Sağlık Bakanlığı istatistiklerine göre dünyada yüzde 10, Türkiye'de yüzde 15 oranında görülen böbrek taşının Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yüzde 30 oranında görüldüğünü hatırlatan uzmanlar yöreye özgü beslenmedeki aşırı kırmızı et tüketimi başta olmak üzere iklim koşullarının ve az sıvı tüketiminin taş oluşumunu artırdığı uyarısında bulunuyor.
Bölgeden daha çok ''yan ağrısı'' şikayeti çok sayıda hastanın başvuruda bulunduğu Mardin Devlet Hastanesinde tetkikler sonucu bu hastaların yüzde 50'sine böbrek taşı teşhisi konulurken, yeni alınan ESWL cihazı ile ayda ortalama 20 hastaya da taş kırma operasyonu gerçekleştiriliyor. Hastalarda böbrek taşı hastalığının çokça rastlandığı yerlerden olan Mardin’de Devlet Hastanesi'ne yeni alınan cihaz ile böbrek taşları artık ameliyat gerek duyulmadan kırılabiliyor. Mardin Devlet Hastanesi'ne, son teknoloji ile donatılmış, sadece seçkin hastanelerde bulunan ESWL cihazı alındı. Konuyla ilgili bilgi veren Tıbbı Hizmetler Başkanı Dr.Rıza Dündar, böbrek taşı kırmada kullanılan cihaz ile bu konudaki sevklerin önüne geçildiğini söyledi.
SES DALGALARIYLA KIRILIYOR
Hastanede ESWL ünitesi kurulduğu bilgisini veren Tıbbı Hizmetler Başkanı Dr.Rıza Dündar, "1 ay önce hastanemize kazandırdığımız Türkiye'de sadece birkaç merkezde bulunan bu cihaz ile normal filmde görülen taşların yanı sıra görülmeyen taşlar da kırılabiliyor. 1 aydır hizmete sunulan bu cihaz sayesinde önceleri Diyarbakır ve Ankara'ya gitmek zorunda kalan hastalarımızı artık başarıyla tedavi ediyoruz. Taş kırma cihazı, böbrek ve idrar kesesindeki taşları, yüksek frekanstaki ses dalgaları yardımıyla dışarıdan kırmaktadır. Bu işlem esnasında hastaya gerek görülmedikçe narkoz verilmez ve bayıltılmaz. Bundan sonra hastalarımıza daha iyi bir hizmet verme şansımız olmaktadır ve diğer illere sevke gereksinim en aza indirilmiştir."dedi.
Mardin Devlet Hastanesinde görevli üroloji uzmanı Op.Dr. Fuat Kızılay yaptığı açıklamada, üriner sistem taş hastalığının üroloji pratiğinde en sık karşılaşılan hastalıklardan biri olduğunu, tüm dünyada yüzde 10 oranında görülen bu hastalığın Güneydoğu Anadolu Bölgesinde 3 kat fazla görüldüğünü söyledi. Dr. Kızılay, proteinden zengin gıdalarla beslenmek, iklimin sıcak olması ve kalıtımsal nedenlerin böbrekte taş oluşumunu artırdığını, tüm bu etkenlerin de Güneydoğu'da bulunması nedeniyle bölgede böbrek taşı görülme oranının yüksek olduğunu söyledi.
ET YERİNE OT YİYİN
Böbrek taşı hastalığının özellikle Mardin’de çok sık görüldüğünü de dikkat çeken Op.Dr. Fuat Kızılay bölgede yoğun görülmesinin başlıca etkenleri arasında yöreye özgü beslenme şeklinin geldiğini ifade ederek şunları söyledi:
''Bölgede kırmızı et tüketimi yaygın. Batıda haftada birkaç gün tercih edilen kırmızı et, bölgede her gün ve bazen günde 2 öğün tüketiliyor. Bu da taş oluşumunu artırıyor. Bunun yanı sıra bölgede hayvansal gıdaların tüketilmesi de yaygın. Burada sebze yemeklerine rağbet çok az. Bu da vücut bünyesinde dengesizliğe yol açıyor. Bizlerde böbrek taşı oluşumuna karşı vatandaşlara et yerine biraz da ot yeyin. Yani sebzelerle vücudunuzu koruyun uyarısında bulunuyoruz. Hava sıcaklığının bölgede yüksek olmasına rağmen sıvı tüketiminin yetersiz olması, asitli içecekler kahve ve tuzlu yiyeceklerin çokça tüketilmesi de taş oluşumunu etkiliyor.''
