Mardin’de seçimin sonucunu okuma adına yaptığım bazı tespitleri sizinle paylaşmaya devam etmek istiyorum.

Geçen yazımda AK Parti’nin başarısızlığındaki birkaç etkeni yazmıştım. Bu etkenlerden biri olarak da mevcut teşkilatlardaki beceriksizliği ve ikiyüzlü çalışmalarını dile getirmiştim. Yönetimdeki çalışkan arkadaşların hakkını yememek üzerine fedâkarene bir şekilde partinin misyonunu taşıyan yöneticilerin de varlığını ve bu insanların zaman mevhumu gözetmeksizin partiyi daha ileriye götürme adına yaptıkları çalışmaları hatırlatmak isteyerek başlamak istedim.

Seçimlerden gerçekten de sürpriz sonuçlar alındı. En ilginç olanı seçimlerden herkesin memnun olmasıydı. Örneğin Türkiye’de rekor kıran AK Parti’nin Mardin’de 4 vekilden 3’e razı olması, oy oranını yüzde 44’lerden yüzde 32’lere düşürmesi ve bunu başarı olarak algılaması.  

AK Parti’nin Türkiye genelindeki başarısının yanında Mardin’deki başarısızlığını bir kez daha dikkatinize çekmek istiyorum. Çünkü 2007 seçiminde oy kullanan 244 bin seçmenin 105 bin oy alan AK Parti 2011’de ise oy kullanan 320 bin seçmenden sadece 103 bin oy alabildi.  Bunun başarılı olarak algılanması akla ziyan gibi bir şey.

2 MİLLETVEKİLİNE ZOR DİYORLARDI

Yönetime göre kendi oluşturdukları başarısız ortamdan başarı elde ettikleri için başarılıymışlar. Bu anlamda bana göre başarısız olan yönetim için İkbal Bey gibi toplu halde istifa etsinler demiyorum ama en kısa zamanda derin bir revizyondan geçmeleri gerektiğine inanıyorum. Çünkü seçim öncesi tahminlerini aldığım parti yönetimindekilerden bazıları ile partinin amigoluğunu yapan insanların bile kendi adaylarına sahip çıkmamalarının yanında, partinin 70-90 bin oyu zar zor alabileceklerini ve ancak 2 milletvekili çıkarabileceklerini ifade etmeleri bile bunun bir göstergesi. Onlar inanmadıktan sonra vatandaş nasıl inansın. Muammer Güler de gitsin 4 saatlik uyku ile seçim propagandasını yapsın, Abdurrahim Akdağ da kelle koltukta köy yollarını arşınlasın!

Dahası seçimden sonraki gün, il teşkilatının başarısızlığını adeta birinci sıra adayına yükler gibi, gidip onun posterini gün boyu parti önünde ters bir şekilde asılması veya buna göz yumulması bile bu partinin ciddiyetten ne kadar uzak, kurumsal kimlikten ne kadar yoksun olduğunun bir göstergesidir. Her şeyden öte ben bunu kendi milletvekillerine yaptıkları bir saygısızlık olarak görüyorum.    

DEMOKRATİK AÇILIMI ÇOK İYİ KULLANDILAR

BDP'nin bağımsız adaylarına gelince bence seçimden en kârlı çıkan onlardı. Mecliste bulunan 22 Milletvekili sayısını da 36'ya çıkararak, büyük bir başarıya imza atmış oldular. Milletvekili artışında yüzde 45'lere varan bir ortalama ile BDP seçimin galip gelenlerindendi ve Mardin’de oylarını 90 binden 165 binlere çıkararak tarihi bir rekora imza attılar. Eğer bir dahaki seçime kadar baraj düşmezde BDP yine bağımsızlarla seçime girmek zorunda kalırsa bu sefer 4 aday da gösterse bu oylar e bu oranla rahat bir şekilde kazanır.  

BDP’yi bu derece başarıya götüren en büyük etkenin yine AK Parti’nin başlatmış olduğu demokratik açılım olduğuna inanıyorum. Çünkü bunun hem menfi hem de müspet yönlerini çok iyi kullandılar. Yapılan yasal düzenlemelerle, BDP hiçbir engele takılmadan seçim propagandasını istediği şekilde kullandı. Bunun için de anadilde propaganda da var. Ki BDP’nin Mardin için hiçbir sandığa itiraz etmemesi de bunun bir göstergesi.

