Kitap Künyesi

Yazar: Faruk Duman

Yayın Evi: Hep Kitap

İSBN: 9786051923031

Sayfa Sayısı: 496

--reklam--

Zeytin Taneleri Birbirine Çarpıyor Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Zeytin Taneleri Birbirine Çarpıyor Faruk Duman’ın bugüne kadar yazdığı altı öykü kitabını bir araya getiriyor. Av Dönüşleri kitabıyla 2000 Sait Faik Hikâye Armağanı’nı, Keder Atlısı ile de 2004 Haldun Taner Öykü Ödülü’nü alan Duman, öykülerinde okuru imgelerle dolu, masalsı dünyalara götürürken gerçeklikle de bağını asla koparmıyor. Çaresizliklerimizi, özlemlerimizi ve elbette insanın doğayla ilişkisini yalın bir dil ve kendine özgü üslubuyla işliyor.

--reklam--

Zeytin Taneleri Birbirine Çarpıyor Alıntıları - Sözleri

  • Ağaçları da ölümleri nasıl büyüttüysek, öyle büyütmek gerek.
  • O zaman bezgin vapurlar geçerdi, izlerdik. Biz köprüde salkım salkım izlerdik, onlar suda eriyip giderlerdi.
  • Bazen, bir şeyleri açıklamaya gücümüz mü yetmez, cesaretimiz mi, diye düşünürüm. Eski acıların uğultusu nasıl da alıp gider bütün gücümüzü.
  • İnsan, diye geçirdim içimden, oturup kendini seyredebilse. Geçmişin evlerinden birinde, bir buğulu pencerede. Kendi halini görse.
  • Ağacın her türlüsünü övmeli. Elmayı, cevizi, dut ağacını. Çünkü, ağacın içinde saz gizlidir. Ağaçları da, ölümleri nasıl büyüttüysek, öyle büyütmek gerek.
  • Çekememezlik derin bir kedere sürüklüyor insanı. Böyle durumlarda, şu, aldırışsızlık denen kuyuya bırakmalı kendini. Bu kuyu nasıl dipsizdir.
  • Bu insanlık ölür. Toprağına da, suyuna da, ağacına da bakmazsa kesin ölür bu insanlık...
  • Bir insanlık ölür. Toprağına da, suyuna da, ağacına da bakmazsa kesin ölür bu insanlık...
  • Gülmek nasıl zamansız bir şeydi.
  • Gün geçtikçe insan kendi yüzünü bile anımsamaz oluyor. Sahi nasıldım çocukken?
  • Çıkıp odaya kapatmak istemiştim kendimi, yazı yazacaktım. Ne de olsa yazmak, felaketlerin de en büyüğüydü, kurtuluşların da.
  • Dudaklarımızla olduğu kadar, gözlerimizle de konuşuruz, biliyorsun.
  • Dünya bir gereksiz yerdir. Hem dertlere çare bulunmaz. Hem de bu dertleri söylemesi bile zaman kaybıdır.
  • Sonra yalnızlığı geliyordu aklına, apansız. Yalnızlığı, rüzgarın bir kuyuda vınlaması gibi uzayıp gidiyordu öyle.
  • Şarkının içinde olmak... Şarkı odanın içinde, oda benim içimde, ben de şarkının içindeyim.

--reklam--

Zeytin Taneleri Birbirine Çarpıyor İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Uzun bir okuma diliminde farkli bir anlatim tarziyla tanismak guzeldi. Yazarin konusma dilinde yazmasi ve ucu açık öyküleri başlarda zorlasa da alışınca bagimlilik yapti. Toplamda 6 öykü kitabinin birlesimi. Ilk kitaplar daha guzeldi, sonlara dogru biraz kopmalar yasadim. Yinede sevdigim bir yazar oldu. Sus Barbatus oncesi hazirlik sagladi. Tavsiye ederim. (karakarga)

