Yeni eğitim öğretim yılında okulların mevcut fiziki koşulları ve teknolojik imkanları, geçtiğimiz yıl Siverek ve Kahramanmaraş'ta yaşananların ardından alınan tedbirler gibi birtakım maddeleri gündemine alan İdeal Eğitim Vakfı Genel Başkan Yardımcısı Fatih Taş; öğretmen atamaları ve yaşanan mağduriyetler karşısında yapılan ücretli öğretmen görevlendirmeleri ile seçmeli derslerde öğretmen norm durumlarını değerlendirdi.

Bugün itibariyle 2026-2027 eğitim-öğretim yılının başladığını belirten Taş "Yaklaşık 20 milyon öğrenci ve 1 milyonu aşkın öğretmenimiz, yaz tatilinin ardından okullarına kavuştu. Özellikle öğrencilerimizde büyük bir heyecan ve sevinç var. Yaz tatili nasıl yıl sonunda özlemle bekleniyorsa, okullar da aynı özlemle bekleniyor. Öğretmen arkadaşlarımız iki hafta önceden okullarına giderek hazırlık sürecine başladı. Öğrenci kardeşlerimiz de gerekli hazırlıklarını tamamlayıp ders başı yaptı. Nihayetinde öğrencilerimizin geleceğe dair umutları, hedefleri ve planları var. Bu büyük heyecan ve sevincin içerisinde eğitim-öğretim yılı elbette bazı eksikliklerle başladı. Temennimiz, sağlıklı ve başarılı bir eğitim-öğretim yılını geride bırakmaktır." dedi.

"Okullaşma oranlarında geçmişe göre çok daha iyi durumdayız"

Eğitim alanında geçtiğimiz yıllara nispeten gözle görülür iyileşmelerin olduğunu belirten Taş "Teknolojinin gelişmesi, imkânların ve fırsatların artmasıyla birlikte birçok konuda önemli ilerlemeler yaşanıyor. Ancak eğitim dediğimiz alan; 20 milyon öğrenciyi, 1 milyondan fazla öğretmeni ve dolaylı olarak milyonlarca veliyi ilgilendiren devasa bir süreçtir. Ayrıca kısa vadede sonucunu alabileceğiniz bir alan değildir. Bu nedenle kendi içerisinde çeşitli sorunları da barındırmaktadır." ifadelerini kullandı.

Taş "Bu sorunları en aza indirmek için elbette çalışmalar yapılıyor. Ancak zaman zaman bazı sıkışmalar da yaşanıyor. Örneğin bölgeler arasında fırsat eşitsizlikleri, taşra ile şehir merkezleri arasındaki imkân farklılıkları hâlâ devam ediyor. Okullaşma oranlarında son yıllarda ciddi bir atılım var ve geçmişe göre çok daha iyi durumdayız. Fakat geçtiğimiz yıl Kahramanmaraş'ta yaşadığımız acı hadisenin ardından eğitimde şiddet olgusunu daha fazla konuşmaya başladık. Bu yıl Bakanlığın belirlediği 30 bin bahçe ve güvenlik görevlisiyle bu soruna yerel bir çözüm üretilmeye çalışıldı." şeklinde konuştu.

Fatih Taş

"Motivasyonumuz, öğrencilerimizin geleceğe hazırlanacağı sağlıklı bir eğitim ortamını oluşturmaktır"

Kılık kıyafet alanında yapılan düzenlemelere de değinen Taş, şunları kaydetti:

"Bunun yanında öğrenci kıyafetleri üzerinden süren tartışmalar da devam ediyor. Biz bu noktada öğrencilerin Bakanlığın belirlediği ölçüler çerçevesinde ortak kıyafet giymesi gerektiğini düşünüyoruz. Aynı kıyafetin tercih edilmesi, okulun iklimi ve eğitim ortamının sağlığı açısından daha doğru olacaktır. Bu yıl öğretmenler için de önlük uygulaması gündeme geldi. Eğer bu uygulama tavsiye niteliğinde olsaydı, öğretmen kardeşlerimizin gönüllü olarak mesleğin itibarını yansıtan bir önlük giymesi daha olumlu karşılanabilirdi. Ancak bunun zorunluluk hâline gelmesiyle birlikte öğretmenlerden ve sendikalardan çeşitli itirazlar geldiğini görüyoruz. Dolayısıyla uygulamanın nasıl şekilleneceğini önümüzdeki süreçte göreceğiz."

Konuşmasının devamında Taş "Bizim hem veliler hem de eğitim camiası olarak tek motivasyonumuz; öğrencilerimizin geleceğe hazırlanacağı sağlıklı bir eğitim ortamını oluşturmaktır. İyi motive olmuş bir öğretmen, bilinçli bir veli ve güvenli bir okul ortamı doğrudan öğrenciye yansıyacaktır. Eğitim, tartışmalı konuların gölgesinde kalmamalıdır." ifadelerine yer verdi.