Mardin’de ilk defa kurulan ESWL cihazı ile Mardin başta olmak üzere Şırnak ve ilçelerde hastalardan tüm benzer şikayetlerle geldiklerini yapılan kontrol ve tetkiklerin ardından bu hastalara böbrek taşı teşhisi koyduklarını vurgulayan Kızılay, üroloji bölümünde ayda gerçekleştirdikleri ameliyatlardan 50'sinin taş kırma işlemi operasyonu olduğunu belirtti.
BÖBREK TAŞI NASIL OLUŞUR?
Hastalığın bölgede en sık 20-50 yaş arasında görüldüğünü ifade eden Dr. Kızılay, “Böbrek taşları idrarda kristalleşen minerallerin oluşturduğu ve böbreğin iç kısmında büyüyen sert oluşumlardır. Normalde idrar bu kristalleşmeyi engelleyen kimyasallar içerir. Ancak bu engelleyicilerin yetersiz kaldığı kimselerde idrarda kristaller oluşur. Taş hastalığında ağrı, idrarda yanma ve idrarda kanama gibi belirtilerinin yanında bazen hiçbir belirti de vermeyebilir. Sonucunda ise böbrek kaybına yol açabilir. Bu nedenle bu hastalıkta erken tanı ve tedavi oldukça önemlidir. Geç kalındığı durumlarda taş tedavi edilse bile böbrekte düzelmeyen kalıcı hasarlara yol açabilir. Bundan dolayı belli aralıklarla ihmal etmeden mutlaka bir üroloji uzmanına gözükülmelidir.”dedi.
Böbrek taşının daha çok erkeklerde görülmesinin başlıca nedeninin erkeklerin dışarıda proteinden yüksek gıdalarla beslenmesine bağlı olduğunu ifade eden Kızılay, bu etkenlerin ürik asit taşlarının oluşumuna neden olduğunu belirtti.
ERKEKLERDE DAHA ÇOK GÖRÜLÜR
Erkeklerin kadınlara oranla daha fazla böbrek taşı riski altında olduğunu hatırlatan Dr.Kızılay ayrıca şu uyarılarda bulundu:
“Erkeklerin özellikle gün ortasında ızgara başta olmak üzere kırmızı et ağırlıklı beslenmelerinden dolayı kadınlara oranla taş görülme olasılığı daha yüksek. Dengeli beslenmeye özen göstermeliyiz. Öğün atlamadan ve bol sıvı ve sebze tüketerek beslenmeye alışmalıyız. Kış mevsiminde 1.5 litre, hava sıcaklığının artış gösterdiği aylarda ise 1.5-3 litreye kadar sıvı tüketimini artırmalıyız. 70 kilogram ağırlığındaki bir kişinin günlük protein ihtiyacı 70 gramdır. Günde 2 su bardağı süt veya yoğurt, günlük 3 köfte kadar et, 2-3 yemek kaşığı katı, sıvı veya karışık yağ, yarım kilo meyve ve sebze ile bol su tükettiğimizde böbreklerde taş oluşma riskini kesinlikle önlemiş oluruz.''
Böbrek taşı nedir? Nasıl oluşur? Vücuda nereden gelir?