Faruk Duman'ın son çıkan kitabı, yazarın bütün öykü kitaplarının bir araya getirilmiş hâli. Bu, benim bir süredir yapmayı düşündüğüm şeyi yapabilme fırsatı tanımış oldu bana: yazarı neden sevdiğimi daha iyi anlamak, ve kendimce, daha iyi okuyabilmek için bir fırsattı, bir fırsat oldu benim için. Aylara yayarak, yazarın bütün öykü kitaplarını yeniden okuyacağım bu kitap sayesinde. Geçen sene 8 ayda bitirdiğim "Yerdeniz" serisinde yaşadığımın bir benzerini yaşayacağım: bir çeşit Yerdoğa, Yerorman serisi okumuş olacağım; çünkü Faruk Duman varsa, öykülerde, mutlaka doğa ve mutlaka orman da vardır. 1- SESLERDE BAŞKA SESLER "Zeytin Taneleri Birbirine Çarpıyor"u okumaya başladığımda, yazarın 1997 yılında, henüz 23 yaşındayken basılan ilk kitabı "Seslerde Başka Sesler"i bir kaç güne yayarak okudum ve gördüklerim ve hatırladıklarım şu oldu: 23 yaşında bir yazarın bu kadar yetkin, bütün öykülerde kesinlikle birbirine tutmuş bir üslûp ve dil kullanabilmesi takdiri hak edecek bir nitelik. Faruk Duman'ın ilk kitabı, ilk kitabını yazmış bir yazar hissi vermiyor kesinlikle. Her öyküde, ama her öyküde bu gerçeği bir kez daha görüyoruz. "Seslerde Başka Sesler"in 1997 yılında çıkan baskısındaki öykü sıralaması, "Zeytin Taneleri Birbirine Çarpıyor"da değişmiş. Bunu çok beğendim. Yeni sıralama bana daha etkileyici geldi, her ne kadar bu seçim yazarın seçimi olmasa da bu yeni sıralamaya göre yazarın öykü dünyasının ana mekânı olan doğa, orman son iki öyküde, kitabın sonlarında karşımıza çıkarılmış oluyor: diğer öykü kitaplarına bir çeşit giriş niteliğinde gibi. Ayrıca son öykü, aslında ilk basımda bir başka öykünün son kısmıyken yeni kitapta ayrı bir öykü başlığıyla verilmiş. Kitabın ana meseleleri ise ânda hem şu ana, hem geçmişe bakarak hatırlayan, hatırladıkları şeyler, olaylar arasında rahatça takip edebileceğimiz izler, patikalar koymayan kişiler, çocuklar, erkekler ve kadınlar, bunların bazıları yazarın çocukluğu, belki de çoğu, kimbilir. Bu insanlar aynı kişinin, kişilerin başka yaşlarda başka zamanları, olayları hatırlayan kişiler de olabilirler. Ancak neredeyse her öyküde bulunduğumuz andan geçmişe bir çağrışımla dönen, an ve geçmiş arasında gidip gelerek bize hangi andan söz edildiğini anlamamızı zorlaştıran ya da kolaylaştırmayan bir üslûpla, bir akışla söyleyen karakterlerini bazen hangi cinsiyetten dahi olduğunu öykünün ilerleyen sayfalarına dek anlayamadığımız zihinler olduğunu söyleyebiliriz: seslerde başka sesler, yani kendi iç sesi, ve hatırladıklarının sesleri bir birine karışan, imgelerin birbirine karıştığı, ama dilin güzelliği ile hepsinin aynı mekânda, bir mekân olarak dilde buluştuğu öyküler bunlar. Kitapta yazarın kurduğu, kesinlikle tutmuş, olmuş hissi veren üslûbu aksatıyor hissi veren iki ya da üç öykü yer alıyor; bunlar kitabın verdiği lezzeti, aldığımız tadı bozmasa da her öyküde beklediğimiz çıtayı yukarı da çıkarmıyorlar; ancak hem öykülerin yeni sıralaması, hem de yeni öykü, kitabın son öyküsü kitabın orijinal havasını daha ileri bir düzeye çıkarıyor diyebiliriz. Cümleler uzun değil, ama hissiyat, duygular akıyor ve hiç tıkanma, zorlama, sahte bir his vermiyor. Bir yazarın bunu ilk kitabında yapabilmesi övgüye hakikaten değer. Acaba ne kadar zamanda yazdı, önce hangilerini yazdı, nerede yazdı bu öyküleri... hepsini sormak öğrenmek istiyorum, öykülerin yazarın kişisel dünyası için ne anlama geldiğini öğrenmek istiyorum; ama onlar bir yandan benim tam da istediğim gibiler: bir şey, bir şeyler anlatıyorlar, ama aynı zamanda bir şeyleri işaret edip, ima edip, gösterip kenara da çekiliyorlar..sanki art arda sıralanmaları da yetiyor gibi... arada görünüp kaybolan görüntüler, imgeler gibi... zihnin hatırlıyor olması yeterli sanki, onların bir öyküye dönüşüyor olmasından çok dönüşememesi ama hatıra olarak eksik, yarım halleriyle verdiği gerçek hissi. Faruk Duman okumaya devam... (CemCBG)

