Faslı Yazar, Sosyolog Eva Illouz edebi kişiliği, hayat hikayesi ve eserleri merak ediliyor. Kitap severler arama motorlarında Eva Illouz hakkında bilgi edinmeye çalışıyor. Eva Illouz hayatını, kitaplarını, sözlerini ve alıntılarını sizler için hazırladık. İşte Eva Illouz hayatı, eserleri, sözleri ve alıntıları...

Doğum Tarihi: 30 Nisan 1961

Doğum Yeri: Fes, Fas

Eva Illouz kimdir?

On yaşındayken ailesiyle birlikte Fransa’da yaşamaya başladı. Paris’te sosyoloji, edebiyat, iletişim okudu. Çeşitli ödüller aldı, iki kitabı Amerikan Sosyoloji Derneği tarafından onur ödülü ve en iyi kitap ödüllerine layık bulundu. 2009 yılında önde gelen Alman gazetesi Die Zeit tarafından “yarının düşünce biçimini değiştirebilecek yaşayan on iki düşünür”den biri seçildi. Kudüs İbrani Üniversitesi’nde sosyoloji profesörü, Bezalel Güzel Sanatlar ve Tasarım Akademisi’nin ilk kadın başkanıdır. 80 makale ve kitap bölümü, 7 kitap yazan Eva Illouz’un kitapları 15 dile çevrilmiştir.