Diğer taraftan Başbakan’ın MHP oylarını alayım düşüncesi ile Kürt halkını bir anlamda göz ardı etmesi, bölge ve Kürt meselesi üzerinde yeteri kadar proje üretememesi ve daha çok milliyetçi muhafazakar seçmene hitap etmesi üzerine BDP bunu çok iyi kullanarak bunu da kendi lehine çevirmeyi bildi. Tabi arı gibi çalışan BDP teşkilatlarının ev ev dolaşıp insanları bire bir markaja almaları da oyların artmasında etkili oldu.  

BDP’yi başarı kılan diğer bir konu ise YSK’nın aldığı ve geri çekmek zorunda kaldığı kararlar. BDP bunun üstüne sonuçlanmayan KCK davları ile DTP’nin de kapatılmasını ekleyerek, kendisini mağdur gösterdi. Mağdur edebiyatı ile iyi pirim elde eden BDP’nin Barış, Demokrasi ve Emek bloğu ile Altan Tan, Şerafettin Elçi gibi bölgede sevilen isimlere yer vermesi de oylarının artmasında etkili oldu. Tabi başıboş AK Parti yönetimleri ile birbirileri ile kavgalı milletvekillerinin bölgede bıraktığı intiba da vatandaşların BDP’ye destek vermesini sağladı.

FISILTI GAZETESİ İYİ ÇALIŞTI

BDP’li okuyucularımı kızdıracağını bildiğim son etkeni de söyleyerek BDP dosyasını kapatmak istiyorum. Seçim öncesi görüştüğümüz bir köylünün oylarını vereceği adresi çeşitli etki, söylem ve polimiklerle değiştirilmeye çalışıldığını duyduk. Bu iddialar doğruysa eğer BDP'li dostlarımızın demokrasi anlayışı konusunda kafalarımızda soru işaretlerinin oluşması kaçınılmaz olur!...

Bunu anlatırken kimse yanlış anlamasın beni. BDP’nin aldığı oyların es geçilmesini istemiyorum. Herkesin 165 bin seçmenin iradesine saygı göstermesi gerektiği ve bu iradenin verdiği mesajların iyi anlaşılması gerektiğini de buradan bir kez daha ben söylüyorum.   

 Bağımsız aday Süleyman Bölünmez’e gelince. Seçim boyunca Mardin’e damgasını vuran bence Süleyman Bölünmez oldu.

29 BİN AZIMSANMAYACAK BİR OY

Usta siyasetçinin “Yaptıklarım, yapacaklarımın teminatıdır” sloganıyla başlattığı çalışmalarda hem çevresinin genişliği, hem de fanatiklerinin çokluğu tekrardan gözler önüne serilmiş oldu. Her ne kadar milletvekili seçilmek için gerekli oya ulaşamadıysa da Süleyman Bölünmez, 2002 seçimlerine göre oylarını 2’ye katladı. Aslında kendisi için hüsran anlamına gelen 29 bin oyun Süleyman Bölünmez’in herhangi bir partiye ve ideolojiye bağlı kalmadan bağımsız olarak alındığı göz önünde bulundurulursa bu oyu sağlamanın da başarı olduğunu söylemek mümkün. Çünkü Abdullatif Şener gibi bir siyasetçi bile kendi memleketinden 17 bin aldıysa, Bölünmez’in aldığı bu oyları daha iyi okuması gerektiğine inanıyorum.  Bölünmez, bağımsız değil de barajı aşan başka bir partide aday olsaydı belki şimdi milletvekili sıfatını almıştı.

Aslında ben halen Süleyman Bölünmez’in niçin aday olduğunu anlayabilmiş değilim. Çünkü kendisinin zaten milletvekilliğine ihtiyacı yok. Kendisi zaten daha önce bunu tatmış ve keyfini çıkarmış. Hizmet diyorsa da zaten parası ile yeterince hizmet verdi ve yapıyor.

Kendisini bu seçim sürecinde çok yıprattığına inanıyorum. Kendisi üzerinden çok şey konuşuldu. Çok şey tartışıldı.  Ve onun üzerinden birçok iddia ortaya atıldı. Kendisini en çok kendi yanındaki fanatiklerinin onu yıprattıklarına inanıyorum. Onu destekleyelim derken daha çok köstek oldular. Onun adına simsarlığa soyundular. Ve Mardin’deki seçimin kirlenmesine sebep oldular.

UNUTULMAMA DİLEĞİ İLE

Diğer partileri ve AK Parti yönetiminin diğer yönlerini başka bir yazıya bırakarak şimdiden yine her seçimden sonra tekrarladığımız beklentimizi hatırlatmak istiyorum. İnşallah 6 milletvekilimiz de Ankara’nın havasına, suyuna kanıp Mardin’i ve Mardinlileri unutmazlar. Kendi insanına kapıları örtüp, sorunlarını kulak ardı edip,telefon numaralarını değiştirmezler.