Böbrek taşları idrarda kristalleşen minerallerin oluşturduğu ve böbreğin iç kısmında büyüyen sert oluşumlardır. Normalde idrar bu kristalleşmeyi engelleyen kimyasallar içerir. Ancak bu engelleyicilerin yetersiz kaldığı kimselerde idrarda kristaller oluşur. Kristal aşamasında böbreği terk eden parçacıklar herhangi bir yakınmaya neden olmazlar. Eğer bu kristaller böbrekten biran önce atılmazlar ve bir araya gelip yapışırlarsa böbrek taşı için çekirdek kısmı oluştururlar. Daha sonra bu çekirdek üzerine özellikle kalsiyum tuzlarının gelip çökmesi ile böbrek taşı teşkil etmiş olur. Çeşitli tipte böbrek taşları olmasına karşın en sık görülen taşlar kalsiyum tuzları ile oksalat veya fosfat minerallerinin birleşmesinden oluşanlarıdır ve böbrek taşlarının 80`ini bu taşlar oluşturur. Böbrek taşlarının nasıl oluştukları tam olarak bilinmemektedir. Böbrek taşı oluşumunda rol alan bu mineral ve tuzlar normal diyetle aldığımız besin öğeleridir ve kemik, kas gibi önemli dokuların yapıtaşlarıdırlar. Bu maddeler idrarda bir denge halinde çözülmüş şekilde her zaman mevcutturlar. Safra kesesi taşları ile böbrek taşlarının bir bağlantısı yoktur. Vücudun faklı organlarında, farklı sebeplerden oluşan ve farklı yapılardaki taşlardır. Bu iki taştan birinin olması diğeri için bir risk faktörü teşkil etmez. Böbrek taşı kimlerde oluşur? Ülkelere ve ırklara göre değişen sıklıkta olmak üzere dünya üzerindeki tüm toplumlar böbrek taşından etkilenirler.
Dünya üzerinde bazı bölge ve ülkeler taş hastalığı açısından diğerlerine göre daha şanssızdır. Türkiye taş hastalığı açısından riskli bir coğrafyadadır. Taş hastalığı daha sık olarak 20–40 yaş arası insanlarda görülür. Ancak bebeklik dönemi dahil tüm yaşlarda karşımıza çıkabilir. Erkekler, kadınlara oranla biraz daha şanssızdırlar ve böbrek taşı erkeklerde kadınlara oranla 2–3 kat daha sık görülür.
Ailesinde taş hastalığı daha sık olan kişilerde
böbrek taşı görülme olasılığı genetik yatkınlığa bağlı olarak daha sıktır.
Çocukluk çağı taş hastaları araştırıldığında bu çocukların önemli bir kısmında
taş oluşumu için risk teşkil eden anatomik ya da metabolik bir bozukluğun
olduğu görülmektedir. Ancak taş hastası bir erişkin ise bu hastada neden taş
oluştuğuna ait bir sebep genellikle ortaya konamamaktadır. Bu taş hastalarında
taş oluşumuna sebep olan olası faktörler şu şekilde sıralanabilir: —Genetik
yatkınlık —Yetersiz sıvı tüketimi —Sıcak iklimde yaşıyor olmak . Bunlar dışında
özellikle diyet gibi faktörlerin taş oluşumunda önemli etkisi
ispatlanamamıştır.
Böbrek taşının belirtileri nelerdir?
Aşağıdaki belirtilerin
bir veya birden çoğu devamlı ya da aralıklı olarak böbrek ya da idrar
kanallarındaki taşlara bağlı görülebilir: • Ağrı-çoğunlukla ani, kıvrandırıcı
ve acil servise gitmeyi gerektirebilir. • Bulantı, kusma-özellikle ağrılı
dönemde • Sık idrara çıkma ve idrarın yanması • İdrarda kanama • Ateş • Taş ya
da taşların idrar kanallarını tam tıkaması nedeniyle İdrar çıkışının
durmasıdır.
Böbrek taşının tanısı nasıl konur?
Günümüzde böbrek ve idrar kanallarındaki taşların
tanısı oldukça etkin bir şekilde konabilmektedir. Hastaların çoğunda idrar
testi, röntgen ve/veya ultrasonografi yardımı ile taş saptanabilmektedir.
Böbrekteki taşlar ne olacak?
Böbrek taşlarının
önemli bir kısmı herhangi bir girişime gerek olmaksızın kendiliğinden böbrekten
ve idrar yollarından geçerek vücut dışına atılır. Bu halk arasında taş düşürme
denilen ve genelde sancılı olan bir süreçtir. Bir böbrek taşının kendiliğinden
düşüp düşemeyeceğini belirleyen en önemli kriter taşın boyutudur. Taş ne kadar
küçükse kendiliğinden düşme şansı o kadar yüksektir. İdrar kanallarından
geçebilecek boyutu aşmış bir taşın kendiliğinden düşme şansı yoktur. 4 mm ve
altı boyuttaki taşların %90`ı kendiliğinden düşebilirler. 6 mm`den büyük
taşların kendiliğinden düşme şansları azdır ve çoğunlukla bir girişime gerek
duyulacaktır. Günümüzde girişim gerektiren taşların tedavisinde en sık
kullanılan ve hastayı cerrahiye gitmekten kurtaran taş kırma yöntemi taş
hastalığının tedavisinde çığır açmıştır.