--reklam--

Eva Illouz Kitapları - Eserleri

  • Soğuk Yakınlıklar
  • Aşk Neden Acıtır

--reklam--

Eva Illouz Alıntıları - Sözleri

  • Dahası modern aşkın özelliği sadece hayal kırıklığı değil, ayrıca hayal kırıklığı öngörüsüdür. Sex and the û'ty’deki kah­ raman şöyle ifade eder: "Bir erkek bana romantik olduğunu her söylediğinde çığlık atmak istiyorum. Bunun tek anlamı adamın sana romantik bir gözle baktığıdır. Gerçek olur olmaz, yani fantezilerindeki rolün sona erdiğinde sana olan ilgisini kaybeder. Romantikleri tehlikeli yapan da budur. Onlardan uzak durun."2 Bu karakter, moderniteyi karşıdakiniıı (ya da kendisinin) hayal kırıklığı yaşayacağı beklentisinde gösterir ve tam da bu açıdan Emma Bovary’den farklıdır. (Aşk Neden Acıtır)
  • Edimsel duygular rejiminde aslolan, kişinin davranışları­ nın niyetiyle örtüşmesi gerektiği yönündeki kritik toplumsal kuraldır. Örneğin 1879 tarihli bir görgü kuralları el kitabı şu talimatları verir: Bir beyefendinin hanımefendilere yönelik davranışları. Beyefendiler hanım arkadaşlarını konsere, operaya, baleye vs. davet etmekte, evlerinde ziyaret etmekte, on­ larla birlikte at ve araba yolculuğu yapmakta ve arka­ daşlıklarının uygun olduğu tüm genç hanımlarla anlaş­ makta özgürdürler. Ne var ki genç bir beyefendi tek bir genç hanıma yakın ilgi göstermek suretiyle diğerlerini göz ardı eder etmez, o genç hanıma ondan hoşlandığını farz etmesi için bir sebep sunmuş olur ve nişanlanacak­ larına inanmasına neden olabilir, böyle bir şey söyle­ memesine rağmen. Evlilik düşünmeyen bir beyefendi herhangi bir hanıma özel bir ilgi göstermemelidir.2 (Aşk Neden Acıtır)
  • ücretli porno sitelerinin %95'ini erkekler ziyaretçiler oluştu­ rurken, kadınların cinselliğe duyguları dâhil etmesi hâlâ daha muhtemeldir. Kaldı ki duygulardan kopuk seksin yaygınlaş­ ması, her bir cinsel kahramanın gerçek his ve niyetlerinin yo­ rumlanmasında daha büyük zorlukları da beraberinde getirir. (Aşk Neden Acıtır)
  • 19.yüzyılın sonunda fakirliğin, şüpheli bir ahlakın ya da zayıf karakterin değil, sistemli bir ekonomik sömürünün sonucu olduğunu iddia etmek ne kadar radikalse, aynı şekilde şimdi de özel hayatlarımızdaki başarısızlıkların zayıf bir ruhun sonucu olmadığını, daha ziyade geleneksel düzenlemeler tarafından biçimlendirilen duygusal hayatımızdaki ani değişikliklerinin ve mutsuzlukların sonucu olduğunu iddia etmek o denli zorunludur. (Aşk Neden Acıtır)
  • Romantik mutsuzluk genel olarak kaçınılmazdır ve kişinin kendi kendisine yol açtığı bir durumdur. (Aşk Neden Acıtır)
  • Tutkunun ve erotizmin kaybolması, eşitliğin ortaya çıkar­ dığı iki kültürel anlayışla ilişkilidir: Belirsizlik ve ironi. Eğer William James'in öne sürdüğü gibi duygular "gelecekteki belirsizliği ortadan kaldırmaya"1yarıyorsa, o hâlde görüldüğü üzere, akılcılaşma süreci kesinliğe ulaşma kapasitesine zarar vermiştir ve bunun sonucu olarak da belirsizlik ve ironi, ro­ mantik ilişkilere hükmeder duruma gelmiştir. (Aşk Neden Acıtır)
  • Kültürel açıdan bakıldığında bağlanma fobisi iki şekilde yaşanabilir: Hedonik bağlanma fobisinde bağlanma, kişiyi mutlu eden ilişkiler yaşama nedeniyle ertelenir. İsteksizliğe bağlı bağlanma fobisinde bağlanmayı isteme, yani ilişki iste­ me kapasitesi tehlike altındadır. Bu farkı anlatmanın bir baş­ ka yolu da şudur: İlk kategori bir dizi ilişki yaşamak ve bir partnere bağlanamamaktır1; diğer kategori ise ilişki yaşamak isteyemeyenlerden oluşur. Birincisi arzu çokluğu, İkincisi ise arzu eksikliğiyle anlatılabilir. İlki, seçenek bolluğu içinde bir nesnede karar kılma zorluğuyla ifade edilir. İkincisinde ise hiç kimseyi istememe sorunu söz konusudur. (Aşk Neden Acıtır)
  • Aşkın özelliği olan gereklilik, iradenin hareketlerini, buyurgan ve kaçınılmaz bir tutku artışıyla ya da irade­ nin mağlup edildiği ve etkisiz hâle getirildiği bir zorla­ mayla sınırlamaz. Kısıtlama, tam tersi kendi irademiz den kaynaklanır. Bizi kısıtlayan, herhangi bir dış ya da yabancı güç değil, kendi irademizdir. (vurgu bana ait)1 (Aşk Neden Acıtır)
  • Bağlanmanın doğasını daha fazla anlamak adına Amartya Sen’in duygudaşlık ve bağlanma arasında yaptığı ilgi çekici ayrıma bakabiliriz. "Başkalarının işkence gördüğü fikrinden son derece rahatsızsam,” diye yazar Sen, "bu bir duygudaş­ lık durumudur. Öte yandan eğer bu düşünce beni kişisel olarak rahatsız ya da sıkıntılı yapmıyor, yine de bunda ciddi şekilde bir sorun olduğunu düşünmeme yol açıyorsa bu da bir bağlanma durumudur. Dolayısıyla bağlılığa dayanan bir davranış kelime anlamıyla ve ahlaki olmayan anlamda ta­ mamen bencillikten uzaktır, yani kişinin özünü etkilemez.”2 Bu tanımın izinden giderek bağlanmanın öncelikli olarak ya da başlı başına bireysel duygular tarafından harekete geçirilmediği söylenebilir. Benzer bir farkın bağlanmaya ve gerçek duygulara dayanan evliliği betimlediği söylenebilir. İkincisi, iki bağımsız duygusal bireyi uzlaştırma ve bağdaş­ tırma çabasına dayanır ve her şeyden önce bir araya gelme nedenleriyle aynı duygusal koşulları sürekli olarak yeniden yaratmalıdır. Buna karşın bağlanma, bireyselleşmiş duygu­ sal benlikten kaynaklanmaz ve süregelen duygusal istekleri tatmin etme amacı taşımaz. Duygular bir ön koşul değil, top­ lumsal rollerin sonucudur. (Aşk Neden Acıtır)
