Kendine Söz Geçirme Sanatı: İRADE
Kendine Söz Geçirme Sanatı: İRADE
İrade, kökeni Arapça “rvd” olan; arzu etmek, yönelmek ve tercih etmek gibi anlamlar taşıyan bir kavramdır. Günlük hayatta ise daha sade bir karşılığı vardır: insanın kendine söz geçirebilme becerisi.
Ancak bu beceri çoğu zaman sandığımız gibi sınırsız değildir. İrade; içimizdeki istekler, dış dünyadaki koşullar ve bunlara verdiğimiz tepkiler arasında kurduğumuz dengeyle şekillenir. Bu yüzden irade, “canım ne isterse yaparım” demek değil; “ne yapmam gerektiğini bilip ona göre davranabilirim” diyebilmektir.
İnsan çoğu zaman neyin doğru olduğunu bilir aslında. Ama bilmekle yapmak arasında görünmeyen bir mesafe vardır. İrade tam da o mesafede kendini gösterir. Bazen başlamakta zorlanırız, bazen başladığımızı sürdürmekte. Kimi zaman da bırakmamız gereken bir şeyi bırakamayız. İşte irade; karar verebilmek, o kararın arkasında durabilmek ve gerektiğinde kendini durdurabilmektir. Bu yönüyle yalnızca bir “istemek” hali değil, aynı zamanda bir “yönetebilme” halidir.
Düşünür Nurettin Topçu, iradeyi insanın dış dünyadan aldığı etkileri bilinçle karşılayıp ona yön verebilmesi olarak tanımlar. Yani insan, yalnızca etkilenen değil; o etkiyi dönüştürebilen bir varlıktır. Kıymetli hocam Mehmet Dinç ise daha sade bir ifadeyle, iradeyi “yapmak istemediği halde yapması gerekeni yapabilmek ve yapmak istediği halde yapmaması gerekeni yapmamak” şeklinde açıklar. Her iki yaklaşım da bize şunu gösterir: İrade, insanın kendi üzerindeki en derin etkisidir.
Psikolog Roy Baumeister’in çalışmaları ise iradeye farklı bir pencere açar. “Baumeister’e göre irade, tıpkı bir kas gibidir.”Nasıl ki bir kas sürekli kullanıldığında güçlenir, aşırı zorlandığında ise yorulursa; irade de düzenli kullanıldığında gelişir, sürekli baskı altında kaldığında ise zayıflayabilir. Yani irade doğuştan sabit gelen bir özellik değil, zamanla güçlenebilen bir beceridir.
Ancak burada önemli bir gerçeği unutmamak gerekir: İradenin de bir sınırı vardır. Uykusuzluk, yorgunluk, stres, düzensiz beslenme ve yoğun karar verme süreçleri iradeyi tüketebilir. Gün boyunca sürekli kendini kontrol etmeye çalışan bir insan, akşam saatlerinde daha kolay pes edebilir ya da dürtülerine yenik düşebilir. Bu yüzden iradeyi yalnızca “güçlü olmak” olarak görmek doğru değildir; onu korumayı da bilmek gerekir.
Peki irademizi nasıl güçlendirebiliriz?
İradenin en zor tarafı, çoğu zaman dış dünyadan değil, insanın kendi içinden gelen dürtülerle mücadele etmesidir. İnsan bazen yapmak istemediği şeyleri yapmak zorunda kalır, bazen de yapmak istediği şeylerden vazgeçmek zorunda. Bu çelişki, iradenin en insani yönüdür aslında. Çünkü irade, kusursuz olmak değil; zorluklara rağmen yönünü koruyabilmektir.
Sonuç olarak irade; insanın kendini tanıması, sınırlarını fark etmesi ve buna rağmen yol alabilmesidir. Her seferinde mükemmel olmak değil; düştüğünde yeniden kalkabilmek, vazgeçmeden devam edebilmektir. Çünkü insanı hayatta ileriye taşıyan şey, ne istediği değil; o isteğin peşinden ne kadar gidebildiğidir.
PSİKOLOG RENGİN İLHAN
Editör: Beşir Şavur