Taş Kırma-ESWL ESWL (Extracorporeal Shock Wave Lithotripsy - Vücut dışından şok
dalgalarıyla taş kırma) günümüzde böbrek taşlarının tedavisinde en sık ve
güvenle kullanılan tedavi yöntemidir. Bu yöntem vücut dışından gönderilen şok
dalgalarının taşa çarparak onu kırması esasına dayanan ve açık cerrahinin
aksine çevre dokulara zarar vermeden çalışır. Burada taşlar kum taneleri gibi parçalanırlar
ve idrarla kolaylıkla atılabilecek hal alırlar. ESWL böbrek taşlarının
cerrahiye gerek kalmadan ortadan kaldırılmasına olanak sağlayan, cerrahiye göre
daha konforlu, daha risksiz ve daha ucuz bir tedavi yöntemidir. Nekahet dönemi
cerrahiyle kıyaslanmayacak derecede kısadır.
Taş nasıl kırılıyor?
ESWL (taş kırma) cihazları yüksek basınçlı şok
dalgaları üretirler. Bu şok dalgaları hastanın cildine iletildikten sonra
hastanın yumuşak dokularından zarar vermeden geçerler. Böbreği de geçen şok
dalgaları bir x-ray ya da ultrason yardımı ile odaklandırıldıkları yani
hedeflendirildikleri böbrek taşına çarparlar. Taş sınırında enerji açığa çıkar
ve bu taşı genleştirir ve bu da taşın kenarlarında küçük çatlamalara sebep
olur. Aynı etki şok dalgası taştan çıkarken de oluşur. Etkili şoklarda
çatlaklar açılıp kapanarak, büyük çatlaklar içinde küçük çatlaklar oluşur.
Tekrarlanan şok dalgalarının sonucunda taş böbreklerden çıkıp, üreterlerden
kolaylıkla geçebilecek ve idrarla rahatlıkla atılabilecek boyutta küçük
parçalar haline ufalanmış olur.
ESWL işlemi nasıl uygulanır?
Hasta ESWL cihazının
yatak benzeri masasına yatar ve yatış şekli bu masanın ortasında yaralan su
yastığının taşın bulunduğu bölgeye denk gelecek şekilde ayarlanır. Şok
dalgaları bu su yastığının içerisinden hastanın vücuduna gönderilecektir. Hasta
ESWL masasına yerleştirildikten sonra bir x-ray cihazı ya da ultrasonografi
yardımı ile taş belirlenir ve şok dalgalarının taşa tam isabet edeceği şekilde
odaklama yapılır. İşlem başlatıldığında cihaz otomatik olarak taşı hedefleyecek
ve şok dalgaları sürekli olarak taşa isabet edecektir. Bu işlem taşın tamamen
kırıldığı görüldüğünde veya işlemi gerçekleştiren doktorun belirlediği maksimum
şok sayısında ulaştığında sonlandırılacaktır. İşlem genellikle 45 dakika ile 1
saat arasında sürmektedir.
ESWL işlemi ağrılı mıdır?
ESWL tedavisi hastaneye yatmaksızın
gerçekleştirilir. Anesteziye çocuk hastalar dışında nadiren gerek
duyulmaktadır. İşlem sırasında hastanın hissettiği şok dalgalarının ciltten
geçerken yarattığı hafif batmalardan ibarettir. Yeni kuşak ESWL cihazlarında
işlem oldukça ağrısız ve konforludur. Ve ayrıca işlem sırasında şok
dalgalarının yarattığı güçlü bir ses duyulur. İşlem sırasında ağrı hissedilmesi
durumunda bir ağrı kesici uygulamasının ardından işleme devam edilebilmektedir.
Tedavi sonrasında tedavi bölgesinde hassasiyet ve morarma görülmesi normaldir.