  • On dokuz ülkeden yaklaşık 11 bin internet kullanıcısıyla anket yapan 2010 BBC World Service’in global anketine göre1 tüm internet kullanıcılarının % 3 0 ’u hayatları boyunca en az bir kere kız ya da erkek arkadaş aramıştır; Pakistan ve Hin­ distan gibi bazı ülkelerde oran %60'dır. Üniversitelerarası düzenlenen aşk hikâyeleri yarışmalarından birinde New York Times, rastgele cinsel ilişkilerden internet teknolojisinin ara­ cılık ettiği ilişkilere gidiş olduğu yönünde geniş çaplı bir deği­ şim olduğunu ortaya koymuştur. (Aşk Neden Acıtır)
  • Birine âşık olunduğunda ve özlem duyulduğunda kişi dai­ ma yok sayılma ve aşkının karşılıksız olduğunu görme riskiyle karşı karşıyadır. Kişinin arzusunun gerçekleşmediğini görme korkusu aşk deneyimini (potansiyel olarak) oldukça dönüşlü bir hâle getirir. Ve bu dönüşlülük, onaylanmanın kişisel değer duygusunu belirleyen özerklikle çatışması ve etkileşime gir­ mesiyle üretilir. Dolayısıyla onaylanma, kültürün onaylanma ritüellerini yerine getiren kişinin ve karşısındakinin özerkli­ ğinin eşzamanlı olarak onaylanması gerektiği yönündeki bi­ rey tanımıyla kısıtlanır. (Aşk Neden Acıtır)
  • ("ahlak”sosyal sınıfa dayanan görgü kurallarının ve davranış­ ların sergilenmesine bağlıydı).1Seksilik medya-moda-kozme- tik endüstrilerince çok çeşitli kadına hitap edecek hiçimde şe- killeııdiriidiğinden, ahlak kurallarından ve sosyal sınıftan bir dereceye kadar bağımsız hâle gelmişti. Angelina Jolie sınıfsız seksilik kurallarının bir simgesidir: yani prensipte herhangi bir kadın tarafından örnek alınabilecek ve erişilebilecek ku­ rallar. Dolayısıyla bunun muhtemel bir etkisi de seksiliğin, homogaminin geleneksel modellerini yıkabilecek olmasıdır. Yani güzellik ve seksiliğin sosyal tabakayla örtüşmesi gerek­ mediği, aslında daha az varlıklı ve eğitimli kadınların güçlü bir erkeğe ulaşması için alternatif bir yol çizdiği düşünüldü­ ğünde, seksiliğin meşru olması evlenmek ve sınıfın gelenek­ sel hiyerarşisini para karşısında sarsmak için birçok yol su­ nar. "Bu [erotik] hiyerarşi toplumun en alt sınıflarında diğer sınıflardan daha belirgin olabilir; çünkü fakirler, güçlü olma­ yanlar ve eğitimsizler her açıdan en alt konumda yer alırlar ve dolayısıyla erotik sıralamanın sunduğu mükâfatlara daha çok başvurabilirler."2 Bu, sonuç olarak evlilik piyasasının cinsel sosyal alana -seksin yaşandığı bir alana- müdahale etmesi, çakışması, hatta kimi zaman onun yerini alması ve bu cinsel alanda birbiriyle rekabet eden daha birçok rakip olması an­ lamına gelir: Örneğin varlıklılar, eğitimliler ve varlıklı olan ya da olmayan ama cinsel çekiciliği olan kişiler. (Aşk Neden Acıtır)
  • Duygu tek başına bir eylem değil, bizi bir davranışa iten, bir davranışa belirli bir "ruh hali" veya "renk" veren içsel bir enerjidir. (Soğuk Yakınlıklar)
  • Duygu tek başına bir eylem değil, bizi bir davranışa iten, bir davranışa belirli bir “ruh hali” veya “renk” veren içsel enerjidir. Dolayısıyla duygu, davranışın “enerji yüklü” yanı olarak tanımlanabilir ve bu enerjinin de bilişi, duygulanımı, değerlendirmeyi, güdülenmeyi ve de bedeni eş zamanlı olarak kapsadığı görülür. (Soğuk Yakınlıklar)
  • (Soğuk Yakınlıklar)
  • On dokuzuncu yüzyılda sadakat ve bağlılık, aşkın önemli kanıtları olarak kabul edilirdi. Ancak burada yetersiz görülür; çünkü aşk sürekli, sonsuz bir "onaylanma" süreci olmalıdır: Yani kişiyi ve değerini tekrar tekrar onaylamalıdır. (Aşk Neden Acıtır)
  • Aşk, kadınların toplumda yoksun oldukları ahlaki statü ve saygınlığı vadediyor ve toplumsal kaderlerini yüceltiyordu. Anne, eş ve aşık olarak başkalarına bakmak ve sevmek. Dolayısıyla tarih boyunca aşkın son derece karşı konulamaz olmasının nedeni, toplumsal cinsiyet ilişkilerinin kalbindeki köklü eleştirileri güzelleştirerek gizlemesiydi. (Aşk Neden Acıtır)
  • Çok sayıda insan sanal flörte büyük bir endişeyle yak­ laştıklarını, sonra sunduğu keyif ve açık büfeyi andıran cazibesi sebebiyle bu tür bir flörtü çabucak benimse­ diklerini, yazıştıkları kişinin gerçek aşkları olduğu­ nu hayal etmeye başladıklarını ve sonunda fotoğra­ fına benzemeyen ya da e-posta mesajlarındaki gibi konuşmayan gerçek, kusurları olan bir insanla yüz yüze görüştüklerinde büyük bir hayal kırıklığı yaşadıklarını ifade ederler, (vurgu bana ait)1 (Aşk Neden Acıtır)