Zeytin Taneleri Birbirine Çarpıyor, Faruk Duman'ın altı öykü kitabından meydana geliyor. Ben de ilk defa okudum yazarı. Hayal ve gerçeğin iç içe geçmesi öyküleri özgün hale getirmiş. Bunu yapabilmek zor elbette. Bu yüzden de yazara çok saygı duydum. Öyküleri okurken Türkçenin zenginliğini görüyorsunuz. Yazarın hangi yazarlardan etkilendiğini merak ediyorum. Satırlar birbirinden apayrı sanki bir o kadar da bütünlük içeresindeler. Cümlelerin yapısı da bir o kadar değişik ama anlamlı. Yeri geliyor var olmayan bir kuş hakkında bir öykü yazılıyor; yeri geliyor kitapların büyülü dünyasıyla ilgili öyküler yaratılıyor. Öykülerin içeriğinde tek konu yok. Hayal ve gerçek birçok konuyu beraberinde getiriyor. Çok ama çok özgün öyküler var. Yani hayran olmamak elde değil gerçekten. Unutamayacağım öyküler oldu. Yazarın Türkçesi o kadar zengin ki buna bağlı olarakta bu şahane öyküler ortaya çıkmış. Özellikle ilk 200 sayfayı çok severek okudum. İnsanın düşsel düşünceleri, sorgulamaları müthişti. Bayıldım. (Sena Atbaş)

--reklam--

Zeytin Taneleri Birbirine Çarpıyor PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Faruk Duman - Zeytin Taneleri Birbirine Çarpıyor kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Zeytin Taneleri Birbirine Çarpıyor PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Faruk Duman Kimdir?

Ankara Dil ve Coğrafya Fakültesi Kütüphanecilik Bölümünden mezun oldu. Öyküleri, 1991 yılından beri Yazıt, Damar, Papirüs ve Adam Öykü gibi dergilerde yayınlandı. 1996 yılında Çankaya Belediyesi'nin Öykü-Şiir Yarışması'nda Çocuk Öyküleri dalında ikincilik aldı. Bu öyküleri daha sonra Mızıkçı Mızıka adıyla yayınlandı. İlk öykü kitabı Seslerde Başka Sesler 1997 yılında yayınlandı. 1998'de Orhan Kemal ödülleri öykü dalında ikincilik ödülü kazandı. 2000'de Sait Faik Hikâye Armağanı, 2004'de Haldun Taner Öykü Ödülü, 2010'da Yunus Nadi Roman Ödülü'nü kazandı.

 

Öykü

Kedi'çin Masallar, Notos Kitap (2010) 

Sencer ile Yusufçuk, Can Yayınları (2009) 

Keder Atlısı, Can Yayınları (2004) 

Pîrî, Can Yayınları (2003) 

Nar Kitabı, Can Yayınları (2001)

Av Dönüşleri, Can Yayınları (1999) 

Seslerde Başka Sesler, Can Yayınları (1997)

Roman

Köpekler İçin Gece Müziği, Can Yayınları (2014) 

Ve Bir Pars, Hüzünle Kaybolur, Can Yayınları (2012) 

İncir Tarihi, Can Yayınları, (2010) 

Kırk, Can Yayınları, (2006) 

Deneme

Adasız Deniz, Can Yayınları (2010) 

Çocuk Kitabı

Cüce Prens, Can Çocuk Yayınları (2011)

Jüpiter'in Eteği, Can Çocuk Yayınları (2009)

Gagalar, Patiler ve Başka Güzel Şeyler, Can Çocuk Yayınları (2009) 

--reklam--

Faruk Duman Kitapları - Eserleri

  • Sus Barbatus
  • Ve Bir Pars, Hüzünle Kaybolur
  • Köpekler İçin Gece Müziği
  • Yazmalı Defter
  • Sus Barbatus! 2
  • İncir Tarihi
  • Keder Atlısı
  • Baykuş Virane Sever
  • Tom Sawyer'in Kitap Okuduğu Kulübe
  • Seslerde Başka Sesler
  • Nar Kitabı
  • Pîrî
  • Kırk
  • Beydeba'dan Kelile ve Dimne
  • Zeytin Taneleri Birbirine Çarpıyor
  • Sus Barbatus! - 3
  • Adasız Deniz
  • Cüce Prens
  • Av Dönüşleri
  • Kaptan Kanca’nın Bir Macerası ve Öbür Yeni Öyküler
  • Sencer ile Yusufçuk
  • Doğa Betiği
  • Kedi'çin Masallar
  • Jüpiterin Eteği
  • Piri Reis Yedi Deniz
  • Gagalar, Patiler ve Başka Güzel Şeyler