Ağrı için birkaç gün ağrı kesiciler kullanılabilir.
ESWL her hastaya uygun mudur?
Her böbrek taşı ESWL için uygun olmamakla
birlikte ESWL tedavi gerektiren taşların %70`i için uygun bir tedavi
seçeneğidir. ESWL gebeler ve kanama bozukluğu olanlarda kesinlikle uygulanmaz.
İdrar yolu enfeksiyonu olanlarda önce enfeksiyon tedavi edilmeli sonra ESWL
uygulanmalıdır. Taşa yakın bölgedeki aort anevrizması varsa önce bu tedavi
edilmelidir. Kalp pili olanlarda ESWL uygulanırken dikkatli olunmalıdır. Aşırı
şişman ve vücudunda ciddi şekil bozukluğu olan kimseler taş odaklaması
yapılamayacağından ESWL için uygun adaylar değildir.
ESWL`nin avantajları nelerdir?
• Etkili ve güvenlidir.
• Cerrahiye gerek bırakmadan tedavi sağlar.
• Hastanede yatmayı gerektirmez.
• Vücutta yara oluşturmadan tedavi eder.
• İyileşme süresi çok kısadır.
• Etkinliği milyonlarca insan üzerinde gösterilmiştir.
ESWL ne kadar başarılı bir yöntemdir?
Bu yöntemde başarı taşın 3 mm den küçük
parçacıklar haline getirilmesi ve böbrekten temizlenmesidir. Başarı taşın
cinsine, sertliğine, büyüklüğüne ve idrar yolunda yerleştiği yere göre değişir.
ESWL bütün taşlarda başarı sağlayamaz. Tek bir seansta kırılabilen taşlar
olabileceği gibi tekrarlayıcı seanslara da ihtiyaç duyulabilir. Ortalama bir
başarı oranı vermek gerekirse ESWL ile böbrek taşlarının %80`i ESWL sonrasında
böbrekten temizlenirler. Başarıda en önemli faktörler: taşın özellikleri,
kullanılan cihaz ve işlemi gerçekleştiren ekibin deneyimi şeklinde
sıralanabilir.
ESWL böbreğe zarar verir mi?
ESWL tedavisinin uzun
dönemde böbrekte bıraktığı hasar çok azdır veya yoktur. Ancak çok büyük ve
yaygın taşlarda aylarca sürekli ESWL uygulandığında böbrekte hasarın
artabileceği ve hipertansiyon gelişebileceğine dair çalışmalar bulunduğundan
3–4 seans sonrasında kırılıp temizlenmeyen taşlarda ESWL tedavisine devam
etmenin gereği yoktur. Çok büyük taşlarda tek seansta taşların ortadan
kaldırılabildiği Perkütan Nefrolitotomi denilen modern cerrahi yönteme
başvurmak gereklidir. ESWL sonrasında idrarda hafif kanama olağandır ve birkaç
gün içerisinde düzelir. Ciddi böbrek kanamaları nadirdir ve özellikle kanama
bozukluğu olan kimselerde görülebilir. ESWL sonrasında görülebilecek önemli
sorunlardan birisi büyükçe taş parçalarının idrar kanalından geçemeyerek kanalı
tıkaması ve idrar akışını durdurmasıdır. Bu durum oldukça ağrılı seyredebilir.
Bu durumda kanalı tıkayan taş parçalarına ek ESWL uygulaması yapılabilir ya da
endoskopik yöntem ile idrar kanalı taştan arındırılır.
ESWL sonrasında yapılması gerekenler nelerdir?
İşlem sonrasında hastanın günlük yaşantısından geri kalmasının gereği yoktur. Ortaya çıkan taş kırıntılarının dökülmesi için kişinin hareket etmesinin ayrıca önemi vardır. İşlem sonrasında hastanın yapması gereken en önemli şey bol su içmektir. Bol idrar üretimi taş parçacıklarının böbrekten kolay atılmasını sağlarken idrar yolu enfeksiyonu gelişme riskini de ortadan kaldırır. Doktorun belirleyeceği süre sonrasında taşın durumu kontrol edilir ve gerekirse ek seanslara devam edilir.

Yorumlar
0 yorum