Doğum Tarihi: 10 Mart 1986
Doğum Yeri: Lefkoşa
Emrah Öztürk kimdir?
10 Mart 1986’da Lefkoşa’da doğdu. Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo TV Sinema Bölümü’nden 2008’de mezun olduktan sonra Sunderland Üniversitesi’ndeki Film ve Kültürel Çalışmalar üzerine yaptığı yüksek lisansını 2010’da tamamladı. Sinema filmlerinde ve televizyon programlarında çalıştı. Halen İstanbul’da sinema eğitmenliği yapmakta, Fil’m Hafızası adlı sinema platformunda sinema yazıları yazmakta ve editörlük görevini sürdürmekte. Çekmiş olduğu kısa filmler, başta Altın Koza ve Boston Türk Filmleri Festivali olamak üzere çeşitli festivallere seçilip dereceye girdi.
--reklam--
Emrah Öztürk Kitapları - Eserleri
- Anlatamıyorum
- Limon Yağmuru
--reklam--
Emrah Öztürk Alıntıları - Sözleri
- Bir sözcük öğrettin bana, bin sözcükle anlatamıyorum. (Anlatamıyorum)
- Unutmayın hanımım, hakikat, mucizeden daha üstündür. (Anlatamıyorum)
- Hem siz söyleyin, kalpte böyle dağlanmış bir yara varken susulur mu hiç? (Limon Yağmuru)
- “Sana geldim, kollarına geldim, seni öpmeye, dünyanın son gününde seninle ölmeye geldim.” diyemiyorum. (Anlatamıyorum)
- Bizim bütün bunları bilip de bilmezliğimiz… (Anlatamıyorum)
- Gelmeyenin ördüğü bir kozanın içinde yaşamakta olduğunu, kendini, kendi isteklerini sürekli ötelediğini, bastırdığını, geri çektiğini fark etti. Ki kötü bir şey de değildi bu, şayet çıkıp gelse hepsi bir manaya kavuşacaktı. (Anlatamıyorum)
- İstenmeyen, beğenilmeyen, sürekli dışlanan insanın gururu nasıl kırılır bilir misin? Sevilmemek, kabul edilmemek nasıl bir acıdır, bilir misin? (Anlatamıyorum)
- Hep tek kişilik sanırım hayat, hep tek. (Limon Yağmuru)
- “Ne de olsa hepimiz aynı acının dilsiziyiz.” (Limon Yağmuru)
- “Her şey yerli yerinde ama hiçbir şey bıraktığım gibi değil.” (Limon Yağmuru)
- İnsan yalnız ve yalnız kendine dayanmalı. (Limon Yağmuru)
- Bu bir rüya. Ama uyanmıyorum. (Limon Yağmuru)
- Dünyada eşit derecede birbirine aşık çiftler yoktur muhtemelen, sadece tahammül eden, katlanan, alışmaya, uyum sağlamaya çalışan insanlar vardır. *Annemle babam gibi. (Limon Yağmuru)
- Senin canın değersizse benimkinin ne suçu var? Sen beni kendinle birlikte kavgaya sokacak kadar düşüncesizsen, ben de oradan kaçacak kadar korkağım. (Anlatamıyorum)
- Gül desenli beyaz fincanda ılıyan sütlü çay. (Limon Yağmuru)
- Acılarla perişan,hayallerle yaralı (Limon Yağmuru)
- ...koca bir tufanmış kapının dışındaki dünya, ne yaparsam yapayım beni de sürüklüyormuş, içip güzel olmak günahmış, yalan söylemek, hak yemek değilmiş, kesik baş gibiymiş bakışlarım, suçluymuşum, böyle yaşamaktan başka çarem yokmuş... (Limon Yağmuru)
- "İnsanın kaderini içinde bulunduğu durumlar belirler,kalbi değil" der hep. (Limon Yağmuru)
- Keşke kent hep böyle ıssız,sakin olsa. Böyle savunmasız,dilsiz. Tamamen bana bırakılmış. (Limon Yağmuru)
- “Bakın, manzarası ne güzel! Tüm şehir ayaklarınızın altında!” demişti emlakçı. Bir kenti ayaklar altına almanın güzel manzara diye değerlendirildiği bir dönemdi işte. (Anlatamıyorum)
Yorumlar
0 yorum