu Psikiyatri”, “Normaldışı Davranışlar” ve “Psikanaliz ve Sonrası” kitaplarını kaleme aldı. Engin Geçtan ardından, roman-senaryo çalışmalarına başlamıştı.

“Dersaadet'te Dans”, “Bir Günlük Yerim Kaldı İster misiniz?”, “Kırmızı Kitap” ve “Kızarmış Palamutun Kokusu” romanlarına 2004 yılında “Tren”i de ekleyen Geçtan, kırk yıllık bir deneyimin ardından psikiyatriye, Türkiye insanına ve bugün kaosun kenarında yaşanan süreçlere bakışını dile getiren “Kimbilir?” ve “Hayat” adlı kitapları yayımlamıştı.

Prof. Dr. Engin Geçtan, ayrıca ODTÜ, Ankara, Boğaziçi ve Marmara üniversitelerinde öğretim üyeliğinde bulunmuştu.

--reklam--

Engin Geçtan Kitapları - Eserleri

  • Varoluş ve Psikiyatri
  • Mesela Saat Onda
  • Zamane
  • Kuru Su
  • Seyyar
  • Psikanaliz ve Sonrası
  • Tren
  • Psikodinamik Psikiyatri ve Normaldışı Davranışlar
  • İnsan Olmak
  • Hayat
  • Kızarmış Palamutun Kokusu
  • Kırmızı Kitap
  • Kimbilir?
  • Bir Günlük Yerim Kaldı İster misiniz?
  • Dersaadet'te Dans
  • Rastgele Ben
  • Orada Bir Arada
  • Çağdaş Yaşam ve Normal Dışı Davranışlar
  • Dünya Hali