--reklam--

Faruk Duman Alıntıları - Sözleri

  • O zaman bezgin vapurlar geçerdi, izlerdik. Biz köprüde salkım salkım izlerdik, onlar suda eriyip giderlerdi. (Zeytin Taneleri Birbirine Çarpıyor)
  • Her ölüm ardında ya bir hikâye bırakır, ya da, ölenin bir hikâyesi bu taraftaki yaşamda (somut yaşamında) oluşmamışsa bile, orada, öbür tarafta pekâlâ oluşabilir. (...) Ve ölümle birlikte söz yeniden gündeme gelir. (Tom Sawyer'in Kitap Okuduğu Kulübe)
  • Yoluna kavuşmamış bir at, her zaman, hep, sabırsızdır. (Sencer ile Yusufçuk)
  • ...bu düzen bizi birbirimize düşman ediyor. Sebepsiz yere düşman ediyor. İki kardeşi alıyor, birini asker, birini anarşist ilan ediyor, neden, kendi çıkarları bozulmasın, kendi düzenleri yolunda gitsin diye... (Sus Barbatus! - 3)
  • Zamanın durduğu evlerde büyüdüm ben, asılı tozun içinde. (Keder Atlısı)
  • Bütün bunlardan şu sonuç çıkıyor: bir başucu yazarı, gerçek bir büyücüdür aslında. Düşlerinize girer ve siz yokken evi karıştırır. (Adasız Deniz)
  • Bulutlar kararıp kararıp dağılıyor, yağmur sanırsın bir evsiz; yağacak yer arıyordu. İnsan nasıl da bağımlıdır böyle şeylere. Ruh halimiz, bana kalırsa, kapanan havanın, huzursuz yaprağın peşinde yürür. (Ve Bir Pars, Hüzünle Kaybolur)
  • İyilik, korkutucu oluvermişti. Kaçınılması gereken bir şey. Bu olmuştu sonunda. (Nar Kitabı)
  • "... hayat nedir ki başka. Sözlerin sarf edilmesinden, durup dururken. Sonra bu sözlerin anlamlandırılmaya çalışılmasından. Ama acıda, insanın insafıyla örülü bir şeyler var. Gölgede, belirsiz, ta eskilerden hız almış, her insanın yüzünde." (Kedi'çin Masallar)
  • İnsan zamanın birinde yüzünü serinletip geçen bir rüzgârı bile unutamaz. Sanki o rüzgâr hep o yerde durur ve bizimle yaşamımızı paylaşır. Ama sonra o da ölür, biz de. O da geçmiş olur, biz de. Bir bakıma, orada o rüzgâr estiği için biz biz olmuşuzdur. Zira o olmasaydı, bizim de o anımız olmayacaktı. (Tom Sawyer'in Kitap Okuduğu Kulübe)
  • Oysa insanoğlu genelde birbirini sevmez. Sevgi belki de insanoğlunun en büyük hatasıdır. (Sus Barbatus! 2)
  • İnsan sevdiğinin ölüsüne dokunmakta zorlanıyor. (İncir Tarihi)
  • Âşık olmuştu. Böyle bir durum insanın başına binde bir gelebilir ve. Geldikten sonra da onun hakkını vermeli. Hak önemli. Haksızlık olmaz. (Sus Barbatus! - 3)
  • Ağaçları da ölümleri nasıl büyüttüysek, öyle büyütmek gerek. (Zeytin Taneleri Birbirine Çarpıyor)
  • "...kitap okumak da bir yalnızlık biçimidir." (Tom Sawyer'in Kitap Okuduğu Kulübe)
  • Annemle babam birbirlerine o kdar güzel, uzun uzun bakıyorlardı ki, ben o zaman her şeyin yolunda olduğunu düşündüm. (Kaptan Kanca’nın Bir Macerası ve Öbür Yeni Öyküler)
  • Gece yine her zaman gecedir. Uyusan da, uyumasan da, fark etmez. (Köpekler İçin Gece Müziği)
  • Hayat çok büyük bir hayal kırıklığıdır. (Ve Bir Pars, Hüzünle Kaybolur)
  • Bahaneler böyledir, her şeyden önce, yazılması gerektiği için yazılmışlardır… (İncir Tarihi)
  • Güç. Güç insanı böyle yapar. İnsanı mutlu eder. Ama buradaki güç elbette, kişinin kendinde hissettiği güçtür. Yoksa başka türlü bir şey değil. Diyelim devletin elinde ki kaba güç gibi bir şey değil. (Sus Barbatus! - 3)