"Ücretli öğretmen görevlendirmeleri, okullarımızda hâlen öğretmen açığı bulunduğunu gösteriyor"

Öğretmen atamaları konusunda 8-10 yıl önce her yıl 25-40 bin arasında öğretmen ataması yapılır iken nüfus artış hızının düşmesiyle birlikte okula başlayacak çocuk sayısında da azalmaların olduğunu söyleyen Taş, önümüzdeki 10-15 yıllık projeksiyona bakıldığında öğretmen ihtiyacının giderek azalacağı ihtimaline dikkat çekti.

Taş "Buna rağmen bugün hâlâ istenilen sayıda kadrolu öğretmen görevlendirilebilmiş değil. Bunun en açık göstergesi ise eğitim yılı başında yapılan ücretli öğretmen görevlendirmeleridir. Bu durum, okullarımızda hâlen öğretmen açığı bulunduğunu gösteriyor." diye belirtti.

"Öğretmenin ücret karşılığında geçici bir çalışan gibi değerlendirilmesi, mesleğin onuruna yakışan bir durum değildir"

Ücretli öğretmen hususunu da ele alan Taş, söz konusu uygulamanın öğretmenlik meslek onuruna ve itibarına yakışan bir durum olmadığını belirterek "Yıllardır söylediğimiz gibi ücretli öğretmenlik diye bir kavram olmamalıdır. Öğretmenin yalnızca ücret karşılığında derse girip çıkan geçici bir çalışan gibi değerlendirilmesi, mesleğin onuruna ve itibarına yakışan bir durum değildir. Bir yanda da uzun yıllar eğitim alıp atama bekleyen binlerce öğretmen kardeşimiz bulunuyor. Ancak mevcut demografik gerçeklik dikkate alındığında, geçmişte olduğu gibi her yıl 40-50 bin öğretmen atamasını artık beklemiyoruz." dedi.

Seçmeli derslerin seçimi ve uygulanması sürecinde yaşanan aksaklık ve olumsuzluklara açıklık getiren Taş "Seçmeli dersler ise bir sonraki eğitim yılı için önceki yılın ortalarında belirleniyor. Bakanlık, okullardan ve velilerden dilekçeyle talepleri alıyor; buna göre planlama ve materyal hazırlığı yapıyor. Bu noktada özellikle Kurmancî ve Zazakî seçmeli derslerinde bazı sıkıntılar yaşıyoruz. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde Kürtçe'ye yönelik ciddi bir talep olmasına rağmen birçok veli, dilekçe vererek çocuğu için bu dersi talep edebileceğini bilmiyor. Çünkü bu konuda yeterli kamuoyu ve bilinç oluşmuş değil." ifadelerini kullandı.

"Seçmeli ders uygulamasında her yıl farkındalıklar artsa da uygulamada hâlâ sorunlar yaşanıyor"

Konuyla ilgili STK ve siyasi partilerin girişim ve çalışmalarının olduğuna dikkat çeken Taş "Sivil inisiyatifler, sendikalar ve bazı siyasi partiler her yıl bilinçlendirme çalışmaları yürütüyor. Memur-Sen ve Eğitim-Bir-Sen bünyesindeki Kürtçe komisyonlarıyla HÜDA PAR gibi bazı siyasi partiler bu konuda çalışmalar yapıyor. Her yıl farkındalık artsa da uygulamada hâlâ sorunlar yaşanıyor. Örneğin şubat ayında bir okulda seçmeli Kurmancî dersi açılıyor. Ancak eğitim yılı sonunda idare değiştiğinde, norm kadro gerekçesiyle bu dersler kaldırılabiliyor. Toplumda 'Matematik veya Türkçe daha önemli; Kürtçe olmasa da olur' anlayışıyla bu derslerin geri plana itildiğine şahit oluyoruz." şeklinde konuştu.

Değerlendirmelerinin devamında Taş "Bazı okullarda ise haftalık 22-30 saat Kurmancî dersi seçilmiş olmasına rağmen norm kadro açılmıyor. Oysa bu yoğunlukta bir ders yükü bulunan okulda Kürtçe öğretmeni kadrosunun oluşturulması gerekiyor. Norm açılmadığında ise sanki o okulda böyle bir ihtiyaç yokmuş gibi bir tablo ortaya çıkıyor. Milli Eğitim Bakanı Sayın Yusuf Tekin'in de bu konuda, talep olması hâlinde okul idarelerinin süreci kolaylaştırması yönünde açıklamaları oldu. Ancak sahada hâlen bürokratik dirençlerle karşılaşıyoruz. Olumlu adımlar atılmış olsa da bunlar yeterli değil. Bakanlığın, seçmeli Kürtçe derslerini daha uygulanabilir hâle getirecek merkezi ve kalıcı düzenlemeler yapması gerekiyor." diye belirtti.