--reklam--

Engin Geçtan Alıntıları - Sözleri

  • Kim ki kendini geride tutar, o her zaman ön plandadır. Kim ki kenarda durur, o her zaman bir yerdedir. Kim ki kendini göstermeye çalışmaz, o her yerde görünür. Kim ki kendini tanımlamaz, o her zaman seçkin kalır. Kim ki yaptıklarıyla böbürlenmez, ortaya çıkardıklarının değe­ ri kalıcı olur. (Varoluş ve Psikiyatri)
  • Kedilerde son nefeslerini gözden uzakta verirler. Onlar bizden daha iyi biliyorlar, ölümün kimseyle paylaşılamayacağını. (Tren)
  • O reddetmeden ben reddedeyim kaygısı sonucu yalnız kalan insanların sayısı o kadar çoktur ki ! (İnsan Olmak)
  • Her insan hayatında en az bir kez mucizeyle karşılaşır, eğer onu fark edebilirse. (Bir Günlük Yerim Kaldı İster misiniz?)
  • İnsanın ancak, ana-babasını kendi dünyaları olan ayrı varlıklar olarak görmeyi başarabildiğinde gerçek anlamda yetişkin sayılabileceğini düşünüyorum. (Kimbilir?)
  • Çocuğun gelişimi üzerinde, eğitimciler de ebeveyni kadar, hatta bazen onlardan daha çok etkili olurlar. Jung, öğretmenlerin, çocuğun kendisini tanımasını ve bilinçdışını bilinçlendirebilmesini sağlayabilecek bir biçimde eğitilmeleri gereğini savunmuştur. Bunun için, çocuğun yeni deneyimlere girişmesine ve içgüdüsel enerjilerini harekete geçirebilecek simgeler edinmesine imkân sağlamak gerekir. (Psikanaliz ve Sonrası)
  • Kendini tanımak "dıştan içe" sessiz bir yolculuktur, anlatılması ve paylaşılması zor, bazen sadece kokusu alınabilir. Akmakta olan bir ırmağın, aynı zamanda kaynağına doğru yolculuk edebilmesini çağrıştıran bir süreç, kaynağa ulaşılamasa da yolculuğun kendisine değer. (Zamane)
  • Aşık olmak kolaydır. Oysa gerçek sevgi, yaşam boyu sürdürülen ve birbirini giderek daha iyi anlamayı, yaşam sorunlarını giderek artan bir biçimde paylaşmayı ve birlikte çözümler aramayı içeren bir olgudur. (Psikanaliz ve Sonrası)
  • ''Eğer her şey çocukluk dönemiyle açıklanırsa, o zaman her şey bir başkasının kusuru olarak değerlendirilir ve insanın kendi sorumluluğunu üstlenme gücüne duyulan güven de küçümsenmiş olur.'' (Psikanaliz ve Sonrası)
  • Bir şeylere inanmak insanı rahatlatıyor olmalı. Kadının yüzündeki huzuru fark ettin mi? (Kırmızı Kitap)
  • Sevgiye ve kabul edilmeye duyulan ihtiyaç arttıkça, red­dedilmeye duyarlık ve alınganlık tepkileri de o denli yoğun olur. Bazı insanlarda bu duygu öyle yoğundur ki, diğer insanlar tara­ fından kendilerine verilen değeri ve gösterilen yakınlığı kabulle­nemez ya da psikoz sınırlarını zorlayan, mantık dışı bir duyarlık gösterirler. Bu tür tepkileri sürekli olarak gösteren kişilerde para­noid eğilimlerin varlığından söz edilir. Örneğin, yoğun eksiklik duyguları içinde yaşayan bir kişi, olumlu bir niteliğinden ötürü takdir edildiğinde kendisiyle alay ediliyormuş duygusuna kapılır ve ezikliğinin yarattığı düşmanlık duygularını, çevreden kendisi­ne yönelmiş gibi yaşar. Bu nedenle, paranoid kişi çevresindeki in­sanların davranışlarını ve sözlerini yanlış yorumlama eğiliminde­dir. (Psikodinamik Psikiyatri ve Normaldışı Davranışlar)
  • Toplu kişilik çözülmeleri; Jung'un tanımladığı kişilik bölümlerinden "gölge arketipi"nin kişiliğin geri kalanını egemenliğine almasi; gelişimin narsisistik dönemine gerileme özelliği gösteren davranışlar ve bu olguya eşlik eden kendine özgü mantık biçimleri; insan ilişkilerinin yerini imgelerle ilişkilerin alması; toplumsal yapıların yerini Baudrillard'ın tanımladığı sessiz yığınlara bırakması; "kaosun kenanı"ndaki kaygan zeminde sürdürülmeye çalışılan köhnemeye yüz tutmuş modeller; isimsizlik ve kimliksizliğe mantar gibi üreyen yeni inanç sistemlerinde çözüm aranması; Descartes düşüncesinin ve getirdiği alışılmış kavramların yaşanmakta olan fenomenleri açıklamada yetersiz kalması, kozmik dans dinamikleriyle ortaya çıkan olayların, Batı kültürünė egemen olan çizgisel (linear) zaman doğrultusunda bakıldığında, anlaşılmaz ve izlenemez hale gelmesi; pozitif bilimin temel araç olarak kullanma alışkanlığında olduğu "belirleyici" kavramının, yerini "karmaşalık" (complexity)* denilen dinamiklere bırakması ve alışılagelindiğin ötesinde daha birçok diğer dinamiklerle belirlenen yeni bir çağ. Çizgisel zamanda düşünmeye alışmış olanların, başlangıç kavramına takılıp kaldıkları için, ne zaman başladığını saptamaya çalışırken inandırıcı olamadıkları bir çağ. (Kimbilir?)
  • … Kendini siyahından uzak tutmaya çalışan beyaz, zamanla bunun bedelini kirlenerek öder. Siyahın karşı konulması zor cazibesine kapılarak. (Seyyar)
  • ''İnsan kökenini arar, dünyanın tamamlayıcı bir parçası olmak ve bir yere ait olduğunu hissetmek ister.'' (Psikanaliz ve Sonrası)
  • Onun doğasıydı bu, zorlukları yalnızlığında yaşamak. (Kuru Su)
  • ''İnsanları diğer insanlar hasta ettiğinden yine insanlar iyi edebilir.'' (Psikanaliz ve Sonrası)
  • ...varolmayarak yaşamak. (Varoluş ve Psikiyatri)
  • Normal insan, yaşamına bir anlam katmak ve kendini geliştirmek amacıyla sürekli çaba gösterir ve toplumun da isteklendirmesiyle çeşitli alanlarda kendini yüceltir. Bu çabasında kendi hakkındaki varsayımları oldukça gerçekçidir, kendisini zorlamaz. (Çağdaş Yaşam ve Normal Dışı Davranışlar)
  • "Kendimi arıyorum." "Umarım tümden kaybetmezsiniz." (Kızarmış Palamutun Kokusu)
  • Evrende her şeyin ömrü olduğunu bilmek bizleri zamanın ölçülebilir bir şey olduğu yanılsamasına yöneltiyor. (Seyyar)